EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

“Lânetlenmiş, kovulmuş şeytanın şerrinden alemlerin Rabbi olan Allah’a sığınırım.”

“Rahman ve rahim olan Allah’ın adı ile başlarım.”

Rahman : Dünyada durumu ne olursa olsun bütün canlılara rızık veren, onlara acıyan anlamına gelir.

Rahim : Kıyamet gününde sadece mü’minlere rahmet eden ve onları bağışlayan manasına gelir.

Dinimizde müslüman, bir iş yapacağı zaman önce besmele çeker. Böylece şeytanın şerrinden, evanelerinin şerrinden ve şerlilerin şerrinden aynı zamanda her türlü şeytani duygu ve düşüncelerden Allah’a sığınmış ve Allah’a güvenini belirtmiş olur.

Besmele çekerek bir işe başlamakla müslüman yardım istemiş olur.

Besmelesiz başlanan işten hayır hasıl olmaz. İşlerinin hayırla başlaması ve hayırla sonuçlanmasını isteyen her müslüman, önce besmele çekecektir.

Besmele her hayrın da anahtarı olduğundan; besmele ile hayır kapıları açılıverir. Bunun için bir işe başlamadan, bir şey yiyip içmeden, yerimizden kalkmadan ve yatağımıza yatmadan, kitabımızı açmadan, işimize, okulumuza gitmeden, evimizin, arabamızın kapısını açmadan önce besmele çekmeliyiz. Çünkü herşeyin başı besmeledir. Besmelesiz işin hayrı yoktur. Besmele her hayrın başıdır.

Besmelesiz hayat, insanın sonunu inançsız noktalıyor ve fatihasız mezarlarda yatırıyor. Bu sonuçtan Allah korusun. Ağzı dualı, ağzı besmeleli kimselerden etsin, inşallah.

Bugün mezarlıkta çok besmelesiz hayat yaşadığı için fatihasız mezarlarda yatan çok insan var. Gelip gidenin okuduğu fatihalardan da istifade edemiyorlar.

İşte bu en büyük kayıptır.

 

A. Kur’an’da Besmele

Besmele, 19 harftir ve sırlarla doludur.

Kur’an’da ;

1-     Sûrelerin başında besmele vardır. (Tevbe sûresi hariç, Tevbe Sûresini, Enfâl Suresinin devamı kabul edenler olduğundan başına besmele konmamıştır.)

2-     Neml sûresinin 30. ayetindeki besmele,demek ki besmele ayettir.

Sûrelerin başındaki besmeleyi, Şafi mezhebi her sûrenin, bir ayeti kabul ederken, Hanefi mezhebi sûreden saymaz. Onun için namazda Fatiha sûresinin başında içten okunur, Fatihadan sonraki sûrelerin başında okunmaz. Her rekatta Fatihanın başında içten okunur. Çünkü ; Peygamberimiz (s.a.) gizli okumuştur.

İlk vahiy geldiğinde : “Seni yaratan Rabbinin adı ile oku” mealindeki ayetin nazil olması, her şeyin başında Allah’ın adının anılması, besmele çekilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Nahl sûresinin 98. ayetinde Cenab-ı Allah şöyle buyurur : “Kur’an okuduğun zaman, o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.”

Bu sığınma, ancak “Eûzubillahimineşşeytanırracim” demekle olur. “O kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” demekle olur.

Büyüklerimizden gelen bilgiye göre ; “Eûzubillahimineşşeytanırracim, le havle vele kuvvete illa billahil aliyyil azim” demenin sığınma duası olduğu bildirilmiştir.

Sevgili peygamberimiz : “Besmele Kur’an ayetlerindendir” buyurmuştur. (Ramuz El Hadis:57/15)

Allah Rasulü bir sahabeye de şöyle demiştir :

“Süleyman peygamberden başkasına nazil olmayan bir ayet öğreteyim. Namazına ve okunana ne ile başlarsın?” deki : “Bismillahirrahmanirrahim” (Ramuz El Hadis:470/4)

Demek ki, besmele bir ayettir. Kur’an okurken, namaz kılarken ve diğer ibadetlerimizde, işlerimizde çekilmesi emredilmiştir. Besmele çekerek Allah’a sığınıp, korunmamız da istenmiştir.

İsteyen besmele çeker korunur. Euzu besmele çekerek yüce Allah’a sığınır. Lüzum hissetmeyen de Allah’ın korumasına ihtiyaç duymaz, sıkıntıya düşer.

Bir genç kardeşim anlatıyordu. Kâbus görmüş, korkmuş. Görüp, korkar, korkuturlar. Çünkü Allah’a sığınmayana, Allah’ın koruması altına girmeyene şeytan musallat olur. Kim de Allah’a sığınırsa Allah onu şeytanın eline bırakmaz. Kur’an’da “Allah’a sığınana şeytanın hakimiyeti yoktur.” (Nahl:98-100)

“İhlaslı kullar üzerinde şeytanın ağırlığı olmayacaktır. Onları koruyucu olarak Rableri yeter.” (İsra:65)

“Allah’ı zikretmekten gafil olana şeytanı musallat ederiz.” (Zuhruf:36)

Müslüman, Allah’a dayanıp, Allah’a güvenecektir. Allah müsaade etmedikten sonra şeytan hiçbir zarar veremez. (Mücadele Sûresi:10)

 

B. İlk Söz Besmele Olmalıdır

Hz. peygambere gelen vahyin ilki “Allah’ın adıyla oku” olmuştur. Öyleyse ilk önce Allah’ın adı zikredilecektir.

