Boşanma

Milletleri, millet yapan ve ayakta tutan ailedir. Aileye, evliliğe önem vermeyen toplumlar helâk olmuştur.

Gizli talimatlara göre;

-“Genç nesilleri ahlâka aykırı telkinlerle ifsad ediniz”

-“Aile hayatını yıkınız”

-“Sanatı zayıflatınız, edebiyatı müstehcen ve şehevi bir hale sokunuz”

-Türk milletini ahlâk, milliyet, din ve gelenekleri bakımından çürütünüz; zinayı ve ahlâksızlıkları teşvik ediniz. (İhânet plânları-Kemal Yaman) (Gizli Devlet ve Fesat Programı Cevat Rifat Atilhan)

Millet Düşmanlarının üç hedefi vardır :

-Aile

-Gençlik

-İslâm

Tehlikenin boyutu korkunç. Şer güçler vargücü ile çalışıyor. Boşanma, görülmemiş şekilde artıyor. Şeytan işi pislikler her geçen gün yayılıyor.

Birinin ıslahını isteyen, dua bekleyen ve gözyaşı döken bacılarımızın durumuna dayanamıyorum. Ortada acımasızca terk edilmiş, çocuklara için için ağlıyorum. Bu eseri, bu nedenle faydalı olabilir miyim ümidi ile hazırladım.

Bu bölümde şu konulara yer vereceğiz:

-Aile yuvaları nasıl kurulmalı, nasıl korunmalı, yıkılmaması için neler yapılmalıdır?

-Ailede kadına ve erkeğe düşen görevler nelerdir?

-Kaçınılması ve yapılmaması gereken hatalar nelerdir? Eşler birbirine nasıl davranmalıdır?

-Boşanmanın sebepleri nelerdir?

-Boşanma neden Cenab-ı Allah’ın sevmediği bir iştir gibi konulara değinilecek ve bu soruların cevapları verilecektir.

Aile yuvalarını korumak, hepimizin görevidir. Hatta bizi yönetenlerin de görevidir.

Rtük yasasına göre;

-Genel ahlâkı dejenere eden,

-Gençliğin ahlâkınını bozulmasına neden olan,

-Aile yuvalarının bozulmasına neden olan yani ahlâka, gençlere ve aileye kötü yönde etkileyen filmler, diziler, sahneler, sözler suçtur.

Halkın tepkisini gösterebilmesi için ücretsiz hat tahsis edilmiştir. Alo 178. Bu hat ücretsizdir.

Üzüntü ile söyleyeyim ki, bu hattı gerektiğinde kullanmıyoruz. Aile yuvalarına yapılan saldırıları hepimiz seyrediyoruz, göstermemiz gereken tepkiyi göstermiyoruz.

 

BOŞANMA NEDİR?

            Boşanma, nikâh sorumluluğundan kaçma ve kurtulmaktır. Kurtulmak denemez; Çünkü çoğu zaman problemleri, üzüntü, sıkıntı ve sefaleti  beraberinde getirir. Kötülüklere neden olur.

Eğer boşanma nefsi ve keyfi ise nedâmete, haksızlığa ve zulme sebep olur. Erkek, nasıl olsa olur gider de, olan kadına olur ve çocuklara olur. Boşanma, kadına ve çocuklara yapılabilecek en büyük kötülüktür, azaptır, sahipsiz bırakmaktır. Bu nedenle boşanma, Cenab-ı Allah’ın hoş görmediği bir iştir. Allah Rasûlü’de : “Boşanma sözcüğünden yer gök titrer” demiştir.

Boşanma, veballi bir iştir. Dinimizde, kültürümüzde aile çok önemlidir. Cenab-ı Allah ve Rasûlüllah, evliliği emreder. Kız, “Allahın emri, peygamberin kavli” diye istenir. Allah adına söz verilerek evlenilir. O zaman eş, Allah’ın bir emaneti olur. Allah’a söz verildiği için ahde vefâ gerekir. Yarın boşanana Cenab-ı Allah sorar :

-Ne sebeple boşandın, bana verdiğin sözü neden tutmadın? der. Benimle neden alay ettin? der.

Atalarımız, “ömür boyu” der, bir yastığa başkoyardı. Kadın baba evine bırakır gelirse, geri getirilir; “kapıdan kovarsa bacadan gir” denir, geri dönüş ümidi verilmezdi. Toplumda boşanma, hoş karşılanmazdı. Bunun için bir evliliği ancak ölüm ayırırdı. İnanç vardı, sorumluluk anlayışı vardı. Eşler birbirinin yükünü taşımayı, birbirine katlanmayı, hem insani hem de dini görev bilirlerdi. Kötülüğe sebep olurum diye Allah’tan korkarlardı.

Ya şimdi böyle mi? Çok değiştik. Boşanmak moda oldu.

Okullar açılmıştı. Bir meslektaşıma ;

-“Hayırlı olusun” dedim. Dedi ki :

-“Ne hayırlısı hocam. Okulda 2800 öğrenci var 750 öğrenci, boşanmış ailelerin çocukları… Ne olur bu yavrular?…

Ailenin kutsallığı kalmamıştır. Değişim çok hızlı. Aileyi yıkan sebepler artmıştır. İllere göre %50’ye varan boşanma oranları vardır.

İnsanımız eskisi gibi manevi sorumluluk taşımıyor, eskisi gibi güçlü değil. Vefasız, zevkine düşkün hale geldi.

Bazı insanlara köpek beslemek, çocuk beslemekten daha kolay geliyor. İnsanımız rahat yaşamak istiyor, çocuk kahrı çekmek istemiyor.

Bugün bazı evlilikler nişan devresi kadar sürmüyor. Bir ay sonra haydi mahkemeye. Hakim soruyor :

-Sebep,

-Şiddetli geçimsizlik.

Birkaç ayda ne oldu ki, şiddetli geçimsizlik ortaya çıkıverdi?

Aile, kişinin huzur bulduğu ortamdır. Eskiden “Anan da budur, baban da” denirdi. Eşler birbirine bağlı idi. Son zamanlarda “Hak, özgürlük, eşitlik” derken ailede kavga başladı. Saygı, sevgi, itaat kalmadı. Kedi ile köpek gibi kavga edilir hele geldi.

Medya, kavgayı, boşanmayı körükledi… Yayınlar aile anlayışını yıktı; kötü örnekler sergiledi. Evlendiği, beraber olduğu insanların sayısını bilmeyenleri devamlı ekranlarda tuttu. O diziler yanlış mesajlar verdi. Manevi değerler yıkıldı, iffet, ahlâk hayâ yok edildi. Zina, ihânet, ahlâksızlık ve iffetsizlik normal ve çağdaş gösterildi.

Avrupa’da evlilik öncesi flörte hayır yürüyüşleri yapılırken, kampanyalar açılırken, flört teşvik edildi, göz yumuldu. Mutaasıp aileler bile tepki göstermedi. Çağdaşlık adına ne âr kaldı, ne de hayâ. Hayvanları bile geride bırakan müstehcenlik aldı yürüdü. Evlere kadar girdi. Ev kirlendi. Tek kelimeyle aileyi yıkan ne varsa çağdaş sayıldı, çağdaş ilân edildi.

Bu yayılan ahlâksızlığın cazibesine kapılanlar, evini, tertemiz hanımı ve yavrularını görmez oldu.

Eskiden imanın, islâm’ın şartlarını bilmeyenlerin, nikâhını kıymazlardı. Aileye manevi bir güç veren dini nikâh unutulmazdı. Şimdi inkâr ve dinsizlik yayıldı. Evlilikle alay edilmeye başlandı.

Evliliği ayakta tutan “günah”, “haram” kavramları unutuldu, unutturuldu. Günahlarla haramlarla daha işin başında nişanlar, düğünler yapılmaya başlandı. Gizli nikâhlarla, nikâh öncesi ilişkilerle evliliğe gitmek, moda oldu. Yasağın adı, arkadaşlık oldu.

Eşlerde aranan ölçüler değişti. Ömür boyu beraber olunacak, uyumlu evliliğe sadakat gösterecek insan seçilmiyor. Seçim yüz güzelliğine ve mala göre yapılmaya başlandı. Dinin koyduğu denklik ve ölçüler unutuldu.

Biraz bir şeyler kazanan, evdeki gül gibi, tertemiz eşini bıraktı, bataklığın geçici gülüne yöneldi.

İşin ahlâki ve mânevi tarafı kalmadı. Zaman zaman hep sormuşumdur. Acaba bu husuzsuzluğun içinde % kaç insan nikâhlı yaşıyor? Boşanan çok, birde dinen nikâhlı olan ne kadar acaba?… Kaç kişi nikâhlı yaşıyor dersiniz?

 

AİLE YUVALARININ YIKILMAMASI İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

            1.Seçimin baştan çok iyi yapılması lâzım. Eş olur mu olmaz mı? Sözünde durur mu durmaz mı? İffetini ve ailenin namusunu korur mu korumaz mı? İnancı var mı yok mu? Aile yuvasının yükünü taşır mı taşımaz mı? Çok iyi araştırmalı, ona göre karar verilmelidir.

Aşkın gözü kördür. Mantıklı seçim yapılmalıdır. Kuru aşk, kuru sevgi mutlu etmez. İki insanı bir arada tutamaz.

İslâm’da aileyi geçindiremiyecek durumda olanla evlilik haramdır. İslâm müsaade etmez.

-Kaba, kırıcı, dövüp sövecek olanla evlenilmez.

