Cenab-ı Allah 365 günü aynı yaratmamıştır. Bazı gün ve geceleri diğerlerinden farklı yaratmıştır. Böylece kullarına fırsatlar vermiştir.

Böyle zamanlarda yapılan ibadetlere, iyi niyet ve gayretlere de kat kat sevap vereceğini bildirmiştir.

Hani öğretmen, durumu iyi olmayan öğrencilere kurtarma yazılısı, kurtarma sözlüsü yapar ya, işte müba-rek gün ve gecelerde biz günahkâr kullar için kurtuluş zamanlarıdır. Bu fırsatları iyi değerlendiren kurtulur.

Aşûre günü mübarek bir gündür. Bugünün değerini çok iyi bilmeliyiz. Faziletinden, feyzinden istifade etmeliyiz ki, kat kat sevap alalım. Salihlerin ibadetine verilen sevap gibi sevap kazanalım.

İnanarak, ihlasla, samimiyetle yapılan ibadetler, günahlarımızın affına neden olurken, gelecek olan belâ ve musibetleri de def eder.

Cenab-ı Allah’a böyle zamanlarda daha çok yaklaşırız.

Böyle mübarek günlerde hata ve günahlarımızdan daha kolay kurtuluruz.

Eğer böyle zamanlarda neler yapacağımızı bilirsek böyle günler ve geceler kurtuluş bayramımız oluverir.

Günahlarımız pek çok. Kurtuluş çareleri aramamaz lâzım. Yoksa günah kiri gönlümüzü daraltacak, kalbimizi karartacaktır.

Eğer günah kirinden arınmazsak başta organları-mız  bize isyan edecektir. Evlatlarımız bize itaat etmeye-cektir. İşlerimiz rast gitmeyecek ve sıkıntılı bir hayatımız olacaktır. Sonunda da bu hayat bize pişmanlık vesilesi olacaktır. Keşke bu hayatı yaşamasaydım, dedirtecektir.

1. Muharrem Mekke’den yola çıkan Muhammed Mustafa(SAV)’in Medine’ye varış günü 10 Muharremdir.

Muharrem ayı, hicrî ve kameri yılın ilk ayıdır.

Muharrem ayı, şeyrullah yani Allah’ın  ayıdır.

Muharrem ayı, Kur’an-da Tevbe sûresinin 36. ayetinde geçer.

“AŞÛRE” demek de Muharremin 10. günü demektir.

Ayrıca AŞÛRE, tahıl ve kuru meyvelerden yapılan tatlıya da denir.

Aşûrenin tarihi, Nuh Peygambere kadar uzanır. Muharremin 10. günü tufan dinmiş ve gemi Cudi Dağına oturmuştur. Nuh Peygamber de gemide kalan yiyecekleri karıştırarak çorba yapmıştır ve şükür olarak herkese dağıtmıştır.

Müslüman Türkler’de de Nuh Peygamberden gelen bu adet, günümüze kadar sürüp gelmiştir. İnsanımız muharrem ayı içinde aşûre pişirir ve dağıtır. Böylece hayır yapar.

Aşûre pişirme mecburiyeti yoktur. Ama halka dağıtılınca sevap olur.

 

AŞÛRE GÜNÜ NELER OLMUŞTUR:

Allah Nuh’un gemisine “Dur!” emrini verdi: “Ey arz! Suyunu yut! Ve Ey gök! Yağmuru tut!… Su çekildi. İş de bitti, gemi Cudi’ye oturdu.” (Hud:44) Gemiden iniş de, biniş gibi emirle oldu. Muharremin onuncu günüydü.

- “Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan topluluk-lara bizden bir selamet ve bereketle gemiden in.” (Hud: 48)

İnsanlar adeta yeniden hayat bulmuşlardı. Buna ancak şükür gerekirdi. Nuh(a.s) bu şükrü, oruç tutarak eda etti. Aşûre pişirdi.

