Cenab-ı Allah’a İman Nedir?

A – CENAB-I ALLAH’A İMAN

İman esaslarından birincisi Cenab-ı Allah’a imandır. Allah’a iman, bulûğ çağına giren her inananın asli görevidir.

Eserden o eserin yaratıcısına giderek âlemlerin yaratıcısı olan Cenab-ı Allah’ı bulmak ve O’na inanmak her aklı başında insanın sorumluluğu dahilindedir. Başka ülkede, başka dinden veya dinsiz anadan babadan doğmuş olmak mazeret olmaz.

İnsan, kendisini yaratan Cenab-ı Allah’a iman etmeye muhtaçtır. Yoksa ortalıkta bir rüzgarın savurduğu kuru yaprak gibi olur, zavallı duruma düşer.

Her insana mutlaka bir yaratıcı lazımdır. Ama bu felsefecilerin, inançsızların, sosyologların telkin ettiği tanrı değil, peygamberlerin haber verdiği Allah’tır.

İnsanlardan bazıları inandık dedikleri halde Cenab-ı Allah’ı tam bilmiyor. Bazıları tabiatı tanrı ediniyor ve Darwinizm’i benimsiyor. Bazıları Ataizmi kabullenmiş, bazıları da kendisinin amansız düşmanı olan Şeytana tapıyor, satanist olmuş.

Şöyle baktığınız zaman yeryüzünde bir varlığa bir güce tapmayan, bir güce sığınıp ondan beklenti içinde olmayan bir insan göremezsiniz. Tarih boyunca güneşe, aya, yıldızlara, putlara, hayvanlara, şeytana ve hayali varlıklara kul, köle olunduğunu görüyoruz.

Hıristiyanlar, İsa (as) dan sonra tevhid inancını bırakıp, baba – oğul ve kutsal ruhtan oluşan teslise inanmışlardır. Yahudiler de Yahova’yı tanrı edinmişlerdir.

Bazı insanlar o kadar alçalmışlardır ki, kendi elleriyle tanrılarını yapmış, ona tapınmış ve ondan çok şey beklemişlerdir.

İslâm, her şeyi yoktan var eden Cenab-ı Allah’a imanla başlar.

Aklın vazifesi, Cenab-ı Allah’ı bulmak ve inanmaktır.

Allah Rasûlünün davetinin özünü Allah’a iman teşkil etmiştir. Bir hadislerinde şöyle buyurmuştur:

– “Kim Allah’tan başka ilâh olmadığına ve benim Allah’ın kulu ve rasûlü olduğuma inanırsa, Allah ona ebedi ateşi haram kılmıştır.” (İ.Canan, Hadis Ans:1/27)

Her ilim Allah’ın varlığına şahitlik eder ve bize “Allah var!” der. Tabi ki aklı olana, gözü görene, kulağı duyana der.

Fransa’da yayınlanan Le Nouvel Obser Vateur Dergisi 1996 da Allah’a imanı kapak konusu yapmış ve “Gerek uzayda gerekse yeryüzünde yapılan bilimsel çalışmaların sonuçları ister istemez Allah’a imana zorluyor.” Başlığını atmış. “En ciddi ve en göz dolduran bilim adamları Allah’ı kabul konusunda ittifak ediyorlar.” Demiştir. Devamla da: “Allah Ol!” dedi, kainat oldu. “Dinin bilgisi ile ilk patlama arasında çok yakın bir bağ vardır.” Sözleri ile bitirmiştir.

Yıl 1992. Uzay yolculuğu yapan Kazak Tokdar Ebu Bekir, Allah’sızlık rejiminin büyüttüğü bir insan olarak şunları söylüyor: “Uzaya çıktığımda Allah’ın büyüklüğü karşısında titredim. Halen de titriyorum.”

Bugün birçok Amerikalı, Avrupalı ve Rus ilim adamı ilmin ışığı ile Allah’ı görüyor ve dininden vazgeçerek Müslüman oluyor, “huzur buldum” diyor.

 

B – ALLAH’A NASIL İNANMALIYIZ?

İman, taklidi iman olmaz. Geleneksel iman olmaz. İman; eksiklik, noksanlık da kabul etmez. İnanan; neye inandığını, nasıl ve niçin inandığını bilmesi lazımdır.

