DOĞUM KONTROLÜ VE KÜRTAJ

Doğum kontrolü, kadın erkek ilişkileri esnasında çocuğun ana karnına düşmesini önlemek veya ana karnında bulunan ceninin çeşitli yollarla düşürülmesi demektir.

Başlangıçta doğum kontrolü, ailelerin istediği sayıda çocuk sahibi olabilmesi, ülke kaynaklarına göre nüfusun dondurulması, kadınında çalışıp ülke ekonomisine katkıda bulunması, yaşayan insanların refahının sağlanması, ilkel metotlarla çocuk düşürme neticesi ölüm ve sakatlıkların önlenmesi gibi cazip ve masum isteklerle ortaya atılıp yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır.

Doğum kontrolü propaganda edilirken; kadının genç kalması, yıpranmaması, hamilelik sıkıntısı çekmemesi ve ömrünün en güzel yıllarının çocuğa harcamaması yönünde olmuştur.

Diğer yönden geri kalmış ülkelerde açlık sıkıntısı olacağı, kısıtlı olan kaynakları tükeneceği toplu ölümler olacağı propaganda edilerek bazı ülkelerin nüfus artışı önlenmeye çalışılmıştır.

Bazı ülkelere nüfus fazlalığı, geri kalmışlığın sebebi olarak gösterilmiştir. Hâlbuki nüfus fazlalığın bir ülkenin geri kalışına sebep olmaz.

Cenab-ı Allah, her insanı yaratırken rızkı ile beraber yaratır. Yer altı, yerüstü kaynakların tükeneceği endişesi çocukları doğmadan öldürme gerekçesi olamaz.

İnsanlık tarihine bakacak olursak ilk insanların çok az yiyecekleri vardır. Kimse endişe etmesin, kimse kimsenin rızkını yiyemez. Kimse kendi rızkından daha azına da yiyemez fazlasını da yiyemez.

 

  1. a) Doğum kontrolü cinayettir:

Ana rahmine, ana karnına el uzatmak hangi gerekçe ile olursa olsun, yapılan iş bencil bir davranış ve cinayettir.

Çocuğunu öldüren ilkel insanlardan ve cahiliye insanından farklı bir iş yapılmış olmaz.

Abdullah İbn Mesut şöyle diyor:

Peygamber ( as ) a sordum:

-Ey Allah’ın elçisi! Hangi günah daha büyüktür?

-Seni yaratan Allah’a ortak koşman, dedi.

-Sonra hangisi büyüktür dedim.

-Yemeğini yer, rızkına ortak olur düşüncesi ile çocuğunu öldürmen, dedi.

-Sonra hangisi? Dedim.

-Komşusunun namusuna göz dikmen, dedi. (Buhari,Tefsir 2/25)

Dünyanın süper güçleri, tarihi bu rolü ve milli idealleri ile güçlü Müslüman Türk istemiyorlar, korkuyor ve küçülmemizi istiyor. Onun için yıllarca ülkemizin batısında ücretsiz doğum kontrol hapları dağıtılmıştır.

Bir zamanlar Fransa da sokak köpekleri o kadar çoğalır ki, halk bunlardan şikâyet etmeye başlar. Bu şikâyetler üzerine yetkililer köpekleri silahla veya zehirle öldürülme işine girişirler. Fakat sokak köpeklerinden daha önce şikâyet eden halk, bu sefer de köpeklerin acımasızca öldürülmesinden şikâyet etmeye başlar. Nihayet halkın şikâyetlerini önleyebilmek için bir çare aranır. Bulunan çare, köpekleri hadımlaştırmak, böylece nesillerini yok etmek olur. Uygulanan hadımlaştırma ile kısa zamanda köpekler o kadar azalır ki, sokak köpekleri sürüleri diye bir endişe kalmaz.

Bunu niçin anlatım? Doğum kontrolü uygulaması bir nevi hadımlaştırmadır, yavaş yavaş yok etmenin bir yoludur.

