24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

Gün ayırma alışkanlığımız, eli öpülesi öğretmenler için de geçerli hale gelmiştir. Öğretmenlerimiz hayat boyu unutulmayan ve anılması gereken kimselerdir. Çünkü onlar bize bilmediğimizi öğreten kimselerdir. Hani bize bir harf öğretenin kölesi olunurdu?

İnsanın kendini tanıması ve vazifelerini yerine getirerek kutsallığını korunması için, eğitilmeye ihtiyacı vardır. Çünkü insan, madden ve manen eğitime ve yol göstericiye muhtaç bir şekilde yaratılmıştır. İnsanın hayatını düzene koyması, zararlı davranışlarının, istek ve arzularının yok edilmesi, göreceği eğitime ve yetiştirilme tarzına bağlıdır. Bazı toplumlarda insan eğitilmediği veya yanlış eğitildiği için vahşilik ve bilgisizliğin doğurduğu zararlı davranışlardan kendini alamadığını görüyoruz.

 

  1. a) Öğretmenlik, Kutsal Bir Meslektir:

Öğretmenlik kutsal meslektir… Öğretmen saygıdeğer bir kişidir… Öğretmene layık olduğu şekilde önem vermeliyiz, veriyoruz… Derken bir öğretmenler gününü daha ulaştık.

Milli Eğitim Temel Kanununun 43. maddesinde: “Öğretmenlik, devletin eğitim, öğretim ve bunlarla ilgili yönetim görevlerini üzere alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler” denilmektedir.

Yetkililer tarafından öğretmenlik kutsal meslek, öğretmen saygıdeğer kişi ile anılmış, ama hep dertleri, sıkıntıları unutulmuştur. Kutsallık lafta kalmamalıdır. Bu kutsal saygıdeğer kişi, hiç olmazsa bundan sonra özenle yetiştirilmeli, dertlerine, sıkıntılarına bir an önce el atılmalıdır.

Bir toplumun geleceği öğretmenlerin elindedir. Öğretmen, insan yetiştiren ustadır. Her insan öğretmene muhtaçtır. Çünkü öğretmen insana yol gösterir, şekillendirir ve hayata hazırlar. İnsan öğretmen sayesinde faydalı hale gelir. Sağlıklı aileler, sağlıklı toplumlar öğretmenin eseri olacaktır.

İnsan eğitimle doğmaz, eğitimle yetişir. İnsanın hayatını düzene koyması, ölçülü ve faydalı hale gelmesi, göreceği eğitime bağlıdır.

Yanlış eğitilen insanlar, faydalı hale gelemezler.

Öğretmen, devlet memuru anlayışı ile görev yapmaz. Onun görevi süreklidir. Onun mesleği fedakârlık mesleğidir.

Hz. Ali ( ra ): “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” derken herkesin öğretmenine şükran borcu olduğunu ifade etmiştir.

İnancımıza ve geleneklerimize göre üç insanın eli öpülür; ananın babanın, büyük anne büyük babanın ve uygunsa öğretmenin.

Peygamber ( as ) da: “İki kişiye gıpta edilir. Allah’ın verdiği malı yerli yerince harcayana, bir de Allah’ın verdiği ilmi başkalarına öğretene” demiştir. Demek ki, öğretmenlik gıpta edilecek bir meslektir.

Bir iş bir meslek güzel ve iyi niyetlerle yapılırsa, ancak o zaman güzel sonuçlar elde edilir. İyi insan, iyi ellerde ve iyi ortamlarda yetişir.

 

  1. b) Öğretmene Saygı:

Türk toplumunda hakkı ödenemeyecek, eli öpülecek, hiçbir zaman unutulmayan kişi olarak bilinir. Öğretmenin önüne geçilmez. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’a hocasının ardından girmiştir. II. Murat oğluna: “Oğlum öğretmen seni de döver, beni de döver” demiştir.

Yavuz Sultan Selim hocam üzülmeyiniz âlimlerin atının ayağından sıçrayan çamur, bizim için süstür” diyerek hocasının gönlünü almıştır. Hz. Ali’nin “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” sözü hiçbir zaman anlamını yitirmemiştir.

Müslüman Türk geleneğine göre öğretmene hürmet şarttır. Peygamberimiz: “Peygamberin varisleri bilginlerdir” buyururken Cenab-ı Allah da: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Buyurmuştur.

Hayatımızda birçok insanı unutur ama öğretmeni unutmayız; hep iyi olanlarını, hep rahmetle anarız. Yaşayanların elini öperiz. Çünkü onlar bize her şeyi öğretmişlerdir; insanlara hürmeti, milleti ve vatanı sevmeyi öğretmişlerdir. Milli, insani görevlerimizi öğretmişlerdir.

Öğretmen, bizi kitapla, kalemle, defterle tanıştırmıştır. İyiyi, kötüyü öğretmiştir. Hep faydalı olmalı, düzenli olmayı telkin etmiştir.