Musa(a.s) yıllarca Firavun’un sarayında kaldı. Nuh(a.s) ve beraberindekileri âlemlere ibret yapan (Ankebût: 15) Allah, denizin ortasında yine bir yol açtı. Musa (a.s)’ın Allah’ın  himayesinde, Firavun ve taraftarlarından kurtulduğu gün (Bakara: 50), ne hikmetse yine muharremin onuncu günü, yani aşûre günüydü. Musa(a.s)’da, aynen Nuh (a.s)’ın yaptığı gibi, bu günü kurtuluş ve Allah’a vuslatın gerçekleştiği gün ilan ederek şükür orucu tuttu.

Rasûlü Ekrem(a.s)’da Medine’yi şereflendirdiği aşûre gününde, yahudilerin bayram ettiğini, oruç tuttuğu-nu farketti. Onlar, elbette Rasûlüllah(a.s)’ın gelişine sevinmiyorlardı. Sebebini sahabi anlattı:

“Ey Allah’ın  Rasûlü! Yahudi ve hıristiyanlar bu güne hürmet ediyorlar!..” Vahy-i ilahi, Rasûlüllah(a.s)’ın gönlünde ictihad olarak  yer etti ve şöyle buyurdu:

“Ben Musa’ya daha yakınım “Ve o gün oruç tuttu. Gelecek yıl, dokuzuncu günde de oruç tutarım.” buyurarak bu yakınlığı göstermeye niyetlendi.

Hadis-i Şeriflerde şöyle beyan edilmiş:

1-      İbrahim(a.s) aşûre günü doğdu.

2-      Allah-u Teâlâ onu Nemrud’un ateşinden aşûre günü himâye buyurdu.

3-      Musa(a.s) Firavun’un şerrinden kurtuldu ve düş-manları denizde boğuldu.

4-      İdris(a.s) semaya (yüce makama) yükseldi.

5-      Eyyüp(a.s)’a şifa ihsan olundu.

6-      İsa(a.s) semaya götürüldü.

 

Bazı büyükler, “Bu güne aşûre denilmesi: Allah-u Teâlâ 10 Peygambere 10 ikramda bulunduğundan-dır” dediler.

1-      Adem(a.s)’ın tevbesi kabul olundu.

2-      Nuh(a.s)’ın Gemisi tufandan kurtuldu.

3-      Süleyman(a.s)’a mülk(saltanat) verildi.

4-      Yunus(a.s) balığın karnından kurtldu.

5-      Yusuf(a.s) babasına kavuştu.

6-      İdris(a.s) semaya götürüldü.

7-      İbrahim(a.s) Nemrud’un ateşinden kurtuldu.

8-      Musa(a.s) Firavun’un şerrinden kurtuldu.

9-      Eyyüp(a.s) hastalıktan şifa buldu.

10-  İsa(a.s) semaya götürüldü.

11-  Cebrail, Mîkâil, İsrâfil, Arş, Kürsi, Kalem, Gökler, yer ve Cennet aşûre günü yaratılmışlardır.

12-  Adem(A.S) ve Havva anamız aşûre günü yaratıldı.

13-  Bir de Hz. Peygamberin torunu Hz. Hüseyin 10 muharrem 680’de Yezid tarafından şehid edilmiş-tir.

Kâzım Paşa şöyle der:

Düştü Hüseyn atından sahrâ – yı Kerbelâ’ya

Cibril var haber ver Sultân – ı Enbiyâ’ya

 

AŞÛRE GÜNÜ NELER YAPILIR

1- Oruç tutulur:

Aşûre günü oruç tutmak sünnettir.

Peygamberimiz aşûre günü oruç tutmuştur.

