ÇANAKKALE ZAFERİ

Allah’ın selâmı üzerinize, üzerimize ve bütün Müslümanların üzerine olsun.

Bedir’de Uhud’da, hendek savaşlarında, Malazgirt’te, Çanakkale’de ve 15 Temmuz’da şehitlik mertebesine ulaşan erlere, yiğitlere ve komutanlara selam olsun. Rabbim affedilmeyen günahlarını afetsin.  Aziz ruhlarına bir Fatiha gönderelim.

Gazilerimize de şehit sevabı versin inşallah.

Çanakkale müdafaası, tarihte eşi benzeri olmayan bir müdafaadır. Tarihin seyrini değiştirmiştir.

Çanakkale bir haçlı saldırısıdır. Ne kadar hıristiyan varsa, en modern silah ve araç gereçle Çanakkale’ye hücum etmiştir. Hatta paralı askerler tutmuş, “Osmanlı’yı halifeyi kurtarmaya gidiyoruz” diyerek Müslümanları kandırıp getirmiştir.

Çanakkale zaferi, bir direniş destanıdır. Diriliş ve var oluş destanıdır. Bu toprakları Müslüman Türk milletine vatan yapmıştır.

Bizim tarihimizin şan ve şereflerle doludur. Biz, zaferler kazandık tarihini yazamadık. Bizim tarihimizi kendilerine göre mağlup ettiğimiz kimseler yazdı.

Düşmanın yazdığı tarih, bize yalan söyledi.

Ecdadımıza düşman etti.

Milli manevi değerlerimizi yozlaştırdı.

İnancımızı, milli duygularımızı öldürdü.

Örf adet ve geleneklerimizden kopardı.

En zayıf anlarda 33 yıl bu milleti idare eden “tahtla teneşir tahtası arasındaki mesafeyi bilirim” deyip bu milletin bir kuruşuna da dokunmayan, cennet mekan Abdullah Halit Han’a “kızıl sultan” dedirtti.

Gencimiz Napolyon’u öğrendi. Onu dize getiren Cezzar Ahmet Paşa’yı öğrenemedi.

Noel babaya baba dedi. Hızır (as)ı, Dede Korkut’u, Mevlana’yı, yunusu tanıyamadı.

Öğretmen, öğrencilere herkes bir Türk büyüğü-nün kıyafetini giydirip gelsin dedi. Bir yöneticinin çocuğu noel baba kıyafeti giydi geldi.

Çanakkale’ye düşman saldırınca asker toplanırken:

Nikfer pazarında 13 yaşında dedem, memura: beni de yaz amca!” Diye yalvarıyor.

Memur ikna edemiyor ve köyde kadınların, çocukların başında seni görevlendiriyorum” diyor.

Liseliler okulu bırakıp cepheye gidiyor. Adana, Kayseri, Konya, İstanbul liseleri mezun vermiyor. Sivas lisesi son sınıf öğrencileri, karatahtaya “hocam biz Çanakkale’ye gidiyoruz. Hakkını helal et!” Yazıyor okuldan ayrılıyor.

Analar evlatlarına kınalar yakıp Çanakkale’ye gönderiyor. Nikâh masasından düğün salonundan yeni evlenenler duyuru üzerine arkalarına bakmadan cepheye koşuyor.

Bilecek istasyonunda ana oğluna der ki: “oğlum Hüseyin dayın, baban ve iki kardeşin bu vatan için şehit oldular. Son yongam sensin. Ezan susacaksa, vatan düşman eline geçecekse, bu yüzden şehitlerimiz bize lânet okuyacaksa, sana emzirdiğim süt haram olsun. Öl de köye dönme emi!” Demiş evladını uğurlamıştı.

Halkımız fasulyesini, nohutunu, bulgurunu, tarhanasını gönderip armut ekmeği yemiş, geven yemiştir.

 

Hedef neydi?

