DİL DENEN ŞEY

Son zamanlarda bize bir şeyler oluyor; tatlı dilimize, güler yüzümüze bir şeyler oluyor. Çok değiştik yüzler gülmüyor, diller güzel ve tatlı söylemiyor.

Bazı şeyler gibi konuşmanın da tatı kaçtı.

Halbuki peygamber (as) bize: ‘‘Tatlı söz sadakadır. Yarım hurma ile de olsa ateşten korunun. Bunu bulamazsanız tatlı sözle ateşten korunun’’ diye tavsiyede bulunmuştur. (Buhari, Zekat:10)

 

            DİL DENEN ŞEY:

Dil, yerinde güzel ve ölçülü kullandıkça çok faydalı, değilse, faydasızdır. Bilen için kılıçtan keskindir.

Dil, rezilde eder vezirde eder.

Peygamber (as)’a sormuşlar:

–          Ya Rasûlallah, benim için en çok korktuğun şey nedir?

Allah Resûlü dilini tutup: ‘‘İşte budur’’ diye cevap vermiştir. (İ.Canan, Hadis Ans:16/339)

Dilin şerrinden sakınmak, dile sahip olmak gerekir.

Diline sahip olamayan biri: ‘‘Ah dilim, seni dilim dilim dilseydim’’ demiş.

Peygamberimiz şöyle dua etmiştir: ‘‘Allah’ım, kulağımın, gözümün, dilimin, kalbimin ve cinsel organımın şerrinden sana sığınırım.’’

Bir hadislerinde de: ‘‘Kim dilini iffet ve namusunu koruma sözü verirse, ben ona cennet için kefilim’’ buyurmuştur. (Buhari, Rikak:23)

Atalarımız: ‘‘Eline, beline, diline sahip ol!’’ demişlerdir. Zaten ne gelirse insana bunlardan gelir.

Diline sahip olmayan cennete gidemez. Peygamberimiz (sav) bize şunları tavsiye etmiştir.

– ‘‘Bir yerde konuşulanlar emanettir.’’

– ‘‘İnsanın her işittiğini başına söylemesi, ona günah olarak yeter.’’

– ‘‘İnsanın kendini ilgilendirmeyen şeyi terk etmesi, onun iyi Müslüman olmasındandır.’’

– ‘‘Müslüman, başkalarının elinden dilinden emin olduğu kimsedir.’’

 

Yersiz konuşan, her zaman başını derde sokar. Aynı zamanda fitneye sebep olur.

Boş söz, boşuna ömür tüketmektir. Yerinde, zamanında konuşan, ayıbını örtmüş olur. Çünkü çok konuşan, yersiz konuşan, çok hata yapar, işe yalan karışır.

Atalarımız insanın çektiği dilinin belâsıdır’’ demişlerdir.

Cenab-ı Allah insana iki göz, iki kulak bir ağız vermiştir.

Dilin muhafazası çok önemlidir. Atalarımız: ‘‘Bülbülün çektiği dilinin belâsıdır’’ der.

Dünyada huzurlu yaşamak, ahirette kolay hesap vermek isteyen, dilini:

– Boş manasız sözlerden,

– Yalandan,

– Gıybetten,

– İftiradan,

– Münakaşadan,

– Küfürden muhafaza etmelidir. Etmezse bunlar insanı çirkinleştirir. Dil güzelse insanı güzelleştirir.

 

            DİLİN AFETLERİ NELERDİR?

Diğer yaralar geçerde dil yarası geçmez. Pişmanlıkların çoğuna sebep, dildir. Dil yüzünden nice başlar gitmiş, nice cinayetler işlenmiş, niceleri sıkıntıya düşmüştür. Utanmalar, pişmanlıklar dil yüzündendir.

Şair şöyle der:

– ‘‘Bana benden olur her ne olursa,

Başım rahat eder, dilim durursa.’’

 

            Konuşurken nelere dikkat etmeliyiz?

– Boş konuşmak, manasız konuşmak, çok konuşmaktan dilimizi alıkoymalıyız.

– Başkasının sözünü kesmemeliyiz.

– Kendimizi övmemeliyiz.

– Alaydan, yalandan, bedduadan ve lânetten uzak durmalıyız.

– İftiradan, gıybetten, laf taşımaktan, sır ifşasından kaçınmalıyız.

– Kötü sözden, müstehcen konuşmaktan uzak durmalıyız.

– Günah da, sevap da gizlidir. İşlenilen günahın ifşasından kaçınılmalı, yayılmasından

korunulmalıdır.

– Bağırıp çağırmak, kaba konuşmak, rencide etmek mü’mine yakışmaz.

