Beslenme

Peygamber (as) hep sağlıklı beslenmeyi önermiş, dengesiz ve aşırı beslenmeyi hoş görmemiştir.

 

A – YEMEK YEMEDE SÜNNET:

     Cenab-ı Allah Kur’an’da: “Yeyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz.” Diye emretmiştir. (A’raf:31)

Peygamber (as) israftan, çok yemekten ve haram yemekten men etmiştir.

Yeme içme konusundaki tavsiyeleri kısaca şöyle özetlenebilir:

“Yemeyi acıkmadan yemeyiniz. Mideyi üçe ayırınız ve doymadan sofradan kalkınız.”

     – “Yemeğin bereketi, önce ve sonra elleri, ağzı yıkamaktır.” (Tirmizi Et’ime:39)

Yemek yemeden önce Besmele çekiniz, sağ elle yeyiniz ve önünüzden yeyiniz.” (Age:2)

“Helalden yeyiniz”

     –   “Kızgın yemeyiniz, yemeğe üflemeyiniz.”

     – “Lokmaları küçük tutunuz.”

     – “Yemek yerken konuşmayınız.”

     –   “Artık bırakmayınız, israf etmeyiniz.”

     – “Yerken acele etmeyiniz, iyice çiyneyiniz.”

     – “Çok yemeyiniz.”

 

*                 *               *

 

     Hz.Peygamber (as) yemek yerken oturarak ve bir yere dayanmadan yemeyi tavsiye etmiştir. Şöyle buyurur:

– “Bir yere dayanarak yemek yemem.” (R.Salihın:749) + (Ramuz el-Ehadis:545/13)

 

*                 *               *

     Peygamber (as) çok yemekten men etmiştir. Bir gün göbekli biri ile karşılaşmış, parmağı ile şişmiş göbeği dürterek “Bu böyle olmamalıdır.” Demiştir. Bu konuda şu hadisleri zikredebiliriz:

–   “Dünyada çok yiyenler, ahirette aç kalacaklardır.” (Tirmizi, Kıyamet:37)

“İbadet az yemektedir.” (Ramuz el-Ehadis:195/9

–   “Yemeyi çok yemekten sakınınız.” (Age:177/2)

“Her hastalığın başı karnı fazla doldurmaktır.” “Her hastalığın başı karnı fazla doldurmaktır.” “Her hastalığın başı karnı fazla doldurmaktır.” (Age:72/10)

 

*                 *               *

 

– “İnsanoğlu karnından daha zararlı bir kap doldurmamıştır.” (ibni Mace Et’ime:50)

 

*                 *               *

     – “Ümmetim için çok korktuğum şey; çok yiyip karınlarının büyümesi, çok uyumaları, tembellik ve inanç zayıflığıdır.” (Ramuz el-Ehadis:20/10)

 

*                 *               *

 

Şişmanlıktan, fazla kilolardan kurtulmak için de şöyle demiştir:

–   “Bedenlerinizi açlık ve susuzlukla zayıflatınız, etlerinizi azaltınız, yağlarınızı eritiniz böylece onları cennette misk ve kâfur ile karıştırılmış temiz etle değiştirmiş olursunuz.” (Ramuz el-Ehadis:8/13)

 

*                 *               *

     Allah Rasûlünün Tıp konusunda en çok önem verdiği ve üzerinde durduğu iki konu vardır. Birincisi temizlik, ikincisi de yeme içme konusudur. Bugünün en tehlikeli hastalıklarının biri obezite’dir. Çünkü bu hastalık bir çok hastalığa yol açar. Bu hastalıklardan bazıları şunlardır:

– Kalp – damar,

– Solunum sistemi,

– Sinir sistemi,

– Tansiyon,

– Şeker,

– Eklem rahatsızlıkları,

– Âdet düzensizliği,

– Böbrek rahatsızlıkları,

– Kanser,

– Mide hastalıkları,

– Kısırlık,

– Beynin normal çalışmaması,

– Hazımsızlık ve

– Bağırsak rahatsızlıklarına etki yapan bir hastalıktır.

– Ayrıca; gaflete ve manevî duyguların ölmesine neden olur.

 

Çok yiyenin, hizmeti az olur, ibadeti az olur.

Can boğazdan gelir derler ama can boğazdan da gider.

