Din Düşmanlığı ve Sebepleri

DİN DÜŞMANLIĞI VE SEBEPLERİ

 

Alemlerin Rabbi olan Allah, insanoğlunu yarattıktan sonra kendi haline başıboş bırakıvermemiş; peygamberler göndermiş, kutsal kitaplar göndermiştir. En son da insanlığa peygamber olarak Hz. Muhammed’i, kitap olarak Kur’an-ı Kerim’i, din olarak da İslâm dinini göndermiştir.

Artık İslam son dindir. Başka bir din gelmeyecektir. Onun için Allah katında makbul din, İslâm’dır.

Bu gerçek Kur’an’da şöyle ifade edilmiştir:

– “Allah katında makbul din, İslâm’dır.”  (Al-i  İmran:19)

– Kim İslam’dan başka din ararsa, makbul değildir.” ( Al-i İmran:85)

Bu ayetlere göre İslâm’dan başka din arayanın dini, inancı ve yaptığı ameller geçersiz olacaktır. Ayrıca İslâm’a inanmayan ve İslâm’a  karşı olanın da İslâm’a hiçbir şekilde zarar veremeyeceği bildirilmiştir.

Al-i İmran Suresinin l77. ayetinde şöyle buyrulur:

“İmana karşı küfür satın alanlar, Allah’a hiç bir şeyle zarar veremezler.  Onlar için çok acıklı bir azap vardır.”

Nur Suresinin 57. Ayetinde de:

“Ey Rasülüm, sakın o inançsızları, yeryüzünde bizi aciz bırakacaklarını sanma” buyrulmuştur.

Bu durumda Allah’ın dinini red, O’nunla alay, inançlarla alay boşunadır

İnançların cezalandırılması, insan vicdanının taşıyamayacağı kadar ağır bir yüktür. Çünkü inkar, insan tabiatına da, akla da, İlme de tamamen zıd bir şeydir.

Cenab-ı Allah Lokman suresinin 6. Ayetinde : “İnsanlardan bazıları vardır ki, Allah yolunda bilgisizlikleri yüzünden saptırma ve o yolu eğlence yerine tutmak üzere batıl ve boş lafa müşteri çıkar. İşte onlara şiddetli bir azap vardır” buyrulmuştur.

Gerçekleri görmek istemeyen, yola gelmek istemeyen için Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

“Ben ve siz, ateş yakanla ateşe düşen pervane gibiyiz. Ben sizi ateşe düşmekten korumak için eteklerinizden tutuyorum; Halbuki siz benim elimden kurtulmaya çalışıyorsunuz.” (R. Salihin:l63)

Körü körüne din düşmanlığı yapıldığı devirler, vicdanları sızlatan olaylar Allah’a şükür yavaş yavaş gerilerde kalıyor. Sebebi de, inançsızlığın hem fert, hem de toplum için felaket sebebi olduğunun anlaşılmasıdır. Bütün dünyada dine dönüş başlamıştır. Önümüzdeki çağ, inanç çağıdır, dine dönüş çağıdır. Çünkü; İslam Dini’nin insanlığa sunduğu evrensel mesajlar iyi anlaşılmaya başlanmıştır. Dünya, insanlık dini İslam’a koşuyor. Bu koşu, artarak devam edecektir. Çünkü İslam, fıtrat dinidir, herkesi Allah yaratmıştır, herkes Allah’ın kuludur.

Şöyle bir düşünülecek olursa, din düşmanlığı, anlamsız bir düşmanlıktır. Bazı canlıların iğne veya aşı yapmak isteyen baytara kızmaları gibi bir şeydir. “Cahil, cesur olur” diye bir söz var. İnanmayan için dinsizlik ve din düşmanlığı gayet ucuz ve kolay olan bir husus. Bir kelime, bir söz yeter. Atalarımız: “Çürük baklanın kör alıcısı olur” demişlerdir. İnançsızlık ona cazip gelir, nefsine de hoş gelir. Bazı insanların bu yolda maddi ve manevi kazancı da olmaz. Dinsizlik uğruna hayatını verir, fakat dinsizlik ona hiç bir şey vermez.

Başka bir açıdan da din düşmanlığı, normal bir hareket değildir. Körü körüne bir düşmanlıktır. İnanca saygısızlık ve düşmanlık, inananları hatta top yekün milleti incitmek olur. İnsanı Allah yanında da, insanlar yanında da sevimsizleştirir. Zaman zaman insanın dışlanmasına neden olur. Böylece imanda birlik vatanda dirlik bozulur. Düşman oyunlarına gelinmiş olunur.

 

Din düşmanlığının kaynağı nedir ?

Her şeyin bir sebebi oluyor, normaldir. Mesela; insan kimin ekmeğini yerse onun davulunu çalar, diye bir söz var. Din düşmanlığında menfaatler ağır basabiliyor.

Bazıları da bilerek veya bilmeyerek İslam korkusu telaşı içerisine girebiliyor. Bence kimse böyle bir korku taşımamalıdır. Çünkü İslam, öyle korkulacak bir din değildir.  İslam, intikamcı değil, kılıç dini değil, hoşgörü dinidir. Bazıları, taşıdıkları İslam korkusu nedeniyle Müslüman’ı eli silahlı terörist olarak nitelendiriyor. Halbuki Müslüman, kimseyi incitmeyen, eliyle, diliyle kimseye zarar vermeyen kimsedir. Çünkü onun peygamberi rahmet peygamberi, şefkat peygamberi olarak gelmiştir.

Din düşmanlığının baş sebebi bilgisizliktir. Atalarımızın: “İnsan, bilmediğinin düşmanıdır” demişlerdir.

