AÇIKLIK MEDENİLİK DEĞİLDİR

Kadının açık giyinmesinin medeniyetle uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Kadının açık saçık giyinmesini, çıplak vücudu ile kendini teşhir etmesini medeniyetin ölçüsü saymak büyük hatadır.

Bugüne kadar kadının nazik vücudu hep istismar edilmiştir. Bilhassa son zamanlarda ve medenilik maskesi altında öz değerlerimize karşı silah olarak kullanılır olmuştur.

Kadını müdafaa ediyormuş gibi görünüp çeşitli yollarla onun nazik vücudundan para kazananlar; reklam vasıtası yapanlar, mecmua kapaklarını süsleyenler, afişlere ve gazete sayfalarını dolduranlar neticede kadını medeniyet açısından bir adım bile ileri götürmüş değillerdir.

İşin üzücü tarafı ise gazetelerde, mecmualarda, sinemada, tiyatroda, televizyonda, plajda, en nihayet sokaklarda insanımız açık saçık kadın göre göre açıklığın tabileşme ve meşrulaşma noktasına gelmiş olmasıdır.

Çıplaklık sapıklıktır. Açınma arzusu hayvani bir dürtüdür. İnsan açınma arzusu duyuyorsa, utanma duygusunu kaybetmiş, hayvanileşmiştir. Kadın çıplak halde açıldıysa zekâ erimesi başlamış demektir. Açıklığın sonu bunamaktır.

 

a)Medeniyet kadının çıplak vücudundan doğmamıştır:

Açıklık, iddia edildiği gibi medenilik değildir; açıklığın medeniyet ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Tarihe bakılacak olursa, yeryüzünde hiçbir medeniyet kadının çıplak vücudundan doğmamıştır.

Tarihte insan medenileştikçe örtünmüşlerdir. Hayvanlar gibi çıplak dolaşmaktan kurtularak insanların örtünmesi, medeniyetin bir parçası olmuştur. Bu nedenle, açıklık, medeniyete doğru bir gidiş değil, olsa olsa geriye dönüş, hayvanlığa doğru bir gidiş olur.

Aksi halde vücudunu örtecek bir şey bulamayan taş devri insanını bugünün insanından daha medeni kabul etmek gerekirdi.

Bugüne kadar medeniyet adına yapılan çılgınlıklar, medeniyet adına kadının biraz daha açılması, insanlığa bir yarar sağlamadığı gibi, insanlığın kaybına neden olmuştur.

 

Bu durumu şair şu mısralarıyla ne güzel ifade etmiştir:

 

Kovuldu ülkeden ar, namus, hayâ,

Asrileştik güya, uyduk modaya,

Beden açık, yüz yedi kat boya,

Surat dinsiz, tarak deli, ayna cılk.

 

Kollar açık, etek dizde,

Gençler zağar oldu izde,

Medeniyet budur bizde.

Güler misin, ağlar mısın?

 

b)Açınmak Hürriyet midir?

Açıklık, medeniyetin gereği bir davranış olmadığı gibi hürriyet anlamına da gelmez. Hürriyet, bir insanın çıplak gezmesi değil insani haklarını yerinde kullanabilmesidir. Açıklık hürriyet kabul edilirse o zaman insan, basit bir hürriyeti kullanmakla, esaretin kurbanı olur.

Örtünme denince çarşafa bürünmek olarak anlayan bazı kimselerin açınmayı hürriyet, örtünmeyi hürriyetsizlik ve ne kadar açınırsa o kadar medeni ve o kadar hür olacaklarını zannetmeleri çok yanlıştır.

Kısaca açıklık, kadın için hürriyet değil esarettir. Açık saçık kadınlar nefislerinin esiridir. Çıplak vücutları ile para kazananlar ise şehvetlerinin ve kendilerini sattıkları insanların esiridirler.

 

  1. c) Namusluluk ifadesi:

Sık sık rastlanan namusluluk iddiası, insanın namuslu olması için yeterli değildir. Herkes namustan, namusluluktan bahsedebilir. Namussuzluğu en kötü durumdaki bir kimse bile kabullenemez. Fakat işin aslına bakılacak olursa; namuslu olmak başka bir şeydir, namuslu görünmeye çalışmak başka bir şeydir.