-Çocukları yetiştiremiyecek olanla evlenilmez.

-Huysuzla, iffetsizlikle, alkolikle, kumarbazla evlenilmez.

-Ahlâkı bozuk olanla evlenilmez.

-Geçici düşünce, taşıyanla evlenilmez.

-Sırf nefsi tatmin için evlenilmez de, boşanılmaz da.

Sokrat : “İşini aşını, eşini bil. Eğer eşin iyi çıkarsa, mutlu olursun, kötü çıkarsa filozof olursun” demiştir.

Sevgili Peygamberimiz : “Kadın dört şey için evlenilir. Soyu, malı, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı tercih et mutlu ol” buyurmuştur.

Cenab-ı Allah bazı uyarılarda bulunmuştur.

1.”İman etmedikçe putperest kadınla evlenmeyin, beğenseniz bile. İman etmedikçe putperest erkeğe kız vermeyin. Beğenip hoşunuza gitse bile. Sizi cehenneme çağırır…” (Bakara : 221)

2.”Kadınlardan iffetli, zina etmemiş, gizli dost tutmamış olanlar helâldir.” (Mâida : 5)

3.”Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez. Zina eden kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenir. Bu mü’minlere haram kılınmıştır. (Nur : 3)

4.”Kötü kadınlar, kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkeklerde temiz kadınlara yaraşır.(Nur : 26)

5.”İnanan kadınları, kafirlere vermeyin. Onlar onlara helâl değildir… (Mümtehıne : 10)

Bu âyetlere göre inançlı bir insan, inanmayan biri ile, ahlâklı bir insan ahlâksız biri ile evlenmeyecek ve evlendirilmeyecektir.

-Boşanmayı akla getirmemek, teleffus bile etmemek ve boşananları örnek almamak.

2.Aile yuvası kurulduktan sonra iki yarım bir bütün oluşturmuştur. “Sen”, “Ben” bitmiş “Biz” olmuştur. Benlik ortadan kalkmıştır. Beraber yükün altına girilmiştir. Ailenin namusu müştereken korunacaktır.

Nur Sûresinin 31. ayetine göre kadın-erkek ikiside ırz ve namuslarını koruyacaklardır. Kadına namus nasıl gerekli ise, erkeğe de gereklidir. Oda namussuzluk yapmayacaktır. Adam gibi davranacaktır.

3.Erkek, kadının hakkına riayet edecektir. Kadın ne bekler :

-Anlayış bekler hoşgörülü davransın ister.

-Sevgi bekler, bunu hissetirsin ister, söylesin diye bekler.

-Eve bağlılık ister…

-Bazı şeyler beraberce konuşulsun, beraber karar verilsin ister.

-Lüzumsuz kıskançlık istemez.

-Aile içi sırları yaymasın ister.

-Sorunlar, evin işi, çocukların bakımı yetiştirilmesi, paylaşılsın ister.

-Yaptığı takdir edilsin, küçümsenmesin ister.

-Onuru kırılmasın, bağırıp çağrılmasın, dövülüp sövülmesin ister.

-Başkalarının yanında sahip çıkılsın ister.

-Kocalık hakkı denilerek ezilmesin ister.

-Ana, baba, kardeş ve yakınlarına ziyarete izin verilsin ister.

-İbadet etmesine, örtünmesine ve dinini öğrenmesine izin verilsin ister. Peygamber (AS) şöyle buyurur :

-“Kadınlar hususunda Allah’tan korkun. Çünkü siz onları Allah adına aldınız (İbn-i Mace Manasik : 84)

-“Kadınları döven erkekler hayırlı kimseler değildir.” (R. Salihın : 277)

-“Dövüpte hangi yüzle yatağına yatacaksınız”

-“Hayırlı olanlarınız kadınlara karşı hayırlı olanınızdır” (R. Salihın : 276)

-“Sizden biri kadınına buğzetmesin. Onda hoşlanmadığı huyları varsa, memnun olacağı huyları da vardır.” (R. Salihın:273)

Biri Hz. Ömer’e hanımından şikayete gelir. Kapıda iken içerde Hz. Ömer’in azarlandığını duyar, geri döner. Geldiğini fark eden Ömer (ra) yetişir; “niye döndün?” der. Adam durumu anlatır. “Şikayete gelmiştim, senin hanımına ses çıkarmadığını duyunca döndüm” der. Ömer (ra) :

-“Nasıl cevap vereyim, o benim evimi idare ediyor, yemeğimi yapıyor, çamaşırımı yıkıyor, çocuklarımı bakıyor” der.

Adam, huysuz hanımına tahammül ediyormuş. Namaza durunca da Allah’ın lütfu Kâbe’yi görüyormuş. Bir arkadaşı da bu zevki onunla beraber tadarmış. Bir gün o zevki bulamamış. “Ne oldu?” demiş. Cevap : “Bizim hanım öldü de…” demiş.

-Kadın, erkeğim güçlü, disiplinli olsun evi idare etsin, beni korusun kollasın ister. Çünkü kim ne derse desin evin reisi erkektir. Aklı başında hiçbir kadın bunun aksini düşünmez.

4.Kadın da erkeğin haklarına riayet edecektir. Kısaca erkek kadınından neler bekler?

-Anlayış ve sabır bekler. İşim, imkânım göz önünde bulundurulsun ister.

-Sevgi, saygı ister, sözüm tutulsun ister.

-Hayalci olmasın ister…

-İşten gelince güler yüzle karşılasın, rahatlatsın, dinlendirsin, halimi sorsun ister.

-Benimle tartışmasın. Bana cevap vermesin ister, inat etmesin ister.

-Beni olduğum gibi kabul etsin ister. Beni, kazancımı,evliliğimi başkaları ile kıyaslamasın ister.

-Çok konuşmasın ister.

-Kazancımı israf etmesin ister.

-Küçük şeyleri büyütmesin ister.

-İzin almadan bir şey yapmasın, gezip tozmasın ister.

-Kendi iffetini, evin namusunu korusun ister.

-Lüzumsuz kıskanmasın, dedektiflik yapmasın ister.

-Pasaklı olmasın ister. Yemeğe özensin ister, temizliğe özensin ister.

-Kendisinden başkası için güzel görünmeye çalışmasın, kendisine güven versin ister.

-Akşam güler yüzle karşılasın, sabah da uğurlasın ister.

Hz. Peygamber der ki:

-“Kocası kendisinden memnun olduğu halde ölen kadın, cennete girder” (R. Salihın : 284 + Tirmizi Rada : 10)

-“Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadının kocasına secde etmesini emrederdim” (R. S. 283+Hadis Ans. 17/188)

Kur’an’da:

-“Erkek ailede idareci ve hâkimdir” (Nisâ : 34) denir.

Veda Hutbesinde :

-“Kadınlara hayrı tavsiye edin. Onlar sizin yardımcılarınızdır. Açık bir kötülük işlerlerse yataklarını ayırarak hafifçe zezalandırabilirsiniz. Eğer size itaat ederlerse, onlar hakkında yapacağınız başka bir şey yoktur. Onların sizin üzerinizde hakları olduğu gibi sizinde onlar üzerinde hakkınız vardır. Sizin onlar üzerindeki hakkınız ; onların ihânet etmemeleri ve sevmediğiniz kimseleri eve almamaladır. Onların sizdeki hakkı da giyecek, yiyecek ve barınacak konusunda onları mahrum etmemenizdir” buyrulmuştur.

Kur’an’da şöyle buyrulmuştur :

“Kadınlarla güzel geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız sabredin. Hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir” (Nisa: 19)

5.Beyin işi bozulabilir, işsiz kalabilir veya az kazanabilir, borçlu duruma düşebilir. O zaman hanım sabredecek, yardımcı olacak ve en büyük destek vererek, yuvayı ayakta tutacak. Sıkıntılar paylaşılınca hafifler; sıkıntıları paylacak.

Bazı şeylere hanım “Peki” diyecek veya susacak. Yanlışta olsa sükut edecek, ateşe körükle gitmeyecek. Bir taraf “Peki” derse tek taraflı kavga olmaz. Yuvada yıkılmaz. En çok sıkıntı ve sinirlilik hallerinde ne olursa oluyor…

6.Eşler arasında herhangi bir problem olursa büyükler devreye girmeli, komşular devreye girmelidir, dostlar devreye girmelidir. Barış ortamı hazırlanmalıdır. Bu konuda her yola başvurulmalıdır. Peygamberin ifadesine göre üç yerde yalan caizdir. Bunlardan biri, aile yuvasını yıkılmaktan kurtarmak içindir.

İki tarafta anlayış göstermek, fedakârlık yapmakla yuvayı ayakta tutacak… Birbirine katlanacak, birbirini anlayacak, birbirinin yükünü taşıyacak ve o zaman aile yuvası ayakta duracak.

7.İslâm, aileyi ve ferdi korumak için tedbirler almıştır. Bunlara uyulursa, yuva yıkılmayacaktır. Nedir bunlar?

-Tesettür, ziynetlerin ve ziynet yerlerinin gösterilmemesi.

-Kadının konuşmasında davranışlarında; kalbinde kötülük olanların nefsini uyandıracak, ilgisini çekecek şekilde davranmaması.

-Kokular sürerek, ses çıkaran ayakkabılarla dışarı çıkmaması.

-Bakma, öpme, tokalaşma, yalnız kalma ve flört gibi davranışlardan uzak durulması.

-İtaat, iffet ve namusun korunması.

-Görev ve sorumlulukların yerine getirmesi.

