Aids

ASRIN BELASI KARA ÖLÜM- AIDS

 

İnsanlığın karşı karşıya kaldığı bela ve musibetler sebepsiz değildir.

Cenab-ı Allah bazı suçlar vardır ki; af etmez, bekletmez, dünyada cezalandırır.

AIDS belasının sebebi genel olarak zina yasağının çiğnenmesi ve yayılan fuhuşun acı faturasıdır.

Dünya sağlık teşkilatının raporuna göre önümüzdeki yıllarda AIDS sebebiyle milyonlarca çocuk anne babasını kaybederek öksüz ve yetim kalacaktır. Milyonlarca çocuk da annesinden aldığı mikrop sebebiyle küçük yaşta hayata veda edecektir.

AIDS’li olan ananın çocuğu büyük ihtimalle AIDSli doğacaktır.

AIDS’i hafife almamak gerekir. Bugüne kadar AIDS’lileri resimlerden, filmlerden seyredenlerin, onların azar azar nasıl eriyip gittiklerini görenlerin ibret almaması, ilgisiz ve duyarsız kalması tehlikeyi büyütmektedir.

 

AIDS NEDİR?

 

AIDS, insanın savunma sisteminin çökmesi demektir.

AIDS, maneviyatsızlığın ve gayri meşruluğun sebep olduğu felakettir.

AIDS, tedavisi olmayan kara ölümdür.

AIDS virüsü, bir ağacı içten kemiren ağaç kurdu gibi insanı içten kemiren, yiyip bitiren bir kurttur.

Bediuzzaman, Dabbet’ül- arz ile ilgili bilgi verirken şöyle der:

“Dabbet’ül- arz, insanın kemiklerini ağaç kurtları gibi kemiren ve dişinden tırnağına kadar yerleşen bir derttir. Müslümanlar imanları ve bu günahlardan kaçınmaları ile bu beladan muhafaza olurlar.” (Şualar:497)

AIDSin  tedavisi mümkün değil. İnsanlık ve ilim bu musibet karşısında aciz kalmıştır. Virüs devamlı şekil değiştirdiği için tedavide sonuç alınamıyor.

Fuhuş ve homoseksüel hastalığı olarak bilinen AIDS, cinsi temas yolu ile, enjeksiyon, kan, organ nakli yolu ile masum insanlara bulaşıyor.

Belirtileri ise; ateş, terleme, kilo kaybı, lenf bezlerinde şişme, yorgunluk, iştahsızlık, ağızda beyaz benekler, deride koyu renkteki lekeler olarak özetlenebilir.

Bulaşma yolları arasında tokalaşma, öpüşme, ter, tükrük, dışkı, çeşme muslukları, kapı kolları, öksürük, çatal, kaşık, bıçak, aksırmak, yüzme havuzları, deniz, hamamlar da unutulmamalı ve çok dikkat edilmelidir. Hatta diş fırçası, havlu, tabak, bardak müşterek kullanılmamalıdır.

AIDS, ilk Amerika’da New York şehrinde eşcinseller arasında görülmüş ve aynı yolla dünyaya yayılmıştır.

Türkiye’de 1981 yılında görülmüştür.

AIDS, bulaştığından birkaç ay sonra beş yıla kadar ortaya çıkabilir.

 

BULAŞMASI

 

Unutulmamalıdır ki; milyonlarca insan bu hastalık sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Milyonlarca insan da bu virüsün tehdidi altındadır. Bunun için kimse “ bana bulaşmaz” dememelidir. Allah korusun herkese yakındır. Hatta ana karnındaki bebeğe bile…

Virüs sinsice yayılıyor. AIDS virüsü bulaşan bir kimse, 8- 10 yıl hiçbir şikayeti olmadan yaşayabilir. Bu zaman içinde hastalığı başkalarına bulaştırır.

Prof. Dr. Bülent Baysal “ AIDS ve Eğitim” konulu bir konferans vermiş ve şunları söylemiştir:

AIDSe çözüm: Dünyada en çok AIDS hastasının Amerika’da bulunduğunu ve her 250 Amerikalı’dan birinin AIDSli olduğunu söyleyen Prof. Baysal “ İslam ülkelerinde AIDS vakası çok az görülüyor, neden? Çünkü İslam’ın emirleri buna en büyük engeli teşkil ediyor da ondan” dedi.

AIDS nasıl bulaşıyor: Asrımızın vebası olarak görülen AIDS virüsünün insana cinsi temas, kan ve kan ürünleri, tıraş, dövme, manikür ve pedikür, hamilelikte ve emzirme yoluyla geçtiğini belirten Prof. Dr. Bülent Baysal, “ AIDS eğitimine önem vererek, ortaokullarda ahlak derslerinin yanında AIDS in ele alındığı cinsi dersler de verilmeli” teklifinde bulundu.

AIDS insanlık onurunu zedeleyen bir felakettir. Birçok yolla bulaştığı için gizlice yayılmaktadır. Fuhuşun yaygın olması da tehlikenin boyutunu büyütmektedir.

Time Dergisinin yazdığına göre:

Trabzon Belediyesinde görevli Kemal Ünlüler’in “ Bütün Karadeniz büyük bir geneleve döndü” sözlerine yer veren Time, erkeklerin bir zamanlar boyunlarından eksik etmediği altın kolyelerin artık Rus kadınlar uğruna bozdurulduğunu ifade ediyor.

Time Dergisi Türkiye ile ilgili haberini üniversite mezunu Rus İrina’nın şu sözleriyle noktalıyor: “ Biz Türkleri sahip oldukları maddi ve manevi varlıklarıyla birlikte sağıyoruz.”

AIDS en çok cinsi temas yolu ile bulaşır. AIDS’li ananın doğumda çocuğuna bulaşır. Sütünden bulaşır. Kan yoluyla bulaşıyor, manikür, pedikür, akupunktur, dövme, ameliyat, tıraş olma, damar yolu ile uyuşturucu kullanımı, kürtaj ve güzellik salonları vasıtası ile virüs bulaşıyor.

Dövme meraklısı gençler bir çok kan hastalığının ve AIDS in kendilerine bulaşabileceğini asla akıllarından çıkarmamalıdır.

