Yaratılan her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi mutlaka bir sonu vardır. Dünyamız bilim adamlarının ifadesine göre yaşlanıyor,bir sona doğru gidiyor. İnsanda doğuyor, büyüyor ve dünya hayatının sonuna doğru gidiyor. Her insanın bir gün ağzının tadı bozulacak, dünyadaki ömrü bitecek, hayat son bulacak ve ölüm olayı gerçekleşecek. Bunun kaçışı olmayacak.

İnsan, hayatını boşa geçirmediyse, Allah’a teslimiyeti kolay olacak. Eğer hayatı oyun ve eğlence zannettiyse, Allah onu teslim alacak. Nerede? Ne zaman? Nasıl? Allah bilir.

Hayat, Allah’a kulluk ekseni etrafında geçtiyse, Azrail incitmeden ruhu teslim alacak. Onun sıkıntılı bir kabir hayatı olmayacak, sıratı kolay geçecek, amel defteri sağ tarafından verilecek, hesabı kolay görülecek ve Allah’ın razı olduğu bir kul olarak cennete girecek, orada sonu olmayan bir hayat yaşayacak.

İnanan içinde ahiret vardır. İnanmayan içinde ahiret vardır. Kimse inkar etmekle ahiret hayatını yok edemez. Ahiret hayatı yok demekle de ahiret hayatı yok olmaz.

Darwinizm teorisi, reankarnasyon inancı, Satanizm ve Ataizm gibi ideolojilerin hepsi ahiret hayatını inkara yönelik gayretlerden başka bir şey değildir.

Tarihe bakılacak olursa, ölüm hayat inancı en ilkel insanlarda vardır.Mumyalama, mezara gömüş şekli, mezara konulan yiyecek içecek ve eşyalar, ceset yakma olayı hep ölüm ötesi inancın eseridir.

Ahiret hayatı denildiği zaman, kabir hayatı, haşr, mizan, sırat, şefaat, mağfiret, cennet ve cehennemden ibarettir.

Ahirete iman, iman esaslarındandır. Kur’an’da şöyle buyurulur:

– “Ey iman edenler! Allah’a, peygamberine indirdiği kitaba imanda sebat edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkar ederse tam manasıyla sapıtmıştır.’’ (Nisa:136) buyrularak ahireti inkar eden sapık ilan edilmiştir.

A-  AHİRETE İMAN

 

Ahiret, “son” sonra olan “manasına” Dünyanın sonu” öbür alem demektir.

Bir gün dünya son bulacak ahiret başlayacaktır. Allahtan başka her şey yok olacak.

– “Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbin zatı baki kalacaktır.”(Rahman:27)

Kıyamet günü insanlar ve canlılar tekrar hayat bulacaklar, kabirlerinden kalkıp, mahşer meydanında, yüce Allah’ın huzurunda toplanacaklardır. Hesap vereceklerdir. Amel defteri sağdan verilenler cennete, soldan verilenlerde cehenneme gideceklerdir.

Ahiret hayatının sonu yoktur. Bitmez, tükenmez bir hayattır.

Ahiret gününe, din günü veya gayb alemi de denir. İsrafil (as)’ın sura üflemesi ile dünya hayatı son bulacak, gene sura üflemesiyle; ruhlar cesetlere dönecek, diriliş başlayacaktır. Kur’an’da şöyle bildirilir:

– “Sura üflenince göklerde ve yerde bulunanlar baygın düşer. Sonra Sur’a bir daha üfürülünce hemen ayağa kalkıp, bakışmaya başlarlar.”(Zümer:68)

Ahirete iman, Allah’a imandan sonra zikredilir. Kur’an’da:

– “Öldükten sonra diriltme, ilk yaratılıştan daha kolaydır.”(Rum:27)

– “Ey Resulüm deki: Onları ilk yaratan diriltir.” (Yasin:79) buyrularak diriltmenin zor olmayacağını bildirmiştir.

Ahiret olmasaydı iyiler mükafat görmez, kötülerde ceza görmezdi. Bu ise yüce Allah’ın adaletine aykırı olurdu. Kuran’da bildirildiğine göre:

– Haşr 7-8: “Zerre kadar iyilik yapan mükafatını görecek, zerre kadar kötülük yapan cezasını görecektir.

– Kitabı, sol tarafından verilenler: Keşke bana kitabım verilmeseydi. Hesabımı hiç görmemiş olsaydım. Keşke ölümle yok olup gitseydim. Malım bana bir yarar sağlamadı, gücüm tükenip gitti. Allah, cehennemin muhafızlarına emreder: “Tutun onu, ellerini boynuna bağlayın, sonra onu alevli ateşe atın.” (Hakka:13-31)

İnanan, bu hayatı güzel yaşayanlar için, ahiret, müjde ve güzelliklerle dolu, inanmayan ve hazırlanmayanlar için de korkularla, acı ve azabla doludur.

Ahiret inancı ve yazıcı meleklere iman, insanın kötü olmasına kötü yaşanmasına engeldir.  Ahiret inancı korkuları yok  eder. İnsanda sorumluluk duygusunu geliştirir, düzenli, doğru dürüst yaşamasını sağlar. Ahirete inanmak, yalancı dünyaya kul köle olmayı önler,insanlara karşı kin ve intikam duygularına mani olur. Ayrıca insanın sabrını arttırır ve inananı farklı kılar.

Ahiretle ilgili bu bilgiler bize güzel güzel mesajlar veriyor. Allah:

-Duymadın mı? Sana söylemediler mi? diyecek.

Ölümde de güzel mesajlar vardır.

Ölenlerden haber almak isteyen mezar taşlarından gelen haberlere bakmalıdır.Herkes ölecek.Allah şöyle bildirir:

– “Biz, senden öncede hiçbir kimseyle ebedilik vermedik.”(Enbiya:34)

– “Her canlı ölümü tadıcıdır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir.” (Ali imran:185)

Ahiret hayatı inkar edilemez:

– Adalet duygusu, ahireti, hesaplaşmayı, zorunlu kılar,

– İnsandaki sorumluluk duygusu ahireti zorunlu kılar ,

– Ebedilik isteği ve mükafatlandırılma ahireti zorunlu kılar,

– Allah’ın vaadi Kur’an’ın ve peygamberin verdiği haberler ahireti zorunlu kılar.

Biz inansak da, inanmasak da ölüm var, ahiret var.Allah sonumuzu hayretsin.

İnanmayan ne kazanacak?

Her insanın aynı şekilde düşünmesini, aynı şekilde inanmasını bekleyemeyiz. İman edebilmek Cenab-ı Allah’ın bir lütfu olmakla beraber akıl işidir de.

Günümüzde inanıp inanmadığına bakılmaksızın her ölü Müslüman muamelesi görmektedir. Her ceset yıkanıp, kefenlenip, dirisi camiye gelmemiş olsa bile ölüsü camiye getirilip namazı kılınır, dini törenle gömülür. Fakat nasıl defnedilirse edilsin insan hayatının hesabını verecektir.Yaşayışı ile ya cennete, yada cehenneme gidecektir.