Bir ilim adamına: “Neden Allah’a inanıyorsun?” diyorlar. O’da: “Hep onun dediği oluyor da ondan.” Cevabını veriyor.

Bir meslektaşıma: “Sen Allah’a inanıyor musun? Dediler. “Tabi ki inanıyorum.” Dedi. Havada uçan küçük sineği göstererek “Bunu, baban yaratmadı ya!” dedi.

Kur’an’da İbrahim (as)ın Allah’ı bulması şöyle anlatılıyor: “Gecenin karanlığı kaplayınca bir yıldız gördü: “Rabbim budur.” Dedi. O da batınca ondan vazgeçti. Güneşi doğarken seyretti: “Rabbim budur” dedi. Akşam güneş batınca: “Ben ortak koşanlardan değilim.” Dedi. Ardından da: “Ben bir hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratan Allah’a çevirdim. Ben müşriklerden değilim.” Dedi. (Bak: En’am Sûresi:75-79)

Allah’ın varlığı konusunu tartışmaya gerek yoktur. O’nu ahmaklar ve cahiller tartışır. Allah’ın varlığını anlamak için insanın kendine bakması, yapısını düşünmesi, etrafına bakıp düşünmesi yeterlidir.

“Allah yoktur” demenin “taş cansızdır” demek kadar bir manası yoktur. “Elle tutup gözle görmediğime inanmam” sözünün de hiçbir değeri yoktur. İnsan; aklını, ruhunu, vücuttaki enerjiyi gördü de görmediği bir Allah mı kaldı? Sende ruh yok, sende akıl yok dense, o insan tepki göstermez mi?

Akılsız ve gerçeği göremeyecek kadar kör bir insanla tartışmak boşunadır. Cenab-ı Allah Kâfirun Sûresi’nin son ayetinde böylelerine: “Senin dinin sana, benim dinim bana.” Dememizi istemiştir.

İmanda zorlama olmaz. Herkes inanmak zorunda da değildir. İman hidayet işidir, herkese nasip olmaz. İmanla küfrün mücadelesi ilk insandan buyana vardır. Mücadele kıyamete kadar devam edecektir. Çünkü cehenneme de adam lazımdır.

Allah’a iman zayıf olursa ve düzgün olmazsa, Allah’la ilişkiler de düzgün olmaz, sağlam olmaz. O zaman kolayca şirke düşülür.

Geçmişte Allah’a inanılması gerektiği gibi inanamayanlar, sığınma ve beklenti ihtiyaçlarını giderebilmek için cansız ve aciz yaratıklara tapınmıştır.

Peygamber (as) Ashabı ile otururken birine sordu:

– İman etmeden önce bunca puta taptın hiç faydasını gördün mü? O kişi:

– Evet Ya Rasûlallah, bir zamanlar kırda çok acıkmıştım. Hamurdan put vardı onu yiyip karnımı doyurdum. Sadece bu kadar bir faydasını gördüm” cevabını verince peygamber (as) ın hoşuna gitti ve gülümsedi

* * *

Araplar; develerinin sütü artsın diye develeri putlarının yanına götürür, kurban keserler, kanını putlara sürerlerdi. Bir gün biri bu maksatla develerini götürmüştü. Develer kanlı putu görünce ürktü, dağıldı. Adam eline taş alıp puta fırlattı: “Allah belânı versin, develerimi kaçırdın. Biz toplasın diye yanına geldik, sen dağıttın. Sen ancak çöl ortasına dikilmiş, ne doğruyu ne de eğriyi çağıramayan taş parçasından başka bir şey değilsin.” diyerek ayrılır.

* * *

Ebu Derda (ra) puta tapardı. Bir gün kardeşi o yokken putunu parçaladı. Ebu Derda eve geldiğinde hem putun parçalarını topluyor hem de “Yazıklar olsun. Ne diye kendini savunmadın.” Diyordu. Kardeşi: “O bir zararı önleyebilseydi evvela kendine gelen zararı önlerdi.” Dedi. Bunun üzerine Ebu Derda biraz düşündü, gusletti ve peygamber (as)ın yanına geldi Müslüman oldu. Böylece puta tapma alçaklığından kurtuldu.

