Allah’ın Sevdiği Amel SABIR

Asr sûresinde Cenab-ı Allah şöyle buyurur:

– ‘‘Asra yemin ederim ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.’’

Ashab-ı kiram, birbirinden ayrılırken asr sûresini okurlar ondan sonra vedalaşıp ayrılılardı.

 

            SABIR NEDİR?

Sabır Allah’tan gelene rızadır. Böylece sabır Allah’ın rızasını kazandırır ve acıyı rahmete çevirir.

Sabır, başa gelene katlanmak, sızlanıp, şikayet etmemektir.

Sabır Allah’a itaat ta, ibadette günahlardan kaçmakta, korunmakta gösterilen direnç demektir.

Haksızlığa, zulme, küfre günaha sabredilmez. Sabır, hayırlı ve sevaplı işlerde gösterilir. Allah’ın imtihanına karşı gösterilir.

 

            GERÇEK SABIR NEDİR?

            Gerçek sabır, ilk musibet anında, ilk belânın gelişi anında gösterilen sabırdır.

Enes bin Malik şöyle anlatır:

– ‘‘Hz. Peygamber mezarın başında ağlayan bir kadın gördü. Ona:

– ‘‘Allah’tan kork sabret’’ dedi. Kadın O’na:

– ‘‘Çek git. Benim başıma gelen musibet senin başına gelmemiştir’’ dedi.

Kadın, peygamberimizi tanımamıştı. Kadına O’nun peygamber olduğu söylenince kadın:

– ‘‘Ben seni tanıyamadım’’ dedi özür diledi.

Peygamber (as) o kadına söyle dedi:

– ‘‘Asıl sabır, musibetin ilk anında gösterilen sabırdır.’’ (R.Salihın:31) (Buhari Cenâiz:32)

 

Gelen Allah’tan gelmiştir, bağırıp, yaka paça yırtıp, saç baş yolup isyan ettikten sonra sabredilmiş olmaz.

 

SABIR ÇEŞİTLERİ

Bizden öncekiler, sabır üçtür demiş ve şöyle sıralamıştır.

1- Musibete Sabır: Başa gelen kazaya, belaya, yokluğa, kıtlığa, hastalığa ve her türlü sıkıntı veren şeye sabır göstermek. Her şeyin Allah’tan geldiğini düşünmek ve Allah’ın onunla imtihana tabii tuttuğunu kabullenmek.

2- Kullukta Sabır: Allah’a imanda, ibadette Allah’ın emirlerini yerine getirmek, yasaklarına karşı, nefsin arzu ve isteklerine karşı direnmek, günaha harama düşmemek için gayret göstermektir.

3- Günah, haram, şüpheli olan şeylere karşı sabır: Bunlardan korunup imanı ve güzel amelleri korumak ve imanlı gitmek için gösterilen sabır.

 

ALLAH SABREDENLERİN YARDIMCISIDIR

Cenab-ı Allah Asr sûresinde iman edip güzel amel işleyenleri, hakkı ve sabrı birbirine tavsiye edenleri, zararda olan insanlardan ayrı tutmuştur.

Bakara 153. ayette de: ‘‘Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Allah sabredenlerle beraberdir’’ buyrulmuştur.

Demek oluyor ki, sabredene, namaz kılana Cenab-ı Allah yardım edecektir. Sabredenlerle beraber olacaktır. Onun gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olacaktır. Onu koruyacaktır.

Allah’ın kendisiyle beraber olduğu kimseye şerliler zarar verebilir mi? Şeytan sapıtalabilir mi? Onun yâr ve yardımcısı Allah’tır.

Yardımcısı Allah olan hayatın güçlüklerini kolayca aşar, başarıya kolay ulaşır.

Yardımcısı Allah olan korkulardan emin olur. Allah’tan başkasına güvenip dayanmaz.

 

HERŞEY İMTİHANDIR

Müslüman her zaman her durumda sabır imtihanına tabi tutulmuştur.