 

b)Korunma caiz mi?

İyi bir hayat yaşamayan sormuş:

-“Hocam korunmak helal mi?” Hoca:

-“Sana helal” demiş.

İhlâslı bir Müslüman sormuş:

-“Hocam korunmak helal mi? Demiş.

-“Sana değil, sen çoğal” demiş.

Zaruret olunca mezheplere göre korunma yolları vardır.

-Spiral takmak,

-Kanal bağlatmak,

-İlaç almak,

-Azil yapmak. Azil, hamileliği önlemek için erkeğin menisinin dışa akıtılmasıdır. Fakat bunun kadının gusül abdestini önleyici durumda olmamasıdır.

Azil iki tarafın rızası olunca caizdir.  Bulaşıcı bir hastalık varsa ırsi bir kötü hastalık varsa, kısırlaştırma caizdir. ( Prof. Dr. Vehbe Zuhayli. İslam Ans: 4/364 )

Eğer ana sağlığı açısından zorunlu olunca kürtaj caizdir.

c)Din ne diyor?

İnancımıza göre; canlı ve cansız her şeyin yaratıcısı, kudreti sınırsız olan Yüce Allah’tır. Varlık âlemini yaratırken her şeyi ölçülü ve dengeli bir biçimde yaratmıştır. Canlıları yaratırken onların her türlü ihtiyacı olan şeyleri de beraberinde yaratmıştır. Her canlının dünyada yaşayacağı ömrü tayin etmiş ve rızkını da takdir etmiştir.

Çocuk, evliliğin meyvesi,  hayatın sigortası, ahiretin de sadaka-i cariyesidir. Dinimiz çocukların öldürülmesini yasaklamıştır.

İslam Peygamberi: “Evlenin çünkü ben diğer ümmetlere sizin çokluğunuzla övüneceğim” (İbn Mace:1/592-1846 nolu Hadis) buyurmuş.

Biad alırken Peygamber (as) Müslümanlardan çocuklarını öldürmemeleri için söz almıştır. Zaruret yoksa, hangi safhada olursa olsun çocuğun doğmasını önlemek günahtır.

 

Kur’an da:

1.“Beyinsizce çocukların öldürülmesi yasaklanıyor.” (En’am:140)

  1. “Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin!” (En’am:151)
  2. “Biat ederken çocukları öldürmeme şartı koşulmuştur.” (Mümhıne:12 )
  3. “Geçim endişesi ile çocuklarınızın canına kıymayın.” (İsra:31)
  4. “Kıyamet gününde diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günah sebebiyle öldürüldüğü sorulacağı bildiriliyor.” ( Tekvir:8-9 )

Ana karnından çocuğun öldürülmesi Yahudilikte de yasaktır. Bugüne kadar Yahudilik ideallerinin gerçekleştirilebilmesi için Yahudiler arasında doğum kontrolü uygulanmadığı gibi doğum kontrolü taraftarı kimseler vatan haini ilan edilmiştir.

Yahudilik idealleri uğruna tahrif edilen Tevrat’ta şu emirler yer almıştır:

“Siz semereli olun ve çoğalın; yeryüzünde türeyin ve onda çoğalın” (Tevrat, Tekvin:9/7)

“Memleketinde kısır ve çocuk düşüren kadın olmayacaktır.” (Tevrat, Çıkış:23/26)

“Bugün sana emretmekte olduğum bütün emirleri yapmak için tutacaksınız ta ki, yaşayacaksınız çoğalasınız ve Rabbin atalarınıza and ettiği diyarı mülk olarak alasınız.” (Tevrat,Tensiye:8/1)

Hıristiyanlıkta da yasaktır.

