Büyük Günahlar

Bu bölümde günahları, günahların cezasını ve günahları yüzünden helak olanları göreceğiz. Şeytanın insanı nasıl günaha düşürdüğünü, günahın yansımalarını ve günahından dolayı lanetlenenleri okuyacağız.

Bunlardan sonra günahlardan korunmayı ve günahlardan kurtulmayı ele alacağız.

Bizi günahlara götüren zaaflarımız var. Önce onlara bir göz atıp sıralayalım:

– Çoğumuz dinimizi bilmiyoruz.

– Allah’a ve ahirete imanımız zayıf.

– Günahı tanımıyoruz, günahın yansımasını düşünmüyoruz.

– Nefsimizin arzularına ve şeytanın tuzaklarına karşı etkili olamıyoruz.

– Tahrikler, fitneler, müstehcenlik ve sergilenen kötü örnekler insanımızı çabuk etkiliyor.

– Küçük günahları önemsemiyoruz, onları büyütüyoruz. Büyük günahlardan da korkmuyoruz.

– Toplumda koruyucu tedbirler yok. İnsanımız korumasız.

– Suçlular, caydırıcı bir ceza görmüyor.

 

Ne derler, bozulmayı önleyecek tuz bozuksa, bozulma önlenmez. Toplum bozuksa, bekçi boşuna bekler.

Bir de son zamanlarda insanımızın yanlış yönlendirilmesi, günaha girmesinde en büyük etken olmaktadır. Buna bazı örnekler verecek olursak, şöyle telkin ediliyor.

–         Zaman değişti, zaman bunu gerektiriyor…

–         İçinde bulunduğumuz şartlar böyle, ne yapalım?..

–         Âdet böyle, yoksa kınanırız!..

–         Herkes yapıyor…

–         Biz böyle yaparsak el ne der?

–         Falan böyle dedi, şöyle yaptı…

–         İnsan günahsız olmaz.

–         Bu da mı günah olurmuş canım, ne var bunda!..

–         Hangi çağda yaşıyoruz?

–         Öyle şey erkeğe de mi günah olur canım!

–         Bana ne başkalarından vb…

 

İşte böyle yanlış telkinler ve yanlış düşünceler günah işlemeyi hem çabuklaştırıyor, hem de kolaylaştırıyor. Böylece istemeyen de günaha düşmekten kendini alamıyor.

Bazıları bu ortamda günaha girmemek mümkün mü? deyip işi gevşetiveriyor. Bu şeytanî bir telkin. Böyle bir anda daha çok dikkat edilmeli ki, günaha düşülmesin.

Bazılarına da şeytan: “Daha var, daha gençsin” diyerek insanı günahta bırakıyor ve günahı çoğaltıyor, dönmeyi önlüyor.

Günahkarların arasında yaşamaya razı olunmaması lazım çünkü; Cenab-ı Allah günah işlemeye devam edeni kulluk defterinden silip atabilir, böylece cezalandırabilir.

 

 

GÜNAH NEDİR?

Günah, dinde yasaklanan şeydir. Günah emrolunanı yapmamaktır. Günah, insanın vicdanını rahatsı eden kötü ve zararlı olan şeydir.

 

 

BÜYÜK GÜNAH NEDİR?

Allah’ın ve Peygamberin büyük günah olduğunu bildirdiği günahlar vardır ki, bunlara büyük günah denir. Bunların cezası da büyüktür.

Aslında günahları büyük küçük diye düşünmemek gerekir. Çünkü; bazı günahlar gözümüzde küçülür. Yavaş yavaş da benimsenmeye başlanır. Sonuçta küçük günahlar, büyük günahlara götürecektir. Kalpteki küçük lekeler büyüyecek, kısa zamanda kalp kararacaktır.

Kur’an’da: “Eğer yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere koyarız” buyrulmuştur. (Nisa: 31)

Küçük günahlardan kaçınılırsa, büyük günahlardan korunmuş olur.Küçük günahlardan kaçınılırsa da, küçük günahlar affolunur.

İnsanlar, peygamberler ve melekler gibi günah işlemekten korunmadıkları için her zaman günah işleyebilirler. Fakat günahlardan kaçınılırsa Allah, kaçınamadığı günahları affedeceğini müjdeliyor.

Bir müjde de Necm Sûresi’nin 32. ayetinde veriliyor: “Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbinin affı boldur.”

Kur’an’da iman sahiplerinden bahsedilirken: “Büyük günahı işlemekte direnirler” (Vakıa: 46), “Onlar büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınırlar.” (Şuara: 37) denmiştir.

Mezhebimize göre büyük günah işleyen kimse, dinden çıkmaz, günahkar olur. ne zaman ki, günahı inkar ederse, o zaman dinden çıkar.

Kimseye günahtan kurtuluş yolu kapalı değildir. Her isteyene tevbe kapısı her zaman açıktır. Ölüm anına kadar herkes tevbe edebilir. Kul hakkı hariç günahlardan kurtulabilir. Kul hakkını da iade eder, helâllaşır, ondan da kurtulabilir.

Cenab-a Allah: “Yok mu tevbe eden affedeyim” deyip duruyor. Peygamberimiz de: “Günahlarına tevbe eden, günahsız gibidir” diyor.

Önemli olan, günahta ısrar edip, tevbeyi geciktirmemektir.

 

HER GÜNAHTAN SONRA TEVBE VACİBTİR:

Hz. Peygamber: “Günahları küçük görmekten sakının” buyuruyor. (Ramuz-el-Ehadis: 173/9)

– “Kul, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur. Eğer tevbe ederse, o siyahlık yok olur. Günaha devam ederse, o siyahlık büyür, kalbini karartır.” (Age: 26/9)

– “Bir günah işlediğin zaman derhal tevbe et.” (Age: 25/11)

– “Bir günah işlediğinde, abdest alıp iki rekat namaz kılan ve tevbe edeni Allah affeder” (Age: 384/6) buyurmuştur.

 

Demek ki, günaha aldırış etmeme durumu olmayacak, günahın hemen ardından tevbe edilecek.

Allah Kar’an’da “tevbe edin” diyor. Kula tevbe etmek yaraşır.

Günahı bilmemek mazeret değildir. Günah bilinecek ve tanınacaktır. Hz. Peygamber şöyle buyurur:

– “Alimin günahı bir günahtır. Cahilin günahı iki günahtır. Cahil hem günah işlediği hem de öğrenmediği için iki defa azab görür. (Age: 286/8)

– “Günahta insan kendini mazur görmedikçe asla helak olmaz.” (Age: 354/2)

 

Helak olmak, ceza görmek istemeyen, her türlü günahtan kaçınacaktır. Çünkü her günahın mutlak bir karşılığı vardır. Günahtan kaçınmanın da mükafatı vardır. İnsan kendisi günahtan kaçındığı gibi başkalarını da kaçındırmaya çalışacak, kaçınamayanları da korumak için çaba sarf edecektir. Uyaracaktır.

