DÜNYA – ÖLÜM – AHİRET

a)Hayatın iki ezan arası olduğunu biliyor muyuz?
Dünya, bir misafirhane, dünyada sadece yapılan işler ve kefen insanın…
Şakik-i Belhi mezarlıkta:“ Bunların çoğu yalancı” der. Nasıl derler cevap verir:“Bunlar ölmeden önce şu benim bu benim derler, öğünürlerdi şimdi görüyorsunuz öyle değil” der.
Alamadım, veremedim dünya gayreti, ahreti kaybettiriyor. Bir türlü dünya-ahiret dengesi kurulamıyor. Dünya işi ayrı ahret işi ayrı tutuluyor. Şu hadisi herkes biliyor:” Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış…” Bu kadar mı? Gerisi işimize gelmiyor“… Yarın ölecekmiş gibi ahret için çalış.” “Sizin hayırlınız dünyası için ahretini, ahreti için dünyasını terk etmeyendir.” (Ramuzel-Ehadis:363)
Peygamber (as) haber veriyor: Allah cehennemde azabı en hafif olana soracak:-“Dünyada her şey senin olsaydı bu azaptan kurtulmak için onları verir miydin? Oda: Evet der. Allah ona: Ben senden onların çok azını istemiştim” der. (Age:94/5)
Para temiz değildir mikrop saçar. Tifo, hepatit A, dizanteri, ishal, grip, parazitsel hastalıklar ve tüber küloz gibi hastalıkların paralardan geçebileceğini biliyor musunuz? ( 01-06-2010-Yeni Şafak)
* * * * * * *
b)-Cenab-ı Allah bizi nasıl uyarıyor bakın:
-“Ey iman edenler! Mallarınız, evlatlarınız sakın sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.” (Münafikın:9)
-“Dünya hayatı aldanma ve metadan başka bir şey değildir.”(Bakara:185)
-“Sakın dünya hayatı seni aldatmasın.”(Fatır:5)
-“Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence bir süs, aranızda övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden ibarettir… Dünya hayatı, aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir.” (Hadid:20)
-“Dünya hırsı ile yaşayan ahirtte:”Malım bana fayda vermedi.” Diyecek. Onun için: Tutun onun elleri boynuna bağlayın, sonra onu alevli ateşe atın.” Denilecek. (Hakka:31)
Peygamber (as) da: Gözünü dünya işlerine kaptırıp ahreti unutmaktan sakın.” (R.Salihin: 481) der.
* * * * * * *
c)Üzüntüsü çekilecek keşke denilecek önümüzde ne durumlar var biliyor musunuz?
-Kitabı soldan verilen derki:”Keşke kitabım bana verilmeseydi.” (Hakka:25)
-“Eyvah malım bana fayda vermedi” diyecek. (Hakka:28)
-“Keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım.” Diyecek (Kehf:42)
-“Keşke bir imkân bir dönüş olsaydı da inananlardan olsaydık” der. (Şuara:102)
-Şeytana uyan:”Keşke seninle benim aramda doğu ile batı kadar uzaklık olsaydı” der. (Zuhruf:38)
-Ateşin karşısında inkârcı:”Keşke bir daha dünyaya geri gönderilsem de, inkâr etmesem, inananlardan olsam” der. (En’am:27)
-Ahrette inanmayan:”Keşke toprak olsaydım” diyecek. (Nebe:40)
-Bazıları:”Keşke burası için dünyada bir şeyler yapıp yollasaydım” diyecek. (Fecr:24)
-İnkârcı:”Keşke bende inansaydım” diyecek. (Hicr:2)
-Kendisine zulmeden azabı görünce :”Keşke bende peygamberle beraber yol tutsaydım” diyecek. (Furkan:27)
-Kötü insanları dost edinen:”Keşke falancayı dost edinmeseydim” diyecek. (Furkan:28)

-Ateş karşısında:”Keşke Allah’a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik” diyecekler. (Ahzab:66)
“Keşke” diyenlerden olmak ve olmamak insanın kendi elindedir.
* * * * * * *
d)Mezarlıklar ne diyor biliyor musunuz?
-Her şey fani, ancak Allah baki,
-Her doğan, yaşayan, bir gün ölecek.
