ALLAH (c.c.)

Allah inancına sahip olmayan ruhlar, bedenler ölüdür. Ölü ruhlar ancak Allah inancı ile dirilir.

Allah inancı ile ancak insan gerçeği ve hakikati görür, bilir. O zaman bütün sahte putlar yıkılacaktır.

İslam ülkesinde,  Müslüman anadan babadan doğmuş olmak büyük bir bahtiyarlık ve büyük bir şanstır. Böyle olmuş olması da bazıları için ne yazık ki, şans olmuyor; gaflet ve küfür nedeni olabiliyor. Bazıları da adı Müslüman kalabiliyor.

Gayr-i müslim olarak doğan, araştırmak gibi bir zahmete giriyor. Eğer hidayet nasip olursa, inancının hakkını veriyor.

İnsanı dirilten şehadet ve tevhittir. Şehadet, Allah’ın varlığını ve birliğini ve Muhammed (as)ın peygamberliğini kabul etmektir.

Tevhid de Allah’tan başka ilâh yoktur, diye kabullenmektir.

Bunlar Müslüman olmanın şartıdır. Burada sadece Allah’ın varlığına inanmak, Müslüman için yeterli olmaz. Muhammed (as)ın onun son peygamberi olduğunu da kabullenmek gerekir.

Allah’ı nasıl bilmeliyiz?

-Allah vardır, birdir

-Allah mekandan münezzehtir.

-Allah şekilden münezzehtir.

-Allah hiçbir şeye muhtaç değildir.

-Doğmamıştır doğrulmamıştır.

-Hiçbir şey O’nun dengi ve benzeri değildir.

-Gizli, aşikar olan her şeyi bilir.

-O, merhamet sahibidir.

-Her şeyi yaratan O’dur.

-Her şeyin sahibi ve yöneteni O’dur.

-O’nun şanı yücedir. Güzel isimler O’nundur.

-Allah’ın kudreti sonsuzdur.

-Tek güvenilecek dayanılacak varlık O’dur.

-İbadet ve kulluk ancak O’na yapılır.

-Yerde ve gökte ne varsa, O’nu anar.

En güzel Cenab-ı Allah’ı anlatan ayet, Ayet-el Kürsidir. Şöyle buyrulur.

“O’ndan başka tanrı yoktur.

-O, diridir.

-O, herşeyi idare eden ve hesaba çekecek olandır.

-Kendisine ne uyku gelir, ne de uyuklama

-Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur.

-O’nun izni olmadan kim şefaat edebilir?

-O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir.

-O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar, O’nun ilminden insanlar, tam olarak bilemezler.

-O her yerdedir. Yarattıklarını koruyup gözetmek kendisine zor gelmez.

-O, yücedir, büyüktür” (Bakara:255)

İhlas suresi de tevhid akidesinin en anlamlı ifadesidir:

-“De ki: O Allah birdir.

-Allah hiçbir şeye muhtaç değildir her şey ona muhtaçtır.

-O, doğurmamış ve doğmamıştır.

-O’nun hiçbir dengi yoktur, ortağı yoktur.

****

Yer ve gök Cenab-ı Allah’ın varlığını gösteren delillerle uzaya ilk giden Müslüman Kazakistan uyruklu Ebubekir Toktar: “Uzayda Allah’ın büyüklüğü karşısında titredim” demiştir.

Ne varsa her şey Cenab-ı Allah’ın eseridir. İbrahim (as) gibi eserden müessire gitmek suretiyle Allah’ın varlığı anlaşılacaktır.

Ataizmin en ateşli savunucusu olan İngiliz Prof. Antony Flex, 50 yıl savunuculuğunu taptığı ataizmden dönmüş, Allah varmış, aldattığım herkesten özür diliyorum” demiştir.

Baba+oğul+kutsal ruh inancına sahip olan Hristiyan ülkelerde düşünen ve araştıran kimseler Müslüman olmaktadır.

Kur’an insanı düşünmeye okumaya ve tefekkür etmeye davet eder. Alem, mesajlarla ve Allah’ın varlığının delilleriyle doludur. Çok uzağa gitmeye gerek yok insanın kendi yapısını düşünmesi akıl sahipleri için yeterlidir.