 

*                 *               *

     Burada iki bilim adamımızın ifadelerine yer verelim:

Prof Dr.Atilla Büyükgebiz, Türkiye’de 2005 yılında obezite tedavisi için devlet ve özel sektörde 60milyon YTL harcandığı bildirildi. Yapılan açıklamada, obezitenin, genetik ve çevresel etkileşimleri olan ciddi ve kronik bir hastalık olduğuna işaret edilerek, hastalığın sadece gelişmiş ülkelerde değil, gelişmekte olan ülkelerde de sorun haline geldiği ifade edildi. Türkiye’de son okul çalışmaları sonuçlarına göre obezite oranının giderek arttığı ve yüzde 10 – 15 aralığında gözlendiği kaydedilen açıklamada, obezitenin hem direkt olarak obezitenin önlenmesiyle ilgili sağlık harcamalarını, hem de obezite nedeniyle oluşan kalp, böbrek, mide, barsak sistemi gibi değişik organlardan oluşan hasarların giderilmesi için yapılan dolaylı sağlık harcamalarını kapsadığı belirtildi. (13.12.2006 – Yenişafak)

 

     Proteinin de fazlası zarar:

Genellikle 40 – 50 yaş arası erkeklerde, nadiren menopoz devresinden sonra kadınlarda görülen gut hastalığına fazla protein de neden olabiliyor. Dr.Aytaç Akın, fazla protein alan kimselerde ürik asit idrarla dışarı atılamayacak kadar çoğalırsa, ürik asit kristallerinin eklemlerde birikerek gut hastalığına sebep olduğunu söyledi. Genellikle ayak başparmağının ani gelen bir sancıyla kızarmasıyla anlaşılan gut hastalığında, dizde ve el parmaklarında da nadiren aynı durumun ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Akın, “Kızarıklık artarak parlak kırmızı bir renk alır. Aniden gelen sancıyla birkaç gün içinde geçer. Sancı sırasında hafif ateş ve iştahsızlık görülse de, genel sağlık durumunda ciddi bir bozulma olmaz.” Diye konuştu.

 

*                 *               *

 

     Kayda değer bir haber de şöyle:

     Şişman kadınlarda kanser riski daha fazlaymış!

İngiltere’deki Oxford Üniversitesi araştırmacıları, orta yaş ve üzerindeki binlerce kadının kansere yakalanmasının ardındaki en önemli etkenin aşırı kilolar olduğunu öne sürdü. İngiltere’de yapılan türünün en kapsamlı araştırmasında, ülkede 50 – 60’lı yaşlardaki kadınlarda tespit edilen yılda 6bin yeni kanser vakasının obeziteden kaynaklan-dığını belirten Oxford Üniversitesi araştırmacıları, özellikle rahim ve gırtlak kanserlerinin yarısının kiloyla ilişkili bulunduğunu iddia etti. Bir milyondan fazla kadının üzerinde yapıldığı belirtilen araştırmanın sonuçları, ayrıca aşırı şişmanlığın kadınlarda lösemi, pankreas, yumurtalık, böbrek, meme ve bağırsak kanserleriyle multiple myeloma ve non Hodgkin’s lenfoma gibi kanser türlerine yakalanma riskini artırdığını da ortaya koydu. LONDRA (AA) (13.12.2006 – Yenişafak)

 

*                 *               *

 

Çok yemekten kendini alamayan ne yapmalıdır?

–   Çok yemenin sebep olduğu hastalıkları düşünmelidir.

–   Oburluğun yapacağı manevi tahribatı göz önüne getirmelidir.

–   Önüne az yemek koyarak, az çeşitle çok yeme arzusunu kırmalıdır.

–   Obur kimselerle beraber yiyip içmemelidir.

– Açlık çekenleri, açlıktan ölenleri düşünmelidir.

–   Öğün atlatmamalı, düzenli yemeli ve acıkmadan yememelidir.

– Taze ekmekten ve iştah açıcı şeylerden uzak durmalıdır.

 

*                 *               *

 

Peygamber (as) çok yiyip de geğirmeyi sevmezdi. Geğiren birine şöyle demiştir:

– “Bırak şu geğirmeyi canım! Dünyada karnını tıka basa doyuran, kıyamet günü aç kalacaktır.”

 

*                 *               *

 

Esma (ra) nın naklettiğine göre peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:

     – “Yemeği soğutunuz. Sıcak yemeyiniz. Zira o sıcağın şiddeti cehennemin nefesindendir. Soğu-manın bereketi vardır.” (Ramuz el-Ehadis:6/12)

 

 

Bir hadislerinde de bize şunu tavsiye etmiştir:

– “Yemeği sıcak yemekten kaçının. Yemeğin bereketi gider. Soğuk yemeği tavsiye ederim. Zira onun yemesi daha uygundur.” (Ramuz el-Ehadis:175/5)

 

*                 *               *

     Allah’ın Rasûlü yemeğe bir miktar tuzla başlamıştır. Bunu bir ilim adamımız şöyle izah etmiştir. “Sefalik faz birkaç defa sidimüle edilir. Tükürük guddeleri daha fazla salgı yapar. Sindirim ve ağızdaki karbonhidrat parçalanması daha kolay olur. Mide motilitesi artar. Pankreas ve bağırsaklar üzerinde müsbet etkiler meydana gelir.”