Bir toplumda suç ve suçlu oranının azalması, o toplumda uygulanan eğitime ve eğitimcinin durumuna bağlıdır. Hani “bir okul açmak bir hapishane kapatmaktır” denir durur.

Bu gerçekten okul açmakla değil, o okulda yapılan eğitim ve kazandırılan güzel alışkanlıklara, verilen terbiyeye bağlıdır. Yoksa okul açmak hapishane kapatmıyor. Problemleri halletmiyor. Bir araştırma yapsak, bugün hapishanede okul, kitap yüzü görmeyen kaç kişi vardır?

Samanoğullarında yöneticiler suçluları kütüphaneye hapsederler, belirli bilgileri öğrenmesine karşılık suçlunun cezasını hafifletirler veya affederlerdi. Çünkü onlara göre, insanı suça iten bilgisizlik ve eğitimsizliktir.

Bir toplum için öğretmen her şeydir. Zira toplumu yöneten, devleti idare eden, hülasa her işi yapan her insanı yetiştiren öğretmendir. Öğretmen, toplumlara yol gösteren, rehberlik yapan kişidir. Bu bakımdan ona gereken önem verilmeyecek olursa, o da asli görevini tam olarak yerine getiremeyecektir.

 

  1. c) Öğretmenin Görevi:

Toplumda yetişmemiş, fayda yerine zarar veren her insan eğitilmemiş veya yanlış yönlendirilmiştir. Bunda bence öğretmenin payı büyüktür.

Bir atasözü var “Rehberi karga olanın, burnu pislikten kurtulmaz” denmiştir.

Peyami Safa: “idealist olan, koyun sürülerinden kahramanlar yaratır. İdealsiz olan da kahramanları koyun sürüsü haline getirir” der.

Kutadgu Bilig de Yusuf Has Hacip: “Köpeklere aslan rehber olursa, köpekler aslanlaşır. Aslanlara köpek rehber olursa, aslanlar köpekleşir.”

İnsanın yetişmesinde öğretmenin önemi büyüktür. Öğretmen, bir emanetçidir. En kıymetli varlığımız olan çocukları ona emanet ederiz. Burada emanet korunabilir de, ihanet de edilebilir. Fırıncı dikkatli olmazsa, ekmekler yanar. İnsana da iyi örnek olunmaz, iyi şeyler verilmezse, öğrenciler de okuryazar olur. O bilgiyi de kötüye kullanır.

Mevlana’nın dediği gibi : “ Ahlaksıza verilen ilim, eşkiyaya verilen silahtan daha etkilidir.”

Öğretmen, eğitimcidir, öğrencilerini eğitmek, iyi şekillendirmek vazgeçilmez görevidir. Bugün millet, okuyanlardan daha çok zarar görüyorsa, öğretmen mükemmel insan yetiştirmiyor demektir. Açılan bir okul, bir hapishane kapatmıyor demektir.

Vicdan rahatlığı içinde yaşamak, hayatın sonunda huzur içinde ölmek, çocuklarının hayırlı kimseler olmasını isteyen öğretmen kendisine emanet edilen çocukları güzel yetiştirmenin yollarını aramalıdır.

İngiliz kralı 8. Edvard, İstanbul’a geldiğinde M. Kemal kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. Kral o kadar memnun olmuştu ki, “kendimi vatanım da hissediyorum” demişti.

Bir garsonun ayağı bir yerlere takılıp elindeki tepsi dökülmüş, biraz da kralın üzerine sıçramıştı.

  1. Kemal şaşkın şaşkın bakan herkese:

-“Bu millete çok şey öğrettim ama uşaklığı öğretemedim” demiştir.

Öğretmenin görevi, yabancı milletlere, yabancı ideolojilere uşak yetiştirmek değildir. Öğretmenin görevi dengeli, kendi şahsiyet ve kendi kimliğimizde insan yetiştirmektir.

Öğretmen, insan mimarıdır. Bina iyi yapılmayınca nasıl insanlar enkazı altında can verir, telef olursa, insan iyi işlenmediği, sağlam karakterli yetiştirilmediği zaman da gönüller yıkılır, evleri yıkılır, hayaller yıkılır.

 

d)Yeni Nesil İyi Yetişmezse Ne Olur?

Öğretmenini döven, öldüren, en azından saygı duymayan öğrenciye öğretmen ne vermiş, ne öğretmiştir?

Saygın, sevgi, ahlak ve inanç verilmeyen insan, insani değerlere sahip olamaz. İstese de başkalarına faydalı olamaz.

Kalbini ve beynini doyuramadığımız her insan, herkese problem olacaktır.

Öğretmen, sadece kuru bilgi veren, ansiklopedik bilgiler ezberleten kimse olarak düşünülemez. Kuru bilginin yanında insani duygular, insani kavramlar ve insani davranışlar da öğretmelidir.

Çocukların ahlaklı inançlı olmasından korkulmamalıdır. Maneviyat, inanç olmadan hiçbir kötülük önlenemez.