Bugün bazı aydınımızın İslam’a karşı olmasının altında dini bilmeme, hatta dinleri bilmeme, dinden  uzak yetişme, dini tahsil ve terbiye görmeme, en önemlisi de ölüm  ötesi endişesi taşımama yatmaktadır. Aslında o da  kendini yaratan, yaşatan ve sonra da öldürecek ve hesap soracak olan Rabbini bilse inkar etmenin manasızlığını anlar, borçlu olduğu Allah’a teşekkür eder ve şükreder.

Hizbul vahşetin ortaya çıkmasından sonra, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, bazı kurumları ve basını bilgilendirme toplantısı yapmış, özetle şunları söylemiştir:

“Yasakçı anlayışla hiç bir yere varılamaz. İrtica adı altında dini bütün insanları rencide ederek onları felaket örgütlerinin kucağına atamayız. Terörle mücadele stratejileri yapılırken dinine bağlı insanların rencide edilmemesi gerekir. Mücadelenin başarısı, dinin doğru olarak anlatılmasından, Müslümanların önünün açılmasından geçiyor.” (6.2.2000, Zaman)

Dine cephe alan bazı aydınlarımızın en büyük zaaflarından biri, İslam konusunda en ufak bir bilgisinin olmayışıdır. Din hakkındaki bilgilerini, dinin kaynaklarından veya dini doğru bilen kimselerden edinmeyişidir. Din, dini bilmeyenlerden veya dini yanlış bilenlerden öğrenilirse, elbette din düşmanlığı ağır basacaktır.

Hz. Ömer, Müslüman olmadan katı bir İslâm düşmanıydı”, eşeğim Müslüman olsa, ben Müslüman olmam” diyordu. Ama gerçeği gördükten sonra teslim olmak zorunda kalmıştır.

Peygamber Efendimiz tebliğ görevini yaparken hakarete uğramış, taşa tutulmuş, eziyet edilmiş, hatta vatanından kovulmuş, asla beddua etmemiştir “Ya Rabbi !  Bilmiyorlar, onları affet” demiştir.

Bugün “kahrolsun şeriat” diye bağıran, şeriatın İslam’ın kendisi olduğunu bilmiyor. Hiç bir Yahudi ve Hıristiyan asla “kahrolsun şeriat” demez.  Çünkü bunun dinini lanetlemek demek olduğunu bilir.

Kasım 1999 da ABD Başkanı Bill Clinton Ankara’ya geldiğinde Başbakanımıza İslamiyet’le ilgili ne düşündüğünü sormuş, Başbakanımız, şu cevabı vermiştir: “Ülkemizde inanan insanların ibadetine karışılmıyor. Ancak irtica da bu konuda ülkemizin önünde önemli bir sorun. Hükümet olarak irtica ile mücadelede elimizden geleni yapıyoruz.” Bunun üzerine Clinton: “Hayır ben onu sormuyorum. İslamiyet’le ilgili sizin görüşleriniz nelerdir? diye tekrar sorar. Aldığı cevap gene aynıdır. Clinton: “Tamam teşekkür ediyorum” diyerek sözü başka yöne çevirir. (19.11.1999 – Türkiye) İşte din anlayışına verilen cevap…

Bazıları İslam’ı terakkiye mâni bir din olarak görüyor. İslam’ı bilmiyor, İslâm’ın emirlerini de bilmiyor. Geriliğimizin, dindeki geriliğimizden ileri geldiğini bilmiyor. Ayrıca dinde ileri olduğumuz dönemlerde ne kadar ileride olduğumuzu da bilmiyor.

Bir de meşhur olma, dikkat çekme, göze batma veya birilerinin gözüne girme arzusu içinde hareket edenler oluyor.

Din düşmanlığının bir sebebi de, İslam’ın  çıkarlara dokunmasıdır. Müşriklerin de sebebi aynı değil miydi? İslam’ı beğenmedikleri için değil, işlerine gelmediği için red etmemişler miydi? İslam’ın emirleri bazılarının çıkarlarına ve alışkanlıklarına ters düşüyor.

Bir de insanın çevresi çok önemlidir. Ebu Talib gibi çevresinin hakkında söyleyeceği sözü ve ne düşüneceğini hesap edenler de yok değildir.

Bazılarının da ilerleyen teknoloji karşısında feleği şaşıyor. Kendi eliyle yaptığına tapıyor, görünür, görünmez  ilahlar ediniyor. Nezle olan insan gibi burnu koku almaz oluyor, gönlü  kararıyor, gözler bakar  kör oluyor, kulaklar duymuyor. Böylece inançsızlık batağına battıkça batıyor.

En önemlisi de kökü dışarıda olan telkinlerdir. İşte böylece körlerin bir birleriyle taşlaşması gibi kavga sürüp gidiyor.

 

İslam düşmanlığının kökü dışarıdadır.

Bugüne kadar Hıristiyan alemi İslam’ı karalamak için elinden geleni yapmıştır. Hedef hep İslam olmuş, İslami değerler olmuştur. İslam’ı, Kuran’ı ve İslam Peygamberini küçük düşürebilmek için ne lazımsa yapılmıştır. Filmler çevrilmiş, piyesler oynatılmış, kitaplar yazdırılmıştır. Olmadık itiraflar atılmıştır.Son zamanlarda Batı’da bazı basın ve ilim adamları, bunu “İslam’a haksızlık ettik” şeklinde itiraf etmiştir.

Batı, içimizden İslam’a cephe alanlara da her vesileyle resmi ve gayri resmi ödüller vermiştir, belirli yerlere getirerek, belirli görevler vermiştir.

Bir de din düşmanlığı bize Batı’dan gelmiştir. Batı insanı çağa, dünya ve insanlık anlayışına uymayan deforme olmuş Hıristiyanlığa cephe almış, hatta savaş açmış, bizim aydınımızda bir zamanlar bakmış,Batı din düşmanlığı yapıyor, o da yapmış. Batı, Hıristiyanlığın  koyduğu baskıya düşman, o ise İslam’a düşman. Dinleri birbirinden ayıramamıştır.

