DİNDE HELAL ve HARAM

Helal, dinen yenilip içilmesi ve yapılmasında sakınca görülmeyen, Kur’an ve sünnette yasaklanmayan şeydir.

Dinde zararsız ve faydalı olan şey helal kılınmıştır.

Haram ise, yenilip içilmesi ve işlenmesi yasak kılınan şeydir.

Dinde faydasız ve zararlı olan şeyler haram kılınmıştır.

Helal haram kılınmasında ölçü nedir?

Cenab-ı Allah insana sayısız nimetler ve imkanlar vermiştir. Bunların bir kısmını helal bir kısmını da haram kılmıştır.

Allah Resulü “Allah’ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Hakkında hüküm olmayanlar ise mubahtır” buyurmuştur. (Tirmizi Libas:6)

Peygamber (as)ın hadisleri ise Kur’an da ki hükümleri açıklayıcı mahiyettedir.

Helal ile haram arasında bir de şüpheli şeyler vardır. Bu konunda peygamber (as) şöyle buyurmuştur:

“Helal bellidir, haramda bellidir. İkisi arasında bir takım şüpheli şeyler vardır ki, çokları bunları bilmez: Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve haysiyetini korumuş olur. kimde şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur.” (Müslim Musâkat:107)

Peygamber (as) vahiyle hareket ettiği için onunda helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Allah Kur’an’da:

“Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder. Onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri de haram kılar” buyurmuştur. (A’raf:157)

Allah Kur’an’da helal haramdaki ölçüyü şöyle açıklamıştır:

“Ey iman edenler! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin. Zira şeytan sizin için apaçık düşmanınızdır. (Bakara:168)

“Temiz şeyler size helal kılınmıştır.” (Maida:4)

Kur’an’da iyi, temiz ve faydalı olan şeyler helal kılınmış, kötü, pis ve zararlı olanlar da haram kılınmıştır.

Kur’an’da insanın yapıp da faydasını göremeyeceği bir emir yoktur. Fayda sağlayabileceği bir yasağı da yoktur.

Emir ve yasaklarda insanın ruh sağlığı, beden sağlığı, aklı, malı, canı ve neslinin korunması hedef alınmıştır.

Emirler aileyi, ferdi ve toplum yararınadır. İnsanı kötülükten alıkoymaya, temiz kalmaya ve insanı faydalı hale getirme söz konusudur. Kötü görünen ve kötü kokan şeylerde haram kılınmada ölçüdür.

Helal haramın vasıfları nelerdir?

-Haram, helal Kur’an’da sünnette, icma ve kıyas yolu ile kesinleşir.

-Helal, faydalı ve güzel, temiz haram ise, zararlı çirkin ve kötüdür.

-Helal kılınanı haram, haram kılınanı helale çevirme yetkisi kimseye ait değildir. İyi niyet haramı helal kılmaz. Helal kıyamete kadar helal, haramda kıyamete kadar haramdır. Şartlar, zaman hükmü değiştiremez.

-Haram her yerde her zaman herkese haramdır.

-Haramın azı çoğu olmaz. Harama götüren şeyde haramdır.

-Haram kılınan şeyde şifa aranmaz.

-Hakkında ayet, hadis olan bir konuda kıyas yapılamaz.

-Her haram kılınan şeyde günaha giden bir yol vardır.

-Harama sebep olmak da haramdır.

-Haramdan elde edilen gelir haramdır.

-Helale haram karışırsa onu haramlaştırır.

-Başkalarının bir haramı yapması delil sayılmaz. Harama helal fetvası verilemez.

Haramı helallaştırmak:

Harama helal demek helale haram demek büyük günahtır. Allah’a isyandır. İnkarı ise küfürdür.

Dinde bana göre, benim aklıma göre demek veya falan şöyle dedi demek kimseyi kurtarmaz.

Peygamber (as) şöyle diyor:

“Günahta insanlar kendilerini mazur görmedikçe asla helak olmazlar.” (Rumuz:354/2)

Ne yapalım devir böyle

Herkes böyle yapıyor

Ne derler gibi bahane uydurmak haramı meşrulaştırmaz.

Bir hadiste:

“Allah’ın kitabında haram kılınan kıymete kadar haramdır” buyurmuştur. (Ramuz:495/8)

Haram her yerde haramdır. Dar’ül-harp faiz, enflasyon gibi kılıflarla haram helalleştirilemez. Devletin içki üretmesi içkiyi meşrulaştırmaz.

