Cenab-ı Allah, mekandan münezzeh olduğu gibi şekilden de münezzehtir.

İnsan aklı O’nu kavrayamaz. Akıl, O’nu tasavvurdan acizdir. O, hayal de edilemez.

Peygamber (as): “Allah’ın yarattıklarını düşününüz, fakat Allah’ın zatını düşünmeyiniz. Gerçekten siz O’nun şekli hakkında bir bilgi edinemezsiniz. Allah, hayal ettiğinizden başkadır.” Buyurur.

Kur’anda: “O’nun hiçbir benzeri yoktur.” Buyrulur. (Şura:11)

Allah, yarattıklarından hiç birine benzemez. Çünkü; Allah’ın misali ve benzeri yoktur. Hiçbir şey de O’na benzemez. Allah’ın isim ve sıfatları sonradan yaratılmamıştır. Ezeli ve ebedidir.

Kur’andaki: “Ellerimle yarattım” (Sad:75) ve “Eller üzerinde seçip çıkardı” (Al-i İmran:33) ayetlerdeki el, güç, kuvvet ve kudret demektir. Allah’a asla el düşünülemez. El ve terazi gibi kelimelerin Cenab-ı Allah’a nisbeti mecazidir, hakikat değildir.

Geçmişte Allah’ın şekli düşünüldüğü için tanrılar ve putlar ortaya çıkmıştır. Araplardan bazıları peygamber (as) a, Allah’ın putlarına benzemediği ve altından, gümüşten olmadığı için iman etmemişlerdi. “Bizim bunca putun yapmadığını senin bir tek Allah’ın nasıl yapar?” diyorlardı.

Yusuf Has Hacib de, Kutadgu Bilig adlı eserinde: “ Ey Allah’ım birliğine inanmış olan, O’nu dilinle öv, gönlün tereddütsüz inandı ise aklını işe karıştırma. Allah’ın nasıl olduğunu arama. Varlığına inan, sükûn ve huzura kavuş. Nice ve nasıl olduğuna karışma, kendini tut; O’nu nicesiz ve nasılsız bil” demiş bize ışık tutmuştur.

Kısacası Allah; bir cisim, bir madde olmadığı için şekli de yoktur.


Bu yazıyı 1.193 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