Anadolu toprakları idi. Haçlı ordularının alamadığı, topaklarımıza sahip olmaktı.

Düşman, Müslüman Türk milletini yok edip Malazgirt’in, İstanbul’un fethinin ve her defasında yenilen haçlı ordularının intikamını almaktı.

İstanbul’da harcayacakları, paraları bile bastırmışlardı. (bu paralar ilk sahte para idi)

Zaferi kesin gözü ile bakıyorlardı.

Churehill (çorcil) şöyle demiştir:

“Türkler, insanla maymun arası bir varlıktır. Zehirli gazla yok edilmelidir”

Zafer için hiç tereddütleri yoktu. Ama sonuç umdukları gibi olmadı.

Abdul hak Hamid şöyle demiştir:

Gördün mü ki Türk ordusu isterse, edermiş;

Alçakları bir daha alçalmaya mecbur!”

Mehmet Akif de:

Asımın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek, işte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek.

Sultan Reşad’da:

“İslam’ın kalbine nüfuz etmek için gelmişlerdi: onurlarını ayaklar altına alarak kaçtılar.”

Son saldırılarını da 15 Temmuz 2016 da yaptılar. Hedef gene Anadolu ve Müslüman Türk milletinin im-hasıydı. Haçlılar bu vatanı parçalayacaklardı…

Çanakkale savaşı;

  1. Akif’in dediği gibi “kimi hinda, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ, “düşmanlar bir olup saldırdılar.

Cephede ve geride savaş çok zor geçti. Onların ifadesi yel “hasta adam” bir türlü yenilmiyordu. Çoluk-çocuk el birlik cephedeydi.

Metre kareye 6 bin mermi düşmüştü.

“Allah Allah” nidalarıyla destan yazılıyordu.

Zabit muzaffer bey ağır bir yara alıyor. Son anda işaretle kıble neresi diyordu.

Askerin kolu kopmuş bir deri tutuyordu. Komu-tanına:

Komutanım çakın var mı? Şu deriyi kesiversen diyordu:

Seyyid onbaşı: “bismillah, lâhavle velâ guvvete illabillah” diyerek 270 kiloluk mermiyi topun ağzına sürüyor, “büyük okyanus, büyük derya” denilen Ocean gemisini Çanakkale’nin köpüklü sularına gömüyordu.

Bir gazinin ifadesiyle, 12 askere bir tüfek düşü-yordu.

113 yaşında gazi Yakup dedenin ifadesiyle:

“Nasıl savaştığımızı görseydiniz her gün ağlardınız. Makinalı tüfek başında ölecek olan arkadaşın yerin almak için sıra beklerdik. Düşman zehirli gaz kullanıyordu. Allah’tan rüzgar düşman tarafına ermeye başladı.”

Cephede eğitimsiz ama imanlı genç yiğitler vardı. “ey onbeşli onbeşli” diye türküler yakılmıştı.

Çanakkale savaşı ümmetin savaşıydı, mucizeler savaşı idi. Bu savaş var oluş mücadelesiydi. (başkomutan Abdullah Cevdet Paşa idi)

 

Çanakkale geçilemedi. Neden?

Çanakkale zaferi iman gücünün zaferidir.

Hintli alim 1915’te Medine’yi ziyaret ettiğinde peygamber (as)’ın mezarı başında “o Çanakkale’ye gitmiştir” demiştir.

Peygamber (as) oradaydı. Akif’in dediği gibi avucunu açmış duruyordu.

Şehitler oradaydı. Evliye ullah oradaydı. Battal-gaziler, servergaziler oradaydı ve cundullah oradaydı. Düşman Çanakkale’yi geçemedi.

Churehill (çorçil) yenildiği için mahkemeye ve-rilmişti. “neyin eksikti de yenildin? Sorusuna

-“Biz türklerle değil Allah’la savaştık. Neden hala anlamıyorsunuz? Tabi ki yenilecektik” demişti.

