BİD’AT (Sonradan uydurulan şeyler)

Halis bir Müslüman olabilmemiz için, her şeyden önce itikad düzgünlüğümüzün olması lazım. Hayat ölçülerimiz, Kur’an ve sünnet olması lazım.

Bin kusur yıl önce Alparslan şöyle demiştir:

“Halis Müslümanlarız. Çünkü bid’at nedir bilmeyiz”

Cenab-ı Allah: “Dininizi tamamladım” buyurmuş-tur. (Maida:3)

Cenab-ı Allah dinde eksik bırakmadığını ifade etmiştir. Sonradan uydurulan şeyler din dışıdır; dinle, imanla, amelle hiçbir ilgisi yoktur.

Ne yazık ki, dinden uzaklaştıkça hayatımıza akıl mantık dışı, İslam’a hiçbir ilgisi olmayan bir sürücü bid’at ve hurafeler girmiştir.

Peygamber (as) bid’at gelince sünnet gider” buyurmuştur. Sünnet gidince bid’atler gelmiştir.

Bid’at ve hurafeler, sanki İslam’ın bir emriymiş gibi algılanmaktadır. Öyle ki, bid’at ve hurafeler bazı kişi ve çevrelerde dinin önüne geçmektedir.

 

Bid’at nedir?

Bid’at, İslam’ın özüne ters şeylerdir.

Bid’at, kitap, sünnet, icma ve kıyas gibi İslam’ın dört kaynağında yer bulamayan ve sonradan ortaya çıkarılıp dindenmiş gibi yapılan şeylerdir.

Bid’at, İslam’ın tamamlanmasından sonra, sonradan uydurulan davranış, düşünce ve inançtır.

Bid’at ibadete karışacak olursa, ibadet boşa gider. Bid’atla ibadet yapılmaz.

Huzeyfe bin Yemân şöyle demiştir:

“Allah Rasûlünün ve sahabenin ibadet diye yapmadığı hiçbir ibadeti sizde yapmayın. Çünkü önce gelen sonra gelene söyleyecek söz bırakmamıştır. Ey Müslümanlar, Allah’tan korkun sizden öncekilerin izlediği yolu izleyin.”

 

Neden Bid’at işleniyor?

Dinini itikadı düzgün kimselerden ve doğru kaynaklardan öğrenip yaşayanlar bid’at işlemiyor. Bid’atı tanıdığı için onu red ediyor. Dinini bilmen, bid’atı din zannediyor.

Neden bid’at işleniyor?

İtikat bozukluğu başta geliyor. Dini iyi bilmemek insanı gerçek olmayan şeylere yöneltiyor. Yanlışı doğruymuş gibi algılatıyor.

Çok sevap kazanma arzusundan kaynaklanıyor.

Dinin emrini yapanlar çok olsun düşüncesi, bid’at uydurmaya sebep oluyor.

Atalarımız, rehberi karga olanın burnu pislikten kurtulmaz” demişlerdir.

Bir de: “Çürük baklanın kör alıcısı olur” demişlerdir. Onun için beraber olduğumuz, içinde bulunduğumuz kimseleri iyi seçmeliyiz. Bir yerde bid’at işleniyorsa, Kur’an’a ve sünnete uyulmuyor, İslam dışı işler işleniyorsa, o ortamdan uzaklaşılmalıdır.

İslam’ı kendi menfaatimize göre kolay yaşama arzusu bid’at işlemeye sevk eder.

Zararlı, faydasız geleneklerin dindenmiş gibi algılanması, bid’atları doğuruyor.

Tarikat ve mezheplerin dinin yerini alması bid’atların üreyip yayılmasına neden oluyor.

Eski dinlerin etkisi ve din düşmanlarının “İslam‘da bozuldu” imajını verme gayretleri bid’atların yayılmasına neden oluyor.

Dinde ifrata kaçmak farklılıklar ortaya koyuyor. Bu konuda peygamber (as) şöyle buyuruyor:

– “Dinde ifraftan kaçının. Sizden öncekiler dinlerindeki ifraftan dolayı helâk oldular” (Ramuz’ul-Ehadis:176/6)

Şunu açıkça ifade edelim ki, İslam’da “bana göre denmez, kötüler örnek alınmaz, dine müdahale edilmez.

Cenab-ı Allah: “Yoksa Allah’ın izin vermediği bir dini getiren ortakları mı var? Eğer erteleme sözü ol-masaydı, derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz zalimlere can yakıcı bir azap vardır.” (Şura:21) buyuruyor.

