Cami

Cami, AlIah’ın huzuruna çıkıp O’na secdeye vardığımız yerdir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

“Camiler yeryüzünün en kutsal yerleridir.” (Ramuz el-Ehadis:76/10)

“Yer yüzünde Allah’ın evleri, mescidlerdir.“ (Ramuz el-Hadis:121/6)

Yeryüzünde, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa, sonra da camiler en kutsal yerlerdir.

Cami, müslümanlar için bir sığınaktır, bunca dert ve sıkıntının içinde bir huzur evidir.

Cami, isteklerin, dua ve ibadetlerin, yüce Allah’a arz edilip yükseldiği kutsal mekanlardır.

Cami, müslümanların buluştuğu, kaynaştığı ibadetlerine derecesi yüksek sevaplar aldığı, huzur duyulan yerlerdir.

Cami, müslüman olduğumuzun simgesidir. Günlük hayatımızın vazgeçilmez parçasıdır.

Cami, vatanın tapusudur. Atalarımız, gittikleri, fethettikleri her yere ilk iş cami yapmışlardır.

Rus — Ermeni işbirliği ile Erzurum’da yapılacak katliam, ve baskını haber alan bir müezzinin vakitsiz okuduğu ezan feryâdı ile önlenmiştir.

Sütçü İmam, Mehmet Akif, Ahmet Hulusi Efendi gibi büyüklerimiz milli mücadele ruhunu camilerden tutuşturmuşlardır.

Lozan görüşmelerinde Edirne, Yunan’a verilmişti. Bir İngiliz delegesinin, “Bu şehrin minarelerini nereye koyacaksın” sözü üzerine Edirne, bizim sınırlarımız içerisinde kalmıştır.

 

F)        CAMİ YAPIMINDA İNANÇSIZ BİR KİMSE ÇALIŞABİLİR Mİ?

Cami yapılırken kim olursa olsun yaptığı yardım alınabilir. Cami hepimizin, dirisi gelmeyenin ölüsü gelir. “Camiye gelmiyorsun senin yardımın geçersizdir, alamayız” denemez.

Camiye saygı gerekir. Camiye saygı bakımından Caminin yapımında, plan projesinde, inançsız kimseler çalışabilirse de gene de camiye saygı duyacak kimselerle iş yapılırsa, daha uygun olur. Geçen cami plânı çizen bir mühendisin girişi tarif ederken “Şöyle eşek semeri gibi diyerek tarif ettiğini anlattılar.

Cenab-ı Allah şöyle buyurur:

“Müşriklerin küfürlerine kendileri şahit olurlarken, Allah’ın mescidlerini imar etmeye onların ehliyeti yoktur. Onların hayır diye bütün yaptıkları boşunadır. Ve onlar ebedi olarak ateşte kalıcıdırlar.” Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namaz kılan, zekat veren, Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır. (Tevbe:17-18)

Camiye kıyafeti uygun olmayan ve ay hali gören kadın ve yıkanmayı kabul etmeyenin girmesi uygun değildir.

Camiye ait kısımda alkol, alkol ve domuz katkılı maddelerin satışı da caiz değildir.

Yeryüzü mescid olmasına rağmen Hz. Peygamber Hicret esnasında Küba camiini kendi eliyle yapmış, cami yapılmasını teşvik etmiştir. Çünkü bir yer cami ile, minare ile ezanla güzelleşir. Bakın köylerimize, kerpiç evlerin yanında taştan betondan camiler ve gökyüzüne yükselen minareler görürsünüz.

 

G)        CAMİ YAPMAK CAMİLERİ İMAR EDİP AYAKTA TUTMAK

Millet olarak biz, camilere düşkün bir milletiz. Anadolu’ya açıldığınız zaman, toprak damların, kerpiç evlerin arasında taştan betondan kubbeleri ve minareleri görürsünüz. İnsanımız namaz kılmasa da, camiye gitmese de camiye düşkündür. Cami yaptırmadan ölen Türk büyüğü çok azdır. Bugün de yardım istenince insanımız boş geçmiyor Elhamdülillah.

Tuğrul Bey “Kendime saray yapıp da yanında bir cami inşa etmezsem, Allah’tan utanırım.” demiştir.

Peygamberimiz (s.a.) “Bir kimse Allah rızası için bir cami yaparsa, Allah ona cennette onun gibi bir bina hazır eder.” (Ramız 411/11 ve Buhari 1/116) (Kısitte 16/121) buyurmuştur.

Cenab-ı Allah bir kutsi hadiste “Ben yeryüzü halkına azap etmeyi murat ettiğimde mescidlerini tamir, tanzim ve tenvir edenleri, benim rızam için birbirini sevenleri ve seher vaktinde istiğfar edenleri görünce, onlara azap etmekten vazgeçerim. “diyor. (İlahi Hadisler

S.30)

Bir hadiste de “Mescidleri bina edin, onların toz toprağını temizleyin. Her kim Allah için mescid bina ederse, Allah da ona cennette bir mescid hazırlar.” (Ramuz el-Hadis:9/5) buyrulmuştur.