Göklerde ve yerdeki nizam, ölçü yüce Allah’ın delilerindendir.

Kur’an’ın ifadesiyle Allah “Herşeyi yaratmış ve yarattığı şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir” (Furkan:2)

Dünyadaki her bir varlık ve gerçekleşen her olay düşünülürse, Cenab-ı Allah’ın varlığının delildir.

Aklını kullanmayanlar bunları anlayamazlar kuru ağaç gibi ne yaprağı olur ne de meyves,i onlar ancak cehenneme odun olurlar.

Ben Allah’a inanıyorum demekle iman olmaz. Niçin neden inandığının farkında olunacaktır. Böyle olmadığı için birçoklarının Allah’la arası iyi değildir. Çoğu zaman şirke düşer, doğru dürüst kulluk yapamaz.

İnsana filozofların, sosyologların telkin ettiği tanrı değil, peygamberlerin haber verdiği Allah lazımdır. Allah’a inanan ateizmi, darvinizmi, tabiatçılığı ve yaratılana tapmayı red eder.

Aklın vazifesi, Allah’ı bulmak ve inanmaktır. Geleneksel iman olmaz. Elle tutup gözle görmediğime inanmam” demenin hiçbir değeri yoktur. Atomdaki enerjiyi, aklımızı, ruhumuzu görmeden inanmıyor muyuz?

Allah’ı şekil olarak düşünemeyiz. O şekilden münezzehtir. Yarattıklarından hiçbirine benzemez. Peygamber (as): “Allah’la ilgili aklınıza ne gelirse, Allah ondan başkadır” buyurmuştur.

Yunus ne güzel ifade etmiş:

“Yücelerden yücesin

Kimse bilmez nicesin”

Kur’an’da:

“O’nun eşi benzeri yoktur” (Şura:11) buyrulur.

Ben Allah’ı gördüm diyen meczuplar oluyor. Allah şekil değildir ki, ne görülsün?

İslam tek Allah, inancına dayanır. İslam’a girişte de Allah’ın birliği, şüphesiz olarak kabul edilir.

Allah Resulünün davetinin özü Allah’ın birliğine davet olmuştur.

Müşriklerin Allah’la ilgili soruları üzerine ihlas suresi nazil olmuştur.

Müşriklerinde günümüz ateistlerinin de sorduğu sorulardan biri de “Allah nerededir?” sorusudur.

Bazıları Cenab-ı Allah’ı gökte kabul etmişlerdir. İslam inancına göre Allah mekandan münezzehtir. Allah her yerdedir. Allah ilmi ve kudreti ile her zaman her yerde mevcuttur.

Yunus ne güzel ifade etmiştir:

“Yücelerden yücesin.

Kimse bilmez nicesin.

Ne göktesin ne yerde

Her yerdesin her yerde”

Kur’an’da: “O, öyle bir Allah’tır ki, yerde de gökte de Allah’tır” (Zuhruf:84) buyrulur.

Cenab-ı Allah şekilden de münezzehtir. Akıl Allah’ın varlığını bulur ancak onu kavrayamaz. Onun için peygamber (as): “Allah’ın yarattıklarını düşünün fakat zatını düşünmeyin. Allah hayal ettiğinizden başkadır” buyurmuştur.

Şûra Suresi 11. Ayette de: “O’nun hiçbir benzeri yoktur” buyrulur. Müslüman Allah’ın varlığına birliğine inanır, nasıldır, nerededir, neye benzer bunları düşünmez. Çünkü insan Allah’a inanmakla mükelleftir.

Tek kelimeyle Allah bir cisim, bir madde değildir ki, bir şekli olsun.

Tek yaratıcı Cenab-ı Allah’tır. Allah’tan başka yaratıcı yoktur. O, “Ol!” der olur. İnsanı bir damla sudan, ayrı seslerde, ayrı şekillerde ayrı parmak izlerinde, ayrı genlerde yaratan O’dur.

Kur’an’da: “Gökleri ve yeri yaratan Allah’tır. O, bir işin olmasını dilerse, O na ancak “OL!” der ve olur.” (Bakara:117)

“Yaratmak Allah’a mahsustur” (A’Raf:54)

Yaratmak bir şeyi yoktan var etmektir. Yaratıcı Allah’tır.