-Eşlerin birbirine değer vermesi, birbirini isimleri ile değilde “Bey”, “Hanım” şeklinde hitap etmesi, cicim, şekerim, tatlım, hayatım gibi saygı içermeyen kelimelerden uzak durulması, sadakat duygusunun ön plânda tutulması.

-Bilhassa beyefendinin sert, kaba, desbot davranmaması, her zaman sinirlerine hakim olması, Kur’an’da “cennet öfkesini yenenler içindir” denmiştir. Böyle olunca ev o insanlara cennet olur.

-Asla eşler birbirlerine lakap takmamalıdır. Hoşlanmayacağı şekilde çağırmamalıdır. Selâm gibi hayırlı günler, hayırlı geceler gibi, Allah razı olsun gibi sözler eksik edilmemelidir.

 

AİLEDE SORUMLULUK ORTAKTIR

            Hz. Peygamber : “ Erkek, ev halkının çobanıdır, ev halkından sorumludur. Kadın, evinin muhafızıdır” (Tecrid-i Sarih Ter. 3/41) Aile yuvasının mutlu ve devamlı olabilmesi için:

-Ailede “ben” değil “biz” anlayışı olmalıdır.

-Sevinçler üzüntüler beraber karşılanmalıdır.

-Dil yarası geçmez. Pişman olunacak söz söylenmemeli, problemler beraber aşılmalıdır.

-Gerginlik, kızgınlık anlarında münakaşa edilmemelidir.. Her konuda istişare, danışma, bilgilendirme yoluna gidilmelidir.

-Verilen sözler tutulmalıdır.

-Sırlar ifşa edilmemelidir.

-Beraber dua, beraber ibadet, beraber kitap okuma çok güzel bir yoldur.

-İlişkileri zedeleyen televizyon sınırlı ve dikkatli seyredilmelidir.

-Hatalı olan taraf özür dilemesini, susmasını bilmelidir. İnat, küsme, evi bırakıp gitme yanlıştır.

-Arada gizlilik, yalan olmamalıdır.

-Birbirine karşı üstünlük kavgası yapılmamalı. “Ben demiştim”, “Ben uyarmıştım” diyerek sürtüşülmemelidir.

-Hatalar, yanlışlar, tatlı tatlı düzeltilmelidir.

-Evde var olanla yetinilmelidir.

-Eşler başkaları ile kıyas edilmemelidir.

-Kadınla erkek iki yarımdır, bütün oluşturmalıdır.

-Kur’an’da : “Hanımlarınız sizin için bir örtü, sizde onlar için bir örtüsünüz” (Bakara :187) buyrulmuştur.

-Evlilik fedakârlık ister, iki tarafın çabaları ile yürür.

-Eşlerin birbiri ile münakaşa etmesi, kör dövüşü olur. Uzadıkça zarar, büyür gider. Dönülmeyecek noktaya gelir.

-Allah’da, peygamberde aile sorumluluğunu hem kadına hem de erkeğe yüklemiştir. “İki ayakla ayakta durulur”, “İki elden ses çıkar” denmiştir.

-Evin huzuru için müşterek ibadete, beraber yapılacak duaya, beraber yapılacak istişareye, beraber okumaya, beraber düşünmeye ihtiyaç vardır.

-Evde eşlerin arasına kedi köpek girmemelidir.

Eşler zaman zaman şüpheleri gidermek, evlilik bağlarını kuvvetlendirmek için aile içinde bile olsa nikâh tazeleme yoluna gidilmelidir. Aile için taze kan gibi olur.

Zaman zaman “Ben seni seviyorum, sen beni seviyor musun?” diyerek sevgi bağları kuvvetlendirilmelidir.

KADININ GÖREVLERİ

            “Yuvayı yapanda, yıkanda kadındır” denmiştir.

-Kadın, eşine itaat edecektir. Kocasına lânet okumayacak, senden ne hayır gördüm” demiyecektir.

-İffetini muhafaza edecektir. Şüpheverecek davranışlardan kaçınacaktır.

-Evin, kocasının sırlarını muhafaza edecektir.

-İsraftan kaçınacaktır.

-Çocuklara helâl süt emzirecek, koruyacak ve iyi terbiye edecektir. Ana imajını verecektir.

-Kendinden istenileni yapacak, sesini yükseltmeyecektir. Erkeği en çok sinirlendiren şeylerden biri budur.

-Eşinin yakınlarına iyi davranacaktır. Hayır duaları alınmalıdır. Bu bağları kuvvetlendirir.

-Yemek özenle yapılmalı eşin memnun olması sağlanmalıdır.

-Kadın kocasına itaat etmelidir. Ama bu itaat meşru olan konulardadır. İslâm’a uymayan teklif ve emirlere uymak zorunda değildir. Hz. Peygamber :

-“Allah’a isyan hususunda mahlûka itaat yoktur.”

-“Kişi zevcesinin yüzüne bakınca oda onun yüzüne bakarsa, Allah ikisine de rahmet nazarı ile bakar.” (Ramuz 1/99)

-“Kadın, namazını kılar, orucunu tutar, iffetini korursa ve kocasına itaat ederse cennete girer.” (Ailede mutluluk yolu:377) buyurmuştur.

-Kocası eve istediğini alınca iyi, alamayınca kötü olmamalıdır. Adam zenginmiş, evlenmiş, birkaç yıl kucak kucak, dolu dolu gelmiş. Bir ara durumu sarsılmış, düşmez kalkmaz bir Allah. Kadın karşılamamış, surat asık, mutfağa geçivermiş. Adam sormuş : “Ne var hasta mısın? Kadın : “Senin gözünün biri körmüş ya” demiş.

-Kadın, kocasını üzecek söz ve davranışlardan kaçınırsa, kendisi de üzülmez, fazla problemde olmaz. Görevler aksamazsa, ne diye problem çıksın?

Atalarımız : “Çiynemeyenin karnı ağrımaz” demiştir.

Evin hanımı görevini tam yaptıktan sonra inanıyorum ki, fazla problem çıkmaz.

Hanım bacılarımız unutmasın ki, evin hizmeti, çocuklara verilen emek ve beyine yapacağı hizmet, ona cennetin kapılarını açacaktır.

Yapılan her hizmetin sonunda “Allah razı olsun” denmesi, Cenab-ı Allah’ın rızasını kazandıracaktır.

Kadın evin bekçisi ve muhafızıdır. Kadın görevlerini tam olarak yaptığı müddetçe yuva zor yıkılır.

Kadın evin işlerini bırakıp da teşhircilik yapmamalıdır. Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyurmuştur :

-“Kim dilini ve cinsel organını haramdan korursa, onun için cenenete kefilim” (R. Salihın :1542)

-“Kadın sokağa örtüsüz çıkınca şeytan onun peşini bırakmaz, daha cazip gösterir, günahtan günaha sürükler. Koku sürünerek sokağa çıkarsa, zinaya bir adım atmış olur.” (Tirmizi Edep :35)

-“Üç kişiyi cehennem ateşi yakmaz : kocasına itaat eden kadın, anaya babaya hürmet eden evlât, kahırlı eşinin kıskançlığını sabreden kadın” (Ramuz el-Ehadis :267/5)

-“Erkek, karısını çağırır da kadın itaat etmezse, sabaha kadar melekler lânet eder.” (Buhari : 6/150)

-“Kadınların en hayırlısı, kocası ona baktığı zaman sevinir, rahatlar. Bir şey söylediğinde yerine getirir. Namusunda ve malında kocasının hoşlanmadığı bir harekette bulunmaz” (Tâç :2/283) buyurarak kadının bazı görevlerinin neler olduğunu bildirmiştir.

Gelin ederken kızı Fatıma’ya “Kızım Ali’ye hizmetçi ol ki, o da sana köle olsun” demiştir.

 

KOCANIN GÖREVLERİ

            -Kadın, Allah’ın emanetidir. Allah adına alınmıştır.

-Uygun bir eş seçmek erkeğin başta gelen görevidir.

-Ailenin geçimini helâlden sağlamak görevidir.

-Evin ihtiyacını karşılamak.

-Yuvayı tehlikelerden korumak.

-Evi ihmal etmemek.

-Güler yüzlü, tatlı dilli olmak, kaba, kırıcı olmamak görevidir.

Hz. Peygamber : -“Kişinin ailesini ihmâl etmesi, günah olarak yeter” (R. Salihın : 293) buyurur.

-“Kıyamette en şiddetli azab, hanımını cahil bırakıp ona dinini öğretmemektir” der. Erkek hem koca hem de hoca olacaktır.

Kur’an :”Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi cehennem ateşinden koruyun” (Tahrim : 6) diyor. Koruyacaktır.

Taha 132 : “Ailene namazı emret, kendinde sabırla devam et.” Deniliyor. İbadet öğretilecek ve yapması istenecektir.

-Koca eve gelince selam vermeli, hatır sormalıdır.

-Beğenmediğini imâ etmemeli, söylememelidir. Hanımının yanında başka kadını övmemelidir.

-Hanımıyla alkol almak, tavla oynamak, müstehcen film seyretmek, müstehcen giyinmesini istemek hatadır.

-Hanımı küçük düşürmemek görevidir.

-Uygunsuz insanları eve getirmemek, içki sofrası kurdurmamak. Evde günah ortamı oluşturmamak görevidir.

Hz. Peygamber : -“Kadınlar hakkında hayırlı olup, nezaketle muamele etmenize dair vasiyetime itaat edin”  (Buhari –Enbiya :1) buyurur.