Batı, batı diyenler, ölçüyü hep Batı’nın çöplüğünde aramış, alınması gerekeni değil de alınmaması gerekeni almıştır. Batı’nın kiliseye,dine, İncil’e dil uzatmadığını, devlet adamlarının İncil’e el basarak yemin ettiğini görememiştir. Parasının üzerine “God We trust (Tanrıya güveniyoruz) yazmasını anlayamamıştır. Müspet şeylerini değil, olumsuz yönlerini almıştır.

Dış güçler dini malzeme olarak kullandı. Din ile milletimizi böldü. İnanan, inanmayan, çağdaş olan olmayan, ilerici olan gerici olan gibi ifadeleri hep bölmek,parçalamak için kullandı. Biz bu tehlikeyi millet olarak göremedik ve tedbir alamadık.

Bazılarımızın dinle ,dini değerlerle kavgası sürüp gitmektedir. En ufak bir olay bahane edilerek, dine, dindara ne şekilde zarar verilebileceği hesaplanmaktadır. İnanç ve dini değerler saldırı konusu oluyor. İslami semboller hedef seçiliyor.

Bu konuda devlet laikliğini tarafsızlığını bir tarafa bırakıyor halka dinini nasıl yaşaması konusunda baskı yapıyor ve yönlendirmeye çalışıyor. Verdiği talimata uymayanı  cezalandırıyor. Yetkilerini elinden alıyor, ekmeğini elinden alıyor. Dinin kurallarını devlet değil Allah koyar. Dinde inançta özgürlük vardır. Dinde zorlama, dinde baskı olmaz.

Amerika’da, kişiden inançlarıyla çelişen şeyleri yapmasının istenemeyeceği, Temsilciler Meclisinde büyük çoğunlukla kabul edilmiştir.

Başkan Clinton, inanç özgürlüğünü ihlal eden ülkelere ekonomik ve diplomatik baskı uygulanmasını öngören kanunu onaylamıştır.

Amerikan ordusundaki 13 bin Müslüman asker ve subayın inancına gösterilen saygı gereği haç bulunan amblemine Hilali de ilave etmiştir.

Milenyum’a girerken bir de bize bakın…

İnancını özgür biçimde yaşamak, bizim insanımızın da hakkıdır. Bizim insanımız da bu hakkı bekliyor.

Artık biz de baskının, düşmanlığın çağdaş bir anlayış olmadığını anlamalıyız. Bilmeliyiz ki, baskı ters tepki meydana getirir. İnsanımızı istenmeyen noktaya getirebilir. Bu durumdan istifade etmek isteyen kimseler çıkabilir. Devlet millet bütünleşmesi sağlanamaz.

Din düşmanlığı çerçevesi içerisinde aldatma ,yanıltma ve saptırma gibi olaylar oluyor. Bilhassa gençlere yanlış yönlendirmeler olabiliyor. Buna fırsat verilmemelidir.

Dinini öğrenmek isteyen gençlere de bu imkan verilmelidir. En doğru bir şekilde kimden ve nasıl öğrenecekse bu sağlanmalıdır. Atatürk’ü de din düşmanıymış gibi göstermek isteyenlere fırsat verilmediği gibi, O’nu öcü haline getirip O’nunla inananların üstüne gitmek isteyenlere de müsaade edilmemelidir. Atatürk “gazi” gibi dini bir unvan taşır.Meclisin açılışını cuma gününe rastlatmış, hatimlerle, dualarla, tekbirlerle, kurbanlar keserek yapmıştır. Onun ifadesiyle: “Türk milleti daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır. “Laiklik konusunda da şu ifadeyi kullanmıştır: “Laik hükümet tabirinden dinsizlik manasını çıkarmaya yeltenen fesatçılara fırsat vermemek lazımdır.”

 

Din lazımdır ve lüzumludur:

J.J Ruso: Din milletlere faydalı hatta lüzumludur”.

Einstein: “Dinsiz ilim kör,ilimsiz din topaldır.”

Benjamin Costant: “Din,insanlık tarihine hakim olan en büyük kuvvettir” demişler.

Din, milletin de devletin de teminatıdır. Din olmaz ise millet de olmaz, devlet de.

Dinsiz toplum olmaz, dinsiz yaşanmaz. Tarihte dinsiz bir toplum yaşamamıştır. Milleti millet yapan dindir. Din toplumların kimliğini ve ömrünü tayin eder. Dini yok sayan toplumlarda kötü şeyler olmuştur.

Din, toplumlar için bir ihtiyaçtır. İnsanlar yok edilebilir, ama din yok edilemez. Mesela; Rusya, asırlarca uğraşmış dini yok edememiştir, kendisi yok olmuştur. Dinsizliğin kahramanları olan Lenin’in ve Stalin’in putlarını halk, kendi elleriyle yıkmıştır. 2000 yılı başında Rusya’da yapılan kamuoyu yoklamasına göre Rusya’da inananların sayısı % 60 civarındadır.

Bugün bütün dünyada, özellikle Avrupa’da İslam büyük ölçüde yayılıyor.

Dinsiz toplum bunalıma girer. İlim adamları son zamanlarda dünyayı saran ahlaksızlığın temelinde 1960’lı yıllarda dinsizlik, inançsızlık ve inkarcılık cereyanının yattığını ileri sürmüşlerdir. (24-3-1993, Türkiye)

Dinsiz ahlak da olmaz. Atalarımız: “Kork Allah’tan korkmayandan”, “Allah’ı olmayanın ahlakı da olmaz” demişlerdir.