Bir çocuğun öldürülmesine Hıristiyanlık dinini de müsaade etmez. Kilise baştan beri doğum kontrolüne karşı çıkmıştır. Papazlar günah gerekçesiyle kürtaj yapılmasını, doğum kontrolü uygulanmasını yasaklamışlardır. Yakın tarihten bir örnek verelim: 1968 Temmuz ayında Papa VI. Paul, Hıristiyanlara doğum kontrolünü, kürtaj yapmayı kesin olarak yasaklamıştır. Papanın bu kararına karşı çıkmak isteyen 39 papaz derhal papanın emriyle işten elçektirilmiştir. Kendisinden biraz toleranslı davranmasını isteyenlere de Papa: “kilise doğum kontrolüne ve kürtaja kesinlikle karşıdır.” Cevabını vermiş ve doğum kontrolünün her şeklinin Hıristiyanlık dininde günah olduğunu söylemiştir.

 

d)Düşmanın İmha Planı:

Halen cihan hâkimiyetinde iddialı Rusya ve İsrail, dünyayı sömürme emelinde olan batı ülkeleri nüfuslarını arttırma arzusundadır. Bunun içindir ki bugüne kadar resmi ve ciddi doğum kontrolü hareketine girişmemişlerdir. Başka ülkelere yardım için gönderdikleri doğum kontrolü için kullanılan ilaçların kullanılmasını sağlığa zararlı gerekçesiyle kendi ülkelerinde yasaklamışlardır.

Yetkililerimizin 3 çocuk tavsiyesi geleceğimiz ve milli çıkarlarımız açısından önemlidir. Nüfusun azalması o milletin yok oluşudur.

Müslümanların sayısı, Rus nüfusuna yaklaşacak diye Rusya, Müslüman Türklere zorla doğum kontrolüne tabii tutmuştur.

Çin, kalabalık nüfusuna rağmen Türkistan’ı devamlı baskı ve kontrol altında tutmuş, zorla doğum kontrolüne tabi tutmuştur.

Bulgaristan’da, Bosna’ da yaşayan Müslümanlar da aynı zulmü görmüştür.

Müslümanlara bu zulüm yapılırken Almanya da nüfusun artmasını isteyen alman yetkililer, doğumu özendirmek amacıyla kürtaj yaptırmayana 5 bin mark ödül vereceklerini ilan etmişlerdir. ( 19. 03. 1984 güneş gazetesi )

Almanya çocuk dünyaya getiren ailelere büyük oranda vergi kolaylığı, doğum aylığı bağlanacağını ilan etmiştir. ( 14.02. 1985 yeni asır gazetesi )

Papa 2. Paul Almanya da 85 bin kişiye hitaben yaptığı konuşmada şunları söylemiştir: “çocuk, tanrı hediyesidir. Müslümanların sayısına ulaşmak için Hıristiyanlar çok çocuk doğurmalıdır.” ( 11. 05. 1987 bayrak gazetesi )

Demek ki, doğum kontrolü, bir ülke nüfusunu azaltmak için bir tuzaktır. Bir bebek, bir köpek telkini düşündürücüdür. Kıbrıs da hep Türk nüfusunun artmaması Rumların ise çoğalması çalışmaları yapılmıştır.

Milli çıkarlarımız açısından konunun en çok düşündürücü başka bir yönü de, her karışı şehit kanlarıyla sulanmış topraklarımız üzerinde devlet kurma idealinde olan azınlıklar meselesidir. Evvela Türkiye’nin böyle bir problemi var mıdır, yok mudur? Yoktur diyemeyiz. Çünkü bu iş için ortada kurulmuş teşkilatlar vardır. Hüküm giyenler, elde edilen belgeler vardır.

Bu gerçeği kabul ettikten sonra acaba hiç düşündük mü? Günümüze kadar zaman zaman ayaklanan, büyük çapta katliamlara girişen, bugün de silahlanarak dış temsilciliklerimizde görevlilerimizi hunharca şehit eden bu insanlar, acaba neden doğum kontrolü diye bir şey düşünmezler? Çokları tek evli bile değildir. Karılarının yanında kumaları vardır. Baba çocuklarının sayısı sorulsa birden cevap veremez, verse de çocuklarının adlarını karıştırır.