-“Onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, onları dövmeyin, onlara çirkin söz söylemeyin ve onlara “çirkinsin” demeyin” (Müslim 4/385) buyurur.

-Evde giyim kirliliğine, ekran kirliliğine, söz kirliliğine, dergi, gazete kirliliğine, çocuklar için internet kirliliğine müsaade etmemelidir.

-Eşinin  yiyecek, giyecek, barınak ve tedavi ihtiyacını gidermek, evdekileri başkasının eline baktırmamak görevidir.

-İffetsizliğe göz yummamalı, müsaade etmemelidir. Haddi aşmamak, şeytanın vesvesesine müsaade etmemek şartı ile kıskanç olmalıdır. Çünkü; seven insan kıskanır, sevdiğini başkası ile paylaşmaz.

Hz. Peygamber bu konuda şöyle buyurur ;

-“Üç kimse vardır Allah kıyamet günü yüzüne bakmaz. Bunlardan biri eşini kıskanmayıp, başkasına sunandır.

-“Cennet deyyusa haram kılınmıştır”

Bir kardeşimize mesai arkadaşı :

-“Akşam size geleceğiz” demiş. Oda:

-“Biz ayrı otururuz” demiş.

-“Ben hanımını görmeyeceksem ne işim var evindi, ben seni görüyorum” deyince,

-Sen benim hanımımı seyredeceksin, sen sapıkmısın” cevabını vermiş.

-Koca hanımının ve çocuklarının eğitimine son derece önem vermelidir. Çocukları yetiştirirken eşine yardımcı olmalıdır.

-İş konusuyla hanımı ile istişare etmelidir.

-Evden çıkarken helâlleşmeli “Allah’a ısmarladık” demelidir.

-Giyimi, davranışları konusunda uyarma, ikaz etme ve öğüt verme görevini ihmâl etmemelidir.

-Hanımını küçük görmemeli, küçük düşürmemeli ve orada burada azarlamamalıdır. Asla dövmememelidir. Başkalarına sırıtırken hanımına somurtmamalıdır.

Peygamberimiz : “Hayırlınız, hanımlarına hayırlı olanınızdır” buyurmuştur.

Kur’an’da da : “Mü’min kadınları işkence edenleri ve bundan pişmanlık duymayanları cehennem azabı beklemektedir. Onlar can yakıcı bir azaba uğrayacaklardır” diye haber verilmiştir. (Burûç : 10)

Peygamberimiz Hz. Ebu Bekir’e şöyle demiştir :

-“Kim hanımının yüzüne güler yüzle bakarsa, amel defterine sadaka sevabı yazılır. Kim tebessüm ederse haç ve umre sevabı yazılır.”

Bir de erkek ihanet etmeyecektir ki, kendi hanımı iffetli kalsın. Peygamberin şu tavsiyesini de unutmayacaktır.

-“Biriniz bir kadında hoşa giden bir husus görürse, hemen hanımına gelsin. Zira bu nefsinde uyananı giderir.” (Prof. Dr. J. Canan, Hadis Ans : 15/397)

 

GEÇİMSİZLER NE YAPMALI?

VE YAPMAMASI GEREKEN HATALAR

            -Bir işe iyi başlarsanız, hayırla başlarsanız öyle devam eder. İlk düğmeyi yanlış düğmelerseniz hepsi yanlış olur.

-İlk eş seçimi uygun olmalıdır.

-Nişan düğün törenleri günahlarla yapılmamalıdır.

-Gençler yuvayı ayakta tutacak şekilde yetiştirilmelidir.

-Hiçbir problem büyütülmemeli çünkü problem büyük görülürse, büyür gider.

Hz. Peygamber : “Kendinden üstekilere bakıp imrenip üzüleceğine, aşağıdakilere bak haline şükret” diyor.

Herşey para pul mal mülk değildir.

İnsan isterse mutlu olacak çok şey vardır. Evlenemeyen, evlenmek arzuluyor, evlenen kıymetini bilmiyor.

Hz. Peygamber :-“İnsanların kıyamet günü en fenası, eşinin sırrını yayan erkektir… (Ailede Mutluluk Yolu : 375)

-“Bir kadını kocasına karşı ifsad eden ve onu isyana sevk eden, bizden değildir. (Emanet Ehliyet 2/52) diyor.

Nasıl aldatıyorlar. Nasıl aldanıyorlar bir bakalım :

-“Ben seni seviyorum benimle olmazsan intihar ederim. Sorumlusu sen olursun” deniliyor.

-“Rüyamda falan falan bizim beraber olmamızı istediler. Gayb aleminde nikâhımız kıyıldı” baskısı kuruluyor.

-“Allah ve peygamber şahid seni nikâhladım “ demek suretiyle işe Allah-peygamber karıştırılıyor.

-“Biz aynı yerde çalışıyoruz, yalnız kalıyoruz, günaha giriyoruz, nikâh kıyalım, günahtan kurtulalım” oyunu oynanıyor.

-“Ben biliyorum ve görüyorum yakında senin beyin ölecek, sen aslında ona ait değildin…” vb. gibi telkin altına alınıyor.

Bu tür oyunlara karşı Allah uyarıyor :

-“Heva ve hevesine uyma, seni Allah yolundan saptırır” (Sad :26)

-“Nefsine uyma!”

-“Şeytana uyma!”, “pişman olursun” diyor.

Allah Rasûlü :

-“Kim evli kadını aldatırsa, aralarını açmaya çalışırsa, bizden değildir.”

-“Komşusu şerrinden emin olmayan cennetlik değildir, mü’min değildir” diyor.

Yuva yıkmak çok kötüdür. Yuva yıkanın yuvası yıkılır. Bu dünya, etme bulma dünyasıdır. Atalarımız : “Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste” demişlerdir. “Yuva yıkanın olur hânesi viran” demişlerdir.

Allah Rasûlü :

-“Başkalarının iffetine namusuna dokunmayın ki, kendi hanımlarınız, kızlarınız namuslu kalsın” (Seçme Hadisler : 143/11) diye uyarmıştır.

Allah’ın birleştiğini insanlar ayırmamalıdır.

-Kadının kendine baktıracak ilgi çekecek şekilde giyinip davranmaması gerekir. Kadınıngiyimini allah, iffetine, ailenin namusuna zarar getirmeyecek şekilde sınırlamıştır. İhânete, zinaya götürecek her şey islâm’da yasaktır. Mesela; iki cins yalnız kalamaz, flört edemez, öpüşemez, dokunamaz, şehvetle bakamaz, karışık oturup kalkamaz. Fıkıhta harama götüren şeyde haramdır.

-Bir problem anında bir taraf mutlaka susmasını bilmeli ve özür dileme yoluna gitmelidir.

-Aile içi şiddet, şiddetle çözülemez. Nisâ : 35. Ayete göre dışardan yardım istenmelidir. Sabır gösterilmelidir. Her zaman inanç devreye sokulmalıdır…

Diyelim ki, evde eşler arasında bir problem var. Her ikisi de : “Bunda benim suçum ne? suçun %? Bende?” demelidir. Suçu hep karşı tarafta görmemelidir. Zira tek taraflı kavga olmaz…

Diyelim ki, bir söz söyledik tepki aldık, bir şey yaptık olumlu karşılanmadı. O zaman kendimizi karşımızdakinin yerine koymalıyız : “Bana böyle dense, yapılsa ne yapardım? denmelidir. Hatayı kabul etmek olgunluk işidir.

Böylece istenmeyen bir çok üzücü olayın önüne geçilebilir.

Bir önemli hususda kadın, ağlayıp sızlayıp gözyaşlarını silah olarak kullanmamalıdır. Kimse zayıf insandan hoşlanmaz.

Probleme sebep kadınsa :

-Öğüt verilir, itaate davet edilir.

-Öğüt yeterli olmazsa, yatağında yalnız bırakılır.

-Buda fayda vermezse gözdağı verilir.

-Allah’ın emrine göre “Kadın itaat ederse aleyhinde yol aranmaz. (Nisâ : 34)

Koca isteğini açık ve net ortaya koymalı “Böyle istiyorum, böyle istemiyorum” demelidir.

Problemin aşılmasında da eşine yardımcı olmalıdır.

Probleme sebep erkekse;

-Araları bulunur, mantıklı olmaya davet edilir.

-Kadın, gönlünü yapmaya çalışır. Çünkü kadın her zaman erkeği yumuşatacak güce sahiptir.

-Geçerli bir sebep olmadan yuvanın yıkılmasına müsaade edilmez. Boşanmanın kötü sonuçları anlatılır.

Bir hatada herşey büyüye bağlanıyor. Büyü varsa bunun da çareleri var… Ama en önemlisi : Eşler başbaşa verecek :

-Bize ne oldu? Biz böyle değildik.

-Biz neden geçinemiyoruz, hata nerede?

-Bu hale sebep ne? denmelidir.

Samimi ve dürüst olurlarsa, görecekler ki, hepsi bir HİÇ. İncir çekirdeğini doldurmayan meseleler.

İstenirse evlilikte uyumun sağlanması zor bir iş değildir.

-Uyumsuzluk anında uygunsuz sözler söylenmeyebilir. İnsan mutlaka cevap vermek zorunda da değildir.

-Öfke anında, öfkeli davranılmayabilir. “Öfkeyle kalkan zararla oturur” denmiştir. Sevgili peygamberimiz : “En kuvvetli insan, nefsini yenen, öfkesini yenen kimsedir” demiş cennetle müjdelemiştir.