Kur’an’da şöyle buyrulur:

“And olsun biz cin ve insanların bir çoğunu cehennem için yarattık, onların kalpleri vardır idrak etmezler, gözleri vardır görmezler, kulakları vardır işitmezler; onlar dört ayaklı hayvanlar gibidir. Hatta daha da sapıktırlar. Onlarda gaflete düşenlerin ta kendileridir.” Araf suresi: 179

Dünyaya razı olup ahiret hayatına inanmayanların sapıklık içinde birer zavallı olduklarını, sonlarının ise pişmanlık veren bir azap olacağını Allah şu ayetlerle bildirmiştir:

“Öldükten sonra dirilip bize kavuşacağını ummayan sadece dünya hayatına razı olan ve dünya hayatından başka bir şey düşünmeyen kimselerde ayetlerimizden gafil olanlar yok mu? İşte onların yaptıkları kötülükler yüzünden varacakları yer ateştir.” (yunus suresi:7-8)

………

“Bu onların cezasıdır.Çünkü onlar ayetlerimizi yalanlayıp inkar ettiler: “Bir yığın kemik ve kırıntı olunca mı biz yeniden diriltileceğiz” dediler”(İsra suresi:98)

………

“O kafirler ki dinlerini bir eğlence ve bir oyun edinmişlerdi.Onları dünya Hayatı aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşmayı unuttular ve ayetlerimizi nasıl bilerek inkar ettilerse, bizde bugün onları öylece unutacağız.” (A’raf suresi:51)

………..

“Allah’ın huzuruna çıkmayı yalan sayanlar gerçek ziyana uğramışlardır.Nihayet kendilerine ansızın kıyamet gelip çattığı zaman onlar günahlarını sırtlarına yüklenerek diyecekler ki: Hayatta yaptığımız günahlardan dolayı yazık bize!” dikkat edin ne kötüdür o yüklenip taşıyacakları şeyler.” (En’am suresi:31)

………..

“Onlar ateşin karşısında bir durdurulup “Ah bize ne olurdu dünyaya geri döndürülseydik de Rabbimizin ayetlerini yalan saymasaydık. İman edenlerden olsaydık” dedikleri zaman onları bir görsen!” (En’am suresi:27)

……….

Dikkat edelim, en çok sevdiğimiz, en çok önem verdiğimiz şeyler bizi cehenneme götürmesin. Bir mevsim için, kısa bir yolculuk için büyük hazırlıklar yaparken sonsuz aleme giderken hazırlıksız gitmeyelim. İnanıp yararlı işler yapmak yerine, inanmayıp küfür içinde yaşamanın, dünya hayatını çekilmez ahiret hayatını zevksiz yapmanın bir anlamı yoktur. İnanarak yararlı işler yapmak insana iki cihan saadetini sağlayacaktır.

 

Şair ne güzel dile getirmiş:

 

‘’Gururlanma insanoğlu,

Ölmemeye çaren mi var?

Hazan görmüş bir gül gibi,

Solmamaya çaren mi var?

Hayat denen dolap döner,

Bütün mahluk ona biner,

Yağı biten lamba söner,

Sönmemeye çaren mi var?

Hiç aldanma mülke, mala,

Gitmezsin doğru yola,

Tatlı canı Azrail’e,

Vermemeye çaren mi var?

Düşünmezsin hiç ölmeyi,

Terk etmezsin hiç gülmeyi ,

Yakası yok ak gömleği,

Giymemeye çaren mi var?

Nerde ecdat, nerde ata?

Hakka karşı etme hata ;

Tabut denen ağaç ata,

Binmemeye çaren mi var?

Daim yürü Hak izinde,

Hakkı zikret her sözünde,

Dört kişinin omzunda,

Gitmemeye çaren mi var?

Kalkacaktır gözden perde,

Bakacaksın evin nerde,

Ev kazılan kara yerde;

Yatmamaya çaren mi var?

Münkir Nekir gelecektir,

Rabbim kimdir soracaktır,

Mü’min cevap verecektir,

Kurtulmaya çaren mi var?

 

 

B-AHİRET VAR MI?

 

Görülmeyen şeyleri, bazı akılsızlar, çabucak inkar edip, “yok” deyip işin içinden çıkıveriyorlar.

Ölüm sondur, ahiret yoktur, sorgu yok, hesap yok,ben ölünce cesedimi çöplüğe atıversinler, yıkamak, kefenlemek, cenaze namazı kılmak,mezara gömmek manasızdır.” diyorlar.

Herşeyin bir karşılığı vardır.Bu dünyanın karşılığı da ahirettir. İnsanın yaptıklarının da bir karşılığı olacaktır.Yoksa herkes dilediğince yaşasın, yok olsun gitsin, hiçbir şey sorulmasın olur mu? O zaman ahlaklı olmanın, insanca yaşamanın, iyilik yapmanın ne anlamı olur?

-Ahiret için başta akıl var diyor.

-Yoktan var eden, öleni diriltmez mi?

-Kitap, peygamber gönderen, emir ve yasaklar koyan, insana sormaz mı? İyileri cennete, kötüleri cehenneme koymaz mı?

Akşamdan yatıyoruz, sabah nasıl kalkıyoruz. Toprağa tohum atıyoruz,nasıl çıkıyor? İlk baharda her şey nasıl yeşeriyor?

Ölülerimiz gidip gelmiyor,olmasa gitmezler. Var ki, gidip kalıyorlar.

Ahiretin olmadığı, inanmayanların yalanı, yaptıkları bir hazırlık yok, ahiret olmasın istiyorlar.

Ölüler içinde kötüler içinde ahiret gereklidir. Ağaçlar ilk baharda nasıl uyanıyorsa, insanlarda öylece uyanacaklar.Herşeyin hesabını vereceklerdir.

İlkel insanlar bile ahirete inanmış, kabre yiyecek içecek koymuşlar, ölüyü kalkıp gidecekmiş gibi oturtmuşlar, cesetleri mumyalamışlardır.

Ölüm yok olmak değildir.İnkar edenleri Allah cezalandırmış, pompe şehrinde bozulmamış cesetler, firavunun üç bin yıllık çürümeyen cesedi ibret almamız için korunmuştur.

Allah: “Ey Firavun! Senden sonrakilere ibret olman için bugün senin bedenini cansız olarak saklayacağız.” (yunus:92) buyurmuştur.

Öyle beni çöplüğe atıversinlerle kimse kendini kurtaramaz. Kedi köpek ölüsü bile çöpe atılmaz. Sonra insana, hayvana yapılan muamele yapılmaz. İnsan yıkanır, kefenlenir, namazı kılınır, dualarla merasimlerle kabre konur, ardından da hayır yapılır.

Allah inkarcıları niye cezalandırıvermiyor’’ deniyor.

Dünya ceza yeri değildir.

Cenab-ı Allah Rahimdir.

Ne demek Rahim? Ahirette sadece inananları nimetlendiren demektir.

Cenab-ı Allah Rahmandır.Dünyada inansın inanmasın, kulluk yapsın yapmasın, iyi olsun olmasın herkesi rızıklandırır.