Herkes cami mescid yapamaz, yaptıramaz. Ama yardım edebilir, katkıda bulunabilir. Elinden ne geliyorsa onu yapabilir. 3 tuğla veren kadının derecesi, cami yaptırandan üstün olduğu nakledilir. Çünkü niyet, çok önemlidir.

Sadece yapı olarak yapılmasında değil, korunmasında, içinin dolmasında da hassas olunması lazımıdır. Cami yapmakla olmaz, içine cemaat lazım. Cami, gücünü kaybetmiş ihtiyarların yeri değil, bilakis gençlerin yeri olmalı. Huzur arayan kurtuluş arayan herkes camiye gitmelidir.

Cami temizlenmemiş, avlu darmadağın, tuvalet pis, böyle cami olmaz. Camide zevksiz, şevksiz, görev yapılmaz. Kiliseler tertemiz iken, cami kirli olmamalı. Cami görevlisi sadece namaz memuru değildir.

Hz. Peygamber cami yapımında kerpiç taşımıştır. Hizmet etmiştir.

Sultan Ahmet Camisi yapılırken padişah işçi gibi çalışmıştır. Rahatsızlanıp yatağa düşmüş, ilk ezan okununca da, fırlayıp kalkmış, Hocası:

– Nereye padişahım, deyince

“Taş taşımaya gidiyorum” hocam, cevabını vermiştir.

Hz. Peygamber, Camiye ilk gaz lambası getirip aydınlatana:

– Sen bizim mescidimizi nurlandırdın, Allah’da seni nurlandırsın.

Zenci bir kadın camiyi temizlermiş, bir ara görünmemiş. Peygamber sormuş:

–     “öldü” demişler. <<Bana haber vermeniz gerekmezmiydi>> deyip mezarına gitmiş, namaz kılıp dua etmiştir.

Camilerimizi bakıp, temizleyip, gözümüz gibi korumamız gerekir.

Cimriliği ile ünlü biri camiye epeyce yardım eder. Ona:

–     “Sen nasıl oldu da camiye bu kadar yardımda bulundun? Senin parayı çok sevdiğini söylüyorlar.” derler. Oda;

–     “Evet parayı çök seviyorum. Onun için camiye verdim. Paramı ahirete götürebilmek için” der.

Kayseri’de gördüm. Camide duvarda üç tuğla dışta. Dediler ki, bu cami, yapılırken dıştan yardım alınmaması için çalışanlara tembih edilir. Bir yaşlı kadın önce ayran getirir. Ardından da tuğlaları uzatır, yalvarır. Usta koymak zorunda kalır. Camiyi yaptıran rüyasında kendisinin üstünde onu görür. Sebebini sorar. Ona bu durum anlatılır.

Allah herkesin gücüne göre değerlendirecektir.

Cami ayrımı yapılmaması lâzımdır. Niçin olursa olsun camiye küsülmemesi lazımdır. Kur’an da şöyle buyrulur:

“Camiler, mescidler şüphesiz Allahındır. 0 halde Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın, kulluk etmeyin.” (Cin:18)

Rasülüllah şöyle buyurmuştur:

–     “Allah’ın yardımı, hayır için toplanan cemaattedir.” (Keşfü’l-Hafa, C.2,s.391)

Bu hadise göre cami cemaati bol sevap alırken bir de Allah’ın yardımını görecektir.

Bir okul müdürü emekli olacak oğlu:

–     “Babam nasıl vakit geçirecek?” dedi.

–     “Ne var, yeni cami yakın, orada çay bahçesi de var.” dedim.

–     Düşündü, şaşkın bir halde şöyle dedi:

–     “Bana namaz kıl” derse…

 

H)       CAMİLERİN SADE OLMASI LAZIMDIR

Camiler, ibadet yerleridir. İbadetin huzur ve huşu içinde olması lazımdır. Dikkat dağılırsa, zihin başka şeylerle meşgul olursa, insan o namazda yanılır, o namazdan zevk alamaz. Cami, namaz kılanı meşgul etmemelidir.

Günümüzde camilerin, içinde dışında her tarafı çok masraflı ve çok süslü yapılmaktadır. Hatta mahalleler güzel olması konusunda birbirleriyle yarış yapmaktadır. İçini doldurma yarışı değil, süs ve masraf yarışı yapmaktadır.

Cami biraz süslü olacak biraz gösterişli olacak, ama aşırı derecede süslemenin, haddinden fazla masraf etmenin sünnete uygun tarafı yoktur. Peygamberimiz, camileri çok sade yapmıştır.

Camilerdeki masraflı avizelere, yüksek ses çıkaran çalar saatlere yer olmasa gerek. Çünkü son devrin müslümanı özü bırakıp kabukla uğraşıyor. Bugün altın yaldızlı Kuranlar var, okuyan yok. Süslü, nakışlı camiler var içine giren yok. Yahudi ve Hıristiyanlar, ibadet yerlerini süslediler ibadeti terk ettiler. Kutsal kitaplarını değiştirdiler, onlarla amel etmediler. Bir hadiste haber verildiğine göre:

Hz. Peygamber “Bir zaman gelecek Yahudi ve Hıristiyanlar gibi sizde camilerinizi süsleyeceksiniz.” (Ebu Davud Salat: 12/4) demiştir.