Dinde bizim seçme hakkımız yoktur. Kur’an da “Allah ve Rasulü bir şeye hüküm verdiği zaman inanmış erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Rasulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur” (Ahzab:36)

Dinde bir kısmına inanıp bir kısmını red olmaz. Kur’an’da.”

“Yoksa siz, kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünyada rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.” (Bakara:85)

 

Bid’at sapıklıktır:

Bid’atta sevap da yoktur, hayırda yoktur. Bid’at icat eden Kur’an’a, sünnete, icmaya ve kıyasa ters hareket etmiş olur.

Bunlar için peygamber (as):

“Bir kimse dinimizde olmayan bir şeyi ihdas ederse, o şey merduttur” (Riyaz’üs-Salihın:168)

“Sözlerin en hayırlısı Allah’ın kitabı Kur’an en hayırlı hidayet, Muhammed’in hidayetidir. Dinde ol-mayan şeylerin en fenaları sonradan uydurulan şeylerdir. Her bid’at sapıklıktır” (Age:169)

Bid’at işlemek, sevimsiz bir iştir. İnsanın amelini kabul olmamasına neden olur.

Peygamber (as)

“Allah bid’at sahibinin amelini bid’atı terk edinceye kadar kabul etmez” (Ramuz’ul ehadis:6/5)

Bir hadislerinde de:

“Bir grup gelir, sünnetimi karalarlar ve dinin, temizliğini bozacak şeyler söylerler. Allah’ın meleklerin ve lânet edicilerin lâneti onların üzerine olsun.” (Age:507/5) buyurmuştur.

Bid’at, bulaşıcı hastalık gibi bulaşır, ayrık otu gibi yayılır. Küflü çivi gibi zor sökülüp atılır. Bid’at işleyen, işledikçe sünnetten ayrılır gider.

Peygamber (as) bu konuda şöyle buyurur:

“Bid’at işleyen sünnetten o kadar ayrılır” (Age:369/4)

Peygamber (sav) şöyle anlatıyor:

“Mahşer günü ümmetimin arasından azap melekleri bazılarını alıp alıp götürecekler.

Ben Allah’a:

Ya Rabbi, bunlar benim ümmetimden, azap melekleri götürüyor” diyeceğim.

Senden sonra onlar neler uydurdular neler, bir bilsen!”

Aslında bid’at işleyenler iyi ve sevaplı işler işle-diklerini sanırlar Cenab-ı Allah:

“Bunlar, iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir” buyurur. (Kehf:104)

Bid’at neden çirkindir? Bid’at sünneti kovar, ibadeti imha eder. İslam’a da, Müslümana da zarar verir, ondan kötüdür.

Bid’at ibadetlerde ve itikatta kötüdür, dinde olan bir şeyi “Şöyle böyle” yapalım denilemez.

Dinde bid’at ne kadar güzel görünürse görünsün, ondan kaçınılmalıdır. Tepki gösterilmeli ve ona karşı çıkılmalıdır.

Allah Rasulü şöyle emreder:

“Bir kötülük gördüğünüzde: elinizle yok edin. Bunu yapamazsanız dilinizle yok edin. Bunu da yapamazsanız kalbinizle buğzedin. Bu ise imanın en zayıf halidir”

“Bid’at zuhur ettiğinde alim, ilmini açığa çıkarsın. Eğer böyle yapmazsa, Allah’ın lâneti onun üzerine olsun.” (Ramuz’ul-e hadis:54/9)

Mekke’nin fethinde peygamberimiz, denemek için putları kırma görevini yeni Müslüman olan Ebu Süfyan’a vermişti. Ebu Süfyan, nefretle ve şiddetle kırmıştı. Bizimde bid’atlere karşı tavrımız böyle olmalıdır.

Kur’an rehber olur, peygamber örnek alınırsa, sünnet ölçü olursa, insan bid’at işleyemez. Çünkü sün-neti terk edemez de ondan.

 

Bid’at işleyen günah işlemiş olur.

Sahte altını, sahte parayı herkesin anlayamadığı gibi, bid’atı da herkes tanıyamaz. Bid’atı tanımak onu işlememek için dinin iyi bilinmesi gerekir.

Meselâ; 13 rakamı uğursuz sayılıyor. Uçakta 13 no.lu koltuk yoktur. Binalarda 13. Kat yoktur. Otellerde 13 no.lu oda yoktur. 13 rakamı uğursuz sayılır. Bu 13 rakamının kötü olmasından değildir. Meseleyi bilen insanlarda böyle bir problem olmaz. Çünkü İslam’da uğur uğursuzluk yoktur. Bir de bu peygamber (as)a düşmanlıktan dolayıdır. Peygamberimiz (sav) Rabbiül-evvel ayının 12. Gününü 13. Gününe bağlayan gece doğmuştur da ondan.

