ALLAH’IN EVİ CAMİLERİMİZ

Bazı şeyler önemini yitirdikçe; gün, hafta, ay ayrılıyor ve öğünlerde anmakla yetiniliyor.

Bunun kötü tarafı, işin sadece o gün ve günlerde anılıp geçiştirilmesidir. İyi tarafı ise, unutanlara hatırlanması ve hatırlatılmasıdır. Fakat cami bir haftalık iş değildir.

Günler, haftalar, aylar bize göre değil. Mesela yaşlılar günü, anneler günü, babalar günü gibi. Bunlara bir gün yeter mi? Camiler haftası… Bir haftalık mı ilgi? Bir haftalık bağımız, ilgimiz olursa, cenazemiz camiye nasıl gelecek?

Cami ile bağımız beş vakit olmalı. Çünkü selamız camide verilecek, cenaze namazımız burada kılınacak ve dünya bizim için burada noktalanacak.

Camiler haftası, cami, cemaat ve caminin fonksiyonunun tanıtılmasının yanında cami ve çevresinin temizlenmesine önem verilmelidir.

Bu hafta, okul öğrencilerine camiler tanıtılmalı, sınıf olarak tanıtım programı düzenlenmelidir.

Bu haftada elbirlik camiler temizlenmeli, pırıl pırıl olmalı, caminin her ihtiyacı giderilmelidir. Bahçe temizlenmeli ve ağaçlandırılmalıdır. Bu bir hafta fırsat bilinmelidir.

 

EZAN İSLAM’IN SEMBOLÜDÜR

Cami deyince akla ilk ezan gelir. Ezan, Müslüman-Türk varlığının teminatıdır.

Ezan, bu ülkenin hür ve Müslüman olduğunun ilanıdır. Şairin dediği gibi:

‘Şu ezanlar ki, şehadetleri dinin temeli,

Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.’

 

Allah’a şükür ülkemizde günde beş defa ezan okunuyor. Bu bizi rahatlatıyor. Cenab-ı Allah’a kulluğa çağırıyor.

Ezanı saygı ile dinlemeliyiz. Ezan duasını yapıp, ezanın davetine icabet edip, gereğini yapmalıyız.

Camilerimizden yükselen bu çağrı, bizim kurtuluşumuzu sağlamalıdır. Düşünülürse amelsiz kurtuluş olmaz.

Bugün ezanla uyanan, ezanla dirilen, ezan sayesinde Müslüman olup kurtulanların sayısı az değildir.

Bu milletin varlığına göz dikenler, ezana göz dikmişler, ezanın büyüleyici etkisini susturmak için ezanı susturmuşlardır. Türkçe okutmuşlardır.

‘Ezan sesinden şeytan rahatsız olur’derler.

1930’lu yıllarda Antalya’da 4 yaşında felçli bir çocuk konuşamıyor, tek kolunu oynatabiliyor. Ezan okunurken sevinçli ve mutlu oluyor, ezanı can kulağı ile dinliyor. Fakat Türkçe’ye çevrildikten sonra çocuk rahatsız oluyor, ezan okunurken kolunu duvara vuruyor. Öyle vuruyor ki, kolu kanlar içinde kalıyor ve üç gün sonra da ruhunu teslim ediyor.

Allah ezan sesine hasret bırakmasın.

Erzurum’da Prof. Nazan Aydın ezan sesinden rahatsız oluyor, cami derneğine başvuruyor, olmuyor. Müftülüğe başvuruyor, olmuyor. ‘Ezan ruh sağlığımı bozdu’ diye savcılığa başvuruyor. Aldığı cevap, ‘Ezan sesi gürültü değildir’ oluyor. (8 Mayıs 2012- Zaman)

Çanakkale Savaşı’nda İngilizler, Hindistan’dan Müslümanları ‘Osmanlı’yı kurtarmaya gidiyoruz’ diyerek kandırmışlar. Ve müslümanı müslümana kırdırmak istiyorlardı.

