Çocuğumuza Sevgi ve Şefkat İle Muamele Edilmelidir

Peygamberimiz çocukları çok sevmiştir. Çocuklara da hep sevdiğini söylemiştir. Şöyle buyuruyor:

– “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” (Buhari Edep: 18)

– “Küçüklere merhamet etmeyen, büyüklere saygı gösteremeyen bizden değildir.” (Tirmizi Birr: 15)

Bir göreve tayin edilen bir zat, Hz. Ömer’in çocuğunu öptüğünü görünce der ki:

– Benim birkaç çocuğum var, ama hiçbirini öpmem.

Hz. Ömer ise buyurur ki:

– Senin küçüklere şefkatin yokmuş, büyüklere nasıl merhamet edersin? Sana verdiğim görevi geri alıyorum.

Sevgi, her şeyin başıdır. Peygamber: “İnanmadıkça cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız” demiştir. (Müslim, iman: 2)

Anne babanın çocuğu sevmesi, çocuğun da onları sevmesini sağlar. Ve bir çok problemi de halleder.

Anne baba şefkatinden yoksun yetişen çocuk, problemli olur. İlgisiz olur acımasız olur. Hiçbir şeye umursamaz.

Sevgi, çocuğun ruhsal gıdasıdır. Ölçülü olmalıdır. Yetersiz sevgi, çocuğun katı olmasına neden olur, aşırı sevgi de onu şımartır, dengesiz insan yapar.

Sevgi noksanlığı, çocuğu hırçın yapar, suça iter. Sevgi, çocuğa su kadar, hava kadar ihtiyaçtır.

Çocuğu ana baba, zahmet olarak değil, rahmet olarak değerlendirmelidir.

Ana baba, çocuğun karşısında bazen kör, bazen sağır, bazen dilsiz olmalıdır. Hoşgörü de sonsuz sınırsız olmaz. Atalarımız; “Fazla yüz verme arsız olur, az verme yüzsüz olur” demiştir. Aşırı hoşgörü, çocuğu tutarsız yapar. Her zaman aynısını göremeyince uyumsuz geçimsiz ve isyankar olur.

“Amerika’da 15 yaşındaki Kipland Kinkel, önce evde babasını anasını öldürmüş, okula gelip iki öğrenciyi öldürmüş, 23 öğrenciyi yaralamıştır. Emniyette polise saldırıp bıçakla yaralamıştır. (24/5/1998. Türkiye)”

25/5/1998 zamana göre: “Asıl katil televizyon 15 yaşındaki katil Rambo’ya özendi.”

26/05/1998 Türkiye: “15’lik canavara silahları babası vermiş aşırı hoşgörünün sonu” şeklinde haber verilmişti.

Demek ki insan tepe gözü kendisi yetiştiriyor… Evladından şikayet edenlere kim yetiştirdi onu? diyorum, susuyor.

Uygun olanı, tatlı sert olmak. Birçok çocuk, orta yol tutulmasından dolayı kaybediliyor. Bugün pek çok kayıp çocuk var. Evden kaçıyor. İntihar ediyor veya suça itiliyor. Hiçbir şey yapamazsa, içine kapanıyor.

Şiddet, çözüm değildir. Hele dayak, ileri yaşlarda çocuğu katı, zalim ve dayakçı yapmaktadır. Küçükken yediğini büyüyünce iade eder.

Aşırı kontrol de uygun değildir. Bir kuşu gevşek tutarsanız kaçar, sıkarsanız ölür.

Dikkat edilecek bir husus da; sevgi korku, dayak, ceza ve ödül hepsi bir arada olmalıdır.

Doktor, hastasını düşündüğü ve iyi olmasını istediği için iğne yapar, belki acı verip, korkutur ama bu, hastanın iyiliğinedir…

Aşırı baskı, dayak hasta eder, sadece ceza yolu ile terbiye olumsuz sonuç verir. Dayak, göz önünde duracaktır. Ama gerekli olmadan asla kullanılmamalıdır. Hep dövülen çocuk, güçlenince dayakları geri iade etmeğe başlar.

Lüzumsuz ve sürekli ceza ve dayak, problemleri artırır. Dayaksız da terbiye olur. Ufak tefek cezalar verilince de çocuğu rencide edecek, aşağılayacak biçimde olmamalıdır.

Ayrıca öcü ve benzeri şeylerle korkutmak yanlıştır. Hangi yaşta olursa olsun, Allah korusunun dışındaki korkular, zararlıdır. Burada da Allah’tan sadece korkulamayacağı, daha çok sevileceği, Allah’ın hep cezalandıracağı değil, rahmetinin, merhametinin daha çok olduğu öğretilmelidir.

Çocuk ödülü hak edince de, ödüllendirilmelidir. Çünkü ödül her zaman cezadan daha çok etkilidir.

Bir aile vardı çocuğun davranışına göre sorardı:

– Topitopluk mu?

– Aterilik mi? Hangisini derlerdi. Çocuk anlar durumu hemen düzeltirdi.

Ana baba, iş hayatındaki rolü ile evdeki ana babalık rolünü birbirine karıştırmamalıdır. Çocuğun yaklaşımına “yorgunum, seninle uğraşacak halim yok, git anan veya baban seninle ilgilensin” dememelidir.

Çocuğa sevgi karşılıksız, hizmet beklentisiz olmalıdır. Her şeyden fedakarlık yaparak olmalıdır.

Çocuk sevilmeli, sevgi ile kucaklanıp öpülmeli, kibar ve nazik davranılmalı, tatlı dil, yumuşak kelimelerle konuşulmalıdır. Çocukla iftihar edilmeli, “oğlum, kızım” derken önem verildiği hissettirilmelidir.


Bu yazıyı 287 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here