İbrahim Ethem ile bir günahkar arasında, şöyle bir konuşma geçiyor. İbrahim Ethem’e günahkar şöyle diyor:

– Ben kendimi günahlardan koruyamıyorum. Bana nasihat et.

– Günah işleyeceğin an Allah’ın sana verdiği rızkı yememeye karar ver, ondan sonra günah işle.

– Bu mümkün mü?

– Öyleyse Alah’ın rızkını yerken ona karşı gelinir mi? Sen de günahı terk et.

2.’si: Asi olacaksan, günah işleyeceksen Allah’ın mülkünde oturma çık, ondan sonra isyan et ve günah işle.

– O’nun mülkü olmayan bir yer var mı?

– Hem mülkünde oturacaksın hem de isyan edip günah işleyeceksin olur mu?

– Öyleyse günah işleme.

3.’sü: Gunah işleyeceksen Allah’ın görmeyeceği yerde işle.

– Onun görmediği yer mi olur? – Öyleyse günahtan vazgeç.

4.’sü: Günah işleyeceksen, Azrail’e: “Biraz bekle, tevbe edeyim, sonra ruhumu alırsın” de!

– Azrail beklemez. – öyleyse günahtan vazgeç.

5.’si: Mezarda münker-nekir’e hesap verme.

– Bunu yapmak kimin haddine? – Öyleyse günah işleme.

6.’sı: Kıyamet günü zebaniler sürükleyip götürürken itiraz et.

– Hiç bunu yapabilir miyim?

– Öyleyse Allah’a isyandan, günah işlemekten vazgeç.

 

Adam, ellerini kaldırır, tevbe istiğfar eder. Bir daha günah işlemeyeceğine dair söz verir.

Haydi biz de günahlarımızı birer birer gözden geçirelim; harama, günaha, isyana yeter artık diyelim. Bugüne kadar kuldan utandık, Allah’tan utanmadık, Allah’tan da utanalım da bitsin bu iş.

 

BÜYÜK GÜNAHLAR

Günahların sayısından ziyade gayretimiz, haramların özünü kavramaya ve haramlardan sakınmaya dönük olmalıdır. İnsan, harama muhtaç değildir. Onun için harama uzanan el, harama atılan adım, harama dikilen göz derhal geri çekilmelidir. Günahları yok edecek iyilikler arttırılmalıdır. Günahlar terk edilmekle de büyük sevaplar kazanılmalıdır. Günah Allah’la kul arasında perdedir. Kul bu perdeyi kaldırmadan Rabbine yaklaşamaz.

Büyük günahların en büyüğü Cenab-ı Allah’a şirk koşmaktır. Çünkü Allah diğer günahları affedebilir ama şirki dönülüp tevbe edilmeden affetmez. Bir de diğer büyük günahlar, inkar edilmedikçe küfre sokmaz, şirk ise doğrudan küfürdür.

Öncelikle büyük günahlar yedidir:

1-      Allah’a ortak koşmak.

2-      Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmek.

3-      Namuslu kadına zina isnadında bulunmak.

4-      Savaştan kaçmak.

5-      Faiz yemek.

6-      Yetim malı yemek.

7-      Hicret ettikten sonra eski cahilliğe (günahlara) geri dönmek. (Hadis: Camiu’s-Sağîr: 3/3065)

 

Fıkıh ve akaid kitaplarında sıralanan büyük günahlar şunlardır:

–         Zina etmek. Livata yapmak.

–         İçki içmek.

–         Kumar oynamak.

–         Anne babaya haksız yere isyan etmek.

–         Yalan söylemek, yalan şahitliği yapmak.

–         Hırsızlık yapmak.

–         Gıybet etmek.

–         Kötü zanda bulunmak, kötü düşünmek.

–         İftira etmek.

–         Yetimi azarlamak, doyurmamak.

–         Domuz eti yemek.

–         Ölü hayvan eti yemek. (Bunlar da Kur’an’da geçen büyük günahların başlıcalarıdır.)

–         Allah’ın rahmetinden ümit kesmek.

–         Allah’ın rahmetinden emin olmak.

–         Günah işlemekte ısrar etmek, korkmamak.

–         Koğuculuk yapmak.

–         Büyü yapmak.

–         Fala bakmak.

–         Stokçuluk yapmak, fahiş fiatla mal satmak.

–         İbadetleri geciktirmek, terk etmek.

–         Rüşvet almak vermek, aracı olmak.

–         Beslemesiz kesilen hayvanı yemek.

–         Sövmek, lânetlemek.

–         Kibirlenmek.

–         Allah’ın dinine müdahale etmek.

 

KUR’AN’DA GEÇEN BÜYÜK

GÜNAHLARDAN BAZILARI

Birkaç örnek:

1-                “Hırsızlık eden erkek ve kadının yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah’tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin…” (Maide: 38)

2-                “Kim Allah’a ortak koşarsa, Allah ona cenneti haram kılar. Onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcı yoktur.” (Maide: 72)

3-                “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz.” (Maide: 90)

4-                “Geçim endişesi ile çocuklarınızın canına kıymayın. Biz onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir suçtur.” (İsra: 31)

5-                “Zinaya yaklaşmayın. Zira o bir hayazıslıktır. Ve çok kötü bir yoldur.” (İsra: 32) Burada “Zina etme” demiyor “Yaklaşma” diyor. Yani zina etmekle beraber zinaya götüren yollarda yasaklanmıştır. Çünkü zinadan korunmak zordur. Nefis kabarırsa önü alınmaz. İslam’da zina ile beraber zinaya götüren, sebep olan söz, davranış ve giyimde yasaklanmıştır. Elin zinası vardır, tutmaktır, dilin zinası vardır, söylemektir. Gözün zinası bakmaktır. Kulağın zinası dinlemektir.

6-                “Haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın muhterem kıldığı cana kıymayın…” (İra: 33)

7-                “Anana babana ‘Öf’ bile deme. Onları azarlama” (İsra: 23)

8-                “Haksız yere yetimlerin mallarını yiyenler, şüphesiz karınlarına ateş tıkınmış olurlar…” (Nisa: 10)

9-                “Sizin ve yakınlarınızın aleyhinde de olsa yalan şahidlikte bulunmayın” (Nisa: 137)

10-            “Sihir-büyü yapanların ahiretten nasibi yoktur” (Bakara: 102)

11-            “Faiz yiyenler kabirlerinden şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların: “Alım-satım tıpkı faiz gibidir” demeleri yüzündendir. Halbuki Allah alım-satımı helâl, faizi haram kılmıştır. Kim faizden vaz geçerse, onun işi Allah’a aittir. Kim tekrar faize dönerse, işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar.” (Bakara: 275)

12-            “Allah’ın yolundan çevirmek, Allah’ı inkar etmek, içki içmek ve kumar oynamak” (Bakara: 217-219)

13-            “Yetim malı yemek, temizi pis olanla değişmek…” (Nisa: 2)

14-            “Allah’a ortak koşmak…” (Nisa: 48)

 

Kur’an’da büyük günah olarak bildirilenlerden bazıları bunlardır.