Osmanlı cephesinde sabah okunan ezanın dalga dalga yayılması ile Hintli Müslümanlar, İngiliz oyununu anlayıp, Osmanlı’dan özür dileyerek geri gitmişlerdir.

Bir olay da Rus-Ermeni işbirliği ile Erzurum’da katliam yapılacaktır. Bunu haber alan müezzin gece yarısında vakitsiz okuduğu ezanla Erzurum katliamını önlemiştir. 1950’de ezan aslına çevrilince yurt genelinde bayram yapılmıştır.

Peygamber(as) biraz sıkıntıya düşerse Bilal’e:

-‘Kalk Bilal! Ezan oku da rahatlayalım’ der ve ezan okumasını isterdi. Ezan sesi inançlı her insanı rahatlatır. Davetine icabet edeni, yüceltir. İki cihan saadeti bahşeder. Çünkü ezan kurtuluşa davettir.

 

CAMİLER ALLAH’IN EVİDİR

Kur’an’da: ‘Camiler Allah’ındır’ (Cin Suresi:18)

Peygamber (as): ‘Camiler Allah’ın evleridir’ (Ramuz el Ehadis:121/6)

Fıkıhçılara göre: 7 kat gök, 7 kat yer camidir. Bu bakımdan camiler, ruhuna uygun olmayan işler için kullanılmamalıdır. (Avlu da cami hükmündedir. Bahçede sigara içilmemeli, tavla oynanmamalı, altındaki dükkânlarda alkol ve domuz mamülleri satılmamalıdır. Uygun olmayan kimselere kiraya verilmemelidir). Son olarak Diyanet: ‘Cami altında market olmaz’ demiştir.

Camiler kutsal yerlerdir. İbadetlerin, zikirlerin, Kur’an’ların, tevbe ve duaların Cenab-ı Allah’a arz edildiği yerlerdir. Kardeşliğin pekiştiği yerlerdir. Huzur duyulan yerlerdir.

Her yerde kavga olur da camide olmaz.

Adam üzerine düşse, alttaki onu kaldırır.

Ayakkabı birbirinin üzerine düşse gülümser, kızılmaz, kavga edilmez.

Başka yerlerde, kuyruklarda olan kavga ve gürültüler camide olmaz.

Sahabe günah işleyince camiye gelir, tevbe sütununa kendini bağlar. Affedildiğini hissedinceye kadar ağlar, tevbe eder ve kendini oradan çözmezdi. Böylece camiyi rahatlama ve kurtulma yeri olarak görürlerdi.

Camiye saygılı olunmalıdır. (Köyde düğün alayı camiye gelmeden davul-zurna sesini keser, geçtikten sonra çalardı.)

Camileri ölüm ilan merkezleri olarak görmek yanlıştır. (…eşrafından falan falan…” Şeref ve izzet Allah’ındır.) Cenaze namazlarının kılındığı yer olarak bakmak yanlıştır. Sadece yaşlı kimselerin uğradığı yerler olarak da değerlendirilemez.

Milli mücadelede camilerin yeri ve önemi büyüktür. Sütçü İmam milli mücadele kıvılcımını minberden tutuşturmuştur. Mehmet Akif mimberden, kürsüden coşturmuştur. Ahmet Hulusi Efendi, camiden halkı cepheye yollamıştır.

Uyanış ve yeni neslin kendine gelişi, hareketi gene camilerimizden başlamalıdır. Yoksa yeni nesil geleceğimizin teminatı olamaz.

Camiler vatanın tapusudur. Lozan’da Edirne şehrimiz Yunan’a verilmişti. İngiliz delegesinin: ‘verin ama bu şehrin cami ve minarelerini nereye koyacaksınız?’ sözü üzerine Edirne bize bırakılmıştır.

 

CAMİYE KARŞI OLMAK NASIL BİR İŞ?