Biz doğum kontrolü uygularken bu artışın sonu ne olacak? Unutulmamalıdır ki, bugün dünya milletlerinin ( Rusya, Amerika, Çin gibi ) ve aynı topraklar üzerinde yaşayan azınlıkların kaderlerini tayin eden bir bakıma nüfuslarıdır.

Almanya Türk çocuklarının Almanlaştırılması için çeşitli yollara başvurmaktadır. Türk çocuklarının iyi almanca bilmesi, alman geleneklerine göre yetişmesi ve öz benliklerinden kopması için büyük bir gayret sarf edilmektedir. Hatta 18 yaşını bitiren Türk çocuklarının istemeleri halinde hiçbir engelle karşılaşmadan Alman vatandaşlığına kabul edilmesi kararı alınmıştır.

Her ne kadar günümüzde savaş modern silahlara dayanıyorsa da son galibiyeti için mutlaka insan gücüne ihtiyaç vardır. Hele bizim ülkemiz stratejik bir bölgedir. Bu bakımdan kuvvetli bir orduya sahip olmamız, milli menfaatlerimiz açısından son derece gereklidir.

Bir millet için mezarlıkta yatan ölülerin sayısı bile önemlidir. Milli mücadele yıllarında Ermeniler halkını katlettiği bir beldenin kendilerine ait olduğunu iddia ederler. O belde halkı, şu teklifi öne sürer:

-Mezarlıktaki yatan Türk ve Ermeni mezarları sayılsın, hangi tarafın mezarı fazla bakılsın. Bunun üzerine Ermeniler hak iddiasından vazgeçer.

 

e)Kürtaj Cinayetleri:

“Kürtaj” kelimesi dilimize Fransızca dan girmiş, bize yabancı bir kelimedir. Bu kelime böylesine yerleşmiştir ki, halk arasında çocuk almak yerine kürtaj yapmak, çocuk aldırmak yerine kürtaj olmak şeklinde kullanılmaktadır.

Kürtajın tarihçesi çok eskidir. En ilkel toplumlarda bile mevcut olduğu bilinmektedir. Bugün olduğu gibi geçmişte de istenmeyen çocukların çeşitli yollarla doğmadan önce düşürülmesi denenmiş, böylece daha dünyaya gelmeden masum veya gayri meşru ilişkiler sonucu meydana gelmiş yavruların yok edilmesi çalışmaları ile beraber sayısız kadının telef olmasına neden olmuştur.

Bugün de kürtaj yapılmasına taraftar olanlar, kürtajı savunanlar vardır. Günümüzde kürtaj, daha ziyade kozmopolit, sosyete ve zengin ailelerin, nikah dışı ilişkilerde bulunanların meselesi olmaktadır. Kürtajın serbest olmasını isteyenler de bunlardır. Bugüne kadar gerçek Türk anasının kürtaj diye bir problemi olmamıştır. Bugün de yoktur. Genellikle kürtaj istediğinin ardında serbest bir hayat sürmek, sorumlulukların ötesinde keyfince yaşamak arzusu yatmaktadır.

Kürtaj konusu, anneyi, çocuğu, aileyi, toplumu ve geleceğimizi ilgilendiren bir konudur. Kürtajın serbest bırakılmasını istemek, insanımızın inancını, ahlakını örf ve adetlerini hiçe sayan fantezi bir istek olur. Bu konu çok iyi düşünülmeli, yanlış karar alınmamalıdır. Aksi halde bir delinin kuyuya attığı, çıkarılması zor taş olur.

