Her insan Allah’a imandan sorumlu mudur?
      Buluğ çağına giren her insanın Cenab-ı Allah’a iman etme sorumluluğu vardır. Başka ülkede başka dinden, ana babadan doğmuş olması mazeret sayılmaz. Allah insana akıl vermiştir. O aklını kullanacaktır.
Her insan her şeyin yaratıcısı olan Allah’a inanmaya muhtaçtır. Eğer Allah’a inanamazsa kendinden basit şeyleri kendine tanrı edinecektir. Çünkü yeryüzünde bir güce sığınıp, ondan beklenti içinde olmayan bir insan gösterilemez.
Ateist, Allah’a inanmadığı için ateisttir. Satanist Allah’a inanamadığı için satanist olmuştur.

Allah inancı nasıl olmalıdır?
Allah’a imana akıl ve ilim vasıtasıyla varılmalıdır. Yani neden Allah’a inanıyorsun? Diyene: ’’Varlık alemi, Allah var deyip duruyor. Benim dediğim olmuyor, hep Allah’ın dediği oluyor’’ gibi cevap verilmelidir.
Allah’a iman, taklidi olmaz. Yani ‘’biz müslüman milletiz, anamız babamız müslüman, bende müslüman’ım’’ denmez.
Allah inancında şüphe, tereddüt ve noksanlık olmaz. Kesinlik olmalıdır.
Allah inancı şöyle olmalıdır:
-Her şeyi yaratan, yaşatan yok edip tekrar var edecek olan Allah’tır.
-O’nun evveli yok, sonu yoktur. O her şeyi görür, bilir.
-O cisim değil, şekil değildir. Biz onu kavrayamayız.
-O’nun eşi benzeri yoktur.
-Allah’ın dilemesi dışında hiçbir şey olmaz.

Allah hakkında şüphe gelirse ne yapılır?
      Şeytan insana vesvese vermek için yeminlidir. Bazı bilgisi ve inancı zayıf olanlara şüphe verir durur.
Başta şeytanın vesvesesine, verdiği şüpheye itibar etmemek ve kelime-i şahadet getirerek ‘’ben Allah’a inandım’’ deyip, vesveseyi gidermek, kuşkuyu kovmak gerekir.
Vesveseyi gidermek için etrafımızdaki nizamı düşünmek, bilhassa insanın kendi yapısını düşünmesi, sesi ile parmak izi ile DNA’sı ile dünyada bir eşinin olmaması, şüpheleri gidermeye yetecektir.
Yeryüzünde hiçbir şey tesadüf değildir. Allah soruyor: ‘’Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? ‘’(İbrahim Suresi:10)

Allah’ın sıfatları başkasında görülebilir mi?
      Cenab-ı Allah’ın varlığı ile yaratılmışların varlığı ve özelliği tamamen farklıdır.
Allah, kendisine ibadet edilen, her türlü noksanlıktan uzak yüce varlığın adıdır. ‘’Allah gibi’’ diyebileceğimiz hiçbir varlık yoktur.
Allah’ın adı ve zat-ına mahsus sıfatları bir başkasına isim olarak verilemez.
Allah’ın sıfatları diğer varlıkların sıfatlarından çok farklıdır. Mesela Allah’ın bilmesi, görmesi, kudreti bizimkiler gibi değildir. İnsanların bir şey yapması Allah’ın yaratmasına benzemez.
Cenab-ı Allah rızık verir, öldürür, diriltir, cezalandırır, mükâfatlandırır. O’nun yaptığını diğer hiçbir canlı yapamaz.
Kur’an’da:’’Allah’ın eşi, benzeri ve dengi yoktur. Allah gibi hiçbir şey yoktur’’ buyrulmaktadır. (Şüra:11)

Allah’ın yokluğu düşünülebilir mi?
      Bu varlık aleminin bir yaratıcısının ve yöneticisinin olması gerekir. Hiçbir şey kendi kendine olmamıştır.
Allah’ı göster, ben görmediğime inanmam. Her şeyi Allah yarattı deniyor. Allah’ı kim yarattı gibi saçmalıkların günümüzde hiçbir anlamı yoktur.
Gözleri görmeyen kör:’’ Ben güneş diye bir şey görmüyorum güneş yoktur’’ dese güneş yok mu olur?
Bir düşünür: Nerede bir şey varsa orada Allah vardır.’’ Diyor. Bu gün her şey Allah’ın varlığına delildir.
‘’Allah vardır, birdir O’ndan başka tanrı yoktur. Bu İslam inancının temelidir.
‘’Bu gün taş cansızdır’’ demenin hiçbir anlamının olmadığı dünyada Allah’ın varlığını inkâr ideolojik temele dayanmaktadır.

