AŞÛRE GÜNÜ

İnananları İslam’dan, İslam’ı değerlerden koparmak isteyen bazı kimseler, mübarek günlerin ve gecelerin kutlanmasına karşı çıkıyor.

Hakkında sûre, ayet ve hadis olan üç ayları mı, hangi mübarek geceyi yok sayabiliriz”

Mesele Müslümanları, fırsat olan gün ve geceler-den ayırıp, unutturarak, onların feyz ve bereketinden istifade etmelerini önlemek.

Eskiden bayram, Cuma, kandil kutlamaları başka olurdu. O zamanlarda mü’minler camileri doldurur. İkramlar hazırlanır, ihtiyaç sahipleri gözetilir. Gönüller o gecelerin manevi havasından doya doya istifade ederdi.

Mübarek gece ve gündüzler, Müslümanların kuru yaprak gibi sürüklenip giderken kendine geldikleri zamanlardır.

Bu zamanlar, Müslümanların günahlardan arınmasına ve kurtulmasına vesile olan zamanlardır.

 

AŞURE NE DEMEK?

Aşûre 10.ncu gün demektir. 1 muharrem Mekke’den yola çıkan peygamberimiz ve onun aziz dostu. Hz. Ebu Bekir’in Medine’ye varış günüdür.

Hicret, Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem Ayında gerçekleşmiştir. Aşure de bu ayın 10,ncu günüdür.

Muharrem ayı, Tevbe Sûresinin 36,ncı ayetinde geçer.

Aşûre, tahıl ve kuru meyvelerden karıştırılıp pişirilen tatlıya denir.

İlk aşure Nuh (as)a kadar uzanır.

Puta tapan, ahlaken bozulan kavme Nuh (as) peygamber olarak gönderildi.

Her türlü günahı işleyen ve putlara tapan kavmini Allah’a imana davet etti. Kavmi onu dinlemedi. Daha çok azdılar, isyan ettiler. Hatta Nuh Peygamberle alay ettiler: “Bize bahsettiği günün azabını getir” dediler.

Nuh (as)a inananlara baskı yaptılar, zulmettiler. Nuh (as) Allah’a yalvardı, yardım istedi.

Cenab-ı Allah, Nuh’a gemi yapmasını “Gemiyi yap, inanmayalar için bir şey söyleme” (Hud:37)

Dedi. Nuh (as) gemiyi yaptı. Allah’ın emriyle her canlı türünden birer çift gemiye aldı. İnananlar gemiye bindi.

İnananlar kurtulurken, inanmayanlar su da boğuldu. “Kur’an’da onlar için: “Küfür ve isyanları yüzünden suda boğuldular” buyrulmuştur. (Nuh:25)

Boğulanlar arasında Nuh’un oğlu da vardı. Nuh (as) son bir daha oğlunu gemiye davet etti, oğlu, basını dinlemedi. “Ben dağlara çıkarım, kurtulurum” dedi. Nuh Allah’a yalvardı.

Nuh (as) uyarıldı: O senin ailenden değildir. Onun için af dileme!” buyruldu. (Hud:45-46)

Yeryüzü küfür ehlinden, temizlenince Allah: yer-yüzüne: “Suları yut!” diye emretti. Yer suyu yuttu, gök suyu tuttu, Cudi Dağına oturdu. (Hud:44)

Nuh (as) Allah’a şükretti. Gemide bulunan yiyecekleri karıştırıp pişirdi. Kavmini doyurdu. O günden bugüne aşure pişirip halka dağıtmak adet olmuştur.

Aşure günü önemli bir gündür. Bugünde önemli olaylar olmuş. Allah peygamberlerine lütuf ve ihsanda bulunmuştur.

 

Aşûre günü neler olmuştur?

Aşûre günü önemli olaylar olmuştur. Başta Ce-nab-ı Allah’ın emri ile aşure günü Cudi Dağına otur-muştur. Yani Nuh (as)ve inananların kurtuluş günü-dür. Aşure günü.

Firavun, Musa Peygamber ve inananlara ağır zulüm ve baskılar yapmıştı. Nihayet Musa (as) ve ona iman edenleri Cenab-ı Allah Kızıl Denizi yararak onları kurtarmış, Firavun ve adamlarını o denizde boğmuştu. İşte o gün Aşure günü idi.