Din, yaptırıcı güçtür. O olmadan ahlak olmaz, huzur olmaz. J.J Ruso: “inanmadan da bir insanın faziletli olabileceğini zannediyordum, ne kadar yanılmışım” demiştir.

Din kötülüğe engeldir, ibadetler güzel ahlakı hedef alır.

Dinsiz ve ahlaksız insanların varlıklarını sürdürebileceği fikrinin modası geçmiştir. Kim ne derse desin din, toplumu diri tutar, ölçülü yaşatır. Dinin emir ve yasakları insanlar için hayat kaynağı, mutluluk kaynağıdır.

Dinsizlik en büyük felakettir. Çünkü insanlık her zaman dine muhtaçtır. İnsanın huzura kavuşabilmesi için inanması şarttır. İnsanın huzuru için maddi ihtiyaçlarının giderilmesi yeterli değildir.

Eski S.S.B lideri Gorbaçov’un eşi 1992’de bir kitap yazmıştı. “İşte ideallerim” adını verdiği kitabında Kur’an’ı okuduktan sonra düşünmeye başladığını ve o zaman dinin hayatta yeri olduğunu anladığını yazmıştır. En önemlisi de “Toplumların dinden uzaklaştırılması çok sakıncalıdır. Tüm ekosistemin ve insanlığın ayakta kalabilmesi için dinlerin taşıdığı değerlerin harekete geçirilmesi lazımdır” demiştir. (5-12-1992, Zaman)

 

Din güç kaynağıdır

Hayatta insanı olumlu ve olumsuz yönden etkileyen olaylar ve güçler vardır. Hayat insana hep aynı davranmaz. Bakarsın bir anda ağzının tadı kaçıverir. İşte böyle bir anda insanı ayakta tutacak, hayata ve insanlara bağlayacak bir güce ihtiyaç vardır ki, işte o da dindir.

İnsanlık tarihi boyunca din,insan için hem bir dayanak hem de bir sığınak olmuştur.

İnanan insan, her şeyin bir imtihan olduğunu düşünür vara-yoğa üzülmez. Her şeyin Allah’tan geldiğine inanır.

İnanan insan,her zaman kendini güçlü hisseder, gereksiz korkular taşımaz.

Bugün bazı ilim adamları dinin yaşlanmayı ve yıpranmayı geciktirdiğini söylüyor. Doğrudur. Din insana düzenli ve disiplinli bir hayat yaşatır, insanı zararlı şeylerden korur, zarar görmesini önler.

İnanan insan derdi, hastalığı kabullenivermez. Moralini  de bozmaz. Allah’ın her derde mutlaka bir deva verdiğine inanır, sabreder, derman arar ve çaresine bakar. Bunun içindir ki, doktorların  nice ömür biçtiği hastalar, doktorların verdiği ömürden daha fazlasını yaşamışlardır. Sonunda doktorları da hayrete düşürmüşlerdir.

Din, insanı insana bağlar, hayata bağlar. İnsanlar dinden vazgeçseler bile, din insanlardan vazgeçmez. Hatta ölüsünden bile vazgeçmez.

Din, insanın şerefini, haysiyetini, ideallerini ve bütün manevi değerlerini de korur, insanı zelil olmaktan kurtarır, iki cihan saadetine ulaştırır.

Hayatın hangi diliminde olursa olsun, manevi kuvvet olmadan maddi kuvvetin pek işe yaradığı görülmemiştir. Bugün çekilen sıkıntıların sebebi, inanç noksanlığından ve maneviyat boşluğundandır. Onun için insanın inanca, insanlığın da inançlı insanlara ihtiyacı vardır. Eğer insanları inançtan mahrum edersek, huzurdan, mutluluktan ve zevklerden mahrum etmiş oluruz.

Din, her türlü kötülüğe karşıdır. Her türlü kötülüğün kaynağı da inançsızlıktır. İnanan insan, nefsine hoş gelse de sonu felaket olan işler yapmaz, kötü alışkanlıklar edinmez. Görevlerini tam yapar, kötülük yapacak vakti kalmaz. Çünkü dinin koruyucu ve kötülüklerden alıkoyan bir özelliği vardır. Ayrıca din, her türlü kötülüğü yasaklar, bütün iyilikleri de emreder.

Din, esas sağlığı bozulmuş, bunalıma düşmüş, başına çeşitli kaza ve belalar gelmiş, manevi desteğe ve morale ihtiyacı olan kimselere daha çok ihtiyaçtır. Kafayı bozmuş, intihar etmek isteyen, insanlardan ve hayattan kopmuş insanlara din ile yaklaştığınız zaman veya ölüm korkusu içinde kıvranan kimselere dini telkin ettiğiniz zaman olumlu sonuçlar alırsınız.

Din, insanın sosyal kimliğinin belirlenmesinde de önemli rol oynar. Çünkü insan, sadece fiziksel varlıktan, yani etten ve kemikten ibaret bir canlı değildir. Onu diğer canlılardan üstün ve farklı kılan, dindir, inançtır. Böyle oluca insanın diğer canlılardan ihtiyaçları da farklıdır.

Bugün ölü için hastanelerde din adamı düşünülüyor, ama ümitsiz yatağında ölümü acılar içinde bekleyenlerin acılarını, sıkıntılarını azaltacak ve hastaya moral verecek, sabrı tavsiye edecek, isyanı ve feryadı önleyecek din adamı düşünülmüyor. Halbuki hastanın sadece ilaca değil, telkine de ihtiyacı vardır.

Din adamı hastaya ölümü hatırlatıcı olur deniyor. O zaten ölümü ensesinde hissetmektedir. O’nun ölüm olayının yok olmak demek olmadığını bilmesi bile ona büyük bir ümit kaynağı olacaktır.

