BOŞANMA NEDİR

Boşanmak, ömür boyu diye yola çıkan, mutluyuz diye yola çıkan eşlerin yoldan dönmeleri, evlilikten caymalarıdır.

Bazen bu evlilik, yıl dönümünü kutlamadan gerçekleşmektedir.

Hakim soruyor: Neden? cevap:

– Şiddetli geçimsizlik. (Anlatılanlar hepsi hiç, incir çekirdeğini doldurmayacak şeyler)

Bizi yetiştiren insanlar Allah’ın emaneti olarak aldığı eşinin ve nikahın üzerine titrerdi. Aynı yastıkta 60 – 70 – 80 yıl baş koyardı. Onları ancak ölüm ayırırdı.

Boşanmak Allah’ın en sevmediği bir iştir.

Aile açısından da basit bir olay değildir. Yuvanın yıkılmasıdır. Aile fertlerinin en kaz altında kalışıdır.

Eylül ayı idi öğretmen bir talebeme:

–          Yeni öğretim yılı hayırlı olsun’’ dedim.

–          Neresi hayırlı hocam 2800 öğrenciden 750 öğrenci boşanmış ailelerin çocukları’’ demişti.

X                            X                            X

 

            Boşanmak kimseyi mutlu etmez.

            Ayrılanların sonu hiç de iyi olmuyor. Çocuklar ortada kalıyor. Ana baba şefkatinden ve korumasından mahrum her türlü kötülüğe açık kalıyor.

Kadın dul duruma düşüyor. Kadın evlense bile dengi ile evlenemiyor. Ya kuma durumuna düşüyor, yada yaşlı biri tarafından hizmetçi olarak alınıyor. Kadın sıcak aile ortamından ayrılınca, kırık kalpli kadınlar, psikolojik rahatsızlıklar çekiyor. Bir araştırmaya göre kalp krizi riski artıyor.

Eşlerinden boşanan ve yalnız yaşayan kadınların kalp krizi geçirme riski daha yüksek..

Teksas Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, eşleriyle kavga eden kadınlar değil, kocasından boşanan kırık kalpli kadınların kalp krizi geçirme riski yüzde 60…

Uzmanlar, boşanmış on bin kadın ve erkekle anket yaptı. Araştırma sonuçlarına göre, boşanan kadınların %11.6’sı kalp krizi geçirirken, erkeklerin de %10.7’sinin kalp rahatsızlığı geçirdiği belirlendi. Uzmanlar, ikinci bir evlilik yapsa dahî, önceki mutsuz birlikteliğinde yaşadığı sorunlar nedeniyle kalp krizi geçirme riskinin ortadan kalkmadığını söylüyor. (Bugün, 08.08.2006)

Erkek açısından da iyi olmuyor. Erkek boşta kalıyor. Bir bakıma rezil oluyor. Eski eşine dönüp birleşmek istiyor, kadın ‘‘hayır!’’ deyince kurşun yağdırıyor, defalarca bıçaklıyor. Bunun haberlerini her gün okuyor ve duyuyoruz.

 

X                            X                            X

 

            Vebalsiz boşanma olur mu?

–          Cinsel hayata mani bir özür,

–          Kocanın evi terk etmesi (kadın 4 ay 10 gün bekler.)

–          Ömür boyu veya ağır hapis,

–          Haksız kötü muamele, şiddet,

–          Zina, ihanet,

–          Dinden çıkma, din değiştirme,

–          Haklı bir sebeple iki tarafın rızası ile,

–          Hastalık haline gelen yersiz kıskançlıklar,

–          Kocanın kadını Allah’a kulluktan alıkoyması gibi sebeplerle boşanılırsa, vebalsiz boşanma olur.

 

X                            X                            X

 

            Kadının dinen boşama hakkı var mıdır?

Dini nikâh kıyılırken erkeğin tam güven vermemesi halinde kadın, nikâh şartı olarak bazı isteklerde bulunup, şartlar koşabilir. Meselâ;

1-      Üzerime başka bir kadın istemem.

