DİNDAR NESİL YETİŞTİRMEK

Şair çocuk için şöyle demiş:

“Kim demiş ki, çocuk küçük bir şeydir. Bir çocuk belki en büyük şeydir.”

Çocuk önemsenmelidir. Çünkü bugünün küçüğü yarının büyüğüdür.

Bir ana baba için en büyük kazanç dünyada ve ahirette hayırlı evlat yetiştirmektir. Çünkü hayırlı evlat insanlık için iyilik kaynağı ana baba içinde sigorta olacaktır.

Ölürse yerin, kalırsa elin beğeneceği insanı yetiştirende ana babadır. Bugünün canilerini, katillerini, teröristlerini yetiştirende ana babadır. Çocuk ananın babanın kucağına 500-600 gram et ve kemik yığını halinde verilir ve onunla imtihana tabi tutulur. Çocuğu şekillendiren ana babadır. Sonunda da o çocuk yüzünden hesaba çekilecektir.

50-60 yıl öncesinde dini kaynaklar kurutulduğu; dini kitap yasak. Hatta atalarımızın yaptırdığı çeşmelerdeki besmele kazınarak yok edilmiştir. Bu zamandaki nesil, iyi oğul çıkarmamış; iyi insan iyi vatandaş yetiştirememiştir. Yetiştirmekle sorumlu olduğu nesle verimli olamamıştır.

Padişahla beraber onların deyimiyle Allah tahtan indirilmiştir.

Bundan sonra bozulma, yozlaşma ve taklit dönemine girilmiştir. Bize ait ne varsa küçümsenmiş din değiştirmeye kalkışanların eseri, dinsizlik moda olmuştur.

Bugünkü halin sebebini kısaca işaret ettikten sonra gelelim bugünkü nesle. Teknoloji geliştikçe, güya medenileştikçe genel olarak yeni nesil, gelecek için ümit vermiyor. Belirli hedefte yönlendirilmiş robot gibi elinde telefon, kulağında kulaklık, görmüyor, duymuyor ve düşünmüyor.

Kötü modeller çok, kötü alışkanlıklar yaygın, cinsellik ön planda, kişilik değil dişilik sergileniyor, neden?

Cevap; maneviyat boşluğundan.

Her şeye rağmen, karamsar değilim. Şuurlu ailelerin yetiştirdiği çocuklar geleceğimizin sigortası olacaktır.

1968 yılında öğretmenlik mesleğine başladığım yılındaki nesle bakıyorum şimdi daha iyi. Şuurlu aileler daha çok. Bunların avantajı Hz peygamberin ifadesiyle çocukların İslam fıtratı üzerine yaratılmış olmaları ve din karşıtı olmayan iktidarlardır.

Ana baba çocuk dünyaya getiren biyolojik varlık değildir. İnsanın sadece yemeğe, içmeye ihtiyacı yoktur. Karnı gibi beyninde doyması gerekir.

Ortam müsait ise, ana babadan bir şeyler varsa, yarınını ve ahretini düşünüyorsa, hayırlı evlat niye yetişmesin?

Yıllar geçti iki aileyi unutmuyorum. Misafirlikteyiz, konu takımlar en büyük tartışması yapılıyor. Evin üç yaşındaki çocuğu oyunu bıraktı:’’ En büyük Allah’’ bunu bilmiyor musunuz? Dedi. Bir sessizlik ve konu bitti.

Bir evde hasta ziyaretindeyiz. Evde namaz kılmamız gerekti. Evin lisede okuyan öğrencisine:

Kıble neresi? Dedim

Durakladı ve:

“Bilmiyorum” dedi.

Yetiştiren yetiştiriyor, meyvesini toplayacak yetiştirmeyen de acısını çekecek…

 

HAYIRLI EVLAT NASIL YETİŞİR?

Hayırlı evlat evlilikle başlar. Helal süt emmiş namuslu, iffetli insanların eşliğe seçimi ilk adımdır. İyi ağaç iyi meyve verir.

Isırdığı elmanın peşinden giden sabit Bin Hürmüz’den İmam-ı Azam Ebu Halife dünyaya gelmiştir. Süte su katmayan, Ömer görmüyorsa Allah’da mı görmüyor diyen kızdan Ömer bin Abdulaziz gibi aziz insan dünyaya gelmiştir.

