ALIŞVERİŞ ADABI TİCARET

Müslümanın önemli imtihanlarından biri de ticaret hayatında geçer. Ayrıca namusluluk ve doğruluk ticarette kendini gösterir.

Ticaret önemli bir konu. Ticaretin uyulması gereken kuralları vardır. Ne yazık ki satıcılar, alıcı da bu kuralları bilmemekte ve uymamaktadır.

Satıcının tek hedefi kazanmak değildir. Elbette kazanacaktır. Ama helalinden kazanacaktır. Haram lokmadan korunacaktır. Fahiş fiyattan, hileden, yalandan, yeminden, meşru olmayan mal satmaktan uzak durmalıdır.

Bu konuda Cenab-ı Allah bizi şöyle uyarıyor:

-“Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayalı ticaret dışında aranızda mallarınızı batıl yollarla yemeyin” ( Nisa:29 )

Dikkat edilirse ticaretten gelen kazanç en çok helal olan kazançlardan biridir. Peygamber (as): “Helal kazancın onda dokuzu ticarettedir” buyurmuştur.

İşin içine yalan ve hırs karışırsa, helal olan kazanç, harama dönüşür.

Peygamber ( as): “ Doğru sözlü ve güvenilir tüccar ahirette Peygamberler sıddıklar ve şehitler ile beraberdir” ( Tirmizi Buyu:4)

-“ Bir malın ayıbını söylemeden satmak bir müslümana helal olmaz. ( Müslim İman:43 ) buyurmuştur.

Rasulallah ( sav ) şöyle buyurmuşlardır:

“En temiz kazanç, şu vasıflara sahip olan ticaret erbabının kazancıdır:

-Konuştuklarından yalan söylemezler,

-Kendilerine itimat edildiğinde ihanet etmezler,

-Söz verdiklerinde sözlerinden dönmezler,

-Bir şey satın alırken o malı yermezler,

-Bir şey satarken onu aşırı bir şekilde övmezler,

-Borçları olduğunda geciktirmezler ve

-Alacakları olduğunda, zor durumda olan borçluyu sıkıştırmazlar.” (Beyhaki, Şuab,IV, 221)

Allah Rasülü ( sav ) buyurur:

“Alışveriş yapan iki kişi, birbirlerinden ayrılmadıkça veya ayrılıncaya kadar ( caymakta ) muhayyerdirler. Eğer dürüst alışveriş yapıp da her şeyi olduğu gibi açıklarlarsa alışverişleri bereketli olur. Eğer bazı hakikatleri gizleyip yalan söylerlerse alışverişlerinin bereketi kalmaz.” ( Buhari, Büyu,19;Müslim, Büyu, 8 )

Rasulallah ( sav ) şöyle buyurmuştur:

“Kim bir gıda maddesini satın alır ve günün rayiç bedeli üzerinden satarsa, sanki onu yoksullara sadaka olarak dağıtmış gibi sevap alır.” ( İbn Mace, Ruhun, 16 )

“Gönül hoşnutluğu ile ve elindeki büyük paraları emanet bilerek yerinde sarf eden / harcayan veznedar, emanetçi veya muhasebeci, Allah rızası için sadaka vermiş gibi mükâfat kazanır.” (Buhari, Zekât, 25 )

 

a)Alınıp Satılan Mal Vasıflı Olmalıdır:

Ne olduğu, ne kadar olduğu ve nasıl olduğu bilinmeyen malın alım satımı caiz değildir. Peygamber ( as ) olgunlaşmamış hurma satışını yasaklamıştır. ( Bak: Müslim Büyu:13 )

Kavun, karpuz, sebze ve meyvelerin tarlada olgunlaşmamış hali ile pazarlık caiz değildir.

İmam-ı Azam’a göre satılan malda şu şartlar aranır:

1-“Necis olmamalıdır.

2-Harama günaha sebep olmamalıdır.

3-Faydalı olmalıdır.

4-Çalıntı, kaçak olmamalıdır.

5-Mal ortada olmalıdır. Vasfı, miktarı bilinmelidir.”

Alıcı da meşru iş yapan, helal gıda satan yerden alışveriş yapmalıdır. Paranın nereden geldiği kadar nereye gittiği, kime destek olunduğu bilinmelidir. Mal meşru iş yapmayan yerde ucuzda olsa müslüman üç-beş kuruş uğruna günaha girmemelidir.