Caminin süslenmesi kıyamet alametidir. Camiyi ziynetlendirmek o camiyi doldurmak, oralara saygı göstermekle olur. Cami, mütevazi olur, sade olur, temiz olur, cıvıl cıvıl olur.

Hz. Peygamber (s.a.) : “İnsanlar cami yapımında gösteriş ve gururlanmaya düşmeyinceye kadar kıyamet kopmaz.” (Neşei Mesacid:2) buyurarak camiyi süslemek kıyamet alameti sayılmıştır.

Hz. Peygamber : “Ameli bozulan her kavim, mescitlerini süslemeye yönelmişlerdir.” (Kısitte 16/6215) diyor.

Caminin yapılış gayesi, Allah’a kulluktur. Allah’a kulluk olan bir yerde israf olmaz. Cami diye verilen yardımın lüzumsuz yerlere harcamanın vebali vardır.

Peygamberimiz : “Gösterişli süslü camiler inşa etmenin ve bununla övünmenin kıyamet alametlerinden olduğunu haber vermiştir.” (Ebu Davud Salat:12/7)

Aydın yolu üzerinde bir camide durduk namaz vaktiydi, cemaatle namaz kılalım dedik. Caminin minaresi varken bir minare daha yapmışlar. Biri yerde ezan okudu. İki ihtiyarla beraber namaz kıldık. Caminin karşısındaki iki kahvede, yüzün üstünde insan vardı. Ben dedim ki “Bu minareyi harcanan para şu insanları camiye getirmek için harcansaydı, daha iyi olurdu. Onlar nasıl olsa minare yaparlardı.” Yapılan minare bir işe yaramıyordu.

 

İ)         CAMİDE TİCARET OLUR MU?

Aslında cami denilince; altı, üstü, yanı, bitişiği cami hükmündedir. Tuvalet, işyeri, lojman yapmak doğru değildir. (H. Günenç GMF:1/1 94)

Fakat bugün gelir getirsin, cami giderlerini karşılasın düşüncesiyle dükkan, işyeri ilave ediliyor ki, bu caizdir. Ne maksatla caizdir? Oralarda meşru iş, meşru ticaret yamakla. Çünkü cami, maksadın dışında kullanılamaz. Cami altında, alkol, alkollü maddeler satılamaz. Cami avlusu, camiye dahildir. İş sahipleri tavla oynuyor. Uygunsuz davranışları oluyor. Bunlar olmamalıdır. Uygun olana kiraya verilmelidir. Adam camiyi tanımıyorsa uygun olmaz.

Caminin bir kısmı mutlaka Kur’an kursu olmalı, orada Kur’an öğrenilmeli, Kur’an okunmalı, dini kitaplar bulunmalı. Orası okuma odası olmalı. Hz. Peygamber, sahabeyi camide eğitmiştir. Hz. Peygamber camide suffada insan yetiştirdi. Bu bize bir mesajdır. Camide çocuklar yetişecek, cemaat yetişecektir.

Türkiye’de yılda 5 bin cami yapılıyor. Camiye devam edenlerin sayısı düşük. Bu sayı artmalıdır.

Camilerin bir köşesinde çay ocağı açılıyor. Burası kahve gibi park gibi kullanılmamalıdır.

Cami avlusu, camiye dahildir. Cuma günü orada namaz kılınıyor. Bayramlarda avluya taşıyor.

–     “Her kim, mescidde bir yitik araştıran kimseyi işitirse, (Allah onu sana iade etmesi <bulamaz ol>)” deyin. Çünkü mescidler bunun için yapılmamıştır. (K. Salihın:1 728)

–     “Mescidde alışveriş eden kimseyi gördüğünüz de (Allah ticaretine kazanç bırakmasın)” deyin. Mescidde yitik araştırması gördüğünüz de : “Allah aradığını iade etmesin” deyiniz. (Age:1 730)

Hz Ömer bir müslümana taş atar, onu çağırır.

–     “Şu iki kişiyi çağır” der. oda çağırır.
Hz. Ömer onlara:
–     “Siz nerelisiniz?”

–     “Taiften.”
–     “Eğer Medineli olsaydınız, sizi incitecektim”,
der.

–     “Neden?” derler.
–     “Her ikinizde mescidde sesinizi yükseltiyorsunuz.” buyurdu. (Age:1732)

Cami girişinde de avlusunda da satış olmaz. Ama Takke, tesbih, koku, seccade, dini kitap satışları cami avlusunda ve cami girişinde yapılabilir. Yalnız, yolu daraltmamalı, gelip geçene sıkıntı vermemeli, camiye yakışmayan görünüm arz etmemelidir.

Cami giriş ve avlusunda alış veriş yapılabilir. Satanın sadece para kazanmak değil hizmet düşüncesi olursa, yapılan iş de uygun bir iş olursa o zaman sakıncası yoktur.

Bir de camide okunan hutbelerde olur olmaz konuların işlenmemesine dikkat edilmelidir.

Bir önemli husus da; camileri ölüm ilan merkezleri haline getirmemek gerekir. Adam camiye hiç gitmemiş, ölüsünü getirmişler, minarelerden ölüm haberi veriliyor:

“Denizli’nin eşrafından…” diye.