Önce kendi içimizde; sizin cami, bizim cami, bizim cami sizinkinden daha süslü diye ayrım yaparak Mescid-i Dırar’lar edinilmemelidir. Cami, grup, cemaat, tarikat camisi değil, bütün Müslümanlara ait olmalıdır.

Ebrehe’nin Kâbe’yi yıkmaya kalktığı gibi bazılarının ilk hedefi cami oluyor. Yel değirmenlerine saldıran Donkişot gibi camilere saldırılıyor.

-‘Her taraf cami’ deniliyor. Bu camileri halk yapıyor halk.

Ankara’da CHP milletvekili 2007 yılında kameraları alıp, gazetecileri toplayıp süslü trafoları bir bir gösterip, ‘işte bir daha… İşte gene!’ diye saymaya başlıyor. Bir gazeteci: ‘Bunlar cami değil, bunlar trafo’ deyince adam şaşırıyor.

Cami düşmanları önce camiye sıra koyalım diye tutturdular. Sıra koyup kiliseye benzeteceklerdi. Şimdi bu olmadı rükûsuz, secdesiz namaz mı olur. Sıra olmadı ama sandalye oldu. Sıra sıra sandalye.

Bakın 4 hak mezhebin hiçbirinde sandalyede namazdan bahsedilmez. Yatarak, oturarak namazdan bahsedilir. Yere ayaklarını uzatarak namaz kılabilenin sandalyede namazı kabul olmaz.

Emekli maaşı kuyruğunda bir kokana: ‘Bu kadar camiye ne gerek var?’ diyor da. (Tabi Cuma, Bayram ve Kandillerde cami avlularında hatta yollarda namaz kılındığını bilmiyordu). Ona dedim ki: ‘Sen cenazenin nasıl ve nereden kalkmasını istiyorsun, söyle’ dedim. Sustu.

Cami lazım, daha çok lazım. Cami yaparken o camiyi dolduracak nesil de yetiştirmek lazım. 4 minaresinden okunan ezanın manasını bilmeyen, ezanın davetine icabet etmeyen nesil yetişirse, camilerin pek anlamı kalmaz. Dedeler torunlarını, babalar çocuklarını ‘haydi camiye!’ demeden camiler neşelenmez.

Ebrehe’yi perişan eden Allah(cc) şöyle buyuruyor:

-‘Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasına engel olan ve mescitlerin harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır?’ (Bakara:114)

(Yaz Kur’an Kursu’nu istemiyor. Cami yapılsın istemiyor. Ezan istemiyor… Ezan Türkçe okunsun, namaz Türkçe kılınsın istiyor. O zaman nasıl bir nesil yetişecek?)

 

CAMİ YAPTIRMAK

Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:

-‘Allah’a ortak koşanlar, kendi kâfirliklerine bizzat kendileri şahitlik ederken, Allah’ın mescitlerini imar etmeye layık değillerdir. Onların bütün işleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedi kalacaklardır.’ (Tevbe:17)

-‘Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola eren kimseler bunlardır.’

Peygamber(as): ‘Bir kimse Allah rızası için cami yaptırırsa, Allah onun için cennette bir köşk hazırlar.’ (Ramuz el Ehadis:411/11)

Peygamber Efendimiz, mescidi yapılırken işçi gibi çalışmış, sırtında kerpiç taşımıştır.

Tuğrul Bey: ‘Kendime saray yaptırıp da yanına bir cami yaptırmazsam, Allah’tan utanırım’ demiştir.  (Apartmanlar yaptıranın camiye ne katkısı oluyor acaba?)

Sultan Ahmet, camisi yapılırken bizzat çalışmış. Hasta yatağında iken ilk ezan okunmuş, bunu duyar duymaz yatağından fırlayıp kalkmıştır. O sırada bunu gören hocası onu tutmuş: ‘Nereye padişahım!’ demişti. Sultan Ahmet:

-‘Taş taşımaya gidiyorum hocam!’ cevabını vermişti.