Peygamberimiz (sav): “Kur’an’ın haram kıldığını helal sayan Kur’an’a inanmamıştır” buyurur.  (Hadis Ans:2/142)

Bir hadislerinde de:

“Allah’ın kitabında helal kıldığı kıyamete kadar helaldir. Haram kıldığı da kıyamete kadar haramdır” buyurmuştur. (Ramuz:495/8)

Kur’an’ın hükümleri kıyamete kadar baki olduğuna inanan, haramı helal saymak için mazeret aramaz.

Kur’an’da:

“Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak” bu helaldir, şu haramdır” demeyin. Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz: Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.” (Nahl:116) buyruluyor.

Allah’ın kitabında helal kılınan da haramlaştırılmayacaktır. (A’raf:32, Maida:87, Yunus:59)

Birşeyi haram helal kılma yetkisi kimindir:

Bir şeyi haram kılma, helal kılma yetkisi Cenab-ı Allah’a aittir. Allah Resulü Allah’ın emir ve yasaklarını Allah’ın vahyi ile açıklar. Bunun dışında kimsenin helal, haramdır deme yetkisi yoktur. Yoksa dine müdahale olur.

Peygamber (as) “Ümmetinden en fenası dini işlerde kendi fikri ile karar verir de haramı helal, helali haram sayar” (Ramuz:256/4) buyurmuştur.

Haramın helalin sınırını Kur’an çizmiştir. Çağa göre, kişilere göre, ortama göre, birilerinin yapmasına göre hüküm değişmez. Haramı yemek için bahane aramak ve Kur’an’a, sünnete uymayan fetva vermek sapıklıktır.

Haramdan korunmak:

Allah’a inanan çamurlu yolda yürüyen gibi uçurumun kenarında olan insan gibi hassas davranmalıdır.

Günahlardan haramlardan uzak durmak amel-i salih işlemekten önce gelir, Allah’tan korkan gücü ölçüsünde yasaklarından, bilhassa şüpheli şeylerden kaçınır. Her organını haramdan, günah işlemekten korur. Bilir ki haramla ibadet olmaz, haramdan kaçınmayan cehennemde yanmaya layıktır. Onun için haramın cazibesine ve lezzetine kapılmaz. Nefsinin bir anlık zevkine kapılmaz.

İnsan haramdan ve günahtan korunmazsa şeytanın ve nefsinin tuzağına düşer.

Allah’ın haram kıldığı şeylerden uzak durmayan Allah’a kulluk görevini yapamaz, ibadet edemez. Boş ve manasız şeylerle meşgul olur. Boş konuşur, tatsız tuzsuz bir hayat yaşar.

Bir şey yalanla yeminle ve hile ile elde edildiyse,  o haram asla helale dönüşmez. Hatta mahkeme kararı ile de elde edilse başkasının hakkı helal olmaz.

Cenab-ı Allah helalden kazanmayı temiz ve helal olan şeylerden yiyip içmeyi, helal olanı kullanmayı emrediyor.

Helal rızık talebinde bulunmak mü’mine farzdır. Kazancı haram olanın ikramı yenmez. Ebu Bekir (ra) faldan kazandığını söyleyen hizmetlisinin ikramını kusmuştur. Çıkaramadığı içinde tövbe istiğfar etmiştir.

Haramdan kazananla ortaklık olmaz. Ebu Hanife hileye göz yuman ortağınla işbirliğini hemen kesmiştir. Koyunların çalındığını duymuş, koyun ömrünü sormuş, yedi yıl çalıntı koyun eti yerim diye koyun eti yememiştir.

Helalden yiyip içenin bedenini toprak yemez derler. Haram yiyeni cennet kabul etmez. Haramdan beslenen vücudun yeni cehennemdir. İki şeye çok dikkat etmek lazım; ağızdan giren lokmaya ve ağızdan çıkan söze.

Peygamber (as) “İnsan yediğinden ibarettir” buyurmuştur. Bir kişinin Müslümanlığı yediğinin helalliği nispetindedir.