Şekilde de olsa bir kadının namuslu görünmesinin ilk şartı, namus örtüsü ile mestur olmasıdır. Çünkü hiçbir namuslu kadın açık saçık giyimi ile kendini teşhir etmekten zevk almaz.

Açık elbisesini, kısa eteğini orada, burada asılıp durmak namus riyakârlığından başka bir şey değildir. Gerçekten açık görünmemesini, erkeklerin kendisini rahatsız etmesini istemeyen hangi kadın bu yola başvurur? Herkes bilir ki, kısa etek uzamaz. Hakkında kötü zanda bulunulmasını istemeyen kadın örtünür.

Bir zamanlar durmadan eteğini uzatmaya çalışan, namusluluk gösterisi yapan bir öğrenci velisi ile aramızda şöyle bir konuşma geçmişti:

-Boşuna uğraşmayın, siz de görüyorsunuz ki uzamıyor.” dedim.

-Kadının namusunu elbisesinde mi ararsınız? Namus elbisede değil, insanın içindedir. Dedi.

-İnsanın içindeki namus nasıl korunur? Örtünmeden namuslu kalınır mı? İnsanlar kıymetli eşyalarını neden saklar? Evinin penceresini, kapısını neden kapatır? Bir bahçeye neden duvar çekerler? … Dedim.

-Her şeyi bez parçasında aramanıza şaştım. Siz kalbe bakın. Dedi.

-İnsanın dışı ne ise içi de odur. İnsanın dışı içinin aynasıdır. Namuslu bir kadının kötü yolda ne işi var? Umumhane kadını, ben bu işi yapıyorum ama siz kalbime bakın, kalbim temizdir, ben namuslu bir kadınım diyebilir mi? Dese ne ifade eder? Dedim.

Kısa bir sessizlikten sonra:

-Peki, örtünmek esaret değil midir? Nerde kaldı kadın hakları, kaçıncı asırda yaşıyoruz? Dedi.

-Hangi kadın örtününce esir olur? Esaret, Allah’a itaat etmek değil, nefsin ve modacıların isteklerine uymaktır. Bir kadının örtünmesi esaret değildir. Ancak kendini korumak için başvurduğu bir yoldur. Bugüne kadar kadın açınmakla hangi medeni ve insani hakkını elde etmiştir. Açıklık hak sahibi olmanın, medenileşmenin yolu değildir. Zira tarih boyunca insanlar medenileştikçe örtünmüşlerdir. Bunun için açıklık, medeniyete doğru bir gidiş değil geriye dönüştür. Dedim.

Dinlerken utandığı, kendi durumunu savunmak için zorladığı belliydi. Fakat kendini açmak için telkin edilen mazeretlerden bir türlü kendini kurtaramıyordu. Devam etti:

-Buraya kadar haklı olduğunu kabul edelim. Fakat kutu kapalı olursa merak artar değil mi? Böyle olunca örtü de merakı arttırmaz mı? Kadının böylece daha çok rahatsız olmasına sebep olmaz mı? Dedi.

-Evet, insanın hiç görmediği, bilmediği şeylere karşı merakı vardır. Ama bu merak, bildiği aynı cinsten olan şeylere karşı değildir. Söyler misiniz, sokakta dönüp dönüp bakılan, laf atılarak rahatsız edilen kadınlar nasıl kadınlardır? Kime bacım, kardeşim, kime de canım, ciğerim denir, bu neyin ifadesidir? Dedim.

Toplum hayatında örtülü kadına saygı duyulduğu bir gerçektir.  J.J. Ruso şöyle anlatır:

Babamın saatine o kadar hayrandım ki ona adeta saygı duyuyordum. Bir gün babam saatini temizlemek için açmıştı. Saatin içini gördükten sonra babamın saatine karşı bende ki saygı ve hayranlık yok oldu. O benim gözümde sadece zamanı bildiren basit bir alet olarak kaldı.

Ben bunları anlattıktan sonra kadının söyleyeceği başka bir şey kalmamış olacak ki, müsaade isteyerek ayrıldı.