 

J)        HAVRA KİLİSE CAMİYE ÇEVRİLİR Mİ?

İslam’da yer yüzü, Allah’ın mescididir. Hz. Ömer, Kudüs’ün fethinde kilisede namaz kılmamıştır. Bu kılınmayacağından değil, daha sonra müslümanlar, Hz. Ömer burada namaz kıldı diye, kiliseyi Hıristiyanların elinde alır diye kılmamıştır.

Ecdadımız fethettikleri yerde sembol olarak fetih hatırası olarak en büyük kiliseyi camiye çevirmiş ve diğerlerine dokunmamak kaydı ile orada namaz kılmışlardır. İşte Ayasofya Camisi böyle olmuştur. Fatihin fetih armağanıdır.

Son zamanlarda, Hıristiyanlığa, kiliseye, havraya, duyulan ilginin azalmasıyla, kiliseler ve havralar, işçilerimiz tarafından satın alınarak camiye dönüştürülmektedir.

Kilisenin tatmin etmemesiyle, gidenlerin sayısı her geçen gün azalıyor. Kiliselere de kilit vuruluyor. Müslümanlar, bu hazır binaları, büyük fedakârlıklarla satın alıp, içinde gereken değişikliği yaparak cami olarak kullanıyor. Bunda hiçbir sakınca yoktur.

Bugün Almanya’da 1800, Fransa’da 1600 kadar cami vardır.

Burada bir dua edelim:

Allah camilerimizi kiliseye, Havraya dönüştürülmekten korusun. Caminin dışında kullanmak isteyenlere de müsaade etmesin inşallah. Fakat böyle giderse korkulur. Cemaat az gençler camiye barışık yetişmiyor.

 

Camide Müzik Olur Mu?

Geçen kandilde Sirkeci Hoca Paşa Cami avlusunda kadın erkek karışık müzisyenler tasavvuf müziği konseri verdi. (06/09/2003 – Türkiye) Kandiller Mevlid okunarak, ilahiler söylenerek, ihya edilirken camiye müzik sokulmuştur.

Batıda kiliseye ilgi azalınca kiliseye adam toplamak için kilise müziği girmiştir. Kilisede sergiler açılmıştır.bizim böyle bir şeye ihtiyacımız yoktur.

Böyle bir hareket, camiye “Şunu da sokalım, bunu da sokalım” demeye yol açacaktır. Camiler, kiliseye çevrilmeye başlanacaktır. En azından benzetilmeye başlanacaktır.

Bozulmuş dinlerin hemen hemen hepsinde müzik, ibadetin bir parçası haline gelmiştir.

Camiye müziğin girmesi felaket olur. Çünkü başka şeylere sıra gelecektir. Tef çalıp, ney çalıp zikredenler olacaktır.

Camide müzik, ibadetteki huşuyu bozacaktır.

Daha önce “camiye sıra koyalım” diyenler kilisedeki sıralara bakıp, camileri de onlara benzetmek istemişlerdi.

“Ezan Türkçe okunsun, namaz Türkçe kılınsın” diyenler bu isteklerinde başarılı olmayınca isteklerini sıra koyalım, müzik olsun diyerek sürdürmektedirler.

Geçmişte ilahi müziği koyan Amerika daha önce karşı çıktığı Rock müziği ile gençleri kiliseye çekmeye çalışıyor. Rock konserleri verdiren papazlar gençleri kiliseyi sevdirmeye çalışıyor. (02/10/2003 – Zaman)

Camiye yakışmayan bir şey sokulmamalıdır.

 

K)        CAMİYE KARŞI OLMAK

Yeniye kadar Yunanın, Bulgarın, Rusun, velhasıl İslâm, müslüman düşmanlarının hedefi hep cami olmuştur. Bosna’da, Azerbaycan’da, Çeçenistan’da topların ilk hedefi minarelere ve camiler olmuştur. İstanbul’un Anadolu’nun istilası sırasında da ilk cami ve minarelerimiz zarar görmüştür.

Ebrehe muazzam ordusu ve müthiş filleri ile Kâbe’nin üzerine düşmanlığından yürümüştür…

Ebrehe’den, Bulgar’dan, Yunan’dan aldıkları mirası devam ettiren, din, cami, minare ve ezan düşmanları günümüzde de mevcuttur.

İstanbul’un işgalinde, Ayasofya’nın kapısına dayanan Fransız ordusuna karşı padişah, kendi korumasını Binbaşı Tevfik komutasında Ayasofya’yı koruması için göndermiştir. Fatih, bugünkü durumu tahmin ettiği için Ayasofya’yı camiye çevirip, Fetih armağanı olarak vakfederken, şöyle vasiyet etmiştir:

–     “Camimi camilikten çıkaranlara Allah’ın, Meleklerin ve bütün müslümanların lâneti üzerine olsun, yüzlerine bakan ve şefaat eden olmasın”

–     “Camimi camilikten çıkaranlara Allah’ın isminin anılmasını men eden ve mescitlerin harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır? İşte o zalimler yok mu, onların mescitlere korkakorka girmekte başka hakları yoktur. Bunları yapan o zalimlere, dün ya da büyük bir felaket ve mahrumiyet, ahirette de pek büyük bir azap vardır.” (Bakara: 114) Allah diyerek cami düşmanlarının acıklı halini haber vermiştir.