Konuşurken önce besmele çekilecektir. Besmele çekmek, Allah’la olmak, Allah’ın korumasına sığınmak demektir.

Peygamberimiz : “Cebrail bana vahiy getirdiği zaman ilk olarak <Bismillahirrahmanirrahim> derdi” demiştir. (Selsebil pınarından Z. Damlaları:23)

Cebrail, vahiy meleğidir. Onun böyle yapması da bize bir vahiydir.

Allah Rasulü başka hadislerinde de şöyle buyurmuştur : “Allah’a hamd ile başlamayan her söz eksiktir.” (İ. Canan, Hadis Ans:8/362)

“Bismillahirrahmanirrahim” ile başlamayan her hayırlı iş, güdüktür. (Yani hayrı eksiktir.) (Age:8/362)

Bir şeyin başında besmele çekilince o iş hayırlı olur, bereketli olur, konuşma ise, yerini bulur. En önemlisi de işler besmele çekilince ibadete dönüşür. İbadet sevabı kazandırır.

Peki, her yerde her konuşmada mı besmele çekeceğiz? Meselâ; telefonda mı besmele çekeceği? Uygun olan yerde, yadırganmayacak yerde besmele çekeriz. Açık çekilmesinde sakınca olan yerde de içimizden çekeriz. “Ben her yerde çekerim, kim ne karışır” denirse, bu olmaz, dinimize de aykırıdır. Toplumla uyum sağlayamamış insan, dışlanır. İçinde yaşadığı topluma, beraber olduğu kimselere en önemli görevlerini bile yapamaz. Yol yordam bilmek lâzım, metod bilmek lâzım. Her şeyi yerinde kullanmak lâzım.

 

C. İçten Besmele Çekilir mi?

Okumak denince, nefesin gırtlaktan ses olarak çıkmasıdır.

Meselâ; namazda içten okumak olmaz. Kendi kulağı duyacağı kadar sesli okunacaktır.

Besmele çekmek de böyledir. Biraz duyulmalı. Şeytan da duymalı, etraftakilerde duymalı ki, faydası olsun.

Süleyman Çelebi Mevlid Adlı eserinde şöyle diyor:

 

Allah adını zikredelim evvelâ

Vacib oldur cümle işde her kula

Allah adın her kim evvel ana

Her işi âsan ide Allah ona

Allah adı olsa her işin öni

Hergiz ebter olmaya onun son;

Her nefeste Allah adın di müdam

Allah adıyla olur her iş tamam

Bir kez Allah dise aşk ile lisân

Dökülür cümle günah misl-i hazân

İsmi pâkın pâk olur zikreyleyen

Her murada irişür Allah diyen

 

D. Herşeyin Başında Besmele

İşine besmele ile başlayanı, besmele ile yatıp kalkanı Allah âciz de bırakmaz, yalnız da bırakmaz.

Her işe besmele ile başlamak, Allah’ın adını anmak güzel bir davranıştır.

Besmele sadece duvarları süslememelidir. Dilleri, kalbleri, gönülleri de süslemelidir.

İnancımızda bir işe başlarken mutlaka : Euzu Besmele çekilmelidir. İş bittikten sonra “Şükür Elhamdülillah” denmelidir.

Allah Rasulü şöyle buyurur :

1-     “Besmele ile başlamayan her iş bereketsizdir. “(Müsned:2/259)

2-     “Abdestli olmayanın namazı yoktur. Allah’ın adını anmadan abdest alanın abdesti, abdest değildir.” (Hadis Ans:10/3648)

3-     “Kim abdest alırken Allah’ı zikrederse, bütün vücudu temizlenir. Kim de zikretmezse sadece abdest organları temizlenir.” (Age:10/3650)

Demek ki, her zaman, her işimizde besmele çekmenin faydaları çok.

 

E. Her İşte Besmele Her Zaman Besmele

Kur’an’da : “Akşam sabah Rabbinin adını an” (İman:76) buyruluyor.

Besmele ile yapılan işte hayır vardır. Besmelesiz işte de hayır yoktur. Şu anda Mimar Sinan’ın diğer eserleri gibi E-5 karayolunda çalışan köprüleri var. Demirin, betonun kullanılmadığı bu eserlerde iman harcı var. Çünkü her bir taş abdestsiz ve besmelesiz konmamıştır.

Şöyle anlatırlar :

“Bir zamanlar, her işini Besmele ile yapan sâliha bir kadın vardı. Kadın Besmele’nin önemini, faziletini bildiği için, bir işe başlarken,bir yere bir şey koyarken mutlaka Besmele çekerdi. Besmele ile yapılan işten zarar gelmeyeceğini bilirdi. Bu kadının kocası da hanımının bu hâline çok kızardı.

”Hanımını mahcûb duruma düşürmek için, bir gün içine para doldurduğu, keseyi vererek;

–         Bunu al, iyi bir yere sakla! Lâzım olduğu zaman senden isterim, dedi. Hanımı Besmele çekerek, keseyi yerine koydu.

Adam, hanımını ta’kib ederek, keseyi nereye koyduğunu öğrendi. Birkaç gün sonra, hanımı olmadığı bir zamanda,keseyi yerinden alıp,evin bahçesindeki kuyuya attı.

–         Hanım, para lâzım oldu. Şu bizim keseyi koyduğun yerden getiriver, dedi.

Hanımı ihlâsla gidip, keseyi koyduğu yere Besmele çekerek elini uzattı. Kocası ona bakıp kıs kıs gülüyordu. Fakat netice umduğu gibi olmadı. Hanımı elinde kese ile geri döndü. Kendi kendine şöyle söylüyordu:

–         Allah Allah!.. Koyduğum yerde su yoktu. Bu nerede ıslandı acaba?