 

İbni Abbas’a (r.a.) sorarlar:

-Ruhlar cesetten ayrılınca nereye gidiyorlar?

Büyük sahabinin cevabı akıl sahiplerine düşünme sebebi olur.

-Lamba sönünce ışığı nereye gidiyorsa ceset ölünce ruhlarda oraya gidiyor.

Derler ki:

-Lamba sönünce ışık yok oluyor. Demek ki ceset ölünce ruhlarda yok oluyor.

İbni Abbas Hazretleri:

-Hayır, der, ruhlar yok olmuyor. Nitekim ışık da yok olmadığı gibi. Yok olduğunu sandığınız lambaya ateşi uzatın ışığın tekrar başladığını göreceksiniz. Demek ki ışıkta yok olmak yoktur. Ruhlarda da yok olmak olmadığı gibi…

Kendini akıllı bilen bir adam:

Ben sağlamcı biriyim.Gözümle görmediğim şeye inanmam,diye söylenip dururken yanındaki yaklaşıp ensesine bir tokat aşkeder.

Adam tokadın şiddetinden neye uğradığını anlayamaz , bağırmaya başlar:

– Bu ne insafsızca vuruş, acı beynime sıçradı. Tokadı atan itiraz eder:

– Hayır hiç de acıtmadı .Benim tokadım hiç acıtmaz.Şayet acıttığını iddia ediyorsan göster de görelim ne miktar acıdı ? Eni, boyu ne kadar acının? der.

Görmediğine inanmayacağını iddia eden adam acıyı gösteremediği için yediği tokat yanına kar kalır.

Sonra da acılı adamın önüne bir bardak çay getirip koydular.Adam baktı tabakta şeker yok.

Seslendi:

-Bu çay şekersiz, şeker getirin.

Cevap geldi:

-Şeker var çayda.

Sağa baktı, sola baktı; şekeri göremeyince itiraz etti:

-Ben şekeri göremiyorum. Dediler ki:

-Şekeri gözle değil dille görebilirsin, çayı bir yudumla da gör, şeker var mı yok mu?

Adam gözleriyle baktığı çayın içinde şekeri göremediği halde diliyle yudumladığı çayın içinde şekerin var olduğunu anlayınca söylendi:

-Demek ki göz her şeyi görmezmiş, bazısını da dil görürmüş.

Ankebut 20 de Allah’ın her şeyi ilk yarattığı gibi, ahirette de yaratacağı bildirilmiştir. “Ölen, toz toprak olan nasıl dirilecek?” denemez. Allah başta yoktan var etmiştir. İkinci yaratmak daha kolaydır. Ahiret, dünyanın devamıdır.

Hz.Ali’ye sormuşlar:

-Allah bu kadar insanı nasıl diriltip hesaba çekecek?

– “Nasıl rızıklandırıyorsa öyle’’demiş.

Allah için hiçbir şey güç değildir.

Allah şöyle bildirmiştir:

– “Her insanın boynuna ,işlediklerini dolarız, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız.” (İsra:13)

– “O gün, aleyhlerinde kendi dilleri, kendi ayakları, onların neler yaptıklarına şahitlik edecek.”(Nur:24)

İnkarcıların ağzıyla Kur’an’da şöyle deniliyor:

– “Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı biz mi diriltilip yaptığımız işlere göre cezalandırılacağız? (Saffet:53)

Bunlara cevap gene Kur’an’dan geliyor:

– “Biz ilk yaratmadan aciz mi kaldık? Hayır, onlar, yeniden yaratılmaktan şüphe ediyorlar.(Kaf:15)

Yasin Suresi Ayet 78-79:

– (Yeniden yaratılıştan şüphe eden insan) kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek sundu da soruverdi:

Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?

(Ey Peygamber!)cevap ver:

Onları ilk defa yaratan diriltecek.O yaratmanın (çeşitleri ve inceliklerini) bilendir.”

– “İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor. Biz onu parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yaratmaya kadiriz.”(Kıyamet:3-4)

Ahkaf Suresi Ayet 33:

“Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmada hiçbir güçlük çekmeyen Allah’ın ölüleri tekrar diriltmeye kadir olduğunu görmüyorlar mı? Evet elbette O her şeye gücü yetendir.

Rum Suresi Ayet 50:

“(Yeryüzünde)Allah’ın rahmetinin izlerine bir bak!Ölümünden sonra yeryüzüne nasıl hayat veriyor. O, ölüleri de böylece diriltecektir. O her şeye gücü yetendir.

Kıyamet Suresi Ayet 37-40:

“İnsan dökülen meniden bir nutfe; sperma değil miydi? Sonra kan pıhtısı oldu (da Allah onu kan pıhtısından) yarattı ve ona şekil verdi. Ondan da iki çifti; erkeği ve dişiyi var etti.

Şimdi bunları yapan Alllah’ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?’’

– Sahabi Ebu Rezin anlatıyor.

Allah’ın Resulü’ne sordum:

– Ya Resulallah!Allah ölüleri nasıl diriltecek?

Şu cevabı verdi:

– (Ya Eba Rezin!) Sen hiç çorak iken geçtiğin bir vadiden yemyeşil olduktan sonra da geçtin mi?

– Evet,(geçtim ya Resulallah!)

– İşte Yeniden diriliş de böyle olacak;Allah ölüleri bu şekilde diriltecektir. (Müsned:4/12)

– “Yeryüzünü dolaşın,Allah ilk nasıl yarattı ise ahireti de öyle yaratacaktır.” (Ankebut:20)

 

Kuran’da Cennet Cehennem ‘den şöyle bahsediliyor.

– “Orada onların dilediği her şey bulunur.Ondan daha fazlası vardır.”(Kaf:35)

-‘’Kullarım için gözlerin görmediği ,kulakların işitmediği insanın hayalinden geçmeyen nimetler hazırladım.(K.H.K.sitte 14/227)

– “Güzel amel işleyenlere,daha güzel iyilik,birde ziyade vardır.’’(yunus:26)

– “Ey insanlar! yakacağı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve çoluk çocuğunuzu koruyun.” (Tahrim:6)

– “Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki….(Kehf:29)

Bir hadiste de;

– “Eğer cehennemliklerin içinde yüzdükleri irinden dün yaya bir kovacık dökülecek olsa, bütün yeryüzü halkına koku siner, hepsi pis kokardı.” İ.Canan (K.Sitte:247) buyrulmuştur.

Bir insanın hem cennette hem de cehennemde yeri vardır.Arayan belasını bulur,arayan da mevlasını bulur derler.

Rabbim bu dünyayı yatarmış, ahireti de yaratmış,inanmamızı ve oraya hazırlanmamızı istemiş.

İnanan,inandım diyen farklı olmalı,farklı yaşamalıdır. Neden? Çünkü insanın kime benzediği önemlidir.

Ölüm ötesine inanmayan hiçbir şey kazanmaz,eline hiçbir şey geçmez.

Hz.Ali’ ye  “ahiret yok” demişler. O da: “ya varsa, o zaman ne kazanırsın? Demiş, ahiret yoksa benim ne kaybım olur? demiş.