Peygamber(as) ne diyor:

“Kadın dört şey için nikahlanır; soyu, malı, güzelliği ve dindarlığı. Der Dindar olanını tercih et, mutlu olursun.” (Buhari nikah:15)

Sonra günahsız düğün. Günaha girmeden, günaha sokmadan yapılan düğün hayra vesile olur.

Besmele ile atılmış tohum, iyi meyve verir.

Çocuğun ana karnında helal gıda ile beslenmesi, dualarla Kur’an sesi ile ve zikirlerle avutulması, uyutulması.

Abdestli emzirmesi, besmele ile yatırılıp kaldırılması.

Ana babanın dini hayat yaşaması, iyi örnek iyi model olması, çocuğun hayırlı evlat olacağını gösterir.

Atalarımız:” Ağaç yaşken eğilir.” “Üzüm üzüme baka baka kararır.” demiştir.

Çocuk dillenmeye başladığı zaman güzel şeyler söylemek ve söyletmek, ilk temelinin sağlam atılmasını sağlar. Peygamber(as) çocuğun ilk öğrendiği şey ”Lailahe illallah” olsun buyurur.

Çocuğa güzel bir isim konulmalıdır. Adına Muhammed, Ahmet, Mahmut, Abdullah gibi isimler koymak yetmez. Peygamberi öğretmezsek O’nu sevdirmezsek, O’nun sünnetini öğretmezsek koyduğumuz isim ne işe yarar?

Çocuğu her şeyden önce o meslek bu meslek demeden iyi bir kul, güzel insan olarak, yetiştirmeliyiz. Ona manevi bir ortam hazırlamalıyız.

Doğunca, ezanı, kameti duymasını sağlamalıyız. Sonra güzel ahlak sahibi olması için eğitmeliyiz. Beden ruh dengesini sağlamalıyız. Aç insan saldırgan olur, maneviyatsız insan kötülüğe meyyal olur.

Yedi yaşlarına gelince namazı öğretmeli alıştırmalı, on yaşına gelince kılması sağlamalıdır. Kur’an’la tanıştırılmalı, dua etme alışkanlığı kazandırılmalıdır. Kur’an’dan Hz Peygamberin hayatından örnek verilmeli, kıssalar anlatılmalıdır.

 

ÇOCUK EMANETTİR-İMTİHANDIR

Kur’an’da:  “Emanete hainlik etmeyin” diye emreden Cenab-ı Allah, emaneti ne yaptın, nasıl yetiştirdin, yüz akımı yaptın yüz karası mı yaptın, diye soracak. Evvela onun hesabı verilecek.

Ana baba çocuğun sahibi değil, emanetçidir. Onu korumak ve en güzel şekilde yetişmekle sorumludur.

Cenab-ı Allah Kur’an’da söyle emrediyor.:

“Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…” (Tahrim:6)

“Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır…” (Tegabun:15)

“Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir.” (Enfal:28)

“Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın kim bunu yaparsa onlar ziyana uğrayanlardır. (Münafıkun:9)

Çoğumuz dünya ile uğraşırken ahireti kayıp ediyoruz. Evladımıza miras bırakmak için geçe gündüz dünya işleri ile boğuşurken namaza vakit kalmıyor. Son nefeste dünyayı da kaybediyoruz, ahireti de kayıp ediyoruz. Onun için Allah bizi uyarıyor.

Herkes kendine sormalı; dünyayı düşündüğüm kadar ahireti düşünüyor muyum? Çocuğumu sevdim kadar Allah’ı seviyor muyum?

Allah’ın verdiği maldan ne kadarını Allah için harcıyorum? Evladımı ne ölçüde Allah yolunda yetiştiriyorum? Bu durumda imtihanı kazanır mıyım? Yoksa kaybedenlerden mi olurum?

 

SÖYLEME YAP-ÖRNEK OL!

Geleceğimiz olan çocuklarımızı çok iyi yetiştirmeliyiz. Onlar ya bizim cennetimiz ya da cehennemimiz olacaktır. Yetiştirilmemiş evlat da cehennem yakıtı olacaktır.

Kız anasını, erkek babasını örnek alır. Başta ana babanın görevi; iyi örnek, iyi model olmalı. Peygamber(as): “söyleme yap!” demiştir.

Derler ki, çamur gül korkmuş sen çamursun, ama gül kokuyorsun neden demişler:

“Bir zamanlar gülün dibin de eğlenmiştim” demiş.