Allah’tan başka yaratıcı kabul etmek, inanç yönünden yanlıştır. Meselâ; tabiatı yaratıcı kabul etmek gibi… Yaratılan yaratıcı olamaz.

Varlık Âleminin meydana gelmesinde tesadüfe yer olamaz. Çünkü hiçbir şey kendi kendine var olamaz.

Etrafımıza baktığımız zaman akıl sahipleri için tesadüfe yer olabilir mi? Okyanusta bir gemi kaptansız yol alıp varacağı yere varabilir mi? Şu uzayda yıldızlar ay, güneş, gezegenler bir ölçü içerisinde nasıl yol alıyor?

Kur’an’da: “Her şeyi yaratıp nizam veren ve mukadderatını tayin eden Allah’tır.” (Furkân:2) buyruluyor.

Kısacası, dünyanın neresinde bir şey varsa orada Allah vardır. Allah’ü Ekber. En büyük Allah, Allah’tan başka büyük yok.

Allah’ı inkar:

Allah’a iman her insana nasip olmuyor. Tarih imanla küfrün mücadeleleriyle doludur. Birçok insan peygamberlerin mucizelerini gördüğü halde onların davetlerini red edip küfrü tercih etmişlerdir.

Bugün hala Fareye, ineğe, çekirgeye, bu da heykeline ve şeytana tapanlar vardır. İnsan Allah’a inanamayınca kendisine mutlaka bir tanrı edinecektir.

Firavunlar, Nemrutlar daha niceleri kendini tanrı ilan etmişlerdir. Ebu Cehiller, Ebu Lehepler hâlâ küfrün babası olarak anılır.

Halbuki kutsal kitabın mesajları,  peygamberlerin davetleri ve akıl insanı Allah’a imanı çağırıyor.

Hz. Ali (ra) şöyle diyor:

-Allah’ı karşına alıp isyan etme

-Allah’ı yok sayıp inkar etme.

-Allah kelamından uzaklaşıp zıtlaşma

-Allah’a düşman olma, düşman olanla da beraber olma.”

Kur’an inkarcıya soruyor:

“Ey insan! Seni yaratıp seni düzgün ve dengeli kılan seni istediği bir şekilde birleştiren ihsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir? (İnfitar:6-8)

Allah’ın bunca insanından, ikramından sonra Allah’a muhalefetten geri kalmıyor.

Cenab-ı Allah diyor ki: “İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.” (Yasin:77)

Kur’an’da bir çok ayette Allah kullarını kendisine karşı gelmekten sakınmaları için uyarıyor.

Abdulkadir Geylani’nin bir sözü var:

“Günahlar küfrün habercileri-elçileridir.” Diye. Her günahtan küfre giden bir yol vardır. Günahların meşrulaştırıldığı günümüzde, haramların helalleştirildiği, haram helalin umursanmadığı zamanımızda çok dikkatli olunmalıdır.

İmam-ı Rabbani kurtuluş yolunu şöyle gösteriyor.

-Ölüm gelmeden önce amel etmeye bak.

-Öncelikle itikadını düzeltmelisin.

-Dini yönden zaruri bilgileri öğrenmelisin.

-Fıkıh kitaplarındaki bilgileri öğrenmeli ve onlarla amel etmelisin.”

Allah’tan başka tanrı kabul etmek şirktir:

Şirk, en büyük günahtır.  Allah’tan başka ilah edinmektir. Allah’tan beklediğini başkasından beklemektir. Allah’ın sıfatlarını başka bir şeyde görmektir. Allah’a yapılanı başkasına yapmaktır.

Şirke düşenin bütün güzel amelleri gider. İman gittiği için nikahta gider. Cenaze namazı kılınmaz onun için dua edilmez, doğrudan cehennemlik olur. Şirkin cezası bu şekilde ağırdır.

Riyadan da kaçınmak gerekir. Çünkü riyada şirktir.

Kur’an’da: “Allah’a ortak koşan kimse şüphesiz büyük günah işleyerek, iftira etmiş olur.” (Nisa:48)

Allah’a hiçbir şey ortak olmaz. Kur’an’da: “Ondan başka tanrı yoktur. O onların ortak koştukları şeyden beridir.” (Tevbe:31)

İnsan farkında olmadan da hata edebilir. Onun için imanını sürekli yenilemelidir. Peygamber (as): “Lâ ilâhe illallah” sözünü çokça söyleyin” buyurmuştur.