Allahü Teâlâ, Besmele’ye hürmeti sebebiyle bu kadını mahcûb etmedi.”

Besmele çekmeyi ihmal etmememiz lâzım. İhmal edersek, maddi manevî kayba uğrarız.

Eğer bir baba temas esnasında besmele çekerse, çocuk doğarken şeytanın müdahalesinden ya tamamen ya da kısmen kurtulur. Çünkü herkesin bir şeytanı vardır. Ve her doğan çocuğa şeytan temas eder.

Eğer baba besmele çekmezse şeytan o çocuğun mânevî hislerini köreltir. Demek ki;

Besmele çekilmezse : “besmelesiz evlât” dedikleri çocuk doğar.

Bir atasözü var : “Besmelesiz evlat, ya seni döver ya da beni döver” derler. Ana da tanımaz, baba da tanımaz. Kimseye merhamet etmez.

Bir de : “Sütü sümüğü bozuk” derler. Besmele çekilmez, helal süt emzirilmezse, sütü sümüğü bozuk olur.

Birde çocuk emzirirken bacılarımız, sakın besmele çekmeyi ihmal etmeyin, çocuğu yatırıp kaldırırken, banyo yaptırırken besmelesiz bu işi yapmayın.

–         Banyoya, tuvalete girmeden Euzu Besmele çekin.

–         Kızgın su dökerken, bulaşık suyu dökerken besmele çekin. Unutmayın sizin dışınızda birçok canlı var.

Besmele ile yatırılıp kaldırılan çocuğa şeytan dokunamaz, onu değiştiremez ve zarar veremez. Onun için analar babalar çocuklarını emzirirken, yatırıp kaldırırken besmele çekmeyi ihmal etmemelidir.

Besmele ihmal edilmediği gibi Besmeleye saygı gösterilmelidir. Şöyle anlatılır :

Bişr-i Hâfi bir gün sarhoş olarak evine dönerken yolda üstünde Besmele yazılı bir kağıt buldu. İçi sızlayıp yerden aldı. Öpüp, çamurlarını silerek, temizledikten sonra, güzel kokular sürüp, evinin duvarına astı.

O gece âlim ve bir zâta, rüyada ; “Git Bişr’e söyle! İsmimi temizlediğin gibi seni temizledim. İsmimi büyük tuttuğun gibi, beni büyütürüm. İsmimi güzel kokulu yaptığın gibi, seni güzel ederim. İzzetime yemin ederim ki, senin ismini dünyada ve ahirette temiz ve güzel eylerim. ” dendi.

O zât sabah Bişr-i Hâfi’yi arayıp meyhanede buldu. Mühim haberim var diye içerden çağırdı. Bişr geldiğinde; “Kimden haber vereceksin?” dedi. “Sana Allahü Teâlâ’dan haber vereceğim” deyince, ağlamaya başladı. “Bana kızıyor mu, şiddetli azap mı yapacak?” dedi. Rüyayı dinleyince arkadaşlarına; “Ey arkadaşlarım! Beni çağırdılar, bundan sonra bir daha beni buralarda görmeyeceksin” dedi. O zâtın yanında hemen tövbe etti.

Bu anda ayağında ayakkabı bulunmadığı için, hiç ayakkabı giymedi. Yalınayak gezdiği için Hâfi lâkabı ile anıldı. Sebebini soranlara, “Allahü Teâlâ’ya tövbe ettim, günah işlememeye söz verdiğim zaman yalın ayaktım. O zaman giymediğim ayakkabıyı şimdi giymeye haya ederim” derdi.

Bu konuda peygamber (s.a.) birkaç uyarısına kulak verelim:

–         “Ailesine yaklaşan Bismillah deyip <Allahım biz ve bize nasip edeceğin evladımızı şeytandan uzaklaştır> derse o evlada şeytan zarar veremez.” (Ramuz el Hadis:356/3)

–         “İnsanın soyunurken besmele çekmesi cinlerin bakışına perde olur.” (Age:297/9)

–         “Şeytanlar sizin elbiselerinizden istifade ederler. Sizden biri elbisesini çıkarınca dürüp katlasın öyle koysun. Şeytan besmele ile dürülüp konmuş elbiseyi kullanamaz.” (Age:216/13)

–         “İnsanlar üzerine bir zaman gelecek şeytan onların evlatlarına ortak olacaklar. Denildi ki:

–         Buda mı olacak ya Rasulülallah?

–         Evet.

–         Bizim evlatlarımızı onların evlatlarından nasıl ayırt edeceğiz?

–         Haya ve merhamet azlığından.” (Age:504/4)

–         “Şeytan daha çok çocuklara ve ay hali hayızlı olan kadınlara musallat olur” buyurmuştur.

Benim bir hocam vardı. Camide abdest alacak, fakat çeşmenin başında köpek yatıyor, bastonu ile iteliyor gitmiyor. Besmele çekip vuruyor. Köpek mızıklayıp gidiyor. Akşam değişik kıyafette birileri gelip hocayı götürüyor. Bir mağarada ince uzun genç yatıyor, ayağı kırılmış. Başlıyorlar neden vurdun, neden kırdın? Hoca : “Ben besmele çektim” diyor. Çekti mi diye gence soruyorlar. “Evet” diyor. Özür dileyerek hocayı bırakıyorlar.

Ders çalışırken, elbise çıkarıp, giyerken besmele çekelim. Besmele çekilmeden çıkarılan elbiseyi şeytan giyer.