Peygamberimiz (s.a.) zamanında münafıklar,bölmek parçalamak ve zarar vermek için Mescid-i Dirar-ı yaptırdılar.

Cenab-ı Allah Tevbe suresinin 107 ve 108. ayetlerini indirdi. Allah : “onların bu niyetle yaptırdığı mescidde namaz kılma” diye emretti. “Mescid-i Küba’da kıl” buyurdu. Çünkü Küba mescidi takva üzerine kurulmuştu. Ayrıca camide temizlenmek isteyenlerin bulunduğunu, Allah’ın çok temizlenenleri sevdiğini bildirdi.

Batı insanı, kiliseye gitmese de kilise düşmanı olmaz. Ölülerin camiye getirileceğini bile bile cami düşmanlığını alışkanlık haline getirmiş kimseler vardır.

Bir zamanlar camileri ahır yapan zihniyet 1930’lu yıllarda birçok camiyi Yahudilere satmıştır. 20 Krş, 50 Krş karşılığı camiler Yahudilere teslim edilmiştir. (25.6.95 Milli gazete) ayni zihniyetin mirasını sürdüren bir parlamenter “camiye gidenlerden vergi alınsın” önerisinde bulunmuştu. Bir Bakan da “Artık Türkiye’de cami fazlalığı vardır, cami yapmaya gerek yok. Onun yerin uçak alalım” demiştir.

30.10.1994 Türkiye gazetesinin haberine göre Süleymaniye Camii’ne bomba koymak isterken bir militanın bomba üzerinde patlamış ve belasını bulmuştur. Affedersiniz cami duvarına işenmez.

Eskiden köyümüzde düğün alayı dolaşırken, caminin önünden geçinceye kadar, davul, zurna, sesi kesilir, hiçbir kimse konuşmaz öylece geçilirdi. Şimdi bu saygı gösterilmiyor.

–     Havra, kilise restore edenler, yıkılacak camiler göremiyor.

–     Ruhsatsız gerekçesiyle camiler yıkılıyor.

–     Yeni yapılan mahallelerde camiye yer ayrılmıyor. Cami düşünülmüyor.

–     Arsa bağışlayan vatandaşlara müsaade verilmiyor.

–     Cami denilince güçlük çıkarılıyor.

–     Ata yadigarı camiler içler acısı, ne olacak bu halimiz? Hani %98 imiz müslümandı?

 

L)        CAMİYE AİT MALLAR KULLANILABİLİR Mİ?

Cami, umuma aittir. Yapımında herkesin az veya çok emeği geçmiştir. Katkısı olmuştur.

Cami sadece ibadet mekanı olarak yapılmıştır. Amacının dışında kullanılması ve kullandırılması manen sorumluluk getirir.

Camiye ait ne varsa her şey, eskide olsa, yeni de olsa, camiye aittir ve kutsaldır. Zorunluluk olmadan hiçbir şeyine dokunulamaz. Hiçbir şeyi özel olarak kullanılmaz. Eski kilim dahi olsa, kutsaldır. Rastgele atılıp, satılamaz.

Kütahya’nın Gazi Mahallesi’nde bir caminin şifalı bir su kuyusu vardır. 1940 yılında depo olarak kullanılmaya başlanınca suyu kesilmiştir. Geçenlerde de restore edilmek için cami ibadete kapanınca 656 yıllık su kuyusu tekrar kurumuştur. Yaşlı mahalle sakinleri, caminin ibadete açılmasıyla tekrar suyun geleceğini beklediklerini söylemişler1dir. (30.09. 2003 Vakit)

Cami malını çalana, özel işinde kullanan hiçbir kimseye cami malı fayda sağlamamıştır.

Cami’nin suyu, elektriği, hoparlörü, hasırı, halısı ve bahçesi kullanılmak zorunda kalınırsa, camiye önemli bir miktarda bağış yapılmalıdır.

Camilerde olur olmaz şahsi ilanlar yapılmamalıdır.

Camilerde düğün törenleri toplantıları da uygun değildir. çünkü kadın olsun, erkek olsun girmesi uygun olmayanlar da camiye girebiliyor.

Cami avlusunda yetişen meyvalar öncelikle o camide görev yapanlarındır. Tabi ki onlar da baktı, suladı ve koruduysa helâldir.

Cami avlusunda yetişen meyve, odun, ot gibi şeylerin satılma durumu varsa, ancak cami için satılır ve gelir camiye harcanır.

Camide bulunan çini, bakır, tarihi levhalar, işlemeler büyük bir itina ile korunmalıdır. Caminin bakım ve tamirine özen gösterilmelidir. Cami’nin akmasına, sıvaların dökülüp eskiyip gitmesine müsaade edilmemelidir.

Önemli bir husus da abdest bozulan, abdest alınan yerlerin dinimizin emrettiği şekilde temiz tutulmasından, bahçedeki ağaçların, güllerin bakımından başta görevli olmak üzere her müslüman sorumludur.