 

d)Utanmayan Dilediğini yapar:

Hayâ (utanma duygusu) kalmadıysa bir kadının örtünmesi güçtür. Çünkü örtünmek utanmanın icap ettirdiği bir durumdur. Eğer bir kadın utanmıyorsa örtünmesine de gerek kalmaz. Artık o dilediğini yapmakta serbesttir. Peygamber Efendimiz: ”Unutmadıktan sonra dilediğini yap” buyurmuşlardır. Atalarımız da bu durumu:”kadını er değil, ar zabteder” diyerek noktalamıştır.

Hayâ kadının başkaları için açılıp saçılmaktan ve çirkin durumlara düşmekten alıkoyarak onu güzelleştirir. Bunun içindir ki Peygamberimiz:

“Hayâ, ancak hayır getirir“ buyurmuştur

Denilebilir ki; hayâ, insan için en gerekli bir duygudur. Hele ana olan, namuslu olan kadın için daha çok gereklidir. Hz. Peygamber Efendimiz:”Hayâ (utanmak) güzeldir. Fakat hayâ kadınlarda daha güzeldir. Kadınların en hayırlısı iffetli ( nefsine haramdan men eden ) kadındır” buyurmaktadır.

Hayâ sahibi namuslu kadınların bulunduğu toplumların ahlaki ve sosyal yapısı sağlam olur. Doğacak nesiller de Allah’ın rahmetine ve nimetine layık kullar olacaktır. Hayâsızlık sonucu ise toplumun ahlakı bozulur. Fitne, fesat, fuhuş artar. Bu da toplumu felakete götürür.

Bu konuda Yüce Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

-“Hayâ imandandır”

-“Her şey için bir ahlak vardır. İslam ahlakı da hayâdır.”

-“İnsanlardan utanmayan kimse Allah’tan da utanmaz.”

-“Edepsizlik hangi şeye girerse, onu mutlaka ayıplı kılar. Hayâ nerede bulunursa, onu muhakkak güzelleştirir.”

 

e)Açıklık Tahrik Edici Bir Haldir:

Kadının açık saçık giyinmesi, açık kadının ve onu gören erkeklerin duygu ve düşüncelerinin değişmesine neden olur. Çünkü kadının açık hali erkekleri tahrik eder. Kadının ise çoğu zaman saldırıya, hatta tecavüzle uğramasına yol açan sebeplerin başında gelir.

Bir zamanlar bir genç, İzmir’in en kalabalık caddelerinden olan Kemer altında bir kızı öpmüş, poliste verdiği ifadede: “Beni tahrik etti. Kendime hakim olamadım” şeklinde ifade vermiştir. Kayseri’de açık hava sinemasında bir kadın saldırıya uğradığı gerekçesiyle bir genci mahkemeye vermişti. Mahkeme günü genç, hakime davacının sinemadaki kıyafetiyle gelmesini ve ancak o zaman ifade vereceğini söylemiş, kadın aynı kıyafetle geldiğinde hakim kadına “tahrik edici bir giyimin olduğunu ve dışarıda biraz daha dikkatli giyinmesi gerektiğini söylemiştir.”

25 -5 -1980 tarihli Tercüman Gazetesinde şöyle bir haber vardı:

“Sıcaklar bastırınca İngiliz polisi, genç kızları uyardı: Açık saçık giyinerek erkekleri tahrik etmeyin.

İngiliz polisi, İngiltere’de havaların ani olarak ısınması üzerine sıcaklardan gözü dönmüş saldırganlardan kendilerini korumaları için genç kızlara şu tavsiyelerde bulunuyorlar:

-Fazla açık saçık giyinerek erkekleri tahrik etmeyin.

-Oturup kalkarken hareketlerinizde dikkatli olun.

-Şeffaf elbise giydiğiniz takdirde mutlaka iç çamaşırı giyin.

-Hava sıcak diye fazla açılıp saçılmayın.

Polis, bu uyarılara riayet etmeyip tecavüze uğrayan genç kızların mahkeme önüne çıktıklarında hakimin olayda tahrik unsuru arayacağını, şayet hakim tahrik unsuru tespit ederse, kızlara tahrik etmekten ceza vereceğini bildirmiştir.”