Bu hastalık sadece homoseksüel hastalığı değildir. Evet ilk önce homoseksüeller arasında görülmüştür, ama bir çok yolla bulaşmaktadır.

Halk arasında çok yanlış bilgiler dolaşıyor. Bu konuda ilim adamları şu hususlara dikkat çekiyor:

  • Sadece cinsel ilişki ve kan yoluyla geçen AIDS, yalnızca homoseksüel hastalığı değil. Karşı cins ile ilişki de belirgin geçiş yollarından biri.
  • AIDS, kişiler arası normal temaslarla, kapı kollarından, yatak çarşaflarından, havlulardan, paradan, sabundan, ortak kullanılan banyo, sauna, kaplıcalar ve plajlardan bulaşmaz.
  • AIDS ter, idrar ve dışkı ile yayılır ve bulaşır kavramları yanlış.
  • Sivrisinekler AIDS bulaştırmaz.
  • AIDS virüsü taşıyan bir kimsenin kullandığı iğnenin, herhangi bir nedenle paylaşılması virüsü bulaştırır.
  • Gebelikte AIDS virüsü taşıyan bir anneden, bebeğine virüs bulaşması olasılığı vardır.
  • AIDS virüsü taşıyan kişiyi, hastalık belirtileri çıkmadan sağlıklı kişilerden ayırt etmek için test yapılmalıdır. (02-10-2003 Yeni Şafak)

En güzel korunma yolu eğitimdir, hastalığı, bulaşma yollarını ve korunma yollarını tanımaktır. Ve bu yollardan uzak kalmaktır.

Okullarda ve halka yönelik bilgiler verilir ve AIDS in nasıl tehlikeli bir hastalık olduğu anlatılırsa, insanlar bile bile hastalığın üzerine gitmeyecektir.

AIDS daha çok gayri meşru ilişkilerin yaygın olduğu, uyuşturucu kullanımının fazla olduğu, cahil ve geri kalmış ülkelerde büyük bir hızla yayılmaktadır.

 

AIDS TEŞVİK EDİLİYOR

 

Ciddi bir şekilde mücadele edilmesi gereken asrın belası AIDS, ne yazık ki teşvik ediliyor, yayılması için zemin hazırlanıyor.

Gayri meşru ilişkilerin serbest olması, vücudunu satanların ceza görmemesi, flörtün serbestliği, AIDS’e özgürlük veriyor.

Turistik bölgelerimiz AIDS kıskacında. Turist adı ile yabancı kadınların kendilerini resmen peşkeş çekmesi tehlikeyi artırmaktadır.

Gençler arasındaki bilgisizlik de AIDS’i yaygınlaştırıyor.

Bir zamanlar Milli Eğitim Bakanı ilköğretim okullarındaki çocukların cinsel eğilimini öğrenmek için anket yaptırmıştı. Basın bu ankete “ ahlaksız anket” diye başlık atmıştı. Ankette 6- 13 yaşındaki öğrencilerin ilişki kurup kurmadıkları, flört konusunda görüşleri bazı şeyleri akla getirici şekilde soruluyordu. Mesela bazı sorular:

  • Flört anlamında ilişki kurmak istiyorum.
  • Karşı cins arkadaşla sinemaya gitmeyi çok istiyorum.
  • Karşı cinsle çok ilgilendiğimden ders çalışamıyorum.
  • Karşı cinsle ilişkimi kimseye söyleyemem.
  • Arkadaşımın karşı cinsle arkadaşlık kurmasını kıskanıyorum.
  • Karşı cinsle konuşurken sıkılıyorum.
  • Kız-erkek arkadaşlığını çevremiz hoş karşılamıyor.
  • Kız-erkek arkadaşlığını öğretmenlerimiz hoş karşılamıyor.
  • Kız-erkek arkadaşlığını ailemiz hoş karşılamıyor.
  • Arkadaşlarımın karşı cinsle ilişki kurmalarını doğru buluyorum.
  • Kız – erkek karışık (karma) okumak istiyorum.
  • Karşı cinse güvensizlik duyuyorum.

(24-04-2002 Vakit)

Sağlık Müdürlüğü AIDS günü afiş asıyor “Korunmasız İlişki AIDS’i davet eder” diyor. Kondom tavsiye ediliyor. AIDS’le mücadele bu kadar basit değil.

Başka ülkeler bu afişlerle AIDS’in önüne geçemedi. Aksine AIDS kat kat arttı.

Bu tür şeyler ilgiyi arttırır. Hiç ilgilenmeyenin bile ilgisini çeker. Bu tür afişler yerine zevkine bedel AIDS olmuş, azar azar ölenlerin resimleri, altına da onların öğütleri asılsa daha faydalı olmaz mı? Ne dersiniz?

Bir çok artistin, sanatçının, zenginin, nikahsız hayatlarından basında, TV’de, radyolarda, dergilerde övgü ile bahsedilerek nikahsız yaşama teşvik ediliyor. Bunun çağdaşlık adına yapıldığı söyleniyor. Bundan geçlerimiz kötü yönde etkileniyor.

Gayri meşru ilişkileri ballandıra ballandıra  anlatan kitaplar, dergiler ve basın devletten kredi alıyor, destek görüyor. Bazı evliler boşanıyor: “bundan sonraki hayatımızı nikahsız olarak beraberce sürdüreceğiz” şeklinde beyanat veriyorlar, medya da bunu, kasıtlı olarak çok yanlış değerlendiriyor, malzeme yapıyor. Buna karşılık boşanmalar artıyor.

Ayrıca müstehcenlik kol geziyor. Tiksindirecek, iğrendirecek şekilde yayılıyor. İç ve dış kaynaklı destek de görüyor.

Baş örtüsünü hazmedemeyen bazı çevreler, erotizmi sanatın gereğiymiş gibi savunuyor. Filmlerde erotik sahnelere yer veriliyor. Bu da çıplaklığın ve ahlaksızlığın toplumda yayılmasına neden oluyor.

Gençlere telkin edilen flört hayatı, iki cinsin sınırsız arkadaşlığı, genç kızların giyimi kuşamları, pervasızca tahrik eden davranışları, sapık ilişkileri arttırmaktadır. Ahlak kurallarını alt üst etmektedir.