 

F. Cin ve Şeytan Besmeleden Hoşlanmaz

Hz. peygamber (s.a.) şöyle buyurur : “Cinler insanlara ait eşya ve elbiselerini kullanırlar. Siz, besmele çekin, besmele mühürdür” (Selsebil Pınarından Damlalar:2/25)

Cinden, şeytandan, bunların zararlarından besmele çekerek uzak kalınır.

Atalarımız : “Besmelesiz işe şeytan karışır” demişlerdir. Bir ata sözünde : “Besmelesiz çıkma yola” şeklindedir.

Şeytan, besmeleden, besmele çekilen yerden, besmele çekenden kaçar. Eğer besmele çekilmezse o işe müdahale eder, besmele çekmeyen ile uğraşır. Şeytan, besmelesiz evlerde, besmelesiz iş yerlerinde eğleşir. Oralarda hükmü geçer.

Kur’an’da : “Allah’ın dininden yüz çevirenlere şeytanı musallat ederiz.”(Zuhruf : 36) buyrulmuştur.

Şunu burada açıkca ifade edeyim ki, kimse cin ve şeytana mahkum değildir. Cin ve şeytanın eline bırakılı verilmemiştir. Her insanın elinde “Euzu Besmele” gibi silah vardır. İsteyen onunla korunur. Euzu besmeleyi terk eden, kendini şeytanın eline bırakmış olur. Onun zararından korunamaz. Şeytan onu sever, onun dostu olur.

 

G. Çocuklara İlk Öğretilecek Şey Allah’tır, Besmeledir

Yerken, içerken, oturup kalkarken, yatarken, kalkarken, ders çalışırken, okuluna giderken besmele çekmesi öğretilmeli, ihmal ettiği zaman besmele çekmesi telkin edilmelidir. Onun yanında dıştan besmele çekilip ona iyi örnek olunmalıdır. Bazen de : “Sen besmele çekmesini unuttun mu?” gibi espiriler yapılmalıdır.

Çocuğu dini duygularla yetiştirmenin, maddi manevi olduğu gibi dünyevi ve uhrevi faydaları da çoktur. Besmele çeken bir evlat, ana babayı zılgıt çekmez. Eğer bir evlat, ana babasının cenaze namazını kılmazsa, burada suçlu ana babadır. Mezarın başında bir fatiha okumuyorsa burada kaybeden ana babadır.

Geçen programların birinde Babadağ’dan çanlı yayına katılan babaanne, Kur’an Kursuna gidip hafız olan torunu yüzünden damadının nasıl kurtulduğunu, torununun rüyası ile bize anlatmıştı. Çocuk hiç görmediği babasını ilk defa rüyasında görüyor. Şimdiye kadar sen neredeydin diyor. Baba : “Ben bugüne kadar iyi durumda değildim. Sen hafız olunca o kötü durumdan kurtuldum” diyor.

Hz. peygamber (s.a.) : “Bir çocuğa besmele öğreten hocaya, çocuğa ve babasına cehennemden berat yazılır.” buyurur.

Neysaburi’nin Geraibl’il Kur’an adıl tefsirinde şu rivayet kaydedilmektedir:

“Hz. İsa bir kabrin yanından geçerken kabir sahibinin azab çektiğini görür. Daha sonra ikinci bir defa aynı kabre uğrayınca, kabir sahibinin nur içinde ve rahmet melekleriyle beraber olduğunu görür. Hz. İsa bu duruma hayret eder. Namaz kılıp, dua eder. Cenab-ı Hakk vahyeder:

Bu kulum asi idi. Ölürken hanımı hamileydi. Sonra doğurdu çocuğunu terbiyeye başladı. Çocuk büyüyünce öğretmene teslim etti. Öğretmen ona <Bismillahirrahmanirrahim>’i öğretince, ben yeryüzünde ismimi zikr eden bir çocuğun yer altındaki babasına ta’zip etmekten hâyâ ettim.”

Evet görülüyor ki, besmele çeken evlat, dinini öğrenen evlat anne babasına şefaatçi oluyor.

Hesabının nasıl olacağını merak eden, evlatlarına baksın, yeter.

 

H. Besmelenin Gücü

Besmele çok faziletli bir şeydir. Besmele çeken Allah’ı zikretmiş, Allah’a sığınmış, Allah’tan yardım istemiş olur.  Böyle bir kimsenin işini de Allah kolaylaştırır.

Hendek savaşında hendek kazılırken, büyük bir kaya çıkmıştı. Hendeği kazanlar, onu kıramadılar. Durumu peygambere bildirdiler. Hz. peygamber, balyozu eline aldı : “Bismillah” dedi, kayaya vurdu, kaya parça parça oldu. (Bak. Mek. Medi. Müb. Ziyaretleri, S.Yazıcı, S.121)

Halit bin Velid bazı kimseler İslâm’a davet edince, ondan davasının hak olduğuna dair bir delil istediler. O da onlardan zehir getirmelerini istedi. Halit bin Velid ellerinden zehir tasını alarak Bismillahirrahmanirrahim deyip hepsini içti ve Allah’ın izniyle hiçbir şey olmadı. Bunu gören mecusiler, “Bu din haktir” dediler. Ancak besmelenin tesirinde kişinin niyeti ve durumu çok  önemlidir.

Es Suyuti “ed-Dur-ul Mensur” tefsirinde Hz. Ali’nin şöyle dediğini kaydetmektedir.

“Bir sıkıntıya düştüğün zaman, <<Bismillahirrahmanirrahim la havle velâ kuvvete illa billahil aliyyil azim>> de. Allah bununla senden belanın her çeşidinden dilediğini uzaklaştırır.