-Dünya bir misafir hane, bir yolcunun mola yeri, bir gün bana geleceksin.
-Öncekilere ne olduysa, size de o olacak. Buradakiler gibi bir gün sıra size gelecek.
-“Yeryüzünde bulunan canlı yok olacak.” (Rahman:26)
-Sen rüyadasın, ölüce uyanacaksın. Bak şu dikili taşlara “doğdu-öldü” yazıyor. İkisi arasında bir çizgi var.
-Bak yaşlanıyorsun saçın sakalın ağarıyor.
-Birkaç günde bir yakınlarını buraya bırakıp gidiyorsun ama kendinin geleceğini düşünmüyorsun, buraya gelmek için hazırlık yapmıyorsun. Burada sana gerekli olan şeyleri hazırlamıyorsun, neden?
* * * * * * *
e)Ölüm anı nasıl davranılır biliyor musunuz?
-Ölüm anı taşkınlıklar yaparak günaha girilmemeli, ölen de hayırdan mahrum bırakılmamalıdır.
-Ağlanıp sızlanmamalı cenaze bu yüzden azap görür.
-Övünerek onda olmayan vasıflar söylenmemeli. Melekler demek sen böyle, böyle miydin? Diyerek azap ederler.
-Borcunun, vasiyetinin olup olmadığı sorulmalı.
-Ölende, hayır hasenatını son ana bırakmamalı.
-Helalleşilmeli,son sözünün tevhit ve şahadet olması ve imanla gitmesi için çalışılmalı. Yasin okunmalı, dua edilmelidir. Bir hadiste: “Ölen için Yasin okunursa, ölümü kolaylaşır, azabı hafifler.” Buyrulur.(Ramuz El-Hadis:79/4)
-Ölüm olayı gerçekleşince başında Kuran okunmaz. Gözü kapatılır, eli, ayağı, çenesi bağlanır.
-Ölenin ardından konuşulmaz, rahmetle anılır, varsa vasiyeti yerine getirilir.
-Müslüman ölmek, yaşamaya bağlıdır. Melekler müminin canını alırken: “Selam size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete.” Der.(Nahl:32)
-Kafir münafık ise son anda Allah’ın azabı ile korkutulur. Tadın azabı derler.
Ölüm gizli tutulmuştur. İnsan nerede ne zaman, ne şekilde öleceğini bilemez.(Lokman:34) Ölümün vakti belli olsaydı, öleceği söylenen hasta gibi herkes gün sayardı. Bozuk moralle yaşar, her şeye boş verirdi, idealsiz yaşardı, hayatın değeri olmazdı.
Ecel değişmez.(A’raf:34+Nahl:62) Ölen içinde “Erken öldü.” Denmez. Kimse birbirine ömür veremez. “Ölümden kurtuldu.” “Falanca kurtardı.” İfadeleri yanlıştır.
Ömrün uzaması demek, mutlu, huzurlu yaşamak demektir.
* * * * * * *
f)Ölüme nasıl gidilir bilen var mı?
-Ölümü unutma, ölüme hazırlan, bunlar birer nasihat olarak kalıyor.
-Büyüklerimiz hep “Ölümü unutma!” uyarılarında bulunmuşlardır. Hz. Ömer(ra) her
gün kendisine “Öleceksin Ya Ömer!” diyerek, öleceğini hatırlatan bir adam tutmuştu. Bizden
öncekiler beşikle mezar arasındaki mesafeyi hep hatırlarında tutmuşlardır.
Osmanlı Padişahları Topkapı Sarayı’nın girişinde özel bir yer yaptırmışlardı. Öldükleri zaman burada yıkanırlardı. Her saraya girişlerinde bu teneşir tahtası olarak kullanılan yeri görürler, dünyanın cazibesine kapılmazlar, şan, şöhret peşinde koşmazlardı.
Vahdettin bu yeri ilk görüşünde şöyle demiştir:
-“Taht ile teneşir tahtasının arası ne kadar yakınmış!”
En son İstanbul’dan ayrılırken kendisine: “Hazineden yanınıza bir şeyler alın.” Diyenlere şu cevabı vermişlerdir.
-“O millet malıdır. Taht ile teneşir tahtası arasındaki mesafeyi bilirim.”