Selçuklularda, Osmanlılarda dini telkin yolu ile büyük faydalar sağlanmıştır. Bugün de Avrupa’da Amerika’da hastanelerde rahip ve rahibeler bulunmaktadır.

Kim ne derse desin, bedenin seruma ihtiyacı kadar, ruhun da morale ihtiyacı vardır. Hastalıklardan bir türlü kurtulamayan, bir de ilacın fayda vermediği, ölümden başka bir şey düşünmeyen hastayı düşünün. Ona sabır tavsiye etmekten ve dini telkinden başka ne düşünebilirsiniz?

Şu da unutulmamalıdır ki, bugün iyileşenlerin hepsi ilaçla iyileşmez.

Suçlu veya suçsuz adam hapse düşmüş. İyi kimselerin yanına düşerse onlardan olumlu yönde etkilenir. Biri adam olur çıkar, biri daha da şerli bir kimse olup çıkar.

Hapisteki insanlar istenirse faydalı şeyler öğretilerek faydalı hale getirilebilirler. Onu o hale getiren kötülükler anlatılırsa ve iyi şeyler öğretilirse neden değişmesin? Bazı şeyler insanlara ilaç gibi gelir.

Ayrıca hapis hayatı sıkıcı ve bunalıma düşmeye müsait bir ortamdır. Ailesinden ve çevresinden manevi destek görmezse mahkum hayata küser.

Bugün bir çok ülke kendi hastalarına, kendi mahkumlarına moral verecek insanlar bulundurduğu için Müslümanlar için de kendi din adamlarının görev yapmasına müsaade etmektedir. Mesela, Hollanda’da Müslüman mahkumların bulunduğu cezaevlerinde Müslüman din görevlisine müsaade edilmiştir. (24-6-1998,Türkiye) İngiltere’de hapishanelerde Müslüman mahkumlar için iftar yemeği, helal kesim ve helal et yeme imkanı ve dini eğitim için Müslüman din adamı kadrosu açmış, bütün bu masrafları da üstlenmiştir. (31-12-1998, Zaman)

Din, her zaman, her yerde, herkese lazımdır. Din, vatan, millet, bayrak sevgisini emreder. Bunlar için ölene de şehitlik vaat eder. Bugüne kadar kazanılan güç zaferler, hep iman gücünün eseridir. İşte Çanakkale, işte Milli Mücadele…

Din sadece savaşta da lazım değildir. Dine soğuk bakılırsa korkak bir toplum oluşur. İnsanları verimli, faydalı olamaz. Manevi dinamikler insanı faydalı hale getirir.

Bir hususa dikkat edilmelidir ki, o da inancı silip atmak ve yok etmek mümkün olmadığından, inançlara soğuk bakılmayıp saygı duyulmalıdır, değilse fitneye sebep olmaktan başka bir işe yaramaz.

Bir şey yapılırken çok iyi hesap edilmelidir; kim fayda görür, kim zarar görür. Mesela inanmak, Anayasamızın insana verdiği temel bir haktır. Buna rağmen inanana “dinci” sıfatını eklemek, insanımızı bölmek isteyenlere fırsat verir.

İnanan insandan asla korkulmamalıdır. Çünkü ondan asla kötülük gelmez. Geçmişte inanan insanlar sayesinde diğer insanlar da Allah’ın yardımını görmüştür.

 

İnançsızın Ameli Güzel Değildir:

İnanan insana karşı, inanmayanın amelini güzel gösterme, o kişinin güzel bir insan olduğu ve cennetlik biri olduğu ifadeleri sık sık gündeme gelmektedir.

Cenab-ı Allah Rahman ve Rahimdir. Dünyada herkesi yaşatır ve rızıklandırır. Ahirette ise sadece inananları mükafatlandırır. Onun için “ dünya kafirin cennetidir” denmiştir.

Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz.” (Müslim iman:93)

“Kafir bir iyilik yaparsa, ona karşılık dünyalık verilir. Mü’mine gelince; Allah onun iyiliğinin karşılığını ahirete saklar, ona dünyada da rızık verir.” (R.Salihin:431 )

İnanmayan, yaptığı işlerin mükafatını dünyada para olarak, itibar olarak ve iltifat olarak alır, ahirette alacağı bir şey kalmaz. Çünkü ahiret mükafatını din verir. O da inanmadığı için ona erişemez.

Bu konuda bir kaç ayet zikredelim:

“İnanmayanın dünyada yaptığı şeyler boşunadır.” (Hud:l6)

“İnanmayanların iyi diye yaptığı şeyler boşuna gitmiştir.” ( Tevbe: 17)

“İnanmayanlar güzel iş yaptığını sanırlar, onların yaptığı işler boşuna gitmiştir.” (Kehf: 104-105)

“İmansızların yaptığı faydalı  işler, fırtınalı bir günde rüzgarın savurduğu kül gibidir. Ahirette o işlerin hiç bir faydası olmaz. (İbrahim:l9)

“Kıyamette onların yaptıkları her işi toz duman ederiz.” (Furkan: 23)

“İnanmadan ölenlerin yaptığı işler, boşa gider.” (Bakara: 217) bu ayet ve hadislerden de anlaşıldığı gibi inanmayan kimse, ne yaparsa yapsın ölüm ötesinde alacağı bir mükafat yoktur.

Fert ve toplumun geleceği açısından din iyi öğrenilmeli ve iyi öğretilmelidir. Dinin doğru bir şekilde öğrenilmesinde hepimiz için fayda vardır. Çünkü din, insanları birleştirir, insanları birbirleri için fedakarlık yaptırır, iyilik yapmaya mecbur kılar, her türlü yardımı ibadet sayar.

