Düğünlerde yapılan hatalar neler biliyor musunuz?

Düğünler inancımıza geleneklerimize uygun yapılmıyor. Düğün yapıyorum diye israfa giriyor, başkalarına rahatsızlık veriyoruz. Kendimiz günaha giriyor başkalarını da günaha sokuyoruz.
Aşırı isteklerde bulunarak, basit şeyleri büyüterek dünürler birbirini kırıyor, işin başında dargınlık başlıyor.
Yapılan eğlenceler bize yakışır olmuyor. Düğün, dini bir törendir. Aile yuvasının ömrünü uzatacak, hayırlı nesillerin yetişmesine neden olacak şekilde düğünler yapilmalıdır. Aile günah temeli üzerine kurulursa ,o aile yuvasında hayır olmaz bir hadisde:”Bereketi en çok olan düğün, külfeti en az olan düğündür ” buyrulur. (Ahmetbin Hanbel, müsned:6/82)
-Allah Rasülünün diğer hadislerindede söyle diyor:
-“Kendilerine zulmedenlerin bulunduğu yerde bulunmayın””sakın sizden biri içki bulunan sofraya oturmasın.”(Tirmizi Edep:43)
-“Yemeğinizi itikadı düzgün olanlar yesin.”(R.Salihın:365)
-Allah Rasûlünün bir hadisi var: “Allah ‘a yemin olsun ki, aşırılık ve oyun eğlence üzerine geceleyenler, sabah domuz ve maymun sûretinde kalkar. Buna sebep haramı helâl saymaları,çalgıcı kadınlar edinmeleri, içki içmeleridir…” (Ramuz El Ehadis: 459/2) diyor.
İslâm’da meşru olmayan zevklere müsaade yoktur.
-Kuran’da:”Kim iyi bir işe aracılık ederse, onunda o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse, onunda ondan bir payı olur. Allah herşeyin karşılığını vericidir.” (Nisâ Sûresi: 85) buyrularak olumsuz çığır açmak konusunda Müslümanlar uyarılmıştır.
Düğünlerde milli eğlence , milli oyunlar unutuluyor kalbe nifak sokan danslar yapılıyor.
Dans başlangıçta cinsi arzuları tahrik için vasıta olarak kullanılmıştır. Dans figürlerinin ifade ettiği anlam açıktır.
Ahlak düşmanı Freud:”Dans cinsi arzularının tabii ifadesidir. Kolektif faaliyetler ile şehveti tahrik etme tekniğidir” der.
Jan Jak Ruso, Emil adlı eserlerinde şöyle der: (Sayfa: 293) “Dans, şeytanın icadıdır. Şeytan bu yolla insanların arasına girer, yaptırdığı cilvelerle onları tahrik eder” der.
Sarmaş dolaş yapılan dans, normal insanı bile çileden cıkarır.
Rus yazarı Tolstoy’a göre:” dans, genç ruhları şehvetle buluşturan bir azırıcıdır. Ömrümce iffet ve namusuna özen gösterdiğim kızımın dans salonunda bir delikanlının göğsü üzerinde teri terine karışmış teni tenine dokunur bir vaziyette fırıl fırıl döndüğünü gördüğüm zaman şöyle haykıracağım gelir.
-Çapkın! Bırak kızımı kollarının arasından. Çünkü ona hangi niyetle ve fikirle sarıldığını biliyorum.” (Acıklı Günler)
İngiliz Elçisi Mıstır Portır, hatıralarında şöyle der: Türkler dans etmez dans edenlerede iyi gözle bakmazlar. Türkler, dansı insanlık şerefini lekeleyen insanın bayağı tarafına hitap eden bir hareket telakki ederler. Dans etmek için deli yada sarhoş olmak gerektiğine inanırlar.
Dans da dansöz de meşru değildir. Hele ceket yakarak tabakların üzerinde tepinmek insani değildir.
Dansın Fransa’da cinnet haline geldiği dönemlerde kanuni S.Süleyman, Fransa kralına mektup yazarak bu tür hareketlere son vermesini istemiştir. Fransa’da uzun bir zaman dans yasaklanmıştır.
Atalarımız:“davet edilen yere erinme, davet edilmeyen yerde görünme” demişler. Ama her davete gidilmez. Darılacak kırılacak, bakılmaz haram ve günahın işlendiği yerde bulunmak Allah’a isyandır. Uygun olmayan yerde bulunmak o yerin ve yapılanların tasvip edilmesi ve meşrulaştırılması demektir.
Komşu, akraba, arkadaş kim olursa olsun adam gibi düğün yapsın.


Bu yazıyı 826 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here