Cenab-ı Allah, Firavunun zulmünden kurtardığı için Musa Peygamber Aşure günü oruç tutarak Allah’a şükretti.

Hatta peygamberimiz (sav) hicrette Medine’ye vardığı gün oruçluydu. O gün Yahudileri oruçlu gördü. Neden oruç tuttuklarını sordu. Yahudiler:

Allah, bugün Musa peygamberi ve ona inananları Firavunun zulmünden kurtardığı gündür. Onun için oruç tutuyoruz” dediler.

Peygamber (as): “Ben Musa peygambere sizden daha yakınım” dedi.

Yahudilere ibadette bile benzememek için gelecek yıllarda peygamber (as) tek aşure günü oruç tutmayıp 9-10 ve 10-11 veya 9-10-11 günleri oruç tut-muştur.

Aşure orucu hakkında peygamber (as) şöyle buyurmuştur.

-“Aşûre günü orucunun önceki yılın günahlarını kefaret olacağını zannederim.” (Tirmizi, savm 48)

Bir hadislerinde de: “Ramazan ayının orucundan sonra en faziletli oruç Allah’ın ayı olan muharrem ayında tutulan oruçtur” buyurmuştur. (Age:40)

 

Dini kaynaklarda geçtiğine göre Aşûre gününde şunlar olmuştur:

-Âdem (as)ın tevbesi bugün kabul olmuştur.

-Yunus (as) balığın karnından bugün kurtuldu,

-Nuh (as) bugün karaya ayak bastı.

-Yusuf (as) babası ile bugün buluştu.

-Süleyman (as)a saltanat bugün verildi.

-İbrahim (as) Aşûre günü doğdu ve Nemrud’un ateşinden bugün kurtuldu.

-Musa Peygamber, Firavunun zulmünden bugün kurtuldu.

-Eyyüp (as) bugün şifa buldu.

-İsa (as) bugün saldırıdan kurtulup semaya yükseltildi.

-Peygamber (as), hicrette bugün Medine’ye vardı.

-Bir üzücü olayda; Hz. Peygamberin torunu Hz. Hüseyin 10 muharrem 680 de Yezid tarafından bugün şehit edildi. O tarihten bugüne kadar bu olay Müslümanlar için üzüntü sebebidir.

Hicri ayların birincisi Muharrem ayıdır. Muharrem, haram kılınmış, saygı değer anlamına gelir.

Araplar bu ayda İslâm’dan önce de saygı duyar ve savaşmazlardı.

Bugün, diğer günlerden farklı bir gün. Peygamberler sıkıntıdan nasıl kurtuldu ise, bugün isteyen, dileyen içinde sıkıntılardan kurtulma günü olur. Ye-terki istesin.

Bugün Cenab-ı Allah, peygamberlerine ikram ve ihsanlarda bulunmuş, dileyen, talep edene de Rabbimin ihsanı, ikramı boldur.

Cenab-ı Allah, zaman içinde kullarına bazı fırsatlar vermiştir. O zamanlar yakalanır, fırsat bilinirse, kurtuluşa vesile olur. Onun için böyle zamanları değerlendirmekte büyük faydalar vardır. Mübarek zamanlarda yapılan amellerin sevabı fazladır. Ayrıca günahların affına sebep olur. Cenab-ı Allah’a daha güzel yaklaşılır.

 

Aşure Günü neler yapabiliriz:

Muharrem ayı içerisinde aşure yapıp komşulara, ihtiyaç sahiplerine ikramda bulunmak, peygamber sünnetidir. İmkanı olanların bu geleneği devam ettirmesinde toplum için büyük yarar vardır. Kaybolan komşuluk ilişkilerinin düzelmesine katkıda bulunur.

İkramda hayır vardır. Sevap kazandırır.

Bu ay içinde sadakaların sayısı ve miktarı arttırılmalıdır.

Modernleştikçe günahlar çoğalıyor; Kalpler katılaşıyor ve kararıyor. İnsanın günah kirinden temizlenip, günahlardan uzaklaşması için tövbe ve istiğfar gerekir. Günahlardan vazgeçinceye kadar, günah arzusu duymayıncaya kadar tövbe edilmelidir.

Yeni bir yıla girildiği için geçen yıl neler yaptık, neler yapamadık, önümüzdeki yıl neler yapmalıyız, bunların muhasebesi yapılmalıdır ve bazı kararlar alınmalıdır.