Cenab-ı Allah şunu istiyor:

“Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz olanlarından yiyin.” (Bakara:172)

Cenab-ı Allah da kutsi hadiste şöyle buyurur:

“Ey insanoğlu! Senin vücudun et ve kandan ibarettir. O halde vücudunu helal şeylerle besle. Eğer işini dürüst yaparsan etin ve kanın cennete hak kazanır. Zira cennete haram ve şüpheli şeylerle girilmez..:” (F. Yavuz, 40 Hadis S.65)

“Günahları toplayıp sırtına alma. Çünkü hangi günahtan dolayı azap edeceğimi bilemezsin. Böylece rızkı senden kaldırırım, duana karşı kapıları kapatırım…” (Age:64)

“Ey insanoğlu! Bil ki helâl sana damla damla gelir; haram ise, sel gibi gelir. Kimin yaşayış ve rızkı temiz olursu, dini de temiz olur.” (Age:97)

Haramda hayır yoktur. Haramla hayır yapılmaz, hacca gidilmez, haramdan zekat verilmez, sadaka verilmez. Yasağa bulaştıkları için Allah, Adem’le Havva’yı Cennetten kovmuştur. Haram iş yapanın cennette yeri yoktur.

Haram, ibadetin kabulüne manidir. Mesela: Gayrimeşru yoldan elde edilen malın zekatı olmaz. Sadakası olmaz, haccı da olmaz.

Süfyan-ı Sevri şöyle demiştir:

“Ekmeğini nereden temin ettiğine bak, öyle ye. Ondan sonra da istediğin safta namaz kıl”

Hz. Ömer’in bir sözü var:

“Namaz kılmaktan çivi gibi olsanız, oruç tutmaktan yay haline gelseniz, mideniz de haram lokma varsa, umduğunuza ulaşamazsınız.”

Peygamberimiz (sav) de şöyle bildirmiştir:

“Allah yolunda sefer yapmış üstü başı tozlu adam ellerini açmış; Ya Rab, ya Rab! Diye yalvarıyor, halbuki yediği haram içtiği haram nasıl duası kabul olur. (R. Salihın:1883)

Bir hadislerinde de:

“Kim bir elbiseyi 10 dirheme alırda içinde bir dirhem haram bulunsa, elbise adamın sırtında olduğu müddetçe onun namazını, duasını Allah kabul etmez” buyurmuşlardır.

Haramdan şifada olmaz, peygamber (as) “Allah şifanızı haram kıldığı şeylerde yaratmamıştır” buyurmuştur. (Ramuz:89/6)

Alkolle, domuzla, idrarla, hayız kanı, hayvan dışkısı ile tedavi olunmaz. Bunlar necis olan şeylerdir, yenilip içilmesi haram olan bir şeyin kullanılması da haramdır. Ayrıca harama götüren şey de haramdır. Haramın bir özelliği de yaramaması ve telef olmasıdır.

Allah Kur’an’da:

“Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu göz et…” buyuruyor. Gözetmek korunmak, hassas davranmak zorundayız. Çünkü Allah soracak:

Karaca oğlan ne diyor:

Bu dünya da Ademoğluyum dersin.

Haramı helali durmayıp yersin.

Yeme el malını, er geç verirsin

İğneden ipliğe sorulur bir gün”

Kıyamet alameti:

Haramların yayılmasını ve önemsenmeyeceğini peygamber (as) kıyamet alameti olarak nitelendirmiştir, şöyle buyurmuştur:

“Öyle bir zaman gelecek ki, kişi helalden mi haramdan mı kazandığına aldırış etmeyecek” (Buhari, Buyû:7)

**

“Öyle bir zaman gelecek ki üç şey az bulunacak:

-Helal para

-Gerçek dost

-Yaşatılan sünnet”

**

“Öyle bir zaman gelecek ki, şeytan insan evlatlarına ortak olacak.

-Bu damı olacak? Denilince

-Evet olacak. Haya ve merhamet azlığından” buyurmuşlardır. (Ramuz:504/4)

Günümüzde şüpheli şeylere fazla dikkat edilmiyor. Daha çok onlar harama götürüyor.

Peygamber (as):

“Şüpheli şeyleri bırak,  şüphe vermeyene bak!” buyurmuştur. (Buhari, Büyû:3)

Şüpheli şeylerden kaçınmayan kimse harama düşer, haram ona normal gelmeye başlar. İnsan değişir kalbi katılaşır ve kararır.

Bir şey her ne kadar haram gibi görünmüyorsa da eğer günaha, harama götürüyorsa o da haramdır.