 

İrtica ve İslam:

Zaman zaman İslam’ı karalamak Müslüman’ı rencide etmek için şu veya bu nedenle irtica ile İslam’ı ilgilendirenler olmaktadır. “İrtica” kelimesi, rahatsız edici ve hakaret içeren bir kelimedir. İrtica kelime olarak geri gitmek manasına gelir. İrticayı İslam’la ilgilendirmek doğru değildir. Çünkü irtica din değil, din de irtica değildir. İrticanın dinle uzaktan yakından ilgisi yoktur.

Bugün dinci, kökten dinci, irtica ve mürteci kelimeleri, insanımıza zarar veren yılışık kelimelerdir. İrticayı benimseyen, geri dönmeyi isteyen kimse gösterilemezken, irtica, bazılarının dilinden düşmüyor. İrtica istismarcılarının dışında irticayı benimseyen yok.

Din açısından, İslam açısından düşünürsek, İslam dininin geri dönme isteği de yoktur, emri de yoktur. İslam dini iki günü eşit olanı zararda görür. Çalışmayı ibadet sayar.

İrtica, inanmak ve inancın gereğini yapmak değildir. İrtica, inanca, düşünceye düşmanlıktır, baskıdır, dayatmadır. Zulümle, baskı ile insanları bezdirmektir.

İrticanın sınırı da, tarifi de belli değildir. Böyle bir kelime ile insanları bölmek, tahkir etmek, karalamak çağdaş kimselerin yapabileceği bir iş değildir.

İslam, donuk bir din değil, aksine dinamik bir yapıya sahiptir. Bilgisizlik veya inançsızlık sebebiyle sevimsiz kelimelerle bazılarını sindirmek ve bazı şeyleri de bu yolla koruma yöntemi ne kadar geridir.

İslam Peygamberi: “Bugünün işini yarına bırakanlar helak oldular”, “İki günü birbirine eşit olan zarardadır.” buyurarak İslam’ın gerici bir din olmadığını ilan etmiştir.

 

İslam ve Terör:

İslam’la terör arasında bir bağ kurarak İslam dinini karalamak niyetinde olanlar vardır. Bu, dine öcü gözü ile bakıp, dini terörle özdeşleştirerek  halkı dinden soğutma amacına yönelik bir harekettir.

Dinde terör olmaz, dinle terör asla bağdaştırılamaz. Çünkü dinde incitmemek, zarar vermemek esastır. Kalp kırmak, Kabe yıkmakla eş tutulmuştur.

İslam Peygamberi: “Kendisi için sevdiğini, başkası için de sevmedikçe, kendisi için istediğini başkası için de istemedikçe gerçek mü’min olamazsınız” buyurmuştur. (Buhari , İman: 1/10)

Bir başka hadislerinde de şöyle buyurmuştur:

“Kim bir Müslüman’a zarar verirse, Allah da ona zarar verir.” (Büyük Hadis Külliyatı: 4/3l7)

İslam, şiddeti, baskıyı, zulmü hatta kötü söz söylemeyi bile tasvip etmez. Böyle bir dinde terör olur mu?

Şiddetin, terörün ilacı dindir. Çünkü inanan sever, nefret etmez.

 

İslami Terör Olmaz:

Terör, terördür. Terörün dinlisi, dinsizi olmaz. Hele İslamisi hiç olmaz. İslam ile terörü yan yana düşünmek büyük hatadır. Çünkü işin içinde yalan var, iftira var ve kasıt vardır.

IRA için Katolik terörü deniyor mu? Olmaz.öyleyse islami terör de olmaz. İslam’ın terörle organik bir bağı da yoktur. İslami terör ifadesi, incitici ve rahatsız edici bir ifadedir.

Terörün dini olmaz. Müslüman’ım diyen bir kimse bu ifadeyi kullanmamalıdır. Çünkü dinine hakaret etmiş olur. Terörün başına İslam’ı getirmek olmaz. İslam terörü onaylayan bir din değildir. İslam terörün hiç bir şekline cevaz vermez. İslami terör demek, İslam’ın emrettiği terör demektir. İslam terörü emretmediğine göre bu ifade yanlıştır. İslam, her vesile ile terörü yasaklar, kınar ve lanetler. İslam, kırmayı değil, yapmayı, yapıcı olmayı, öldürmeyi değil, kurtarmayı emreder. Bunun için Müslüman, terörist olmaz. İslam Peygamberi: “Sizden biri başkasına silahı ile işarette bulunmasın” talimatını vermiştir.

Müslüman terörist olamaz. Çünkü İslam’da cinayet,şirkle eşdeğerde tutulmuştur. İslam’da cinayet, en büyük günahlardan olduğu bildirilmiştir. Böyle olunca terör ile İslam’ı yan yana getirmek, kasıtlı bir davranıştır. Bazılarının yaptığı yanlışlıklardan dolayı İslam ve Müslümanlar sorumlu tutulamaz.

İslam, herkesin iyi insan olmasını ister. İslam, barış dinidir. İnsan  kendisiyle, ailesiyle, çevresiyle ve bütün insanlarla barışık yaşayacaktır.

İslam Peygamberi, Müslüman’ı tarif ederken elinden dilinden başkalarının emin olduğu kimsedir, diye tarif etmiştir.

İslam Peygamberi, rahmet Peygamberdir. O kendisine zarar verenleri bile affetmiştir. Bir  hadislerinde: “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” buyurmuştur.

