Dua Tevbe ve Zikir İle İlgili Sorular ve Cevaplar

Dua ne demektir?
     Dua, yardıma çağırmak, sığınmak, istek ve yalvarış demektir.
Dua Allah’ın gazabından rahmetine sığınmaktır. Dua Allah’ın kapısını çalmaktır.
Dua ibadettir. Dua Allah’ın bir emridir.(Mü’min:60)

Duanın kabulü için neler gerekir?
      Dua edecek olan kişi önce helal gıda ile beslenmelidir. Aynı zamanda istediği şeye layık olmalıdır. Duadan önce bir miktar sadaka verilmeli ve pişmanlık duyularak yapacağı duanın kabul olacağına inanılmalıdır.
Dua dudaktan değil, içten yapılmalıdır.Olmayacak şey istenmemelidir.
Duanın kabulü için günahlar terk edilmeli ve Allah’a itaat içinde olunmalıdır.

Dua ederken eller nasıl kaldırılmalıdır?
      Dua ederken eller kaldırılır, dua bitincede yüze sürülür.
Peygamberimiz (sav) dua ederken duruma göre ellerini omuz hizasında tutmuş, bazen de biraz daha yukarı kaldırmıştır. Bazende ellerini bitiştirerek dua etmiştir.
Duada ellerin şekli fazla önemli değildir.

Her dua kabul olur mu?
      Her yapılan dua istendiği gibi kabul olacak diye bir şey yoktur. Biz duanın etkisinin hangi yönde ve nasıl olduğunu bilemeyiz.
Dua vardır, sevap kazandırır ibadet edilmiş olur. Dua vardır kazayı, belayı önler. Dua vardır, günahları affettirir. Dua vardır, insanın derecesini yükseltir, insanı Allah’a yaklaştırır. Bunun için kimse ‘’ben dua ettim, duam kabul olmadı dememelidir. Her duanın mutlaka bir faydası ve yansıması olacaktır.
Bazı insanların da hataları yüzünden duası kabul olmaz.

Dua sesli mi sessiz mi yapılmalıdır?
      Cenab-ı Allah görür, bilir ve duyar onun için dua ederken bağrılıp çağrılmaz. (A’raf:55)
Allah sağır değildir, insana şah damarından daha yakındır. Bağırarak dua edene peygamberimiz:’’sen sağıra mı sesleniyorsun? Demiştir.
Duada acele de edilmez, taşkınlık yapılmaz, yapmacık ağlıyormuş gibi yapılmaz.

Dua başka bir dilde bilinmeyen sözlerle olur mu?
      Bir şey isterken, dua ederken ne dediğini ne istediğini bilmelidir. Ağız alışkanlığı ile dua olmaz.
Dua etmek için illa Arap’ça olması şart değildir. Dua edileceği zaman dua metni aranmaz.
Herkes kendi dilinde kendi ifadesiyle dua edebilir. Ne istediğini insan kendisi iyi bilir. Allah’da daha çok bilir.

Duanın zamanı var mıdır?
      Dua her zaman her yerde olur ama mübarek zamanlarda, mübarek mekanlarda ve iyi insanların yanında yapılan dualar daha çok kabule şayandır.
Farz namazlardan sonra, ezanla kamet arasında, secdede, Cuma günü iki ezan arasında yapılan duaların kabul olacağı haber verilmiştir.
Geniş kapsamlı tutulan başkalarını da içine alan dualar kabule şayandır. Mesela insanın aile fertleri için yaptığı dualar, umuma yapılan dualar daha mâkbüldür.

Hapşırana dua edin deniliyor bu nasıl olur?
      Hapşırmak sağlık açısından çok faydalıdır. Eğer hapşıran kimse hapşırdığı için ‘’Şükür Elhamdülillah!’’ derse, ona ‘’Yerhamükellah’’ diye dua edilir. O da buna dua ile cevap verir:’’Yehdina yehdikümüllah’’ der, böylece dualaşmış olurlar. Bu müslüman’ın müslüman’a bir görevidir.
Çok yaşa demekle çok yaşanmaz.