Bugün kürtaja izin veren toplumlarda kürtaj, gayri meşru ilişkilerin mahsulü olan günah çocuklarını ortadan kaldırmak için kullanılmaktadır. Bu toplumlarda ahlaki değerlerin çöküntüye uğraması ve kadın erkek ilişkilerinin sorumsuz bir şekilde devamı karşısında kürtaj, hal çaresi olarak kullanılmaktadır.

f)Kürtaj Milletimiz İçin Bir Tuzaktır:

Anlaşıldığı kadarıyla ekonomik problemler icat edip kürtajı savunmak, ahlaksızlıkları için kılıf aramaktan başka bir şey değildir. Kürtajı savunmaların ileri sürdükleri gerekçelerden biri de istenmeyen çocuk probleminin ortadan kalkacağı iddiasıdır. Soruyorum: kimdir bu istenmeyen çocuk? Nereden nasıl meydana gelmiştir? Karnındaki çocuğu istemeyen kimdir? Kim ondan kurtulabilmek için hayatını tehlikeye atacaktır? İşte bu ve buna benzer sorular cevap bekleyen sorulardır.

Bu sorulara tarafsız bir şekilde cevap verildiği takdirde kürtaj isteğinin aziz milletimize karşı kurulmuş bir tuzak, ahlak, örf adet ve geleneklerimize, aile kutsallığına açılan bir savaş olduğu görülecektir.

Konunun diğer bir önemli yönü de şudur: Başlangıçta belli bir zaman için vücudum bozulmasın, gençliğimi yaşayayım gibi düşüncelerle çocuktan kaçınan ve çocuk aldıran evli kadın bir gün mutlaka analığı arzulayacak ve ana olmak için can atacaktır. Kadın bunu istemese bile erkek baba olmak, zürriyetini ispatlamak ve devam ettirmek isteyecektir. Kürtaj olan kadının ise çocuğunun olmaması büyük bir ihtimaldir. Hal böyle olunca hem kadının hem de erkeğin aile ocağına bağlılığı, nikâh akdine sadakati tehlikeye girmiş olacaktır. Ayrıca Türkiye de boşanma oranının % 50’sini çocuksuz ailelerin oluşturduğu düşünülecek olursa kürtajın nedenli bir tuzak olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

 

g)Kürtaj Cinayettir:

Kürtaj tek kelimeyle cinayettir; çünkü kürtaj, ana rahmindeki çocuğun gün yüzü görmeden insafsızca imhasıdır.

Hayat yoluna çıkmış bir çocuğun hayatına son verilmesine bir zorunluluk yoksa, asla kürtaja baş vurulmamalıdır. Tecavüze uğrama, ana sağlığı veya çocuğun sakat doğumu gibi hallerde bir zorunluluk varsa kimsenin diyeceği bir şey yoktur. Aksi halde bir cana kıymanın haklı hiçbir gerekçesi olamaz.

Meselenin ana sağlığı açısından da hayati önemi büyüktür. Her şeyden önce kürtaj, kadını yıpratan ve çökerten bir müdahaledir. Çoğu zaman annenin ölümüyle sonuçlanmaktadır. Demek ki kürtaj tehlikeli bir iştir. Bir ameliyattır. Her ameliyat gibi kürtajında ölüm riski vardır.

Kürtaj da hangi metot uygulanırsa uygulansın hayati tehlike yok edilemez. Mesela; 12 günlük hamilelerde uygulanan emme metodu, yani rahimde teşekkül etmiş kütlenin çekilmesi anında en ufak bir hata, ananın ölümüne sebep olabilir.

16 haftalığa kadar olan hamileliklerde ise rahim kazınır. Kesici ve sivri aletlerin kullanıldığı bu metotla bir çok kadın kürtaj masasında hayatını kaybetmektedir.

Daha sonraki yapılan müdahalelerde ise tehlike daha büyüktür. Kadın kurtulsa bile anne olmak arzusu kadının hayallerini dolduran bir düşünce olduğundan ana, ruhi sarsıntılardan ve bunalımlardan kurtulamamaktadır.