Filmlerde öyle şeyler yayınlanıyor ki, sanki normali o, sanki olması gereken o. Halk da yavaş yavaş buna alıştırılıyor.

Medya, cinsel bombardımana geçmiştir. Her gün yapılan yayınlar, her türlü değer yargısını allak bullak etmektedir. Güzellikler yerine çirkinlikler korkunç cazibeyle insanımıza sunulmaktadır.

Kadın istismar edilmemeli mal gibi alınıp satılmamalı, sırtından para kazanılmasına müsaade edilmemelidir. Hak, özgürlük, eşitlik, flört uğruna kadın sıcak yuvasından koparılmamalıdır.

Kadın denilince, parfümleri sürüp, vücudunun fazlasını açıp, orada burada dolaşan varlık akla gelmemelidir.

 

AIDS HIZLA YAYILIYOR

 

AIDS, inanılmaz hızla yayılıyor. Her yılda katlayarak artıyor. AIDS ile mücadele örgütü UNAIDS’in açıklamasına göre dakika da 11 kişi AIDS’e yakalanıyor. Dünyanın her yerinde kontrol dışı yayıldığı bildirilmiştir. Milyonlarca insan AIDS ten ölüyor. Hastalık ise gizleniyor.

Henüz AIDS’in tedavisi yok. AIDS hastalığının virüsü yeni değil. İlk AIDS hastası, 1959 yılında tespit edilmiştir. Hangi ülkeye bakarsanız bakın, AIDS’in bilançosu ağır. Buna rağmen 1- Aralık Dünya AIDS Günü ve haftası bazı tedbirlerin konuşulması, bazı açıklamaların yapılması dışında AIDS’le fazla ilgilenildiği, halkın bilgilendirdiği söylenemez.

Toplantılarda şok eden raporlar sunuluyor, basın bu raporları yayınladığı ayni sayfada fuhuşun adeta reklamını yapıyor.

Verilen bilgilere göre hastalığa yakalananlar arasında gençlerin sayısı daha fazla. Erkeklere nazaran kadınların sayısı da daha fazla. Küçücük çocuklar bile ana karnında doğarken ve süt emerken hastalığa yakalanabiliyor.

Hasta, kendisini neyin hasta ettiğini bilemez. Hastada, yorgunluk, zayıflama, yüksek ateş, aşırı terleme, salgı ve lenf bezlerinin kabarması, ağızda lekelerin oluşması, sürekli ishal, uzun süren kuru öksürük gibi tıbbın hemen hemen her dalını ilgilendiren belirtiler olarak ortaya çıkar.

Tıp ilim adamları bütün araştırmalara rağmen bir netice alamamıştır. Çağın vebası olarak tanınan hastalığın yayılmasını önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmaması sonucu bütün dünyada yayılmaya devam etmektedir.

Bilhassa dış ülkelerden gelen kadınlar bu hastalıkla beraber yaşıyor. AIDS’in yaygın olduğu ülkeler, fuhuşun en çok yaygın olduğu yerlerdir.

Yetkililerin açıklamalarına göre AIDS, nükleer dehşetten çok daha kötü bir AIDS patlaması olacaktır. Bugüne kadar bildirilen rakamların çok üstünde AIDS’li vardır.

Türkiye’den sadece bir mazbut ilimizden bir örnek verelim:

Erzurum’da fuhuş yaparken yakalanan Ukrayna uyruklu fahişe Oksana Topor’un (28) AIDS mikrobu taşıdığı ve 3 ay içinde 1350 erkekle ilişkiye girdiği tespit edildi. ( 29-12-2003 Gazeteler)

Bu korkunç olayı, basın yayın organlarımız kadının basına ve halka teşhir edilip edilemeyeceğini günlerce tartışmış, tehlikeyi göz ardı etmiştir.

24-10-2000 tarihinde yetkili bir ağızdan yapılan açıklama şöyle:

“AIDS ile Mücadele Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Melahat Okuyan, AIDS olgusunun dünyada giderek yayıldığına dikkat çekerek, “ dünyada artık yeni bir AIDS’li çocuk nesli yetişiyor. Taşıyıcı anne babadan doğan çocukların bakımını üstlenecek kimse yok. Bu çocuklar yetim kalacak. En büyük sorun bu. 2010 yılında 44 milyon çocuğun AIDS’ten etkileneceği belirtiliyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Okuyan, AIDS hastalığının “asrın vebası” olarak nitelendirilmesinin yanlış olduğunu vurgulayarak “hiç olmazsa vebanın aşısı var” dedi.

Türkiye’de AIDS danışma merkezlerinin olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Okuyan, özellikle gençlerin bu tür merkezlere büyük ihtiyaç duyduklarını dile getirdi. Okuyan, ilk basamak olarak kentin her bölgesini bir ağ gibi saran sağlık ocakları bünyesinde “AIDS Danışma Merkez”leri oluşturulabileceğini kaydetti.

Gençlerin AIDS’i çok iyi tanıdıklarını, ama (Bana tesadüf etmez) anlayışıyla davranışlarına yansıtmadıklarını ifade eden Prof. Dr. Okuyan, hastalığa karşı radikal önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.”

AIDS’ten korunmak için ilim adamlarının açıklamalarına dikkat etmek en akılcı çözüm olarak tavsiye edilmektedir.

BM tarafından yayınlanan istatistiklere göre günde 16 bin kişinin AIDS’e yakalandığı bildirilmiştir. (03-03-1998 Türkiye)

Özellikle kara Afrika’yı AIDS’in imha edeceği, bilhassa aile yapısı çöken ülkelerde tehlike geliyorum diyor.

Bugün ABD’de yılda 40 bin kişinin AIDS’e  yakalandığı, 104 bin çocuğun tecavüze uğradığı, kadınlardan % 22’sinin gasp ve tecavüze maruz kaldığı ve 12 milyon kişinin cinsel bulaşıcı hastalık taşıdığı belirtilerek kurtuluşun okullarda cinsel eğitimden değil, iffet, duygusallık ve evlilikte olduğu kaydedilmiştir. Cinsel hastalıklara ve istenmeyen hamileliğe karşı kesin çözümün meşru evlilikte olduğu bildirilmiştir.(05-07-2001 Akit)

AIDS, ekilen çılgınlık, ahlaksızlık tohumlarının acı meyveleridir.

