Dans ne tür bir eğlencedir biliyor muyuz?

Dansın temelinde tahrik vardır, tatmin vardır.
Dans, tehlikeli bir tuzaktır. Ahlâk düşmanı Freud der ki: “Dans, cinsi arzularının tabii ifadesidir. Kolektif faaliyetler ile şehveti tahrik etme tekniğidir.”
Jan Jak Ruso, Emil adlı eserinde şöyle der: (Sayfa:293) “Dans, şeytanın icadıdır. Şeytan bu yolla insanların arasına girer, yaptırdığı cilvelerle onları tahrik eder” der.
Sarmaş dolaş yapılan dans, normal insanı bile çileden çıkarır.
Rus yazarı Tolstoy’a göre: “dans, genç ruhları şehvetle tutuşturan bir azdırıcıdır. Ömrümce iffet ve namusuna özen gösterdiğim kızımın dans salonunda bir delikanlının göğsü üzerinde teri terine karışmış, teni tenine dokunur bir vaziyette fırıl fırıl döndüğünü gördüğüm zaman şöyle haykıracağım gelir.
Çapkın! Bırak kızımı kollarının arasından. Çünkü ona hangi niyetle ve fikirle sarıldığını biliyorum.” (Acıklı Günler)
İngiliz Elçisi Mıstır portır hatıralarında şöyle der: “Türkler dans etmez, dans edenlere de iyi gözle bakmazlar. Türkler, dansı insanlık şerefini lekeleyen, insanın bayağı tarafına hitap eden bir hareket telakki ederler. Dans etmek için ya deli yada sarhoş olmak gerektiğine inanırlar.
Dans illeti ilk defa Fransa’da icra edildiğinde Osmanlı devleti en güçlü devrini yaşıyordu. Padişah Kanunî Sultan Süleyman’dı. Osmanlı devletinin sınırları Avrupa’nın ortalarına kadar uzanıyor, Fransa’ya dayanıyordu.
Osmanlı ile sınır komşusu bulunan Fransa’da dans illetinin moda olmaya başladığını işiten Kanunî Sultan Süleyman, derhal Fransa kralına mektup yazdı. Mektubunda şöyle dedi:
(Ben ki, kırk sekiz krallığın hakanı, Kanunî Sultan Süleyman Hanım. Elçimden aldığım rapora göre, memleketinizde dans namı altında kadın erkek birlerine sarılarak, ulu orta oyun oynadığını işittim. Sınır komşusu olmamız sabiyle, bu rezaletin memleketime de sıçraması ihtimalinden endişe ettiğimizden, mektubum elinize ulaşır ulaşmaz, bu rezalete derhal son verilmediği takdirde ordumla gelip son vermeye muktedirim.)
Kanunî Sultan Süleyman’ın bu mektubundan sonra, Fransa’da yüz sene dans yapılmamıştır.
Dans meşru bir eğlence değildir. Asla yapıldığı yerde kalmaz. Ahlaki çöküşü hızlandırır.


Bu yazıyı 167 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here