İnsan özellikle ölümü öleceğini ve hesap vereceğini unutmaya yatkındır. Cenab-ı Allah:”Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ında onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın…”(Haşr:19) diye uyarıyor.
Müslüman’ın imanı korumak, günahtan korunmak, amellerinin boşa çıkması, Azrail’e hazırlıksız yakalanmak ve ahreti unutmak gibi korkuları olmalıdır.
Doktor, bir yıl ömrün kalmış dese ne yapılır? Ama biz bir yıl ömrümüzün olup olmadığını bile bilmiyoruz. Kışa hazırlandığımız kadar ahrete hazırlanmıyoruz.
Mahşer ortamına hazır mıyız? Sorulacak soruların cevabı hazır mı? Amel defterinin ne taraftan? Oku kitabını seyret çevirdiğin filmleri denilecek. Hesaba çekilmeden kendini hesaba çekebiliyor musun? Dünyadaki yaptığın hesap kitap gibi ahretin hesabını yapabiliyor musun?
Hiç düşündün mü biz hatalarımızı, günahlarımızı, isyanlarımızı, ihtimallerimizi unuturken, Âlemlerin Rabbi olan Allah, hiçbirini unutmuyor. Her şeyi kayda alıyor. (İnfitar:11)
Biliyor musun Cenab-ı Allah görüyor, biliyor ve soracak! Ben seninleydim ya sen kiminleydin? Diyecek bundan haberin var mı?
İşte o zaman “Keşke toprak olsaydım.” Diyenlerden olma(Nebe:40) Ömür insanın zannettiği kadar uzun değil. Mezar taşına bak “Doğdu-öldü.”yazıyor.
Ölüm anındaki pişmanlık ahretteki pişmanlık hiç fayda vermez biliyor musun? Hep soruyoruz kıyamet nasıl kopacak? Ne zaman kopacak? Diye kıyamete ne hazırlanacak hiç ona bakmıyoruz.
Biliyor muyuz? Cehennemde ateş yok. Herkes kendini yakacak ateşi dünyadan götürecek.
Peygamber (as) şöyle buyurmuştur:
“Bir zaman gelecek ümmetim beş şeyi sevip beş şeyi unutacaktır:
1. Dünyayı sevip, ahreti unutacaklar.
2. Hayatı sevip, ölümü unutacaklar.
3. Saray ve köşkleri sevip, kabirleri unutacaklar.
4. Malı sevip, hesabı unutacaklar.
5. Yaratılanı sevip, yaratanı unutacaklar.
Paşa ölmüş, imam “Er kişi niyetine” diye niyet etmiş, bir arkadaşı hocaya:”Hoca, er değil, paşa paşa…” demiş. Biliyor musun ölüm herkesi eşit yapar ve ölümden gayrı her şey yalan… Ölen asla yok olmaz. İlk çağ insanı bile hayatın devam ettiğine inanıyordu. Cenazeler ona göre gömülüyordu. Peygamber (as) kabristana girince selam veriyordu. Hz. Ömer (ra) da bir gün kabristana gitti, selam verdi onlara dünyadan haber verdi. Hafiften bir seste ona:
-“Buraya ne gönderdiysek onu eksiksiz bulduk. Hayra harcadıklarımızdan memnun olduk, cimrilik ettiklerimizin de pişmanlığını duyuyoruz.” Cevabını verdi.
Bir arkadaşım mezarlığa yakın bir yerde yatıp uyurken bir ses ona ”Kalk üzerimden” demiş. Şiddetle ona vurmuştur.
Yaşlılık emeklilik, gaflet zamanı tüketim zamanı gezip tozma zamanı değildir. O zaman Allah’ın ikramıdır ahreti kazanma fırsatıdır. Hayattan emekli olunmaz. Emeklilik nimeti geçmişin hatalarının telafi fırsatıdır. İnsan bir gayretin içinde olursa (İnşirah:7) o zaman maşını helal ettirir ve ahreti kazanır.
Son zamanlarda unuttuğumuz ihmal ettiğimiz şeylerden biri de hasta ziyaretidir. Ölümü selâ ile duyuruyor. Ziyaretten alınacak dersler alınmadığı gibi son vazife de yapılmıyor. Peygamberimiz (sav):
-“Hastanın duası meleklerin duası gibidir”(Ramizel-Ehadis:45/1)
-Hasta ziyaretinde bulunan melekler rahmet okur. (R. Salihin:903)
-“Hasta ziyaretinde bulunan kimse dönünceye kadar cennet yolundadır.” (Müslim Birr: 39) buyurmuştur.