Münafığın, kafirin başına gelen belâ ve musibetler, inanmadığı, ikiyüzlü davrandığı için onlara ceza olur.

Müslümanların başına gelen, belâ ve musibetler ise sabrettiği için onun derecesini yükseltir. Sevap kazanmalarına neden olur. Birde günahlarına kefaret olur.

Kur’an’da: ‘‘Mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihandır.’’ (Enfal:28) buyurarak. Allah malı imtihan için verdiğini bildiriyor. Nerden kazanacak, nereye harcayacak, şükredecek mi, sadaka, zekat verecek mi, yani malı ne yapacak… Çocuk veriyor bakalım onu nasıl yetiştirecek, cehennem ateşinden koruyacak mı, cehennem odunu mu yapacak diye.

Bir ayette de şöyle buyruluyor:

– ‘‘And olsun ki, sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden fakirlik ile deneriz. Ey peygamber! Sabredenleri müjdele’’ (Bakara:155)

Bu ayete göre her şey imtihandır. Şikayet etmeyip haline razı olanlar için Allah buyuruyor ki:

– ‘‘Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan razı O’da senden razı olarak Rabbine dön. Salih kullarım arasına katıl ve cennetime gir.’’ (Fecr:27-30)

– ‘‘Kim başına gelene rıza gösterirse, Allah ondan razı olur. Kimde rıza göstermezse, Allah’ın gazabına uğrar.’’ (Tirmizi Zühd:57) diye bildiriyor.

Evet her şey imtihandır. Mü’min belâ ve musibete karşı sabreder. Buda geçer der. Her şey de hayır vardır. Bunda da hayır vardır der. Olayları sabırla göğüsler.

 

            SABREDEN PİŞMAN OLMAZ

            Pişman olmamak, keşke dememek için kaybedenlerden olmamak için sabreden olmak gerekir.

‘‘Sabreden derviş muradına ermiş’’ derler. Sabır insana başarı ve zafer kapısını açar. Bilal-ı Habeşi sabırla zulümden kurtulmuştur. Eyyüp peygamber sabrından dolayı, Allah onun için ‘‘Ne güzel kul!’’ buyurarak onu övmüştür. (Sad:44) Nice insanlar sabırla derecelerini mertebelerini yükseltmişlerdir.

Atalarımız: ‘‘Sabırla koruk helva olur’’ demişlerdir.

İki arkadaş bahse tutuşur parmaklarını birbirinin ağzına verip, kim pes edecek diye yarışırlar. Biri pes eder. Arkadaşına sorar ‘‘sen nasıl dayandın? Galip gelen: ‘‘sen pes etmeseydin, ben pes diyecektim’’ cevabını verir.

Cenab-ı Allah: ‘‘Sabredin, Sabırda yardımlaşın’’ buyuruyor. (Al-i İmran:200) Bizden öncekiler bu ayetin gereğini yapmış sabretmişler dayanışma göstermişler, zaferden zafere koşmuşlar. Allah dostlarına bakın ne çileler çekmişler, ne zulümler görmüşler ama yılmamışlar sabretmişler. Bugün hep hayırla yâd edilen kimseler olmuşlardır.

İman ettim diyen sabretmesini bilmelidir. Bir Kutsi Hadiste şöyle buyrulur:

– ‘‘Ey insanoğlu! Benden gelen razı olmayan, verdiğim belâlara sabretmeyen ve nimetime şükretmeyen kimse, kendine benden başka Rab arasın.’’ (Marifetname:469)

Peygamber (as) mü’minin nasıl olması gerektiğini şöyle işaret eder:

– ‘‘Mü’minin durumu şöyledir. Bu hal sadece mü’minde vardır. Sevinir şükreder. Bu onun için hayırdır. Başına bir bela gelse sabreder. Buda onun için hayırdır. Bu gıpta edilecek (imrenilecek) bir durumdur.’’ (Müslim Zühd:64)

Unutmayalım her şeyin bir bedeli vardır. Hiçbir şey karşılıksız değildir. Ne derler: ‘‘Her nimetin bir külfeti vardır.’’