-Uzlaşma yollarından biri de insanın kendisini eşinin yerine koyması onu dinlemesi ve doğru anlamasıdır. Her insanın hata yapabileceğini düşünmesi ve hoşgörülü davranmasıdır.

-İnsan beklediği şeyi, aradığı güzel huyu, eşinden önce kendinde aramalıdır.

-Tek taraflı kavga olmaz. Sami Efendi Hazretleri şöyle demiş : “İki iyi bozuşmaz. Biri kötü olursa, yine bozuşulmaz. İkiside kötü olursa bozuşulur.”

Kusurlar büyütülürse hiçbir zaman uzlaşma olmaz. Bazıları dediğini der durur. Uzlaşamaz. Bir ata sözümüz var : “Acıları kuma, mutlulukları taşa yazın” diye. Bir şeyin hep olumsuz yönleri görülmez. İyi yönleri de görünmelidir.

Ailelerde pürüz olmaz değil, hepsinde olur. Önemli olan kişilerin diyaloğudur. Birbirine yaklaşımıdır. Yaklaşım müsbet olursa, bu eşleri daha çok birbirine yaklaştırır, evlilik güçlenir. Çünkü; zaman zaman bazı konularda anlaşmaya varılırsa, birikim olmaz, patlamada olmaz, boşanmak da gündeme gelmez.

Boşanma, çiftlerin ne olursa olsun her şeyi denedikten sonra, her çareye baş vurduktan sonra, en son verecekleri karar olmalıdır. En önemlisi de çocuklar varsa, onlara sorulmalıdır. Bakalım onlar ne diyecek?

Son bir uyarı da Allah’tan geliyor : “Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmünıdır” (İsra Sûresi : 53)

BOŞANMANIN DÜNÜ BUGÜNÜ

            Brehmen hukukunda kötü, hilekâr, sert ve kaba yürekli kadın, kocası tarafından boşanabilirdi.

Roma hukukunda kocanın ölümü, karşılıklı anlaşma ile boşanılır, sebepsiz boşanma yasaktı.

Yahudilikte, kadının kötülüğü sebebiyle boşamaya müsaade vardır.

Hıristiyanlıkta, İsa Peygamber boşanmayı haram kılmış ve boşanan kimselerin evliliğini yasaklamıştır.

Hıristiyanlıkta zinadan başka bir sebeple boşanma olmaz. İncil’de : “Tanrının birleştirdiğini insan bozamaz” denmiştir.

Katolik mezhebinde boşanmak suçtur. Ancak katolikten çıkan, çocuklarını katolik yetiştirmeyen ve eşine fena davranan boşanabilir.

İslâmda ise boşanma ne zaman geçerlidir?

-Sonradan ortaya çıkan özür ve bulaşıcı hastalık…

-Cinsi yönten tatmin edememe varsa.

-Evi terk vaki olmuş, haber alınamamış, dört aydan fazla haber alamama durumunda…

-Kocanın ağır hapsi nedeniyle…

-Eşe kötü muamele varsa,

-Zinaya düşülmüşse,

-Dinden çıkılıp inkâr varsa,

-Kocanın meşru olmayan, dinde haram ve günah olanı istek ve telkin varsa,

-Evin nafakasını temin imkânsız hale geldiyse,

-İyi olmayan bulaşıcı hastalık varsa, boşanmak meşrudur.

Haksız yere boşamak, zulümdir… Allah’a hesabı zor verilecek bir günahtır.

Eğer geçinme ümidi kalmadıysa, o zaman boşanmakta hayır vardır. Zorla sevgi, zorla güzellik olmaz. Zulüm olur.

Haram olan boşanma : Sebepsiz, nefsi boşanmadır. Eşin harama düşmesi, sokağa düşmesi, çocukların kötü olması halindeki boşanmadır.

Mekruh olan boşanma : Basit sebeplerle olan boşanmadır. Sorumluluktan kaçma niyetiyle boşanmadır.

Vacip olan boşanma : Hakim kararı ile boşanma, geçinme ümidi kalmayan boşanmadır.

Caiz olan boşanma : Eşin ahlaksızlığı nedeniyle boşanma. Evlilik yükünü taşıyamama durumunda, kadının günahtan vazgeçmemesi durumunda, iffetsizlik halinde boşanmadır.

-Kadın hayızlı iken boşanmaz.

İslâmı yaşayan, iffetini muhafaza eden eşten ayrılmak caiz midir?

Eğer herhangi bir hatası varsa, uyarılır, anlatılır. İnkâr yoksa, geçinmenin yolları aranır. Çünkü ıslah olması mümkündür. Kısacık dünya hayatında Allah’ın rızasına uygun iş yapılırsa, Cenab-ı Allah mutlaka bir genişlik verir ve bir çıkar yol gösterir. İnançlı ve ahlaklı bir kadının boşanmasına Allah razı olmaz. Yer gök titrer.

Bir bacı soruyor : Beyim benden boşanacak, eski fotoğraflarımıza bakmam günah olur mu? diye.

Bu kadar hassas bir kadın bırakılır mı?

Büyüklerimiz bırakıp gitmiş mi? Hele bir başkası ile metres hayatı yaşamak için…

Müslüman, Hz. Peygamberin aile hayatını bilmiyor. Varmı Hz. Peygamberin hayatında böyle şeyler. Neden Allah Rasûlünün aile hayatına bakmıyoruz. Neden ona kulak vermiyoruz?

Bazı “dindarım” diyen kimselerin, ailesini ihmâl etmesine, eşine bir müslüman gibi davranmamasına, insan üzülüyor. Bazı kimseler de ;

Kendisi bir cemaate giriyor, yıllarca beraber yaşadığı hanımının kızının hemen değişmesini istiyor.

Bazıları da onun bunun ağzına bakıyor, hanımının başını açmasını, mantosunu çıkarmasını istiyor. Bayanların toplantısına gitmemesini istiyor. Cahil mi kalsın? Kendini teşhir mi etsin?

 

BOŞANMA SÖZCÜKLERİ NELERDİR?

            -Nikâh, imana bağlıdır. İmanı gideren sözler nikâhıda giderir.

-Nikâhın, imanın şakası yoktur. Şaka da olsa nikâh gider.

-Sarhoşun sarf ettiği sözlerde nikâhı götürür. Çünkü sarhoşluk mazeret değildir.

-Sözlere gelince : Seni boşadım, boşuyorum, boşsun, bana haramsın.

-Şart olsun, benden kurtuldun, 3 talakla boşsun

-Şu tarihte şu yerde, şöyle olursa boşsun. 3den dokuza boşsun.

-Boşanma niyeti ile söylenen, boşamayı kasdeden her söz…

Kur’an’da : “Boşama iki defadır” (Bakara:229) 1den 2den dönülür. 3 ağır şarta bağlıdır.

Hz. Peygamber : “Boşanma sözü ile yer titrer.” der.

Hileli boşanma olmaz.

-Boşanma niyeti yoksa boşama olmaz.

-Kendini bilmeyen sinir hastası, sara hastası, büyük acı çekenin, aşırı derecede bunalıma düşenin boşaması geçerli olmaz.

-Boşanmaya yemin edilmişse yemin keffareti verilir, boşanılmaz. (10 fakiri doyurur veya giydirir + 3 gün oruç tutar)

-Sayı belirtmeden “Dünyalar kadar boşsun” dese bir boşama olur. (Prof. Dr. V. Zuhayli İslâm Fıkhı Ans : 9/310)

 

BOŞANMA NASIL OLUR?

            Boşanmak, boşamak, nikâhı evliliği bitiren bir olaydır. Bunun için boşanmak, dinimizin hoşgörmediği en kötü işlerdendir. Çünkü boşanma bir yıkımdır.

Her türlü boşanma kötü müdür? Meselâ; ölüm istenmez ama bazen, bazı kimseler için ölüm bir nimettir, kurtuluştur. Bunun gibi boşanmanın da gerekli olduğu haller vardır ki o zaman dinimiz boşanmayı müsaade etmiştir. Zira bir arada bulunamayacak, bulunmaması gereken insanları zorla bir arada tutmanın bir anlamı yoktur. Zorla geçim, zorla güzellik olmaz. Ayrılmak hayırlı ise, buna mâni olunmamalıdır. Aksi halde büyük sakıncalar doğurur. Allah korusun cinayet işlenir, görevler aksar, iyi nesil yetişmez. En önemlisi de yeni evlenecek olanlara ve diğer evlilere kötü örnek olur.

Evlilerin başka gelen görevi; aile yuvasını devam ettirmek ve nikâhı korumaktır. Boşanma sebebi olacak işlerden kaçınmaktır.

Bazılarının nikâhı, evliliği ciddiye almadığını görüyoruz. Onların yaptığı gibi, gerek yokken şakada olsa, korkutmak içinde olsa boşanmaktan, boşamaktan söz etmek sevimsiz bir iştir. Bazı şeylerin şakası olmaz. Atalarımız ne güzel söylemiş : “Eline, beline, diline sahip ol” diye. Bunun için dili tatlı olmayanların iman, nikâh gibi konularda daha dikkatli olması lâzımdır.

Boşama nasıl olur?

-Kocanın boşaması ile olur. Ölümü ile boşanma olur.

-Boşama yetkisi olan kadının boşaması ile olur.

-Zina eden kadın boş olur.

-Eşine 4 aydan fazla yaklaşmamaya yemin etmekle olur.