 

HADİSLERDE BÜYÜK GÜNAHLAR

Allah Rasulü bazı büyük günahları şöyle bildirmiştir. Birkaç örnek:

1-      Hz. Peygambere sorulur, O’da cevap verir:

a.      Allah’ın dininde hangi günah büyüktür?

b.      Allah seni yarattığı halde Allah’a eş uydurmandır.

c.      Doğru, peki sonra hangi günah büyüktür?

d.      Çocuğunu öldürmendir.

e.      Bundan sonra hangi günah büyüktür?

f.        Komşunun ailesiyle zinalaşmandır.” (Tecrid-i Sarih Terc.: 11/38)

 

Allah Rasülü şöyle buyurur:

2-      “Büyük günahların büyüğünden biri, kişinin ana ve babasını lanetlemesidir” (Age: 8/122)

3-      “Büyük günahların en büyüğünü size bildireyim mi?

a.      Evet Ya Rasulallah!

b.      Allah’a şirk, ana babaya ezadır. İyi dinleyin bir de yalandır.” (Age: 8/68)

4-      “Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurur:

“Beş şey zuhur ederse, helak olmak ümmetimin üzerine hak olur:

a.      Birbiriyle lanetleşmek.

b.      İçki içmek,

c.      İpekli giymek. (Erkekler için)

d.      Çalgı çalıp eğlenmek.

e.      Erkeklerin erkeklerle, kadınların kadınlarla tatmin olması.” (Ramuz 53/18)

5-      “Büyük günahlardan ateşten kaçar gibi kaçınız. Bu günahlar şunlardır:

a.      Allah’a şirk koşmak,

b.      Ana-babaya isyan,

c.      Haksız yere adam öldürmek,

d.      Namuslu kadına zina iftirasında bulunmak,

e.      Zina yapmak,

f.        Savaştan kaçmak,

g.      Büyü yapmak,

h.      Yetim malı yemek,

i.         Haramları işlemekte ileri gitmek,

j.         Faiz yemek,

k.       Hırsızlık yapmak,

l.         İçki içmek,

m.    Yalan şahitliği yapmak.

n.      Yalan yere yemin etmek.” (Buhari Vesâyâ: 8/1172)

 

Bunlar da Allah Rasulünen dilinden büyük günahlardan bazıları olarak ifade edilmiştir.

 

İSLAM ALİMLERİNE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR:

Osmanlı alimlerinden Hamza Efendi, Bey’i ve Şirâ Risâlesinde şöyle der:

On şey, son nefeste imansız gitmeye sebep olur:

1-      Allah’ın emirlerini, yasaklarını öğrenmemek,

2-      İmanını ehli sünnet itikadına göre düzeltmemek,

3-      Allah’a ve iyilik gelmesine sebep olanlara şükretmemek,

4-      İmansız olmaktan korkmamak,

5-      Beş vakit namazı vaktinde kılmamak,

6-      Faiz alıp vermek,

7-      Dinine bağlı olan müslümanları aşağı görmek ve bunlara kötü sözler söylemek,

8-      Fuhuş sözleri söylemek, yazıları yazmak, resimleri yapmak,

9-      İnsanlara, hayvanlara, kendine zulmetmek, eziyet etmek,

10-  Dünya malına, rütbesine ve şöhretine düşkün olmak.”

 

İşlenen bir günahın bizzat kendisi küfür sebebi olmayabilir, ama günah başka bir günaha götürür veya vazgeçilmezse, günah da ısrar manasına gelir. Böylece insanı imandan uzaklaştırır.

 

Osmanlı Alimlerinden Ömer Nesefi, AKÂİD adlı eserinde büyük günahları şöyle sıralamıştır:

1-      Haksız yere adam öldürmek,

2-      Namuslu kadına iftira etmek,

3-      Zina etmek,

4-      Harpten kaçmak,

5-      Sihir yapmak,

6-      Yetim malı yemek,

7-      Müslüman olan ana-babaya âsi olmak,

8-      Haramda ileri gitmek,

9-      Faiz yemek,

10-  Hırsızlık yapmak,

11-  İçki içmek.” (Akaid s. 78)

 

Alimlerimize göre; bilgisizlikten, gafletten dolayı büyük günah işleyen dinden çıkmaz.

Bile bile, günahı ve cezasını bildiği halde günah işleyenin ve günahta ısrar edenin durumu, küfürle iman arasındadır, her an küfre düşebilir. Çünkü her günahta küfre giden bir yol vardır. Devamlı günah işleyen, günah ortamlarında bulunan, imanını koruyamaz.

Dinde yasaklanan bir hususu şu veya bu nedenle inkar eden, bu da mı günah olurmuş, diyen küfre girer.

 

İslam büyüklerinin eserlerinde geçen

Büyük günahlardan bir kaçı şunlardır:
1-      Kumar

2-      İsraf

3-      Riya

4-      Kibir

5-      Rüşvet

6-      Zulüm

7-      Yalan

8-      Gıybet

9-      Kötü zan

10-  Bid’at işlemek, günahta ısrar etmek

11-  Günah işlemekten korkmamak

12-  Büyü yapmak

13-  Gaybı bildiğini iddia etmek

14-  Fala bakmak

15-  Ruh çağırmak

16-  Uğur, uğursuzluk aramak

 

17-  Ölmüşlerden yardım beklemek

18-  Bazı insanları günahsız saymak

19-  Allah’a yaptığını başkasına yapmak, Allah’tan istediğini başkasından istemek

20-  İbadeti terk etmek.

 

ÖTENAZİ

Ötenazi de bir cinayettir. Adam öldürmek, intihar etmek nasıl günahsa, bir insanı ne sebeple olursa olsun, o istese de istemese de öldürmek günahtır.

Canı Allah vermiştir, ancak Allah alır.

Acı çekmek kılıf olamaz. Çünkü hayat acılarla, ızdıraplarla doludur. Hayat, acısıyla tatlısıyla hayattır.

Dünyanın acıları karşısında sabredilecek, şükredilecek, sevap kazanılacaktır. O acıları çekerken etrafındakiler de ona yardımcı olacak, sevap kazanacaklardır. Görevlerini yapmış olacaklar, borçlarını ödeyeceklerdir.

Acı çeken insanlarla ilgilenenler, dua alırlar. Çünkü; yaşlılar dua ağacıdır. Varlık sebebimiz olanların duasını almak rızasını alma insanının kurtuluşuna sebep olacaktır.