– Dil bize Allah’ın bir nimetidir. İyi ve faydalı yerde kullanılmalıdır.

 

LÂNET – BED’DUA – KÖTÜ SÖZ  MÜSTEHCEN İFADE

Günümüzde her şeye lânet okunuyor. Lânet edilmeyecek şeye lânet yağdırılıyor. İki sözün biri lânet olsun oluyor.

Lânet olsun demekle hiçbir şey kahrolmaz. Lânet okuyarak rahatlamak isteyen, daha çok strese girer.

Birde lânetin, bedduanın geri dönüşü olduğu unutulmamalıdır.

Birine Allah belânı versin denmez. Eğer karşıdaki lânetli değilse, belâya, bedduaya lâyık değilse, söz söyleyene döner. O zaman söyleyen zarar görür.

Peygamber (as):

– Kendisine hayırdan başka bir şeyle dua etmeyin. Çünkü melekler duanıza amin eder.’’

            Çocuğuna lânet okuyan, beddua eden, çocuğunu kendisi kötü etmiş olur.

Yaygın olan bir sözde: ‘‘Gavurun çocuğu’’ sözüdür. Bunu söyleyen ana baba, küfre rıza göstermiş olur.

Peygamberimiz (sav): ‘‘Müslüman kusur bulucu, lânetleyici değildir’’ buyurur. (Hadis Ans:4/274)

– ‘‘Mü’min lânetleyici olamaz.’’ (Tirmizi Birr:48)

Esas olan hayır dua etmek ve hayır dua almaktır.

Biri devesine ‘‘Allah lânet etsin’’ diyor. Bunu duyan peygamberimiz ona:

– Deveden in. Lânetlenmiş deve ile bize refakat etme!’’ diyor. (Müslim, Birr:82)

‘‘Kötü söz sahibine aittir’’ derler. Müslüman için iman, edeptir. Bunun için şöyle denmiştir:

Edep iledir Kemal-i Âdem,

Edep iledir nizam-ı âlem.’’

Peygamberimiz: ‘‘Özür dilemek zorunda kalacağın sözü söyleme’’ (İbn-i Mace Züht:15)

– ‘‘Müstehcen konuşmak münafıklıktır.’’ (Tirmizi Birr:80)

– ‘‘Allah yanında en kötü kimse ağzının bozukluğundan dolayı insanların kendisi ile konuşmayı ve görüşmeyi terk ettiği kimsedir.’’ (Buhari Edep:48) demiştir.

Söz günahsız ve ayıpsız olmalıdır. Yunus derki:

Kirli elbiseler kirini,

Su ile yıkamak gerek.

Sözün kiri yıkansa gitmez,

Yane etmek gerek?’’

 

Her şey gibi günümüzde dilde kirlendi.

Atıp tutmak, yapmadığını, yapmayacağını söylemek yalancıların başvurduğu söz oluyor.

Söze başlayan ‘‘atıyorum’’ diye söze başlıyor.

Cenab-ı Allah Kur’an’da:

– ‘‘Dosdoğru söz söyleyin.’’ (Ahzab:70)

– Yapmadığını söyleyene!’’ (Bakara:44)

– Yapmadığını niçin söylüyorsun?’’ (Saff:2) diyor.

 

Şair:  Laf ile verir dünyaya nizamat,

Bin türlü teseyyüp bulunur hanelerin de.’’

 

İnsan söylediğinden sorumludur. Kur’an’da:

–          ‘‘İyice bilmediğin şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalp, yaptıklarından sorumludur.’’ (İsra:36)

–          ‘‘İnsanlar iyi kötü ne söylerse yanında ki melekler tesbit eder, kaybeder.’’ (Kaf:18) uyarıları yapılmıştır.

–          Bazen zarar veren şakalar yapılıyor. Şakanın bir sınırı olmalıdır. Şakaya yalan karıştırılmamalıdır. Alay gibi, küçük görme, kötü gösterme gibi şakalar yapılmamalıdır.

 

GÜNLÜK HAYATIMIZDA SÖYLENEN BAZI YANLIŞ SÖZLER:

–          Ortalık bozuk.

–          Ele geleni ye dile geleni söyle.

–          Yandım diyene yan, öldüm diyene öl’’ de.

–          Onunla cehenneme bile giderim.

–          Kırk gün günahkar, bir gün tövbekar ol.

–          Görmedim, duymadım, bilmiyorum.

–          Neme lazım.

–          Ahirete gidip gelen mi var.

–          Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.

–          Körün yanında kör ol.

–          Üzümü ye bağını sorma.

–          İyilik yaptığının şerrinden korun.