Herkes cami yaptıramaz. Ama yapılmasına yardımcı olabilir. Bakımı ile temizliği ile ilgilenebilir. Camiye adam kazanabilir. Aynı sevabı alır. Belki daha çok sevap alır.

Kayseri’de bir cami yapılırken, yaptıran ustalara kimseden yardım alınmamasını özellikle tembih eder. Bir kadın gelir. Üç tuğla uzatır. Usta kabul etmez. Ertesi gün bir ayran bakracı ile gelir, uzatır. Usta alır, içer ama ardından üç tuğla uzatılır. Onları gizlice usta duvara yerleştirir.

Camiyi yaptıran rüyasında cennettedir. Fakat kendisinin üzerinde bir kadın vardır. Sebebini sorar. Melekler: ‘Senin camiye üç tuğla verdi’ derler. ‘Ama ben caminin tamamını yaptırıyorum’ deyince, ‘Onun imkânı o idi’ derler.

Az da olsa, imkânımız oranında camilere yardımımız olmalıdır.

 

CAMİ İLE İLGİLENMEK

Kutsi hadiste Cenab-ı Allah: ‘Yeryüzü halkını azap etmeyi murat ettiğimde, mescitleri tamir, tanzim ve tenvir edenleri, rızam için birbirini sevenleri ve seher vaktinde istiğfar edenleri görünce onlara azap etmekten vazgeçerim’ (H.H.Erdem, İlahi Hadisler:30) buyuruyor.

Bir hadislerinde Peygamber (as):

-‘Mescitleri bina edin, toz toprağını temizleyin. Kim Allah için bir mescit yaparsa Allah da onun için bir köşk hazırlar.’ (Ramuz el Ehadis:9/5) (Karataş Köyü’nde cami toz toprak içinde. Temizledik, ezan okuyup namaz kıldık. Daha sonra gittiğimizde 5-6 cemaati vardı.)

Bir sahabi mescide ilk gaz lambasını getirip aydınlatmıştı. Peygamber (as) ona:

-‘Sen bizim mescidimizi nurlandırdın, Allah da seni nurlandırsın’ dediler, ona dua ettiler.

Mescid-i Nebevi’yi temizleyen bir kadın vardı. Bir ara gelmeyince, peygamber (as) onu sordu. ‘öldü’ dediler. Mezarına gitti, dua etti.

Nazilli Kur’an Kursu’nda iken bir köye gitmiştim. Camide konuş dediler. Bir konuşma yaptım. Namazdan sonra para toplamışlar. Verdiler, almadım. ‘Minarenin tenekeleri dökülmüş… Bunları yaptırın’ dedim. Kur’an Kursu’na kadar da yaya yürümek zorunda kaldım.

Camide bir eksik mi gördün hemen yaptır. Yaptıralım diye teşvik et. Yapılmasına sebep ol. Yapılacak şeylerden biri de camiye adam kazanmalıyız. Namaz kılanların sayısını artırmalıyız.

 

CAMİLER EĞİTİM ÖĞRETİM MERKEZİ OLMALIDIR

Peygamber (as) problemleri camide çözmüştür. Ayrıca mescidi tebliğ merkezi ve eğitim yeri olarak kullanmıştır. Mescidin yanı başında Suffa açıp eğitim yapmıştır. İnsan yetiştirmiştir.

Namazlardan önce ve sonra soruları cevaplandırmış. Hatta rüyaları dinlemiş ve kendisi anlatmıştır.

Eksik olan bilgileri namazdan önce ve sonra camide tamamlamıştır.

Bugün kilise gençleri çekebilmek için kiliseye her türlü müziği ve eğlenceyi sokmuştur.

Çocukları kovan zihniyet artık yok…

Camide görevli arkadaşların maaşı hak etmesi lazım.

-Cami avlusu pırıl pırıl olmalıdır. (Temizlik imanın yarısıdır.’ ‘Allah temizdir, temizleri sever.’)