Cenab-ı Allah uyarıyor:

“Ey iman edenler! Yapmadığınız şeyleri niçin söylüyoruz?”

Yapmadığınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.”(Saff:2-3)

“İnsanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz?”(Bakara:44)

İnsan yetişirken buna çok dikkat edilmeli. Yoksa söylenilenlerin etkisi olmaz. Allah Rasulü terbiye ve eğitimde bu yolu izlemiştir. Yapmış, örnek olmuş. Söylediğini bizzat uygularmış.

Bir ayette de:

“Ailene namazı emret. Kendinde namaza sabırla devam et…”(Taha:132)buyuruyor.

Bu konuda peygamber(as) şöyle anlatıyor:

“Kıyamet günü biri cehenneme atılır. Bağırsakları dışarıda değirmen çeviren merkep gibi döner. Onu tanıyanlar:

Bu halin ne? Sen bize güzel şeyler nasihat ederdin” derler. O da:

Evet söylediklerimi kendim yapmazdım der. (Riyazü’s-salihın:196)

 

ANA BABANIN GÖREVLERİ

Bazı ana babalar evladına lanet okuyor, beddua ediyor. Kendi elleriyle ağızlarıyla evlatları kötü ediyor.

İmam-ı Malik’e bir baba evladından şikayet ediyor.” Beni dövüyor, sözümü dinlemiyor” diyor

İmam Malik soruyor:

-“Oğluna hiç lanet okudun mu, beddua ettin mi?”

Baba:

-“Etmez olur muyum beni dinlemedi, kötü davrandı, bastım bedduayı” der.

İmam-ı Malik:

-“Oğlunu sen kötü etmişsin” cevabı verir.

Bazıları da ”dövdüm olmadı, ne yaptıysam beni dinlemedi” diye evladımdan şikayet ediyor.

-“Evladına görevini yaptın mı?” diye sorunca;

-“Yapmaz olur muyum. Ne istediyse aldım, ne dediyse yaptım” diyor.

-“Allah’ını peygamberini ve dinini öğrettin mi?  Ne verdinde evladın olmadı? Nasıl olsun istedin de evladın olmadı? O’nu kim yetiştirdi?” Deyince o zaman susuyor.

Aman üşümesin aman hasta olmasın. Onu yesin, bunu yesin, şunu giysin dediğimiz kadar. Ateist, satanist, Hıristiyan olmasın demiyoruz.

Ne öğrendiyse ana babadan öğrendi. Ne öğretilmediyse ana baba öğretmedi.

Özel okullarda, özel dershanelerde ve özel hocalar tutarken güzel insan olsun, dinini öğrensin dedik mi?

Yaşlılar haftasında bakım evinden üç emekli amcayı radyo yayınına aldım. İki saate yakın program boyunca doktor. Mühendis, çocuklarından şikayet edip ağladılar. En son dedim ki, “Bu evlatlarınızı kim yetiştirdi? Siz yetiştirmediniz mi?” Deyince, içlerini çekip sustular.

Atalarımız: “Eğri cetvelin doğru çizgisi olmaz.” Demişlerdir. Önce ana baba görevini yapması gerekir. Yoksa şikayet etme hakkı olmaz. Hele Allah’a hesabını veremez.

Ana baba hakkı derken çocuğun haklarının olduğu unutulmamalıdır.

Hz. Ömer zamanın da bir baba geliyor, oğlundan şikayet ediyor.

Hz. Ömer, çocuğu çağırıyor, baban senden şikayetçi. Onu dinlemiyor, kötü davranıyormuşsun. Babanın senin üzerinde hakları var, iyi davranmalısın diye nasihat ediyor.

Çocuk Hz Ömer’e:

-“Ana’nın babanın çocuk üzerinde hakları vardır. Çocuğun ana babası üzerinde hiç hakkı yok mu?” Diyor.

Hz Ömer: “Olmaz olur mu? Diyor ve sıralıyor: Anasını iyi seçecek,  güzel ad koyacak, dinini öğretecek ve iyi terbiye edecek” diyor.

Çocuk:

-“Babam anamı iyi aileden seçmemiş, bana kara böcek adını vermiş, bana dinimi öğretmedi, beni terbiye etmedi” deyince Hz. Ömer çocuğun babasına:

-“Çocuğun böyle böyle dedi, doğru mu?” der.