İleri aylarda tıp ilmi ana rahimdeki çocuğun kaç hafta olduğunu tam olarak tespit edememektedir. Eğer çocuğun organları belirmiş, canlanıp hisseden bir varlık haline gelmiş ise bu durumda çocuğun kürtajla alınması, bir insanın hayatını kastetmek olacaktır.

Bu yüzden hayatını kaybeden çocuklar ve kadınlarla kürtaj yapılan kadınların sağlığının bozulduğu, çocuklarının sakat kaldığı ve anne olma özelliğini kaybederek bir daha çocuk doğuramama tehlikesi gibi felakete uğrayanlar, göz önünde tutulacak olursa işlenen cinayetin nasıl çok yönlü bir cinayet olduğu daha iyi anlaşılmış olacaktır.

İlk günden itibaren cenin canlı olduğu kabul edilmelidir. Kürtaj olayında ana karnında ceninin kafası koparılmakla nasıl bir cinayet olduğu ortadadır. Alınan parçalarından kozmetik sanayisinde kullanılarak ikinci bir vahşet işlenmektedir. Zaruret varsa eşlerin rızası ile gebeliği önleyici tedbirler almak caizdir.

“Rahim benim, benden benim sana ne? Benden benim istediğim gibi kullanırım” demek yanlıştır. Hiç kimsenin bedeni yalnız kendine ait değildir. İnancımıza göre kimse bedeni üzerinden istediği gibi estetik dilediği gibi operasyon yapamaz. Kendini öldüremez, çocuğunu öldüremez.

Peygamber ( as ) şöyle buyurur:

-“Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, yedi helak edici günahtan biridir.” ( Buhari ve saya:23 )

Cenab-ı Allah Kur’an’da şöyle buyurur:

-“Kim bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur.” (Maide:32)

-“Haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın muhterem kıldığı cana kıymayın.”  ( İsra:33 )

Bu konuda diyanetin fetvası var:

Din işleri yüksek kurulunun; 3 Ocak 2006 tarihinde verdiği “kürtaj” konulu mütalaa da “gebelik gerçekleştikten sonra 4 aylık süre içinde de olsa kürtaj yaptırmanın caiz olmadığı” ifade ediliyor. Mütalaa da, “gebelik gerçekleştikten sonra, 4 aylık süre içinde de olsa, bir zaruret olmaksızın rahimdeki nutfe ve cenin gerek ilaç, gerekse diğer etki ve işlemlerle düşürülmesi ve aldırılması ( kürtaj ) İslam bilginlerinin büyük çoğunluğu tarafından caiz görülmemiştir” ifadelerine yer verildi.

Kürtaj, dini yönden de cinayet sayılır. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç, bir soru üzerine şu açıklamayı yapmıştır:

“Dinen meşru bir mazeret olmadıkça gebeliğin hangi döneminde olursa olsun, ceninin hayatına müdahale etmek yani çocuk aldırmak, çocuğun düşmesine sebep olmak veya çocuğu düşürmek, İslam Dininde cinayet sayılmıştır. Bu suçu işleyenler için manevi sorumluluk yanında İslam Fıkhında cezai müeyyidelerden de söz edilmiştir. Dinen meşru mazeret ise, genel anlamda ana sağlığı ile ilgilidir. Hasta bir annenin gebelik halinde tedavinin mümkün olmaması ve tedavinin gecikmesi halinde annenin hayatının tehlike arz etmesi, hiç şüphesiz cenine müdahale için meşru bir sebep sayılacaktır. Doğumun annenin hayatını kesinlikle tehlikeye sokacağı biliniyorsa, bu durumda da gebelik müddetine bakılmaksızın annenin hayatını kurtarmak caizdir. Yani iki hayattan birinin tercih edilmesi halinde annenin kurtarılması yolu seçilecektir.” ( 19-10-1983 Tercüman gazetesi )

Cenininde hakları vardır. Ana karnında düştüğünden itibaren cenin mirasçıdır. Kanunda da, dinde de bu böyledir.