Bugünkü giyim anlayışına göre kadının açık giyinmesi, vücudunu, güzelliğini teşhir ve erkeklerin dikkatini çekme arzusundan başka bir nedene dayanmamaktadır. Açık, yarı açık haliyle kadınların davranışlarının altında, karşı cinsi tahrik arzusu hissedilir ölçüde açıktır. İcat edilen yeni yeni modaların amacı da tahrike yöneliktir. Moda evleri kadın elbiselerini hazırlarken vücudu örtmekten ziyade kadının vücudunu daha cazip bir şekilde meydana çıkarmak için hazırlanmaktadır.

Eğer bir kadın açınıyorsa bunun sebebi, erkekler de hayranlık uyandırarak ilgisini çekme ve iltifat etmek isteyecektir. Sokakta açık saçık kadınlara normal gözle bakılmaması bundandır. Şehvet dolu bakışlar ve zaman zaman sataşmalar bunun ifadesidir. Çünkü cazibenin sergilenmesinde ilgi çekme ve tahrik etme gücü vardır. Reklamlarda, afişler de çıplak kadın kullanılmasının sebebi de bu değil midir?

İncelemelere göre bazı hayvanlarda çiftleşmeden önce tüylerini kabartıp vücutlarını açmaları, nasıl şehvet duygusundan ileri gelen bir tahrik yolu ise kadının vücudunu açma hareketinin altında tahrik yatar. Yoksa erkeklerin dikkatini çekecek şekilde kadının açınması başka neyin ifadesi olabilir?

Hepimizin bildiği gibi dükkân ve mağazaların vitrinlerinde eşya hangi gaye için teşhir ediliyorsa, açınarak kendini teşhir eden kadın da bu işi aynı gaye için yapmaktadır. Değilse başka ne gibi bir izah tarzı olabilir?

Aranma duygusundan uzak, olgun ve iffetli bir kadın vücudunu açarak teşhir etme çabası içine girmediği gibi asla buna ihtiyaç da duymaz. O bilir ki, örtü evinin pencerelerindeki perde gibidir. Perde ne işe yararsa örtü de kendisi için aynı işi görür.

Yüce dinimiz kadının iffetli kalması, saldırı ve tecavüzlerden korunabilmesi için ilk tedbir olarak örtünmesini emretmiştir. Rabbimiz Kur’an’da Ahzap Suresinin 33.ayetinde şöyle buyurur:

“(Ağırbaşlılıkla) evlerinizde oturun sizden evvelki cahiliye ( devrindeki kadınların kırıla döküle, süslerini göstere göstere) yürüyüşü gibi yürümeyin. Namazınızı dosdoğru kılın. Zekâtı verin. Allah’a ve Rasülüne itaat edin. Ey ehl-i Beyt, Allah sizden sadece günahı (çirkin işleri ) gidermek ve sizin tertemiz kalmanızı ister.”

Örtünmekten maksat, vücudun emredildiği; tamamının örtülmesi, elbisenin ince kısa ve dar olmamasıdır. Ayrıca dikkat çekici olmamasıdır.

Önemli bir husus da çocuklarda mahremiyet eğitimi küçük yaşlarda başlamalılar. Sonra zor olur. Anne, tam Anadolu kadını Müslüman fakat yanında kızı etek mini veya iç çamaşır kadar, göbek açık, göğüslerin bir kısmı dışarıda. Böyle olmamalı. Evlat kurtulmadan ana babanın kurtuluşu olmaz.

 

f)Kadın Örtünmelidir:

Bugüne kadar cereyan eden olaylar, kadının başına gelen felaketler kadın için örtünmenin lüzumunu ortaya koymuştur.

Allah hayvanların bile vücudunu örten tüyler yaratmıştır. İnsanların da vücutlarını örtmeleri için elbiseler yaratarak insanların bu elbiselerle örtünmelerini emretmiştir. Kur anı Kerimde bu konudaki emir şöyledir:”Ey insanoğlu, size (şeytanın açmak istediği ) çirkin yerlerinizi örtmeniz için elbise, bir de giyinip süslenmeniz için elbise yarattık.”(El-A’raf Suresi:26)

Yalnız Kur’an da değil bugünkü Tevrat’ta ve İncil’de de kadının örtünmesini emreden, açıklığı ayıplayan bölümler vardır. Mesela İncil’de:

“Başı örtüsüz olarak dua eden her kadın başını küçük düşürür. Eğer kadın örtünmüyorsa saçı kesilsin. Fakat kadına saç kesmek yahut tıraş olmak ayıp ise örtünsün” denilmektedir.