Bir şey tartışılıyorsa ondan da sakınmak ve kaçınmak gerekir.

Mesela temiz su kabına pis ve haram olan bir damla nasıl o suyu kirletiyorsa, haram az da olsa büyük olan helali haramlaştırır.

Ticarette de böyledir. Gece odun toplayan gibi davranılıyor. Helal haram sınırı tanınmıyor.

İnsanın nereden kazandığı ve nereye sarfettiği önemlidir. Kıyamette ilk sorulardan biri bu olacaktır.

Şeytan haramdan kazanılana ortak olur. onun için haramdan elde edilen meşru şekilde elden gitmez. Haram lokma yiyenin organları kendisine hizmet etmez, nefsin arzularını yerine getirir, evladı hayretmez, itaat etmez. Ayrıca haramın bereketi olmaz, huzur vermez ve meşru yola gitmez. Onun için az helal, çok haramdan hayırlıdır.

Müslüman olduğunu söyleyen kimse dünyasını kazanırken ahiretini kaybetmemelidir.

Dört şeyi dört şey temizler denmiştir:

-Dilini gıybetten, iftiradan

-Kalbini kıskançlıktan

-Mideni haram lokmadan

-Davranışlarını riyadan

Helal olmayan kazanç yolları:

Kişinin helalden talep etmesi helal yollardan kazanması, sorumlu olduğu kimselere helal olanı yedirmesi boynunun borcudur.

Kimse harama mecbur değildir. Her işin helal yönü vardır, haram yönü vardır.

Üstad Necip Fazıl, “Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir” demiştir.

Zamanın baskısı, toplumun gevşemesi haram yollarını çoğaltmıştır. Bu durumda inanç ve Allah korkusu devreye sokulmazsa,  insan günaha girer, haramdan kurtulamaz.

Bir yolda insan meşru iş yapmalıdır. Meşru ortamlarda çalışmalıdır. Haram kılınan bir şeyin üretildiği, yenilip içildiği, alınıp satıldığı yerlerde çalışılmaz. Buradan kazanılan helal olmaz.

Bir de ibadet izni verilmeyen yerde mecbur kalınmadıkça çalışılmaz.

Kur’an’da bir emir de: “Kötülükte yardımlaşmayın” dır.  (Maida: 2)Kötülüğe ortak olunmaz. Kötülüğe sebep olunmaz fırsat da verilmez.

Harama besmele çekilir mi?

Cenab-ı Allah, leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanın etini haram kılmıştır. (Bakara:173)

İçkiyi, kumarı falcılığı, şans oyunlarının şeytan işi pisliktir buyurarak yasaklamıştır. (Maida:90)

Kanı akıtılmayan hayvanın etini, elektrik verilmiş veya bir cisimle vurulup öldürülmüş hayvanın etini haram kılmıştır. (Maida:3)

Vahşi hayvanların, pislik yiyen hayvanın temizlenmeden, kedi, köpek gibi hayvanların eti helal değildir.

Bir de besmelesiz kesilen hayvanın eti, inançsız insanın kestiği hayvanın eti yenmez.

Kur’an’da: “Allah’ın ayetlerine inanıyorsanız, üzerine O’nun adı anılarak kesilenlerden yiyiniz” (En’am:118

“Üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyiniz, şüphesiz bu büyük bir günahtır.” (En’am:121)

Besmele kasten terk edildiyse o şey yenmez. Besmele çekilip çekilmediği bilinmiyorsa, İslam ülkesindeyiz, inşallah besmele çekilmiştir” der. Besmele çekilip yenir.

“Feteva-ı Hindiye de: “Bir kimse içki kadehini kaldırıp “Bismillah” dese ve içse bu kişi kafir olur. Zinaya, kumara başlarken, tavlanın zarını atarken “Bismillah” dese kafir olur” ifadeleri geçmektedir.

Besmele çekerek günah işlenmez. Allah’ın adı güzel şeylerde anılır, güzel yerlerde anılır.

Sosyal hayatta haram olanlar:

İnsan helale harama dikkat  etmelidir. Hiçbir günahı küçük görmemelidir. Çünkü biriken küçük günahlar, büyür.

Bit’atten hurafelerden kaçınılmalı, itikad düzgün, ahlak güzel olmasına dikkat edilmelidir.