Herkese sorulacak bir ahiret sorusu da “ nereden kazandın, nereye harcadın olacaktır.”

Müslüman, haram iş yapandan şiddetle kaçındığı gibi şüphelendiği işyerinden bile şiddetle kaçınırsa, ancak o zaman günaha düşmekten korunmuş olur.

Ucuz düşünce ile hareket etmek İslam inancıyla bağdaşmaz. Cuma saatinde cumadan sorumlu kimseden alışveriş uygun değildir.

Dinen yasaklanan bir şeyi satandan alışveriş uygun değildir. Satanın da kazancı helal değildir.

Kısaca; alkol, sigara, kumar aletleri, müstehcen elbise, kaçak mal, hırsızlık malı uyuşturucu ve organ satışı bunun yanında tarihi geçmiş bayat malın, özeliliğini yitirmiş faydasız malın satışı meşru değildir.

Böyle meşru iş yapmayan yerlerde çalışmak da uygun değildir. Kötülüğe sebep ve alet olunmuş olur.

Zaman zaman: “Çalışmak ibadettir” deniliyor. Evet, çalışmak ibadettir. Ne zaman? İbadetlerin arasında, meşru iş yaparak çalışmak ibadettir.

Müslüman helalinden kazanmalı ve helal yerlere harcamalıdır. Alın teri dökmeden, emek sarf etmeden, hayra vesile olmadan kazanç helal olmaz.

 

  1. b) Dinde Helal Olmayan Kazanç Yolları Özet Olarak Şöyledir:

 

-Fuhuş yolu ile elde edilen,

-İnsana ait kan, organ, saç gibi şeylerin satışı ile elde edilen,

-İçki, uyuşturucu, sigaradan elde edilen,

-Kumar ve şans oyunlarından gelen,

-Fahiş fiyat, karaborsa, tefecilik yolu ile elde edilen,

-Buluntu, çalıntı, kaçak ve hileli yollarla elde edilen,

-Faiz ve faizli alışveriş yolu ile elde edilen,

-Rüşvet yolu ile gelen,

-Hile yalanla elde edilen,

-Fal ve büyücülük ücreti,

-Hak edilmemiş maaş,

-Zekâtı verilerek temizlenmemiş mal helal olmaz.

 

 

 

  1. c) Satıcı Şu Davranışlardan Kaçınmalıdır. Bunlardan Kaçınmazsa, Kazancı Helal Olmaz:

 

1-Fahiş Fiyat:

İslam’da fiyatlara müdahale olmaz. Arz talep söz konusudur. Nisa suresinin 29. ayetinde fahiş fiyat yani haksız kazanç yasaklanmıştır. Fiyatta insaflı olunacaktır. İnsaflı davranılmadığı zaman zulüm olur. Zulüm de ağır bir günahtır.

Bir gün Peygamberimize bir kadın soruyor:

-Ya Rasulallah ben alışveriş yapıyor; malı alırken az ücret ödüyorum. Satarken de normal ücretinden fazla istiyorum. Sonra da normal değerine indiriyorum der.

Bunun üzerine Allah Rasülü şöyle buyurur:

-Böyle yapma! Bir şey satın alırken onun normal ücretini teklif et. Ya alırsın ya da alamazsın. Bir şeyi satmak istediğim zaman da yine malın normal ücretini iste. Ya satarsın ya da satamazsın. ( İbn Mace, Ticaret:29 )

Bir Sahabi at alacaktı. Fiyatını sordu. Az buldu. “ Bu fazla eder” deyip değerini verdi. Ona dediler ki, daha ucuza alabilecektin neden fazla ödedin? Şu cevabı verdi:

-Alışverişte hile yapmayacağım hususunda Allah Rasülüne söz verdim.

İmam-ı Azam, malın değerinden, fazla fiyatta mal satan ortağından ayrılmış, hissesini de fakirlere dağıtmıştır. Ve demiştir ki: “Dinin alışveriş kısmını bilmeyen haramdan korunamaz.”

İslam da kar için bir sınır konmamıştır. Ahlaki, vicdani ve insani ölçüler esastır.

Allah Rasülü: “Aldatan bizden değildir” buyurmuştur. (Müslim İman:164)

Helal kazancın ölçüsü şudur:

-Fiyat haddi aşmayacaktır.

-Yalan hile aldatma olmayacaktır.

-Alıcının durumundan faydalanılmayacaktır.