Müslüman, başına gelen bela ve musibetleri sabırla karşılamalı. ‘‘Böylesi hayırlıymış, buda geçer’’ deyip sabretmelidir.

Dünya üzüntüsü gelir geçer. Bunlar önemli değil imanı muhafaza için sabır önemlidir.

Peygamberimiz (sav): ‘‘Allah sevdiğine sıkıntı verir’’ demiştir.

Hz. Ali (ra) da: ‘‘Altın ateşle, kul belâ ve musibetlerle tecrübe edilir’’ demiştir.

Allah sevmediğine ceza olarak belâ musibet verir. Sevdiği kula ise sevabını arttırması, günahına kefaret olsun diye sıkıntı verir. Peygamberlerden Allah dostlarından rahmetle andığımız büyüklerimizden hiçbiri rahat yaşamamıştır. Birine: ‘‘biraz rahat et, rahat yaşa’’ demişler. Cevap olarak: ‘‘Ben Firavun muyum’’ demiştir.

Doktor hastasının iyileşmesi için iğne yapar, ameliyat eder. Cenab-ı Allah’tan gelenlerde bizim hayrımızadır.

Bir kutsi hadis de: ‘‘Gözlerini aldığım kimse sabreder, bana isyan etmezse, onun için cennetten başka sevaba razı olmam’’ buyrulmuştur.

İbni Abbas (ra) nakleder: Peygamber (as) buyurdu ki: ‘‘Dört şey kime verilirse, dünya ve ahiret hayrı verilmiş olur:

–          Şükreden kalp,

–          Zikreden dil,

–          Belaya sabreden beden,

–          İtaat eden, ihanet etmeyen eş.

 

İnanan için sabrın sonu selâmettir. Peygamberimizin bildirdiğine göre: ‘‘Allah, hayrını dilediği kişiyi, sıkıntıya sokar.’’ (Buhari Merdâ:1)

Müslüman’ın bir özelliği de: ‘‘her şey de hayır vardır’’ demesidir

Allah: ‘‘Hoşlanmadığınız şey, sizin için hayırlı olabilir. Hoşlandığınız bir şey de sizin için şer olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz.’’ (Bakara:216) buyurur.

Şair:

Hak şerleri hayr eyler. zannetme ki gayr eyler.

Arif ânı seyreyler… Mevlâ görelim neyler. Neylerse güzel eyler’’ der.

 

Mü’min, hoşlanmadığına kızmaz, beddua etmez. Cenab-ı Allah’a havale eder. Allah’tan hayır bekler.

 

            SABRETMENİN MÜKAFATI BÜYÜKTÜR

            Sabrın sonu selamettir. Şöyle anlatılır: Timur Anadolu’da halka zulmederken Akşehir halkına bir deve gösterir.

– Buna ihlâs sûresini ezberletin der, süre verir. Halk ne yapacağını bilemez. Nasreddin Hoca’ya gelirler, durumunu anlatıp bir çare bulalım’’ derler.

– Hoca önde halk arkada Timur’un çadırına gelindiğinde hoca arkasına bakar ki, kimse yok. İçeriye gire Timur’a:

– Bize ihlâs sûresini üç günde ezberletin demişsiniz. Bize bir ay süre verin yasin sûresini ezberledim’’ der. Timur’un hoşuna gider.

Hoca geri döndüğünde halk sorar.

–          Ne oldu?

–          Bir ay içinde yasini ezberleteceğiz deyince, halk üzülür.

–          Ne yaptın, bunun için mi sana geldik’’ derler.

Hoca halka

–          Üzülmeyin sabredin bir ay doluncaya kadar ya deve ölür, yada Timur gider’’ der.

30 gün dolmadan Timur Hindistan seferine çıkar.

 

Belâ ve musibet anlarında inanç devreye sokulmalıdır. Etrafa sabır, tevekkül tavsiye edilmelidir. Olaylar büyütülerek acılar arttırılmamalıdır. Dua edilip Allah’a iltica edilmelidir. Böyle yapılırsa, zahmet rahmete dönüşür. Acılar günahlara kefaret olur. Mal telef olduysa, sadaka olur. İnsan ölürse, şehit olur.