Hasta ziyareti, Allah’ı ziyaret gibidir. Çünkü Kutsi Hadiste:”Kulum! Ben hasta idim, neden gelip ziyaret etmedin? Denilince kul:”Sen nasıl hasta olursun, ben seni nasıl ziyaret edebilirim Yarabbi?” Deyince Cenabı Allah’ın:”
-Falan kulum hastaydı, onu ziyaret etmiş olsaydın beni ziyaret etmiş olacaktın, diyeceği haber verilmiştir. (Müslim Birr:43)
-Hasta ziyaretinde moral bozucu konuşmalar, ölenden hastalıktan, bahsedilmez. Hasta daha da hasta edilmez. Fazla oturulup can sıkılmaz. Kahvesi, çayı, meyvası yenilip içilmez.
-Hasta ölmek üzere ise Yasin okunur şahadet telkin edilir. Su verilir, dudakları ıslatılır, Kıbleye yüzü çevrilir. Hüsn-ü Hatime için dua edilir.
* * * * * * *
g)İnsan kendisinin veya başkasının ölümünü isteyebilir mi?
İnsanın canına kıyması intihardır. Canı Allah vermiştir. Kul canı almak isterse, büyük suç işlemiş olur. Dinde intihar yasaktır(Nisa:29+Zümer:53) İntihar eden cinayet işlediği için Allah’ın rahmetinden mahrum olur. Peygamberimiz:” Başımıza gelen beladan dolayı ölümü istemeyiniz” diyor. (Müslim Zikir: 10)
Biliyor musunuz intihar edenin cenaze namazı kılınmama durumu vardır.
Neden intihar ediyorlar?
İnanç zayıflığından, manasız şeyler yüzünden intihar ediliyor.
Ahlak zayıflığından sürüklenilen istenilmeyen haller yüzünden intihar ediliyor.
İbadetsizlik yüzünden boşluğa düşen, intiharı çare olarak görüyor.
İnançlı, ahlaklı, düzgün hayatta intihara sebep oluşmaz. İntiharın birkaç sebebi de şöyledir:
-Flört, erotizm ve cinsel zaaflar,
-Alkol, kumar ve yüz kızartıcı hatalar,
-Bir idealinin olmaması, hayatı anlamsız bulmak,
-Yanlış evlilikler, aile geçimsizlikleri,
-İşinde, mesleğinde başarısızlık,
-Dizilerin, yayın basının körüklemesi,
-Depresyon,
-Düzensiz bir hayat vs…
* * * * * * *
h)Başkasının intihar etmesine yardımcı olunur mu?
Başkasına kötü örnek olmak teşvik etmek, yardımcı olmak insani görev değildir.
Herkesin yaşama hakkı vardır. Hasta, yaşlı, yaşayacak çektiği acılar günahlarına kefaret olacaktır. İnsanlık borcu olanlarda onlara hizmet edecek, hayır duasını alacak o yüzden büyük sevaplar kazanacaktır.
Kasten öldürmek kadar, ölüme sebep olmakta cinayettir. Yaşlılık, sakatlık, acı çekme gibi hiçbir şey mazeret olamaz.
Yaşlılar bizim rahmet, bereket kapımız ve dua ağacımızdır. Cennet anaların ayağı altındadır. Baba cennetin orta kapısıdır. Ana baba insanın hem cenneti hem cehennemidir. (Tirmizi Birr:3+ İbni Mace Edep:1)
Peygamber (as): “ Bir genç yaşından dolayı bir ihtiyara hürmet ederse, Allah da ona yaşlılığında hürmet edecek kimseler halk edecektir.” Diyor. (R. Salihin:391)
-“Düşkünleri görüp gözetiniz, zira siz ancak düşkünleriniz sayesinde yardım görür ve rızıklanırsınız.”(Age:1/314)
-“Beli bükülmüş ihtiyarlar, süt emen bebekler, dilsiz hayvanlar olmasaydı, başınıza büyük azap ve sel gibi belalar gelirdi.” (Keşfül Hefa:2/212) buyurmuştur.