Allah: “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin” (Bakara:172) diye emrediyor. Buna göre yenilip içilenlerin helal ve temiz olanlarından yenilmeli içilmelidir. Haram insanın mayasını bozar, hayatını çirkinleştirir. O vücut Allah’a ibadet etme isteği duymaz.

Kul hakkı hayvan hakkından son derece kaçınılmalıdır. Peygamberimiz üzerinde kul hakkı olanın ödeninceye kadar cenaze namazını kaldırmamıştır. Allah bu iki hakkı af etmez.

Beden de haram olan şeyler vardır, bunlardan sakınılmalıdır. Mesela; kaşları yolmak, dişleri seyreltmek, dövme yaptırmak, mazeretsiz estetik ameliyat yaptırmak, kadının saçlarını iyice kısaltması, peruk takması, bedenini teşhir etmesi, organ satışı, sağlığına zarar veren alkol, sigara gibi şeylerin kullanılması, ırzını namusunu haysiyetini koruması, gayri meşru ilişkilerden kaçınması gibi.

Organlarını haramlardan, sakındırmak, müstehcen giyinmemek gerekir.

Altın yüzük erkeklere haram kılınmıştır. Altın yüzükle namaz ihtilaflı bir meseledir.

Haram olan oyunlardan, eğlencelerden uzak durulmalıdır.

Kadın erkeğe, erkek kadına benzemekten kaçınmalıdır. Bu konuda peygamberin laneti vardır.

Kadının giyiminin nasıl olması gerektiği şu ayetlerde belirtilmiştir. (Nur:31 + Ahzab:59 – A’raf:26-27 + Ahzab:33)

Kısa ve ince giyen Esma’yı Peygamber (as) ondan yüz çevirmiş “Bir genç kıza böyle ince ve kısa giymesi uygun değildir” demiştir.

Cünüp gezmekten, hayız ve nifaslı iken ilişkiden kaçınılmalıdır. (Bakara:222)

Müslüman evi günah evi, haramların işlendiği ev olmamalıdır. Yenilen içilen, eşyalar helalden olmalıdır. Geçim güzel olmalı, ilişkiler, İslam’ı  olmalı, hayırlı nesiller yetiştirilmeli, ibadetlerin yapıldığı, meleklerin eğleştiği ev olmalı, anlamsız resimler putlar yerine raflarda güzel kitaplar olmalıdır.

Başta aile yuvaları meşru şekilde kurulmalıdır. Yuvayı yıkacak davranışlardan kaçınılmalıdır.

Haramın etkisi yansıması nasıl olur?

Haram tek kelimeyle yaramaz. İnsanın insani, İslami duygularını köreltir. Tertemiz yaratılan vücudu kirletir. Çoğu zaman insanı dinden imandan da eder.

Aşık Seyrani der ki:

Allah’ın emrine mutî im dersen

Resulün emrine itaat eyle.

Haram helal demez, bulduğun yersen

Mü’minlik sözünden feragat eyle!”

İnsanı iki şey çok etkiler: Biri beraber olduğu kişi, ikincisi de yediği gıda. Haram gıda insanın kimyasını bozar. Allah yanında değersiz duruma düşürür.

Bir ordu haram yese Allah o orduya zafer nasip etmez. Atalarımız zaferden zafere koşarken yolda yediği üzümün bedelini fazlasıyla kopardığı salkımın yerine bırakmıştır. Hiç gasp ve yağma yapmamış, kimseye zulmetme miştir.

Haram, insanın eşine, işine, çocuklarına yansır Atalarımız: “Haram yiyenin harami evladı olur” demişlerdir. Bir ata sözünde; “Dedesi koruk yemiş torununun dişi uyuşmuş” demişlerdir. Burada iki örnek vermek istiyorum:

Şeyh Vefa Hazretleri’nin oğlunun Sâkilerin su tulumlarını şişle delip seyretmesi, şikayette mucip olmuştu. Kendisinde bir hata bulamayan baba, eşine bir hatasının olup olmadığını sormuş, günler sonra kadın, çocuğa hamile iken fakir komşusunun masanın üzerinde duran portakalla nefsini köreltmesi için örgü şişini batırıp emmesini hatırlamıştır. Vefâ Hazretleri:

-İşte portakala batırılan şiş, şimdi tulumlara batırılmıştır” diyerek olayı izah etmiştir.