İslam’ı şiddet dini olarak göstermeye kimsenin hakkı yoktur.Aksi halde haksızlık olur. Son günlerde mesaj veren bir olay olmuştur. Onu size nakledeyim:

İngiltere Müslümanları Konseyi, terörün İslam la bağdaştırılmaması konusunda İngiliz makamlarına başvurmuş ve polisle anlaşma yapmıştır. İngiliz polisi, İslami terör terimini kullanmama kararı almıştır. Geçmiş kayıtlardan da “İslami Terör” ifadesini çıkarmayı kabul etmiştir. Bunun üzerine Müslümanların temsilcisi bir açıklama yapmış, İslami hırsızlık gibi İslami terör olmaz. Hıristiyan terörü denir mi?demiştir. (2.2.2000 zaman)

“İslami terör” ifadesini art niyetli, İslam’ın önünü kesmek isteyen kimseler kullanmaktadır. Müslümanları incitmek için bazı yayın basın organları ısrarla kullanmaktadır.

 

İslami kimlikle ortaya çıkmak:

Din adına, Allah adına ortaya çıkmak veya çıkarılmak, bugüne kadar dine ve inananlara en büyük zararı vermiştir. Dine ve inananlara zarar verenlerin arasında samimi kimseye rastlamak mümkün değildir. Bunların bir kısmı istismarcı ,bir kısmı da dini bilmeyen cahil kimseler oluyor.

Bir kısım insanlar, emri Allah’tan, emri Kur’an’dan aldıklarını iddia ederler. Bu asla doğru değildir. Cenab-ı Allah, ancak peygamberlerine hitap etmiş ve onlara emir vermiştir. Diğer bir husus da; Kur’an’da ve Cenab-ı Allah’ın buyrukları arasında kötü bir emir veya kötülüğe teşvik eden bir işaret yoktur.

Bazı kimseler de Allah’ın ve Kur’an’ın kötülerin cezalandırılmasını emrettiğini ifade ederek kendilerine göre kötü saydığı kimselere kötü muamele yapmaktadır. Bu da yanlıştır. Çünkü Allah,kötüleri cezalandırması ve onlardan intikam alması için kimseyi görevlendirmemiştir. Allah aciz değildir ki, ona buna görev versin. Cezalandırmak Allah’a mahsustur. Can alma yetkisi kimseye verilmemiştir. Savaşın dışında adam öldürmek, cinayettir, İslam’da yedi büyük günahtan biri sayılmıştır. İslam’a göre savaşta bile olsa,savaş dışı kalmış insanları öldürmek suçtur, cinayettir. İslam’da  kan dökme asla hoş görülmemiştir. Kan dökenin katil, cani olduğu bildirilmiştir.

Bazıları da kendinden olmayanı Müslüman saymıyor. Bu düşünce yanlış yapmalarına neden oluyor. Bir insan Müslüman mı, değil mi, buna biz karar veremeyiz. Hıristiyanlıktaki, papazın kullandığı yetki, biz Müslümanlara verilmemiştir. Diğer yandan Allah adına, İslam adına cihad ettiğini zannedenler vardır. Her şeyden önce cihad, düşmana karşı yapılır. Kendi insanına karşı yapılan şeyin adı, tebliğdir. Tebliğ ise, sadece Allah’ın emrini bildirmekten ibarettir.

Vahşet olarak nitelendirilen bir hareket, Allah’ın partisi, Allah’ın taraftarı ifadeleri ile bağdaşmaz. Cinayet işleyene de Müslüman demek mümkün değildir. Allah taraftarı olan kimse, Allah’ın emirlerini yerine getirir. Zulüm, baskı, şiddet, düşmanlık ve cinayet gibi şeyler de Allah’ın emri değildir.

Tevrat’ta şöyle bir emir var: “Allah’ın adını boş yere anma!” Bizde de Allah’ın adı kötü yerde, kötü sözde ve kötü işte anılmaz.

 

Müslüman Cinayet İşlemez:

İslam’da insan kutsaldır. Sebepsiz yere insanı öldürmek cinayettir, en büyük günahlardan biridir, Allah’a karşı işlenmiş büyük suçtur.

Peygamberimiz(SAV) cinayet işleyenin Allah’ın affından. istifade edemeyeceğini haber vermiştir.

Peygamberimiz(SAV) Müslümanlardan ‘biat alırken öldürmeme, cinayet işlememe sözü almıştır.

İslam’da incitmemek, zarar vermemek, korkutmamak esastır. Çarşı-pazarda ibadet yerlerinde silah taşımak yasaktır. Müslümanlar karşılaşınca “benden sana zarar gelmez” manasına gelen Allah’ın selamını verecektir.

İslam’da öldürmek, savaş dışında cana kıymak yasaktır. Bu konudaki emir1er şöyledir:

“Yanlışlıkla olması dışında bir mü’minin bir mü’mini öldürmeye hakkı yoktur.” (Nisa: 92)

“Kim bir mü’mini kasten öldürürse cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa:93)

Nisa suresinin 94. ayetinde de, düşünce ve inançlarından dolayı da insanların öldürülmesi yasaklanmıştır.

“Kim bir cana haksız yere kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur” (Maida:32)

Peygamberimiz de şöyle buyurur:

“Bir mü’minin öldürülmesi, Allah’ın indinde dünyanın yıkılmasından daha büyüktür.” (Ramuz el-Ehadis: 333/4)

“Bütün yer gök ehli bir mü’minin kanında ortak olsa, Allah onların hepsini yüzü koyun cehenneme atar.” (Age: 355/3)

Şimdi bu ayet ve hadislere göre;  “İslami terör” denebilir mi? Müslüman cinayet işleyebilir mi?

Müslüman cinayet işlemez.

 

Terörü İslam Önler:

Terörle din bağdaşmaz. Bazı yayın ve basın organlarında İslam’la terörün bağdaştırılması kasıtlı bir harekettir. Müslümanları rencide ettiği için de çok üzücüdür.