İnsanın çektiği acılar, dinimizin bildirdiğine göre günahlara keffaret olur.

Cenab-ı Allah dertlerle, acılarla insanın kendisini ve yakınlarını imtihan eder.

Hastayı, yaşlıyı öldürmek insani görev değildir. Eğer hasta veya yaşlı, bunu kendisi istemişse, o zaman da intihar etmiş olur. İntihar da büyük günahlardandır. Bazılarına göre cenaze namazı kılınmaz.

İnsan iyi de olsa kötü de olsa yaşayacaktır. Ölümü istemeyecektir.

 

İNSAN NASIL GÜNAHA DÜŞER

İnsan dikkat etmezse, her an günaha düşebilir. İnsanın günaha düşmemesi için dikkat etmesi gereken bazı hususlar vardır:

–         Önce yanlış adım atmamak, yanlış işe başlamamak gerekir. Mesela; gömleğinin ilk düğmesini yanlış düğmelerse, diğer düğmeler düzgün düğmelenmez.

–         Günahı önemsemez ve küçük görürse günaha düşer. Günahı büyük gören, günahtan korkan ve günahtan çekinen, günaha düşmez. Günahı küçük gören öğüt ve nasihat da kabul etmez.

–         İnanç zayıflığı, Allah korkusunun olmayışı, ahirette hesap vereceğine inanmamak, insanı günahtan günaha sürükler.

–         İbadetlerin düzgün ve devamlı yapılmaması,

–         Haram yenmesi,

–         Bilgi noksanlığı,

–         Allah’ın unutulması, Allah’ın da kulunu unutması terk etmesi halinde,

–         Allah’ın nimetlerin şükredilmemesi,

–         Kötü arkadaş ve kötü ortamlar,

–         Nefse esaret, gurur, kibir,

–         Dünyaya aldanmak, gözünü dünyaya dikmek,

–         Dürüst ve ahlaklı kalmak için gayret gösterilmemesi,

–         Hak hukuk, hayır şer, fazilet rezalet birbirine karıştırılırsa,

–         Din iyi bilinmez ve şüpheli şeylerden kaçınılmazsa,

–         Ele, bele, dile sahip olunmazsa, insan günaha düşer, kendini koruyamaz ve kendini günahlardan kurtaramaz. Günah işlenmişse, gizlilik esastır, hemen tevebe etmek gerekir. Çünkü günahın teşhirinin de cezası vardır.

 

GÜNAHIN CEZASI

Cenab-ı Allah açıktan günah işleyip günahta ısrar edenleri daha dünyada cezalandırmıştır. Bunun Kur’an’da ve tarihte pek çok örneği vardır.

Günahların çeşidine ve işleniş biçimine göre bazı günahların cezası hem dünyada hem de ahirette verilir. Müstehcenlik gibi, fuhuş gibi, kul hakkı gibi, ana-babaya haksız yere isyan gibi Allah’ın affetmeyip cezalandırdığı günahlar vardır.

Günahda ısrar etmek, çekinmeden günah işlemek ve işlediği günahı gizlemeyip anlatmak onunla övünmek günahtır. Tevbe edememek, günahkar için bir cezadır. Ayrıca başkalarının günahının peşine düşmek, yüzüne vurmak da günahtır.

Günah, Allah’la kul arasındadır.

Peygamberimiz: “Günahı açıktan işlemekten sıkılmayan, kaçınmayanlar hariç günah işleyenler affolunur.” Buyurmuştur.

İnancımıza göre günah araştırılmayacaktır. Bir de günahlar ortaya dökülmeyecektir. Gizli kalan günah sadece işleyene zarar verir. Gizlenmeyen günah topluma zarar verir.

Rasulullah mescitte iken müslümanlardan bir kimse yanına geldi ve şöyle dedi:

“Ya Rasulallah! Ben zina ettim.”

Peygamber Efendimiz ondan yüz çevirdi. Bu sefer adam, Peygamberin yüz çevirdiği tarafa geçip tekrar:

“Ya Rasulallah! Ben zina ettim.” Dedi.

Peygamberimiz tekrar yüzünü döndürdü. Adam bu itirafı tekrar yaptı. Bu defa Peygamber Efendimiz adamın sözünden hoşlanmayarak:

“Sen deli misin?” diye sordu. (Müslim Hudut 16/11)

Cüheyne kabilesinin Ğamid soyundan hamile bir kadın geldi ve:

“Ya Rasulallah! Beni temizle” dedi. Peygamber Efendimiz:

“Yazık! Yazık! Evini dön de Allah’a tevbe ve istiğfar et” buyurdu. (Age: 22)

Cenab-ı Allah’ın cezalandırdığı insanlardan birkaç örnek verelim: Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca, biz kötülükten men edenleri kurtardık. Zulmedenleri de yapmakta oldukları kötülüklerden dolayı şiddetli bir azab ile yakaladık.”

“Kibirlenip de kendilerine yasak edilen şeylerden vazgeçmeyince onlara: “Aşağılık maymunlar olun dedik” (A’raf sûresi: 165-166)

–         Firavun ve adamları için: “Onlar yoldan çıktı. Biz de onları suda boğduk.” (Zuhruf Sûresi: 55)

–         Lût kavmi için: “Rablerinin peygamberlerine karşı geldiler. O’da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.” (Hakka Sûresi: 10)

–         Hz. Musa’yı ve Harun’u yalanlaryanlar ve günaha dalanlar için: “Bu sebeple helak edilenlerden oldular.” (Mü’minun: 48)

–         “Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.” (Şûrâ: 30) buyrulmuştur.

 

Aşırı giden ve günah işleyen Ad, Semud, Lût, Nuh’un kavmi, Pompe halkı, Pamukkale halkı, Antakya halkını Allah işledikleri günahlar yüzünden cezalandırmıştır.

Cezalardan biri de manevi kirlenmedir. Bunu peygamberimiz (SAV) şöyle ifade eder:

– “Mü’minler bir günah işleyince kalbte kara bir leke oluşur. Eğer günah sahibi pişman olur, tevbe ederse, o siyah nokta kaybolur. Eğer günahı arttırırsa, siyahlık büyür, nihayet bütün kalbi karartır (Ramuz-el-E’hadis: 26/9)

Ayette de: “Onların yaptıkları günahlar kalplerinde pas oluşturur.” (Mutaffifin: 14)

– “Onların kalplerini mühürleriz, onlar gerçekleri görüp işitemezler” (A’raf: 100) buyrulmuştur.

Bir kaşık maya, bir tencere sütü değiştirir. Eğer maya ekşi ise, bir tencere yoğurt ekşi olur. işte günah da az da olsa insanın mayasını bozar.

Diğer bir ceza da: İnanamamaktır. İnansa da ibadet edememektir. Bu günahların etkisindendir. Biri Musa Peygambere:

–         Hani benim cezam? Demiş. Cenab-ı Allah da:

–         Biz ondan inanmanın ve ibadet etmenin zevkini almadık mı? bundan daha büyük ceza mı olur. o daha ne bekliyor” diye vahyeder.