 

M)       CAMİ ADABI NELERDİR?

–     Cin suresinde 18. ayetinde “Bütün mescidler Allah’a mahsustur. Siz mescidlere girdiğiniz zaman Allah’la beraber hiçbir kimseye ibadet etmeyin” yani bit’at karıştırmayın,yalan yanlış, yabancı şeyleri camiye sokmayın, buyrulmuştur.

– Camide,dindenmiş gibi bazı davranışlar yaparak, sünnetten ayrılmamak gerekir. Çünkü Bit’at girerse, sünnet çıkar.

– Camiye sağ ayakla girilir sol ayakla çıkılır. Süfyan-ı Seyri bir gün sol ayakla girer. Hafiften bir ses “Ya sevr” der. (Sevr=öküz demektir) süfyanın adı ondan sonra Süfyan-ı Seyri kalır.

–     Cami avlusu, camiye dahildir, tükürmek, sigara içmek, pislik atmak gibi hataya düşülmemelidir.

–     Sarımsak, soğan, sigara kokusu ile kirli elbise, kirli çorapla camiye gidilmez. Güzel kokular sürülür, temiz gidilir. Araf 31. ayetinde güzel, temiz elbiselerle camiye gelinmesi emrediliyor.

–     Camide konuşulmaz, iki de bir: “Yaklaşın, ilerleyin, sıkışın” denmez, sessiz olunur. Peygamber camide şiir okumayı yasaklamıştır. Camide bir şey iIân edilmez. Huşu içinde namaz beklenir, zikredilir.

–     Sonradan gelenler omuzlara basarak öne geçmez. Hz. Peygamber : “Cuma günü, kim cemaatin omuzlarını yararak ilerlerse cehenneme bir köprü ittihaz olunur” buyrulmuştur. (K.Sitte:8/2887)

–     Çıkarken de namaz kılanların önünden geçilmez. Çünkü müslümanlara eziyet verme haramdır. Ayrıca günahtır.

–     Ceket omuzda,kollar, ayaklar sıvalı, sular aka aka camiye girilmez.

–     Otururken de saygılı oturulur. Uyunmaz.

–     Çocuklar basit şeyler yüzünden camiden kovulmamalıdır.

–     Cami için de musafaha yapılmamalı, el hareketleriyle selâmlaşılmamalı. Konuşmaya yol açmayacaksa, musafaha yapılmalıdır.

–     Sandalyede namaz kılanlar oluyor. Yatıp kalkmaya gücü olan kılamaz.

–     Bacılarımız tam tesettüre uymayan giyimleri ile camiye gelmemelidir.

–     Camiler münakaşa, kavga yeri değildir.

–     Kirli, yağlı, iş elbiseleriyle camiye girilmemelidir.

–     Hasta olanların camiye gitmemesi gerekir.

–     Temizliğe, düzgünlüğe dikkat edilmelidir.

–     Camide ayni köşe, aynı direğin dibi gibi aynı yeri sahiplenip orada namaz kılınması mekruhtur.

–     Camilerimiz, kutsal mekanlardır. Orda eğlenmek, bulunmak, zikretmek, vaaz dinlemek, tefekkür etmek ibadettir. Çünkü oralar, hayırlı mekanlardır.

–     Camiye giren, vakit müsaitse iki rekat mescid namazı kılar. Eğer vakit müsait değilse şöyle denmelidir:

“Sübhanellahi velhamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber.” Yani : “Allah’ım seni her türlü noksanlıklardan tenzih ederim. Hamd Allah’a mahsustur. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Allah herşeyden yücedir.” demiş olur.

–     Hz. Peygamber “Mescide uğradığınızda iki rekat namaz kılın.” (Ramuz:40/5) buyurmuştur.

Ebu Zere de “Ey Ebu Zer! Mescide girdiğinde selam ver.

“Biri :           “Mescide nasıl selam verilir? diye sorar. O da:

–     “Girince iki rekat namaz kılarak” buyurur. (K.Sitte 3/862)

–     Bir hususta inançsız, yıkanmayan, açık saçık turistlerin camilere girmesi uygun değildir.

–     Hayızlı, nifaslı kadın, abdestsiz kimselerinde camiye girmeleri uygun değildir.

 

N)        CAMİYE KİMLER GİRER KİMLER GİREMEZ?

Camiler, Allah yanında en sevimli yerlerdir. Burulara Rastgele girilmez. İster müslüman olsun, ister başka dinden olsun, müzeye girer gibi camiye girilmez. Herkes saygı göstermek zorundadır. Cami müze değildir.

Cünüp, hayızlı, lohusalı olanların camilere girmeleri dört mezhebe göre haramadır. Bu konuda Peygamberimizin kesin talimatı vardır.

Bir müslüman, abdesti yoksa, saygı yönü ile camiye giremez. Abdestsiz bir müslüman zorunluluk varsa camiye girebilir. Oturabilir, vaaz dinleyebilir, çalışabilir.