Allah’tan başkası için yaratıcı demek Allah’tan başka tanrı edinmek doğru değildir. Bugün Yahudilik ve Hristiyanlık şirk dini haline gelmiştir. Yahudilerin tanrısı Yehova’dır. Hristiyanlık ise baba+oğul+kutsal ruhtur.

Kur’an’da: “Allah’la beraber tanrı edinme!” buyrulur. (İsra:22)

Kul Allah’a iman ve O’na kullukla görevlidir. Tanrılar edinmekten Allah’tan başkasına kulluk yapmaktan men edilmiştir.

Allah insanı kendisine ibadet etsin diye yaratmıştır. Onun için Allah’a imandan sonra kulluk görevi gelir.

Kul Allah’a isyan etmemeli, Allah’ın rahmetinden ümit var olmadığı gibi ümit de kesmemelidir.

Kur’an’da: “Allah’a kulluk edin, şeytana kulluk etmeyin” diye emredilmiştir. (Nahl:36)

Kulun sığınmaya ve korunmaya ihtiyacı vardır. Huzura ihtiyacı vardır. Bu ancak Allah’a kullukla mümkün olur. Kalpler ancak Allah’a kullukla huzur bulur. Onun için Allah:
“Ölünceye kadar Rabbine kulluk et” (Hıcır:99) diye emretmiştir.

Genelde bir yere çalışmak için girip de çalışmadan maaş alanın durumuna benziyor. Bunca Allah’ın ikram ve isyanını alıp da iş şükre, kulluğa gelince yapılmıyor.

Cenab-ı Allah’la ilgili işlerimiz düzgün olmalıdır. Allah bizim her an ne yaptığımızı biliyor, görüyor. Sonuçta biz de durumumuza göre muamele görüyoruz.

Eğer Cenab-ı Allah’a karşı işlerimizi yoluna koyarsak, işlerimiz düzgün gider. Yaşanmış bir olayı örnek olarak vermek isterim.

Basra şehrine uğrayan İbrahim Ethem’e Basralılar şöyle bir soru sorar:

-Biz dua ediyoruz ama dualarımız kabul olmuyor neden? Derler.

Bu soruya İbrahim Ethem, halkın yaşayışını inceledikten sonra şu cevabı verir:

-Allah’a inandık diyorsunuz fakat O’na kulluk etmiyorsunuz.

-Kur’an’ı okuyorsunuz ama onunla amel etmiyorsunuz.

-Peygamberin ümmetindeniz diyorsunuz ama onun sünneti ile amel etmiyorsunuz.

-Allah’ın nimetini yiyorsunuz, şükrünü eda etmiyorsunuz.

-Şeytana düşman olduğunuzu söylüyorsunuz, fakat onun istediği gibi hareket ediyorsunuz.

-Cennete girme arzusu taşıyorsunuz fakat güzel amel etmiyorsunuz.

-Cehenneme girmekten korkuyorsunuz ama cehennemden uzaklaştıracak amel işlemiyorsunuz.

-İnsanların kusurlarıyla uğraşıyorsunuz, fakat kendi kusurlarınızı unutuyorsunuz.

-Ölülerinizi gömüyorsunuz ama onlardan ibret almıyorsunuz. Bu durumda Allah sizin duanızı kabul etsin?”

Kul Allah’ı severse Allah da onu sever:

Allah sevgisi, bütün sevgilerin kaynağıdır. Yunus, “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü” der. Allah’ı sevemeyen başka şey sever.

Allah’ı seven her işinde Allah’ın rızasını arar. Her günün sonunda Allah için ne yaptığını düşünür, kendini hesaba çeker. Güzel ameller işler, iyi bir kul olmaya çalışır. Allah’ın sevdiğini sever sevmediğinden uzak durur. Allah’tan korkar kendini hesap gününe hazırlar.

Davut (as) şöyle dua edermiş:

“Allah’ın senden, seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi, senin sevgine ulaştıracak amelleri sevmeyi dilerim. Allah’ım, senin sevgini bana canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha sevimli kıl!” (Tirmizi, Daavât:73)

Allah’ı seven farzları, vacipleri yerine getirir, peygamberi seven, onun sünneti ile amel eder. Allah’ın sevgisini kazanır.