Bir örnek de bir ev hanımı her gün sokaktan geçen sütçüden süt alırmış, kıpının aralığından süt kabını kor, sütçü sütü katar kadında elini uzatır kabı alırmış. Bir gün sütçü kadının uzanan elini tutmuş, tabi sütle beraber kap suratına çarpılmış.

Akşam beyi eve gelince kadın:

-Söyle bakalım bugün ne halt işledin de sütçü benim elimi tuttu? diye sormuş.

Adamın bilezik almaya gelen kadının elini iyi niyetle tutmadığı aklına gelmiş.

Peygamber (as) “Başkalarının iffet ve namusuna dokunmayın ki “Kendi hanımlarınız iffetli kalsın” buyurmuştur.

Niyet çok önemlidir. İnsanın niyetine göre yaşayış farklı olur. Tarihte şöyle bir olay olmuştur.

“Nûşi Revan-ı Adil, askerleri ile giderken susar. O sırada bir bahçe görür, su ister. Bahçeyi bekleyen çocuk: “Suyum yok, size nar vereyim, susuzluğunuzu giderir” der. Çocuğun verdiği nar öyle güzeldir ki, padişah, bahçeye el koymayı aklına getirir. Bu arada bir nar daha ister. O nar da öyle ekşidir ki, çocuğa sorar:

-“Aynı ağaçtan olduğu halde narların tatları niye değişik” der. Çocuk şöyle cevap verir:

-“Sizin niyetiniz narların tadını değiştirdi efendim”

İnsanın dilinin, kalbinin, niyetinin ve midesinin temiz olması helal lokma yemesine bağlıdır. Mide temiz olursa organlara temiz gıdalar gider. Onlarda temiz iş yapar.

Hz. Ömer (ra): “Bir insanın kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayın. Konuşunca doğru söylüyor mu? Emanete riayet ediyor mu? Dünya işlerinde helal-haram hassasiyeti var mı ona bakın” demiştir.

Ahi Baba’nın ustalığa yükselen gence nasihati şöyledir:

“Ey oğul! Harama bakma, haram yeme, haram içme! Doğru, sabırlı, dayanıklı ol! Yalan söyleme! Büyüklerinden önce söze başlama! Kimseyi kandırma! Kanatkâr ol! Dünya malına tamah etme! Yanlış ölçme, eksik tartma! Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil! Kendin muhtaç iken bile başkalarına verecek kadar cömert ol.”

Haram, sofrada bereket, yüzde nur bırakmaz, hep vicdan azabı çektirir, mutsuz eder, ölümü de zor olur. Ahiretle de pişmanlık duyar.

Haram insanın ibadetine yansır, Peygamber (as): “Bir lokma haram yiyenin 40 gün duası ve namazı kabul olmaz” buyurmuştur. (R. Salihın:1883) (Ramuz:409/4)

“Bir kimse haram malı haç ederse “Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk” deyince Allah ona: “Sana lebbeyk yok, haccında kabul değildir” der. (Ramuz:418/6) buyurarak haramla ibadet olmayacağını bildirmiştir.

Haram kalbin kararmasına, taşlaşmasına neden olur. Kalp kararınca her şey kararır. Ne merhamet kalır, ne vicdan.

Bir hadiste peygamber (as) şöyle buyurmuştur:

“Bedende bir et parçası vardı. O iyi olursa bütün beden iyi olur. O bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte o kalptir” (Ramuz:204/6)

Zünnun-i Mısri şöyle demiştir:

“Kalbin karardığının dört işareti vardır:

-İbadetin tadını duymaz.

-Gördüklerinden ibret almaz.

-Allah korkusu aklına gelmez.

-Okuduklarını, öğrendiklerini anlamaz.”

Kur’an ne diyor?

-“İnsanların işledikleri yüzünden kara ve denizde düzen bozuldu.” (Rum:41)

“Başınıza gelen musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.” (Şura:30)

“Onların işlemekte olduğu kötülükler kalplerini karartır” (Mutaffifin:14)

“Ey iman edenler! Allah’ın size verdiği  iyi ve temiz şeyleri kendinize haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.” (Maida:87) buyuruyor.

Günah işleyen haram yiyen kafir olur mu?

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar:

-Tuvalette bir şey yemek günah olur mu?