Beddua etmek doğru mudur?
      Beddua, insanın bir başkasının kötülüğünü istemesi, kötü olmasını dilemesidir.
Peygamberimiz (as) 70 Sahabi’yi şehid eden Necid’lilere beddua etmişti. Ali imran suresinin 128. Ayeti nazil oldu. Bundan başka peygamberimiz beddua etmemiştir. ‘’ben lanet peygamberi değilim’’ demiş düşmanlarının hidayetini istemiştir.
Oğlu için, kızı için bir yakını için beddua eden ona zarar vermiş, onun huyunu, ahlakını bozmuş olur. Beddua yerine işi Allah’a havale edip, hidayeti istenmeli ‘’Allah hidayet versin’’ denmelidir.

Duanın tedavide etkisi olur mu?
      İnsanın duaya ve yalvarmaya ihtiyacı vardır. Duayı terk eden bir çok şeyden mahrum olur.
Dua güç verir, güç kaynağıdır. Dua eden, Allah’ın korumasında olduğuna, Allah’a sığındığına inanır. Onun için dua edenin içi rahatlar, huzur duyar.
Dua insana Allah’ın yardım edeceği ümidini verir. Sıkıntılı anında her insan bir tek kelime söyler; Oda ‘’ALLAH’’
Osmanlıda, Selçuklu da olduğu gibi dünyanın bir çok yerinde dua kulübeleri vardır. Dua ile tedavi yoluna gidilmektedir. Kilise dua seansları düzenlenmektedir.
Bugün duaya sarılıp, dua ile iyileştiğini söyleyenler vardır. Çünkü tahammül gücü, sabır, moral dua ile elde edilir. Tıbbın cevap veremediği noktadan sonra dua başlar.
Duanın etkisi çoktur. Mesela etkisinden korktuğumuz için beddua almamaya çalışırız.
Şerden şerlilerden korunmak için Fatiha, Ayetel kürsi, Felâk ve Nâs surelerini okuruz.
Hastamızın iyileşmesi için dua ederiz. Doktorların ömür biçtiği kişilerin duaya sarılıp, doktorları hayrete düşüren iyileşme gösterdikleri bir gerçektir.

Tevbe nedir?
      Tevbe, işlenilen hatalardan pişmanlık duymak ve affını isteyip, günah işlememeye söz vermektir.
Tevbe duadır, yalvarıştır, kulun aczinin ifadesi olup Allah’ın kapısını çalmaktır.
Tevbe kurtuluştur, insanın Allah’a yönelişidir,Tevbe arınmadır.

Niçin tevbe edilir?
      Allah kuranda tevbe edin diyor, kulluk görevi olduğu için tevbe ederiz.
İbadetleri yerine getirebilmek için manevi temizlik şartını yerine getiririz.
Günahkâr ve kötü, suçlu psikolojisinden kurtulabilmek için tevbe ederiz.
Bugünün şartlarında bilerek bilmeyerek insanın günaha bulaşmaması zordur.
Kuranda: ‘’Ey iman edenler! Hepiniz Allah’a tevbe edin ki kurtuluşa eresiniz.’’ (Nur:3) Bir hadiste de: ‘’Allah’ a tevbe edin. Ondan af dileyin. Ben günde yüz kere tevbe ediyorum’’ (Müslim, Zikir:12) buyrulmuştur.
Buna göre tevbe etmek vaciptir. Herkes tevbe etmelidir. Benim günahım yok demek büyük günahlardandır.
Günahsız, hatasız kul olmaz. Kusursuzluk Allah’ın sıfatıdır.