İslam dini barış dinidir, terörü reddeder. Terörist,İslam’ın Müslüman tarifine uymaz. Kur’an’da :

“Ey iman edenler: Topyekün barışa girin, barış içinde yaşayın, Şeytanın ardından gitmeyin, şeytana tabi olmayın.” (Bakara:208) talimatı verilmiştir. İslam, dil, din, renk, kültür, ırk gibi bütün farklılıklara rağmen barış emreder. sataşmalara karşı bile susmayı emreder. Mecbur kalmadıkça  karşı taraf savaş açmadıkça savaşı bile yasaklar. İslam adına bazılarının yaptığı yanlışlıklara, İslam’ın izni yoktur.

İslam’da her şey sevgi üzerine oturtulmuştur. İslam sevgi ve hoşgörü dinidir. İslam’da kaba ve sertliğe yer verilmemiştir. Terörü İslam’da aramak yanlıştır. Zira İslam, terör yanlısı bir din değildir. İslam’ı doğru bir şekilde bilen ve doğru bir şekilde inanan bir kimsenin değil terörist olması, o kimsenin karıncayı incitmesi bile düşünülemez.

İslam’da faydalı olmak esastır. Hz. Peygamber: “İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok yardımcı olandır” buyurmuştur.

İslam’da faydalı olmak, yardımcı olmak esastır. Şaka dahi olsa korkutmak yasaktır. İzdiham varsa, Hac’da başkalarını incitmemek için Kutsal taş Hacer’ul- Esved bile öpülmez.

İslam’da hedef Allah rızasıdır. Halka hizmet, Hak’ka hizmettir. İnsanlar birbirini sevecektir, yardım edecektir, dayanışma içinde olacaktır, sadece sevinçler değil üzüntüler de paylaşılacaktır. Düşmanlığı arttıracak duygu, düşünce ve sözler yasaktır, günahtır.

İslam’da kötü insan için, meleklerin bile lanet ettiği bildirilmiştir. İslam’da haksız yere kan döken, etrafına korku veren teröristin cenaze namazı kılınmaz.

Şiddetin, terörün ilacı dindir. Amerika’da okullarda artan teröre karşı okul duvarlarına dini ibareler ve kutsal kitaptan alınmış emirler asılması temsilciler meclisinde kabul edilmiştir (19 Haz. l999, Sağduyu Ga.)

Din duygusu taşımayanın kötülüğe yönelmesi, kötü alışkanlıklar edinmesi tabiidir. Bu bakımdan ilim adamları şiddete, teröre karşı dini, din eğitimini ve dinin vereceği huzuru önermektedirler. Düne kadar “Din afyondur” diyenler bile dinin ilaç, dinin vitamin olduğunu kabul etmişlerdir.

Din, toplum için büyük ihtiyaçtır. Bugün Amerika’da ve Avrupa’nın bütün ülkelerinde din eğitimi vardır. Din eğitimi anaokullarında başlar. Diğer dinlere bağlı olanlara da bu hakkı vermişlerdir. Din eğitimi vermeyenlere; ya sen eğit, yada bırak biz eğitelim, çünkü dinsiz insan olmaz demektedirler.

Din eğitimi ferdi ve toplumu geliştirir, insanları yararlı hale getirir. Dinsiz eğitim, insanı acımasız hale getirir, maddeci, egoist yapar. Birbirini düşünen, birbirini seven ve dayanışmacı, birbirleri için fedakarlıktan kaçınmayan bir toplum için dine özel önem verilmelidir. Din eğitimi görmeyen toplum birbirine acı verir.

Laf olsun diye değil, din eğitimi yeterli seviyede verilmelidir. Doğru ve ehil kimseler tarafından verilmelidir. Hatta bütün dinler etraflıca öğretilmelidir. Çünkü ahlaksızlıkların ve yanlışlıkların temelinde bilgisizlik yatmaktadır.

Din, her türlü iyiliğin, güzelliğin ve ahlakın kaynağıdır.

 

Sonuç:

Dinsizliğin akıbeti kötüdür. Çünkü; dönüş Allah’adır. Ölmemek, Allah’a hesap vermemek mümkün değildir. Bir kabadayı: “Azrail’i bir elime geçirsem, ona yapacağımı bilirim” dediği gün tuvalette öldü kaldı da kapıyı kırarak çıkarabildiler. O Azrail’i eline geçirmeden, Azrail onu eline geçirmişti.

“Allah’ı Amerika’ya, Peygamberi Arabistan’a kovduk” deyip, bir Allah dostunu döven haddini bilmez, atının ürkmesiyle pazaryerindeki kasapların sığırları taktığı çengele boğazından takılarak feci bir ölümle ölmüştür.

Dinsiz yaşayan dinsiz ölür. Hz. Peygamber: “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öylece haşrolunursunuz” buyurarak ölümün ve ölüm ötesinin dünyadaki hayata bağlı olduğunu bildirmiştir.

Rusya, Allahsızlık okulları kurdu, ateist insanlar yetiştirdi, her vesile ile dine karşı çıktı ve yıllarca Allah’la savaştı, sonunda Rus İmparatorluğu darmadağın oldu. Bugün yapılan araştırmalara göre Rus halkının %65’i dine yönelmiştir.

“Korkunun ecele faydası yoktur” derler. İslam’ın önünü kesmek, Müslümanları sindirmek için din düşmanlığı yapmaya gerek yoktur. Din Allah’ındır. Bugüne kadar hep onun dediği olmuştur. Bundan sonra da O’nun dediği olacaktır. Bizi O yaratmıştır, rızıklandıran O’dur. Bizi öldürecek, sonra diriltip hesap soracak O’dur.

 

Şair şöyle demiştir:

“Dinin yoksa neyin vardır?

Var tabutun kendin kaldır.

Din dayanktır, Hak’tan kula,

Dinsiz adam heder ola”

 


Bu yazıyı 5.688 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.