Allah’tan Ümit Kesilir mi?

Peygamber (as) buyuruyor ki:

  • “Kim günahından dolayı tövbe etmeye devam ederse, her sıkıntıdan bir çıkış yolu, her üzüntüye karşılık bir ferahlık, bir çare vardır. Ve onu ummadığı yerden rızık verilir.”

Eğer kul günahlarına tövbe ederse, kıyamet gününde Cenab-ı Allah, onun günahlarını bir bir gösterir ve onu bağışlar.

Günah işleyen günahlardan kurtulmak istiyorsa, çok iyilik yapmalı, sevaplı iş işlemelidir.

Hud suresinde Allah: “İyilikler kötülükleri götürür” buyurur. (Ayet: 114)

İmam-ı Gazali: “Günah işlediğin zaman derhal o günahı terk ederek onu mahvedecek sevap işle” der.

Bir adam Hz. Ali’ye gelerek

  • “Ben çok günahkârım. Allah’ın affından ümidim kalmadı” der. Hz. Ali (ra):
  • “Ümitsiz olma, tövbe et” deyince, Adam:
  • “Benim günahım bildiğin gibi değil” der. Bunun üzerine Hz. Ali (ra):
  • “Senin günahın mı büyük, Allah’ın affı, merhameti mi büyük?” der. Adam:
  • “Elbette Allah’ın affı büyük” deyince Hz. Ali (ra):
  • “Öyleyse niye ümitsizliğe kapılıyorsun?” der. Adam:
  • “Öyleyse ne zamana kadar tövbe edeyim” diye sorar. Hz. Ali:
  • “Günahları terk edinceye, nefsin günahı arzulamayıncaya kadar” der.

Peygamberimiz: “Allah kulunun tövbesini canı gırtlağa gelmedikçe kabul eder” buyurur. (Tirmizi, Davat: 99)

Kur’an’da: “Ey günah işlemekte haddi aşanlar, Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Çünkü Allah tövbe edenlerin günahlarını affeder.” (Zümer: 53)

Allah onu affetmez. Allah bunu affetmez. Allah beni affetmez, demenin dinimizde yeri yoktur. Ben kötüyüm düşüncesi insanı kötü yapar. Ben günahkârım düşüncesi insanı günahkâr yapar. Bugün intiharların sebebi araştırıldığında sebep, ümitsizlik karamsarlıktır.

Bir günahkâr Musa(as)’a sorar:

  • Sor bakalım Allah beni kulluk defterinden sildi mi, silmedi mi?
  • Ya Rabbi, o kuluna ne cevap vereyim?
  • “Kulluk defterinde duruyor ama cehennemliklerin defterinde yazılı.” Cevabını alıyor.

Adam bir nara atar ve şükür secdesine kapanır.

  • Sen cennetlik değil, cehennemliklerin arasındaymışsın denir.
  • “Biliyorum ya kulluk defterinden silinseydim. Ben şimdi günahlardan vazgeçer tövbe ederim. Cennetliklerin arasında yazdırırım” der.

Vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Bu zat yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir rahibi gösterdiler.

Adam rahibe giderek:

  • “Doksan dokuz adam öldürdüm. Tövbe etsem kabul olur mu?” diye sordu.

Rahibin:

  • “Hayır, kabul olmaz!” cevabının üzerine, onu da öldürdü. Böylece öldürdüğü adamların sayısı yüze ulaştı. Sonra yine yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir âlimi tavsiye ettiler. Onun yanına giderek, “yüz kişiyi öldürdüğünü söyledi” ve tövbesinin kabul olup olmayacağını sordu.

Âlim:

  • “Elbette kabul olur. İnsanla tövbe arasına kim girebilir ki! Sen falan yere git. Orada Allah Teâla’ya ibadet eden insanlar var. Sen de onlarla birlikte Allah’a ibadet et. Sakın memleketine dönme. Zira orası fena bir yerdir.” Dedi.

Adam denilen yere gitmek üzere yola çıktı.

Yolculuğunu yarıladığında eceli geldi ve vefat etti.