Allah nerededir?
Cenab-ı Allah’ın bir şekli olmadığı için bir yeri de yoktur. Allah mekândan, münezzehtir. Ne yerdedir ne gökte her yerdedir her yerde.
‘’Allah her yerde hazır ve nazır’’ derken zat-ı ile bulunduğu değil, ilmi, kudreti ile oradadır demektir. Her şey onun hükmü altındadır.
Kur’an’da: ‘’O öyle bir Allah’tır ki, yerde de gökte de Allah’tır.’’ Buyrularak ilmi, kudreti ile her şeyi kuşattığı bildirilmiştir.(Zuhruf:84)
Peygamberimizin miraca çıkışı, Allah’ın gökte olduğu manaya gelmez. Mirac, peygamberimizin yüceltilmesidir. Yoksa Allah gökyüzünde olduğu için değil.

Allah’ın bir şekli var mıdır?
Biz Cenab-ı Allah’ın varlığını idrak ederiz. Ama O’nun şekli olmadığı için onu kavrayamayız. Akıl onu tasavvurdan acizdir.
Allah’ın eşi benzeri yoktur. İnsan ne şekilde hayal ederse etsin Allah ondan başkadır. Allah hiçbir şeye benzemez, hiçbir şeyde Allah’a benzemez.
Geçmişte Allah’a bir şekil düşünenler putperestliğe yönelmişlerdir. Kısaca şöyle diyebiliriz:
Allah bir cisim, bir madde olmadığından şeklide yoktur.

Allah’tan başkası yaratıcı olabilir mi?
      Yaratmak, yoktan var etmek demektir. Allah’tan başka kimse yoktan var edemez. İnsanların yaptığı şey şekil değişikliğidir. Yaratılan bir şey yaratamaz. Mesela insan, tabiat yaratılmış olan şeylerdir.
Kur’an’da şöyle buyrulur:
-‘’Yaratmak cenab-ı Allah’a mahsustur’’ (A’raf:54)
-‘’Yaratıcı ancak rabbindir.’’ (Hıcır:86)
-‘’Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. (En’am:102)
-‘’Rasülüm dedi ki: Göklerin ve yerin rabbi kimdir? De ki: Allah’tır. O halde de ki: O’nu bırakıp da kendilerine fayda ya da zarar verme gücüne sahip olmayan dostlar mı edindiniz? De ki: Körle gören bir olur mu hiç? Ya da karanlıkla aydınlık eşit olur mu? Yoksa O’nun yarattığı bir yaratan ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi göründü? De ki: Allah her şeyi yaratandır ve o birdir. Karşı durulamaz güç sahibidir. (Rad:16)

Yaratılış da tesadüfe yer var mıdır?
      Tesadüf, Allah’ı reddedenler için bir kılıftır, muazzam dünyanın var oluşunda uydurulan izah tarzıdır.
Bu güne kadar küçücük bir şey bile tesadüfen kendiliğinden olmamışken varlık alemin de tesadüfe nasıl yer olur?
Küçücük bir harita bile mutlaka biri tarafından çizilmiştir. Tesadüfü kabul etmek, her şeyin yaratıcısı olan Allah’ı inkâr etmenin yolu olarak benimsenmiştir.
Bir şeyin kendiliğinden olması, tesadüfen meydana çıkması akla da, ilme de aykırıdır. Her şeyi bırakalım kar tanelerinde ki tasarımın tesadüfen meydana
geldiğini hangi akıl kabul eder?
Her şeyi yaratan yoktan var eden Cenab-ı Allah’dır.

Dünyada cenab-ı Allah görülebilir mi?
Görmediğime inanmam demek insanın kendi kendini inkâr etmesi olur. Çünkü önce aklını, ruhunu ve bedenindeki enerjiyi görememektedir. Görülemeyen daha birçok şey vardır.
İnsanın gözünün yapısı her şeyi görecek şekilde değildir. İnsanın gözü madde cinsinden olan şeyleri görebilir. Kur-an’da: ‘’ O’na gözler erişemez’’ buyurulur. (En’am:103)
Allah’ı görememe inkâr sebebi olmamalıdır.
Musa peygamber Allah’ı görmek istedi. Allah ona: ‘’Sen beni göremezsin’’ buyurdu. (A’raf:143)
Kur’an’da (kıyamet: 22-24) Müslümanların Allah’ı cennette görecekleri bildirilmiştir.