Son zamanlarda anne baba evladını öldürüyor, evlat ana babasını öldürüyor. İnsanlar ölüme terk ediliyor hiç tanımadığı kimseler öldürülüyor ne oluyor bu insanlara? Küçücük yavrular kirletilip öldürülüyor. İnsanlar diri diri yakılıyor… Bunlar değil de öldüren Hak sahibi oluyor. İdam denilince A…21 yüzyılda ha! Deniliyor. Peki 21.yy da iğrenç cinayetler işlenir mi? Hani adalet? Hani suça denk ceza?
Kuran’da kısasta hayat olduğu bildiriliyor. (Bakara:178-179+Şura:40+İsra:33)
Irak’ın işgalinden sonra Amerikalı General Mattis: insan öldürmenin eğlenceli bir şey olduğunu söylemiştir.(04.02.2005-Yeni Şafak)
Hollanda’da bebeklere ötenazi(öldürme) izni verilmiştir.(06.03.2006-Yeni Şafak)
Belçika’da her ay 40 ötenazinin gerçekleştirildiğini Sağlık Bakanlığı açıklamıştır.(27.03.2007-Yeni Şafak)
İsveç’te ölüm kliniği sahipleri hastalarının ölümünden 1.3 milyon sterlin kazandığını ve bu işin harika bir iş olduğunu söylemiştir.(04.04.2009-Yeni Şafak)
Bu vahşet örnekleri dünyaya yayılmış durumda.
İnancımızda bazı durumlarda ölenler şehittir. Şehide ölü gözüyle bakılmaz. Şehide ikram ve ihsanda bulunuluş, günahları bağışlanmıştır.(Bakara:154+Âl-i İmran:169)
Kime şehit denir?
-Allah yolunda ölene,
-Mal, can, namus, vatan savunmasında ölene,
-Suda boğulana,
-Doğumda ölene,
-Yanarak ölene,
-Salgın hastalıktan ölene,
-Yıkıntı, göçük altında ölene,
-Şehit olarak ölme arzusuyla yaşayana,
-Abdestli, ilim yolunda ölene,
-Beş vakit namazı düzenli kılan, Allah’a ve Resulüne itaat içinde ölene,(Nisa:69)
-Peygamberimizin sünnetine bağlı olarak ölen,(Buhari İltizam:2)
-Doğru tüccar,(Zinmizi Büyu:4)
-Şehitlik arzusu taşıyan,(R.Salihun:1327) kimselere şehit sevabı verilir.
1- Ölenler için bid’atler işliyoruz biliyor musunuz?
-Kul hakkı olup olmadığı araştırılmıyor. Musalla taşında helalleşme yeterli olmaz. Hak iadesi gerekir.
-Vasiyetler üzerinde titizlik gösterilmiyor.
-O gelsin bu gelsin diye cenaze bekletiliyor.
-Cenazede nutuk, slogan atılıyor.
-Çelenk, bando, fotoğraf taşıma, konvoy oluşturup korna çalma, bağırıp çağırmalar oluyor.
-Selâ verilirken… “Eşrafından” diye duyuruluyor.
-Cenazenin tıraş edilmesi, tırnaklarının kesilmesi, saçının boyanması,
-Ağlayıp sızlamak, bağırıp çağırmak, övgüler yağdırmak,
-Doğduğu yere gömmek istemek,
-Cenazenin üzerine bıçak makas koymak,
-Yüzük, diş kolay çıkıyorsa çıkarılır, değilse zorlanmak,
-Kefen mezar satın alıp ahret hazırlığını unutmak,
-Bazı kadıların başka niyetle cenaze namazına katılması,
-Ölenden kabirden ibret alma yerine ondan yardım beklemek,
-Kabre cenaze ile beraber bir şeyler koymak,
-Cenaze evinde hazırlanan yemekten yemek,
-Cenazenin ardından konuşmak,
-Gerçekleri olmayan bir usul ile devir yapmak,
-Masraflı mezarlar yapmak,
-Uygunsuz kıyafetler ile bayanların kabir ziyareti yapması, bunlar yanlış olan şeylerdir.
* * * * * * *

1)Cenaze kabre konulunca telkin var mıdır?