“Yemekten sonra alınan tuz, ağza bol miktarda gelen pityalin ile, dişlere yapışmış olan karbon-hidratlar çözülüp eritilir ve diş çürümelerini önler. Ayrıca ağızda antiseptik özelliği gösterir.” (Prof.Dr. Zeki Çıkman, Tıbbın Özü Sh.27)

Soğan, sarımsak, Kur’an’da Bakara Sûresi ayet 61’de geçer.

Peygamber (as) ın tavsiye ettiği ve şifa kaynağı olarak gösterdiği şeylerden biri de sarımsaktır.

Sarımsak koruyucudur. Birinci Dünya Savaşı’nda askerlerin hasta olmaması için bol bol sarımsak yedirilmiştir.

–    Sarımsağın protein ve kalori değeri yüksektir.

–    Sarımsak, antibiyotiktir. Aynı zamanda güç verir.

–    Kalp – damar hastalıklarına sarımsak şifadır.

–    Sarımsak, kansere karşı koruyucudur.

–    Sarımsak, kan dolaşımını düzenler, kanı temizler.

–    Eklem ağrılarına iyi gelir. Günde 2–3diş yenmesi yeterlidir Çiğnemeden parçalanıp yutulursa kokmaz.

 

 

 

Peygamber (as) bir hadislerinde:

     – “Sarımsak yiyen ağzının kokusu gidinceye kadar camiye gelmesin.” (Müslim, Mesacid:76) buyurarak, sarımsak yiyenin başkalarına eza vermemesini de istemiştir.

 

*                 *               *

 

Genç Beyin Dergisi Sayı:66, Sayfa 12-13’te sarımsakla ilgili Dr.Sencer Tepe (Sağlık Bakanlığı Daire Başkanı) “Mucizevi ilaç” başlığı altında sarımsakla limonun nasıl şifa kaynağı olduğunu şöyle anlatıyor:

“2 litre limon suyunu  40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak, ışık olmayan bir kavanoza konulur, 25 gün çalkalanır. 25 gün sonra sabahları aç karnına yarım çay bardağı içip en az yarım saat bir şey yiyip içilmezse şu faydaları görülecektir.

 

 

1. Damar hastalıklarını ve hiper tansiyonu önler.

2. Kolesterol ve lipidi düşürür. Şekeri düşürür.

3. Böbrek ve safra taşlarını eritir.

4. Ülser mikrobunu öldürür.

5.  Romatizmal ağrıları giderir.

6.  Beyin hücrelerinin ve sinir sisteminin yenilenmesini sağlar.

7.  Vücudun bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Kansere karşı korur.”

 

*                 *               *

 

Aynı dergide Dr.Duha Nur Tekinalp de sarımsağın şifa deposu olduğunu ve faydalarını uzun uzun açıklıyor.

Cenabı-ı Allah verdiği her derdin şifasını da yaratmıştır. Bize düşen, onu arayıp bulmak ve tedavi olmaktır.

 

     B – SU İÇMEDE SÜNNET

Herhangi bir şeyin sağlığa uygun olan şekli vardır. Bir de sağlığa uygun olmayan şekli vardır.

Peygamber (as) söylediğini kendiliğinden söylemediği için bugüne kadar bize ne gibi bilgi geldiyse, faydasız bir bilgi gelmemiştir. En önemlisi de “Peygamber (as) şöyle demiş, şöyle tavsiye etmiş ama bunun ne faydası var, ne manası var? Böyle de olmaz ya” diye herhangi bir itiraza uğramamıştır.

Allah Rasûlü ne söylediyse ve ne tavsiye ettiyse hep bizim yararımıza söylemiş ve bizim faydamıza tavsiye etmiştir.

Allah Rasûlü anlamsız bir şey yapmamış ve yapın dememiştir. O, bir şey faydalı ise emretmiş, zararlı ve faydasız ise yasaklamıştır.

Her konuda olduğu gibi su içme konusunda da peygamber (as)ın önemli uyarıları olmuştur. Şöyle buyurur:

–   “Sizden biri bir şey içerken kabın içine solumasın.” (Buhari, Eşribe:25)

 

*                 *               *

 

– İbni Abbas (ra): “Allah Rasûlü, kabın içine solumaktan veya kabın içine üflemekten men etti.” (R. Salıhın:769) demiştir.