* * *

Ebu Zer el-Gıffari, Müslüman olmadan önce yanından hiç ayırmadığı bir putu vardı. Bir gün yola çıkacaktı, puta: “Ben gidiyorum, malımı koru dedi, yanına bir kılıç bıraktı. Döndüğünde putun üzeri yaştı. Sebebini araştırırken yakında bir tilki gördü. Bir ara şaşkınlık geçirdi ve: “Tilkinin başına işediği şeyden Rab mı olur?” dedi iman etti. Puta tapma ahmaklığından kurtuldu.

* * *

Bir insan Allah’ı nasıl bilebilir? “Kendini bilen Rabbini bilir, kendine bakan Hakk’ı görür.” Denmiştir.

* * *

Allah inancımız şöyle olmalıdır:

– Allah (cc), her şeyi yaratan, yaşatan, sonra da yok edecek olandır.

– O’nun evveli ve sonu yoktur.

– O, her şeyi bilir, görür ve işitir.

– O, bütün noksanlıklardan münezzehtir.

– O, cisim, sûret, şekil değildir. Biz O’nu kavrayamayız, hiçbir şey O’na benzemez. O’nun eşi, benzeri yoktur. O, mekandan, şekilden münezzehtir.

Peygamberin ifadesiyle: “Allah’la ilgili ne aklınıza gelirse; Allah (cc) ondan başkasıdır.”

Yunus: “Yücelerden yücesin – Kimse bilmez nicesin” demiştir.

Cenab-ı Allah, emir ve hüküm koymada tektir. Onun için itaat edilmeye en layık Allah’tır.

Allah’ın dilemesi dışında hiçbir şey olmaz.

“Allah” lafzı hiçbir kelimeden türememiştir, özel isimdir.

O, en büyüktür. Ondan başka büyük yoktur.

Kur’an’ın ifadesiyle: “O; her şeyin sahibidir. Göklerin ve yerin Rabbı Allah’tır.” (Yunus Sûresi:6)

– “O’nun eşi ve benzeri yoktur.” (Şura:11)

Şeytan, insana vesvese vermek için yemin etmiştir. Şeytanın vesvesesini ancak kuvvetli bir iman giderebilir.

Bir de şu sorular sorulmalıdır: Ben yaratabilir miyim. Yoktan var edebilir miyim? Tabiat yaratabilir mi? Dünyadaki bu düzeni kim kurdu? Şu insanın yapısı, sesi, parmak izi? Hayvanlar alemindeki hayati bilgiyi kim verdi? Gibi sorularla vesvese giderilmeye çalışılır.

Peygamberimiz: “İnsanların bazıları lafı şunu demeye kadar getirirler. Anladık, Allah her şeyin yaratıcısıdır. Peki onun yaratıcısı kimdir?” (K.Sitte 7/169) derler, buyurur.

Bu şeytanın vesvesesidir. Böyle anlarda Kelimei Şehadet getirip, iman tazelenmelidir.

Kur’an soruyor:

“Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (İbrahim:10) Şöyle bir bakarsak, her şey bizi Allah’a imana davet ediyor. Yeryüzünde hiçbir şey tesadüf değildir.

Müslüman olan Avrupalı bir ilim adamına sormuşlar:

– Neden Müslüman oldun, neden Allah’a inanıyorsun?

– Şunun için inanıyorum, demiş, gökyüzünü göstermiş.

 

C – ALLAH VARDIR

Bu varlık aleminde görülen görülmeyen, bilinen bilinmeyen her şeyin yaratıcısı ve yöneticisi Cenab-ı Allah’tır.

İnsana diğer canlılardan farklı olarak bir de akıl verilmiştir. Bu akıl denilen nimetle insan kendisini ve varlık alemini yaratan, yaşatan Allah’ı bulmakla mükelleftir.

Allah’ın varlığı iman işidir. Aristo, mantığı ile Allah’ın varlığı birliği kavranamaz.

Geçmiş dönemlerdeki: “Allah’ı görüyor musun? Göster bakalım! Allah’tan elma isteyin, şeker isteyin… olsaydı verirdi, alın ben vereyim. Seni kim yarattı? Allah cevabına peki O’nu kim yarattı? Gibi saçmalıkların günümüzde hiçbir manası kalmamıştır.

Kör bir insan “Güneş yok. Çünkü ben görmüyorum” dese ne olur? Güneş yok mu olur?

Biri çıksa: “Taş cansızdır!” dese ne ifade eder?