İnsanın günahlarına ceza olarak şunlar da olabilir:

–         Allah’ın yanında değerinin kalmayıp terk edilmesi,

–         Allah’ın ikramından, ihsanından mahrum olmak,

–         Sıkıntılı zevksiz bir hayat yaşamak,

–         Acı veren kötü ber ölümle ölmek,

–         Son anda imanını şeytana kaptırmak,

–         Cehennem çukuru olan kabirde kıyamete kadar azap çekmek,

–         Sıratı geçememek, amel defterini sağdan alamamak ve hesabı kolay verememek,

–         Allah’ın affından, peygamberin şefaatinden mahrum kalmak ve cehennemi boylamak.

 

GÜNAHTAN DÖNMEK

İnsan dünyaya günahsız gelir, fakat günahsız yaşayarak bu dünyada hayatını devam ettirmesi mümkün değildir. Çünkü beşerdir, şaşar.

Bu konuda Hz. Peygamber şöyle buyurur:

“Eğersiz hiç günah işlemeseydiniz. Allah sizi yok eder, günah işleyecek sonra da af dileyecek insanlar yaratırdı.” (Müslim Tevbe: 9)

Adam çok günah işlemişti. Ölüm yaklaşınca çocuklarına dedi ki: “Ben ölünce beni yakın, külümü rüzgarla dağıtın. Rabbim beni bir yakalarsa, beni fena cezalandırır.” Ölünce çocukları vasiyeti yerine getirir.

Cenab-ı Allah da küllerin toplanıp adamın diriltilmesini emreder. Adama:

– Böyle olmasını sen mi emrettin? der. Adam:

– Senden korktuğum için Ya Rabbi” der. Allah da bunun üzerine onu affeder.

İnsan isterse günahtan döner ve günahın cezasından da kurtulur. Aynı zamanda Allah’ın lütuf ve ihsanına kavuşur.

İslam Peygamberi: Günahlarından dolayı tevbe eden, günahsız gibidir” der.

Kur’an’da şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Eğer Allah’tan kokarsanız, o size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir anlayış verir. Suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir” (Enfal: 29)

– “Yunus balığın karnında iken Allah’ı ananlardan olmasaydı, kıyamete kadar orada kalırdı.” (Saffat: 142-144)

Demek oluyor ki kul, günahlardan kurtulmak isterse ve korunursa Allah onu korur ve günahlarını affeder. İşlediği günahlardan dönerse, sevap kazanır.

Hz. Peygamber bu konuda şöyle buyurur”

– “Bir günah işlediğin zaman derhal tevbe et” (Ramuz el-E’hadis: 25/11)

– Günahlardan kaçın. Hesaba çekildiğin zaman küçük görüp önemsemediğin günahlar seni helak eder” (Age: 173/9)

– Günahtan, günahkardan ve günah ortamlarından uzak dulumalıdır. Peygamberimiz şöyle der; “Siz benim yanımdaki gibi kalsaydınız, melekler sizi evlerinizde ziyaret ederlerdi.” (Age: 357/2) Melekler, temiz yaşadıkları için sahabe ile sokakta musafaha etmişlerdir.

 

Günahtan kurtulmanın yolunu da şöyle gösterir:

– “Bir kul günah işlediğinde kalkıp güzelce abdest alır, iki rekat namaz kılar ve Allah’tan affını isterse Allah onu mutlaka affeder” (Age:384/6)

Kısacası; günah işleyen önce pişman olmalı, sonra günahı terk etmeli, sonra da gücüne göre sadaka verip Cenab-ı Allah’tan af dilemelidir. Eğer günah kula karşı işlendiyse, zarar telafi edilip helâllaşılmalıdır.

İnsan için günahsız hayat yaşamak ve işlediği günahlardan kurtulmak her zaman mümkündür.

Unutulmaması gereken bir husus da iyilikler kötülükleri sevaplar günahları giderir. Onun için çok iyilik, bol sevap kazanmak için çaba sarf edilmelidir. Günahlardan kurtulma yolunun kolaylaştırılması, günah işlemeye sevk etmemelidir.

Günah sahibi dinimize göre asla dışlanmaz. Dışlanırsa daha da kötülüğe sevk edilmiş olur. onun için günahkara günahtan kurtulması için dua edilir, yardımcı olunur.

Günah sahibi, ümitsiz, karamsar olmamalı ve kendini oda dışlamamalıdır. “Ben kötüyüm, Allah beni affetmez” dememelidir. Her zaman affedici bir Allah’ının olduğunu bilmelidir.

 

ALLAH GÜNAHKARLARI NASIL HELAK ETTİ?

Cenab-ı Allah bazı günahları ertelenmez, ibret olsun diye dünyada ceza verir;

– Cenab-ı Allah, Nuh kavmini, tufanla cezalandırmıştır.

– Ad kavmini, şiddetli rüzgarla,

– Semud kavmini, beyinleri patlatan bir çığlıkla, uğultu ile,

– Lût kavmini, taş yağdırarak, yerin dibine batırarak,

– Şuayb kavmini, gökten ateş yağdırarak,

– Firavunu ve adamlarını denizde boğarak,

– Ebrehe’yi Ebabil kuşları ile,

– Pompe halkını vezü yanardağı ile cezalandırmış-tır.

 

Bundan başka bir çok insanı ve toplumu çeşitli şekillerde cezalandırmıştır.

Kur’an’da:

– “Onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdir. Kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı.” (Ankebut: 40)

– “İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler. (Rum: 41)

Enfal Sûresi’nin 53. ayetinde bir milletin kendisindeki güzel ahlak ve meziyetleri değiştirmeden Cenab-ı Allah’ın da onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceği bildirilmiştir.

Hz. Peygamber (SAV) de şöyle buyurur:

– “Fuhşun yayıldığı yerde yeni hastalıklar yayılır.”

– “Ölçüde tartı da hile yapılırsa, kıtlık olur, zalimler başa geçer.”

– “Zekat verilmezse, yağmur yağmaz”,

– “Ahdinde durmayanlara düşman musallat olur.”

– “İnsan, günahı sebebiyle iyiliklerden mahrum olur.”

– “Günah, rızkı daraltır.”

– “Allah günahta ısrar edeni terk eder.”

– “Bir günah, başka günaha neden olur.”

– “Günahlar kalbi karartır.”

 

Bir insan işlediği günaha devam etmedikçe kendini günaha mahkum görmedikçe bir kurtuluş yolu vardır.

Bir hadiste: “İnsanlar günahta kendilerini mazur görmedikçe asla helak olmazlar” (Ramuz: 354/2) buyrulur.