-Kocada cinsel eksiklik nedeniyle olur.

-Eş dinden çıkınca olur.

-Eşini, anne ve kızkardeşin mahrem yerine benzetmekle olur.(Mücadele Sûresi : 1-2-3-4)

-Bakara 229 : “Boşanma iki defadır. Bundan sonrası, ya iyilikle tutmak, yada güzellikle salıvermektir” (Birinci ve ikinci boşamadan dönülebilir)

-Vekil tayin ederek, şahidler huzurunda, telefonla, mektupla boşanma olur.

-İmanı gideren söz ve davranışlarla nikâh gider.

-Konuşma özürlüsünün işareti ve yazması ile boşanma olur.

-Zorla içki içirilenin boşaması geçerli olmaz.

-Kocanın evi terk etmesi görevleri yapmaması, eve uzun süre dönmemesi ile

-Kadında erkek de imansız iken kadın iman etse, erkek iman etmese boş olunur.

-Mahkemenin boşaması, bir boşama sayılır.

-Süt kardeşliği gibi bir durum ortaya çıkarsa

-Bir insanın anasına, kayın validesine, kız kardeşine, baldızına, halasına, kızına cinsi ilgi duyması ile nikâh gider.

-Üç boşamadan sonra kadının geri dönüşü çok zordur. Nikâhı hafife almanın cezasıdır bu. Geri dönüş şartları şöyledir :

1.Boşanan kadın iddetini tamamlayacaktır.

2.Kadın başkası ile şartsız nikahlanacak, sahih bir evlilik yapacaktır. Ve evlilik hayatı yaşanacaktır.

3.Kadın kocanın ölümü veya normal boşanma ile boşanmış olacaktır.

4.Bu boşanma sonucunda da 4 ay 10 gün iddetini tamamlayacaktır.

5.Kadın isterse, râzı olsursa o zaman tekrar evlilik söz konusu olabilir.

İslâm’da nikâh ve evlilik bu derece ciddidir.

VEBALSİZ VE MEŞRU BOŞANMA SEBEPLERİ NELERDİR?

            Evlilikte boşanma en son başvurulacak son çare olmalıdır.

Bütün yollar denenmeden ve ufak tefek sebeplerle boşanılmaz.

Nefsi ve başka biri ile yaşamak için boşanmak haramdır. Zevkine düşkünlükten boşanma hoş görülmemiştir. Hz. Peygamber “zevkine düşkün, azgın kimseleri Allah sevmez” buyurmuştur.

İslâm’da boşansın, ayrılsın gitsin diye kötü davranmak da haramdır. (Nisâ Sûresi : 34)

Bu konuda peygamberimizin birkaç hadisini hatırlayalım:

-“Evlenin boşanmayın. Allah zevkine düşkün olanları asla sevmez”

-“Zevk için eş değiştirene lânet olsun.”

-“Sebepsiz boşanan cennetin kokusunu duyamaz”

-“Kim birini eşi aleyhine kışkırtırsa bizden değildir” (Ahmet b. Hanmbel : 2/397)

-“Boşama düşünülmeden her çıkış yolu aranmalıdır. Boşanmaya iten sebepler ortadan kaldırılmalıdır. Kur’an’ın emrine göre hakem tayin edilmelidir. Asla duygusal davranılmamalıdır. Mantıklı hareket edilmeli, varsa çocuklar işin içine katılmalıdır.

En güzel yol eşine katlanmak ve sabır göstermektir. Şöyle anlatırlar : “Güzel bir kadın, huysuz ve çirkin kocasına :

-“Efendim Allah’ın izniyle inşallah ikimizde cennete gireriz” der.

Adam sorar:

-Nereden biliyorsun? Kadın cevap verir :

-Ben senin huysuzluğuna sabrettim. Sabredenlerin yeri cennettir. Sen de benim güzelliğime şükrettin. Şükredenlerin yeri de cennettir.”

Ne zaman vebalsiz boşanma olur :

1.Sonradan ortaya çıkan özür, hastalık, evlenmeye mâni halin ortaya çıkması,

2.Kocanın zaruri ihtiyaçları temin edememesi, evi bırakıp gitmesi, haber alınamaması, kocanın uzun süreli hapsi,

3.Kötü muamele, zulüm, dövmek gibi,

4.Kesinleşmiş zina suçu,

5.Eşlerin görevlerini yapmama ve yapamama durumu.

6.Dini inkâr etme hali, Allah’ın emirlerini yapmamak için direnme durumu.

7.Erkeğin meşru olmayan istekleri

8.Eşin başka biri ile yaşaması

9.Geçimsizliğin hat safhaya varması ve dönüş imkânının kalmaması halinde boşanmakta vebâl yoktur.

Boşanma halinde kadın evden kovulup atılamaz. İslâmi uygulama şöyle olacaktır :

-Kadına verilen mehir geri alınmaz, aynen verilir.

-Kadının satın aldığı ve ona ait ne varsa aynen kadında kalır.

-Kocanın ölümü durumunda mirasçı olur.

-Kadına nafaka verilir.

-Çocuk varsa kadının çocuğu görme hakkı vardır.

-Kadına borç varsa ödenir hiçbir hakkı gasbedilmez.

-Hiçbir zorluk çıkarılmaz, kolaylıkla salıverilir.

 

BOŞANMA İKİ TARAFTADA VARDIR

            Boşanma hakkı sadece erkeğe verilip, kadın mahrum edilmiş değildir.

-Kadın, boşanma hakkını aldıysa, oda haklı ve geçerli sebep olunca kocasını boşayabilir.

-Birde boşanmak için mahkemeye başvurabilir, ayrılmasını isteyebilir.

İslâm’da ne olursa olsun erkeğe kul köle olacak diye bir şey yoktur. Zaruret halinde, evlilik çekilmez hale gelince, kadına boşanmanını yolu kapalı değildir.

İslâm’da zorla güzellik olmaz.

Neden daha çok boşanma yetkisi erkeğe aittir denirse;

1.Kadına da verilse, hassas ve duygusal olan kadın daha çabuk bu hakkı kullanır, o zaman daha çok boşanma olurdu.

2.Boşayan kadının erkeğine nafaka verme durumu olmadığından.

Kadının kocasını boşama hakkının olabilmesi için nikâh sırasında nikâh şartı olarak isterse. Birde koca sonradan da sınırlı veya sınırsız bir zaman için eşine boşama hakkı verebilir. Bunun dayanağı Kur’an’dır.

Kur’an’da: “Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahud kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında anlaşmalarında günah yoktur. Anlaşma daima hayırlıdır…” (Nisâ : 128) Bugün bazılarına pek güven olmuyor. Nikâh sırasında böyle bir hak istenebilir.

BOŞANMAK ALLAH YANINDA SEVİMSİZ BİR İŞTİR

            Kadının âdet görürken boşanması haram kılınmıştır. Talak Sûresi’nin 2. ayetine göre; Allah’a ve ahiret gününe inanlara emir şudur : 1.Adet görüp dururken boşanmayın, nikâh altında tutun. 2.Adetten sonra meşru ölçülere göre ayrılın, cezalandırmayın.

Boşanıldımı Bakara Sûresi’nin 229. ayetine göre; güzellikle salıverecektir. Mihri ve ona ait mallar yani hakkı tastamam verilcektir.

Allah Rasûlü şöyle der :

-“Allah’ın hiç sevmediği helâl şey boşamaktır.” (Ramuz:8/2)

-“Bir kadın ki, belli başlı sebep olmadan kocasından boşanmak isterse, ona cennetin kokusu dahi haram olur.” (Ramuz : 178/8)

Eğer geçerli bir sebep yoksa, boşanmanın ardında ömür boyu çile vardır, gözyaşı vardır, vicdan azabı vardır. Çünkü bataklığın gülü çabuk solar ve pis kokar.

Boşanmak, her iki taraf içinde, bilhassa çocuklar için ömür boyu işkence olacaktır.

Burada iki hususa temas etmek istiyorum :

-Bazı ailelerde çocuk olmadı, bazı ailelerde erkek çocuk olmadı diye boşanma yoluna gidiliyor. Bu yol dinen müsaade edilen bir yol değildir. Takdir Allah’ın. Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Dilediğine kızlar, dilediğine de erkek çocukları verir. Veya hem kız, hem de erkek çocuklar verir. Dilediğini de kısır kılar. O herşeyi bilen, herşeye gücü yetendir.” (Şurâ : 49-50)

Tedavi yoluna gidilir, olmazsa “Böylesi hayırlıymış” diyecek takdire boyun eğecek, ya sakat olsa… ya yüz kızartacaksa…

-Kız çocuğunu sevmemek, cahileye âdetidir. Allah kınıyor…

-Birde ikinci evliliği düşünenler oluyor. Bunun için şartlar var… Eş razı olacak. Allah tekle yetinin diyor. Adaleti yerine getiremezsiniz diyor.

-Bir husus da eşler, bakabileceği, yetiştirebileceği ve hesabını verebileceği kadar çocuk düşünmelidir. Arka arkaya düşüncesizce çocuklar oluyor, sıkıntıya düşüyor, birbirlerine ayıracak vakitleri kalmıyor, bunalıyorlar, haydi boşanmaya… Birbirlerine vakit ayıramıyorlar, birbirinden soğuyorlar.

KÜFRE GÖTÜREN SÖZ VE DAVRANIŞLAR

NİKÂHI ETKİLER Mİ?

            Nikâh, nazik ve hassas bir konudur. Hafife alınmamalıdır.