Amerika’da fuhuşla mücadele derneği kurulmuş, ikinci yıl fahişeler derneğin yapılan kongresinde derneği ele geçirmiştir. Homoseksüellik Amerika’yı Avrupa’yı etki altına almıştır. Resmen erkekle erkeğin nikahı kıyılmaktadır. Homoseksüeller her hakka sahiptir.

Amerika’da Adam City lisesinde öğrencilerin hamile kalmalarını önlemek için kondom dağıtılınca, hamile kalan öğrencilerin sayısı % 31 arttı. Amerika’lı Dr. K. Hein: “ AIDS virüsü, ortaokul ve lise çağındaki gençler arasında, sessizce ve hızla yayılıyor. Milyonlarca genç tehlike içinde”. (15-05-1996 Yeni şafak)

“ Avrupa, önce okullara cinsellik dersi koydu. Daha sonra okullara kondom (prezervatif) makineleri koydu. Hiçbir yasak ve haram tanımayan batı insanı, seksi yeni bir din olarak görmeye başladı. Evlilik ve aile günden güne çöktü. Çocuk yaştaki gençlerin ilişkileri adeta teşvik edildi. Batı hükümetlerinin tek kaygısı, artık iffet ve namus değil, sadece gençlerin birbirleriyle özgürce çiftleşmeleri, fakat bunu yaparken AIDS hastalığına yakalanmamaları oluyordu. Bir haberde:

Fransa’da Sida dedikleri AIDS hastalığına yakalanmamaları için liselerde devletin yeterli önlemleri almak için var gücü ile çalıştığı bildirildi.” (18-5-1995Vakit Gazetesi)

“Kuzey Avrupa’da doğan her iki çocuktan biri gayri meşru, İzlanda’da doğum yapan kadınların % 56.4’ünün bekar olduğu açıklandı.” (12-11-1992 Türkiye)

Afrika’nın manzarası da kısaca şöyle:

“Kara kıtanın sorunları sadece sınır anlaşmazlıklarıyla ve iç çatışmalarla sınırlı değil. Sorunlar yığınla. Açlık, çöken ekonomiler, AIDS, hızla tırmanan ırkçılık…

Hiç şüphesiz AIDS kara kıtanın kara belası adeta. Kıtada yaşayan AIDS trajedisi gerçekten küçümsenmeyecek boyutlarda. Dünya Sağlık Örgütü’nün rakamlarına göre Afrika’da Sahara Çölü’nün güneyinde 23 milyon kişi  AIDS’li, bu güne kadar HIV/ AIDS’ten hayatını kaybeden toplam 13 milyon kişiden 11 milyonu, Afrika kıtasının güney ülkelerindeydi. Afrika’daki AIDS salgının boyutlarını yansıtan istatistikler,  salgının toplumsal birçok felakete de yol açabileceğini gösteriyor. Güney Afrika Cumhuriyeti, dünyanın en hızlı artan HIV bulaşma oranı sergiliyor; ülkede 4.2 milyon kişinin, yani nüfusun yaklaşık %10’unun HIV virüsü taşıyıcısı olduğu tahmin ediliyor.  (Altınoluk sayı: 172 – Haz. 2000)

Hindistan’ın durumu pek farklı değil.

Nüfusu 1 milyarı aşan Hindistan’da milyonlarca kişi tehlikeli biçimde yayılan AIDS virüsüne yenik düşüyor. Bombay’daki Falkland caddesi boyunca dizilen genelevler, AIDS virüsünün yayılmasında en büyük etken. Hindistan genelinde her üç fahişeden birinin AIDS virüsü taşıdığı bildirildi. Her gün binlerce kişinin tedavi altına alındığı Rwanda’daki Kigalı Hastanesi, hastaları yatıracak yer bulamayınca, bir yatağa iki-üç hasta birden almaya başladı. 1989’dan beri aynı yatakta ölümü bekleyen Augustine Akizanarah ve karısı her geçen gün bir mum gibi eriyor. (06.07.1992 – Türkiye)

 

ÇARE NE ?

AIDS virüsü, yetkililerin ifadesine göre virüslerin en kurnazıdır. İlim adamları henüz bir ilaç keşfedemediler.

İnançlı olan ilim adamları çareyi İslam’da görüyor, ilahi devayı gündeme getiriyor. Ve AIDS’in İslam ülkelerinde çok daha az oluşunu örnek gösteriyor, delil sayıyor.

Amerikalı AIDS uzmanı Prof. Panzer: “ İslam dini AIDS’e kalkandır. İslam ülkelerinde yayılışını İslam ahlakı önlüyor. Artık lüt kavmini ve İslam’ı anlamanın zamanıdır” demiştir. (20.05.1996 – Türkiye)

Bugün bizde AIDS’i körükleyen bazı çevrelerdeki inanç zayıflığıdır.

İslam dini:

–   “Açık olsun, gizli olsun fuhşiyata sakın yaklaşmayın” (En’am: 151)

–   “Zinaya yaklaşmayın. Hiç şüphesiz o, çok çirkin bir şeydir ve kötü bir yoldur.” (İsra: 32) diyor.

Hz. Peygamber (A.S.) da:

–   “Bir toplulukta fuhuş yapılır da bu çirkin işi işleyenler çekinmeden bunu anlatır hale gelirse, o toplumda taun hastalığı ve daha önceki toplumlarda görülmeyen hastalıklar ortaya çıkar.” (İbn-i Nace, Fiten: 22) buyurarak mucizevi ikazda bulunmuştur.

Meşhur artist A. Perkins, AIDS’ten ölmeden evvel şöyle demiştir:

–   Bu hastalığı Allah’ın bir intikamı gibi gören çok insan var. AIDS virüsü Allah’ın vazifeli bir memurudur. Hatta azmış insanları ıslah etmek için vazifesini yapmaya devam edecektir” (23.05.1994 – Zaman)

AIDS tedavisi henüz olamayan bir hastalıktır. Laf olsun, dostlar alışverişte görsün diye değil, ciddi ve koruyucu tedbirler alınmalıdır.