–          Akara, kokara bakma, cebine girene bak.

–          Bal tutan parmağını yalar.

–          Hastaya bakmaktansa, hasta olmak iyidir.

–          Haram helal ver Allah’ım kulun durmaz yer Allah’ım.

–          Şartlar böyle ne yapalım?

–          Acıma, acınacak hale gelirsin.

–          Merhametten maraz doğar.

–          Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.

–          Adamakla tükenmez, ödemekle tükenir.

–          Her koyun kendi bacağından asılır.

 

Bunlar ve bunlara benzeyen sözler hastalıklı sözlerdir. Müslüman’a yakışmaz. Bir hastalık da çok konuşmak, lüzumsuz konuşmaktır. Kimseye faydası olmayan konuşma yapmaktır.

Şöyle denmiş: ‘‘Mü’min az söz eder, çok iş yapar,

Münafık çok lâf eder az iş yapar.’’

 

Çok konuşan çok hata eder. Çok hata eden, ise çok günaha girer. Peygamberimiz bunu söyle ifade eder: ‘‘İnsanların hatalarının çoğu dilindendir.’’ (Ramuz el-Ehadis:80/5)

– ‘‘Ölenin sözü ile ameli tartılır sözü amelinden çok olanın ameli kabul edilmez.’’ (Age:379/11)

Müstehcen konuşup, onu bunu güldürmeye eğlendirmeye çalışan kimseler günaha girmekten başka bir iş yapmamış olur.

Gerçek mü’minler için Kur’an’da: ‘‘Onlar ki boş ve faydasız şeylerden çekinirler’’ (Mü’minun:3)

– ‘‘Onlar yalan, boş söz işittiklerinde savuşup giderler.’’ (Kasas:55) diye övülmüştür.

En güzeli ya hayır söylemek, yada susmaktır. Az yemek, az uyumak, az konuşmaktır.

Ne derler: ‘‘Çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz.’’

Atalarımız: ‘‘Karnını, fercini ve dini koruyan her şeyini korumuş olur’’ der.

 

GÜZEL KONUŞMAK:

Allah Kur’an’da: ‘‘Sözü, gönül alıcı şekilde söyleyin’’ (İsra:23) ‘‘Sözü güzel, anlaşılır söyleyin.’’ (İsra:28) buyurur.

Konuşmanın güzel olması için konuşmaya besmele ile başlayıp hamd ile bitirmek ‘‘inşallah’’ demek, güzel bir şey görünce, güzel bir şeyden bahsederken nazar değmemesi için ‘‘İnşallah’’ ‘‘maşallah’’ ‘‘bârekellah’’ demek, kelimeleri, konuları güzel seçmek, konuşmayı güzelleştirecektir.

Peygamberimiz: ‘‘Bazı kelimeler sihirlidir’’ der. (Buhari, Tıp:51)

Allah Kur’an’da: ‘‘İnsanlara güzel söz söyleyin.’’ (Bakara:83)

– ‘‘Güzel söz ve bağışlama eziyete sebep olan sadakadan hayırlıdır.’’ (Bakara:263)

Peygamberimizde: ‘‘Allah’a ve ahiret gününe inanan, ya hayır söylesin, yada sussun.’’ (Buhari İlim:38) buyurur.

Buna göre söz güzel olmalı Yunus:

Söz ola kese savaşı

Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı

Bal ile yağ ide bir söz’’ demiştir.

Söz açık, anlaşılır, karşıdakinin durumuna göre söylenirse boşuna söylenmemiş olur.

Sözü güzel söylemek vaciptir. Peygamberimiz zamanında bir cenaze geçer. Oradakiler onun hakkında güzel şeyler söylerler. Peygamberimiz ‘‘vacip oldu’’ der. Bir cenaze daha geçer, onun hakkında iyi şeyler söylenmez peygamberimiz (sav) ‘‘vacip oldu’’ der.

– Ne vacip oldu Ya Rasûlalllah? denir. Peygamber (as) Birinden iyi olarak bahsettiniz ona cennet vacip oldu. Birinden de kötü bahsettiniz ona da cehennem vacip oldu der. (R.Salihin:954)

Demek ki, insanların şehadeti, güzel konuşması, hayırla yad etmesi çok önemlidir.

 

            ÖLÇÜLÜ KONUŞMAK DOĞRU KONUŞMAK

Sözün güzel ve etkili olması için ölçülü olmalı, söz doğru söylenmelidir. Yalandan uzak olmalıdır. Çünkü yalan sözün ömrü az olur. hem de karşı tarafı etkilemez.