Cenaze gömülünce kuran okunur, dua edilir. Kabir sorgusu başlamadan cenazeye iman esasları hatırlatılır. Buna telkin denir.
Peygamber (as) ölülerini “Le ilehe illallah’ı telkin” edin. Buyurur. (Müslim Cenaiz:1)
k) Ölenlerin ardından yapılanlar ve okunanların ölüye ulaştığını biliyor muyuz?
-Ölenin ardından iyi şeyler de ulaşır, kötü şeyler de ulaşır. Mesela hayırlı evlat rahmet olur, ölüyü rahatlatır. Hayırsız evlat lanet okur, kemiklerini sızlatır.
-Ölenin borcunun ödenmesi, azaptan kurtarır.
-Yapamadığı ibadetlerin fidyesi verilir, adağı yerine getirilir, yemin kefareti verilir. Zekat borcu varsa ödenir.
-Ölenin cenaze namazı kılınır, dua edilir.
-Mezar taşına “Fatiha” yazılır okunulması istenir.
-Ölen için hayır yapılır sadaka dağıtılır.
-Ölen için hatim indirilir, mevlit okutulur, Yasin okunur. Atalarımız, kimsesiz ölüler için Kur’an okutan vakıflar kurmuştur.
-Mezarlıktan geçerken layık olanlar için üç ihlâs bir Fatiha okunur.
Peygamberimiz (sav) ölüler için dua etmiştir ve:
-“Ölülerinize Yasin okuyun azabı hafifler, ölmek üzere olanın ölümü kolaylaşır!” (Rumuz el-Ehadis:79/4)
-Kardeşiniz için Allah’tan mağfiret isteyiniz ve kendisine sukunet vermesini dileyiniz. O şimdi sorguya çekilmektedir. (R.Salihin:301)
-“Kabirdeki boğulmak üzeredir; dua bekler, dua edilirse sevinir.” (Rumuz el-Ehadis:368/10) demiştir.
Kuran da Ahzap:56’da salavat getirmemiz, Haşr:10’da önce ki Müslümanların bağışlanması için dua etmemiz istenmektedir.
* * * * * * *
l)Ölenden yardım beklenir mi?
Ölen, kalanlardan bir Fatiha beklerken, ondan bir şeyler ummak şirktir.
Ölenin dünya ile ilgisi ve tasarrufu bitmiştir; ondan çocuk istemek, şifa beklemek, yardım ummak, imdat! Yetiş demek, kabre bir şeyler bırakmak şirktir.
Kabirde yatana şikâyet etmek puta tapanlar gibi yapmak ilkel bir davranıştır.
Kabirden, içindekinden ancak ibret alınır.
* * * * * * *
m)Ölenin ruhu başkasına geçer mi?
Azabı, hesabı, cezayı inkâr edenler, ilkel toplumlarda inanıldığı gibi ölenin ruhunun başkasına geçtiğine inanırlar. Öldükten sonra hesap vermekten korkarlar.
Daha öncekiler de ”Çürümüş kemikler mi diriltilecek?” dediler, dirilmeye itiraz ettiler. (Yasin:78)
Cenab-ı Allah onlara cevap verdi:”Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek” (Yasin:79) dedi.
“…Arzı ölümünün ardından nasıl diriltiyor? O, ölüleri de öyle diriltecek.” (Rum:50)
Kışın sonunda tabiat nasıl dirilip canlanıyorsa, uyuyan nasıl uyanıyorsa, ölen de öyle dirilecek.
Ruhun başka bedene geçme inancı (reenkarnasyon), ilkel toplumlardan gelme bir inanç, saçma bir şey. Örneği olmayan, inançsızların yalanıdır. Kuran reenkarnasyonu ret eder:
-“Onlar azabı görünce keşke dünyaya geri gönderilsek de rabbimizin ayetlerini yalanlamasak…” derler. (En’am:27)
-“Dünyaya geri döndürülmemiz mümkün mü ki yaptıklarımızın başkasını yapalım… Diyerek çare ararlar.” (Araf:53)
-Rabbimiz bizi geri döndür de yaptıklarımızın yerine iyi şeyler yapalım diye feryat ederler. Size yeteri kadar ömür vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi?… denir (Fatr:37)
-“Müşriklerden birine ölüm gelip çattığında Rabbim! Beni geri gönder der.” (Müminun:99) “Geri gönder de dünyada iyi şeyler yapayım. Hayır bu boş bir laftır. Onlar için yeniden dirilecekleri güne kadar berzah(ruhların eşleştiği yer) vardır.” (Müminun:100)
Burada ruhların döneceği değil pişmanlık duyup dönmek isteyecekleri ifade edilmiştir.