Kendini ve sevdiği bir kimseyi AIDS’e kurban vermek istemeyen, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.

İslam, inananlar için bu konuda da sigortadır. İslam’ın koyduğu yasaklar, Allah’ın koruluğudur. Yasağı çiğneyen elbette zarar görecektir. AIDS, Allah’ın yasağını çiğnemenin acı faturasıdır.

AIDS gibi korkunç bir hastalığı sadece 1 Aralık gününde hatırlamak ve anlatmak yeterli değildir.

Bazı çevrelerdeki İslami bilgilerin noksanlığı AIDS’i körüklediği bir gerçektir.

TV’lerde AIDS’e davetiye çıkaran programlar, insanları isyan ettiriyor.

Yetkililer camilerde AIDS hutbesi okutmaklar vazifesini yaptığını zannetmemelidir. Fuhuş ve eğlence merkezleri bir tarafa bırakılarak çare yanlış yerde aranmamalıdır.

AIDS’in çaresi İslam’dır. İslam’ı yaşamaktır. Dr. Ayhan Yiğit: “Düzenli ve ahlaklı toplumlarda AIDS tehlikesi olmaz.  İslam kurallarına uyan toplumlarda   daha az hastanın olduğu bir gerçektir. Bu hastalığın önlenebilmesi için İslam’i vecibeler tam manasıyla yaşanmalıdır” demiştir. (10.01.1995 – Zaman)

Amerika Cleveland Hastanesi doktorlarından Conrad Simpfondorfer şöyle demiştir:

“Türk hastalarının kalplerindeki Allah’a olan sonsuz inancın, onlara hastalıkları ile mücadele etmeleri için büyük güç verdiğini ifade etmiştir” (21.11.1986 – Tercüman)

İnsan hayatında inancın önemli bir rolü vardır. AIDS’ten korunmak ta en büyük etkendir.

İslam dini AIDS’e yol açan zinayı, homoseksüelliği, içkiyi, uyuşturucuyu, kirli ortamları kesin olarak yasaklamıştır.

Amerikan kanser derneğinden Dr. Michael Thun: “Sünnet olmanın gelecekte başka faydaları da ortaya çıkacaktır. Sünnet AIDS’in yayılma hızını düşürüyor. Yaptığımız araştırmalara göre sünnet AIDS’e karşı koruma sağlıyor” demiştir. Görülüyor ki, İslam’ın sünnet olma emri de koruyucu bir tedbirdir. (Mayıs 2002 – zafer dergisi)

Harvard Üniversitesinden Araştırmacı Uzman Edward G. Gren Washington Times’a verdiği demeçte aynen şöyle diyor: “HIV virüsü hedef hücreleri olan Langerhan hücrelerini arar ve yerleşir, bu hücreler ile HIV virüsü arasında anahtar-kilit ilişkisi vardır.” Kuzey Afrika Gelişim Topluluğu AIDS ölçme ve derecelendirme komitesi başkanı Dr. Jimmy Gazi sünnet olmamış bir erkeğin, sünnetli bir erkeğe göre hastalıklı bakterileri tutma oranının çok yüksek olduğu ve bunun da sünnet derisinin varlığından kaynaklandığını açıkladı. Bu da cinsel temasla AIDS virüsü kapma riskinin daha yüksek olması anlamına geliyor.

 

Çare Nedir ?

 

Yetkililer konuyu halka iyi anlatmalı, AIDS olup da ölümü bekleyenlerin fotoğraflarını, sözlerini insanları koruma açısından belirli yerlere asmalıdırlar.

Eşler birbirine ilgi göstermelidir ki, eşler başka yerlerde tatmin yolu aramamalıdır. Ailenin sıcak ve huzurlu ortamı korunmalıdır. Gençlere haramlar, yasaklar iyi anlatılmalı temiz bir hayat yaşamaları sağlanmalıdır.

Çare çoğu zaman yanlış yerlerde yanlış kişilerde aranıyor. Camide AIDS hutbesi okutuluyor. “Ey cemaat, zina yapmayın AIDS belası sizi mahveder” cami cemaati zina etmez, her an fuhşa yakın olan flörtü, seks özgürlüğünü savunanlardan kim duyar.

Çarenin ikincisi de ailedir. Çünkü aile ocağının, eş ve çocukların vereceği mutluluğu ve sıcaklığı hiçbir ortam veremez. Onun için ailenin önemi büyüktür. Anneye babaya da büyük sorumluluk düşmektedir. Bir yetkilinin ifadesiyle:

“Asrın vebası olarak bilinen ve şu ana kadar çaresi bulunamayan AİDS hastalığından korunmanın tek yolu, “sağlam değerlerle yüklü aile yapısının muhafaza edilmesidir.” Diyen Başbakanlık Müşaviri ve  Aile Araştırma Kurumu eski Başkanı  Dr. Necmettin Türinay, “Batı da ciddi boyutlara ulaşan AİDS hastalığının bizde o kadar fazla görülmemesinin tek sebebi bizim sağlam bir aile yapımızın olmasından kaynaklanmaktadır. Fakat ne acıdır ki, televizyon ve basın sapık ilişkileri özendiriyor. Halbuki bunlar bir takım hastalıkların tezahürü olarak kabul edilmelidir” dedi.

Bu durumda ana ve babaya ciddi görevler düştüğünü ifade eden aile Aratırma Kurumu eski başkanı Başbakanlık Müşaviri Dr. Necmettin Türinay, “Annaler kız çocukları ile babalar da erkek çocukları ile sıkı bir arkadaşlık kurmalı, onların dertlerini dinlemeli, onları konuşturmalılar. Anne-babalar artık eskisi gibi çocukları ile yeterince ilgilenmiyorlar. Eskiden ebeveynler çocukları ile daha fazla ilgilenir, onların daha sosyalleşmelerini ve topluma kazandırılmalarını sağlarlardı. Çocuklar daha kişilikli yetişirlerdi. Televizyonların ve basının bu tür yayınlarına karşı babanın çocuklarının her şeyiyle ilgilenmesi gerekir. Erkek çocuk oyun oynarken eğer anne rolünü üstleniyor, kız çocuk da baba rolünü üstleniyorsa, ana-baba  bunun önünü bir an önce almalıdır. Şu hiçbir zaman unutulmamalıdır; AIDS Batı’da sınırsız özgürlüğün bir ürünü olarak ortaya çıktı ve bu hale geldi” diye konuştu. (15-12-1992- Zaman)

Dini duyguların, iffet ve namus anlayışının zayıflaması aile ocağını söndürür. Aileye, inancımıza ve ahlak anlayışımıza ne kadar önem verirsek o kadar asrın belasından uzak kalırız. Düzenli aile hayatını alkolle, uyuşturucu ile ve meşru olmayan ilişkilerle bozacak olursak, asrın vebası hayatımızın zevkini kaçıracaktır.