Bugün “Allah yoktur” demenin de bir manası kalmamıştır. Biri böyle bir şey söylese gülerler.

Çevresinden kötü etkilenmemiş birinin Allah’ı kabul etmemesi düşünülemez. Çünkü her şey “Allah var!” deyip duruyor; insanın organları, görevlerini gece gündüz yerine getirmesi ve dünyadaki düzen, nizam hep “ALLAH” diyor.

İnanmadığını söyleyen bile birine kızınca “Allah belânı versin” diyor. Ayağı tökezlese “ALLAH” diyor.

Ebû Hüreyra (ra) dan nakledilen bir kutsi hadiste Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur: “Ademoğlu beni yalanlamak istedi. Halbuki bu ona asla yaraşmaz. Ademoğlu beni inkâr ediyor, noksan sıfatlar isnat ediyor, bu da ona yakışmazdı. Onun beni yalanlaması” Allah ilk defa beni yarattığı gibi, öldükten sonra da tekrar diriltmeye gücü yetmez” demesidir. Halbuki ilk yaratış tekrar diriltmekten daha kolaydır.

Ademoğlunun beni inkar etmesi: “Allah evlat edindi” demesidir. (Yahudiler Üzeyir Allah’ın oğludur, Hıristiyanlar da Mesih Allah’ın oğludur” derler. Müşrikler, Melekler Allah’ın kızlarıdır” derlerdi.) Halbuki ben, her türlü ihtiyaçtan münezzeh ve bütün varlık aleminin kendine muhtaç olduğu tek bir Mâbûdum ki, doğmadım, doğrulmadım, hiçbir kimse bana eş olmadı ve olamaz.” (Buhâri)

Allah, Kur’an’da soruyor:

– “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi vardır?” diyor. (İbrahim Sûresi:10)

İlim adamlarından Sen Tomas şöyle der:

– “Varlık alemi bize ‘Allah var!’ deyip duruyor.”

Şair Şinasi de:

“Varlığın bilmek ve hacet küre-i alem ile

Yeter isbatına halk ettiği bir zerre bile.”

Allah’ın yarattıklarından O’nun varlığını kavramak normal aklı olanlar içindir.

Zamanın inançsızlarından Dehri, halkın huzurunda İ.Azam Ebu Hanife ile münakaşa ederken şöyle der:

– “Allah yoktur. Olsaydı görürdünüz!”

Çocuk yaştaki Ebu Hanife halka sorar:

– Bu adamı görüyor musunuz? Bu adamın şapkasını görüyor musunuz? Halk:

– “Evet görüyoruz” der.

– “Peki aklını görüyor musunuz?”

Deyince halk:

– “Hayır” der. Ebu Hanife:

– “Yok ki ne göresiniz.” Der.

Dehri’yi perişan eder.

Prusya Kralı İkinci Frederik, dinî hisseleri zayıf bir adamdır. Bir gün Filozof Arnaud Baculard’a karşı inançsızlığı ile iftihar eder ve ona:

– Nasıl bu köhne fikirleri hâlâ bağlı kalıyorsunuz? Der.

Filozof büyük bir sükunetle şu cevabı verir:

– Ne yapayım Majeste, kralların da üstünde bir varlık mevcut diye inanmaya muhtacım.”

Bir gün peygamberimiz Hz.Hatice ile namaz kılarken Hz.Ali dikkatle bakmış namazdan sonra:

– Bu yaptığınız neydi? diye sorar.

Peygamberimiz:

– Bu Allah’ın kendi için seçtiği bir dindir. Beni de peygamber olarak gönderdi. Seni benzeri olmayan tek Allah’a inanmaya ve O’na ibadete, Lât Uzza putlarını yalanlamaya davet ediyorum.” Der.

Hz.Ali Peygamberden babasına danış-ması için izin ister. Peygamberimiz, O’n-dan Müslüman olmasa bile bu işi gizli tut-masını ister. Hz.Ali putlardan nefret edi-yordu. Peygamberin davetini kabul etti ve bunu O’na bildirdiğinde Peygamberimiz:

– Babana danıştın mı? Diye sorunca, Hz.Ali:

– Ey Allah’ın elçisi! Allah beni yaratırken babama danıştı mı ki ben O’na inanırken babama danışayım” demiştir.


Bu yazıyı 1.688 kişi okudu.

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here