-Karaborsacılık yapılmayacaktır.

-Fiyat doğru ve açık yazılacaktır.

-Veresiye vadeli satışta mal değil, fiyat yazılacaktır.

-Fırsatçılık yapılmayacaktır.

Bazıları kar %yüzü aşmayacak diyor. Yok, öyle şey. Adam kapatıyoruz diye bir başlıyor. Fiyatlar yarı fiyatının altına düşüyor. Kampanyalar dudak ısırtıyor. Bu adam ne kadar kazanıyormuş! Dedirtiyor.

İslam Âlimlerine göre;

-Gayr-i menkullerde % 20

-Hayvanlarda % 10

-Menkul eşyada % 5 olarak sınırlandırılmıştır.

(Prof. Dr. Hamdi Döndüren: İslami Ölçülerle Ticaret Rehberi sh:194)

 

2-Yalan:

Osmanlı esnaflarından biri kumaş satmaktadır. Anadolu’dan gelen alıcıya kumaşları verirken bir top kumaş ayırır: “ Bunu sana veremem bu kusurlu” der. Alacı “ fark etmez onu da alayım” deyince satıcı şöyle der:

-Sana bunun kusurlu olduğunu söyledim. Alıcı bunu bilmez sen satarken bunun kusurlu olduğunu söylemeyi unutabilirsin. Biz hilekâr, yalancı mal vermiş oluruz bunun için bu kumaşı veremem demiştir.

Satıcı da aranan en önemli şey güvenilir olmaktır. Kusurlu bir malı kusursuz gibi satmakla üç günah işlenmiş olur:

1-Alıcıyı aldatmak,

2-Yalan söylemek,

3-Hakkından fazla para almak.

Peygamberimiz bir gün Ashabına:

-Büyük günahların ne olduğunu size haber vereyim mi? Der. Allah’a şirk koşmak, ana babaya haksız yere isyan etmek dedikten sonra doğrulur:

-İyi dinleyin; bir de yalan söylemek ve yalan yere yemin etmektir buyurur.

Bir hadislerinde:

-“ Aldatan bizden değildir” ( Müslim İman:43 )

-“ Yalan yemin kazancın bereketini giderir.” ( Müsned:2/ 235 )

-“ Cennete ilk önce doğru satıcılar girecektir” ( Ramuz el-Ehadis:161/ 1)

-“ Güvenilir ve doğru tüccar kıyamet gününde Peygamberlerle doğrularla şehitlerle ve Salihlerle beraber olacaktır” (Tirmizi, Büyu:4)

 

3-Aldatmak:

Malını kusurunu, kalitesini gizlemek ticaret ahlakına asla sığmaz. Peygamber ( as ) çarşıda buğday satanın buğdayını eli ile karıştırır, alt kısmının ıslak olduğunu görür ve ona:

-Bu nedir? Diye sorar.

-Yağmur ıslatmıştır cevabını alınca

-Niçin saklıyorsun, göstermiyorsun? Aldatan bizden değildir buyurmuştur. ( Müslim İman:164 )

Bir de alırken yermek, satarken övmek de aldatmaya girer: satıcının malında olmayan vasıfları söylemesi yalan olur.

Kazanç dürüst olmazsa kazanç helal olmaz. İnsanın organları bile itaat etmez. Evlatları harami olur. Malı yel gibi gelse de, sel gibi gider, telef olur.

Peygamber ( as ): “ Bir kimse yediğine, içtiğine dikkat etmezse, Allah da ona cehennemin hangi kapısından sokacağına aldırmaz” buyurur. ( Tirmizi Cehennem:9 )

Günümüzde doğru, güvenilir satıcı bulmak neredeyse imkânsız gibi, müslümanlar arasında aldatma olmamalı. Peygamber ( as ): “ müslümanlar arasında aldatma olamaz. Bizi aldatan bizden değildir” buyurmuştur.

Atalarımız: “ hile ile iş gören mihnetle can verir” demiştir.

Daha önce atalarımız esnafı devamlı denetlerdi. Uyarılırdı. Hile yapan:

-Bir süre işinden men edilirdi.

-Veya mesleğinden uzaklaştırılırdı.

-Ceza verilirdi.

-Hapis cezası verilirdi.

-İlişki kesilirdi.

-Mallarına el konuldu.

Bu yüzden kimse kimseyi aldatamazdı.