Adam:

-“Evet” deyince ona:

-“Evladın iyi ki başını yarmamış” der.

Evladını. İyi yetiştirmeyip, köpek ile kedi ile yetiştiren, maneviyata önem vermeyen ana baba için ne güzel bir kıssa:

Zengin bir aile pazar günü bahçede sabah kahvaltısı yaparlar ve çocukları ile beraber bahçenin çimlerini, çim makinası ile kesmeye başlar.

Aniden evin telefonu çalınca ana baba telefona koşarlar. Konuşma biraz uzar.

Çocuk çalışır haldeki makine ile çimlerle beraber çiçeklerde biçmiştir.

Baba bunu görünce çok sinirlenir, çocuğun üzerine yürür. Belki dövecek. Bunu gören anne eşinin önüne atılır ve şu uyarıda bulunur: ”Sakın yapma! Bizim görevimiz çiçek yetiştirmek değil; çocuk yetiştirmek”

Çocuklarımız çiçekten kıymetlidir. Çiçek tekrar yetişir. Ama yanlış davranışlar, çocuğun olumsuz yönde yetişmesine neden olur.

 

LOKMAN(AS)’IN OĞLUNA NASİHATI

Cenab-ı Allah, ana babalara örnek olsun diye şöyle buyuruyor: lokman(as) :

-“Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma!”

-“Yaptığın iyilik kötülük bir hardal tanesi kadarda olsa bu nerede bulunursa bulunsun yine de onu senin karşına getirir.

-“Yavrucuğum! Namaz kıl iyiliği emret kötülükten vazgeçirmeye çalış başına gelenlere sabret!”

-“Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme! Ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah kendini beğenmiş övünen kimseleri asla sevmez.

-“Yürüyüşünde tabii ol. Sesini alçalt. Unutma ki seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.”(Lokman suresi:16-19)

Tatlı dil ile çocuğa davranış şekilleri öğretmek, terbiye etmek ve faydalı bir insan haline getirmek her ana babanın asli görevidir.

Günümüzde çocuğu etkileyen, yanlış yönlendiren gizli açık tehlikeler pek çoktur. Böyle bir zamanda çocuk yetiştirmek, korumak ve doğru bir şekilde eğitmek elbette zordur. Hele kız çocuğu yetiştirmek daha zordur.

Her şeyden önce iki cinsin terbiyesi ayrıdır. Çünkü hayattaki üslenecekleri görevler farklıdır.

Kız çocuğu, bence yüz akı saliha bir anne olması için daha özenle yetiştirilmelidir. Atalarımız: ”İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de öyle olur.” Demişlerdir.

Haya, iffet erekte güzeldir. Ama kadında daha güzeldir.

Kızlarını iyi yetiştiren aileler pişman olmaz. Keşke demez. Yüzleri kızarmaz.

Utanması olmayanın, ahlakı olmaz. Kendi yüzü de gülmez, yüzde güldürmez. Sağlam aile kuramaz, hayırlı evlat yetiştirmez.

Milletin anası olacak yavrularımızı çok iyi yetiştirmeliyiz. Onlara güzel örnek olmalıyız. Onlara televizyon, telefon, internet yetiştirmemeli.

Küçük yaştan itibaren giyimine, konuşmasına ve davranışlarına özen göstermeliyiz. Çünkü bunlar büyüyünce düzelecek şeyler değildir.

Bakın Peygamber(as) ne buyuruyor:

“Çocuğun avretine dikkat edin. Onun avreti, büyüğün avreti gibidir. Allah avret yerlerini açana rahmet nazarı ile bakmaz.”(Remuzu-lehadis:321/6)

Çocuğa küçükken bazı güzel alışkanlıklar kazandırılmazsa, büyüyünce düzeltilemezler.

Peygamberimizin yanında baldızı Esma ince ve dar bir elbise ile gelmişti. Peygamberimiz ondan yüzünü çevirerek:

-“Ey Esma! ince ve dar elbise giymemelisin” demiş. Ona sitem etmişti.

Küçük yaşta çocuklara günah, haram, ayıp gibi şeyler öğretilmeli ve dini duygu verilmelidir. İnsan üzerinde din kadar, Allah korkusu kadar etkili başka bir güç yoktur.

Atalarımız: “kadını er değil, ar zabdeder” demişlerdir. Birde            “Allah’ı olmayanın ahlakı olmaz” demişlerdir.