Kur’an’da: “Allah, Resule uyanları sever. (Al-i İmran:31) buyrulur. Allah’ın sevdiği kul olabilmek, Allah’a kulluk görevlerini yapmakla mümkündür.

Allah sevgisi Allah’tan korkmayı gerektirir. Allah korkusu, insanın korkmasını, uzaklaştıran ve soğutan bir korku değildir. Günahlardan, haramlardan sakındıran bir korkudur.

Kur’an’da: “Ey iman edenler! Allah’tan ona yakışır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.” (Al-i İmran:102) buyrulur.

Peygamber (as) da “Allah korkusu her hayrın ve her iyiliğin başıdır” demiştir. (Ramuz’ul ehadis:277/8)

Allah korkusu, Allah’ın rızasına ve bağışlanmaya sebep olur, cennete girmeye vesile olur.

Bir de Allah’tan korkan başka korku taşımaz.

Toplumun huzuru için de Allah korkusu gerekir. Atalarımız: “Kork Allah’tan korkmayandan” demişlerdir.

Allah rızasını Allah’tan korkanlar gözetir. İnsanlara ve canlılara karşı merhametli davranırlar. Hesap vermeyi düşündüklerinden hak-hukuka riayet ederler.

Allah rızası için olmayan hiçbir işin Allah yanında hiçbir değeri yoktur. Allah ancak rızası için yapılan işleri kabul eder. Allah rızasının dışında yapılan ameller için kıyamet gününde “git kimin için yaptıysan, sevabını o versin” denileceği bildirilmiştir.

Büyüklerimiz Allah rızasını kazanabilmek için rahat yataklarında yatmamışlardır. Yaptırdıkları çeşmelere “Fisebilillah”, eserlerine “rızaenlillah” yazdırmışlardır.

İnancımızda Allah rızası için yapılan insana hizmet sadaka hükmündedir. Kulluğun güzel yapılması Allah’ın rızasını kazandıran en güzel ameldir.

Bir hadislerinde peygamber (as) şöyle buyurmuştur:

“Kim Allah için sever, Allah için nefret eder, Allah için verir, Allah için kötülüğe engel olursa, imanını kemale erdirmiş olur.” (Ebu Davut:Sünne:15)

Hz. Ebu Bekir (ra) zayıf, ihtiyar köleleri satın alıp hürriyetine kavuşturuyormuş. Babası ona

-Oğlum hiç olmazsa güçlü sağlıklı köleleri satın alda sana yardımcı olsun, seni korusunlar” deyince:

Hz. Ebu Bekir (ra):

-Babacığım, benim maksadım Allah rızasıdır. Bu işimden bir şey beklemiyorum.” Cevabını verir.

Hz. Ali (ra) savaşta öldürmek üzere olduğu yüzüne tükürünce onu öldürmekten vazgeçmişti. Sebebini soranlara:

-Ben onu Allah için öldürecektim, tükürünce iş şahsileşti” demiştir.

Allah görüyor gibi yaşamak:

Beyazıd-ı Bestami’ye bir kişi şöyle bir istekte bulunur:

-Bana öğle bir şey öğret ki, kurtuluşuma vesile olsun.

Bestami Hz.leri ona şunları söyler:

-Allah sana şah damarından daha yakındır. Senin her şeyini görür. Ona göre davran.

Bir de Allah’ın senin ameline ihtiyacı yoktur. Ameline senin ihtiyacın vardır. Onun için salih amel işle” diye nasihatte bulunmuştur.

Hayatımızda şu üç kelimeyi hep hatırlar, öyle iş yaparsak kurtulmak kolaylaşır. İnşallah. O kelimeler şunlardır: “Allah görüyor, Allah biliyor, Allah soracak”

Kurtulmanın bir yolu da hep Cenab-ı Allah’ın adını anmak. Onun adını anmadan iş yapmamaktır. O da: “Bismillahirrahmanirrahim” demektir.