2-      Seni boşama hakkı istiyorum’’ diyebilir. Geçerli bir durumda da boşayabilir. (Nisa:21)

Boşanma sözcükleri Nelerdir:

  • Seni boşadım, boşuyorum, boşsun, boş ol.
  • Şu tarihte, şu olaydan sonra boşsun.
  • Boşanma niyetiyle ‘‘Defol git’’,‘‘Ananın evine git’’
  • Şöyle olursa, benden boşsun, serbestsin.
  • Sen bana haramsın, haram ol.
  • Dine, Allah’a, peygambere, kitaba, namaza sövmek, dil uzatmak, alay etmek nikâhı da imanı da götürür.

 

Birinci ve ikinci boşamadan nikah kıyılarak dönülebilir. Üç boşama olduysa, nikâhla alay etmenin cezası olarak dönmenin şartı ağırdır.

Boşama niyeti yoksa gönülden geçirme ile tehdit ve zorlama ile boşama olmaz.

Nikah imana bağlıdır. İkisinin de şakası yoktur.

Boşanmaya yemin eden, yemin kefareti verir.

Sinirlilik, sarhoşluk hali mazeret değildir.

İçten geçirme ile boşama olmaz.

 

BOŞANMANIN SEBEPLERİ NELER OLUYOR

– Evliliği huzurlu ve uzun süreli devam ettirebilmek için eşin iyi seçilmesi lazım. Sokakta bulunan sokakta kaybedilir. İnternette, evlendirme programlarında evliliğin ömrü kısa, meyvesi çürük olur.

– Bazı insanlar evleniyor ama eski alışkanlıklarını ve arkadaşlarını unutamıyor. Öyle devam etsin istiyor.

– Yuva yıkan şeyler çoğaldı ve çağdaşlık ilân edildi.

– İnsanı zapt eden günah haram duyguları unutuldu. Atalarımız: Kadını er değil, ar zapt eder’’

derlerdi. Peygamber (as). ‘‘Utanmıyorsan dilediğini yap’’ der.

– Geçimsizliklerin sebebi araştırılmıyor. Eşler kendi hatalarına bakmıyor ve problemleri çözme yoluna gitmiyor. ‘‘Bize büyü yaptılar’’ deyip, ona buna suç atıyor.

– Boşanmalar kolaylaştı. Ayrılmayı durduracak engeller ortadan kalktı. Ana baba ‘‘durun!’’ derdi, evde onlar yok. Eskiden sabır, hoşgörü ve sorumluluk duyguları vardı, şimdi mâneviyat yok. İnanç yok.

– Eskiden ihanet bilinmiyordu. İffetsizlikten korkulurdu. Şimdi müstehcenlik, dost edinme, çağdaşlık oldu. Flört serbest. İnternet gibi insanları çabuk birleştiren bir araç var. İhanetleri arttırdı.

– Şimdiki evliliklerde aşk var, sevgi yok. Aşkın gözü kör, kusurları göstermiyor.

– Bazı şeyler erkeğe mubahmış gibi görülüyor. ‘‘O erkek’’ deniliyor. Bir şey erkeğe yasaksa, kadına da yasaktır.

– Kadının iş hayatına atılması geçimsizlikleri arttırdı. Çalışan kadın daha çok boşanıyor. İş arkadaşlığı, hayat arkadaşını unutturuyor.

– Boşanmalar neredeyse evliliklerden fazla neden? Flört etme, nikahsız yaşama daha kolay.

– Nişandaki, düğündeki israf ve diğer hatalar unutulmuyor, sürdürülüp gidiyor.

– Eşler arası hak, özgürlük, eşitlik, reislik kavgaları münakaşalar, inatlaşmalar aile yuvasını temelden sarsıyor. Münakaşa edebe uygun olmuyor; ihanetler yağdırılıyor, kırıcı davranılıyor.

– Fakirlik boşanma sebeplerinin çok azını teşkil ediyor. Daha çok zenginler boşanıyor.