Hoca cevap vermiş.

-Olmaz ama başka bir şey yiyor zannederler” demiş.

Günahı haramı işlerken biraz dikkatli olunmalıdır. Çünkü insanlar başka gözle bakar. Bir de işlenen her günahta ve haramda küfre açılan bir kapı vardır. Hiçbir günah hiçbir haram işlendiği gibi kalmaz büyür. Önce kalpte siyah nokta oluşturur. Tövbe edilmez ısrar edilirse, kalbi karartır.

Günah ve haramı inkar etmedikçe kafir olunmaz. Unutulmamalıdır ki her Allah’ın yasakladığı şey küfrün elçisidir.

Ciddi, zorla, tehditle işletilen günah ve haramdan sorumluluk doğmaz.

Hayati tehlike varsa sorumlu olunmaz (Bakara:173)

Tehdit ciddi ise mecburiyet varsa Allah afetsin. Tövbe istiğfar edilir.

Yalnız günaha harama sebep olmamak, gevşeklik göstermemek, kılıf uydurmamak şartı ile sorumlu olunmaz.

Haramın tasfiyesi nasıl olur?

Herhangi bir yolla haram kılınan şekilde gelen mal, kazanç, miras, faiz gibi şeylerin temizlenmesi gerekir.

Ne derler, ağlayanın hakkı gülene yaramaz. Helal yoldan kazanılmayan mal huzur vermez telef olur. Haydan gelen huya gider. Mazlumun ahı, zalime bela olur musibet olur.

Behlül Dâna, Harun Reşid’den bir görev ister. Harun Reşid de ona çarşının ağalığını verir. Görevine başlamak isteyen Behlül Dânâ oyalanmadan yola koyulur. İlk olarak fırına gider. Birkaç tane ekmek tartar, fakat ekmekler normal gramajından noksan gelir. Bunun üzerine Behlül Dânâ fırıncıya sorar: “Kazancın yetiyor mu? Huzurun yerinde mi, mutlu musun?” Behlül bir sorar, bin ah işitir, fırıncı hep olumsuz cevaplar vermiştir. Behlül Dânâ bunun üzerine fırıncıya bir şey demeden oradan ayrılır ve başka bir fırına geçer. Orada da birkaç ekmek tartar ve görür ki bütün ekmekler gramajından fazla gelir. Aynı soruları bu fırıncıya da sorar ve her soruya olumlu yanıtlar alır.

Bundan sonra başka bir yere gitmeden Harun Reşid’in yanına varır ve yeni bir görev ister. Harun Reşid, “Behlül vazifeni vereli çok olmadı, ne çabuk usandın?” der. Behlül Dânâ şöyle söyler: “Efendim çarşı pazarın ağası varmış. Benden önce ekmekleri tartmış, vicdanları tartmış, buna göre herkes hesabını ödemiş, bana ihtiyaç kalmamış.”

Müslüman olana haram helal hassasiyeti yakışır. Allah: “İyi işler işleyene hoş bir hayat yaşatırız. Onun mükafatını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.” (Nahl:97) buyurarak hem dünyada hem de ahirette ödüllendireceğini bildiriyor.

Dinin haram olarak bildirdiği yollardan gelen şeyler Kur’an kursuna, camiye hayır yollarına vermekle temizlenmez. Allah soracak nereden kazandın, nereye harcadın? Diyecek.

Elde edilen haramsa haramdan hayır olmaz.

Hz. Ebu Bekir (ra) kendisine ikram edilenin haram yoldan elde edildiğini öğrenince yediğini kusmuş ve “Allah’ım çıkaramadığım için beni afet” diye dua etmiştir.

Müslüman hassas davranmalıdır. Buna rağmen kendisine ulaşan haram için şöyle hareket etmelidir.

-Hak sahibine iade edilir. Değilse mirasçılarına verilip helallaşılır. Hak sahibi yoksa, onun adına dağıtılır.

-Faiz, piyango gibi yollarla geldiyse ihtiyaç sahiplerine verilir.

-Hak umuma aitse, toplum yararına harcanır. Ölenin azaptan kurtarılması için dua edilir.

Bunlardan sevap beklenmez.

Peygamber (as) hicretten önce kişilerin haklarını teslim etmiştir. Ölürken de “bende hakkı olan gelsin alsın” demiştir.


Bu yazıyı 7 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.