 

h)Ana Karnındaki Cenin de Bir İnsandır:

Kadın, kendisine güzellik, hanımlık ve zarafet veren hormonlara sahiptir. Ömrünün en güzel yıllarını annelik için ayırmıştır. Bunun için meşru yolla sahip olduğu çocuğuna hiçbir anne kıyamaz. Ancak annenin hayatı, sağlığı söz konusu olduğu zaman anne istemese bile müdahale edilecektir ki, bu müdahalede meşrudur.

İnancımıza göre insan ve insan hayatı kutsaldır. Dinimiz insana büyük değer vermiştir. Ana karnındaki çocuk ana rahmine düştüğü andan itibaren vardır ve o da bir insandır. Regaip Kandili, Peygamberimizin ana rahmine düştüğü gece olarak kutlanmasının nedeni de budur.

Dinimiz insanın zulmedilmesini, saygısızca davranılmasını ve haklı bir neden olmadan öldürülmesini haram kılmıştır. Dünyadaki bir insanın hayatına nasıl saygı gösterilecekse, hayat yoluna çıkmış olan ceninin de hayatına öylece saygı gösterilecektir.

Kutsal Kitabımız Kur’an’da Allah ( cc ) şöyle buyurur:

“Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine verdiği rızkı, Allah’a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki ziyana uğradılar, saptılar. Onlar yola gelici de değillerdir.” ( En’am Suresi:140 )

“Fakirlik korkusuyla evlatlarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz besliyoruz. Kötülüklerin açığına da kapalısına da yaklaşmayın ve haksız yere Allah’ın yasakladığı cana kıymayın.” (En’am Suresi:151)

“Evlatlarınızı fakirlik korkusuyla öldürmeyin. Onları da sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek büyük suçtur.” ( İsra Suresi:31 )

 

ı)Ne zaman caizdir?

-Annenin hayati tehlike ile karşı karşıya olduğu zaman,

-Hamilelik, zoraki tecavüzle olduysa,

-Süt emen çocuğun sütü kesilecekse, ( Prof. Dr. Vehbe Zuhayli )  (İslam Fıkhı Ans: 4/362)

Süre nedir?

Peygamberimiz, 120 günden sonra ruhun üflendiğini ifade eder. ( Buhari Bed’ül-halk:6 )

Hanefilere göre 120 günden önce cenin insan değildir.

Şafi, Malikilere göre 40 günden önce,

Hanbelilere göre 120 günden önce mazeret varsa çocuk aldırılır. ( İslam İlmihali:2/138 Divantaş )

120 günden sonra mazeretsiz çocuk düşürmenin haramlığı üzerinde âlimler ittifak etmişlerdir. Cenin, hayat sahibi olduktan sonra, şekil tekâmül ettikten sonra caiz olmaz. (İslam Fık. Ans.4/362, Prof. V. Zuhayli )

Diyanet işleri başkanı Mehmet Görmez bir soru üzerine: 1993’te Bosna savaşında Sırp askerler tarafından tecavüzle hamile bırakılan kadınlarla ilgili sorulara Din işleri yüksek kurulunun verdiği cevabı şöyle açıkladı: “İslam toplumunun bölgede varlığını sürdürmesi açısından kurul, anne sağlığını korumak şartıyla kadınların ilaç veya tıbbi müdahale ile rahimlerini tahliyesine cevaz vermiştir.”

 

i)Kürtaj Zararlıdır:

Kürtajın anneye büyük zararları vardır. Travmalara neden olur. Suçluluk duygusuna, uyku düzensizliğine ve psikolojik rahatsızlıklara sebep olur.