 

Modernleşme ve çağdaşlaşma modası, boşanmaları arttırıyor.

– Müslüman aile yapısını bırakıp batı aile yapısını tercih ediyor bize uymuyor. Kendi gelenek göreneklerimiz, kendi inanç ve kültürümüz terk edilince, zevksiz bir evlilik zoraki sun’i beraberlik oluyor.

– Bir evde sen – ben, benim senin gibi fikir ayrılığı, inanç ayrılığı olunca evlilik yürümüyor.

– Eşin güler yüzü, tatlı dili görülmüyorsa, kaba davranılıyorsa, eşe kötü adlar sıfatlar yakıştırılıyorsa, bu evlilik sürmez.

– Eşler birbirinden özür dilemesini, bilmiyorsa, kadın gözyaşını silah olarak kullanıyorsa, erkek sık sık boşanmakla tehdit ediyorsa, o evde beraberliğin tadı olmaz.

– Boşluk, sabırsızlık, şükürsüzlük ve ibadetsizlik, nikahlı yaşamayı sıkıyor.

– Kredi kartının ölçüsüz, sınırsız kullanılması, birikmiş borçlar, yatırılmayan makbuzlar sıkıntı doğuruyor.

– Maneviyatsızlık, gayrimeşru ilişkilere götürüyor. İkinci bir kapı açtırıyor, gizli nikah kıydırılıyor. Bu nikah geçerli değildir. Nikahın şartları var.

1- Mazeret olacak,

2- Hanım, çocuklar rıza gösterecek,

3- İlân olacak,

4- Eşler arasında her türlü adalet olacak,

5- Nikah gizli, şartlı, geçici nikah olmaz,

 

– Boşanma nedenlerinin başında medya geliyor. Evlere cep telefonları girdi, internet girdi. Televizyon girdi, müstehcen dergi ve gazeteler girdi. Her an aile yuvalarını tehdit ediyor.

Mesajlaşılı veriyor, tıklanı veriliyor.

Televizyon ve diziler kötü örnekler sunuyor. Cinsellik, şehvet, ihanet, müstehcenlik, ortak konu.

Bunlar utanmayı yok ediyor, sapık düşünceler akla getiriyor. Taciz, tecavüz olaylarını arttırıyor. Ahlakı yıkıyor. Ahlakla beraber yuvayı yıkıyor.

Medya, bizi değerlerimizden koparıyor. Yabancıların yozlaşmış kokuşmuş değerlerini diretiyor. Nikahsız metres hayatını telkin ediyor, bu hayatı özendiriyor. Namustan, edepten, insanlıktan nasibi olmayanlar, örnek diye sunuluyor. Müstehcenliğin teşhiri yapılıyor. Bu durumda kimliğini kişiliğini kazanamamış gençler nasıl dayanır?

Bir örnek vermek istiyorum. Erzurum da bir otelde 2003 yılında fuhuş yapan bir kadın 3 ayda 1335 kişi ile beraber oluyor. Kadının AIDS’li olduğu anlaşılıyor. Kadınla beraber olanlar kadını görsün ve tedavi olsunlar diye kadının resmi belirli yerlere asılıyor. Mahalli gazetelere veriliyor.

Bizim medya ayaya kalkıyor:

–          Bu insan haklarına aykırıdır.

–          Kadın teşhir edilemez. Yaygaraları yapıyor. Peki 1335 kişi tedavi olmazsa ne olacak, ailesi çocukları ne olacak? İşte bizim medya!

 

Sosyal Ekonomik Araştırmalar Merkezi (SEKAM) Savrulan Dünyada Aile Konulu Sempozyum düzenlenmiş ve sonuç bildirisinde şöyle denilmiştir: (6 Nisan 2011 Yeni Akit)

 

‘‘Ailenin bölünmesi, parçalanması, tek ebeveynli ailelerin giderek artması, boşanma oranlarının yükselmesi, evlilik dışı beraberliklerin çoğalması, nesebi gayr-i sahih çocukların artması, kültürel ve ahlaki değerlerde yozlaşma, suç oranlarının artması, uyuşturucu kullanımı, bireysel ve toplumsal şiddetin yaygınlaşması, kimlik bunalımı, psikolojik rahatsızlıklar, tatminsizlik vb. gibi bireyi ve toplumu tehdit eden problemler giderek artmaktadır. Türkiye ise modern zihniyetten ve yaşama biçiminden aldığı paya paralel bu ve benzeri problemleri her geçen gün artan bir ivmeyle yaşamaktadır.’’