-Kur’an öğrenimi devam etmeli, Kur’an bilmeyenlerimiz Kur’an öğrenmeli. Fıkıh öğrenimi devam etmeli. Her namazdan sonra bir fıkıh bilgisi öğretilebilir, öğrenilebilir. Hergün bir Kur’an meali, hergün bir hadis öğrenilebilir, öğretilebilir. Hergün bir cami adabı öğretilebilir, öğrenilebilir.

-Her camide kitap köşesi kurulmalıdır. Kahvede, bahçede oturulacağı yerde içeriye girip istenirse bir şeyler öğrenilebilir. Burada Kur’an-ı Kerim meali, hadis kitapları, fıkıh, akaid kitapları bulunmalıdır. Mesela; kafasına takıldı imama uyunca okuyacak mı, besmele çekecek mi hemen açıp bakacak. Diyelim ki üçüncü rekâtta imama uydu, kılmadığı reketları nasıl kılacak? Açacak öğrenecek. Veya bir şeyi nasıl yapacak, açıp bakacak…

Camide bu tür şeylerle uğraşanlar, namazdaymış gibi sevap alır.

Namaz memuru dedirtmemek lazım. Sadece namazla maaş helal olmaz. ‘E!..AZ!’ o zaman başka rızık kapısına…

Allah mahalleyi, köyü muhtardan değil imamdan soracak.

İnsanın ölüsü de dirisi de camiye muhtaçtır.

Gençler camiye çekilecek. Bir köyde müezzinlik eden olmadı. Cemaatten… Sordum…’Hoca, birimize besmele öğretmedi’ dediler.

Alternatif doğum günleri, alternatif mezuniyet programları camide mevlüt okutularak yapılamaz mı?

Gençler için güreş takımı, çeşitli spor dallarında gençler camide meşgul edilebilir. Zararlı alışkanlıklardan uzak tutulabilir.

Adapazarı Ferizli’de bir kenar camiye gittim. Namazdan sonra elimi sıktılar. ‘Kimsin, nasıl yardımcı olabiliriz’diyerek öyle ilgilendiler ki, orada kaldığım süre içinde hep o camide namaz kılmak istedim. Cami temiz, tuvalet temiz, avlu tertemiz idi.

Bilhassa hanım bacılara yönelik bilgi veren programlar sık sık yapılmalıdır. Hanım bacılara bilgiler verilmelidir. Bilgili olanların aile düzenleri güzel olur.

Camilerin temiz kalabilmesi için yapılan ibadetten zevk alınabilmesi için cami altındaki dükkânlarda meşru iş yapılmalı ve helal gıda alınıp satılmalıdır. Avlu da camiye dâhildir. Avluda tavla oynanmamalıdır.

Caminin suyu, elektriği ve camiye ait olan diğer şeyler özel işlerde kullanılmamalıdır.

 

CAMİYE DEVAM EDİLMELİ

Bir gün peygamber (as): ‘Ezan okunsun camiye gelmeyenlerin evini yıkasım geliyor’ diyor.

Aydın’a gidiyordum ezan vakti gelmişti. Bir köye saptık. Yaşlı bir amca ezan okudu. Cami etrafında üç tane kahve ağzına kadar dolu olduğu halde camiye üç yaşlı geldi. İnanın onların da namaz kıldıranı yok, namazdan haberleri yok. Ama cami çok süslü, lüks halı döşeliydi. Ama cemaati yoktu. Namaza ilgi yoktu.

Bakın, bu hayat camide noktalanacak.

Ezan bizi namaza çağırıyor, kurtuluşa çağırıyor. ‘Cuma günü işini gücünü bırak camiye gel’ diyor.

Bir okul müdürü emekli olacak. Oğlu, ‘babam ne yapar nereye gider’ diye konuşurken, ‘yeri camiye yakın, ezan okundu mu camiye gider, namazdan sonra avlusunda bir çay içer, ne güzel bir meşguliyet’ dedim. Düşündü, düşündü:

-‘Ya bana da haydi camiye gidelim derse!’ dedi.