Yukarıda adı geçen tefsirde İbni Mesud (r.a.) un şu rivayetine de yer verilmektedir : Kim ki, Allah’ın, kendisini on dokuz cehennem zebanisinden kurtarmasını istiyorsa, Bismillahirrahmanirrahim desin ve her bir harfi bir zebaniye karşı kalkan olsun.”

Besmelenin bir mucizesi de şöyle tesbit edilmiştir :

30 Profesörden oluşan bir araştırma grubu Şam’da üç sene süre ile Besmele ile kesilen hayvan etleriyle besmelesiz kesilen hayvan etleri arasında deneyler yapmışlardır.

“Bismillahi Allahü Ekber” sözünün etler üzerindeki etkisi tam bir mucize denilecek durumda olduğu görülmüştür.

Grup adına Prof. Dr. Halid Havale, açıklama yapmış, besmelesiz kesilen hayvanların et ve dokularında pıhtılaşmış kan, çoğalmaya müsait bakteri ve mikroplar tesbit edildiğini, Besmele ile kesilen hayvan etlerinde ise kan, mikrop ve bakterilere rastlanmadığını ifade etmiştir.

Kur’an’da : “Allah’ın adı zikredilmeden kesilen hayvandan yemeyin” (En’am:121) buyrulmuştur. (2 Haz. 2003 Yeni Asya Gaz.)

İşte besmele ile gelen sağlık…

 

 İ. Her Yere Besmele Yazılır mı?

Rabbim, çekirdeklere, meyvalara ağaçlara bizleri ikaz için yazılar yazıyor; Bu “Allah” oluyor, “Besmele” oluyor.

Buraya kadar besmele çekmenin öneminden bahsettim. Besmele çekmek çok önemli diye her yere, besmele, ayet, Hadis yazılmamalıdır.

Gazeteye, takvime, deftere, kitaba, yere konan eşyalara, çiğnenen kağıtlara, çöpe atılan kaplara, ambalaj kağıtlarına yani hürmetsizliğe sebep olacak yerlere besmele yazılırsa günaha sebep olunur, günaha girilir.

Bir zamanlar bir kardeşimiz çay ambalajına “La ilahe illallah Muhammedûn Rasûlallah” yazdırmış. Yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım, kısa süre sonra yakınındaki bir çöplükte kendisine çay kutusunu gösterdiğimde bu ona iyi bir ders olmuştu.

Ömer bin Abdülaziz anlatır:

Peygamber (s.a.) yerde bir kağıt gördü. Yanında bulunan, o kağıdı yere atan adama sordu.

–         O kağıtta ne var?

–         Besmele var.

Peygamber o kağıda yazanı ve yere atanı kınadı ve “Allah’ın ismini yakışan yere koyun” buyurdu. (Ebu Davut, Merasil:239)

Allah’ın Rasulü der ki : “Sizden biriniz üzerinde besmele yazılı kağıdı çiğnemesin. Çiğnenecek yerde görürse, yerden kaldırsın. Böyle yapan iyilerden yazılır.”

Şöyle anlatırlar : “Zunnun-i Mısri besmele yazılı bir levha bulur, alıp götürür, yüksekçe bir yere koyar. Rüyasında, Ey Zunnun! Sen benim adımı aziz kıldın, bende seni dünya ve ahirette aziz kıldım” diye bir ses duyar.

Yazılan, asılan besmeleler hürmetsizliğe sebep olmamalıdır. Yani rastgele yerlere ve alçaklara asılmamalıdır.

Bu tür yazılarla tuvalete girilmez.

Vasıtalara, dükkanlara, evlere besmele asılmalıdır, hatırlatıcı olur, çekilmesine neden olur, bizi ikaz eder, bizim dini duygularımızın gelişmesine neden olur, çekmeyi akla getirir. Fakat aşağılara asılmamalı, ayak uzatılıp hürmetsizlik yapılacak hizalara asılmamalıdır.

En önemliside; dünya menfaati sağlamak için oraya buraya da asılmamalıdır. İşyerlerindeki besmelenin asılsın da, müşteri düşünüldüyse, dindar görünümü kazandırmak için asıldıysa, onu asan okumasını bile bilmiyorsa, bu istismar olur. O besmelenin ona hiçbir faydası olmaz. Günaha girer.

Adam işyerine besmele asmış, davranışlarının besmele ile alakası yok.

 

J. Besmele Bereket Getirir

Her işe besmele çekilerek başlanırsa, o işte bereket olur.

Peygamberimiz : “Besmele ile başlamayan her iş bereketsiz ve neticesiz kalır” (Camius-sağır V.13) diyor.

Bazıları, yiyoruz ama doymuyoruz diye peygambere şikayet ediyor. Peygamber : “Besmele çekerek yiyin” diyor.

Bir hadislerinde de : “Besmele hangi şeyin üzerine okunursa, o şeyde bereket yaratacağına dair Allah izzet ve celaline yemin etti” buyurur. (Selsebil P. Z. D. 24)

Nice nice az kazanan, tek maaşlı olanlar vardır ki, besmeleli bir hayat yaşadıkları, “Bismillahirrahmanirrahim” deyip, parayı kasalarına, keselerine koydukları için, Allah azı çoğaltır, bereketlendirir, huzur içinde yedirir, içirir. Çoğu zaman çok kazananlar böylelerini gıbta eder. Hatta ona muhtaç olur. Ben tek maaşımla yaşadım. Bana nasıl yetiriyorsun? Derlerdi…

 

K. Besmelesiz Yiyip İçmek

En çok dikkat edeceğimiz husus, besmelesiz yiyecek hazırlamamak, besmelesiz yemek pişirmemek, besmelesiz sofra kurmamaktır. Yoksa bereket de olmaz, karnımızda doymaz. Bir bakıma da, o yenilip içilen helal olmaz.