Günah nedir?
      Günah, insanın dünya ve ahret de zarar görmesine neden olan dinin ‘’yapma’’ dediği şeydir.
Günah, faydasızdır, çirkindir ve zararlıdır.
Günah, sadece işleyene zarar vermez. Günahın zararı umumadır. İçki, kumar, zina, hırsızlık gibi, Bunlardan herkes zarar görür.

Günahtan nasıl uzak kalınır?
      İnsanın günah işlemesi kader değildir. İnsan kendi isteği ile günah işler veya günahtan uzak kalır.
Günahtan uzak durmak için neden çoktur. Mesela; günahın cezası vardır, günaha dalanlar helak olmuştur, günah yüzünden nice aileler dağılmıştır. Her günahın ardında küfre giden bir yol vardır.
Günah madden, manen büyük zararlara yol açar. Buna göre günahın bir cazibesi olmamalıdır.

Zorla işletilen günahtan sorumlu olunur mu?
      İnsan bilerek ve isteyerek işlediği şeylerden sorumludur. Mesela zorla veya aldatılarak içki içirilen bir kimse, bu işe razı olmadığı için günahkar olmaz. Çünkü burada hile var zorlama vardır.
Burada günah işletilen, karşı tarafa kapı aralamadıysa, ümitlendirmediyse ve fırsat vermediyse, günahkar olmaz. Ama günahın işlenmesinde kusuru varsa o da günahkar olur.
Birde tehdidin şaka yollu değilde ciddi olması gerekir. Gereken tepki ve direniş gösterilmiş olmalıdır.
Peki bu günahtan dolayı tevbe gerekir mi? Her günaha tevbe gerekir. Şu fark var isteyerek işlenen günahla zorla işletilen günah farklıdır.

Tevbenin ne gibi şartları vardır?
      Tevbenin kabul olması için bazı şartları vardır. Kısaca bunları şöyle sıralayabiliriz: önce işlenen hatadan dolayı pişmanlık duyulur. İşlenen günah kesin olarak terk edilir. O günahı bir daha işlememeye kesin olarak söz verilir. Bundan sonra tevbe edilir.
Eğer günah ve hata kula karşı işlendiyse, hak iade edilir helalleşilir ondan sonra tevbe edilir.
Tevbe etmeden önce abdestli olunur, bir miktar sadaka verilir, mübarek zaman ve mekân gözetilir, iki rekat namaz kılınır ve büyükler vesile kılınırsa, tevbe inşallah kabul olur.

Allah her tevbe edenin tevbesini kabul eder mi?
      Allah Kur’an’da: ’’tevbe edin, rahmetimden ümidinizi kesmeyin’’ diyor.
Tevbe etmek kula vaciptir. Şartlara uyulduktan sonra tevbe edilirse, Allah’ın kabul edeceği ümid edilir. Ayrıca ‘’rahmetimden ümit kesmeyin’’ diyor. (Zümer:53)
Kimse benim günahım büyük, Allah beni affetmez dememelidir. Ümitsizlik insanı daha da kötü eder.
Allah büyük günah işleyip tevbe etmeyeni, şirk koşanı affetmez. Kulluk defterinden silinenleri affetmez.
Tevbe kapısı ölüm anına kadar açıktır.
Kul korku il ümit arasında olursa tevbesi kabul edilir.