-‘İyi ya görevini yapmış, seni de kurtarmış olur’ dedim. Pek hoşuna gitmedi.

Namaza gelenimiz yalnız geliyor. Hani evlat? Hani torun? Yok.. Tabi sonra da dirisi gelmeyenin ölüsü camiye geliyor. Onların hesabı bizden sorulacak.

Adam ölecek, evlatlarına: ‘Selalar verdirin. Eşraftan falan öldü diye ilan edin. Namazımı kalabalık kılın. Falan hocanın yanına gömün. Yüzümü kıbleye çevirin. Kefenimin içine Yasin koyun…’ Hoca efendi söze karışmış: ‘Sen hayatında camiye gelmediysen, ölün gelmiş ne fayda. Sen sağken yüzünü kıbleye çevirmediysen kabirde çevrilmiş ne ifade eder? Geçti, geçti’ demiş. Adam mahsun mahsun düşünceye dalmış.

Senin Müslümanlığın seni camiye getiremiyorsa, o iman seni son nefesinde nasıl kurtarsın? Sıratta, kabirde, mahşerde nasıl fayda versin?

Bir büyüğün sözü var: ‘Kalbinde nifak alameti olan kimse mescide girdiğinde kafesteki serçe kuşuna benzer. Kafesin kapısı açılır açılmaz uçar gider.’

Çocuklarımız camiye bağlı olsun diye göbeğini cami avlusuna gömmekten başka bir şey yapmıyoruz. O zaman dirisi değil, camiye ölüsü gelir.

Cami adamı olmak lazım.

Peygamber (as): ‘Camide gördüğünüzün iyiliğine şehadet ediniz’ diyor. Ne güzel ölçü!

Bir gün Hz. Ömer (ra) camiye giderken, bir çocuk koşturarak ona yetişir. Ömer (ra): ‘Dur oğlum nereye böyle!’ der. Çocuk: ‘Ezan vakti yakın camiye gidiyorum amca, abdestim de yok’ der. Ömer (ra): ‘Sen daha çocuksun. Sana namaz farz değil evlat’ deyince, çocuk: ‘Bu işin çocuğu mocuğu yok. Daha dün bir arkadaşım öldü de onu gömdüler’ der. Koşarak camiye doğru gider. ‘Allah’ın evine davet edilmeyen gidemez. Allah da sevdiği kulunu evine davet eder.

Camide cemaatle kılınan namazın 25o bir rivayete göre 27o daha sevaplı olduğu bildirilmiştir.

Peygamber (as): ‘Sabah akşam camiye giden kimseye her gidiş gelişinde Allah cenneti hazırlar.’ (Buhari 1/161)

-‘Bir kimse evinde abdest alır, bir namaz için camiye giderse, attığı adımlardan biri küçük günahlarını siler; diğeri de onun derecesini yükseltir.’ (Müslim 1/462) der.

 

Camiye giden üç şey kazanır:

1-Dindar bir insanı dost edinir.

2-Hikmetli söz öğrenir.

3-Sevap kazanır. (Ramuz el Ehadis:272/3)

 

-‘Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan 27o daha sevaplıdır.’ (Buhari, Ezan:30) buyurur.

 

Camiden alıkoyan özürler;

-Acizlik, ihtiyarlık ve hastalık

-Küçük çocuğu olmak, hastası olmak

-Ama sakat olmak

-Mal, can emniyetinin olmaması

-Şiddetli yağmur, soğuk

-Sarımsak, soğan yemiş olmak

Kadın için:

-Camide izdiham varsa,

-Koku sürünmüşse,

-Tesettüre uymuyorsa, kadının camisi evidir.

-İlmi araştırma ve çalışmalar yapıyorsa camiye gitmediği için mazeret sayılır.

 

ÇOCUKLARI CAMİ İLE BARIŞIK YETİŞTİRMEK

Peygamber (as): ‘En hayırlınız ailesi için hayırlı olandır’ buyurmuş.