Ölüm, geçiştir, sonsuz hayatın başlangıcıdır.

Dirisi camiye gelmeyenin ölüsü gelir. Dirisi örtünmeyenin bedenini kefenle örterler. Kendisi namaz kılmayanın cenaze namazını kılarlar. Bunlarda ona fayda vermez.

Dikkat edelim, önem verdiğimiz ve bir taraftan da ihmal ettiğimiz şeyler sakın bizi cehenneme götürmesin.

Ahirete inanmanın pek çok faydaları vardır:

Namuslu olan fayda görmeyecek, kötüde ceza görmeyecek dense,herkesin yaptığı yanına kar kalacak olsa,kim iyi olur, kim iyilik fedakarlık yapmak ister. Kim sadaka verip fakir fukarayı gözetir?…

Ahirete inanan;

-Sorumluluklarını yerine getirir.

-Ölüm korkusu çekmez.

-Yaptığının hesabını vereceği için ölçülü yaşar.

-Hak hukuk gözetir.

-Kötülük yapmaktan çekinir.

-Ahirete yatırım yapar.Sevap alacağı işler yapar.

-İnsanı iyilik yapmaya yöneltir. İnsanı diri tutar.

-Haksızlığa uğradığı zaman, elini pisliğe bulaştırmaz,intikam almaya kalkmaz, Allah’a havale eder.

-Ölümü hatırlayınca içi kararmaz, korkmaz.

-Bir idealin peşinde koşmayan, ahiret işi yapmaz.

Şair şöyle ifade eder:

Yüksek uçan gönül yorulur bir gün,

Mizan terazisi kurulur bir gün,

Herkesin ettiği sorulur bir gün ,

Döner mi Ya Rabbi dil yavaş yavaş!’’

 

C – ÖLENİN AMEL DEFTERİ KAPANIR MI?

 

Allah Resulü:

– “İnsan öldüğünde ameli kesilir, amel defteri kapanır. Ancak sadakai cariye, fayda veren ilim, dua eden hayırlı evlat yetiştirenin defteri kapanmaz.”(R.Salihin 2/953) buyurur.

– Hz.Enes: “Bir canaze geçti Peygamber. “Vacib oldu” dedi. Bir cenaze daha geçti onada “Vacib oldu” dedi. Sorduk vacib olan nedir?

– Birincisinin iyiliğinden bahsettiniz ona cennet vacip oldu.Diğerinin fenalığından söz ettiniz. Onada cehennem vacib oldu dedi.” (Age:2/954)der.

Allah Resulü derki:

­-  “Ölülerinize yasin okuyun.’’(is.fıkh.Ars:3/90)

– “Kim kabre gider, ziyaret eder, Yasin okur, ölülere bağışlarsa, o gün Allah onların azabını hafifletir, kendine de ölülere verilen sevap kadar verir.” (Age:3/90)

İyi veya kötü çığır açana o çığır devam ettiği müddetçe ona sevap veya günah gelir.

Aksi inanılırsa,o kişi nasiplenemez…

Cenaze namazı ve mezar taşına “Fatiha” yazmanın anlamı ne o zaman ?

Hud:114: “iyilikler kötülükleri yok eder.” buyrulur.

Borçlarını ödeme vardır. Ödenirse borç düşer.

Ölenin borçlarının ıskatı var. Allah kabul eder.

Günde beş defa ezandan sonra peygamberlere dua ederiz.Ölülerimize niye dua etmeyelim.

İnsanın dünyada yazdırdığı amel defteri iyiler içinde kötüler içinde kapanmaz. Kıyamet günü açılacaktır. Kuran’da şöyle bildirilir:

-“Kıyamet günü amel defteri önlerine konur.Hayret ederler:

“Vay halimize!derler.Bu nasıl kitapmış her şey yazılmış….” (Kehf:49)

– “Her insanın amelini boynuna dolarız.İnsan için kıyamet gününde kitabını önüne koyarız.Kitabını oku ‘’deriz’’(İsra:13-14)

– “Kimin kitabı sağından verilirse,kolay bir şekilde hesaba çekilecek ve sevinçli olarak ailesine dönecektir. Kiminde kitabı sol tarafından verilirse, o derhal yok olmayı isteyecek, alevli ateşe atılacaktır. Çünkü o dünyada mal mülk sebebiyle şımarmıştı.’’ (inşikak:7-13)

– “Kitabı sol tarafından verilen:” Keşke bana kitabım verilmeseydi de hesabımın ne olduğunu bilmeseydim der.” (Hakka:25-26)

 

D- ÖLÜDEN YARDIM BEKLENİR Mİ?                                 

Ölenden, kabir ehlinden hiçbir şey beklenmez ve istenmez, mezarına tapılmaz. Ancak ölenden ibret alınır.

Yanlış bir şey yapmak ona ızdırab verir, kemiklerini sızlatır, Dua ederken dikkat edilmeli.. “Yetiş”diye imdada çağırılmamalıdır.

Başkasından yardım bekleyene kıyamet günü Cenab-ı Allah:

– “Git sana falanca yardım etsin” diyeceğini bildiriyor.

Unutmayalım, bu dünyadan ayrılan ölüler, dünyadaki dirilerin okuyacakları Yasin’e, Fatiha’ya, İhlas’ın sevabına muhtaçtır. Ayrıca dua ve hayır hasenat beklerler.

Ölmüş kimselerden yardım istemek şirktir.

Rabbim şirkin gizlisinden de açığından da bizi korusun.

 

E – KABİR HAYATI

 

Kabir hayatı, ölümle kıyametin kopması arasında bir hayattır.

Kötü insan için kabir: “Senden hoşlanmadım” der, daralır ve cehennem çukuru haline gelir. Bunu Hz.Peygamber (a.s.) şöyle ifade etmiştir: “Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe yada cehennem çukurlarından bir çukurdur.” (Tirmizi Zühd:4)

Bir hadislerinde de şöyle buyurmuştur:

– “Kabir ahiretin ilk durağıdır. Eğer insan kabir azabından kurtulursa, gerisi kolaylaşır. Ben, mezardan manzarası daha korkunç olan bir yer görmedim.” (Age:5)

İnsan kabre iyi hazırlanmalıdır. Çünkü kabirde azap vardır.” Azaptan birisi şudur: onlar sabah akşam arzolunacaklardır. Firavun hanedanını azabın çetinine sokun” denilecek ayeti buna delildir.

İbni Abbas derki: Allah Resulü iki kabrin yanından geçerken şöyle dedi: “İkisi de azap görüyor. Biri küçük abdest bozarken sakınmaz ve temizlenmezdi. Diğeri ise laf getirir götürür, insanların arasını bozardı.” (Buhari:4/55)Buna göre kabir azabı var.

İlk hesap kabirde olacaktır. Bunu Peygamber (a.s.) şöyle haber vermiştir.