Duaya Müslümanların çok ihtiyacı var. Kendimiz için, evlat-torunlarımız için ve bütün Müslümanlar için bol bol dua etmeliyiz.

Cenab-ı Allah: “Dua edin, duanızı kabul edeyim” buyuruyor. Dua edelim. Fırsatı değerlendirelim.

Dua, istemektir, dilemektir, yalvarmaktır. Dua kaderini değiştirir.

Dua, her türlü haram ve günahtan ayrılıp Cenab-ı Allah’a yönelmektir.

Bu günlerde ibadetin her çeşidini yapabiliriz: Bol bol Kur’an okuyabiliriz.

Kaza namazları kılabiliriz,

Allah’ı daha çok zikredebiliriz.

Oruç tutabiliriz. Oruç borcumuz varsa, onu ödeyebiliriz.

Birçok sevaplı işler var onlardan yapabildiğimiz kadar yapabiliriz.

Kötü alışkanlığımız varsa, onlardan kurtulma fırsatını bulabiliriz.

Böyle zamanlarda kutlamayı, tebrikleşmeyi, ziyaretleri unutmamalıyız.

Hediyeleşme geleneğini tekrar canlandırabiliriz. Çocuklarımıza ve sevdiklerimize bir kitap hediye edebiliriz.

Aşûre gününün, peygamberimizin Medine’ye varınca Yahudileri oruçlu görüp, onlara benzememek için verdiği mesaj var. Müslümanların kendine gelmeleri, başkalarını taklit ederek benzeşmeleri asla hoş görülmemiştir. Kılık kıyafette, hayat tarzında Müslüman, İslam kimliğinden vazgeçmemelidir. Yani kafir gibi yaşamamalıdır. Hiçbir şekilde kafire benzememelidir.

Peygamber (as): “Başkalarına benzeyen onlardandır” buyurmuştur.

-Bugünlerde kaza ve kefaret orucu tutan kardeşlerimiz niyetlenirken: “Ya Rabbi, bana aşure orucu sevabını da ver” derse, o sevabı da alabilir. Çünkü o günlerde oruçludur.

Bugünlerde ve kutsal gecelerde kendimiz bir şeyler yapıp da; eşimizi, çocuklarımız unutmamalıyız. Kurtulacaksak, ailecek, hep beraber, kurtulmalıyız.

-Böyle zamanlarda ölmüşlerimiz de unutulma-malıdır. Biz onları unutmazsak, bizden sonrakilerde bizi unutmaz.

Cenab-ı Allah: “Kulum bana daha çok nafilelerle yaklaşır” buyuruyor. Farz, vacip ve sünnetlerden sonra nafile ameller işlemeliyiz.

Aşure günü, mutfak ihtiyaçları olan şeylerden alış veriş yapıp, bereket için dua etmek, büyüklerin adetlerindendir.

Önemli bir konuya değinmek istiyorum. Oda daha çok mübarek zamanlarda bilen de bilmeyen de telefonda gördüğü bir şeyi sahiplenip, ona buna gön-dermeye çalışılıyor. Mesela dün, bana bir tane göster-diler. Aynen şöyle;

“Kim lam elifi çekerek “Lâilâhe illallah” derse, 4000 büyük günahı bir anda yıkılıverir” yok böyle ucuz kurtuluş!

Dinimizde böyle bir şey yok. Bunu yapanın başka bir şey demesine, yapmasına gerek yok o zaman!

Şu kadar şunu yapan, bunu diyen, şöyle olur böyle olur. Kaynağı olmayan şeyler.

100 rekat namaz kılan, bir rekatta 10 Ayetel Kürsi ve 10 ihlas okuyan şöyle olur böyle olur deniyor.

Hadis diye nahiller yapılıyor. Bakıyorum İslam’a, Kur’an’a uygun değil.

Peygamber (as) ne diyor:

“Benimle ilgili bana ait olmayan, bir sözü nakle-den, cehennemdeki yerini hazırlasın”! buyuruyor.

İtikadı düzgün olmayan kimselerden alıntılar yapılıyor. Bunlar yanlış. Bu işin vebali var. Bu işi bilenlere bırakılmalı.

Dinin emretmediği peygamber (as)ın söyleyip yapmadığı bir sözü veya ameli nakletmek, bid’attır. Bid’at da sapıklıktır. Sevap kazanalım derken bid’at işlenmesin.