Çocuk doğunca göbeğini cami avlusuna gömmek hayırlı bir evlat için yetmiyor, yeterli değil. Sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet yetmiyor, yeterli değil. Camiye kolundan tutup bugün Cuma, bugün bayram, bugün kandil, bu ay Ramazan… demediysen, camiye getirmediysen, yaz kurslarına göndermediysen, sonra caminin yolunu nereden bilecek. Onun dirisi değil, ölüsü gelecek demektir.

Birine; ‘Neden camiye gelmiyorsun’ dedim.

-‘Bana dedem, babam, anam bişey öğretmedi. Ben namaz kılmasını bilmiyorum’ dedi.

Peygamber (as): ‘Çocuklarınıza 7 yaşında namazı öğretin, 10 yaşında kılmazlarsa dövün’ diyor. (Ebu Davut, Salât:26)

Cenab-ı Allah: ‘Çocuklarınızı yakacağı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun!’ diye emrediyor. (Tahrim:6)

Evlatlarımızın namaz kılıp kılmamasından sorumluyuz. Peygamberimiz Fatıma’nın kapısını çalar. ‘Kalkmıyor musun?’ derdi.

Çocuklar emanettir. Emanet korunmalıdır.

Çocuklar imtihan sebebidir. Allah hesabını soracak.

Peygamber (as): ‘Hepiniz çobansınız. Güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.’ (Buhari, Cuma:11) diye uyarıyor.

Çocuklarımızdan sorulacağız. Onlar kurtulmadan bize kurtuluş yok. Bunu böyle bilelim.

Birçok ana baba dinlemiyor diye şikâyet ediyor. Sen daha önce vazifeni yaptın mı?

‘Çocuktu kıyamadım, büyüdü baş edemedim.’ Olmadı diyorsun, değil mi?

Çocukların camiye gelmesini sağlayalım. Hangi metod geçerli ise o metodu uygulayalım. Hoş tutalım, soğutmayalım. Br çocuk küçükken camide gülüyor. Bir zebani de bir tokat atıyor… 20 yaşında delikanlı: ‘O günden sonra bir daha camiye gitmedim!’ demişti. Bunun vebali kimin?

Orta yaşlı biri ziyaretime geldi, sorular sordu… Ezan okunurken: ‘Haydi camiye gidelim’ dedim. Ağlamaya başladı… ‘Bende camiye gidecek hal mi var? Dedem camiye yalnız giderdi. Babam kolumdan tutup gidelim demedi. İkisi de öldü. Cenaze namazlarını kılmadım’ dedi.

Bir evde misafiriz. Evin oğlu lise son sınıfı… Seccadeyi elime aldım: ‘Kıble nasıl delikanlı?’ dedim. Biraz düşündü. ‘Bilmiyorum’ dedi… Ana babasını görmeyen kıbleyi nasıl bilsin? Bu gencin kıblesi neresi olur? …

Bir baba 11 yaşındaki çocuğunun ud çaldığını, şarkı, türkü söylediğini, İngilizce bildiğini övünerek anlattı. ‘Sübhaneke’yi okur musun?’ dedim. Bana ‘Daha oraya gelmedik’ dedi.

Bir öğrenci yurduna sohbete davet ettiler. Onlara bazı hassasiyetlerimizi anlattım Sonunda gençleri çok ilgilendiren konulara değindim. Bir ara ‘İhtilam olursunuz yıkanmadan, gusül abdesti almadan okula gitmeyin’ dedim. Bir gencin gözleri yaşardı. ‘Annem babam gusül abdesti öğretmedi’ dedi.

Çocuklarımıza dinini öğreteceğiz. Namaz kıldıracağız ve kılmasını sağlayacağız. O daha küçük onun dersi var sonra kılar demeyeceğiz. Cami ile barışık yetiştireceğiz. Camiye gelip cenaze namazımızı kılacak, kabirde bizim için dua edip, Kur’an okuyacak evlat yetiştireceğiz. Böyle yaparsak bize beddua okumaz, lanet okumaz, rahmet okur. Bizim için de sadaka-ı cariye olur.