Rahmet melekleri ve azap melekleri, o adamı kimin alıp götüreceği konusunda tartışmaya başladılar.

Rahmet melekleri:

  • “O adam tövbe edip kalbiyle Allah’a yönelerek yola düştü.” Dediler.

Azap melekleri ise:

  • “O adam hayatında hiç iyilik yapmadı ki” dediler.

Bu sırada insan kılığına girmiş bir melek çıkageldi. Melekler onu aralarında hakem tayin ettiler.

Hakem olan melek:

  • “Geldiği yerle gittiği yeri ölçün. Hangisine daha yakınsa, adam o tarafa aittir.” Dedi. Melekler iki mesafeyi de ölçtüler. Gitmek istediği yerin daha yakın olduğunu gördüler. Bunun üzerine onu rahmet melekleri alıp götürdü. (Buhari, Enbiya: 54)

Peygamber (as): “Günahlarından dolayı tövbe eden günahsız gibidir. (Ramuz El Ehadis: 196/12) demiştir.

  • “Mü’min, Allah’ın gazabını bilseydi asla cenneti ümit etmezdi. Kâfir Allah’ın rahmetini bilseydi, o da asla ümit kesmezdi.” Buyurur. Mü’minin korku ile ümit arasında olmasını tavsiye eder.

Bir Kutsi hadiste de: “Ellerini açan kulumun ellerini boş çevirmekten hayâ ederim.” Buyrulmuştur.

Tövbe kapısı her zaman açıktır. Kur’an’da:

  • “Allah’ın rahmetinden kâfirlerden başkası ümit kesmez. (Yusuf: 87)
  • “Sapıklardan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez. (Hicr: 56)
  • “Ey kendine kötülük edip aşırı giden kullarım! Rahmetimden ümidinizi kesmeyin. Azap size gelmeden önce O’na teslim olun.” (Zümer: 53-54) buyrulur.

Günahtan dönüş, önce pişmanlık, sonra terk, sonra da yalvarış ile olur. Bir yandan da ibadetlere dört elle sarılınca insan günaha dönemez.

Ölümü, kabri, cehennemi düşünmek nefsin belini kırar.

Şeytanın ayak izleri takip edilmezse, şeytan ümidini keser. Nefis ve şeytanın müdahalesi olmayınca insan günahtan nefret eder.

Bir gün Peygamber efendimiz Mescid-i Nebevi’de otururken yanına bir adam geldi ve:

“Ey Allah’ın elçisi! Ben cezalandırılması gereken bir günah işledim. Cezamı ver!” dedi.

Peygamber efendimiz o adam hiçbir şey söylemedi. Fakat adam az sonra istediğini tekrarladı:

“Ey Allah’ın elçisi! Ben cezalandırılması gereken bir günah işledim. Cezamı ver!”

Rasul-i Ekrem ona yine cevap vermedi. Derken namaz vakti geldi, namaz kılındı. Günah yükünün altında ezilen o sahabi namazdan sonra Rasul-i Ekrem’in peşine takıldı ve istediğini tekrarladı:

“Ey Allah’ın elçisi! Ben cezalandırılması gereken bir günah işledim. Cezamı ver!”

Sevgili Peygamberimiz o zaman adama dönerek sordu:

“Sen mescide gelmek üzere evinden çıkacağın zaman güzelce abdest almadın mı?”

“Aldım ya Rasulallah!”

“Sonra mescide gelip bizimle birlikte namaz kılmadın mı?”

“Kıldım, Ey Allah’ın elçisi!”

“Öyleyse Allah Teâla senin günahını bağışlamıştır.” (Buhari, Hudud 27; Müslim, Tövbe 44)

Sevgili efendimiz bu müjdesiyle, ibadetlerin insana sevap kazandırmakla kalmayacağını, günaha kefaret olacağını bildirmiştir.

Dini hayat yaşamayan insan, imanını kuvvetlendirip, güçlendiremez. Günahı terk etse bile geri dönüşü ve günaha ısınmasını önleyemez.

Günahı terk, geri dönüşü olmayan tövbe ile olur. Bir de günahın ardından hemen tövbe etmek, hem günahın affını sağlar hem de günahtan uzaklaşmayı sağlar.