Gayri meşru hayat yaşadıktan sonra AİDS’e yakalanan ve bu cezayı hak ettiğini söyleyen AİDS’linin hasta yatağında neler söylediğine kulak verelim:

Yıllar boyu sosyete içerisinde gayr-ı meşru bir hayat yaşadıktan sonra henüz çaresi bulunmayan ve adeta fuhuşun cezası olan asrın hastalığı AIDS’e yakalanan

“Murtaza Ergin, bu hastalığın kendisine bir nevi ceza olduğunu belirterek, “Tüm insanlara sesleniyorum; ben yaşadığım hayatla adeta hak ettim. Siz sakın kendi hanımınızdan başka kimseyle münasebette bulunmayın” dedi.

Ailenin, eş ve çocuklarının vereceği mutluluk ve sıcaklığın yerini hiçbir sıcaklığın dolduramadığını da belirten Murtaza Ergin, şöyle devam etti: “Dünyada  fuhuş, flört, adeta normal duruma getirildi. Bu son derece yanlış. Ne yazık ki bunu, şu halden AİDS olduktan sonra anlayabiliyorum. İnsanlar evlenip kendi ailelerini kurmalı ve sağlıklı nesil yetiştirmeliler. Bu kadar şeyi yaşadıktan sonra geriye dönüp bakınca sonra adeta kahroluyorum. Üzüntümden yerin dibine girmek istiyorum. Bir kabus yaşıyorum ben. Her gece yüzlerce defa gözlerimi kapayıp, “Ne olur Allah’ım! Çocukluğuma geri dönebileyim” diye yalvarıyorum. Çocukluğumu bir defa daha yaşayabilmek için her şeyimi verirdim.

Çocuk olup annemin sıcaklığını hissetmek istiyorum. Annem beni kucaklasın, gözlerimden öpsün istiyorum”

Zaman zaman şuurunun gidip geri geldiğini, bu yüzden konuşmada güçlük çektiğini söyleyen Murtaza Ergin, geçmiş senelerde yaptıklarıyla bu cezayı hak ettiğine inandığını belirterek, “AİDS benim için bir talihsizlik oldu. Ama biraz da ben hak ettim. Benim durumumda bir çok AİDS’li var ama isimleri basında çıkmasın diye saklanıyorlar. Bu hayatın içine girdikten sonra böyle bir son bir nevi ceza oluyor.” Şeklinde konuştu.

AIDS olduktan sonra, bir çok samimi dostunun kendisine sırt çevirdiğini de belirten Murtaza Ergin şunları söyledi: Benim bu duruma düşmemde bazı gazetelerin de büyük rolü oldu. Bir çok hareketim magazin basınında abartılarak ve özendirilerek yazıldı, adeta desteklendik. Hasta olduktan sonra ise kimse yanıma uğramaz oldu. Evim var ama oraya gitmiyorum. Çünkü gidenim yok, gelenim yok. Evimde tek başıma hayalet gibi oturuyorum.

Artık gazetelere konu olmak istemiyorum. Gazetesiz bir dünyada yaşamak istiyorum. Allah devlet ve milletimize zeval vermesin. Kendim bu hastalığa düştükten sonra, bir takım insanların daha düşmesini istemiyorum. Ve onlara acıyorum. Sonlarının nasıl olacağını bilmiyorlar. Adeta dünya sarhoşluğundalar ”    (28-05-1992  Zaman)

İbret alınacak bir başka olayı da Haseki Hastanesi AİDS Kliniği Şefi Dr. Özcan Nazlıcan anlatıyor. (28-11-1993 Türkiye)

Haseki Hastanesi AİDS Kliniği , iki genç insanın hatalar üzerine kurulu “hazin” sonlarına şahitlik ediyor bugünlerde: Gençliğini sefahat bataklığında harcayan ve AİDS’e yakalanan İ.Ö ile aynı hastalıktan muzdarip karısı, bir yandan geleceklerinin, diğer yandan 4 yaşındaki çocuklarının kaygısı ile yaşıyorlar. Zayıflıktan yakınarak 3 yıl önce hastaneye başvuran ve korkunç gerçekle yüz yüze gelen İ.Ö bir Romen fahişeden kaptığı AİDS’i eşine de bulaştırdı. Tedavileri sürmekte olan çift, herkesin kendilerini terk ettiğini ve yapayalnız kaldıklarını belirterek, “Allah kimseyi bizim durumumuza düşürmesin” diyorlar. Aynı hastanede tedavi gören genç çift, haberin yayılmasından sonra bütün yakınlarının kendilerini terk ettiğinden yakınarak, “oğlumuz için bu hastalığı yenmeye karar verdik. Her gün Allah’a dua ediyoruz. Biliyoruz ki, Allah’tan ümit kesilmez. Ama ne olur insanlar bizim hatalarımızı tekrarlamasın” diyorlar.

Başkaları ile ilişki ciddi bir iştir. AİDS başka ülkelerde sınırsız özgürlüğün mahsulüdür. “Beden bizim” diyerek sokaklarda pankart taşıyanlar, bekarete karşı çıkan kokanalar bu işin sonunu bilmiyor. Cinsel özgürlük sapıklıktır. Sapıklığın da bedeli ağırdır. Frengi,bel       soğukluğu, asrın vebası AİDS, cinsel özgürlüğün acı meyveleridir.