Huzeyfe (r.a.) şöyle anlatıyor :

“Peygamberle yemek yerken kimse peygamberden önce elini uzatmazdı. Bir gün sofrada bir kız çocuğu geldi, elini yemeğe uzattı. Peygamber hemen elini tuttu. Bir bedevi geldi elini yemeğe uzattı. Onun da elini tuttu ve dedi ki, Şeytan Allah’ın ismi zikredilmeyen yemeği kendine helal addedir. Bu iki kişiyi, bu yemeği kendine helal kılmak için getirdi. Yemin olsun ki şeytanın eli ikisinin eli ile birlikte avucumdadır. Bundan sonra peygamber, besmele çekip yemeğe başladı.” (Kıssite:10/398) + (B. Hadis Külliyatı:3/85)

Demek ki, besmele şeytanın nasibini kesiyor, yemeği bereketli kılıyor.

Peygamber şöyle buyuruyor :

1-     “Bismillah de, sağ elinde ye ve önünden ye.” (Riyaz üs Salihın:731)

2-     “Yemek yediğinizde, Allah’ın adını anınız eğer yemeğin evvelinde besmeleyi unutursanız, Bismillahi ala evvelihi ve ahirihi deyiniz.”

3-     “Bir adam eve girerken ve yemek yerken Allah’ı anarsa şeytan evanelerine şöyle der:

–   Burada sizin için barınacak yer, yiyecek yemek yok, der.

Eğer o kimse Allah’ı zikretmezse şeytan evanelerine:

–   Barınacak yer buldunuz.” Eğer yemek yerken Allah’ı zikretmezse, yiyecek yemek buldunuz, der. (R. Salihın:733)

4-     Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor : “Peygamber altı kişi ile yemek yiyordu. Biri gelip iki lokmada yemeği bitirdi. Bunun üzerine peygamber:

–   Eğer besmele çekmiş olsaydı hepimize yeterdi.” buyurdu. (Riyazus Salihın:746) + (Kıssite:10/400)

5-     ”Besmele çekiniz, yemeğiniz bereketli olsun. (Riyazus Salihın:746)

Besmeleyi unutmadığımız gibi, sofrada, bir işi yaparken dıştan çekmekte büyük fayda vardır. Bu bir hatırlatma olur, unutan, çekme alışkanlığı olmayan da çekme alışkanlığı kazanır.

Yemekten sonra sofra duası yapılmalıdır.

 

L. Besmelesiz Kesilen Hayvanın Eti Yenir mi?

Kur’an’da : “Kesim sırasında Allah’ın adı zikredilmeyen hayvanın etini yemeyiniz.” (En’am:121) buyrulur.

Hac sûresinde (ayet:34) : “Her ümmet için Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık.” Buyrulur.

Besmele çekilmeden kesilen hayvanın eti yenmez, kurban ise kurban olmaz. Fakat burada iki durum vardır. Eğer hayvanı kesen, ihmal, unutkanlık veya heyecandan dolayı, “Bismillahi Allahü Ekber” demeyi unutursa o hayvanın eti yenir. Çünkü kasıt yoktur. Eğer kasıt varsa bilerek, kasten veya inançsızlıktan dolayı bir kimse “Bismillahi Allahü Ekber” demezse, o hayvanın eti de yenmez, kurban da olmaz.

Sık sık sorulan bir soruyu cevaplandırmak ve açıklık getirmek isterim :

“Kasaptan aldığımız ete besmele çekilip çekilmediğini bilmiyoruz, yenir mi?” deniyor.

Biz islâm ülkesindeyiz. Böyle bir durumda, “Müslüman, kesmiştir” diye hüsnü zanda bulunur. Besmeleyi çeker yeriz.

Bilgi eksikliği, bilgi yokluğu, yenmesi için delil sayılır. Fetva budur. Ama : “Ben bilmediğimi yemem” diyen olursa o da takvadır. Fakat takva yolunu seçen kimsenin, ona buna kimin kestiğini bilmiyoruz, yemeyin demesi doğru değildir.

Bugün daha çok tavuk için dedikodu oluyor. Bu durumda; önce güvenilir yerden alacaksın, besmele ile pişirip, besmele çekerek yiyeceksin, afiyet olsun.

İbni Abbas (r.a.) şöyle demiştir :

“Hayvanı keserken bir kimse besmele çekmeyi unutmuş ise bunun mahsuru yoktur. Ancak kasten terk ettiyse kesilen hayvanın eti yenmez.” (Hadis Ans:6/126)

Besmele, bir şeyi helal kılıyor. Besmelesizlik ve besmele çekmeyi bilerek terk, helali, haramlaştırıyor.

Şöyle toparlayalım :

Hayvan keserken Besmele çekmenin manası ne demektir?

–         Putperestler hayvan keserken putların adını anar, anlar için keserlerdi. İslâm da, besmele, putperestliğe tepkidir.

Bir de : “Hayvanın canını almadan Besmele çekmek Allah’tan izin almaktır. Çünkü canı Allah verir, Allah alır. Besmele, Ben Allah’ın izni, Allah’ın adı ile bu işi yapıyorum manasına gelir.”

 

M. Besmele Çekmeyi Unutan Ne Yapar?

İnsan, nisyandan gelir yani insan unutkandır, unutur. Neleri unutmuyor ki, unuttuklarının arasında besmeleyi de unutuyor.