Tövbe bize Hz. Âdem’den mirastır. Günahtan Allah’a dönüştür. Allah’tan özür dilemektir. Tövbe de gevşeklik olursa, şeytan insanı tekrar tekrar günaha döndürür, bu yalancıların tövbesidir.

Peygamber (as) günde yüz kere tövbe ettiğini söylemiştir. Onun için tövbe her insana ve her günaha vaciptir.

Tövbe edebilmek, Allah’ın insana bir hidayetidir. Herkes arkasına bakıp tövbe edemez. Günahlara pişmanlık her kula nasip olmaz. Tövbe edebilmek, Cenab-ı Allah’ın affedeceğine işarettir.

Aslında her insan imanla küfür arasında yaşar. Dikkat edilmezse, günah insanın ayağını kaydırır. İnsan her an hata edebilir. Onun için Peygamberimiz: “Her günaha tövbe edin. Ben günde yüz kere tövbe ediyorum” demiştir.

Tövbe etmenin faydası çoktur mesela;

  • Günahlardan kurtulur.
  • Günahkârım psikolojisinden kurtulur.
  • Tövbe eden dikkatli olur, başka günaha bulaşmaz. Günahtan uzak duran kul yanında da Allah yanında da sevilen ve değeri olan bir insan olur.

Tövbe geciktirilmez. Tövbeyi geciktirmek de günahtır. O zaman ona da tövbe gerekir.

Şeytan, Peygamberimize:

  • “Bende son anda Kelime-i Şahadet getiririm, kurtulurum” demiş.

Peygamberimiz üzülmüş. Allah ona:

  • “Üzülme o anda biz ona unuttururuz.” Diye vahyeder.

Firavun da geç kaldı. “Ben Musa’nın tanrısına inanıyorum” dedi ama geç kalmıştı.

 

Tövbenin kabul olduğu anlaşılır mı?

Anlaşılır. Eğer kul tövbe ettikten sonra rahatlar, günahı arzulamazsa, kötülükten, kötü ortamlardan zevk almıyorsa, vicdanı rahat, kalbinde bir huzur varsa tövbe kabul olmuş demektir.

Hz. Ali (ra) “İnsanı iki şey mahveder:

  • Tövbe ederim düşüncesiyle yalan söylemek,
  • Sonra yaparım diye tövbeyi geciktirmek” demiştir.

Lokman (as) a sormuşlar:

  • “Dünyanın en rezil insanı kimdir?
  • Günahına tövbe etmeyen, gülerek günah işleyen ve günahını hatırlayınca üzülmeyen kimsedir” demiş.

 

Tövbe etmek isteyen insan ne yapmalıdır?

  • Önce pişmanlık ve günahı terk etmek,
  • Abdest alıp iki rekât namaz kılmaz,
  • Peygamberimizi ve Allah’ın sevgili kullarını vesile kılmak,
  • Kul hakkı varsa, iade edip helalleşmek,
  • Bir miktar sadaka vermek ve alemlerin Rabbi olan Allah’tan af dilemek, bağışlanmasını istemek.

Hz. Ali (ra):

  • “Tövbenin altı şartı vardır:
  • Günaha pişmanlık,
  • Kazaya kalan farzların iadesi,
  • Kul hakkının iadesi,
  • Nasuh (dönülmeyecek) tövbe,
  • Nefsin arzularını kırmak,
  • Vücudu haramdan arındırmak.” Der.

 

Bizden ne isteniyor?

  • “Ey iman edenler! Hepiniz Allah’a tövbe edin ki, kurtuluşa eresiniz.” (Nur: 31)
  • “Samimi tövbe ile Allah’a dönün.” (Tahrim: 8)
  • “Kim günahtan sonra pişman olur, iki rekât namaz kılar, inanarak Allah’a tövbe ederse Allah onu affeder.” (Ramuzu’L-Ehadis: 384/6)

Rabbim, tövbe eden, tövbesi kabul olanlardan eyle!

 


Bu yazıyı 54 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here