Farklı numaralı ayakkabı giyilse, rahat edilir mi? İnanç kültür farklılıkları da insanı sıkar.

‘‘Ömür boyu evet!’’ diyenler birkaç ay sonra şiddetli geçimsizlik sebebiyle mahkeme yoluna üşüyor. Adam bahçede yüzüğünü arıyormuş. ‘‘Nerede kaybettin?’’ demişler. ‘‘Evde’’ demiş. ‘‘Neden evde aramıyorsun?’’ demişler. ‘‘Ev karanlık da…’’ demiş.

 

            KİMLER BOŞANIYOR?

            – Boşanma olaylarında en çok evliliğe hazırlanmamış gençler, hem daha çok hem de çok çabuk boşanıyorlar. Evin düzenini kuramıyorlar.

– Evliliğe kendi kendilerine karar vermiş, ölçü tanımayan gençler, gene kendileri boşanmaya karar veriyor. Kendim ettim kendim buldum oluyor.

– Dayak kadını canından bezdiriyor. Boşanmayı akla getiriyor. Bir insan dövülüp dursun istemez. Kadının yakınları da buna tahammül edemez.

– Ailelerimizin ihanetlere, yalanlara, aldatmalara tahammülü olmuyor.

Bazen bu intikam duyguları ile karşı tarafa da yansıyor.

– Atalarımız: ‘‘Yuvayı dişi kuş yapar’’ demiş. Ama yuvayı dişi kuş da yıkabiliyor. Evde boşluk, televizyon dizileri, gezip tozmalar, kadını değiştirebiliyor.

– Evde kaynana gelin geçimsizlikleri, ‘‘Ben mi o mu’’ inatlaşmaları, yuva yıkıyor. Kaynananın müdahalesi veya istenmemesi yıkılışı kolaylaştırıyor.

Kaynana gelinine ilk gün: ‘‘Bak ben gülü yakama takarsam yanına gelme. Eğer kulağıma takarsam neşeliyim demektir’’ diyor. Sınır koymak istiyor.

Gelin hiç aldırmıyor ve: ‘‘Ben kumandayı alır televizyonun karşısına otururum, sen gülü nerene takarsan tak’’ diyor. İşte durum bu…

– Mahremiyete riayet edilmemesi, komşu, arkadaş, senli benli olunması, ihanete götürüyor veya şüphe ve kıskançlık duygularını harekete geçiriyor. Sonuç mağlum…

– Özel kurslar, ayrı cinsten sekreterler arasına şeytan giriyor. Ateşle barut bir arada durmuyor. Çünkü iki cins her zaman birbirini arzular.

– Erkeğin alkol, kumar nedeniyle evin ihtiyaçlarını karşılayamaması boşanma nedeni olabiliyor.

– Çalışan kadın iş hayatına atılması para kazanması, arkadaşlar edinmesi, aileden soğumasına neden oluyor.

Çalışma hayatında kadın, birçok şeyle karşılaşabiliyor, iş arkadaşlığı, evlilik düşmanı. Hele kapalı yerlerde çalışan erkek kadın birbirini ayartabiliyor.

Bazı şeylere dikkat edilmezse, giyim, davranışlar, karşı tarafa mesaj olarak gidiyor. Kapı aralanmış oluyor. Karşı taraf tahrik edilmiş oluyor.

 

Bir bayan telefonda:

– Aynı yerde çalıştığım akrabam durup dururken beni öptü. Bunda benim günahım var mı? diyordu.