İslam inancına göre kadın saygıdeğer bir varlıktır. İslam Peygamberi ne ilk iman eden ve İslam’ın ilk şehidi kadın olmuştur. Cenab-ı Peygamber:”Cennet anaların ayağı altındadır” buyurarak İslam’ın kadına verdiği öneme işaret etmiştir. Dinimiz diğer dinler ve düşünceler gibi kadını kötü ve kötülüğün kaynağı uğursuz bir varlık olarak görmediği gibi kadınların kötü duruma düşmesini ve kötülüklerin kaynağı olmasını da istemez. Bu sebeple kadının iffet ve namusunun korunması için örtünmesi emredilmiştir. Böylece kadının her elin uzanacağı, her gözün göreceği vücudunu korumasını istemiştir.

Giyinmekten maksat bedeni açmak değil örtmektedir. Örtünme denince de vücudun çirkin yerlerini örtüp, güzel yerlerini açmak şeklinde anlaşılmamalıdır. Dinimiz kadının ve erkeğin nasıl giyinip nerelerini örteceğini açık olarak bildirmiştir. Ardından da bu ölçüye uymayanların zarara uğrayacaklarını haber vermiştir.

Peygamberimiz (sav) bir gün kadınlara hitaben: “Ey kadınlar! Sadaka verin zira ben sizin çoğunuzu cehennemlik olarak görüyorum” demiştir.

Ümmü Seleme’nin anlattığına göre Peygamberimiz giydikleri kısa ve açık elbiselerle örtündüklerini zanneden kadınları uyarmak için bir gece uykusundan uyanarak: “Sübhanellah bu gece ne fitneler nazil oldu. Ne hazineler de açıldı. Müslümanların analarını uyandırınız. Dünyada nice giyinik kadınlar vardır ki ahirette çıplak olacaklardır.”Buyurmuştur.

Müslim’in naklettiği bir hadislerinde de Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır: “Cehennem ehlinden iki sınıf vardır: Biri ellerinde sığır kuyruklarına benzer bir takım kamçılarla insanları döverler. Bir de elbise giydikleri halde çıplak olan ve erkeklerin kalbini kendilerine meylettiren, salınarak kibirle yürüyen, başları deve hörgücü gibi olan kadınlardır. Bu kadınlar cennete giremedikleri gibi cennetin kokusunu da duyamazlar.”

Ayrıca dinimiz kadının ve erkeğin kendi özelliklerini korunması bakımından kadının erkeklere, erkeğinde kadınlara benzemesini yasaklamıştır. Peygamberimiz sözde, şekilde ve hareketlerinde kadınlaşan erkeklerle, erkekleşen kadınlara lanetlemiştir.

Ebu Hureyre (ra) dan rivayet edildiğine göre Peygamberimiz kadın elbisesi giyen erkeklere, erkek elbisesi giyen kadınlara lanet etmiştir.

İbn-ü Abbas (ra) şöyle der: “Hz. Peygamber (sav) kadınlara benzemeye çalışan erkeklerle, erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lanet etmiş ve: “onları evlerinizden çıkarınız” buyurmuştur. Kendisi bu yüzden falan adamı, Ömer de falanı ( Medine’den ) çıkarmıştı. Rasulullah ( sav ) in huzuruna elleri ve ayakları kınalı bir adam getirmişler. “Bu nedir?” deyince: Kadınlara benzemeye çalışıyor, cevabını vermişler. Hz.Peygamber, onun Nakı’a sürülmesini emretmiştir. Ashap: Ya Rasulullah, onu öldürelim mi? Deyince, Peygamber: “Ben namaz kılanların öldürmekten men edildim” buyurmuştur.