Bid’at işleyen İslam dışı davranmış, kötü çığır açmış olur. Böylece Allah’tan da peygamberden de uzaklaşmış olur.

Peygamber (as) şöyle buyurur:

“Bid’at sahibinin duası, zekatı, haccı, namazı, sadakası kabul olmaz. Bid’at ehli, kılın hamurdan çekilişi gibi dinden çıkar” (Ramuz’ul ehadis:92/1)

 

İşlenen Bid’attan bazı örnekler:

Bazı bid’atlar yapılsın varsın, kime ne zararı var deniliyor. İslam dini 1400 kusur yıl önce tamamlanmıştır. O günden bu güne hiçbir değişikliğe uğramamış, bundan sonra da uğramayacaktır. İslam’ın hiçbir bir bid’ata ihtiyacı yoktur.

Ne yazık ki insanımız, bazı bid’atı seviyor. Hurafelerden vazgeçemiyor. Bazı örnekler:

Kur’an’ı mezarlıklarda okumak, Yasin’i sadece ölüler için okuyup ölü kitabı haline getirmek. Dirilerin Kur’an’ın mesajları ile ilgilenmemesi. İşlenen bid’atlar yüzündendir.

Ayrıca ücretle Kur’an okumak ve okutmak para ile arefe günleri Yasin, hatim satmak ne kadar kötü bir bid’attır.

Kur’an okunurken Allah rızasından başka bir şey murat edilmez.

Ölüler için çelenk Hıristiyanların geleneğidir. Fotoğrafının yakalara takılması bando ve benzeri şekilde cenazenin kaldırılması, bid’attır.

Cenazeden ibret alınır sessizce gömülür. Ona dua edilir.

Kabir şatafatlı yapılıyor, mum yakılıyor ve çaput bağlanıyor. Yanında namaz kılınıyor.

Ölümden sonra 7.40.52.gün kutlanıyor. Bid’at böyle yaşatılıyor. Bunlar dinde olmayan şeylerdir.

Yatır ve türbelerde adak, kurban kesiliyor.

Mezar taşlarına uygun olmayan şeyler yazılıyor.

Yerine getirmediği ibadetler için az bir para ile devir-ıskat yapılıyor.

Bir kesim “Kader yoktur” diyor Cenab-ı Allah’ı devreden çıkarıyor, bir kısımda alın yazısı diyerek insanın iradesini sorumluluğunu ve hesap vermeyi inkâr ediyor. Bir kesim de “Tevekke’lallah” diyerek, tevekkülü yanlış anlıyor, sırt üstü yatıyor. İslam bu değil.

Kötü rüya gören, hasta olan tuz, ekmek dağıtıyor.

Bazıları Cenab-ı Allah’la barışık değil “Tanrı” demekte ısrar ediyor.

Diğer yandan İslam’ın men ettiği putçuluk yaygın. Dizi dizi uğur filleri kitapların yerini aldı.

-Alemlerin Rabbine kulluk görevini yapamayan, kendine çeşit çeşit tanrılar ediniyor. Nefsine tapıyor, ruhlara tapıyor, ateşe, güneşe tapanlar bile var.

-Nazar değmesin diye at nalı, kemik takmak, kurşun dökmek, mavi boncuk takmak gibi.

Uğur uğursuzluk aranıyor.

Cenaze üzerine taş, bıçak koymak, alkışlamak,

Cuma temizlik, iş yapmamak.

“Salı sallanır” diyerek salı günü işe başlamamak,

Bayram sabahı silah atmak,

Mezarlığa mersin götürmek.

İstek için türbeye koşmak, eşya, yiyecek bırakmak, orada yatmak.

Alış verişte ilk aldığı parayı yere atmak.

Hactan gelenin elini, gözünü, ayağının altını öpmek.

Kefeni zemzemle yıkamak, yıkatmak.

Sünnetleri terk etmek.

İki bayram arası nikâh kıymamak.

İbadetlerin sayısını arttırmak, şeklini bozmak.

Bir insanın artığı suyu ve yiyeceği kapışmak

İmtiyazlı insan, kusursuz insan kabul etmek.

Bir kimse şifa dağıtmaz, eli eteği öpülmez. Şifa Allah’tandır.

Konya’ya Efes’e gitmenin yarım hacı olacağını kabul etmek.

Çocuğun göbeğini cami duvarını dibine gömmek.

İçkiyi, kumarı bıraktırmak için türbeye camiye şişe su koyup içirmek.