Gayri müslimlerin camiye girmemesi lazımdır. Çünkü gusül abdesti almadıkları için temiz değillerdir. Müslüman olmayanın camiye girmeleri konusunda ihtilaf vardır. İmam-ı Şafi, müslüman olmayan camiye girebilir der. İmam-ı Azam ise müslümanlardan yetkililerden izin alarak girebilir, der. Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre giremez haramdır, derler. Mescid-i Harama ittifakla giremez derler.

Eğer etkilenmesi ve müslüman olması ihtimali varsa uygun bir kıyafetle görmesine, girmesine müsaade edilir. Saygısızlık yapacaksa giremez.

Camiye Turistlerin çırıl çıplak, cünüp ve inançsız halleriyle girip çıkmaları uygun değildir.

Bazı kardeşlerimin düğün, nikahlarında camide sohbet düzenleniyor. Buraya giren bacılarımız, uygun şekilde, uygun kılık-kıyafette girip çıkmalıdır.

Fıkıhcılarımıza ve fıkıh kitaplarına göre hayızlı ve nifaslı kadın camiye giremez.

Büyüklerimiz, evin bir odasının bir bölümünün mescid yapmamızı tavsiye etmiştir. Her evde namaz kılınan ayrı bir yer olmalıdır. Evdeki bu yerler mescid hükmünde değildir, oralara abdestsiz girilebilir. Oraları ev hükmündedir.

Bir müslüman için ezan bir davettir. Ezan okununca, her erkek müslüman camiye gitmek

durumundadır. Musalla taşına yatmadan ölüsünden önce dirisinin camiye gitmesi, müslümanlığın nişanesidir. Camide olana melekler dua eder.

Mazeretsiz camiye gitmeyen için Peygamberimiz:

1- “Odun toplayıp evlerini yakasım geliyor” demiştir.

2- “Sabah ve akşam camiye giden kimseye her gidip gelişinde Allah cennetini hazırlar” (Buhari:C.1 sh.161)

3- “Bir kimse evinde güzelce temizlenir ve Allah’ın farzlarından birini ödemek maksadıyla mescidlerden birine giderse, attığı adımlardan biri, küçük günahlarını siler; diğeri de onun derecesini yükseltir” (Müslim: C.1 sh.462)

4-   “Camiye giden üç şey kazanır:”

–     Dindar bir kardeşini dost olarak kazanır ya da,

–     Hikmetli söz öğrenir ya da

–     Sevap kazanır. (Ramuz:272/3) buyurmuştur.

Gitmeyeceğim diye her davete, “hayır diyen” gitmemekte direnen birini, birgün camide görürler… Yeşil elbiseli… Ama musallat taşında… kulağına hani gelmeyecektin? dediler.

Görülüyor ki, camiye bazılarının dirisi gelir. Bazılarının da ölüsü gelir. Herkese camiye gitmek nasip olmuyor.

Camiye gitmekten alıkoyan özürler nelerdir?

–     Hayızlı, lohusalı,

–     İlim öğrenen, öğreten, araştırma yapan,

–     Aciz, ihtiyar, uygun elbisesi olmayan,

–     Hasta, Âmâ, hastaya bakan, sakat olan, görünür yarası olan,

–     Mal, can, namus emniyeti olmayan,

–     Şiddetli yağmur, çamur, soğuk, sıcak, karanlık varsa,

–     Soğan, sarımsak yiyen,

–     Pis sigara kokusu olan. Bunlar için Peygamberimiz “gelmesin” diyor. Kur’an’da:

“Allah güçlük dilemez” (Hac 78) buyrulmuştur.

Hz. Peygamber de şöyle buyurur:

“Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz”

Cami topluma yaşama dinamizmini kazandıran yerlerdir. Camide yapılan ibadetin sevabı bunun için fazladır. Camiye gitmek bunun için gereklidir.

Hz. Peygamber : “Camide gördüğünüzün iyiliğine şehadet edin”

“Cemaatte rahmet vardır” buyurur.

Camiye giderken çocuklarımızı, gençlerimizi de unutmayalım. Onlar bizim ya cennetimiz ya da cehennemimiz olacak. Onlar kurtulmadan biz kurtulamayız.

Cami adamı cemaat adamı yetiştirilmelidir.

 

O)       KADIN CAMİYE GİDER Mİ?

Hz. Peygamber: “Sizden biri hanımı mescide gitmek için izin isterse ona mani olmasın” (Ramuz:29/6)

– “Kadın mescide gitmek için çıktığında cünüplükten yıkandığı gibi kokudan yıkansın.” (Ramuz:43/1 0) buyurmuştur.

İzdiham yoksa, fitne söz konusu değilse, dikkat çekmeyecek, günaha girmeyecek bir biçimde kadın, camiye gidip gelebilir. Yalnız kadının gece namazlara gitmesi mekruhtur. Babası, kardeşi, kocası ile teravih namazlarına gidip gelebilir.