Ahilik teşkilatının ilkeler arasında şunlar vardı:

-İyi huylu, güzel ahlaklı herkesi için sevgi dolu olmak kin ve düşmanlığı, hasedi, dedikoduyu hayattan çıkarmak.

-Vefalı olmak, sözünde durmak, gönlü kalbi tok olmak.

-Saygılı olmak, yapılan iyiliği başa kalkmamak.

-Hatayı daima kendi nefsinde aramak.

-İnsanlar arasında ayırım yapmamak.

-Hizmetindekileri korumak.

-Doğruluktan ayrılmamak

Ahi Baba’nın ustalığa yükselen gence nasihati şöyledir:

“Ey oğul! Harama bakma, haram yeme, haram içme! Doğru, sabırlı, dayanıklı ol! Yalan söyleme! Büyüklerinden önce söze başlama! Kimseyi kandırma! Kanaatkâr ol! Dünya malına tamah etme! Yanlış ölçme, eksik tartma! Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil! Kendin muhtaç iken bile başkalarına verecek kadar cömert ol.”

Biliyorsunuz Fatih Sultan Mehmet tebdil-ı kıyafetle esnafı hep denetlerdi. Bir esnafa şunu şunu ver demiş, esnaf, birazını verip kalanını komşumdan alın o siftah etmedi demişti. Fatih memnun kalıp “ Allah bu milletin ahlakını bozanlara lanet etsin” diye dua etmiştir.

Helal iş yapmak helalden kazanmak her müslümana farzdır. Hz. Ali şöyle diyor:

-“Allah Rasülü Müslümanlara şu duayı öğretti.

“Allah’ım! Bana helal rızık nasip ederek haramlardan koru! Beni senden başkasına muhtaç etme” ( Tirmizi Davut:110 )

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim:

-Helal ve meşru şeyleri yiyip, içmeye, haram olanı terke davet eder.

-Meşru yollarla rızık aramayı tavsiye eder. Çünkü helal yiyip içenler ancak Salih amel işlerler.

Allah: “Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiklerimizden helal olanlardan yiyin” diye emreder. (Bakara:172) çünkü haramın bitirdiği et cehenneme layıktır.

İnancımızda doğruluk dürüstlük güvenilirlik esastır. Kur’an da:

-“Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu hem daha iyidir hem de netice bakımından daha güzeldir” (İsra:35) tavsiyesinde bulunuluyor.

Daha yeniye kadar alış-verişler sağlıklı olurdu. İki taraf da birbirine güvenirdi. Senet bile yapılmazdı. Bir kenara yazılı verirdi.

Şimdi senetler bile ödenmiyor.

Peygamber (as): “ Varken borcunu geciktiren zalimdir. Zalimin düşmanı da Allah’tır” buyurmuştur. ( Tirmizi Buyü:66 )

İki taraflı güven yok. Alanda, satan da hayrını görmüyor. Musalla taşında “ hakkınızı helal edin” denilince “helal etmiyorum” diyenler oluyor.

Kul hakkı önemsenmez oldu.

 

4-Yemin Etmek:

Helal iş yapan esnafa: “durum nasıl?” denince hamd eder, şükreder. Dürüst iş yapmayan hep sızlanır, şikâyet eder. Kazandığının hayrını görmez.

En çok yalan yemin nerede yapılıyor dense, daha çok ticarette olur zannediyorum. Yalnız şunu açıkça belirtirim ki, doğru dürüst, hak hukuku gözeten, Allah’tan korkan esnafımızın Allah sayılarını artırsın diyorum.

Ticaret hayatındaki en önemli hastalıklardan biri de yemin etmektir. Sadece satabilmek için sık sık yemin eden satıcılar oluyor. Böylece güven vermiyor, aslında güven sarsıyorlar. Doğruya niye yemin edilsin. Bir de büyük günaha giriyorlar. Şu fiyat diye yemin ediliyor. Biraz sonra fiyat değişiyor. Bu yeminlerin her birine yemin kefareti gerekir. Ne yapar?

-10 fakiri orta halli giydirir.

-Değilse 10 fakiri sabah akşam doyurur.

-Değilse 3 gün oruç tutar.

-O da olmazsa o yılın fıtır sadakası miktarı fakire para verir ve Tevbe istiğfar eder.