Giyimin, cins özelliğinin dışına çıkmanın insanın kişiliği, düşüncesi ve yaşayışı üzerinde büyük ölçüde etkili olduğu ilim adamlarının ifadesidir. Erkek çocuğu istediği halde erkek, kız çocuğu istediği halde kız çocuğu olmayan bazı ailelerin kendilerini tatmin için çocuklarının giyimlerinde, oyuncaklarında yaptıkları değişikliğin daha sonra o çocuk üzerinde bunalımlara sebep olduğu bilinen ve ifade edilen bir husustur. Bu bakımdan çocuklar cins özelliklerine göre gelecekte yüklenecekleri sorumluluklara göre eğitilmeli ve ona göre yetiştirilmelidir.

Nakledildiğine göre sade bir şekilde giyinen Yavuz Sultan Selim süse ve ziynete pek önem vermezdi. Oğlu Süleyman ( Kanuni ) ise süslü giyinmeyi severdi. Bir gün oğlunun bir kadın gibi giyinip süslenmesine dayanamayan ve bunu sakıncalı gören Yavuz:

-Oğlum, o kadar çok süslenmişsin ki, anana bir şey kalmamış diyerek ihtar etmiştir.

 

  1. g) Örtü Kadını Korur:

Bazı vesilelerle zaman zaman iddia edildiği gibi İslam Dini kadının örtünmesini emretmekle kadını değersiz bir varlık kabul ederek, onun bazı hak ve hürriyetlerini elinden almış değildir. Aksine İslam Dininin örtünme emri, kadını korumaya, onu hürmete layık bir insan durumuna yükseltmeye yönelik bir emirdir.

Bu konudaki çarpık iddialardan biri de örtünmenin açıklıktan daha çok şehvet çekici olduğu hususudur. Hemen belirtelim ki, buda asla doğru değildir. Çünkü örtülü olan bir kadının vücudunda şehvet uyandıracak tahrik unsuru olmadığından örtünmek niçin şehvet çekici olsun?

İslam’ın emrettiği şekilde örtünmek kadını fitneden, rahatsız edilmekten, saldırıya ve tecavüze uğramaktan koruyacaktır. Zinaya yol açacak düşünce ve hareketlerden alıkoyacaktır. Aslında bir kadın namuslu da olsa örtünmediği zaman onun açık hali kendisini çirkinleştirecek, şehvet düşkünü bir kadın gibi gösterecektir. Kendini teşhir ettiği için hakkında yanlış ve kötü düşünmesine sebep olacaktır. Açık haliyle yalnız şehvet dolu bakışlara değil, lafla sataşılmasına ve fiili sarkıntılıklara muhatap olacaktır.

Açıkça İslam’ın örtünme emri, kötülüğe sürüklenme temayülünde olanlar için bile korumaya yönelik çok güzel bir tedbirdir.

Yüce Dinimizin bu konudaki emirlerine göz atacak olursak Allah ( cc ):

-“Ey Âdemoğulları, şeytan ana ve babanızı fena yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak nasıl cennetten çıkardıysa, sakın siz de bir fitne yapmasın.”( El-A’raf Suresi:27 ) buyurarak inananlara gelmesi muhtemel olan kötülüklere ve şeytanın fitnesine karşı uyarmıştır.

-“Ey Peygamber, eşlerine, kullarıma ve inananların kadınlarına söyle:

( İhtiyaçları için dışarıya çıktıkları zaman ) örtülerini üzerlerine alsınlar, ( vücutlarını örtsünler)Bu onların tanınıp eziyet edilmemesi için en doğru yoldur.”( Ahzab Suresi:59) buyrularak kadınların açıklıkları nedeniyle sataşmalara maruz kalmamaları için örtünmeleri emredilmiştir.

-“Evlerimizde oturunuz. Cahiliye kadınlarının açılıp saçılması gibi açılıp saçılarak kırıta kırıta yürümeyin.” ( Ahzab Suresi:33 )

-“Ey Âdemoğulları, sizin için ayıp yerlerinizi örtecek ve süsleyecek elbiseler yarattık. Allah’ın azabından korunma elbisesi daha hayırlıdır.”( A’raf Suresi:26 )

-“Evlenme arzusu kalmamış, oturan ihtiyar kadınların süs yerlerini örten dış elbiselerini bırakmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama korunmaları kendileri için daha hayırlıdır. (Nur Suresi:60)

Bu ayetlere göre kadınların zorunlu olmadan sokağa çıkmaması, çıktıkları zaman da dikkat çekecek bir şekilde yürümemesi, Allah’ın azabından kurtulabilmek için örtünmelerinin kendileri için daha hayırlı olduğu bildirilmiştir. Ayrıca “cinsi iktidarını kaybetmiş ihtiyar kadınların süs elbiselerini bırakmalarında bir günah yoktur” denilerek örtünme emrinin hikmeti açıkça belirtilmiştir.