  • İçerde parça kalabilir.
  • Rahim iltihaplanabilir. Delinebilir.
  • Ölüme sebep olabilir.
  • Kürtajda iki kurban vardır. Çocuklar analar.
  • Daha önce kürtajı serbest bırakan, teşvik eden ülkeler bugün kürtaja karşı pankart açmışlardır.
  • Kürtaj büyük ölçüde fuhşu yaygınlaştığı için toplum açsından da zararlıdır.
  • Kürtaj gayri meşru ilişkilerde bulunan kadınlar, erken yaşlarda fuhuş bataklığına düşmüş kızlar için kurtuluş yolu olarak görülmektedir.
  • Ayrıca evlilik hayatı ve ailenin varlığı için kürtaj bir tuzaktır. İstenmeyen ilişkileri yaygınlaştıracaktır.
  • Uzmanlar istenmeyen doğumları önlemek amacıyla yapılacak kürtajın, kadında ruhsal ve fiziksel pek çok olumsuz etkiler bırakabileceğini söylüyor.  

Konu ile ilgili sorulan şu sorulara da yer verelim:

1.- Tüp bebek caiz mi?

Meni, eşinden olursa caizdir. Başkasından alınan meni zina hükmündedir.

Taşıyıcı annelik de caiz değildir.

 

2.- Sezeryan ile doğum:

Bir mazeret yoksa normal doğum tercih edilmelidir. Daha çok sezeryanla doğumu özel hastaneler uyguluyor.

Sezeryan normal doğumun mümkün olmadığı durumlarda yapılabilir.

Normal doğum hem çocuk, hem de anne açısından sağlığa daha uygundur.

Sezeryanla doğum yapan kadın, ancak iki doğum yapabilir. Bu nüfus artışına da engeldir.

3.-Cinsiyet tayini yaptırmak caiz mi?

Genellikle ceninin cinsiyeti belli olduktan sonra erkek çocuk isteyenlerin bu arzusu İslam’a aykırıdır. Bu cahiliye devrinin bir âdetidir. Bu işlem, tıbben de yasaktır. Cenab-ı Allah’ın yaratmasına müdahaledir.

4.-Büyümeyi durdurma caiz midir?

Zihinsel özürlü veya organ noksanlığı gibi engellinin hayatına son verilmesi cinayettir. Her insanın ne durumda olursa olsun yaşama hakkı vardır. Bu hak kimsenin elinden alınamaz. Ne mazeret olursa olsun, kimsenin gelişiminin durdurulması da caiz değildir.

5.-Evlat edinmek caiz midir?

İslam’dan önce evlat edinme vardı. Peygamberimiz Zeyd’i evlat edinmişti. Allah yasakladı. (Ahzap:40 )

Mahremiyete riayet edilmek, mirasa dahil etmemek suretiyle kimsesiz çocukların barındırılması caiz olur. Onlar din kardeşi olarak kabul edilir. ( Ahzap:5 ) Bir evlat gibi yetiştirilir.

Eğer süt emzirilirse, o zaman sütanalığı babalığı doğar.

6.-Ötenazi caiz midir?

Gerekçe ne olursa olsun, hasta, sakat ve ihtiyarların öldürülmesi ölümüne sebep olunması caiz değildir. Cinayettir.

Bugün sağ olan sağlam olan herkes hasta olabilir. Bugün genç olan bir gün ömrü varsa ihtiyarlayacaktır.

Aslında muhtaç duruma düşen kimse, bizim için imtihandır. O yüzden sevap kazanırız. Allah’ın rızasını kazanırız. Yaşlanınca da yardım görmeyi hak ederiz.

Başkalarının yardımına muhtaç kişide sabredecek, şükredecek, etrafına hayır dua edecektir.

Hayat acı tatlı yönleriyle yaşanacaktır. Canı Allah verir Allah alır. Peygamberin ifadesi ile Cenab-ı Allah da o kişiye yardımcı olacak insanlar halk eder.

Rabbim rızasına uygun ömür ve işler nasip etsin.


Bu yazıyı 304 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here