“O küçük o genç, sonra yapar eder” diyen ana babalar evladına yazık eder. Sonra ister de olmaz artık. Demir tavında dövülür.

Kız çocuğunun iyi yetiştirilmesinin önemini Peygamber(as) şöyle buyurur:

-“Kim bir şekilde kızlarla imtihan edilir. O da onlara iyi davranırsa, kızlar onun için ateşe karşı perde olur.” (Buhari-edep:19)

-“Buluğa erinceye kadar kim iki kız evladı yetiştirirse (peygamber(as) parmaklarını birleştirip ) kıyamet günü o ve ben şöyle beraber oluruz” demiştir.(Müslim birr:149)

-“Kim üç kız kardeş yetiştirir ve güzel terbiye ederse, onlara iyi davranırsa, iyi kimselerle everirse, cennet hak etmiştir.” (Tirmizi birr:13) buyurarak kız evladını iyi yetiştirmenin önemini bildirmiştir.,

Genel olarak çocuklara dinleri öğretilmez iyi terbiye edilmezse, şeytana malzeme hazırlanmış olur. Arsız, merhametsiz ve isyankar olur.

 

DİNDAR NESİL YETİŞTİRMELİYİZ

Küçük yaştan itibaren çocuğa dini öğretilmelidir. Din, bir kaşık yoğurdun bir tencere süte yaptığını yapar, onu durultur, olgunlaştırır.

Yakın zamana kadar çocuğun tam dinini öğreneceği yaşlarda dinini öğrenmesini, yemek duasını yapması, camiye gitmesini uzun etek giymesini başını örtmesini ve bismillah demesini yasakladılar. Ne oldu? biz dinimizi öğrenemedik misyonerlerin, ateistlerin, satanistlerin ekmeğine yağ sürdük.

Otogarlarda dua kitabı, Yasin kitabı satılırdı. Dini kitap basmak, okumak yasaktı.

Ahmet Hamdi Ahseki, Diyanet İşleri Başkan yardımcısı iken peygamberimizin hayatını anlatan kitap, matbuat umum müdürü Nedim Tör tarafından “Dindar neslin yetişmesine tahammülümüz yok “ denilerek basılmamıştır. Dindar nesil yetiştirmek isteyenler ya idam edildi ya da hapis edildi.

Kıbrıs’ta Rauf Denktaş zamanında Kıbrıs’ta Kur’an kursu açma teklifi reddedildi. İmam hatip açma reddedildi. İlahiyat açma reddedildi. Sonuçta gençler insanlığı unuttu kötü alışkanlıklar yayıldı. Gençler haç taktı, Ateizm, satanizm yayıldı. Rauf beyin oğlu aynen şöyle dedi: ”Babam kaktüs yetiştirdi.”

Kıbrıs’ta insanın ölüsü ile dirisi ile ilgilenecek din adamı kalmayınca cumhurbaşkanlığı yapan Mehmet Ali Talat, yetişin! Cenaze namazı kıldıracak kimse kalmadı çağrısında bulundu(20-06-2012 basın)

Problemlerin panzehiri olan imanlı, dindar, nesle ailelerinde, milletinde ihtiyacı var.

Para kazanayım, çocuklarıma miras bırakayım diye çırpınırken evladını unutan, evladını kaybeden ana babanın yakarış ve çırpınışlarını mesleğim gereği çok gördüm.

Öğrencilerden biri haç takmış. Konuştuk olmadı. Babasını çağırdım

-“Oğlum haç takıyor”  dedim bu söz, başına taş düşmüş gibi oldu.

Oğluna:

-“Çıkar onu!” dedi. Çocuk “çıkarmayacağım” cevabını verdi.

Çocuğu sınıfa gönderdik adama:

-“Dünyayı kazanırken evladını unutmuşsun” dedim. Adam yerinden kalkmadı, bana:

-“Hocam kalkmak istiyorum kalkamıyorum” dedi.

Pişmanlığın fayda vermediği zaman gelmeden analık babalık görevi yapılırsa, sadaka-i cariye olacak hayırlı evlatlar yetişir. Ana baba çocuğa sahiplenmezse, ona yaklaşan sahip çıkanlar çok olur.