Besmelesiz işin hayrı yoktur. Besmelesiz iş, noksandır. Besmele her işi kolaylaştırır. “Besmelesiz işe şeytan karışır” derler. Şerlik yapanlar için bir tabir var “Besmelesiz” derler. Besmele de hayır vardır. Bereket vardır.

Eğer bir işe başlarken yerken, içerken besmele çekmek unutulacak olursa, Allah Resulü şöyle demememizi tavsiye etmiştir.

“Bismillahi fi evvelihi ve ahirihi” (Başında ve sonunda Allah’ın adıyla) desin (Tirmizi et’ime:47)

Besmele, her hayrın anahtarıdır. Bilinmeyeni helalleştirir. Çocuklara ilk öğretilecek kalıcı şeylerden biri besmeledir. Yerken içerken dışından çekip duymasını sağlamak, çekmeyi unutanların çekmesini sağlamak güzel bir davranıştır.

Yatarken, kalkarken, güne başlarken, bir iş yapacağın zaman Allah’ın adını anmak Allah’tan o iş için izin almaktır.

Besmele, Fatiha Sûresinin ilk ayeti ve Neml Suresinin 30, ayetidir.

Besmelesiz kesilen hayvanın eti yenmez. Keserken Bismillahi Allah’ü ekber” denir.

Cenazeyi kabre koyarken Bismillah ve alâmilleti Resulüllah” (yani: Allah’ın adıyla Resulünün ümmetinden olarak bırakıyoruz) denir.

Besmele Allah’ın rızasına uygun hayırlı işler için söylenir. Günah, haram ve caiz olmayan işler için söylenmez.

Besmele şeytandan sığınma duasıdır. “Bismillahi tevekkeltü alellah lâ havle vela kuvvete illa billah” demek tehlikelerden şeytandan korunur” buyuruyor peygamber (as) (Ebu Davud, Et’ime:15)

İnsana zarar vermemek vaciptir. Nazar değmemesi için Maşallah, yapacağımız iş için inşallah, bir ihsandan sonra Elhamdülillah, Allah’ü Ekber der her halde Allah’ın adını anmalıyız.

Cenab-ı Allah cömerttir. Dilediğine dilediği kadar verir. Ama kulunun günah işlemesine, haram yemesine asla razı olmaz. Haddi aşan için tövbe kapısını açık tutar. “Allah af eden ve bağışlayandır” (Hac:60)

Allah koruyucudur. “O Allah açık, gizli bütün çirkin işleri haram kılmıştır.” (A’raf:1)

Allah, rızık verendir. Allah, yarattığı canlıların rızkını bir ölçüye göre vermiştir. Kimse kimsenin rızkını yemez. Helalden isteyen helal yer, haramdan isteyen haram yer.

Cenab-ı Allah’ın her şeye gücü yeter. İnsanı ve varlık alemini yoktan var etmiştir. İnsana belirli bir ömür vermiş, öldürecek, tekrar diriltecektir.

Cenab-ı Allah herşeyi görür bilir. O’na gizli her hangi bir şey yoktur. Gaybı Allah Allah’tan başka kimse bilmez.

Kur’an’da nerede olsanız O sizinle beraberdir. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir”” (Hadid:4)

“Allah insana şah damarından daha yakındır” (Kaf:16)

Zilzal Suresi 7-8 ayetleri nazil olunca bir bedevi peygamber (as)a

-Zerre kadar mı? diye sorar.

Allah Resulü:

-Evet buyurunca Bedevinin rengi atar:

-Vay benim hatalarım” diye birkaç kez tekrar ederek ayrılır.

Allah Resulü:

-İman, bu bedevinin kalbine girdi” buyurur.

Cenab-ı Allah af edicidir:

Cenab-ı Allah, kullarını yaptıkları hatalardan dolayı hemen cezalandırmaz. Ona tövbe etme fırsatı verir. Sonra bu dünya ceza yeri değildir. Allah falanı niye cezalandırmıyor? Denemez. Burası bir imtihan yeridir.

Allah kullarına karşı çok şefkatli ve merhametlidir. (Yusuf:64)

Bir zat peygamber (as)a:

-Ben cezalandırılması gereken şuç işledim beni cezalandır” der. Bunu birkaç defa daha tekrar eder. Fakat Allah Resulü oralı olmaz. O sırada ezan okunur. Namazdan sonra adam gene aynı şeyi söyler. Peygamberimiz bunun üzerine.