– “Kabirde iki melek gelir. Rabbin kimdir? derler. Dinin nedir? derler. Peygamberin kimdir? derler. Mümin cevap verir. Kafir ise bu sorulara “bilmiyorum” cevabını verir. onun cevap vermeye gücü yetmez. “Dünyada Rabbini bilen kabirde “Rabbim Allah” diyecek. Dinim İslam, Resulüm Muhammet(as) diyecek, kitabım Kur’an diyecek. Kabir azabından kurtulacak. Melekler onu cennete hazırlayacaklar. Cennet elbisesi giydirecekler. Kabri genişletecekler, cennet bahçesine çevirecekler. Kabirden cennete pencere açacaklar. O pencereden cenneti seyredecek ve cennetten güzel kokular gelecek.

Bir hadiste şöyle buyrulur:

– “Ölü kabirden yeri neresi ise orayı görür durur.” (Rumuz el –Ehadis:112/4) “Hiçbir gün  yoktur ki,kabir ehline cennet ve cehennemdeki yeri gösterilmesin.” (Age:565/5)

Demek oluyor ki insan kabirde de kendi haline bırakılmayacak. İnsana sorular sorulacak, duruma göre iyi veya kötü muamele yapılacak. İyiler mükafatlandırılırken kötüler de cezalandırılacak.

Kabirde azap bedene değildir, ruhadır. Rüyadaki çekilen sıkıntı ve acılar gibi.

Kabirlere karşı nasıl davranılmalıdır?

 

-Kime ait olursa olsun kabirlere saygılı olunmalıdır.

-Kabir ehline selam verilmelidir.üç ihlas bir fatiha okunmalıdır.

-Kabirler temiz tutulmalı üzerlerine basılmamalı ve oturulmamalıdır.

-Kabirlerin üzerlerine pislenmemelidir.

-Kabirlerin üzerlerine büyü malzemesi konulmamalı, kabir toprağı büyü malzemesi yapılmamalıdır.

-Kabirlerin üzerinde veya kabre karşı namaz kılınmamalıdır. Peygamber (as): “Kabirler üzerine oturmayın ve onlara karşı namaz kılmayın” buyurmuştur. (Ramun el Ehadis:468/4)

-Kabirlerden bir şey beklememeliyiz. Etrafında tavaf eder gibi dönmemeliyiz.

-Kabirleri masraflı yapmamalıyız.

-Kabirleri unutmamalıyız. Onlara bakıp öleceğimizi hatırlamalıyız. Birde okuyup ruhlarına bağışlamalıyız.

 

F- BERZAH:

 

Berzah, ruhların bedenden ayrıldıktan sonra tekrar dirilişe kadar eğleştiği alemdir. Ruh bedenden ayrıldıktan sonra başka bir bedene geçmez, orada burada dolaşıp durmaz, çağırmakla gelmez. Hesap gününe kadar behzap denilen yerde bekler.

Ruhlar berzah aleminde dünyadaki iyi veya kötü yaşayışa göre ya huzur içinde yada azap içinde kıyameti bekler.

Kur’anda ruhların berzah aleminden ayrılamayacağı şöyle bildirilmiştir:

– “Azabı gördüğünde:” keşke benim için dönme imkanı bulunsa da iyilerden olsam! diyeceği günden sakının (Zümer:58)

– “Müşriklerden birine ölüm gelip çattığında:” Rabbim beni geri gönderde boşuna geçirdiğim dünyada iyi şeyler yapayım. Hayır bu onun ağzından çıkan boş bir laftan ibarettir. Onlar için yeniden dirilecekleri güne kadar süren bir berzah vardır.” (Müminun:99-100)

 

G- SIRAT:

 

Sırat, cehennemin üzerinde kurulu bir köprüdür.Kaygandır.Engellerle dolu,kıldan ince ve kılıçtan keskindir.

Herkes bu köprüden geçecektir. İyiler kuş gibi,rüzgar gibi geçip gidecek. Kötüler ise o köprüden düşüp cehennemi boylayacaktır.

Kur’an da : “içinizden oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur” (Meryem:71) buyrularak herkesin sırattan geçeceği haber verilmiştir.

Sıratta yedi yerde insanın sorguya çekileceği bildirilmiştir:

1-     İmandan

2-     Namazdan

3-     Zekattan

4-     Oruçtan

5-     Hac’tan

6-     Cünüplükten

7- Anababa hakkında.Bu yedi geçitten hesap vermeden geçilemeyecektir. Ancak cevap veren geçebilecektir. (Bak. Mehmet Zahit Koktu, Ehli Sünnet Akaidi; Sayfa:35)

 

H- HAŞR

 

Dirilişten sonra sıra büyük toplanmaya gelir.Bu toplanmaya ve toplanma zamanına, yerine haşr denir.

Ölümden sonra diriliş sırasında hayvanlar dahil bütün canlılar diriltilip bir araya getirilecektir. Hayvanlar sorumlu olmadığı için haklarını alıp toprak olacaklardır. Hatta onların bu durumunu gören bazıları: “Keşke bende toprak olsaydım” diyecek (Nebe:40)

Burada kim ne yaptıysa onun hesabını verecek, hak sahiplerine haklarını ödeyecek. Kime uyduysa. kimi sevdiyse onunla beraber olacaktır.

Cenab-ı Allah şöyle bildiriyor:

– “Kıyamet gününde toplulukları önderleri ile beraber çağırırız.” (İsra:71)

– “Firavun kıyamet gününde adamlarına öncüllük eder.Adamlarını cehenneme götürür.” (Hud:98)

– “Zalimler, keşke peygamberlerle birlikte yol tutsaydım” diyecektir.(Furkan:27)

Kıyamet günü korkunç bir gündür insan en çok sevdiklerinden bile kaçacaktır. Mahşer yeri çok sıcak ve herkesin kendi derdine düştüğü büyük imtihan günüdür.

– “O gün her şey yapılanlara şahitlik edecektir.” (Fussılad:20)

– “Eller ayaklar şahitlik edecektir.”(Yasin:65)

– “İnanan ve Salih ameller işleyenler için herhangi bir korku olmayacak, onlar üzüntü çekmeyecekler Allah onları mükafatlandıracaktır. (Bakara:62)

– “İnanmayanlar için acı ve ızdırap verici azap vardır.” (İsra:10) buyrularak böyle bir hesap günü için insanlar uyarılmıştır.

– “Kıyamet günü içki içen alnında “Allah’ın rahmetinden mahrumdur.” yazılı olarak gelir. Faiz yiyen alnında: “Allah’ın yanında değeri yoktur.” yazısı ile gelir. İnkarcı da alnında: “Ya kafir cehennemdeki yerine hazırlan” yazılı olarak gelir’’(Rumuz el Ehadis:508/1)

Kıyamet gününde kimsenin kimseye faydası olmaz.Hatta insanı kandıran aldatan şeytan bile bir kenara çekilir, kıs kıs güler. “Ben onu sapıtmadım, o kendi sapıklık içindeydi”der, suçu üzerinden atar.

Hasan Sadık Hoşoğlu ne güzel söylemiş:

Sermayen elden gidiyor,

Karda mısın ziyanda mı!..