Dünya aslında ceza yeri değil imtihan yeridir. Ama bazı suçların cezası hem dünyada hem de ahirette verilir. Meselâ; Allah’ın müstehcenliği ve fuhşu çabuk cezalandırdığı görülmüştür.

Ceza, kulun yaptığının karşılığıdır. Allah kimseye zulmetmez.

Kur’an’da:

– “Kitap ortaya konmuştur: “Vay halimize!” derler bu nasıl kitapmış! Küçük büyük yaptıklarımızın hepsini sayıp dökmüş!” Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin kimseye zulmetmez.” (Kehf: 49) buyrulmuştur.

– Yunus Sûresi 44. ayette: “Şüphesiz ki Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler” buyrulmuştur.

 

ALLAH KİMİ LÂNETLİYOR?

Cenab-ı Allah Kur’an’da bakın kimleri lanetliyor:

– “Allah’a verdikleri sözü kuvvetle pekiştirdikten sonra bozanlar, Allah’ın riayet edilmesini emrettiği şeyleri terk edenler ve yeryüzünde fesat çıkaranlar; İşte lanet onlar içindir. Ve kötü yurt olan cehennem onlarındır.” (Rad: 25)

– “Allah ve Rasulünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azab hazırlamıştır.” (Ahzab: 57)

– “İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlara apaçık gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lanet ediciler lanet eder.” (Bakara: 159)

Nur Sûresi’nin 7. ayetinde eşlerine zina iftirasında bulunanların üzerine Allah’ın lanetinin olacağı bildirilmiştir.

Bakara 88: “Yahudiler isyanları sebebiyle lanetlenmiştir.”

Bakara 161: “ Ayetlerimizi inkar edenlere Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti vardır”

Ali İmran 61: “Lanetin yalancılar üzerine olduğu bildirilmiştir.

Ali İmran 87: “Zalimlerin cezası, Allah’ın meleklerin ve bütün insanlığın lanetine uğramalarıdır”

Nisa 52: “Batıla tapanlar, Allah’ın lanetlediği kimselerdir. Allah’ın rahmetinden uzaklaştırdığı lanetli kimseye yardımcı bulunmaz.”

Nisa 93: “Kasten adam öldüren, ebedi cehennemde kalacaktır. Allah ona gazap etmiş, lanetlemiş ve onun için büyük azap hazırlamıştır.”

Nisa: 118: “Allah şeytanı lanetlemiştir. Ayrıca şeytanlaşanları da lanetlemiştir.

Maide 60: “Allah’ın lanetlediği ve gazab ettiği, aralarından maymunlar domuzlar ve puta tapanlar çıkardığı sapıklardır.”

A’raf 44: “Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir.”

Tevbe 68: “Allah münafıkları lanetlemiştir.”

Hud: 18 Allah’ın laneti Allah’a karşı yalan uyduranlaradır.

Hud: 60 “Allah’ı inkar edenler dünyada ve ahirette lanete tabi tutuldular.”

Hud: 99 “Firavun ve adamları lanete uğratıldılar.”

Nur: 7 ”Eşlerine zina iftirasında bulunanlar.

Nur: 23 “Namuslu kadınlara zina isnadında bulunanlar

Kasas: 42 “Dünyada insanları ateşe çağıranların arkalarına lanet taktık.”

Mü’min 52: “O gün zalimlere, özür dilemeleri hiçbir fayda sağlamaz. Artık lanet de onlarındır. Kötü yurtta onlarındır.

Muhammed: 22-23 “Bozguncular lanetlenmiştir.

Fetih: 6 “Kötü zanda bulunan münafıklar, Allah’a ortak koşanlar, müslümanlar için kötülük isteyenler Allah tarafından lanetlenmiştir. Onlara cehennem hazırlanmıştır.”

Zariyat: 10 “Kahrolsun o koyu yalancılara!”

Müddessir: 19 “Canı çıkasıca nasıl ölçtü biçti?”

Buruç: 7 “Müslümanlara yapılan işkenceyi seyredenleri Cenab-ı Allah Lânetlemektedir.

– Allah kimseyi lanetlilerden etmesin.

– Kimsede lanetlilerden olacak günah işlemesin.

– Lanetlenmek, kovulmaktır, terk edilmektir, mahrum bırakılmaktır ve cezalandırılmaktır.

– Lanet, günah yüzündendir. Günahtan kaçan lanetten kurtulur.

 

GÜNAH İNSANDA NELERİ YOK EDER

Günah insanda bir çok şeyi yok eder, şöyleki:

Allah korkusunu, ahiret endişesini, kabir, cehennem azabinin korkusunu, günaha girme korkusunu yok eder.

– İnsandan utanma duygusunu yok eder.

– Kıskançlığı yok eder, insan eşini kıskanmaz olur.

– Allah’a itaati yok eder.

– Kalbin, gönlün huzuru gider, insanı zevksizleştirir.

– Günah işlenen ortamdan melek gider, şeytan gelir.

– Ölürken iman gider.

– Pişmanlık duymaz, tevbe edemez olur.

– Günahkara organları isyan eder, kulluktan,

insanlıktan uzaklaştırır.

– Ölüm iyi halde gelmez.

– Günah işleyen unutkan olur.

– Günah iki cihan saadetini yok eder.

– Günah, sevapları, hayırları yok eder.

– Günah, yuva yıkar. Günah, insanı karayüzlü yapar.

– Günahın insana, işine, çocuklarına, ibadetlerine

– Yansıması olur. İşinde hayır yoktur, çocukları

hayretmez, hepsi birer harami olur, eşkıya olur. ibadetleri kabul olmaz. Kendisinin de huzurlu bir hayatı olmaz; sıkıntı çeker, sıkıntılı bir hayat yaşar.

Günah, ıslak bir elbise gibi önce ürperti verir, kısa bir irkilme ve utanmadan sonra günaha çabucak alışıverir.

İnsan, ilk günahı işledi mi arkası çabuk gelir. Alışmış kudurmuştan beterdir” denmiştir.

Hz. Peygamber: “Günah işleyen öyle bir koku yayar ki, melekler ondan uzaklaşir.” Demiştir.

Günah kötü bir şeydir. Sadece işleyene değil başkalarına da zarar verir. Ayıplayan, o günahı aynen işleme durumuna düşer. Konuşan, gıybet eder. Göz yuman ve rıza gösteren de ayni günaha iştirak etmiş olur. günahkarlar yüzünden insanlar rahmetten mahrum olur ve felaketlerle helak olurlar.

Bu dünyadan günahla gideni Allah ahirette rezil eder. Öyleyse günah rahmetten de şefaatten de mahrum eder.

 

GÜNAHLARIN AHİRETTEKİ CEZASI:

Dünya, ahiretin tarlasıdır. Cenab-ı Allah şöyle buyurur: “Kim beni anmaktan yüz çevirirse, şüphesiz onun sıkıntılı bir hayati olacak ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.