Pansiyonlar, barlar, pavyonlar, diskolar, kafeler, eğlence merkezleri iyi denetlenmelidir. Sıtmayı önlemek için sivrisinekleri öldürmek mücadele değildir. Bataklığın kurutulması lazımdır. AIDS’i önlemek için uyuşturucu kültürü, fuhuş, cinsi sapıklık, alkol, nikahsız yaşama, müstehcenlik ve inançsızlık, ahlaksızlık gibi konularda mücadele etmek gerekir.

Mücadelede AIDS’lilerin verdiği mesajları, bir deri bir kemik kalmış resimleri ne güzel malzeme olur.

AIDS’in tedavisi yoktur. Çare korunmaktır. Bunun için:

–         Alkolden, fuhuştan uyuşturucudan uzak durulmalıdır.

–         Fuhuş yapanlardan, yapılan yerlerden, eşcinsellerden,

–         Başkalarına ait özel eşyaları kullanmaktan,

–         Öpüşmekten, tokalaşmaktan, AIDSli ile arkadaşlıktan ve evlenmekten uzak durmak gerekir.

–         Evlilik öncesi flörtten, çok eşlilikten kaçınmak, cinsel özgürlük aldatmacasından kaçınarak tek eşliliğe, eşler arasındaki sadakate ve sıcacık aile ortamına sığınmak gerekir.

–         Daha önce bu yollardan geçmiş sıcak aile ortamını arayan ülkeler taklit edilmekle elde edebileceğimiz bir şey yoktur.

Kur’an’da bir uyarı var:

–         “Mü’minler arasında fuhşun yayılmasını arzu edenlere, dünyada ve ahirette can yakıcı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz” (Nur: 19)

 

FUHUŞ TURİZMİNE DİKKAT

 

AIDS riskini arttıran turizme dikkat edilmelidir. Bu gün turizm bölgeleri daha çok risk altındadır. Fuhuş turizminin fazla olduğu ülkelerin durumları iyi değerlendirilmelidir. Yoksa boşanmalar artacaktır, aile yuvaları yıkılacaktır, genç nesil fuhuşun pençesine itilecektir, hastalıklar yayılacaktır.

Bu konuda binlerce hastalıklının girip çıktığı havuzlar ve deniz kirliliği unutulmamalıdır.

Fuhuş turizmine çare olarak, alternatif inanç turizmini canlandırmaktır.

 

BİLGİLENDİRMEK

 

AIDS evrensel afettir. Yapılan açıklamalara göre 2005 yılında 100 milyon AIDS’li olacak. AIDS’ten korunabilmek için bu tehlikeyi çok iyi tanımak ve tanıtmak gerekir. Bu yapılabilecek en büyük iyiliktir.

1 – 8 Aralık tarihleri tanımak, tanıtmak için fırsat bilinmelidir.

Bir Üniversitenin yaptığı AIDS anketinde öğrencilerin AIDS’i tanımadıkları ortaya çıkmıştır. Muğla Üniversitesi’nde iki öğretim görevlisinin yaptığı çalışmada 274 kız, 377 erkek öğrenci olmak üzere 651 kişi ankete tabi tutulmuştur. Netice, üniversiteliler AIDS cahili çıkmıştır.

AIDS patlaması olmadan İlköğretim, lise ve üniversitelerde sağlık dersleri konmalı AIDS belası tanıtılmalı, bulaşma  yolları ve korunma yolları anlatılmalıdır.

Vatandaşları bilgilendirmek amacıyla “Alo AIDS Danışma hattı” yoğun ilgiyle karşılanmıştır. Ankara’da Temmuz 2003’te kurulan hat, Türkiye’nin her tarafından ilgi görmüştür. Bu tür bilgilendirme her ilde olmalıdır.

 

YANLIŞ ARKADAŞ

 

AIDS felaketi kapıda, bütün dünyayı tehdit ediyor. Bu durumda dikkat edilecek hususların başında AIDS’li arkadaş olarak seçilmemelidir. Hele hele eş olarak asla seçilmemelidir.

Genellikle AIDS’li olanlar, kendilerindeki hastalığı başkalarına bulaştırarak insanlardan intikam alma yoluna gitmektedir.

20.01.1997 tarihli Zaman’ın haberine göre iki AIDS’li genç toplumdan intikam alma düşüncesiyle AIDS’i bulaştırma itirafı yapması bir dehşeti ortaya koymuştur. Gençler önce arkadaşlarına bulaştırdıklarını, bundan sonra hedeflerinin toplum olduğunu ifade etmişlerdir. Bile bile kan verdiklerini, başkalarıyla sırf hastalık bulaştırabilmek için ilişkiye girdiklerini. Berber olan genç: “Her gün ölümü beklemem beni insanlardan nefret etmeme sebep oldu. Müşterilerime AIDS ile ilgili düşüncelerini soruyorum, alay edenlerin yüzünü kesip ona AIDS bulaştırıyorum” şeklinde konuşmuştur.

Bir zamanlar iğne batırarak AIDS bulaştırmak isteyenler oldu.

AIDS’li olduğu halde evlenen veya arkadaşlık yapan “ Müjde AIDS hastasısınız” diyerek ayrılanlar çok olmuştur.

Bir haber:

İzmit’li genç bir kadına, geçen yıl tatil için gittiği Bodrum’da tanıştığı sevgilisi tarafından bilerek asrın vebası AIDS bulaştırıldığı bildirildi. Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, AIDS’li sapık, tatil sonunda, genç kadına evine döndüğünde okunmak üzere, “ Müjde AIDS’e yakalandın. Aramıza hoş geldin” yazılı bir kart verdi.

Önce bunu kötü bir şaka olarak yorumlayan, ancak içindeki kuşku nedeniyle hastaneye başvuran genç kadın, testler sonunda ortaya çıkan acı gerçekle yıkıldı.

Tedavi için İstanbul’a sevk edilen talihsiz kadın, 6 aylık periyotlarla kontrole gidiyor ve amansız hastalığı yenmek için çaba harcıyor.     (15-06-1998 Gazeteler)

Amerika’da bir baba oğluna nafaka ödememek için hastalıklı kan enjekte etmiştir. 11 aylık çocuğuna canavar baba bilerek hastalık bulaştırmıştır. (07-12-1998 Türkiye)

 

CİNSEL ÖZGÜRLÜK TUZAKTIR

 

Bazı şeyler insan hürriyetini kısıtlayıcı gibi görünse de insanın ve toplumun yararınadır.