Allah’ın adını nasıl anmalıyız?
      Cenab-ı Allah’ı anarken saygı gereği ya Cenab-ı Allah, ya Hz. Allah, ya Allah-ü Teala veya Allah celle celalühü demeliyiz.
Koca Allah, Allah baba, Allah dede ve Tanrı denmez.

Allah’a dil uzatan dinden çıkar mı?
      Cenab-ı Allah’a her hangi bir şekilde dil uzatan, söven, iftara eden Allah hakkında ileri geri konuşan kimse dinden çıkar. İman gittiği gibi imana bağlı olan nikâh da gider. Tabii bütün sevapları da gider. Ancak günahları kalır.

Allah’tan başkasından yardım istenir mi?
      Kur-an’da: ‘’Yardım Allah’tandır’’ (Ali İmran:126) buyrulur. Allah’tan başkasından yardım istemek şirktir. Fatiha suresinde ifade edildiği gibi ancak Allah’a ibadet edilir, ancak Allah’tan yardım beklenir.
Kula kulluk olmaz. Kullara sığınılıp yardım istenmez.
Falcıya büyücüye güvenilip, medet umulmaz.
Yatırlardan çocuk istenmez, şifa beklenmez, yardım umulmaz. Ölenin dünyadaki tasarrufu bitmiştir. O dünyadakilerden bir Fatiha bir hayır bekler durumdadır.
Bir şey Allah’tan beklenirse umulana o zaman nail olunur. Allah’tan başkasına sığınan, ondan bir şey isteyen eli boş kalır, günaha da girer.

Allah’ın ibadete ihtiyacı var mıdır?
      Allah’ın değil ibadete hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Zaman-zaman Allah’ın ibadete ihtiyacı mı var? Denilerek ibadeti terk edenler ve ettirenler oluyor. Bu yanlıştır. İbadeti terk eden, Allah’ı terk etmiş olur.
İbadete Allah’ın değil kulun ihtiyacı vardır. İnsan vücudunun ihtiyacı vardır. Çünkü insan yararına olmayan bir ibadet şekli yoktur.
Kur’an’da ibadet etmeyenin sıkıntılı bir hayatının olacağı bildirilmiştir. (Taha:124)
Peygamber (as): ‘’Oruç tutunuz ki, sıhhat bulasınız’’ der.
 ‘’Nefsim yed-i kudretinde Allah’a andolsun’’ ne demektir?
      Arapça da yed (=el) demektir. Rızkımız, ecelimiz, kimin elindedir? Elbette Allah’ın elindedir. Bizi yaratan, öldürecek sonrada diriltecek olan kimdir? Cenab-ı Allah’tır. Öyle ise Allah’ın yed-i kudretindeyiz. Yani her şeyimiz Allah’ın elinde. Bu el, bizde ki el gibi değil kudret ve takdir anlamındadır.

 Allah’ın bir insanı sevip sevmediği nasıl anlaşılır?
Sen Allah’ı seversen O’da seni sever Allah:
-İbadet edenleri itaat edenleri sever.
-Rızası için iş yapanları sever.
-Günahlardan, haramlardan uzak duranları sever.
-Öfkesini yenenleri, kusurları bağışlayanları sever.
-Sabredenleri, şükredenleri, kendisine güvenenleri sever.
-Günahlarına tevbe edenleri sever.
-Kısacası kendisini sevenleri ve rızasına uygun yaşayanları sever.

Esmaül’hüsna nasıl okunur?
      Allah’ın 99 güzel ismini okumanın, ezberlemenin ve onlarla dua etmenin büyük faydaları vardır. Her birini okudukça Allah: ‘’Buyur kulum!’’ der. 99 isimi ezberleyene ise güzel müjdeler vardır.
Allah’ın güzel isimlerini okurken;
1- EL-Er gibi ekler getirip okuyabiliriz.
2- Başa ya getirerek okunabilir.
3- Her isimin sonunda celle celalüh diyerek okuyabiliriz.
4- Tek isim olarak da okuyabiliriz.

 

 


Bu yazıyı 4.211 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