O derki: “Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin, ben kör değildim” der.

Ona şöyle denir: Sana ayetlerimiz geldi: ama sen onları unuttun. Bugün de ayni şekilde sen unutuluyorsun” (Taha: 124-126)

“İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın” (Kaf: 18)

“Kim zerre miktarı şer işlemişse onu görür” (Zilzal: 8)

Demekki, günah işleyipte, günahlardan dolayi tevbe etmeyen kimse, ahirette kör olarak diriltilecek, terk edilen ve unutulanlardan olacak, rezil olacaktir.

Her günahın cezası mutlaka çekilecektir. Günahkar için en büyük ceza, kabir azabıdır, cehennem azabıdır. Dünyada azıcık bir acıya tahammül edemiyoruz, bir kibrit alevine tahammül edemiyoruz, nasıl cehennem ateşine dayanacağız?

Kötü bir yaz geçirdik, hava sıcak bahanesiyle Allah’ın örtün dediği bedenimizi herkese gösterdik, büyük günaha girdik. Cehennem daha sıcak demedik. Uyarılara, ikazlara kulak vermedik. Bunun cezası yok mu? var. Bunun cezası, cayır cayır yanmaktır.

Böyle deyince, “Yanar çıkarız” deniyor. Cehenneme girmeyi ateş fırınına girmek mi zannediyorsun?…

 

 

ALLAH’A İTAATIN İNSANA

SAĞLADIĞI FAYDALAR:

Allah’a itaat eden, en başta gelen kulluk görevini yapmış olur.

Allah’a itaat, bolluk bereket ve huzur sağlar. Bu durum Kur’an’da:

“Eğer onlar Kur’an’ı doğru dürüst uygulasalardı, şüphesiz hem gökten hem de yerden, yer altı yer üstü servetlerden istifade ederlerdi. Böylece refah içinde yaşarlardı…” (Maida: 66)

“İnsanlar günahtan sakınsalardı elbette onlara yerden ve gökten nice bereket kapıları açardır…” (A’raf: 96)

Allah’a itaat üzüntüyü, sıkıntıyı giderir, Kur’an’da:

“Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a güvenirse, O, ona yeter…” (Talak: 3)

“Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona işinde kolaylık verir” (Talak: 4)

“İman edip de iyi davranışlarda bulunanlara, çok merhametli olan Allah, gönüllerde bir sevgi yaratacaktır” (Meryem: 96)

“İman edenlerin gönülleri Allah’ın zikri ile sukunete erer. Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur” (Rad: 28)

“Erkek veya kadın mü’min olarak kim iyi amel işlerse onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükafatlarını elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz” (Nahl: 97)

“Rabbinizden mağfiret dileyin ki, üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin. Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın. Cennette size bahçeler ihsan etsin. Sizin için ırmaklar akıtsın” (Nuh: 10-12)

Allah’a itaat edilirse, hayır ve bereket yağar.

“Allah iman edenleri korur. Şu da muhakkak ki, Allah, hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder.” (Hac: 38)

Cenab-ı Allah kendisine iman ve itaat edenlere izzet, şeref bahşeder, onların derecelerini yükseltir. Allah dostlarına ebedi kurtuluş vardır, ebedi saadet vardır.

Ne mutlu dünyada aklını başına toplayıp, fırsatları değerlendirerek kurtulan insanlara!

Rabbım, bizleri kurtulan kullarından eyle!..

 

 

GÜNAHLARDAN KORUNMA NASIL OLUR?

İsteyen herkesin günaha bulaşmama ve korunma şansı vardır. Kur’an’da: “Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak elbette ibadetlerin en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut: 45) buyruluyor.

Bu ayette günaha götüren isteklerin baskısından kurtulmanın yolu gösterilmiştir. Bunların başında Allah’ın anmak, Kur’an okumak, namaz kılmak başta gelir.

Cenab-ı Allah Kur’an da, kötülükleri ve günah olarak bildirilen şeyleri terk etmeyi, uzak kalmayı emretmiştir.

Ayrıca günahın faydasız olduğunu, günah işlemenin insanın kendine zulüm olduğunu, günahı terkin büyük sevap olduğunu bildirmiştir.

Günah işlemeden önce Allah’ın ne gibi bir ceza vereceği düşünülürse, caydırıcı olacak, kişi ondan uzaklaşacaktır.

Günahı terkin karşılığında, Allah’ın rızasının ve cennetin kazanılacağı düşünülecek olursa, bu da insana güç ve kuvvet kaynağı olacaktır. Sevap kazanma arzusu da günahları terki sağlar.

Sağlam bir iman, devamlı amelle korunulabilir. Çünkü iman ve amel günaha müsaade etmez.

Küçük günahlardan sakınılırsa büyük günaha düşülemez.

Allah’ın yasakladığında, günah olduğunu bildirdiği bir şeyde bizim için zarar vardır diye düşünülürse, bu düşünce, günahlardan koruyucu olur.

Büyük günahları terk edenin Allah küçük günahlarını affeder, inancı ile günahtan uzaklaşmak daha kolay olur.

Günahın çocuklarımıza, etrafımıza da zararı olur düşüncesi, bizi günahtan alıkor.

İnsana zarar vermemek dinde vacip, zarar vermek zulümdür.” diye düşünülürse insan zalim olmak istemez.

Kendi kendine insan soru sorarak “Bunu bana yapsalar olur mu?” “Bu bana yakışır mı?” “Bunun sonu ne olur?” denirse, insan doğruyu çabuk bulur. Günaha meyletmez.

Temiz yaşamanın, temiz kalmanın insana vereceği huzuru düşünerek insan tertemiz bir ömür yaşar, günaha bulaşmaz.

Toplumda iyilere bakarak, insan iyi olur.

Toplumda kötülere bakarak, insan kötülüklerden uzak kalır.

Kötülüklerden ve günahlardan uzak kalmanın diğer yolları da şöyledir:

Her gün kendini hesaba çekerek,

Gelirini giderini gözden geçirerek,

Allah’a karşı hatası varsa hemen tövbe etmek. Kula karşı hatası varsa helâlleşmek,

Ölümü, sorguyu, suali unutmamak, kabri, sıratı, mahşer yerini ve cennet cehennemi unutmamak,

Peygamberden utanacağı iş işlememek,

Lokmalarına dikkat etmek, haram varsa ondan kurtulmak,

Allah’ın uyarılarına dikkat edecek,

İbadet sayılan davranışlara devam edecek

Kur’an’da: “Kitaptan vahyedileni oku ve namazı hakkıyla kıl. Şüphe yokki namaz, çirkin işlerden ve kötülüklerden insanı alıkor…” (Ankebut: 45) buyrulmuştur.

Bu ve bunun gibi yollarla insan, günah işlemeden yaşayabilir.