Din ve ahlak kuralları insanın kendine ve çevresine zarar vermesine müsaade etmez. İnsanın eşi ile ilişkisinde zarar görmeyen din, başkaları ile neslin ve nesebin bozulmaması için beraberliğini günah saymıştır.

Zinayı hürriyet saymak aileyi ve çocukları gözden çıkarmak ve sağlığı tehlikeye atmaktır.

Cinsel özgürlüğü kabul eden ülkelerin durumu bugün meydanda. Çocuk gayri meşru doğuyor. Küçücük çocuklar ana baba oluyor. Yetkililer bu durumdan kurtulmanın yollarını arıyor.

Bugün eşini, kızını, başkasının yatağında, kucağında kim ister. Hayvanlarda bile tek eşlilik hayatı var.

Çağdaş yaşam, insan fıtratına ters olamaz. Yoksa bedeli AIDS olur. İlişkilerin serbest olduğu ülkelerde AIDS hastalığı kat kat fazladır.

Cinsel özgürlük ne demek? İhanet etmek, yapılan akite bağlı kalmamak, fuhuş yapmak demektir. Fuhuş, dipsiz ve karanlık bir kuyu. Bu kuyuya düşenler, insani duygularını kaybeder, acı çeker.

Bugün flört, masum bir arkadaşlık mıdır? Flörtün sonu, evli olsun bekar olsun, pişmanlık ve utanç değil midir? Flört ahlak dışı şeyler yaptırır. Sonu da aldatılmadır.

Zina bütün dinler tarafından suç sayılmıştır. Çünkü zinadan herkes zarar görür. Lüt kavminin helak olduğu gibi bütün insanlık zarar görür. Bilinmeyen hastalıklar yayılır.

Cinsi özgürlükle kadın meta haline gelir. Bugün genel ev kadını bile zinayı savunmaz. Çünkü zina insan onurunu zedeler.

Mutlu azınlık, zinaya çağdaşlık kılıfı geçirerek, savuruyor. Bir avuç marjinal gurup Müslüman Türk kadınını temsil edemez. Bugüne kadar kimlerin bekarete karşı çıktığını insanımız çok iyi bilmektedir.

İnsanı hayvandan ayıran bazı özellikler vardır. Bunları yok sayar, ayaklar altına alırsanız, insanın hayvandan ne farkı kalır.

Cinsel özgürlük denir. Zina, suç ve ahlaksızlık olmaktan çıkarılırsa, tacizin, tecavüzün önüne nasıl geçilecek?

 

AIDS TEHDİT EDİYOR

 

Geçmişte olası tehdit olan AIDS bugün gerçek tehdit haline gelmiştir. Son geldiğimiz nokta da bir çok olumsuz şey hastalığın yayılmasına neden olmaktadır.

BM tarafından raporda; anası veya babası AIDS yüzünden ölen 15 milyon çocuk ailesiz kalmıştır. (14-08-2004 Yeni Şafak)

UNICEF’in açıklanan raporuna göre; her ay yüz binlerce çocuk ve genç ölümcül virüsü kapmaktadır. Dakikada 11 kişi AIDS’e yakalanmaktadır. Bizdeki bilinçsizlik ise tehlikeyi büyütmektedir. (30-11-2000 Türkiye)

AIDS, ortalama 62 olan yaşam süresini 49’a düşürdüğü açıklanmıştır. (07-07-2004 Yeni Şafak)

AIDS’ten günde 8 bin kişi ölüyor. (02-12-2003 Yeni Şafak) AIDS’e yakalananların sayısı 40 milyonu, ölenlerin ise 22 milyonu aştı. (02-12-2003 Türkiye)

 

BU GİDİŞİN SONU ALLAH KORUSUN HELAK OLMAKTIR.

 

“ Bir toplumda fuhuş yayılıyorsa Allah o toplumu adı bilinmeyen hastalıklarla cezalandırır.” demiştir Peygamber (AS).

AIDS Amerika’da ilk ortaya çıktıktan sonra, ahlaksızlığın bir bedeli olarak bütün dünyaya yayılmıştır.

Eğer çare aranmaz ve ahlaksızlıkların önüne geçilmezse, insanlığın sonu Lüt peygamberin kavminin sonu olacaktır. Pompe halkı da aynı akıbete uğradı. Eğlence gemisi Titanik, ilk seferinde battı. Halbuki; “ Tanrı bile batıramaz” denilerek denize indirilmişti. Son telgrafta “ yapılacak bir şey yok” denilmiştir.

AIDS, ölüm saçıyor. Bu hastalığa yakalanan kim olursa olsun, sonu yüzde yüz ölümdür. Çeke çeke, mum gibi eriye eriye ölümdür.

AIDS vücudun direncini kırdığı için her türlü hastalığa açıktır.

Geçmişte sapıklıkları yüzünden helak olanlar, insanlığa uyarı için, ikaz için helak olmuşlardır. Şu anda helak olanların yolunda olanlar, aynı yolun yolcusudur.

Bugün artık sadece hasta olanlar değil, masum insanlar da tehlikededir.

Yüce yaratıcı olan Allah, her hastalığı dermanı ile verirken AIDS ve ihtiyarlığı dermansız vermiştir. Hz. Peygamber (AS): Bulaşıcı ve salgın hastalık olan yere girilmemesini, oradan da dışarı çıkılmayıp korunmayı tavsiye etmiştir.

“Stop AIDS” yazarak “Dur” demekle AIDS durur mu?

Kur’an’da:

“İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın, belki de tuttukları kötü yoldan dönerler” (Rum: 41)

“Zulümleri sebebiyle gökten üzerlerine pislik ve ceza gönderdik…  (A’raf: 162) buyrularak Allah’ın gazabından bahsedilmiştir.

Sözün özü; AIDS’e karşı en büyük çare günah ve haram olan her türlü gayri meşruluktan uzak, temiz ve ahlaklı bir hayat yaşamaktır. Tek eşliliktir.


Bu yazıyı 1.370 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here