Yerken içerken bir iş yaparken besmele çekmeyi unutan ne yapmalıdır? Bazı şeyler hariç hemen hemen her şeyin telafisi vardır.

Unuttuk, o zaman besmele çekeceğiz. Nasıl?

Peygamberimiz şöyle diyor :

“Sizden kim bir şey yerse <Bismillahirrahmanirrahim> desin. Başta söylemeyi unutmuş ise sonunda <Bismillahi fi evvelihi ve ahirihi> desin.” (Hadis Ans:10/398)

Bir sahabe anlatıyor : “Bir adam Besmele çekmeden yemek yiyordu. Bir lokma kalmıştı, onu ağzına götürürken < Bismillahi fi evvelihi ve ahirihi > dedi. Bunun üzerine peygamber güldü ve dedi ki, şeytan onunla birlikte yemeğe devam etti. O ne zaman ki, Allah’ın adını zikretti, o zaman şeytan yediklerini kustu.” (Hadis Ans:10/399)

Elindekini şeytana yediren, onu güçlendirmiş olur. Sonrada onunla başedemez.

 

N. Besmele Her Zaman Her Yerde Çekilir mi?

Besmele her zaman her yerde çekilmez. Yanlış bir şey yaparken, kötü bir iş işlerken, yenilip içilmesi gereken bir şeyi, yer içerken besmele çekilmez. Meselâ;

–         Tuvalete banyoya girerken besmele çekilir, içerde çekilmez.

–         Münasebetten önce çekilir, münasebet anında çekilmez.

–         Cünüpken Euzu Besmele çekilir, çünkü dua ve sığınma içindir. Bu hayız ve nifas halleridir. Diğer cünüp halinde iken ayet okunmaz. O, bir an önce yıkanır.

–         Mekruh olan haram olan veya şüpheli şeyleri yiyip içerken besmele çekilmez. Herhangi bir günah besmele çekilerek işlenmez. Çekilirse haramdır, günahtır.

–         Sigara içerken besmele çekilmez.

–         İçki içerken, domuz eti yerken çekilmez.

–         Kumar ve kumara götüren oyunlara başlarken çekilmez.

–         Şarkı, türkü, eğlence için çalgı âleti çalarken, müstehcen konuşmalar için besmele çekilmez.

Bir de besmele alaya alınmaz, besmele çekenle alay edilmez. Allah korusun insanı imandan eder. (Çünkü ayettir.)

Besmele çekilmeyecek yerde dil alışkanlığının dışında kasti, bile bile besmele çeken imandan çıkmış olur.

 

O. İstiaze (Sığınma) Duası Nedir?

İnsanın korunmaya sığınmaya ihtiyacı vardır. Çünkü peşinde koşan, ensesinde duran şeytandan korunamazsa, onun tuzağına düşer. Düşmemek için kul, Allah’a sığınmalıdır. Çünkü Allah’ın koruduğuna kimse zarar veremez.

Kul, Allah’a sığınmayı da şöyle yapar : “Euzu Billahimineşşeytanirracim. Lâ havle vele kuvvete ille billahil aliyyil azim.”

Veya : “Rabbim, insan şerrinden şeytan şerrinden ve şerlilerin şerrinden sana sığınıyorum” diyebilir.

Hz. peygamber, hicret sırasında ve mağarada Allah’a sığındı da Allah onu göstermedi, korudu.

Göremediğimiz, bilemediğimiz kaza ve belâlardan da Rabbimize sığınırsak, Allah, emaneti iyi korur, emanete ihanet etmez.

“Malımla, canımla ırzım namusumla sana sığınıyorum, sana emanetim” denirse, çok faydasını görürsünüz.

Sevdiklerimizden ayrılırken “Allah’a emanet ol”, “Allah Ismarladık” deriz. Buda bir Allah’a havale etmedir. Allah’a sığınmadır. “Hadi baybay, kendine iyi bak” demekten çok çok iyidir.

 

P. İnşallah Demek…

Bir konuda “inşallah” deme konusudur. Bir iş yapılacağı veya yapılması düşünüldüğü zaman, Allah adı anılmalı, “Allah izin verirse, müsaade ederse” anlamına gelen inşallah denmelidir.

Allah, Kur’an’da : “Herhangi bir şey için, Allah’ın dilemesi dışında, <Ben onu yapacağım> deme, unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de, Umulur ki Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir.” (Kehfi:23-24)

Kalem Sûresinin 17. ve 20. ayetlerinde de: “Vaktiyle bahçe sahiplerini denedik. Daha sabah olmadan bahçelerinin mahsulünü devşireceklerine, istisna payı bırakmadan yemin etmişlerdi. Ama onlar daha uykuda iken bir salgın o bahçeyi kapkara etmişti.”

“İnşallah demek, insanı birçok sıkıntı ve vebalden kurtarır. Bir şey kararlaştırılırken, söz verilirken inşallah denirse o iş olmasa, söz yerine gelmese de, insan yalancı olmaz.”

Kesin işte de inşallah denmelidir. Çünkü işler Cenab-ı Allah’ın dilemesiyle olur. Yaratmasıyla olur.

Bazılarının görüşüne göre : “inşallah” denilerek yemin edilirse yemin olmaz. Talakta da “inşallah” talak olmaz. İnsanlar arasında bir şey kararlaştırılırken “inşallah” denirse ve söz yerine getirilmezse, yalancı olunmaz.

“İnşallah” demek bir zikirdir. Allah’ı anmaktır. Allah’tan izin almaktır.

Fetih sûresinin 27. ayetinde Allah gidileceğini bildirdiği halde “inşallah gideceksiniz” buyrulmuştur.