İnsanımızın geleceği ve mutluluğu İlahi emirler doğrultusunda alınacak tedbirlere ve bu sayede elde edilecek müspet gelişmelere bağlıdır. III. Selim zamanında kadınların açık giyinmeye başlamaları üzerine padişah vezirini bir ferman yazarak: “benim vezirim, kadınların çarşı ve pazar da açık saçık gezdiklerini ve edepsizlik ettiklerini duydum ve gördüm. Bundan sonra herkesin edebi ile gezmelerini tembih et. Terzileri de böyle edepsiz elbiseler dikmekten men et.” Demiştir.

Açıklık ahlakı bozar, toplumun ahlak dokusunu ciddi şekilde zedeler. İnsanların şehvet duygularını her türlü mantık ölçüsünün dışında ön plana geçirerek sahte değer yargılarına yol açar. Toplum hayatında ahlaki ve manevi değerleri zaafa uğratır.

Bilhassa gençlerde cinsi gerilimlere sebep olur. Örtünmek ise her şeyden önce şehevi arzuların tatbik sahasına konmasına engeldir. Zira kadın örtünmekle başta hal ve hareketleri değiştirecektir. Erkeklerin o kadın hakkındaki düşünceleri, açık giyinen bir kadın hakkındaki düşünceleri gibi olmayacaktır.

Bu ifadelerimizden sonra şöyle bir soru sorulabilir: “Açık giyinen aşüfte görünüşlü her kadın ahlaksız mıdır?” Buna ayrıca cevap vermeye gerek yoktur. Bu soruyu soran kimse kendisi “açınan bir kadın niçin açınır?” Sorusuna cevap vererek çözümlemelidir.

 

  1. h) Güzel Kadın Açılıp Saçılan Kadın Değildir:

Yeryüzünde güzel bulduğumuz bütün hayvanların vücutlarını örten tüyleri vardır. Tüysüz hayvanları ise güzel bulmayız. Hele tüyü dökülen hayvana ise hiç ilgi duymayız.

Bir kadının da örtülü olması, açık olmasından daha uygundur. Çünkü; örtü kadının itibarını yükseltir. Kendisiyle yuva kuracak erkeğe güven ve itimat telkin eder. Kadındaki örtünmesini sağlayan utanma duygusu, onu açınmaktan alıkoyduğu gibi kötülüklerden de alıkor.

Bu bakımdan namuslu erkeklerin gözünde güzel kadın, açılıp saçılan kadın değildir. Her ciddi erkek, açık vücudu ile kendisini celbeden bir kadınla evlenmek ve yuva kurmak istemez. Çünkü açıklık güzel kadını bile bir noktada çirkinleştirir.

Aslında açık giyinen kadın, gözle ve nefse hoş görünüp müşteriyi tatmin etmeyen bir Pazar gibidir. Nedeni de: açık giyimi kapalılığa tercih eden kadının ruhunda kendine güvensizlik ve doyumsuzluk vardır. Açık kadın, çıplak görünüşü ile beğenilmek ister. Bu yolla ilgi çekmeyi dener. Kadının bu kendini teşhir arzusu ise güvenden değil, kendisine güvensizlik duygusundadır. Açıklık, kısa sürede cinsel soğukluk ve tatminsizliğe neden olduğu için kadında doyumsuzluk doğuracaktır.

Psikologlara göre açıklık, hayal gücünü yok eder. Cinsi arzuyu da köreltir. Büyükşehirler ve plajlardaki normallik gibi kadın erkek ilişkilerinde de ilgisizlik, soğukluk olacaktır. Bu bakımdan cinsi yönden soğuk olanlarda daha cazip görünme arzusu, açınmak, daha da açınmak şeklinde tezahür eder.