Bazı aileler dini yok sayıyor. Evladının dindar olmasından korkuyor. Okulda din ile ilgili tercihi olmuyor. Yazın camiye değil saz, kursuna, dans kursuna gönderiyor. Halbuki ailelere sosyal hayatta din lazımdır ve lüzumludur.

Rus Devlet Başkanı Gorbacov’un hanımı bir kitap yazıyor. Bir yerinde “dinin hayatta yeri varmış. Kur’an’ı okuyunca anladım. Stalin’in nutkunu ezberlemek zorunda kaldığım için geç kaldım” demiştir.(20-08-1992 basım)

Dinin insan ve toplum hayatında yeri ve önemi büyüktür. Din, insanı korur, güç kaynağıdır, insanı faydalı hale getirir. Süte su kattırmaz. Çöldeki çobana yalan söyletmez, yanlış yaptırmaz, kul hakkı yedirmez, insanı farklı kılar, sorumlu kılar ve insanı kötülük yapmaktan alıkoyar.

Bir genç şöyle soruyordu:

Daha önce bir iş yerinde çalışıyordum. Her gün bir miktar para aşırırdım. Oradan ayrıldım şimdi namaza başladım, o aldığım paraları nasıl iade eder, nasıl helalleşirim?

Osman gazinin oğlu Orhan Gaziye son ikazı şöyle olmuştur:

“Oğul! Sana vasiyetim şudur ki: Allah buyruğundan başka iş işleme! …

Bilmediğini ehline sorup öğren!

İyice bilmediğin bir şeyi yapmaya kalkışma!

Askerlerine ikramı eksik etme! Bil ki insan ihsanın (iyiliğin) kuludur.

Oğul! Din işlerini her şeyden öne al! Çünkü bir farzın yerine getirilmesini sağlamak, din ve devletin güçlenmesine sebep olur. Bunun için alimlere hürmette ve onların hakkına riayette kusur etme ki, din işleri düzgün yürüsün!

Nerede bir illim ehli duyarsan rağbet et. Dini gayretli olmayanları, sefih hayat yaşayanları, tecrübe edilmeyen kişileri sakın devlet işine yaklaştırma! Zira yaratanından korkmayan, yaratılanlara merhamet etmez!”

 

NASIL TERBİYE EDELİM, NELER ÖĞRETELİM

Bir fidan budanır, sulanır ve bakılırsa iyi meyve verir. Balkondaki saksı susuz bırakılırsa çiçek kurur.

Çocuğun zamanında aşıları yapılırsa, çocuk hasta olmaz Manevi aşıları da yapılmazsa, kötülük hastalığına tutulur. Manevi hastalıklar bulaşır.

Manevi hastalıkların panzehiri maneviyattır.

Bir önceki nesil ilk ezan kamet sesini duydu. Konuşmaya başlayınca Allah dedi “Lailahe illallah” dedi “Bismillah” dedi. Hu hu larla uyudu

Biraz büyüyünce;

Yattım Allah kaldır beni,

Rahmetine kaldır beni,

Melekler şahit olsun.

İmanla dinimi diyerek yatağa girdiler.

Yediler, içtiler veren Allah’a hamd ettiler, şükrettiler. Besmelesiz yiyip içmediler.

Annesi babası sordu o cevap verdi:

-Kimin kulusun?

-Allah’ın

-Kimin ümmetindesin?

-Peygamberimiz Hz. Muhammed’in

Annesinin babasının adı ne?

-Âmine, Abdullah, Abduldul Muttalip

-Dinin ne?

-İslam,

-Seni kim yarattı?

-Allah

Bu soru ve cevaplar uzar giderdi. İmanın İslamın şartı ve 32 farza kadar. Peygamber kıssaları dini hikâyeler dinlerdi dedesinden, ninesinden,

Şimdi ne oldu ki bütün sporcuların, popçuların adlarını bilen çocuk Hz. Peygamberin adını bilmiyor, Allah’ını bilmiyor, dinini bilmiyor. Her türlü aleti kullanmasını bilmiyor da namaz kılmasın bilmiyor

Bu geçlere neler öğretelim ki sorumluluktan kurtulalım?

-Evvela Allah’ın yarattığı bir kul olarak yaratanın O’nun elçisini ve gönderdiği kitabı:

-Besmeleyi, şükretmeyi, hamd etmeyi, ibadetleri ve namazı sureleri, beş vakit Allah’ın huzuruna çıkmayı bu konuda önce örnek olmalıyız. Ana baba namaz kılıyor çocuk sokakta, oyun oynuyor. Dede camiye gidiyor çocuk sokakta top oynuyor. Öğrenmezse, alışmazsa, sevmezse sonra o çocuk namaz kılar mı?