Rubeyyi’ binti muavviz (r.a)’ın rivayet ettiğine göre nebiyy-i ekrem(SAV) Ensarın köylerine aşûre günü kuşluk zamanı haber gönderdi ve: “Her kim iftar ettiyse günün geri kalanını imsak etsin, yani bir şey demesin, her kim oruca niyet ettiyse orucunu tamamlasın,” buyurdu. (Ra-muz: 67/4)

Rubeyyi(r.a) der ki, biz artık Rasûlüllahın bu emrinden sonra aşûre gününün orucunu tutardık ve küçük çocuklarımıza da tuttururduk, onlarla mescide girerdik ve çocuklarımıza boyalı yünden oyuncak verirdik, bunlardan yemek için ağlayan olursa iftar vakit erişinceye kadar bu oyuncaklarla eğlendirirdik. (Tecridi Sarih Ter: 6/288)

Bir hadiste: “Ramazandan sonra en sevaplı oruç, muharremde tutulan oruçtur” buyrulur. (Müslim Savm: 38)

Hz. Ali’ye de: “Ramazandan sonra oruç tutacak-san muharremde tut” demiştir.

Aşûre günü ve orucuyla ilgili peygamberimiz-(sav)’den bir çok hadis rivayet edilmiştir.

Hz. Ali(r.a)’den rivayet edildiğine göre, “Ya Rasû-lüllah, Ramazandan sonra hangi ayda oruç tutmamı emir buyurursunuz” diye soran sahabiye peygamberi-miz, “Eğer Ramazandan sonra oruç tutacaksan muharremde tut. Çünkü bu ay Allah’a ait bir aydır; onda bir gün vardır ki, Allah bir kavmin tevbesini o gün kabul buyurdu; başka bir kavmin de tevbe ve niyazlarını o günde kabul eder” buyurmuştur. (Tac II, 81)

Aşûre günü, duaların kabul olunduğu bir gündür. Onun için aşûre günü duayı ihmâl etmeyelim. Yalvaralım, gözyaşı dökelim…

Allah Rasûlü Mekke’den Medine’ye vardığında yahudileri oruçlu görür, kendisi de oruçludur. Yahudilere neden oruçlu olduklarını sorar. Onlar da:

- Allah bizi bugün Musa peygamberle beraber Firavunun zulmünden kurtardı, derler. Hz. Peygamber (SAV):

- Vallahi ben Musa peygambere sizden daha yakı-nım der orucunu bozar ve oruçlu müslümanların orucunu da bozdurur. Ve der ki:

- Aşûre günü oruç tutunuz ve o hususta yahudilere muhalefet ediniz. Aşûreden birgün önce veya birgün sonra da oruç tutunuz, buyurmuştur. (Müsned: 1/241)

Burada bize uzanan bir mesaj vardır. O da ibadette bile olsa başkalarına benzenmeyecektir.

Hz. Peygamber: “Başkasına benzeyen onlardan-dır” demiştir.

Yani sadece 10 muharrem oruç tutulmayacaktır. 9-10 veya 10-11 veya 9-10-11. günler oruç tutulacaktır.

Bu günlerde oruç tutacak olan kardeşlerimizin Ramazandan kalma oruç borçları varsa ona niyetlenirler ve “Oruç borcum olmasaydı da aşûre orucuna niyetlen-seydim. Ya Rabbi! bana aşûre orucunun sevabını da ver” desinler.

Aşûre oruç tutulduğundan inşallah Rabbim o sevabı da verecektir.

2- Aşûre günü tesbih namazı kılınır. 9. gece kılınırsa daha sevaptır. 10. günü akşam da kılınabilir.

3- Tevbe istiğfar bolca yapılmalıdır. Bugünlerde af boldur.

4- Zikir yapılır. Allah çokça anılır.

5-  Nafilelerin sayısı arttırılır. Bilhassa aşûre geceleri tehedcüt namazı biraz fazla kılınmalıdır.

6- Salavat-ı şerife getirilir. Allah Rasûlü çokça anılır.

7- Dua edilir. Duaya çok ihtiyacımız var.

8- Fakir fukaraya sadaka verilir. İhtiyaç sahipleri gözetilir.