Kadın çalışmasın demiyoruz. Çalışsın, uygun kişilerle, uygun ortamlarda çalışsın. Bazen kadın ne kadar kendini korursa korusun karşı tarafın tuzağına düşebilir.

Bugün çalışan kadınlar daha çok boşanıyor. Araştırmalara göre boşanma davalarını açan kadınların %80’ni çalışan kadınlar olduğu açıklanmıştır. (1-12-2003 – Türkiye)

A.B.D. de yapılan bir araştırmaya göre: İş arkadaşlığının evliliklerin düşmanı olduğu açıklanmıştır. 7 yıl süren bir araştırma Wall Street Journal gazetesinden yayınlanmış ve      ‘‘iş yerinde karşı cinsten çok sayıda kişi bulunması, evliliklerin %70 oranında bozulmasına yol açıyor.’’ denmiştir. (15-11-2003 Vakit)

Bugün internet hiç birbirini görmeyen ve tanımayan insanları buluşturuyor. Böylece yuvalar yıkılıyor.

Bugün en çok boşanma nedeni denkliğin aranmamasıdır. Ölçü fizik, müzik oluyor. Ön planda aşk oluyor, o da karın doyurmuyor.

 

            KADIN NEDEN DÖVÜLÜR?

            Dayak, değil kadına hayvana bile atılmaz. Dayak, cahil insan işi ve cahiliye adetidir.

Bazıları kadın milleti değil mi? deyip kadını farklı, aşağı bir varlık olarak görüyor. Başarısızlığını, beceriksizliğini kadından çıkarıyor. ‘‘Eşeğinden alamayan semerinden alır’’ derler ya işte buda böyle.

Dayak atmayı kahramanlık gibi görenler oluyor. Ailede dayakla otorite kurmak istiyorlar. ‘‘Kadının sırtından dayağı, kucağından çocuğu eksik etmeyeceksin’’ diyerek bıyık buruyorlar.

Bu kabalık karşısında şiddet gören kadın rezil oluyor. Gittiği karakolda şikayetçi bile olamıyor. ‘‘Kocam değil mi, döverde severde’’ deyip, şerrinden korktuğu koca evine dönüyor.

 

Bu konuda peygamber (as) diyor ki:

– ‘‘Kadınları döven erkekler, hayırlı kimseler değildir.’’ (R.Salihin:320)

– Ne oluyor beylere ki, hanımlarını köle gibi dövüyorlar, eşek gibi dövdükten sonra akşam yanlarına yatmak olacak şey mi? (Buhari, Nikah:93)

– ‘‘Kimse hanımına buğzetmesin. Zira hoşlanmadığı huyları varsa, ona karşılık memnun olacağı huyları da vardır. (R.SAlihın:273) buyuruyor.

Kadın suçlu olsa bile, onu dövmek cezalandırmak kocanın hakkı değildir.

 

Peygamber efendimiz, bir gün: ‘‘İnsanların en kötüsü (şerlisi), ailesine (hanımına, çocuklarına) sıkıntı verendir.’’ buyurdu.

Ashab-ı Kiram sorar: ‘‘Aileye sıkıntı vermek, nasıl olur ya Rasulallah?’’

Peygamberimiz cevaben şöyle buyurur: ‘‘Kişi, eve geldiğinde, hanımı ürperir, çocuğu korkar, aile efradı üzülür, aile reisi evden çıktığı zaman hanımı ve çocukları rahatlar, sevinirse aileye sıkıntı vermiş olur. Bunu yapan da insanların en şerlisidir.’’

 

Geçimsizliklerin sebeplerinden biride kötülüklerin anası olan alkoldür. Öyle aileler var ki ekmek parası oluyor alkol parası. Alkol alan her fenalığı yapabiliyor; dövüyor, öldürüyor.

Aslında kadına şiddet erkeklik değil ürkekliktir.

 

            BOŞANANLARIN SAYISI AZALTABİLİR Mİ?