Sabırla belâ ve musibetler hafifler. Çileler ve sıkıntılar sevaba dönüşür.

Hz. Ömer (ra) derki:

–          Ne zaman bir felaketle karşılaşsam, Allah bana dört nimet verir:

1-      O felakete günahım nedeniyle uğramamam.

2-      O felaketten daha beterine uğramamış olmam.

3-      O felaket nedeniyle Allah’ın rızasını kaybetmemiş olmam.

4-      O felaket nedeniyle sevap kazanmayı ummam.’’

 

Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig adlı eserinde şöyle der:

Eğer öfkelenirsen kendini tut. Sabırlı ol. Sabırlı olan sonunda sevinir.’’

İnsan sabrederse, bozulan işleri düzelir.

İnsan sabrederse, dilediğine kavuşur.

Eğer sıkıntıya düşen kimse sabrederse, kaybettiği huzuru tekrar elde eder.’’

Bir ayette de: ‘‘Sabredenlere yapmakta olduklarının en güzeli ile karşılık vereceğiz.’’(Nahl:96)

Peygamber (sav) şöyle buyurur:

– ‘‘Mü’minin başına ne gelirse, bunlar onun günahlarına kefarettir.’’ (Müslim Birr:52)

Kutsi hadiste:

– ‘‘Herhangi bir kulumu gözlerinden mahrum ederek belâya uğrattığım da sabrederse, gözlerinin karşılığı olarak onu cennete koyarım.’’ (R.Salihın:34)

 

Bir başka kutsi hadiste de şöyle buyrulur:

– Kullarım dan birinin vücuduna, malına veya çocuğuna bir musibete uğrattığım da o bunu sabırla karşılarsa, kıyamet günü onun için amel defteri açmaktan hayâ ederim.’’ (H.H.Erdem İlahi Hadisler:77)

Peygamber (as)’ın bir müjdesi de şöyle:

– ‘‘Hastalık isabet eden kimse sabreder, şükrederse, günahları sonbahar yaprakları gibi dökülür.’’ (Buhari Merdâ:13)

– ‘‘Yorgunluk, hastalık, üzüntü, sıkıntıdan ayağına batan dikene kadar müslümanın başına gelen her şeyi Allah onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar.’’ (R.Salihın:38)

 

ÇOK SABIRSIZ

Bütün bu müjdelere rağmen sabırsızız. Müslümanlık lafta. Ayet bilmeyen hadis bilmeyen, dinin emirlerini hayatında yer veremiyor.

Durmadan şikayet ediliyor. Sanki memnun olacağımız bir nimet üzerimizde yok. Sabrımız hemen taşıveriyor. Bir şey olsa: ‘‘Sabrımı taşırma!’’ diyoruz. Basit şeylerden dolayı birbirimize tahammülümüz yok. Sövüyor, dövüyor, öldürüveriyoruz.

Kavga edecek yer, kavga edecek şey arıyoruz. Başımıza bir şey gelse, bağırıp çağırıyor, istenmeyen şeyler yapıyoruz.

Zulüm ve baskıya dayanmayan ilk Müslümanlardan bazıları feryat edip soruyor:

–          Ya Rasûlallah ne zaman Allah’ın yardımı?

Allah Resûlü onlara:

– Sizler acele ediyor, sabretmiyorsunuz. Sizden öncekilerin maruz kaldıkları, size olanlar gibide değildi: Ateşlerde yakıldılar, testere ile biçildiler, parça parça edildiler’’ deyince. Sabrı şükrü hatırlayıp sakinleştiler.

‘‘Sabreden derviş, muradına ermiş’’ denir.

Kur’an’da Müslümanlar başa gelen musibetlere karşı sabırla emredilmiştir.

Rabbim sabreden mükafata nâil olan kullarından etsin.

Allah’a emanet olun.


Bu yazıyı 1.821 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here