Her dem seni terk ediyor

Karda mısın ziyanda mı!..

 

Günler, aylar, derken yıllar

Akıp gider.. gafil haller

Gönlünde paralar-pullar

Karda mısın ziyanda mı!..

 

Hayat sanki sana hibe

Akıl-izan vurmuş dibe

Hani nerde muhasebe

Karda mısın ziyanda mı!..

 

Ahiret sonsuz,dünya bir an

Ecel gelebilir her an

Aklın varsa artık uyan

Karda mısın ziyanda mı!..

 

Ömür hakiki sermaye

Doğru kullanmaktır gaye

Geri gelmez bir saniye

Karda mısın ziyanda mı!..

 

Duy kör nefsim,sana hitap

Birgün düşeceksin bitap

Hesabını çok iyi yap

Karda mısın ziyanda mı!..

 

İ – MİZAN

 

Mizan, iyi ve kötü amellerin tartılmasıdır. Kur’an’da bildirildiğine göre;

– “Kıyamet günü doğru teraziler kurarız. Kimse haksızlığa uğramaz…” (Enbiya:47)

– “Amelleri ağır gelenler hoş bir hayat içinde olacaklar,iyilikleri hafif gelenler ise kızgın ateş çukurunda olacaklar.” (karia:8-11)

Bir şey zerre miktarınca da olsa değerlendirilecek ve insanların yerleri belirlenecektir.

İğneden ipliğe her şeyin hesabı sorulacak, hak sahipleri haklarını alacak, iyilikler kalmayınca hak sahibinin kötülükleri hak gasp edenlere verilecektir. Böylece herkes ne ektiyse onu biçecek ve yaptığının karşılığını bulacaktır.

 

K – CENNET

 

İnananlar için cennet ödül yeridir. Mutluluk yurdudur. Ku’an’da: “Cennet ,takva sahipleri için hazırlanmıştır” buyrulmaktadır. (Al-i İmran:133) İslam Peygamberi cenneti:

– “Cennet en güzel nimetlerin ihsan edileceği ebedi hayat yeridir.” diye tarif etmiştir. Ayrıca cennet ehlinin yaşları 33 olacağını, vücudunun kılsız, yüzünün sakalsız, gözlerinin sürmeli olacağını, gençliklerinin yok olmayacağını ve elbiselerinin  eskimeyeceğini haber vermiştir. (İ.Canan, Hadis Ans:14/263)

 

L – CEHENNEM

 

İnanmayanların, bağışlanmayanların ve şefaat olunmayanların yaptıklarının karşılığını göreceği azap yeridir.

İnanıp da günahkar olanlar,günahları kadar cehennemde kalacaklardır.

Kur’an’da: “Cehennem kafirler için hazırlanmıştır.” buyrulur.(Al-i imran:131)

Kur’an’a göre cehennem, yer altı zindanıdır. İçi ateş dolu çukurdur.Cehenneme girenler ateşten elbiseler giyeceklerdir.

Cehennemdeki azap suçlara göre değişik olacaktır.

 

Cehennem Nerededir ?

 

Cehennemin nerede olduğu Kur’an’da ve Peygamber (as) tarafından bildirilmemiştir. Biz  Müslümanlar olarak varlığına inanırız.

Cennet de Cehennem de Allah tarafından yaratılmıştır. Yani şu anda mevcuttur.

Kur’an’da: “Hazırlanmış cennete koşun” (Al-i İmran:131)

Peki nerede bunlar? denecek olursa, biz cennetin ve cehennemin nerede olduklarını bilemeyiz. Bugün gökyüzünde göremediğimiz, ışığı dünyamıza henüz gelmemiş yıldızlar var onları bile göremiyorum. Cenneti ve Cehennemi de göremiyoruz. Ama haberini alıyoruz. Sevgili Peygamberimiz miraca çıktığında Sidret’ül-müntehada cenneti ve cehennemi görmüştür. Hatta azap görenleri bile görmüş ve anlatmıştır.

 

Kur’an’da şöyle bildirilir:

– “And olsun onu, sidretül-müntehanın yanında önceden de görmüştü. Cennetü’l-me’vada onun yanındadır. (Necm:13-15)

 

M – HAVZ-I KEVSER:

 

Kur’an’da: “Biz sana kevseri verdik” (Kevser Suresi:1) buyruluyor.

Hz. Peygamber(as)’ın ifadesiyle: “Benim havzım bir aylık yoldur. Onun suyu sütten daha beyazdır. Onun kokusu misten daha güzeldir. Ondan içen bir daha susamaz.” (Buhari:81/52)

Kevser, bol nimet demektir.Ayrıca cennette bir havuzun adıdır.

Rabbim, Havz-ı kevserden içenlerden etsin.

 

N – KIYAMET  GÜNÜ  HZ.  PEYGAMBER NASIL  ŞEFAAT  EDECEK

 

Tevbe Suresi: 128. ayete göre ümmetine çok düşkün bir peygamberimiz var.

Diğer Peygamberler nefsi nefsi dediği bir ortamda Allah Resulü Ümmeti Ümmeti diyecektir.

Peygamberimiz rahmet peygamberidir, şefaat peygamberidir. Peygamberimiz: “Kim şefaati yalanlarsa ona nail olmaz.” buyurur.

Peygambere: – “Kıyamet günü şefaatine kimler nail olacak?” diye sorulmuş , Oda:

– “Şefaatime en çok mahzar olacak kimse, canı gönülden kelime-i şehadet getiren kimsedir.” cevabını vermiştir.

Hz. Peygamberin şefaati inananlaradır. Ayrıca şefaatine inanmayana şefaat yoktur.

Kur’an’da: “Allah’ın hoşnut olduğu kimselere şefaat vardır.” (Enbiya:28)buyrulur.

Kıyamette, Kur’an Şefaatçidir. Oruç şefaatçidir. Peygamber şefaatçidir. Şehit, sabi çocuk ve izin verilirse, Veli kullar şefaat edecektir. Ancak yardımın kaynağı Allah’tır. Kur’an’da: “Yardım ancak Allah’tandır.” buyrulur.

Şefaate nail olabilmek için:

-İman etmiş olmak

-Şefaati hak etmek

-Şefaate layık olmak

-Şefaate inanmak şarttır.

Hz.Peygamber: Kıyamet günü ümmetime şefaat edeceğim. Ben şefaat ederken zebaniler gelecek, ümmetimden bazılarını alıp alıp cehenneme götürecek. Ben: “Yarabbi! Onlar benim ümmetimden” diyeceğim. Bana: “Senden sonra onların neler yaptığını sen bir bilsen!   “denilecek” buyurmuştur.

Kur’an’da şefaate nail olabilmek için şefaat edeninde, şefaate nail olanında Allah’ın hoşnut olduğu kimse olması lazımdır. (Bak: Enbiya: 28+Taha:109)

Peygamberimizden bir uyarı şöyle:

– “Kıyamet gününde dinde değişiklik yapana “benden uzak dur” diyeceğim.” (Büyük Hadis Külliyatı:5/392)

Bir uyarıda bizden:

– “Müslüman, peygamberimizin şefaatine güvenip gaflete dalmamalı; korku, dua ve ümit içinde olmalıdır.”