Atalarımız: “Allah’ı olmayanın ahlakı olmaz” “Kork Allah’tan korkmayandan” demişlerdir.

Tarihte topluma hizmet eden, halka hizmeti Hakk’a hizmet sayan her insan, manevi duygularla yetişmiştir.

İmam-ı Şafi Hazretleri şöyle demiştir: “Hocamı derste rahatsız ederim düşüncesiyle kitabın yaprakları yavaş yavaş çevirirdim.”

Şair:

“Edep iledir Kemal-i Âdem,

Edep iledir Nizam-ı âlem.

Edep bir taç imiş nur-u Hüdadan,

Giy o tacı emin ol her beladan.”

Denizlimizin bir bucağında öğretmenlik yapmış millet evlatlarını yozlaştırmaya, yabancılaştırmaya çalışmıştır. Hatta çocukların oruçlu olup olmadığını anlamak için ağzını açtırır, su dökermiş. Emekli olmuş, felç olup yatağa düşmüştür. Bir meslektaşı kendisini ziyarete gitmiş ve sormuş:

-Hala inanmıyor musun?

Kısa bir sesle cevap vermiş:

-“İnanmak istiyorum, inanamıyorum. Ah bir inanabilsem biraz rahatlayacağım iyi biliyorum ama ne çare” demiştir.

Burada kim ne kazanmıştır?

Bir atasözümüz vardır: “Yolu iyi bilen yorulmaz” denilmiştir. Buna göre sağlıklı bir toplum, milletimizin geleceği açısından en gerekli şeydir. Sağlıklı bir toplum oluşturmak için de genç nesli beden ve ruhu ile dengeli bir şekilde yetiştirmek, iye eğitmek şarttır. Eğer insanımızı dengeli ve sosyal hayata uyumlu olarak yetiştirirsek ancak o zaman geleceğimizden emin olabiliriz.

İnsan, eğitimle doğmaz, eğitimle yetişir. Geleceğimizi eğitimimizin millileştirilmesinde, insanımızın iyi eğitilmesinde ve eğitimcilerin iyi niyetinde görüyoruz.

 

e)Öğretmen Nasıl Olmalıdır?

Her zaman her devirde iyinin yanında kötü, yapıcının yanında yıkıcı ola gelmiştir. Üstad N.F. Kısakürek:

“Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;

Oluklar çift: Birinden nur akar, birinden kir.” Derken bu gerçeği ifade etmiştir.

Milli şairimiz M. Akif de:

“Muallimim diyen olmak gerekir imanlı,

Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı”

Öğretmen, diğer maaş memurlarına benzemez. O, toplumun her kesimini yetiştiren memurdur. Mimardır.

Öğretmenin önce kendisi mükemmel olmalıdır. Bilgili, ruh ve beden yapısı dengeli, şahsiyetli, sabırlı, mesleğini seven çocukları seven iyi alışkanlıklar sahibi sorumluluklarının idrakinde olan bir insan olmalıdır.

Tek kelimeyle öğretmen, örnek kişi olmalıdır. Öğretmen, emanetçidir. Bunun için güvenilir olmalıdır.

Öğretmen, doktorun şifa verdiği gibi hidayete erdiren kişi olmalıdır.

Öğretmen, insan yetiştirecek kabiliyette, ehil kimse olmalıdır. Kötü usta, güzel eser ortaya koyamaz. Kendini yetiştirmeyen kişi çocukların maskarası olur.

Mesleğe başladığım zaman bir yaşlı bana: “Öğretmenlik sabır mesleğidir. Bazen kör, bazen sağır bazen de dilsiz olursan başarılı olursun” demişti.

Öğretmen, yıkıcı değil, yapıcı olmalıdır. Milli manevi değerlerimizle barışık olmalıdır. Çocukların ailelerinden aldığı manevi duygulara saygılı davranmalıdır.

Öğretmen, öğrencilerin sevdiği, takdir ettiği bir rehber olursa, başarılı olacaktır.

Öğretmen, kolaylaştırıcı, teşvik edici, sevindirici olmalıdır.

Öğretmen, öğrenciyi küçümsememelidir. Hakaret etmemelidir. Onu küçük düşürecek davranışta bulunmamalıdır.

Öğretmenin asli görevi, öğrencileri hayata hazırlamaktır. Hayatın iyi güzel taraflarını öğretmeli ve zorlukları yenmeyi öğretmelidir. Yani iyi insan, iyi vatandaş yetiştirmelidir.

Sonuç olarak; öğretmen geleceğimizin teminatıdır. Yüz akı, ailesine, milletine faydalı nesiller eğitimle yetişecektir.

İnsan yararına görev yapan öğretmenlerimize selam ve saygılar sunar, onlara sağlık sıhhat ve afiyetler dilerim.

Millet yararına görevini tamamlamış ve bu dünyadan göçmüş olanlara da Allah merhametliyle muamele etsin. Ruhları şad olsun.

Allah bu millete ve ailelerimize hayırlı nesiller yetiştirmek nasip etsin.


Bu yazıyı 118 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.