Sevap kazanma veya itibar kazanma maksadıyla şu kadar, şunu söyleyin, yapın diye nakledenler, kendileri yazdıklarını yapıyorlar mı acaba!

Cenab-ı Allah ne buyuruyor bakın:

“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük nefretle karşılanır” (Saff: 2-3)

Bazıları yapan çok olsun diye bir ameli veya bir konuyu kolaylaştırırken, diğeri zorlaştırıyor. Bizim dine müdahale hakkımız da yok yetkimiz de yok. Dikkat edelim, bu durum imanımıza zarar verebilir.

Türkiye’de namaz kılanların sayısı belli. %10u geçmez. Yıllar önce bir istatistik yapılmıştı. % 5 idi. Bu durumda yapılması zor ifadeler kullanılırsa, bu dinden soğutmaz mı?

Bir husus da mübarek gecelerde ve günlerde bazıları da tuz, ekmek dağıtılıyor. Bunu yapmamak gerekir. Çünkü o evin tuza ihtiyacı yok. Belki kullanmıyor. Ekmeğe gelince; her aile ekmek ihtiyacını almış oluyor. O ekmek fazla geliyor, ertesi gün ya çöpe gidiyor, ya da ağaç dallarına asılıyor, duvar diplerine konuyor.

 

Sonuç olarak;

Mübarek gün ve geceleri hayra vesile olacak şe-kilde değerlendirmek gerekir. Sonunda yapanla yap-mayan bir oluveriyor. İnsanlar ölünce musalla taşına konuyor, ama gideceği yerler, göreceği muamele başka olacak.

Mezarda ne getirdiği sorulacak, sıratta ameline bakılacak, mahşer günü amel defteri açılacak!

Manevi yönlerini bırakıp, sadece aşûre pişirip dağıtmayı dini görev olarak görmek yanlış olur. Günümüz insanına aşure gününden sadece aşure pişirmek ve aşure yemek kalmamalı.

Son bir husus da; Aşure gününde peygamber efendimizin torunu Hz. Hüseyin ve yanındaki Müslümanlar yezid tarafından acımasızca şehit edildiler. Sünnisi, alevisi hepimiz üzgünüz. Bu günden onları güzel şeylerle anıp, ruhlarına hediyeler göndermek varken, matem tutup, ölenler için de, Müslümanlar için de faydalı bir iş olmaz diye düşünüyorum.

Dikkat edelim geçmişteki bazı olaylar fitne sebebi olmasın, kardeşliğimizi, birliğimizi bozmasın. Bugüne kadar düşmanın oyununa çok gelindi. İki yumurtayı birbirine vurursanız, ikisi de zarar görür; biri kırılır, biri çatlar.

 

Dua ile bitirelim:

Ya Rabbi Aşure gününü Muharrem ayını ve yeni hicri yılını bizim için, milletimiz için, İslam âlemi için ve insanlık için mübarek kıl!

Ya Rabbi, şu anda bizi dinleyen kardeşlerimizi sağlık içinde, huzur içinde gelecek yeni yıllara kavuş-tur.

Allah’ım, bizi, evlatlarımızı ve Müslüman kardeşlerimizi şeytanın aldatmasından, düşmanlarımızın tuzaklarından ve bize zarar vermesinden sana sığınırız.

Allah’ım, birliğimizi beraberliğimizi ve İslam kardeşliğimizi bozmak isteyen içimizdeki hainlere ve İs-lam düşmanlarına fırsat verme!

Allah’ım, yeryüzünde zulüm gören, yurtlarından çıkarılan Müslümanların kurtuluşunda yardım et! Onları zulmedenleri kahhar ismi şerifinle kahret.

Allah’ım bize razı olacağın ameller nasip et. Seni unutanlardan, kabri, sıratı ve hesap gününü unutanlardan etme!

Allah’ım, geçim darlığı verme! Verdiğin nimetlerin yok olmasından, sağlığımızın bozulmasından, gazabının ansızın gelmesinden sana sığınırız.

Allah’ım, İslam aleminin uyanışını ve kardeşliğini, ümmet olmayı bize nasip et!

Rabbim, hayırlı evlat ve hayırlı nesiller yetiştirmekte bize yardım et!..

Ordumuzu, yurdumuzu, polisimizi, bizi yöneten devlet adamlarını sen koru Allah’ım!

AMİN


Bu yazıyı 5 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.