Devlet adamının diğer insanlardan farklı durumu, farklı görevleri vardır. Bunun için oturduğu makama yakışır hareket etmelidir. Devlet adamının istediğini yapma, dilediği şekilde hareket etme serbestliği, taşıdığı sorumlulukla bağdaşmaz. Bunun için hiçbir görevli dilediğini yapma keyfiliğine sahip değildir.
Geçmişe göz attığımız zaman insanlık, yöneticilerin korkaklığı, beceriksizliği, eğlenceye aşırı düşkünlüğü ve kötü alışkanlıkları yüzünden mutsuz olmuş, iyi alışkanlıklara sahip yöneticiler ise yönettiği insanları mutlu etmişler, onları yüceltmişlerdir.
Kötü, kötüler, kötü alışkanlıklar insanı kul-köle eder, insanı bağımlı yapar, insanın iyi işler yapmasını ve başarılı olmasını önler. Kötü, eğlenceler, kötü, alışkanlıklar halkla yönetici arasında bir perdedir. Yöneticiler böyle bir perde oluştuysa arkasını göremez, halkını anlayıp problemlerini çözemez. Halka karşı olan sorumluluklarını yerine getiremez. Böylece kopukluk meydana gelir.

Şairin dediği gibi:
“Bir bey ki, sabah akşam içki içer,
Ülke nicedir bilmez, kara gam çeker.”
Bursa ulu camini yaptıran Yıldırım Beyazıt, caminin açılışında bursa kadısı Emir sultan Buhari’ye camiyi nasıl bulduğunu sorar. Padişahın uzun zamandan beri camiye gelmeyip sarayda sefahat ve eğlence hayatı yaşadığını izleyen Emir Sultan Buhari:
-Güzel bir cami, lakin caminin bir eksiği var, der. Yıldırım Beyazıt hayretle sorar:
-Nedir, ne ola ki? Emir sultan:
-Dört köşesinde dört meyhane eksik. Yıldırım, iyice şaşırır ve sorar:
-“Cami ile meyhanenin ne ilgisi var?
Emir sultan, içki ile halktan ve Hak’tan uzaklaşan Yıldırım’a şu cevabı verir:
-“Siz bir hayli zamandır camiye değil, meyhaneye devam eder oldunuz. Meyhane olunca camiye, cemaate yaklaşmış olurdunuz da…”
Kötü alışkanlıları olmayan padişahların boş zamanlarını değerlendirdiklerini görüyoruz. Bazısının şair, bazısının haddat, bazısının sarraflık, marangozluk gibi san’atlarlar uğraşıp el emeği ile geçindiğini, alın terinden biriktirdikleri varlığını fakirlere, yoksullara vakfettiğini tarihler yazıyor. İşte bunlar halka daha çok yaklaşmış ve daha çok faydalı olmuşlardır.
Bir liderin, insanlara hizmet verecek bir kimsenin geçmişi karanlık ve kötü olmamalıdır. Kötü alışkanlıkları olan bir kimse bir çok kötü çığırlar açacaktır.
İçki, kumar, kadına düşkünlük, zaman israfına neden olan eğlenceler, zevkler, av merakı, tavla satranç gibi alışkanlıklar, anlamsız bazı meraklar devlet adamını ideallerinden ve halkından uzaklaştıracaktır.
Hırs sahibi, gösteriş düşkünü, gururlu olan devlet adamı, halkını hor görmekten kendini alıkoyamaz. Böylece halkın kendisine ulaşamadığı, yaklaşamadığı kimse olur.
Devlet adamının rüşvet alma, israf etme ve ziyafetlerden hoşlanma gibi alışkanlıkları da olmamalıdır. Zira rüşvetin kapıları açılırsa devletin kapıları kapanır. İsraf ediyorsa o zaman yaygınlaşan israf ekonominin batmasına neden olur. Ziyafetlere düşkünse milletin malını koruyamaz. Milletin parası ile yabancı ülkelerden getirttiği şeylerle, eşine dostuna ziyafetler düzenler.
İyi bir devlet adamı, olur olmaz şeyleri vaat etmez, yalan söylemez. Yapamadığı işler için yalana sığınmaz.
Milletine faydalı olmak isteyen devlet adamının, tembelliği, kolay kazanma ve başkalarının sırtından geçinmeyi meşrulaştıracak alışkanlıkları olmamalıdır. Kumarın her çeşidinden, piyangonun, toto, loto gibi tutkulardan halkını korumalıdır. Her şeyden önce devlet adamı oyun eğlence adamı değil, icraat adamıdır.
Kısacası, devlet adamının huyu güzel olmalı, ahlakı güzel olmalı, iyi alışkanlıkları olmalı, yapıcı bir zihniyet taşımalı, gerçekleştirmek zorunda olduğu idealleri olmalı ki, işleri de güzel olsun.
İnsanları mutsuz eden, şikâyetlere sebep olan kötülükler insandan kaynaklanır. Bir gün Behlül, uzun bir yolculuktan geliyormuş belirtileri ile Harun Reşit’in huzuruna çıkar.
Onun o halini gören Harun Reşit:

  1. Bu ne hal Behlül, nerden geliyorsun böyle?
  2. Cehennemden geliyorum ya Harun. diye cevap verir.
  3. Ne işin vardı cehennemde?
  4. Ateş lazım oldu da, ateş almaya gitmiştim.
  5. Peki, ateş aldın mı?
  6. Hayır. Alamadım. Cehennem bekçileri ateş vermediler. Bana “Burada ateş bulunmaz, herkes ateşi dünyadan kendisi getirir.” dediler, diyerek kötü davranışları için uyarmak istemiştir.


Bu yazıyı 117 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