Herkes cami yaptıramaz ama camiyi dolduracak insanlar kazandırabilir. İşte bunu ihmal etmeyelim.

Çocuklarımızın hayırlı kimseler olmasını istiyorsak, başta işe namazla başlamamaız lazım. Allah Kur’an’da:

-‘Namaz kötülüklerden uzaklaştırır.’ Buyuruyor. Allah’a kul olan insanlara da faydalı olur.

Peygamber (as)’a birileri gelip: ‘ Falan genç hem ardınızda namaz kılıyor, hem de şu şu kötülükleri işliyor Ya Rasülallah!’ diye şikâyet ediyorlar. Peygamber (as)’ın onlara cevabı: ‘Namaz onu kötülüklerden uzaklaştıracaktır.’ oluyor ve kısa zamanda da genç gerçekten namaza devam ederken kötülüklerden kurtuluyor. Allah Rasulü: ‘Ben size demedim mi namaz onu yola getirir diye’ diyor.

 

CAMİYE KİMLER GİREMEZ?

-Cami kutsal bir mekândır. Saygılı olunmalı, rastgele bir yere girer gibi girilmemelidir.

-Cünüp, hayızlı ve loğusalı olanların camiye girmeleri dört mezhebe göre asla uygun değildir.

-Camiye abdestsiz girilmemelidir.

-Tesettüre uymayan kadınların camiye girmesi asla uygun değildir.

-Bulaşıcı hastalık taşıyan, görünür yarası olan,

-Soğan, sarımsak yiyen,

-Üstü başı camiye girmeye uygun olmayan,

-Müslüman olmayan kimseler camiye giremez.

Bir de davet edildiği halde hidayet nasip olmayan camiye giremiyor.

 

CAMİ ADABI (CAMİDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?)

-Camiye bid’at ve hurafeler sokulmamalıdır.

-Camilerde şirkten sakınılmalıdır.

-Camiye sağ ayakla girilir, sol ayakla çıkılır.

-Cami avlusu camiye dâhildir. Orada uygun olmayan iş yapılmamalıdır.

-Camiye güzel ve temiz elbiselerle gidilmelidir.

-Camide kimseye rahatsızlık verilmemelidir.

-Camide Kur’an okunur, zikir yapılır, konuşulmaz.

-Omuzlara basa basa öne geçilmez.

-Çıkarken namaz kılanların önünden geçilmez.

-Islak ayaklarla camiye girilmez.

-Bir yere dayanıp uyunmaz.

-Bayanlar tesettüre uyarak gelmelidir.

-Sandalyede namaz kılan fetvasını iyi almalıdır.

-Kimseye eziyet ve sıkıntı verilmemelidir.

-Vakit müsaitse iki rekât mescit namazı kılınır.

Peygamber (as): ‘Mescide uğradığınızda iki rekât namaz kılın’ (Ramuz el Ehadis:40/5) buyurur.

Ebu Zer’e:

-‘Mescide girdiğinde selam ver!’

-‘Mescide nasıl selam verilir Ya Rasulallah?’

-‘Girince iki rekât namaz kılarak’ (Hadis Ans: 3/862) buyurur.

 

SONUÇ;

Camileri yapanlardan, yardım edenlerden, camilerde görev yapan kardeşlerimizden ve cami cemaatinden Allah razı olsun.

Ölenlerin ruhuna, hayatta olanların ruhaniyetine bir Fatiha okuyalım.


Bu yazıyı 623 kişi okudu.

1 Yorum

  1. teşekkür edrim.çok güzel bir yazı olmuş.bir vaizden daha iyi anlatmışşınız.ben de bir görevli olarak bu yazıyı vaaz yapacam ve bazı yerlerini de feste paylaşacam müsadenizle

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.