İnanç da iman da nazik ve hassas bir konudur. Hafife alınmaz. İmanla nikâh birbirine bağlı şeylerdir.

İmana zarar veren şeyler nikâhı da etkiler, zarar verir. “Bilmiyordum” demek ve bilmemek mazeret değildir.

İmanda nikâh da Allah’a verilen sözdür. Her iman sahibi imanını koruduğu gibi nikâhını da korumalıdır. Ne olursa olsun imana ve nikâha zarar verecek sözlerden kaçınılmalıdır. İnanan sabırlı olur, öfkesini yener ve hoşgörülü olur.

Diyelim ki eşlerden biri nikâha zarar veren bir günah işlerse, diğeri bu günahtan sorumlu olmaz. Ama aralarındaki nikâh gider.

Eşi dinden çıkan biri, nikâh gittiği için dikkatli olmalı, ilişkiye girip günah işlememelidir.

Dinden çıkan tevbe edip yeniden imana dönerse, yeniden nikâh kıyılması gerekir.

Küfre girenin, o güne kadar işlediği ve kazandığı her iyilik boşa gider, günahlar silinmez.

Günah işleyenle inkâr eden birbirinden ayırt edilmesi gerekir. İnsan inkâr etmedikçe dinden çıkmaz. Ama bazı günahlarda vardır ki imana da nikâhada zarar verir.

Nikâh, imana bağlıdır, iman giderse nikâh da gider.

 

KOCASINDAN BOŞANAN KADIN

NE ZAMAN EVLENEBİLİR?

            Evli iken bir başkası ile nikâhlanıp yaşayanlar, boşanıp hemen başkası ile evlenenler, beyin ölümünden sonra kısa bir zaman sonra evlenenler oluyor. Bunların nikâhı geçersizdir. Dinen zina etmiş olurlar.

İnancımıza göre; kocası ölen veya kocasından ayrılan bir kadın hamile ise çocuğu doğurmadan, hamile değilse 4 ay 10 gün beklemeden bir başkası ile evlenemez.

Bakara Sûresinin 235. ayetinde de “farz olan bekleme müddeti dolmadan nikâh kıymaya kalkışmayın” buyrulmuştur.

Hz. Ömer (ra) şöyle demiştir .

“Bir kadın kocasını kaybeder, nerede olduğunu bilmezse 4 yıl bekler, 4 ay 10 günde evde oturur, sonra nikâhı başkasına helâl olur” (Prof. Dr. İ. Canan, Hadis Ans : 15/524)

KOCA KADINI DÖVÜP CEZALANDIRABİLİR Mİ?

            “Kadın zina etse cezası ölümdür. Koca bu cezayı verebilir mi?”

Öldürme işi, kişinin hakkı değildir. Kadına canı Allah vermiştir. Ancak Allah alır.

Kişi : “Ben kötüyüm benim ölmem lazım” diyemez. “Falanca kötü öldürülmeli”de diyemez.

İnsan günah işlediyse tevbesi var, dönüşü var ve düzelme imkânı vardır.

İdam gibi recm gibi cezaları mahkemeler verir. Kişi bunu yapmaya kalkarsa cinayet işlemiş olur. Diyelim ki, kadın öldü. Koca hapse girdi, çocuklar ortada kaldı. İyi mi oldu?

Durum Allah’a havale edilecek olursa, yanlış haber veya iftira sonucu bir yanlışlık da yapılmamış olur.

 

ERKEĞİN EŞİNİ DÖVME HAKKI VAR MIDIR?

            Cenab-ı Allah Kur’an’da : “Erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Saliha kadın itaatkârdır… Başkaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin yataklarında yalnız bırakın, yola gelmezlerse görünün. Eğer itaat ederlerse, aleyhlerinde başka bir yol aramayın” buyurmuş, iffetsizlik söz konusu olduğunda nasıl hareket edileceği bildirilmiştir.

İslâm’da kadın dövülmez. Bu konuda peygamberimizin sıkı sıkı talimatı vardır. Şöyle buyurur :

-“Kadınları döven erkekler hayırlı kimseler değildir” (Riyaz’üs Salihın : 1/320)

-“Ne oluyor beylere! Hanımlarını köle gibi dövüyorlar, eşek gibi dövdükten sonra akşam yanına yatmanız olacak şey mi? (Buhari, Nikâh : 93)

-“Irzınızı başkasına çiğnetirlerse onları incitmeden vurun; iz bırakmayacak şekilde, hafifçe şartı ile” (Müslim Hac:147)

Suça karşı kanunda ceza vardır. Dinde de isyanın, huysuzluğun, iffetsizliğin ve itaatsizliğinde bir cezası vardır.

-İç iç, kadını döv.

-Kızdın, kıskandın, canın sıkıldı döv.

-Kazak desinler diye kadını döv.

-Kadından dayak eksik edilmez” de kadın döv. İslâm bunu kabul etmez.

Peygamberimiz hiçbir zaman kadın dövmemiştir. “Kadınları dövmeyin” demiştir. (Ebu Davud : Nikâh : 41)

“Kadınlara iyi davranın” (Prof. Dr. İ.Canan : Hadis Ans : 9/293)

“Mü’min erkek, mü’min kadına buğz etmesin. Çünkü onun bir huyunu beğenmezse, beğeneceği başka huyu mutlaka vardır” (Age :9/314) diye de vasiyet etmiştir.

BOŞANMA SEBEPLERİ

            Hz. Peygamber şöyle buyurur :

-“Mü’min erkek mü’min kadını sevmemezlik etmesin. Onun bir huyundan hoşlanmıyorsa, hoşlanacağı bir huyu mutlaka vardır” (Müslim 2/1091)

-“Günahta itaat olmaz. İtaat meşru işte olur” (Buhari :3/1469)

-“İslâm’da zarara zararla karşılık verme yoktur”

-“Kim şüpheli şeyden kaçınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur” (Buhari İman : 39)

-“Şüpheyi bırak, şüphe vermeyene bak” (Buhari Bûyû:3)

İslâm’da şüphe ile amel edilmez, şüphe delil olmaz…

Boşanmanın en önemli sebeplerinden biri kıskançlık oluyor. Kıskançlık olmaz değil olur. Çünkü seven kıskanır. Hz. Peygamber Şöyle demiştir : “Eşini kıskanmayan kocaya Allah rahmet etmez” (Ahmed b. Hanbel : 2/134)

Kıskançlık olur olmaz her şey için olmaz. Bir de dozu kaçmamalıdır.

Eşler, ücüncü şahıslar, şüphe uyandıracak her şeyden kaçınmalıdır. Çünkü yuva yıkmak çok günahtır.

Eşler, herşeyi yanlış ve kötüye yormamalı ve her şeyden mana çıkarmamalıdır. Eğer bür şüphe varsa, mutlaka araştırmak ve açıkça konuşmak gerekir.

Vesveseli bir insan olmak herşeyden nem kapmak normal değildir.

Kadın giyimi, konuşması ve davranışları ile yanlış düşünce ve  bakışları üzerine çekmemelidir.

İki tarafta birbirine güven vermelidir. İki tarafada iffet namus gereklidir. İslâm’ın koyduğu kurallara uyulursa ne diye şüphe uyansın ne diye kıskanılsın?

Bir hadiste şöyle denmiştir :

“Kıskançlığın bazısını Allah sever, bazısını da sevmez. Sevmediği kıskançlık, zayıf bir ihtimal karşısında duyulan kısçkançlıktır. Kuvvetli bir ihtimal karşısındaki kıskançlığı da Allah sever.” (Prof. Dr. İ. Canan Hadis Ans : 17/1996)

Hz. Aişe (ra) Peygamber için kıskançlık duyar. Peygamber :

-Ne o kıskandın mı? der. Oda :

-“Evet” deyince :

-“Sana yine şeytanın gelmiş olmalı” der. Oda :

-“Benimde şeytanım mı var? diye sorunca:

-“Şeytanı olmayan yoktur” Hz. Aişe sorar :

-Seninde var mı?

-“Evet. Ama benimki müslüman oldu? der. (Age:12/103)

Şeytan en çok namaz ve evlilik konusunda vesvese verir. Boşu boşuna şeytanın oyuncağı olmamak gerekir. Çünkü her yıkılan yuva şeytanı sevindirir.

-Taha Sûresi 124. ayete göre bir evde Cenab-ı Allah’ı unutmayacaktır. Unutulursa o evde sıkıntılı bir hayat olur.

-Kur’an okunmayan ev mezarlık gibidir.

-Müstehcenlik olan evde melek eğleşmez.

-Evde günah, haram barınıyorsa, o eve Allah’ın rahmeti inmez.

-Sofraya haram giriyorsa, evlilik devam etmez, çocuklar hayretmez. “Haram yiyenin haramı evladı olur”

-Hazır olmadan yapılan evlilik devam ettirilemiyor. Gençler, arkadaşlık yaparak flörtle evlendiyse, birbirinden çabuk bıkıyor. Büyüklerle beraber verilmeyen kararlar çabuk kavga ettiriyor.

Sokakta bulunan sokakta kaybediliyor.

-“Anlaşırsak yuvayı devam ettiriniz” düşüncesi uzun ömürlü yuva kurdurmuyor.

-Hayatında hep başkaları olmuşsa, ona da sadık kalınmıyor. Bir kimseye bağlı kalmayı tutuculuk, gericilik sayıyor, ilişkilerde sınır tanımıyor. Ceza olarak Allah’da huzursuzluk veriyor.