Tevbenin kabul olup olmadığı anlaşılabilir mi?
      Eğer tevbe kabul olduysa, kul şeytanın, nefsin tuzaklarına düşmez, günah işleme arzusu duymaz, kalbinde huzur duyar, iyilerle olmaktan zevk alır, ibadetler ona zevk verir, insanlar ondan zarar görmez. Kötü ve kötülere soğuk bakar, işte o zaman tevbe kabul olmuş demektir.
Tevbe etmenin ne gibi faydaları vardır?
Tevbe etmenin faydası çok yönlüdür. Tevbe eden rahatlar, günahlardan kurtulur. Kötüyüm deyip karamsar olmaz. Ben tevbe ettim, Allah’a söz verdim der, iyi insan olur.
Tevbe edenin yüzü kızarmaz, eksiklik, eziklik duymaz.
Tevbe insanı manen yüceltir, Allah’a yönelişini sağlar.
Tevbe eden affedilir ve Allah’ın rahmetine kavuşur.
Günah, tevbe edildiği takdirde sevaba dönüşür.
Günah işlayenin nikahı düşer mi? Düşerse ne yapılmalıdır?
      Bazı büyük günahlar vardır ki, insanın imanına zarar verir. O zaman imana bağlı olan nikâh ta gider. Bu durumda yapılacak şey şudur:
Önce pişmanlık duyulur, günahlara tevbe edilir, kelime-i şahadet getirilerek imanla beraber nikâh da tazelenir.

Günah işlemek abdesti bozar mı?
      Abdesti bozan günah vardır, bozmayan günah vardır. Bazı günahlar abdesti değil imanı bile bozar, insanı küfre götürür.
Mesela içki içmek abdesti bozar, namaz içkili iken kılınmaz.(Nisa:43) Kumar şeytan işi pisliktir. Yalan, gıybet, şehvetle, karşı cinse bakmak, abdestte ve namazda hayır bırakmaz. Hırsızlık, zina, içki imanlı iken yapılacak işler değildir.

Günahın yansıması olur mu?
      Peygamberimiz: ‘’İnsan yediğinden, içtiğinden ibarettir’’ demiştir.
Atalarımız da: ‘’Haram yiyenin harami evladı olur’’ ‘’Dedesi koruk yemiş, torununun dişi uyuşmuş’’ demişlerdir.
Bazı günahlar insanın işine, eşine, evladına yansır. Başkasına zarar verenin kendi de yakınları da zarar görür.
Allah şöyle buyurur:
-‘’İnsanların işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu.’’ (Rum:41)
-‘’Başınıza gelen musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.’’(Şûra:30)
Ayrıca işlenen günahlar yüzünden insanın rızkı daralır, rızkın elden gitmesine neden olur. Günah bir başka günaha götürür, günah, kötü ve çirkin görülmez olur. Hayatın sonunda da imansız gitme tehlikesi vardır. Çünkü insan nasıl yaşarsa öyle ölecektir.
En önemlisi insan Allah’ı terk ederse, Allah’da onu terk eder. Kulluk defterinden siler.
Zikir ne demektir?
      Zikir hatırlamak, anmak demektir. Dinde Allah’ı hatırlamak, Allah’ı anmaktır, Allah’a yalvarmaktır.
Zikir Allah’ın emridir. ‘’Zikredin, beni anın, bende sizi anayım’’ diyor. Kur’an:’’Kalpler Allah’ı anmakla huzur bulur’’ diyor.
İnsan Allah’ı dili ile kalbi ve bedeni ile anar.
-‘’Zikir en büyük ibadettir.’’ (Ankebut:45)
Allah:’’Beni anın ki, bende sizi anayım’’ diyor.(Bakara:152)

Bağırarak yüksek sesle zikir olur mu?
      Allah Kur’an’da kendisini şöyle zikretmemizi emretmiştir: ‘’Kendi kendine yalvararak, ürpererek yüksek olmayan bir sesle, sabah akşam rabbini an, gafillerden olma.’’(A’raf:205)
Allah’ı yüksek sesle zikredenlere peygamber (as): ‘’siz sağıra mı sesleniyorsunuz?’’ demiş susturmuştur.
Bir hadislerinde: ‘’En hayırlı zikir, gizli olan zikirdir.’’buyurmuşlardır.(B.H Kül:5/234)
İbadetlerde huzuru, huşuyu ve sûkûnu bozacak hareket ve taşkınlıklardan kaçınmak gerekir, çünkü İslam’ın özüne uygun düşmez.


Bu yazıyı 4.572 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.