            Bugün nice kavgalar önlenebiliyor. Nice dargınlar barıştırılabiliyor. İstendikten sonra iki insan aralarındaki soğukluğu giderebiliriz. Veya devreye girilir araları bulunabilir.

Cenab-ı Allah: ‘‘Karı kocanın arasının açılmasından korkarsınız iki tarafın ailesinden birer hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse, Allah onların aralarını bulur. Allah her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.’’ (Nisa:35) buyurur.

Demek ki, araya girmek, barıştırmak dinimizin bir emridir.

Şimdi ne oluyor iki gencin kavgasına aileler karışıyor.’’ Bırak şunu’’ deniliyor. Baba, sofrada yer mi yok gel diye evin kapısını açıyor.

Eskiden: ‘‘Kapıdan kovsalar bacadan gir’’ ‘‘Ölün çıksın o evden’’ ‘‘Senin ananda babanda bu, evin bu’’ derlerdi. Aileler uzun ömürlü olurdu.

 

Dinimiz evliliği teşvik etmiş (Nisâ:3, 24) karşılıklı haklara riayet edilmesini (Bakara:228, 233), iyi geçinilmesini, evlilik bağının korunmasını, geçimsizlik söz konusu olduğundan hoşgörülü olunmasını, hakemler vasıtasıyla eşlerin aralarının bulunmasını (Nisâ: 19,34-35,37) geçinme imkânı kalmadığından güzellikle evliliğin sona erdirilmesini istemiştir. (Talâk:6-7,12)

 

Peygamberimizin ifadesine göre: ‘‘Allah’ın hiç sevmediği helâl, boşanmaktır.’’ (Ramuz el-Ehadis:8/2)

– ‘‘Birbirinin yüzüne sevgi ve şefaatle bakan eşlere Allah rahmet nazarı ile bakar.’’ (Age:1/99)

– ‘‘Üç kişiyi Cehennem ateşi yakmaz; kocasına itaat eden kadını, ana babaya hürmet eden evladı, eşinin kıskançlığını sabreden kadını.’’ (Age:267/5)

–  ‘‘Kişinin ailesini ihmal etmesi, ona günah olarak yeter.’’ (R.Salihin:293)

Dinimizin koyduğu kurallar vardır. Onları uyulursa problem yok denecek kadar az olur. Eşler birbirini Allah için sever, Allah için katlanırsa İslam, insanı güzel huylu yapar. Sabrı, şükrü öğretir. Namaz oruç kötülüklerden uzaklaştırır. Helal lokma eve huzur ve mutluluk verir. Yuva yıkan zina, onlardan uzak olur. Zinaya götüren davranışlardan günah diye kaçılır.

Gençlere kusurları hoş görmek, özür dileye bilmek ve empati yapmak öğretilirse, ev kavga alanı olmaz.

Bu işte benim payım yok mu? Benim hiç mi hatam yok’’ denilebiliyorsa, dargınlığa, kavgaya gerek kalmaz.

Kavga tek taraflı olmaz. İki taraf zıtlaşır, atışır ve birbirine sataşırsa o zaman kavga olur. Eşlerden biri cevap vermez, susarsa, ne kavga olur nede dövüş.

Geçmişin olaylarını, hatalarını öne sürüp durmak, pişmiş aşa su katar. ‘‘Kol kırılır yen içinde’’ derler. Aile sırları dışarı vurulmazsa, problemleri zaman halleder.

Eşler mantıklı davranır, şüphe uyandıracak hareketlerden kaçınır, dürüst ve namuslu yaşarlarsa, yuvayı kim yıkabilir? Unutmamak gerekir ki, aileyi inançlı ve namuslu insanlar ayakta tutar.

Bir önemli husus da şu veya bu nedenle hanım ve çocuklar ihmal ediliyor. Evin ihtiyacı karşılanmıyor. Hizmet diye bazı insanlar yanlış yönlendiriliyor. Hatta ana baba bile terk edilebiliyor. Halbuki Allah’a kulluktan sonra ana baba, eş evlat hizmeti gelir.