-Haklı sebep olmadan boşamak veballi bir iştir.

-Maddi sıkıntı, boşanma sebebi olamaz.

-İşsizlik…

-Daha önce var olan kusur…

-Bir münakaşa, öfke halinde verilmiş bir cevap…

-Kaynana bahanesi boşanma sebebi olamaz.

-“O şöyle dedi bu böyle dedi” gibi dedikodular yuva yıkıyor.

-Büyü, büyü düşüncesi çok yuva yıkıyor. İslâm’da insana zarar vermemek esastır. Büyü, insanı küfre bile götürür.

Boşanmaya götüren sebeplerden kaçınmak gerekir. Meselâ;

-Üçüncü şahıslardan her zaman kaçınılmalıdır.

İnsan, seven, nefret eden bir varlıktır. Çocukkende sever, unutmaz. İnsan evlenirken çok iyi düşünmeli, karar verdikten sonrada artık herşeyi eşi olmalıdır. Herhangi bir durumda “BEN EVLİYİM” demelidir. İkinci bir kimseyi aklına getirmemelidir. Düşünmesi, aile bağlarını zayıflatan günahtır.

Beyin ne talimat verirse organlar onu yerine getirir. İnsan bir hata yaparsa, hata üstüne hata yapar…

“Gönül ferman dinlemez” derler. Karşısına biri çıkabilir, iki insanı birbirine yaklaştıran sebepler olabilir. Kadın olsun erkek olsun o zaman ne yapacak? Nefsine uymayacak, “Allah görüyor, Allah biliyor, Allah soracak” diyecek, sevgisini, aşkını gizleyecek, evliliğini devam ettirecek. Evet Allah’a ve ahiret gününe inanan böyle yapacak, günaha girmeyecek.

Allah Rasûlünün böyle yapanlara müjdesi var. “Kim aşık olursa, aşkını gizlese, sabır gösterir, iffet ve namusunu muhafaza ederse, Allah onu cennete koyar” İnanana bu müjde yetmez mi?

-Asla iffetsizlik söz konusu olmamalıdır.

-Erkek yaparsa, mübah kadın yaparsa, günah olmaz, iffet namus erkeğe de lâzımdır.

Erkeğin başka kadınlardan bahsetmesi, ilişkisinin olması, kadında şok etkisi yapar, kadını suça itebilir.

-Geçimsizliklerde hemen akla büyü gelmemelidir. Büyü yaptırmak düşünülmemelidir.

-Bir hatayı diline dolayıp sürdürmemek gerekir.

-İnatlaşmamak, takmamak gerekir. İki kelimeyi iyi öğrenmeliyiz “Peki”, “Kusura bakma, özür dilerim”

-Her konuda açık kalpli olmak, gizlilikten, sırsaklamaktan kaçınmak gerekir.

-Ortaya çıkınca mahçup olunacak, pişman olunacak iş yapmamak lâzımdır.

-Her zaman mantıklı olmak, fevri söz ve davranışlardan kaçınmak esas olmalıdır.

-Karşı taraf sinirli iken cevap vermemek. En önemlisi de sinirli iken karar vermemek gerekir.

-Toplumda kötü örnekler var. Falan boşandı, falan boşanıyor, falan da boşanacakmış” söylentileri, boşanmayı körüklüyor.

-Televizyondaki filmler, diziler, televole programları, hep boşanmayı cazip gösteriyor, akla getiriyor âdeta zorluyor.

-Sen ben kavgası, eşlerin birbirlerini ismi ile çağırması ve saygının olmayışı, nikâhı basitleştiriyor.

-Kadın olsun erkek olsun gevşek davranıyor, ar haya yok. Bu ve çalışma ortamlarının durumu insanımızı çileden çıkarıyor.

-Köyünde evleniyor. Şehre iniyor, değişiveriliyor… beğenmeme başlıyor.

-Bir büyüğümüz sana bir öğüt vereyim, hayat boyu rahat edersin dedi ve : “Bazen kör, bazen sağır, bazen de dilsiz ol” demişti.

 

BOŞANMAK KİMSEYİ MUTLU ETMEZ

            -Bugün gözünü dünyaya dikip, işe dalarak; aileyi eşini, çocuklarını unutanın yuvası yıkılır.

-Boşanmak da inat eden, barışma ortamı bulup da barışmayan mes’ul olur.

-Boşanan erkeğin dünyası yıkılır, işi, düzeni bozulur. Eski hayatını arar, ama bulamaz.

-Korunmaya muhtaç olan kadın açıkta kalır, kötülerle, kötülüklerle karşılaşır. “Dul” diye ona iyi gözle bakmazlar. Yaklaşan, başka niyetle yaklaşır. Bazı kadınlar ya kötü yola düşürülür veya çeşitli nedenlerle kendiliğinden kötülüğe bulaşır.

-Çocuklara gelince; çocuklar her yönden maddi ve mânevi bir anaya ve bir babaya muhtaçtır. Adı, “dulkarı” çocuğuna çıkar. Ard niyetli insanlar peşlerine düşer. Ben bir eğitimci olarak yıkılmış ailelerin çocuklarının başarılı olduğunu görmedim. Birçoklarının kötü arkadaş, kötü çevre nedeniyle istenmeyen işler yaptığını gördüm. Acımasız ve saygısız büyüdüler, kötü alışkanlıklara sürüklendiler.

Kim razı olur buna… Geçimsizlik, çocuğa zarar vermemelidir.

Ayrıca boşanan aileler arasındaki cinayetlere, intiharlara haber bültenlerine sık sık rastlıyoruz.

Bunun için ana babalara bazı mesajlarımız olacak. Çocuğun zarar görmemesi için :

-Ne yaparsanız yapın asla çocukları unutmayın.

-Çocuğa ana veya babasını kötülemeyin.

-Çocuğu taraf tutmaya zorlamayın.

-Çocuk kimden ayrıysa onu görmeli ve onu yananda hissetmelidir. Gerektiğinde ondan yardım alabilmeldir. Değilse çocuk eksik büyüyecektir.

-Çocuğun olumsuz davranışları ile ana veya babasına benzetilmemesi lâzımdır. Sen de…… gibisin denmemelidir.

Geçim imkânı kalmadıysa; boşanmak gerekir.

Boşandıysanız bu dünyanın sonuda değildir. İnancınızı devreye sokun, ne yapalım kader böyleymiş, bunda da bir hikmet vardır, hayır vardır. “Rabbım beni imtihan ediyor” deyin.

İnsanlığı, müslümanlığı elden bırakarak kötülük düşünmeyin, gıybet etmeyin, iftira atmayın, sırlarını yaymayın. Göreceksiniz ALLAH sizinle olacaktır.

Cenab-ı Allah’a dua edin, ibadete sarılın. Böylece Allah’ın yardımını görerek rahatlayın.

Mümkünse evlenmeyin; çocuklarınızı ortada bırakmayın. ”Baba” diyemeyeceği, “Ana” diyemeyeceği insanlarla aynı çatı altında yaşamaya mecbur etmeyin. Hz. Peygamber : “Evlenin boşanmayın. Allah zevkine düşkün kadınları ve erkekleri sevmez” buyurmuştur. Zevkinize göre hareket etmeyin.

Evliler birbirine iyi davranmalıdır. Aileyi korumalıdır.

Eşini kaybeden, kıyamet günü onun yüzüne bakamayacağı iş işlememelidir. Onun ruhunu şad edecek şekilde yaşamalıdır.

Bugünün en önemli meselesi; imanı korumak, nikâhı korumak, iffeti namusu korumaktır. Onları koruyan mutlu olur.

 

SONUÇ

            Aile yuvasının sıcaklığının, rahatlığının eş ve çocukların kıymeti iyi bilinmelidir.

Aile büyük bir nimettir, elden çıkarmayalım. Bunun için her iki taraf, üzerine düşen görevi, noksansız yapmalıdır. Bir taraf kızarsa, diğeri ortalıktan kaybolmalıdır. Biri küserse, diğer taraf barışacak, biri üzülürse, diğeri teselli edecektir. Çünkü;

-Nikâhı korumak, evliliği devam ettirmek iki tarafında görevidir.

-Çocuklar beraber büyütülmelidir.

-Evlilik asla tek taraflı yürümez. Ailede bir çok şey müşterektir.

Bugün hayvanlar bile yuvasını, yavrularını bırakıp gitmiyor. Bırakıvermek, yeryüzünün halifesi ve varlıkların efendisi insana yakışır mı?

Çocukların öldürdüğü ana kuşun yuvasındaki yavruları, komşu yuvanın kuşunun nasıl beslediğini gözlemiştim. Bir kendi yuvasına, bir komşu yuvaya yiyecek taşıyordu…

Sıkıntıda olan ailelere yardım elimizi uzatalım. İlgisiz kalmayalım.

Bugün terk edilmiş, ekmek parası için iş arayan, namuslu yaşamak, çocuklarını yetiştirmek isteyen hanım bacılar var. Bunlara yardımcı olalım.

Boşanmış ailelerin çocuklarına da yardımcı olalım. Yardımcı olmazsak Allah biliyor, Allah görüyor ve Allah mutlaka herşeyin hesabını soracaktır.

Allah ağzınızın tadını bozmasın, aile saadetiniz ölünceye kadar devam etsin inşallah. Allah yardımcınız olsun. Allah çocuklarımızı analı, babalı büyütsün. Ailemizi, çocuklarımızı korusun.

 

 

 

 


Bu yazıyı 2.847 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here