 

*                 *               *

 

“Sizden biri bir şey içtiği zaman kabın içine hohlamasın.” (Buhari Vüdû:18)

 

*                 *               *

 

Sahabe Allah Rasûlü için suyu üç solukta içtiğini nakleder. Ayrıca şu hadisleri bize rivayet etmişlerdir:

“Suyu tek solukta içmeyin.” (Tirmizi, Eşribe:13)

 

*                 *               *

 

– “Suyu üç nefeste içmek, sağlığa daha uygundur.” (Ramuz el-Ehadis:536/2)

 

*                 *               *

 

Müslimin rivayetinde de: “Suyu üç nefeste içmek, daha doyurucu, zararsız ve boğazdan daha kolay akıcıdır.” (Müslim Eşribe:122) buyurur.

 

*                 *               *

 

Bir hadislerinde de şunu tavsiye etmiştir:

“Suyu üç yudumda için. İçerken Besmele çekin. İçtikten sonra da ‘Şükür elhamdülillah’ deyin” (Riyaz üs-Salihın:761)

 

*                 *               *

 

“Ayakta su içmeyin. Eğer ayakta su içmenin zararını bilseydiniz içtiğiniz suyu geri çıkarırdınız.” (Müslim, Eşribe:116)

Ebu Hureyra’nın naklettiği hadiste de:

     – “Sizden biri ayakta iken su içmesin. Bir kimse unutarak ayakta su içerse çıkarsın.” (Riyaz üs-Salihın:775)

 

*                 *               *

 

Allah Rasûlünün tavsiyesine göre:

– Su, üç nefeste içilirse sağlık açısından daha uygundur. Birden içen suya kanmaz, ihtiyaçtan fazla su içmiş olur.

– Su içerken su kabının içine üflenmeyecek ve solunmayacaktır. Çünkü o kaptan başkaları da su içecektir ki nefes hastalıklarının bulaşma yollarından biridir.

–   Su, ayakta içilmeyecektir. Oturarak içmek, sağlık açısından daha uygun, hazmı daha kolaydır.

Allah Rasûlünün birkaç tavsiyesi de şöyledir:

– Kapların ağzı kapatılacak ve kapalı kaplardan su içilmeyecektir. İnsan ne içtiğini görecektir.

– Suyun üzerinde bir şeyler varsa üflenmeyecek dökülecektir.

– Su, sağ elle içilecek, Besmele ile içilecek ve Cenab-ı Allah’a şükredilecektir.

Peygamber (as) Zemzem suyunu tavsiye etmiştir. Şöyle buyurur:

“Zemzem, yeryüzündeki suların en faydalısıdır. Onda açlık giderici ve hastalıklara şifa verici bir özellik vardır.” (Ramuz el-Ehadis:282/5)

 

*                 *               *

     Ebu Hureyra (ra) ın naklettiğine göre peygamber (as) şöyle buyurmuştur:

–   “Zemzem mübarektir, doyuru-cudur ve hastalıklara da şifadır.” (Age:143/6)

 

*                 *               *

 

 

 

İbni Abbas (ra) da şöyle nakleder:

     –   “Ne niyetle içilirse onun içindir. Eğer onu şifa dileyerek içersen, Allah sana şifa verir. Eğer onu sığınma niyetiyle içersen Cenab-ı Allah seni sığındırır. Eğer onu susuzluğunu gidermek için içersen, susuzluğunu keser.” (Age:368/5)

 

*                 *               *

 

Demek ki zemzem şifadır. Zemzem mübarektir. Zemzem bozulmaz, zemzem ne niyetle içilirse ona göre fayda verir. Zemzem antibiyotiktir.

Şöyle dinlemiştim: Hactaki baba anne hasta bırakıp gittiği torununu sorar. “Daha da ağırlaştı, ümit kalmadı.” Derler. Baba anne, “nasıl olsa ölecek zemzem içsin de ölsün. Zemzem gönderiyorum. İçirin.” Der. Kargo ile gelen zemzem çocuğa içirilir. Çocuk, beklenmedik şekilde iyileşir. Doktoruna götürürler, doktor şaşırır. “Hangi antibiyotiği verdiniz?” diye sorar. “Zemzem içirdik” derler. Doktor zemzemi inceler ve diğer sular gibi olmadığını görür.