Bir grup peygamber (as) a İslam’ı öğrenmek için geliyor 20 gün kadar kalıyorlar. Peygamber (as) onlara:

-“Haydi, gidin ailenize çocuklarınıza namazı öğretin” diyor

Kur’an’da Cenab-ı Allah :”Aile fertlerine namazı emret. Kendinde sabırla devam et ”diye emrediyor.

Bir Cuma günü 40 yaşlarında bir dinleyicime:

-“Haydi, vakit geldi cumaya gidelim” dedim

Ağlamaya başladı ve:

-“Ben hiç gitmedim. Anam babam bana dinden bahsetmedi ben namaz kılmasın bilmiyorum” dedi

Şimdi bu evlat rahmet mi okur, lanet mi?

Peygamber(as):”çocuklarınız dile gelir gelmez onlara” “Lailahe illallah’ı öğretin.” Buyurmuştur. (Ramuz el-ehadis:33/3)

Çocuklarımıza küçük yaşta Kur’an okumayı, yatarken kalkarken dua etmeyi öğretmeliyiz. Dini küçükken yaşatmalıyız ki büyüyünce dini hayat yaşasın.

Bir çocuk için “her şeyi biliyor saz çalıyor, şarkı söylüyor” dediler onunla övündüler.

İslam’ın şartı kaç dedim? Bana:

-Onu babam söylesin! Dedi.

-O çocuğa edep öğretmeliyiz, edepli giyindirmeliyiz.

-Güzel konuşmayı

-Saygıyı, sevgiyi öğretmeliyiz.

-Olumsuzluklardan bahsetmemeliyiz. Kaba, kırıcı olmamalıyız.

-Arkadaşlık konusunda ciddi uyarılarda bulunmalıyız

-Etraftaki tehlikelerden, kötü niyetli kimselerden haberdar etmeliyiz.

-Çocuğu dini hayat yaşatırsak dindar olur yoksa kindar olur.

Peygamber (as)  cahiliye insanını ibadetlerle eğitmiştir.

Kur’an’da: ”Namaz kötülüklerden alıkoyar” diyor Allah.

Her şey ortada iyileri görmeyen, ibret almayan kördür. Allah’ın emirlerini duymayan sağırdır. Yapması gerekeni yapmayan ölüdür.

Hristiyan olan işveren, çalışana sormuş:

-Müslüman mısın?

-Evet

-Namaz kılıyor musun?

-Hayır

-Oruç tutuyor musun?

-Hayır

-Zekât veriyor musun?

-Fakirim

-Hacca gidiyor musun?

-Vaktim yok

-Bende Müslümanım öyleyse! Demiş. Müslüman mıyız? Ne kadar Müslümanız? Müslümanlık neyi gerektirir?

Köpekle çocuğu bir tutan aileler ne yazık ki çocuk yetiştiremiyor. Caminin varlığından, ezandan, Müslüman bacının örtüsünden rahatsız olur. Kendine köpeğinin emrine vermiş, köpek onu meşgul ediyor, köpek onu gezdiriyor. Çocuğa vakit kalmıyor.

Böyle bir ailenin çocuğu sünnet olacak günler yaklaştıkça korku basıyor ve soruyor:

-Anne Hristiyanlar sünnet oluyor mu?

-“Hayır” cevabını veriyor, çocuk:

-“Keşke bende Hristiyan olsaydım” diyor.

Bir öğrenci yurdumuzda sohbet ederken bir gencin ağlayarak” ben gusül abdesti almasını bilmiyorum bana öğretmediler” demesi beni çok üzmüştü.

Bütün iyiliklerin mutlulukların kaynağı dindir. Dini olmayanın dünyası da ahireti de mahvolmuştur. Bakın bütün kötülüklerin kaynağı inançsızlık değil midir.?

Şöyle bir olay oluyor:

Adam ölecek üç tane çocuğu var çağırıyor:

-Benim mezarımı ziyaret eder misiniz? Diye soruyor. Küçük oğlan:

“Ederiz” diyor.