Diline eline sahip olamayan eşler oluyor. Kutsal değerlere sövenler oluyor. ‘‘Allah’ına, kitabına’’ diye başlıyor. Eşinin namazına, örtüsüne saldırıyor. Bakın imanla nikahın şakası olmaz. Dini değerlere sövmek insanı küfre götürür; ne iman kalır nede nikah. Bazıları boşama sözcüklerini sık sık kullanıyor. O farkında değil, nikah gidiyor, nikaha bağlı olan imanda gidiyor. Nikah tazelenmeden o kişiler beraber olamaz.

Burada tavsiye edeceğim bir şey var. Kusursuz insan olmaz. Bilerek bilmeyerek hatalar yapılıyor. Hem nikahı tazeleme, hem de aile bağlarını kuvvetlendirme açısından ana baba kardeş veya yetişkin çocukların yanında: ‘‘Ben seni seviyorum, sen benim eşimsin, sende beni eş olarak kabul ediyor musun? denilince, ‘‘evet’’ sözcüğü ile nikah tazelenmiş olur. Merasime, hocaya gerek kalmaz.

Boşanmak isteyenler kendini hep haklı görebilir. Sebep de bir hiç olabilir. Yakın arkadaşların veya aile fertlerinin iki tarafı dinleyip, sonrada bir araya getirip:

– ‘‘Sebep bu mu? Bunun için boşanılır mı? dense, inanıyorum iş orada biter. Bu yolla bir çok aile yuvasını kurtardığım için biliyorum.

Aile yuvalarının yıkılmasında, evli bir insana musallat olan namussuzlar rol oynuyor. Ayartıyor.

Bu çok büyük bir günahtır. Ayrılma olayında yer gök titrer. Boşanma Allah’ın sevmediği bir olaydır.

Yuva yıkanın yuvası yıkılır. ‘‘Men Dakka dukka’’ derler. ‘‘Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste’’ denmiştir. Allah bir zalimi ona musallat eder.

Yapılan işlerin bir yansıması bir karşılığı vardır. Cenab-ı Allah: ‘‘Başınıza gelenler yaptıklarınız yüzündendir.’’ buyurur.

Peygamberi (sav) de: ‘‘Başkalarının iffetine namusuna dokumayın ki kendi kızlarınız ve hanımlarınız namuslu kalsın’’ buyurmuştur. (Seçme Hadisler: 143/11)

Şöyle güzel bir örnek var. Bey sarraf, hanım evde eve her gün sütçü, süt getiriyor. Hanım kabı uzatıyor, sütçü sütü katıp gidiyor. Bir gün sütçü kadının elini tutuyor. Kadın süt kabını adamın suratına indiriyor. Akşam kadın soruyor: Bey bugün ne halt ettin ki, her zamanki sütçü benim elimi tuttu? diyor. O gün bey, bilezik alan bir bayanın elini kötü niyetle tuttuğunu hatırlıyor.

İyilik de iyilik olarak yapana, yapanın yakınlarına yansır. Kötülük de kötülük olarak yansır.

Ailedeki problemlerin çözümü daha çok dinidir. İnanan insan karşı tarafa zarar vermez. Allah’ın emaneti olarak almıştır, onu incitmez. İslami olmayan hayat ve çözüm aileyi kurtarmaz.

Sonuç olarak, hatalar tamir edilebilir. Özür dileme hatanın tekrar edilmemesi ve hatanın yüze vurulup durulmaması ortamın yumuşamasına neden olur.

Kurulan yuvaları devam ettirmek, sabırla ve anlayışla daha kolay olur.

Rabbim, insanımızı korusun, ailelerimizi korusun. Ailelerimize hayırlı nesiller yetiştirmek nasip etsin.


Bu yazıyı 856 kişi okudu.

1 Yorum

  1. ALLAH yazandan derleyenlerden razı olsun ben kendı adıma cok faydalanıyorum bıldıklerımızı sankı unutmusuz sızler hatırlattınız ve aydınlattınız bızlerı tşkler sızlereALLAHAemanet olun

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.