Mustafa Kemal bombasıntı vakasını anlatırken şöyle demiştir.

“Düşmanla mesafemiz 8 metre. Yani ölüm muhakkak öndekiler istisnasız şehit oluyor, arkadakiler onların yerini alıyor. Okuma bilenler Kur’an okuyor, cennete gitmeye hazırlanıyorlar. İşte Çanakkale savaşını kazandıran bu ruhtur.”

Bu vatan geçilmez. Çünkü bu vatanın bekçileri var.

 

Savaş sonrası:

Çanakkale’de 253 bin şehit verdik.

Eşi şehit olan, “elhamdülillah şehit eşi oldum”

Evladı şehit olan: “elhamdülillah şehit anası oldum.” Diyor. Allah’a şükrediyordu. Vatan sağolsun diyordu.

Size iki olay nakletmek istiyorum.

Cevdet dede anlatıyor.

Babam Çanakkale’ye gittiğinde henüz dünyaya gelmemişim. Babamı hiç görmedim. Babam Çanakkale’de şehit oldu, çocukluk yıllarım hep yokluk, kıtlık ve sıkıntılarla geçti.

Anam her evden ayrılışında ban;

Oğlum, “ben şuraya gidiyorum. Baban gelirse; he-men beni çağır emi “ der öyle giderdi.

Annem yıllarca babamı bekledi durdu.

Ben büyüdüm dükkan açtım. Anam hâlâ gelir bana: “baban gelirse beni hemen çağır” der giderdi.

Anam ihtiyarladı, bastonu ile yanıma gelir: “baban gelirse, hemen beni çağır ha” derdi.

Günü geldi ölüm döşeğinde bizimle helalleşti.  Bana:

“Baban gelirse, ona: “annem hep seni bekledi de” dedi. Ve birden doğruldu, kapıya doğru baktı, gülümsedi: “hoş geldin, hoş geldin” dedi ruhunu teslim etti” diye anlatıyor Cevdet dede:

*                        *                      *

Bir ömür vefa:

Balıkesirli bir bayan vefat eder, yıkanır, kefenlenir, namazı kılınır. Tam mezara yerleştirilir. O sırada bir yakınının “vasiyeti vardı” sesi duyulur.

Bir torba içinde dişleri ve dökülen saçlarını uza-tır, üzerine konulup örtülür.

Dönerken bu vasiyeti sorarlar:

Bayanın yakını şöyle anlatır:

Bu kadın benim halamdı. Nişanlanmış, nikah kıyılmış, beraber olmadan eşi Çanakkale’ye gitmiş, bir daha da dönmemiş. Halam güzel bir kadındı. Çok talip olan oldu, hepsine “hayır” dedi. Nikâhlısının hatırasını kirletmemek için kimse ile evlenmedi.

Mezara konulmasını istediği diş ve saçlara gelince:

Ahirette Allah’ın huzurunda eşimle karşılaşırsam, ona:

Bu ağızdan senin adından başka ad çıkmadı” diyeceğim. Dişleri şahit göstereceğim.

Ayrıca saçları gösterip “başıma, saçıma yabancı el değmedi” deyip onları şahit göstereceğim” dedi” diye anlatıyor.

 

Sonuç:

Tek cümle ile düşman orduları mağrur geldiler, rezil ve zelil gittiler.

Çanakkale şehitlerine ve gazilerine çok şey borçluyuz. Bunu yeni nesle iyi anlatmalıyız. Çanakkale’yi.

Tarih komisyonunda bir müspet arkadaş geç kaldı. Oyalamak için “Çanakkale’de başkomutan kimdir?” Dedim. Mustafa Kemal dediler. Tartışma başladı. Çok üzüldüm.

Çanakkale ruhu yeniden diri tutulmalıdır.

Tarih boyunca bu vatan için şehit olan, gazi olanlara Allah’tan rahmet diliyorum.


Bu yazıyı 21 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.