-Ne okursunuz, ben size bir şey öğretmedim! ”diyor” çocuk:

-“Hani bize getirdiğin müstehcen dergiler varya onları getirip onlardan okuruz.” Diyor.

Adam: Saygısıza bak! diyor çocuk:

“Sen bize o dergileri getirirken hiç saygı duydun mu?” Cevabını veriyor.

Çocuk zamanında ele alınıp zamanında aşı yapılmazsa bu işin telafisi olmaz. Sonu  “keşke” demek ve pişmanlıktır.

Peygamber (as) hutbe okumaktadır. Biri gelir, bir soru sorar:

Peygamber (as) hutbeyi keser bulunduğu yerden iner ona bir şeyler öğretir, sorusuna cevap verir, tekrar çıkar hutbeye devam eder.

Bir şeyin zamanı geçerse önemi azalır. Onun için çocuk alıcı iken, ilgi duyarken, kafası boşken şekillendirilirse hayırlı bir insan olur, çünkü küçükken verilenler silinmez. Mermere yazılan yazı gibi olur yoksa buzlar üstüne yazılan yazı gibi olur bir zaman sonra silinir.

Peygamberimizin bir uyarısı var. Diyor ki: “Ahir zamanda ana babalar yüzünden vah yazık çocukların haline !”diyor.

Oradakiler:

-İnançsız ana babaları yüzünden mi? diyorlar. Peygamberimiz (as)

-“Mümin ana babaları onlara kıydı.” Diyor.

-Nasıl oldu ya Rasulullah? Diyorlar.

-Ana babaları “onlar dinlerini öğretmedi” buyurur.

Bir zamanlar şöyle anlatmışlardı:

Cami hocası pamuk ağasına:

-Camiye çocuklar geliyor bir şeyler öğreniyor senin çocuklarda gelsin diyor

Ağa: hoca, hoca çocuğun kafasını karıştırma o mühendis olacak diyor

Aradan zaman geçiyor. Genç okuyor mühendis oluyor. İzmir’de büro açıyor. Bu arada babası kanser hastalığından ölüyor. Haber salınıyor mühendis bey geliyor. Namaz kılınacak “abdest al” diyorlar. Çeşmeye varıyor, abdest almasını beceremiyor.

Onu seyreden çocuklar gülüşünce sıvadığı kollarını indiriyor.

-“Bu bana bir şey öğretmedi. Namazını kılamam” deyip çekip gidiyor.

Peygamberimizin ifadesiyle, ilgi görmeyen çocuklar kıyamet gününde Ona babasının yakasına yapışacak:

-“Ya Rabbi, bunlar bana dinimi öğretmedi. Onlardan benim intikamımı al” diyecek.

Bazılarına diyor ki , “Din, işime, aşıma, eşime, kızıma karışmasın. Onlara diyorum ki “Sadece leşine mi karışsın?” Ona da karıştırma o zaman. Vasiyet et, salıverilmesin, yıkamasınlar, namazını kılmasınlar, bir çukur açıp gömüversinler veya cesedini yaksınlar…

Sonuç olarak;

Sen evladına dinini öğretmezsen, birileri dinlerini öğretir veya dinsizliği öğretir, bunu unutmayalım.

Din düşmanları, misyonerler boş durmuyor. Onlar harıl harıl çalışırken, tuzaklar kurarken, müslümanın yatması olmaz.

Bu gün ortam çocukların aleyhine, iletişim, haberleşme aleyhlerine işliyor. Birde buna ihmal karışırsa, evlatlarımız kaybolur gider.

Size bir annenin anlattıklarını nakletmek istiyorum.

Bahçede gezerken kızımla bir kuş yavrusunun yuvasından düşüp öldüğünü gördük. Kızım çok üzüldü anne gömelim dedi. Üzerine toprak atıp başına çubuklardan haç yapıp dikti.

-“Kızım bu ne? Nereden öğrendin bunu”  dedim.

-“Televizyonda öyle yapıyorlar ya “dedi.

“Benim evladım sapıtmaz. Ben ölünce cenaze namazımı kılar. Ardından Kur’an okur, dua eder ve benim için sadaka verir. Kemiklerimi sızlatacak bir hayat yaşamaz ve benim için sadaka-ı cariye olur.” diyen her ana baba evladı yüzünden hesaba çekilmez.

Rabbim, bizi evladımız yüzünden hesaba çekme!

 


Bu yazıyı 393 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here