9- Âşure pişirilip komşulara, ihtiyaç sahiplerine ikarm edilir. (Aşûre bu ayın her gününde pişirilebilir.)

10- Aşûre günü Kur’an okunmalıdır.

11- Aşûre günü insanlara, çoluk çocuğuna iyilik edeni, onları sevindireni Allah sevindirir, denmiştir.

Aşûre günü hayvanlar bile farklı yaşar, denmiştir.

Bazı büyükler: “Aşûre günü vahşi hayvanlar da bir şey yemezler” demiş. Rasûlüllah Efendimiz serçeleri avlayan iri başlı bir kuşu işaret ederek: “Kuşlardan ilk önce oruç tutan şu kuştur” buyurdu.

Zühretü’r-Riyad’da bildirilmiş: “Rasûlüllah S.A.V ’den avcı eline düşmüş bir geyik yavrularını emzirip gelmek için şefaat istedi. Peygamberimiz devreye girdi. Avcı akşam olmadan gelmesini istedi. Geyik: “Bu aşûre günüdür, bugüne hürmeten yavrularımızı gündüz emzir-meyiz” dedi.

Avcı:

- Ya Rasûlüllah! Bu geyiği zât-ı şerifinize hediye ettim, dedi. Efendimiz de geyiği salıverdi…

Bu hadisede iki nükte var:

§         Hayvanların dahî bu mübarek güne hürmet etmeleri.

§         Bu günün şerefine hayvanın avcı elinden kurtulması.

Bu olayda; bugünlere hürmet eden ve kurtulmak isteyenin kurtulacağı mesajı vardır.”

 

12- Aşûre günü masraf görüp ufak tefek bir şeyler alınmalıdır. Bir sene boyunca evde bereket olur.

Peygamberimiz(SAV) şöyle buyurur:

“Bir kimse aşûre günü ailesine nafakasını geniş tutarsa Allah da senenin kalan günlerinde onun nafakasını geniş tutar.” (Ramuz el-Ehadis: 446/5)

13- İhtiyaç sahiplerine sadaka dağıtılmalıdır. Bolluk berekete sebep olur.

14- Şöyle dua edilmelidir:

Allah’ım sen evveli sonu olmayan cömert, merhemetli ve ihsanı bol olansın. Bu yeni yılda bize helâl rızık ihsan et.

Bu sene beni yakınlarımı ve müslümanları şeyta-nın aldatmasından ve tuzaklarından koru! Nefsimizin kötülüklerine karşı bize yardım et.

Allah’ım, bizi sana yaklaştıracak rızana uygun işler yapmak nasip et.

Ey Allah’ım, sen merhametlilerin en merhametlisi-sin. Bize merhametinle muamele et.

 

AŞÛRE GÜNÜ KURTULUŞ VE İHSAN GÜNÜDÜR

            Aşûre günü, isteyen ve dileyen için, günahlardan, belâ ve musibetlerden kurtulmak isteyenler için kurtuluş günüdür.

- Hz. Adem’in duası, aşûre günü kabul olmuş, bugün de sıkıntılardan kurtulmuştur.

- Hz. Nuh, tufandan, afetten bugün de kurtulmuş-tur.

- Hz. İbrahim’i ateş aşûre günü yakmamıştır.

- Hz. Musa da Kızıl denizde aşûre günü kurtuldu. Firavun ise denizde bugün boğuldu.

- Eyyüp Peygamber bugün hastalıktan kurtuldu.

- Yunus(a.s) balığın karnından bugün kurtuldu.

Kısacası bu kurtuluşlar halkasına biz de katılabili-riz. Nasıl mı? Allah’ın  bize verdiği fırsatları değerlendire-rek.

İkinci bir husus;

Bugün Cenab-ı Allah on peygambere 10 ihlasda bulunmuştur:

1-      Hz. Nuh(a.s) gemisini Cûdi Dağı’nın üzerine bugün demirlemiştir.