(karşı tarafın yemin olarak anladığı, kabul ettiği her söz yemin sayılır)

Yeminle mal satanlara Allah merhamet etmez. Peygamberimiz Pazar yerlerinde eğleşmeyi tavsiye etmemiştir. Sebebi de şeytan en çok Pazar yerlerinde eğleşir. Yalanla hile ile insanları günaha sokmaya çalışır.

Cenab-ı Allah: “Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyin… Buna karşılık, kötü azap tadarsınız. Ahirette de büyük azap vardır.” ( Nahl:94 ) buyurur.

Yalan yemin edilerek elde edilen, helal olmadığı gibi kul hakkı da doğar. Müslüman aleyhine de olsa doğruluktan ayrılmayacak, yalan yere yemin etmeyecektir.

Peygamber ( as ):

-“ Sakın ha alışverişte yemin etmeyin. Yemin belki malı sattırır ama bereketini götürür. Gerçeği gizleyip, yalan söyleyerek yapılan alışverişin bereketini Allah yok eder” demiştir.

Peygamberimiz asla yemin etmez “Estağfurullah” derdi. Şöyle uyarmıştır:

-“Bir şey satarken yeminden sakının. O, her şeyi mahveder.” (R.Salihın:1753)

-“Alışverişte yemin etmek, malın kazancını giderir.” (R.Salihın:1752 )

Cenab-ı Allah Kur’an’da:

-“Allah’ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenlerin ahirette bir payları yoktur. Allah onlara kıyamet günü hitap etmeyecek, onların yüzlerine bakmayacak, onları temize çıkarmayacaktır. Elem verici azap onlar içindir” ( Al-i İmran:77 )

Yemin ederek malını satan, karşı tarafı aldattım para kazandım diye düşünmemelidir. Kaybeden kendisidir. Aldanan da kendisidir.

Son olarak esnafımız ticaret ahlakını iyi öğrenmeli ve uygulamalıdır. Değilse kazancı helal olmaz. İşine, aşına, eşine ve çocuklarına yansır.

Uyacağı bazı kuralları tekrar hatırlatacak olursak

1-Fahiş fiyattan, kaçınmalıdır.

2-Meşru iş yapmalıdır. Günaha, harama götüren, helal olmayan mal satmamalıdır.

3-Cuma günleri cuma sorumluluğu olan kimseler çalıştırmamalıdır.

4-Helalinden kazanmaya çalışmalıdır. Haram olan kazanç yollarından kaçınmalıdır.

5-Yalandan yeminden kaçınmalıdır.

6-Vasıfsız, kusurlu mal satmamalıdır.

7-Hile yapmaktan, aldatmaktan kaçınmalıdır.

8-Alıcıya kolaylık göstermelidir.

9-Ticareti onu Allah’ı anmaktan, namazdan alıkoymamalıdır.

Yüce Allah bu konuda şöyle buyurur: “Bir kısım erler vardır ki, alışverişleri onları Allah’ı zikretmekten, namazlarını kılmaktan, zekâtlarını vermekten mahrum etmez.” ( Nur, 24/ 37 )

Cenab-ı Allah

-“Eğer borçlu darlık içerisinde ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin…” (Bakara:280) diye emreder.

Peygamber ( as ) da! “ Kim eli dar olan borçluya kolaylık gösterirse, Allah da dünya ve ahirette ona kolaylık gösterir. Bir kimse din kardeşine yardımda bulundukça, Allah da ona yardım eder.” ( Müslim Zikir:38 ) buyurur.

Cenab-ı Allah yapılan iyiliklere 1’e 10’dan bire 700 misline kadar sevap verir.

Peygamberimiz ( sav ) borçluya kolaylık gösterene şöyle dua etmiştir:

-“Borçluya kolaylık gösterene Allah rahmet etsin.” ( Buhari Buyü:16 )

Alıcı da dürüst olmalı, borcunu zamanında ödenmelidir. Eğer yakınlarımız borçlu olarak ölürlerse onu borçtan, azaptan kurtarmaya çalışılmalıdır. Peygamberimiz borçlu olanın borcu ödenmeden cenaze namazını kaldırmazdı.

Esnaf kardeşim, dükkânındaki kamera başkalarını çektiği gibi seni de çekiyor. Yarın senin şikâyetçin olacak. Bunu unutma. Şahidin olacak.

Bir de görebileceğin bir yere “ Allah görüyor, Allah biliyor, Allah soracak” yazar, zaman zaman gözün ilişirse, günaha girmekten kurtulursun.

 


Bu yazıyı 1.511 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.