“Yaşlı kadınların camiye gitmesi caiz, genç kadınlar için mekruhtur” (Hamdi Döndüren, İslam İlmihali:294)

Hanefi alimleri, zamanın bozulması, fitnenin çoğalması nedeniyle ne maksatla olursa olsun kadının camiye gitmesini pek uygun görmez. Şafi ve Hanbelilere göre: ilgi uyandıracak, kadının camiye gitmesi mekruhtur. Hz. Peygamber, kadının evdeki ibadetinin daha faziletli olduğunu bildirmiştir. Şöyle demiştir : “Kadınları mescidlerden alıkoymayın, evleri ise onlar için daha hayırlıdır bir hadiste : “Kadınların en hayırlısı:mescidi evlerinin içi olanıdır.”

Hz. Peygamber: “Benim için yer yüzünün tamamı mescid kılındı.” Bir hadisinde : “Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan 27 derece daha faziletlidir.” (Buhari Ezan:30) buyurur.

Kadın için evde kılarsa 27 derece daha faziletlidir.

Vaaz nasihat dinleyecekse, cami adabına uyacaksa, yakınları ile gidebilir.

 

Ö)       KADIN İMAM OLUR MU?

İmamlığın şartlarından biri erkek olmaktır.

Kadın, asla erkelere imam olamaz. Kadınlara imam olursa sahihtir. Yalnız öne çıkmaz, nafile namazları kıldırabilir.

Bir erkek hanımı, anası, kız kardeşi, kızı gibi yakını olmadan bir evde kadınlara imamlığı mekruhtur. Camide olabilir. Prof. Dr. Hamdi Döndüren : Teravihde olsa kadının imamlığı caiz değildir. Eğer kadınlar cemaatle namaz kılacaklarsa, imam olacak kadın aralarında durur, öne çıkmaz tesbih namazında olduğu gibi mekruh olmasına rağmen kıldırır. (İslâm İlmihali:301) demiştir.

 

Sonuç Olarak:

            İslâm toplumunda caminin yeri  ve önemi büyüktür. Cami, sadece ibadet yapılan bir mekân değil aynı zamanda her şeyin öğrenildiği bir okuldur.

Peygamberimiz, hicret sırasında Küba’da ilk işi mescid yapmak olmuş, Medine’ye varınca da vakit kaybetmeden Mescid-i Nebevi’yi yaptırmıştır. Kendisi de işçi gibi çalışmıştır. Allah Rasülü, Mescide bitişik olarak yaptığı odalarda cahiliye toplumundan gökteki yıldızlara eş Sahabe-i Güzini yetiştirmiştir.

Anadolu Fatihleri de peygamber sünnetine uyup ilk gittikleri yere çınar dikmişler ve cami yapmışlardır.

Ruhunu camiden almayan nesil, kimliksizdir, faydasızdır, hayırsızdır. Her ne kadar göbeğini cami temeline atsak da, Cami avlusuna gömsek de cami ile barışık yetiştirmezsek kendine de, bize de millete de faydası olmaz.

Bunun için camiye giden, çocuğunu torununu unutmasın…

Misyonerler bile gençleri ilk önce ailelerinden, camiden koparmaya çalışıyorlar, sonra da kendi dinlerini telkin ediyorlar.

Düşmanın ilk hedefi neden cami, hiç düşündük mü? Cami, bu vatanın tapusu, minareler İslâm dinin Şehadeti, müslüman Türk milletinin de geleceğinin teminatıdır, ondan.

Her tarafta kavga görmüşsünüzdür. Soruyorum camide kavga, sövüşme, dövüşme gördünüz mü? Camiler huzur yerleridir.

Varlığımızı birlik ve beraberliğimizi koruyacak olan Vali ile işçiyi, müdürle memuru omuz omuza, bir arada eşit ve kardeş olduğunu belgeleyen camilerimize sahip çıkalım.

İstiklal Marşımızda bakın Mehmet Akif nasıl haykırıyor:

“Ruhumun senden, iIâhi, şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne na-mahrem eli.

Bu ezanlar ki – şehadetleri dinin temeli

Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.”

Bizde hep böyle dua ve niyaz edelim.duamızın kabul olması için her türlü gayreti de gösterelim.

Yeni neslin yetişmesinde de Camilerin oynayacağı rol büyüktür.

Allah bizi camisiz, ezansız bırakmasın.

Ölümüz getirilmeden camiye dirimiz gelirse caminin o zaman faydasını görürüz. Rabbım camiden, İslâm cemaatinden ayırmasın.

Şimdi cami yapan, yaptıran ve yapılmasına yardım edenlerin, camilerin ayakta durmasını sağlayanların, camiye adam yetiştirenlerin öldüyse ruhları şâd olsun. Hayatta ise, Allah onlardan razı olsun. Onlar için bir Fatiha okuyalım. Konuyu bir şiirle bitirelim.


Bu yazıyı 3.905 kişi okudu.

1 Yorum

  1. Tamamda hayızlı bir kadın camiye gidemiyor kadının hayız olması kendi elinde değil. bunu cünup veya pis görüyorsunuz. peki Allahın emrine karşı gelipte faiz yiyen bir kişi camiye nasıl girebiliyor. bence asıl pis olan ve camiye giremeyecek kişi fiaz giyendir. ezam müminleri(iman edenleri daver eder. sadece erkekleri değil. Allah dini insanlara indirmiştir. sadece erkeklere değiş. Biz mezheplere göre değil kitaba göre yaşamalıyız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.