Rabbim bizi Peygamber(as)’ın sünnetinden ve şefaatinden ayırmasın.

 

O – KIYAMET  GÜNÜ  MÜ’MİNLER   ALLAH’I  NASIL  GÖRECEKLER?

 

Bizim gözümüzün yapısı Allah’ı görmeye müsaid değildir. İnsanın gözü maddeyi görür…

Kur’an’da: “Ona gözler erişemez” (Enam:103) buyrulur .

Kafa gözü ile göremediği gibi kalp gözü ile de rüyada da kimse Allah’ı göremez. Çünkü Allah mekandan ve şekilden münezzehtir. Ömer Nesefi: “gördüm” diyen küfre girer der. (Akaid:90-91-211)

Mü’minler ancak ahirette göreceklerdir. Kafirler orada da göremeyeceklerdir. Çünkü Allah onları kör olarak yaratacaktır. (Taha 124-127)

Hz.Peygamber: “Siz ahirette dolunayı gördüğünüz gibi Allah’ı göreceksiniz” (R.salihin:2/1055) diye bildirmiştir.

Miraçtan döndüğünde;

– “Allah’ı gördün mü?” Diyenlere;

– “O bir nurdur O’nu nasıl göreyim” demiştir.Ve;

– “Allah’ı dünyada görmek hiç kimseye mümkün ve muvafık değildir” (İ:Canan Hadis Ans: 17/1328) buyurmuştur.

Kur’an’da; Musa Peygamber görmek isteyince A’raf 143.ayette: “Sen beni göremezsin” dendiği bildirilmektedir.

Kıyamet 22-24: “Ogün de yüzler parlak olduğu halde Rabbine bakacaktır. Nice yüzlerde, somurtacaktır” diye bildirilmiştir.

Bu ayetten anlaşılıyor ki, Cenab-ı Allah dünyada görülemeyecek,ancak ahirette Allah’a inanalar apaçık O’nu göreceklerdir. Rabbim nurcemalini görenlerden etsin.

 

Ö – SORGU – SUAL

 

Dünya bir imtihan yeridir. Herkes tekrar bir daha girme fırsatı olmayan imtihandayız. Bu sınav zorunlu, herkes girecek, kaçamak yok, torpil yok. Bu imtihanı kaybetmekten çok korkmalıyız. Çünkü imtihanı kazanamazsak cenneti kazanamayacağız demektir. Buda en büyük kayıptır.

Allah kimin daha düzel davranacağını denemek için ölümü ve hayatı yaratmıştır. (Mülk:2)

Müslüman’a “Cennete koşun!” talimatı vardır. (Al-i İmran:133)” Yarışırcasına hayra ve hayır işlerine koşun!” emri vardır.(Bakara:148)

Unutmayalım öldükten sonra yüce yaratıcı olan Allah herkesi diriltecek ve hesaba çekecek. O gün saklı gizli hiçbir şey kalmayacak,her şey ortaya çıkacaktır.

İnsanlar her şeyden sorguya çekilecek” diller, ayaklar ve eller yaptıklarına şahitlik edecek.” (Nur:24)

Allah kameraya alır gibi her şeyi belgeliyor,itiraz yok. Ayrıca Kiramen Katibin adlı yazıcı melekler de fişliyor, ne varsa deftere geçiriyor. Bu her şeyin kaydedildiği defter insanın önüne açılacak.” Amel defteri sağ tarafından verilenler, kolay bir şekilde hesaba çekilir ve sevinçli olarak ailelerine dönerler. Kitabı sol tarafından verilenler, derhal yok olmayı ister ve alevli ateşe girerler.” (İnşikak:7-12)

Bir hadiste Bildirildiğine göre, “Kıyamet gününde öncelikle beş şeyin sorgulaması yapılacaktır:

1-     Hayatı nerede ve nasıl geçirdin?

2-     Bilgini nerelerde kullandın?

3-     Malını nereden kazandın?

4-     Malını nereye harcadın?

5-     Gençliğini,sağlığını ne şekilde yıprattın?’’ (Tirmizi, Kıyamet:2532)

Bir başka hadiste de şöyle haber verilir:

– “Allah azabı en hafif olan cehennemliğe sorar:

– “Eğer dünya her şeyi ile senin olsaydı, şu azaptan kurtulman için verir miydin? O kişi:

– “Evet” der. Ona şöyle denilir:

– “Senden çok daha azı istenmişti!” (İ.Canan Hadis Ans:14/223)

Evet Yaratan, yaşatan rızıklandıran ve öldürüp tekrar dirilten Allah soracak:

-Farz kıldığım şeyleri ne yaptın?

-Vacip kıldıklarımı ne yaptın?

-Sana kurtarıcı, yol gösterici olarak gönderdiğim peygamberime uydun mu?

-Benim rızam için ne yaptın?

-Kullarım için ne yaptın?

İnkar, isyan ve günahlar için de olana da diyecekti ki:

-Bunlar ne? Ben seni bunun için mi yarattım? Haydi ver verebilirsen hesabını …

Büyüklerimiz bir günün muhasebesini yaparken şöyle sorular sormuşlar:

-Bugün Allah için ne yaptın? Neyi terk ettin?

-Bugün ne kazandın, ne kaybettin?

-Bugün sıratı geçtin mi? cenneti kazandın mı? Yoksa cehennemi mi kazandın?

-Kabre girmeye, kabir sorularına hazır mısın?

-Mahşer hesabına hazır mısın?

-Bugün kurtuldun mu, battın mı?

-Baban, anan nerede? Öldüler. Peki onlardan ders aldın mı?

-Bugün biraz daha ihtiyarladın, mezara bir adım daha yaklaştın. Peki bundan ne gibi ders çıkardın?

-Bugün amel defterini nasıl açıp, nasıl kapattın?

-Bugün hangi davete icabet ettin?

-Sana 24 saati karşılıksız verene kaç dakika ayırdın?

-Bugün kaç gönül kazandın, kaç gönül yıktın?

-Bugün öleceğin aklına geldi mi?

-Bugün hiç Allah’a yöneldin mi? O’na kavuştun mu? O’nunla konuştun mu? Yoksa işim çok deyip unuttun mu?

Bu, bir günün hesabı, ya günlerin, ayların, yılların ve ömrün hesabı nasıl verilir?

 

P – HAK  SAHİBİ  HAKKINI  ALACAK

 

Kıyamet günü mükafat da, cezada tastamam verilecektir.Halk arasında boynuzlu koyundan boynuzsuz koyun hakkını alacaktır.İnancı her zaman var olmuştur.

Allah(c.c.) şöyle bildirir:

– “Her nefis ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ecirleriniz size mutlaka ödenecektir.” (Ali İmran:185) Dünyada bazı şeyleri Allah’a havale edenler haklarını tastamam alacaklardır. Hatta günahları bile karşı tarafa verilecektir.

Hz.Peygamber soruyor:

– “Müflis kimdir?” Cevap verirler:

– “Parası olmayan” derler.