Bir araştırma sonucu şöyledir:

1. Avrupa’da laboratuarda yapılan araştırmaya göre zemzem suyu diğer sulara nazaran çok daha az kükürt taşımaktadır.

2. Diğer sulara göre çok daha besleyicidir ve fazla mineral barındırmaktadır.

3. Kaynağı henüz bulunama-mıştır. Nereden geldiği şu anki teknolojiye göre bilinemiyor. Yakınlarında hiçbir kuyu yok ve denize de 80km uzaklıkta. Bu şartlarda suyunu denizden veya başka bir kuyudan alması imkansız. Nasıl oluyor da yıllardır suyu bitmiyor? Bunu kimse bilmiyor.

4. Açlığını gidermek için içen kişinin açlığını, susuzluğunu gidermek için içenin susuzluğunu giderir.

 

5. Sadece 1.5 metre derinli-ğindeki ufacık bir kuyudan su, hac mevsimi boyunca milyonlarca hacının bütün su ihtiyacını karşılar ve hiçbir zaman ne azalır ne de kurur.

6. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) raporlarına göre dünyadaki en içilebilir ve sağlıklı sulardan biri.

7. Amerika’da yapılan test sonuçlarına göre dünyada içinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan tek su, zemzem.

 

     C – DOMUZUN, HARAM KILINIŞI ve SEBEPLERİ

     Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Allah:

–   “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin…” (Bakara:172)

  “Allah; size leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanın etini kesinlikle haram kıldı…” (Bakara:173) + (Maida:3) buyurmuştur.

Bir ayette de: “Leş, kan, domuz eti pisliğin ta kendisidir…” (En’am:145) buyurularak domuz, kesin olarak temiz olmadığı ve pis olduğu için haram kılınmıştır.

 

*                 *               *

     Peygamber (as) kalabalık bir Müslüman topluluğuna şöyle demiştir:

     –   “Şüphesiz ki Allah ve Rasûlü, içkinin alınıp satılmasını, ölmüş hayvanın, domuz etinin yenmesini ve putların satışını haram kıldı.” (Müslim Musâğât:71)

Bir hadislerinde de şöyle buyurmuştur:

“Allah, içkiyi haram kıldı. Alınıp satılmasını ve parasını da haram kıldı. Ölmüş hayvanı haram kıldı, parasını da haram kıldı. Domuz etini haram kıldı. Parasını da haram kıldı.” (Buhari, Büyû:43)

 

*                 *               *

 

Domuz eti insan sağlığı için zararlıdır. Allah ve Rasûlü, zararlı olanı haram kılarken, zararı faydasından çok olanı da yasaklamıştır, haram kılmıştır.

 

*                 *               *

 

Prof.Dr. Asaf Ataseven: “Domuz, tıbben zararlıdır.” Demiştir. (1-7.Tem.1999 – Aksiyon)

 

*                 *               *

 

Tıbben yapılan bir tesbit de şöyledir:

“Domuz eti, akciğer ve kan kanserine sebep oluyor. Tedavi oranı ise %37 dir.” (15.12.1996 – Zaman)

 

*                 *               *

     Peygamberimizin bildirdiğine göre Adem Peygamber’den bu yana Allah, leşi, kanı, domuzu ve Allah’tan başkası için kesilen hayvanı haram kılmıştır.

Domuz, zararlı bir hayvandır. Ondan şifa olmaz, gıda da olmaz. Domuz; pistir, her türlü pisliği yer. Domuz eti E vitaminini öldürür. Domuzdan tirişin geçer, veba bulaşır. Cilt hastalıkları geçer, saç dökülmesine neden olur. Vücudun yapısını bozar. Ayrıca cinnet, körlük gibi hastalıklara neden olur.

 

Protein değeri en düşük et, domuz etidir.

– Sığır : 18.11

– Dana : 18.86

– Koyun : 16.27

– Tavşan : 22.05

– Tavuk : 18.46

– Ördek : 21:53

– Domuz : 14.43 tür.

150kg domuzun 75 kilosu yağdır. Yani domuzun besleyici değeri yoktur. Domuzdan yapılacak organ nakli ve hücre Hakli de caiz değildir.

Domuz etinin tıbben tespit edilen bazı zararları da şöyledir:

–   Domuz eti, iltihaplanmalara sebep olur.

– Doku şişmelerine neden olur.

– Domuzda büyüme hormonu çok yüksek olduğundan şişmanlığa sebep olur ve vücudun şeklini bozar.

– Domuz eti, damar tıkanıklarına ve ani ölümlere sebep olur.

–   Domuz eti, E vitaminini yok eder, A vitaminini azaltır.

 

– Domuz yiyenlerde domuz hastalığı meydana çıkar; domuza benzeme, eşine kıskanmama, pisliğe aldırmama ve maneviyata duyarsızlık gibi…


Bu yazıyı 967 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.