Bugün açıklığı yaygın olduğu toplumlarda aile ilişkilerinin normal olmadığı bilinen bir husustur. Çabuk tahrik olmanın doğurduğu tatminsizlik, eşler arasında soğukluğa neden olmaktadır. Bunun için özellikle batı toplumlarında görüldüğü gibi yasak ilişkiler normale dönmüştür. Mesela; homoseksüellik, sevicilik gibi sapık ilişkiler doyumsuzluğun doğurduğu iğrenç bir sonuçtur.

Netice olarak: kadın milletin anasıdır. Kadının ahlakı bozulmadan toplumların ahlaki bozulmaz. Yeryüzünde yıkılan milletler kadınlarının ahlakı bozulmadan yıkılmamışlardır. Yani kadınların namuslarını kirlettikleri nokta milletler için duraklama, gerileme ve en nihayet yıkılma noktası olmuştur.

Namus süsü, hayâ ziyneti yerine vücut cazibesini düşünen, şehvet dolu bakışları iftihar vesilesi sayan kadınlar çamurla oynayan çocuklar gibidir, temiz kalamazlar.

Kadın kendine süs eşyası, zevk aleti gözü ile bakmaktan vazgeçmelidir. Edep dahilinde giyinmelidir. Kadında zaten cinsi cazibe vardır. Bir de açılacak olursa bu ise karşı cinsi tahrik ekmekten başka bir işe yaramaz

Ne gariptir ki, bazılarına göre açıklık kadınlığın bir şartı olarak görünmektedir. Kadın sadece çıplak vücudu ile kadın değildir. Kadının soyunarak kendini kabul ettirmeye kalkışması, hatalı bir özentidir. Çünkü açıklık kadına ne kadar namuslu olursa olsun bu görünümü vermez. Bütün gözlerin kendisinde, eşinde, kızında olmasını isteyip, “kim açarsa bedeni ona derler medeni” diyerek medeni olunmaz. Açıklık, medeniyetin değil, geri dönüşün bir ifadesidir. Çünkü medeniyet, kadının çıplak vücudundan doğmamıştır.

Bunun için medeniyetin ölçüsü, kadının çıplak vücudu olamaz. Tarihten kadının çıplaklığına medeniyet örtmüştür.

Hal böyle iken bir yandan kadına açınabildiği kadar açınma hürriyeti tanınması, diğer yandan inancın gereği olarak örtünmenin, başörtüsü takmanın tutuculukla itham edilip, zaman zaman alay konusu olması ne gariptir?..

Bugüne kadar inançsızlıkları nedeniyle başörtüsü bazı kimseler tarafından mesele yapılmıştır. Öğretmen başını örttü, öğrenci eşarp taktı, avukat başörtüsü ile baroda oturdu diye kıyametler koparılmış; öğretmen görevinden alınmış, öğrencinin okulla ilişkisi kesilmiş, avukat barodan çıkarılmıştır.

Hemen ifade edelim ki, Yüce Allah’ın emrine uyarak başlarını örtenlere açmaya mecbur etmek vicdan hürriyetine aykırıdır. İnanç ve vicdan hürriyetinin zedelenmesi demektir. Bir kadının inancı doğrultusunda örtünmesi en tabii hakkıdır. Fakat bu hak da şekil olarak toplum geleneklerine ters düşecek şekilde kınanan, benimsenmeyen, örtünme arzusu duyanları soğutacak ve bilhassa örtünenlere zarar verecek biçimde kullanılmaya kalkışılmamalıdır.

Son olarak bir gazete haberine göre “çıplaklık kadınları aptallaştırıyor” 350 gönüllü kadın ve erkeğe zekâ testleri uygulayan iki Amerikalı psikolog giyinmiş olarak 350 kişiyi teste tabi tutmuştur. Şok sonuç: açık giyimli kadınların zihinsel yeteneklerinde ani düşüş görülmüştür. Giyimli olarak gösterdikleri başarıyı gösterememişlerdir. ( 23-04-1999 Sabah Gazetesi )

Cenab-ı Allah insanımızı sapıklıktan ve ahlak düşüklüğünden korusun.


Bu yazıyı 274 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here