Ölen için, yeni alınan araba için, hacdan dönen için, devlet adamının gelişi münasebetiyle kurban kesmek. Kurban sadece Allah için kesilir.

Kısmeti açılsın diye çeşmenin gece açık bırakılması.

Dişi ağrıyanın mezar taşını ısırması.

Türbede yatan hastanın şifa bulacağı inancı.

Elden sabun, makas almamak.

Öğrencinin kalemini, silgisini türbe deliğine sokunca başarılı olacağını düşünmek.

Baykuş, kedi, tavşan gibi hayvanların uğursuz sayılması.

Yemin ederken, yalan söylerken ayağını kaldırmak.

Kahve fincanını kapamak manalar çıkarmak.

Renklerden, sayılardan manalar çıkarmak.

Akşam eve acı biber, sirke sokmamak.

Kötülükten korunmak için kulağını tutup tahtaya elini vurup “şeytan kulağına kurşun” demek.

Suya para atıp dilek tutmak.

Dilek taşına dilek tutmak.

Çocuğa ilk kakasını yedirmek.

İyi geçim için eşine hayız kanı içirmek.

Türbelere el-yüz sürmek

Türbeye emekleyerek girmek.

Bir yerden ayrılırken geri geri gitmek.

Kabirden toprak almak.

Türbenin etrafında dönmek, bir şey istemek.

Kulak çınlamasını yorumlar getirmek.

Gece tırnak kesmemek.

Yola çıkanların ardından su dökmek.

Doğarken annesi ölen çocuğu kötü, uğursuz saymak.

Genç ölmesin, aksakallı olsun diye çocuğun yüzüne un sürmek.

Ay-güneş tutulunca teneke, davul çalmak, silah atmak.

Hıdırellez de darda sıkıntıda olanların akıl mantık dışı yapılanlar.

Hızır’ın yaşadığı, bolluk bereket getireceği,

Dilek ve isteklerin kağıda yazılıp akarsuya veya denize atılması,

Ateşten atlayanı cehennem ateşinin yakmayacağı

Güle para bağlamak.

Soğan yapraklarına çaput bağlamak.

Sabah çiğ damlalarını toplayıp hamura ve yoğurda katmak.

Kızın başında kilit açılır evlenmesi istenir.

Ev isteyenler, hamurdan, çamurdan ev yapar.

Bereket için yemek kapları açık bırakılır.

Akşamdan hamur karılır kabarırsa, bolluk olacağına inanılır.

Zengin olmak için zenginin bahçesinden toprak alınır.

Hasta şifa bulsun diye çamaşırı gül dalına asılır.

Yılbaşında Hıristiyanlar gibi rezaletler yaparak yılbaşını benimsemek, tehlikeli bid’attır.

Yılbaşında eğlenmek Hıristiyanlara benzemek

İçki içmek.

Kumar oynamak. Bilet almak.

Hindi yemek, o güne özel yemek yapmak.

Çam kesmek.

Çocuklarımızla Noel babayı tanıştırmak. Onun hediyeler verdiğine inandırmak.

Sokaklarda soytarı kılığında Noel babayı canlandırmak.

Yılbaşında hazırlık yapmak, onların adetlerini benimsemek gibi daha birçok bid’at önceki dinlerden geçme ve cahiliye adetlerinden kalmadır. Bu bakım-dan bid’ata itibar etmediğimiz gibi asla bid’at işlememeliyiz. Allah’ın kelamı Kur’an elimizde, Allah Rasûnün sünneti önümüzde, İslam, ilk günkü gibi duruyor.

Bid’at ve hurafeler bozulan dinler için geçerlidir. Allah yanında din İslam’dır. İslam’dan başka din ara-yan sapıklık içindedir.

Bir köyde ezan okusun diye müezzinlik imtihanı yapılırken birine:

Hz. Köroğlu nebi mi, Rasul mü? Diye sormuşlar.

Düşünmüş kitap gelmedi. “Nebi” demiş. Çık demişler.

Dışardakiler ne sordular? Demiş.

Hz. Köroğlu nebi mi, Resul mü? Dediler, deyin-ce:

– Ne dedin? Demişler.

Nebi dedim” demiş.

Ne nebisi, eşkıya eşkıya! Demişler.

Beni başında ki Hz. yanılttı demiş.

Bid’atları dini işler sanmayalım. İnançta amelde diye dinden saymayalım. Dini emirmiş gibi yerine getirmeyelim.

Allah bize itikat düzgünlüğü versin, sapıtmasın, imandan, İslam’dan ayağımızı kaydırmasın.

AMİN


Bu yazıyı 38 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.