-Sen buraya gelirken abdest aldın mı? der.

-Evet cevabını verir.

-Bizimle beraber namaz kıldın mı? der.

-Evet cevabını verir… Allah Resulü O’na:

-Öyleyse Allah senin günahını bağışlamıştır” der. (Müslim tövbe:44)

Allah’ı görebilir miyiz?

Bizim gözümüzün yapısı bir çok şey gibi Cenab-ı Allah’ı da dünya gözü ile görmeye müsait değildir.

Kur’an’da: “O Allah’a gözler erişemez.” (En’am:103)

Musa (as) örmek istemişti Cenab-ı Allah ona:

“Sen beni göremezsin!” buyurur. (A’Raf:143)

Peygamber (as)a miraçtan dönünce:

-Allah’ı gördün mü? Diye sordular.

Peygamber (as):

“O, bir nurdur O’nu nasıl göreyim. Dünyada Allah’ı görmek kimseyi mümkün ve muvafık değildir cevabını vermiştir. (Hadis Ans:17/1328)

İslam alemleri görülmeyen şey yok anlamına gelmez. Görmediğime inanmam demek akla da ilme de aykırıdır. Ben Allah’ı gördüm demek sapıltır görüşünde birleşmişlerdir.

Rüyada Allah’ı gördüm diyen yalan söylemiş olur. Allah’ı gördüm ondan emir aldım diyen küfre girer. (Ömer Nesefi, Akaid:211)

İnananlar Allah’ı cennette göreceklerdir. Allah onlara bir şey isteyip istemediklerini soracak onlar da

-Bizi cennetine koymadın mı? diyecekler. (Fıkhı Ekber:154-155)

Cenab-ı Allah’ı kör olanlar göremeyecek. Çünkü Allah dünyada kör olanları, kör olarak haşredecektir.

Kur’an’da: “Kim beni anmaktan yüz çevirirse, şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu kıyamet günü kör olarak hasredeceğiz”

“O, Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin, ben görüyordum” der Allah ona: Çünkü sana ayetlerimiz geldi; ama sen onları unuttun. Bu gün de sen aynı şekilde unutuluyorsun” buyruluyor (Taha:124-126)

Bir gün peygamber (as) Ashabı ile sohbet ediyordu. Bir sahabi:

-Ya Resulullah kıyamet günü Allah’ı görecek miyiz? diye sordu.

Peygamber (as) dolunayı göstererek:

-Siz Allah’ı bu ayı gördüğünüz gibi göreceksiniz” cevabını verdi. (R. Salihın:1055)

Kıyame Sûresinde şöyle buyrulur:

“Yüzler vardır ki, o gün pırıl pırıl ışıldayacaktır.

“Rablerine bakacaklardır.”

“Yüzlerde vardır ki, o gün buruşacaktır” (Ayet:22-23-24)

Allah nur cemalini görenlerden etsin.

Hidayet Allah’tan, o dilediğine hidayet verir. Ondan başkasını hidayete erdiremez. (Kasas:56)

Peygamber (as)ın yaptığı duayı tekrar edelim:

“Allah’ım, benim Rabbim sensin.

Senden başka ilah yoktur.

Beni sen yarattın, senin kulunum ben.

Gücüm yettiğince sana verdiğim söz ve ahid de duruyorum.

Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım.

Bana verdiğin nimetleri ikrar ve günahlarımı itiraf ederim. Beni bağışla zira senden başka günahlarımı bağışlayacak yoktur.” (Buhari, Daavât:2)

****

Ya Rabbi Esma-ül Hüsna hürmetine yalvarıyoruz. Dünyada Müslümanların sıkıntılarını gider. Birliğimizi, dirliğimizi, beraberliğimizi koru!

Ya Rabbi! Günahlarımızı isyanlarımızı bağışla. Dualarımızı tövbelerimizi kabul et. Hatalarımız yüzünden bizi geçmiş kavimler gibi cezalandırma!

Ya Rabbi! İslama, islami değerlere ve Müslümanlara yönelik kin ve düşmanlıklara fırsat verme!

İnananları hidayete erdir Allah’ım.

Velhamdulillahi Rabbil alemin.


Bu yazıyı 8 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.