Kur’an’da: ‘‘Sözün doğrusunu söyleyin’’ buyrulmuştur. (Nisa:9)

Yalandan kaçınıldığı gibi yeminden de kaçınılmalıdır. İkide bir valla-billa demek insana karşı güveni sarsar. Doğru söze yalan ve yemin gerekmez. Daha çok yalan söyleyen, yalanını yeminle pekiştirmek ister.

Birde övgüde, yergide ölçüyü kaçırmamak gerekir. Sevdiğini göklere çıkarmak, sevmediğini yerden yere vurmak, İslam ahlakına sığmaz.

Bir yanlış davranışımız oluyor. Meselâ; bir şeyi alırken yeriyoruz onu değersizleştiriyoruz. Ama satarken ondan iyisi olmuyor. Kusurlu mal, ne olup da kusursuz oluveriyor?

Müslüman, her zaman her yerde dürüst davranmalıdır. Aleyhine de olsa doğru konuşmalı, doğru hareket etmelidir.

 

            YERİNDE KONUŞMAK AZ KONUŞMAK

Yerinde konuşulacak yerde konuşmak, konuşulmayacak yerde konuşmamak susmak, her zaman güzeldir. O zaman insanın başı ağrımaz.

Hz. EbuBekir (ra): ‘‘Ne söylediğini, kime söylediğini ve ne zaman söylediğini iyi düşün’’ der.

Atalarımız: Düşünmeden konuşan, nişan almadan ateş eden avcıya benzer’’ demişlerdir.

Mevlana da: ‘‘Körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşısında gazel okuma’’ der.

İki şey insanın basitliğini gösterir söylenecek yerde susmak, susulacak yerde konuşmak.

Şair: Biliyorsan konuş ibret alsınlar,

Bilmiyorsan sus insan sansınlar’’ der.

 

İnsan önce düşünmeli, sonra konuşmalıdır. Sonra pişman olacağı sözü söylememelidir.

İnsan ne çekerse dili yüzünden çeker. Ne demişler: ‘‘Çok konuşan çok hata yapar.’’

Atalarımız ne güzel söylemiş: ‘‘Bazen sağır, bazen kör, bazen de dilsiz ol.’’ O zaman duyulmaması gerekeni duymaz, görülmemesi gerekeni görmez, söylenmemesi gerekeni söylememiş oluruz.

‘‘Söz gümüşse, sukut altındır’’ sözü çok güzel meseleyi anlatıyor. Hz. Ali (ra) da:

–          ‘‘Neden söyledim diye pişman olacağına ne söyleyeyim diye düşün’’ demiştir.

Az konuşmak her zaman güzeldir. Çok konuşup, sözü başkalarına bırakmayan kimselerden herkes uzak durur.

Bir büyüğe sormuşlar:

– Sözün fazlası mı, yemeğin fazlası mı zararlıdır? demişler. O zat:

– Elbette sözün fazlası zararlıdır’’ demiş. Çünkü fazla yemeğin sıkıntısı geçicidir. Fazla sözün sıkıntısı ise uzun sürer’’ demiş.

Çok konuşmak dilin hastalıklarındandır. Dil insanı maskara eder.

Söz, dudak sınırını aştı mı insanı esir alır. Dili yüzünden nice insanlar zarar görmüştür.

 

Peygamberimize sormuşlar:

– Hangi amel daha hayırlıdır?

– Müslüman’ın elinden ve dilinden zarar görmediği kimsenin amelidir.’’ Cevabını vermiştir. (Buhari, İman:5)

Peygamberimiz (sav): İnsana her işittiğini söylemesi ona günah olarak yeter’’ ‘‘İnsanın kendini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi iyi Müslüman oluşundandır’’ buyurmuştur.

Ancak haksızlığa, zalime ve zulmüne karşı susulmaz. Bir hadiste: ‘‘Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır’’ buyrulur.

Peygamberimize

– Kurtuluş yolu nedir? diye soruyorlar oda:

– Dili muhafaza et’’ cevabını veriyor. (R.Salihin:107)

 

Allah Resûlü, müslümanı şöyle tarif etmiştir:

– ‘‘Elinden dilinden başkalarının emin olduğu kimsedir.’’ (R.Salihin.1512)

Dili kötü alışkanlıklardan korumak, diline sahip olmak, güzel şeyler söylemek, tatlı söylemek insanın ahlakının güzelliğinden ve iyi insan oluşundandır.

Rabbim, dilimizin ve diğer organlarımızın şerrinde korusun. Sizleri ve bizleri peygamber ahlakı ile ahlaklandırsın. Bize güzel kul olmak, Muhammed (as)’a layık ümmet olmak nasip etsin.


Bu yazıyı 499 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.