Saffat sûresinin 102. ayetinde de “İsmail Aleyhisselama: Babacığım sana emredileni yap! İnşallah beni sabredenlerden bulursun” denmiştir.

Ömrünün son anlarında peygamber (s.a.) mezarlığa gitmiş. Orada : “İnşallah biz de yakında yanınızda olacağız” denmiştir.

Bazıları “işe Allah karışmazsa“ diye söze başlıyor. Allah’ın karışmadığı, yaratmadığı bir iş mi var. Kur’an’da : “Allah’ın izni olmadan bir yaprak bile düşmez” denilmektedir.

Her sözümüz, her vaadimiz için “inşallah” demeliyiz.

Peygamberimiz (s.a.) : “Yecüc Mecüc Seddi ancak inşallah yarın aşarız” dedikleri gün aşabileceklerdir, der. (İ. Canan, Hadis Ans:17/571)

Yahudilerin teşviki ile bir grup insan, peygamber (s.a.) ‘a Ruh, Ashab-ı Keyf ve Zülkarneyn hakkında sorular sormuşlardı. Peygamber (s.a.) : “Yarın cevap veririm” buyurdu. İnşallah demediği için vahiy gelmedi. Şöyle anlatırlar :

Adamın bir eşek satın almak için çarşıya çıkar. Yolda arkadaşla karşılaşır. Arkadaşı nereye gittiğini sorunca “Eşek almak için çarşıya gidiyorum” der. Arkadaşı ”İnşallah de” deyince “Canım şimdi inşallahın yeri değil; dirhemlerim cebimde, eşekse çarşıda.” Çarşıda eşek ararken paraları çalınır. Eli boş dönerken aynı arkadaşıyla tekrar karşılaşır. Arkadaşı “Ne yaptın?” diye sorunca “Paralar çalında inşallah” der. Bunun üzerine arkadaşı onun dediğini tekrar eder ve “Şimdi inşallahın yeri değil” der.

Bir günde N. Hoca hanımına

–         Yarın eşeği hazırla oduna gideceğim, der. Hanımı :

–         İnşallah de bey! Deyince. Hoca:

–         İnşallahı Maaşallahı yok. Gideceğim işte, der.

Hoca oduna gider, koruluğa girmiştir. Eşeğini alırlar, döverler. Akşam eve sürüne sürüne gelir. Geç vakit kapıyı çalar.

–         Kim o? Diyen hanımına:

–         İnşallah ben geldim hanım! Der.

 

Q. “MAŞALLAH” Demek…

İnsan, güzel bir şey gördüğünde güzel bir çocuk gördüğü zaman, beğenilen, hoşa geden bir konuda “Maaşallah”, “Bârek Allah”, “Allah nazardan saklasın” demelidir. Bu şekilde de Allah’ı anmalıdır.

Nazarı değdiğini bilen bir insanın, güzellik karşısında “Maaşallah” dememesi günahtır. Çünkü insana bile bile zarar vermek günahtır. İnsan, organlarının işlediği günahtan mesuldür.

Meselâ; Göz zinası nasıl haramsa gözle bir şeye ve bir insana zarar vermek de haramdır.

Nazarı dokunan biri, bakarken maaşallah, Bârekellah diyerek bakarsa zarar büyük oranda veya tamamen önlenmiş olur.

Erkeğe gümüşten, kadına altından “Maaşaallah” takılabilir.

 

SONUÇ

Her yerde, her işte, her sözde Allahü Teâlâ’nın  adını anmalıyız. Biz onu anarsak o da bizi, daha hayırlı yerler ve kimseler yanında anar.

–         Karşılaştığımıza Allah’ın adıyla selam vermeliyiz, evimize girdiğimiz zaman veya birbirimizden, evden ayrılırken selam vermeliyiz.

–         Bir şey yiyip içtiğimizde, başta besmele çekmemeliyiz, sonunda şükretmeliyiz, dua etmeliyiz.

–         Yanımızda biri aksırır da “Şükür Elhamdülillah” derse “Yer hamükellah” demeliyiz. O da : “Yehdina Yehdikümüllah” demelidir. Bu müslümanın müslümana olan borçlarındandır.

–         Sık sık istiaze duası ile Allah’a sığınmalıyız.

–         Bize yardım eden faydası dokunanlara “Allah razı olsun” demeliyiz.

–         Bir işe ve bir vaad için “inşallah” demeliyiz.

–         Telefonda “önce selâm sonra kelâm” kuralını uygulamalıyız.

–         Her iş için hayırlısını dilemeliyiz. “Hayırlısını ver Ya Rabbi” diye dua etmeliyiz. İyi günler değil, hayırlı günler demeliyiz. Herşeyin iyisinden hayırlısı daha iyidir.

–         Nasılsın denince “Ehbe iyiyiz”, “Allah bundan beter etmesin”, “İyiyiz diyelim” gibi ifadeler, şikayetler yerine “şükür Elhamdülillah” diyeceğiz.

–         Bir toplantıdan, misafirlikten ayrılırken Allah’ın adını anarak kalkmalıyız. Hz. peygamber şöyle buyurur : “Bir toplantıdan dağılırken, Allah’ın  adı anılmaz ve benim üzerime salavat getirilmezse o kimseler merkep leşinden dağılan kargalar gibidir”

–         Hz. peygamber : “Ya hayır söyle ya da sus” buyurmuş. Yani söz söylediğimiz zaman, hayır söylemeliyiz. İyi alışkanlıklar kazanmalı ve çocuklara da iyi alışkanlıklar kazandırmalıyız.


Bu yazıyı 12.608 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