2-      Hz. İsa(a.s) bugün doğmuş ve göklere kaldırılmış-tır.

3-      Hz. Musa(a.s)’ya deniz yarılarak Firavun ile ordu-su sulara gömülmüştür.

4-      Hz. Yusuf kuyudan kurtulmuştur.

5-      Hz. İbrahim’in (a.s) oğlu Hz. İsmail doğmuştur.

6-      Hz. Adem’in (a.s) tevbesi kabul buyurulmuştur.

7-      Hz. Yunus (a.s) balığın karnından kurtulmuştur.

8-      Hz. Eyyüp hastalığından şifa bulmuştur.

9-      Hz. Dâvud’un (a.s) tevbesi kabul edilmiştir.

10-  Hz. Yakub’un (a.s) gözleri görmeye başlamıştır.

 

Demek ki bugün, Allah’ın  ihsanının bol olduğu bir gündür. Bu fırsatı da kaçırmayalım inşallah.

Bir şeyler yaparak biz de, Cenab-ı Allah’ın  ihsanı-na, ikramına kavuşalım. Bunun için ne gerekiyorsa yapa-lım.

Rabbimizden niyazımız şudur:

Rabbim! bizleri mübarek günlerin, gecelerin feyzinden, bereketinden istifade eden kullarından etsin.

Böyle günleri geceleri de kurtuluşumuza vesile kılsın, inşallah.

 

SONUÇ

            Görülüyor ki, aşûre günü çok büyük olaylar olmuş, kutsal bir gündür.

Dikkat edilecek olursa, aşûre günü ile ilgili çok güzel müjdeler vardır.

Eğer bu günü ve bu günün, gecesini iyi değerlen-dirirsek, bizim için kurtuluş gecesi ve kurtuluş günü olacaktır. Yapılan ibadetlerle de, bol bol sevap kazanıla-caktır.

Eğer bu aşûre gününü umursamazsak, diğer gün ve geceler gibi gafletle geçirirsek, kaybedenleren oluruz.

Aşûre gününde ibadete itibar etmeyip sadece aşûre pişirip, ihtiyacı olmayan kimselere ikram etmeyi dinî bir görev olarak görmemek lâzım. Bizim yapacağımız aşûre pişirmek değil, ibadetler olmalıdır. İbadetin yanında aşûre de olursa âlâsı olur, derim.

Bir husus da; Hz. Ali(r.a)’nın oğlu Hz. Hüseyin acımasızca Yezid tarafından şehid edildi. Bu olayı matemle geçirme yerine Hz. Ali’yi, Hz. Hüseyin’i, Hz. Hasan’ı ve dedeleri Hz. Peygamberi daha çok sevmeliyiz. Onlar gibi yaşamaya gayret göstermeliyiz. Kendimize, nefsimize ve bedenimize eziyet vermemeliyiz.

Aşûre gününden son zamanlarda bize sadece aşûre pişirmek ve aşûre yemek kalmış gibi görünüyor. Peygamberlerle ilgili olaylar unutulmuş, peygamberlerin yaptığı ibadetler unutulmuş, peygamberi-mizin tavsiyeleri, büyüklerimizin amellerinden bir şey kalmamıştır.

Bize düşen bu günleri, geceleri yeniden keşfet-mek, bugüne kadar bize telkin edilen gafletten silkinip kendimize gelmektir. Bugünleri boş geçirmemek, dualarla ibadetlerle, zikirlerle, tevbe istiğfarlarla süslemektir.

Yeniden bize kapanan kurtuluş kapılarını birer birer açmamız lâzım. Bu işi peygamberler aşkına, evliyalar aşkına yapmamız lâzım. Yoksa herşeyin şekli bize kalacak.

Rabbim! bizi gerçek iman sahiplerinden etsin inşallah.

Aşûre gününüz mübarek olsun.

Hepiniz için, bütün müslümanlar için, hatta bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim.


Bu yazıyı 1.492 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