Günahlardan korunmanın yolu; Allah’ın korumasına ve affına sığınmaktır.

Başka bir yolda keffarettir. Her günahın bir bedeli vardır. İnsanın başına gelenler de bedel ödemedir. Belâ ve musibetlerle keffaret ödemeden, tevbe istigfardan sonra günahın cinsine göre telafi yönüne gidilir, keffaret ödenir. Bu da dinimizde gösterilen kurtuluş yoludur.

Bilerek isteyerek yapılan yanlışlıklar günah hükmündedir. Ancak tevbe ederek bunlardan kurtulabiliriz. Bu yolu bırakıp da suçluluk ve aşağılık duygusuna kapılmamak gerekir. “Ben kötüyüm” deyip ufak tefek günahları büyütüp sorun yapmamak lazım. Önemli olan hataları tekrarlamamaktır. Günahların keffareti pişmanlık duymaktır. Terktir.

Günahın günah işleyene, işine, çocuklarına ve hayatına yansımaları göz önüne getirilirse, insan günahın cazibesine kapılmayacaktır.

Allah’ın gördüğü, meleklerin herşeyi tesbit ettiği düşünülürse, insan mutlaka cezasını çekeceği günahı hiç işler mi?

Günahın insanı sıktığı, vicdanını rahatsız ettiği, rızkını daralttığı düşünülüre, günah cazip gelir mi?

Günahın insan fıtratına ve yaratılış gayesine uymadığı göz önüne getirilirse, “insanı Allah günah işlesin diye mi yarattı?” denirse, insan günahı benimser mi?

Günahtan korunma yollarından biri de; Cenab-ı Allah’ın koruması için dua etmek, “Rabbim, beni nefsimin eline bırakma, şeytanın tuzağına düşürme” diye yalvarmaktır. Çünkü; Allah izin vermeden bir şey olmaz. Birde Allah’ın koruduğuna kimse zarar veremez.

Günahlardan korunmada, kurtulmada en etkili olan insanın kendisidir. İnsan önce pişman olacak, günahı terk edecek, bir miktar sadaka verecek, affı için tövbe istiğfar edecek. Bir daha günaha meyletmeyecek, ilgi duymayacak, günahtan günah ortamından  uzak duracaktır.

İyilerle olmak, iyi ortamlarda olmak ve ciddi işlerle meşgul olmak, insanı boş ve manasız şeylerden alıkoyacaktır.

Düşünmenin, öğüt ve nasihat dinlemenin, güzel şeyler öğrenmenin de insanin korunmasında önemi büyüktür.

Elimize geleni, önümüze konanı hemen yemeyip, şüpheli şeylerden kaçarak, harama ve günaha düşmekten kendimizi koruyabiliriz.

Son zamanlarda artan fitne ve fesat hareketlerine bulaşmayarak fitnenin ve fitnecinin zararından kurtulmuş oluruz.

Müstehcen yayınlardan ve kanallardan ne kadar uzak kalırsak, o kadar günahtan da uzak kalırız.

İşlediğimiz günahlardan da bir daha işlememek üzere, Allah’a söz vererek, içimizdeki şeytanı taşlayarak tövbe istiğfar etmekle kurtulabiliriz.

Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Eğer yasaklandığınız günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız” (Nisa: 31)

“Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar; kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar.” (Şura sûresi: 37)

Cennettekiler cehennemdekilere sorar: “Sizi şu can yakıcı azaba uğratan nedir? Onlar cevap verirler: “Biz namaz kılanlardan değildik, yoksulu doyurmadık. Ceza gününü yalan sayıyorduk kötülüklere, günahlara dalanlarla birlikte biz de dalıyorduk sonunda ölüm gelip çattı.” (Müddessir: 40/47) derler.

 

 

Sözün özü şudur:

Günah nedir? Büyük günahlar nelerdir? Günahlardan kurtulma yolları nelerdir? Her Müslüman bunları çok iyi bilmelidir. Hayatı boyunca ateşten kaçar gibi günahtan kaçmalı, günaha düşmemenin yollarını aramalıdır.

İnsan günah işleyeceği zaman, günah işleyenleri düşünmeli, günahların cezasını düşünmeli ve Allah’ın cezalandırmasını düşünmelidir.

İnsan melek değildir, günah işler, bu onun aczinin ifadesidir. Günah işleyince günahtan dönmesini bilmelidir. Hem de günahtan çabucak dönmelidir. Çünkü her günahın yansıması vardır. Her günah insandan bir şeyler alıp götürür. Bunun için günah işleyen insanın vicdanı sızlamalıdır.

Peygamberimiz:  “Mümin, günahını başına yıkılacak dağ gibi görür, korku çeker, vicdanı sızlar. İnançsız ise burnuna konmuş sinek gibi görür, önemsemez” der.

İnsanımız, insanları sapıtmak için yemin eden şeytana karşı çok uyanık olmalı, şeytan, Allah’ın rahmeti bol diye aldatır, günahtan günaha sokar. Bazılarına da:

Allah senin gibi günahkarları affetmez der, Allah’ın rahmetinden ümit kestirir, günahta alıkor.

Bazılarına da:

Sen işe yaramazsın temiz insanların yanında yerin yoktur der, insani kötü ortamlara çeker.

Sen günahkarsın, yaşama hakkın yok, der, intihara sürükler, karamsarlığa iter.

Müslüman, her halde şeytanin tuzağına düşmemelidir.

Bir de günahı çok olanın tövbesi çok olmalı, hayır hasenatı çok olmalıdır ki, yaptığı hayırlı işler, günahları silip süpürsün.

Allah: “İyilikler kötülükleri yok eder” buyurur(Hud: 114)

İkrime’nin günahı pek çoktu müslüman oldu. Peygambere: “Bugüne kadar müslümanlar aleyhinde savaşan şu kılıç, bundan sonra kafirler aleyhinde iki kat daha fazla savaşacaktır.” dedi.

Mekke’nin fethinden sonra İslam’la şereflenmiş olan İkrime, bundan sonra cepheden cepheye koşmuş, savaşlarda hem de en önde çarpışmaya başlamıştır. Hatta bir defasında kumandanı onu ikaz etmiş:

“Ey İkrime, kendini en öne çıkarıp da düşman oklarına hedef etme, sen de herkes gibi geride saf nizamında dur!”

İkrime dedi ki:

“Ben herkes gibi değilim. Öyle ise herkes gibi geride saf içinde kalamam. Benim günahım herkesten çoktur. Öyle ise hizmetim, fedakarlığım da herkesten çok olmalı, böylece bunca günahları böylesine farklı fedakarlıklarla affettireyim.“

Gerçek düşünce böyle olur. günahı çok olanın hizmeti de çok olması lazım gelir, yoksa hizmetten uzaklaşarak daha çok günaha maruz kalmakla değildir.


Bu yazıyı 19.735 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.