Hz.Peygamber: “Müflis, namaz, oruç ve bazı iyi amellerle geldiği halde, falana sövdüğü, falana iftira ettiği, falanın hakkını yediği, haksızlık yaptığı için iyilikleri hak sahibine dağıtılan kişidir. İyilikleri tükenirde hak sahiplerinin hakları kalırsa, onların günahları alınıp onlara yüklenir, sonrada cehenneme atılır. İşte iflas eden kimse budur.” (Müslim,Birr:60) buyurur.

Demek ki; kul borcundan son derece sakınılacaktır. Belki azıcık borç ve hak yüzünden pek çok ibadetin sevabı uçup gidecektir. Bu yüzden Peygamber(as) üzerinde kul borcu olanın ödeyinceye kadar cenaze namazı kılmaz, cenazeyi defnetmezdi.

Kendindekine razı olup başkasının hakkına tecavüz etmeyen kıyamet gününde sıkıntıya düşmeyecektir. Ahirette huzur isteyen, bu dünyada günahtan,haramdan,ateşten kaçtığı gibi kaçmalıdır ki; cehennem ateşinden korunsun.

Aslında cehennemde odunda yoktur, ateş de yoktur. İnsanlar odunu ve ateşi kendisi götürür. Cennette de aslında, güzellikler ve güller yoktur. Cennete gidenler, güzellikleri  ve gülleri kendileri götürür.

Bir sahab: Hz.Peygamber’e hizmette bulunur, onu memnun eder. Bunun Üzerine Peygamber(as) sorar:

-Ne istersin?

O sahabe cevap verir:

-Cennette seninle beraber olmak isterim Ya Resulallah.

Peygamber (as) ona şöyle der:

– “Öyleyse namazı güzel kılmakla bana yardımcı ol” buyurur. (Müslim, Salat:226)

İnsanı cennete de, cehenneme de götürecek kendi amelleridir. Bir insanın dünyadaki yaşayışına göre hakkı cennetse ona cennet verilir. Cehennemse ona da Cehennem verilir. Kimseye haksızlık ve adaletsizlik yapılmaz. Hak etmeden cennet beklemek Allah’ın adaletine ve cennetliklere haksızlık olur.

Ahmet Taşgetiren Cennetin yol haritasını şöyle çizmiştir:

-Her akşam, günlük muhasebe yap. Bunun için beş-on dakikanı ayır. Günlük hayatını tara. İnsan ilişkilerinden tut, kazancına kadar, her şeyi süz. İçinden İslam’a uygun olmayan bir şey çıkarsa, onun için tevbe et. Bir başkasını ilgilendiriyorsa, en yakın zamanda ondan helallik dile. Hatanı gider. Gönül kırdı isen gönül al, zarar verdi isen tazmin et, gıybet ettiysen af dile…

-Ölümü sakın unutma. Sakın unutma. Her nefesin yanında bir ölüm meleği bulunabileceğini düşün. Ölümün insanın önüne bir büyük mahkeme çıkaracağını bil..

-Ahirette Sevgili Peygamberimizle yüz yüze geldiğimizde O’nun ümmeti olduğumuzu gönül huzuru içinde söyleyebilecek, unutmak zorunda kalmayacak bir yol tutalım.

-Boğazından giren lokmanın helal olmasına dikkat et. Kazancına dikkat et. Şüpheli şeylerden kaçın. Temiz kazan, mevcut kazancını da temizle. Haram karışmışsa, onu malının içinden çıkar. Bunun için İslam alimlerinin gösterdiği yolları uygula. Haram, kul hakkı karışmış, faiz bulaşmış bir malla ahirete gitme. Allah Teala’nın “Faiz yiyen, kabirden şeytan çarpmış gibi kalkar” tehdidini unutma. Az fakat temiz olan, çok fakat kirli maldan hayırlıdır, unutma.

-Namaz vakitlerine itina göster. Mazeret arama. Namaz müminin hayatını denetleyen bir gözcü gibidir. Namaza yardımcı ol. Namaz vakitlerini, günlük hayatını sorgulamak için fırsat bil.

 

R – SONUÇ OLARAK

 

Kıyametin küçük alametleri, aşağı yukarı tamam. Büyük alametlerden de çoğu tamam. Bize düşen, alametleri tartışmak, onlara takılıp kalmak olmamalıdır.

Kıyamet günü, bazıları kurtulurken, bazıları için nedamet günü olacak, keşke diyecektir. Önemli olan, yerimiz neresi olacak? Cennet mi Cehennem mi? Son önemlidir. Akıbet önemlidir.

Kur’an’da: “Cennettekiler birbirlerine: Daha önce biz, ailecek azaptan korkardık” derler. (Tur:25-26) buyrularak bize bir mesaj verilmiştir.

Ölümü düşünüp, kendimize çeki düzen vermeliyiz. Kıyameti ensemizde hissetmeliyiz. Yoksa Kur’an’ın ifadesiyle cehennemlik şöyle der: “Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim.” (Fecr:24)

Allah bizi uyarıyor: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve herkes Ahiret için ne hazırladığına baksın.” (Haşr:18) diyor.

Musa (as) yağmur duasına çıkar, yağmur yağmaz. Ya Rabbi neden? der. Kendisine: “İçinizdeki bir günahkar yüzünden” denilir.

İyi düşünelim. Başımıza gelenler için; bu benim acaba hangi hatam yüzünden, hangi eksikliğimden dolayı diye düşünelim.

Hayatı güzel olanın ölümü de güzel olur. Onun için hayatımızı güzelleştirmeliyiz. Kur’an, hayatımızı düzeltmek için inmiş, Peygamber,güzel yaşayalım diye gelmiştir.

Hz.Peygamber: “Ölmeden ölürüz” buyuruyor. Yani teslim alınmadan teslim olmaya davet ediyor.

Kıyamet’in ne zaman olduğunu soran kimseye peygamberimiz:

– “Sen kıyamet için ne hazırladın?” sorusu ile cevap vermiştir. O kişi fazla bir ibadetim yok ama Allah Resulünü çok seviyorum deyince Peygamberimiz(as) ona: “Kişi sevdiği ile beraberdir’’demiştir.

Kıyamet kopacak diye dünya terk edilmez. “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışırken, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışılacaktır.”

Resul-i Ekrem Efendimiz: “Bir mü’min kıyametin kopmak üzere olduğunu görse ve elinde de bir fidan bulunsa, kıyamet kopmadan önce bu fidanı dikecek kadar vakti olsa bunu diker. (Ahmet B. Hanbel, Müsnet. III,184/191)buyurur.

Kısaca sözün özü şudur:

-Bu dünyanın Fani olduğunu iyi bilmek,

-Ölümün,Kabir hayatının ve ahiretin, sorgu sualin hak olduğunu bilmek,

-Buna göre dünyada kalacağımız kadar,gerektiği kadar dünyaya, ahirette kalacağımız kadar ahirete önem vermek,

-Ölüme her an hazır olmak. İşte kurtuluş böyle olur..


Bu yazıyı 5.244 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