* * * * * * *
N)Kabir azabı cehennem azabı hak biliyor musunuz?
Kabir, dışından görüldüğü gibi değildir. Dışı seni yakar, içi yatanı yakar.
İsa peygambere atfen:”Musalla taşı ile kabir arasında kırk soru sorulur” denmiştir.
Peygamber (sav):”Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe, ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur” (Tirmizi Zuhal:4) der. Müslüman, Müslüman olmayanlar gibi karşılanmayacaktır. Sorulan sorulara cevabını veren müminin kabri cennet olur. Ona melekler şöyle der:
-“Sen iman ettin, inandığını yaşadın ve mümin olarak öldün. İnşallah kabirden bu iman ile kaldırılacaksın o zamana kadar rahat uyu.” (Tirmizi,Cenaiz:71)
Kabirde sorulan soruların cevabını veremeyenler için azap vardır.
Bir gün peygamber (as) kabirler görür ve:
-Bunlar imtihan oluyorlar. Birbirinizi defnedeceğinizden emin olsaydım, benim şu anda işittiğim kabir azabını size de duyurması için Cenab-ı Allah’a dua ederdim. Kabir azabından Allah’a sığınınız.” Buyuruyor.(Müslim,Cennet:67)
Bir günde mezarlıktan geçerken iki kabir gösterip:” Bunlar azap görüyor. Biri idrar sıçramalarından, diğeri de gıybet etmekten” buyuruyor.
Birçok defa Peygamberimiz,”Kabir azabından Allah’a sığınız” tavsiyesinde bulunmuştur. Bak: Buhari, Cihad:25+ Nesei istiaze:5+ Müslim Mesacid:130-134
Kabirde Münker-Nekir neler soracaklar:
-Rabbin kim?
-Dinin nedir?
-Kitabın nedir?
-Peygamberin kimdir? Diyecek
Bir hadiste:”Gördüğüm manzaraların hiç biri kabirdeki kadar dehşet verici ve ürkütücü değildi. ( Tirmizi Zuhd:2308)
-Kabir ehli için Allah Resulü şöyle bilgi veriyor:
-“Kabir ahiret duraklarından ilk duraktır. Kim ki kabirde işi kurtardı, arkası iyidir. Kimse kabirde işi kurtaramadı, gerisi kötüdür.” (Ramuz el-Ehadis:105/12)
-“Kardeşiniz için Allah’tan mağfiret isteyiniz ve kendisine sükûnet vermesini dileyiniz. O şimdi sorguya çekilmektedir.”(Riyaz üs-salihin:2/301)
-“Kabirdeki boğulmak üzeredir. Dua bekler. Dua edilirse sevinir.”(Ramuz el –Ehadis:368/10)
-“Ölülerinize Yasin okununca azabı hafifler.” (Age:422/4)
Azap bedene değil ruhadır. Ama ibretlik istisnalar da olabilir. Konya’da bir mezardan ses gelir savcılık açtırır. İki gün önce defnedilen H.Z. nin cesedinin morarmış olduğu ve azap izleri görülür.(20-04-2003-Zaman)
* * * * * * *
O)Sırat nasıl bir köprüdür biliyor musunuz?
Sırat köprüsü, cehennemin üstüne kurulu bir köprüdür. Kıldan ince, kılıçtan keskin diye tarif olunur.
Sırat köprüsünün üzerinde 7 durak vardır. Her durakta kul durdurulur, sorguya çekilir, cevap veren geçer. Cevap veremeyenin vay haline!
1.Durak iman durağıdır. İmandan sorulur. İnanmayanın vay haline!
2.Durak namaz durağıdır. Namazı eksik olanın vay haline!
3.Durak Zekât durağıdır. Zekât vermeyenin vay haline!
4.Durak oruç durağıdır. Oruç tutmayanın vay haline!
5.Durak haç durağıdır. İmkânı olup gitmeyenin vay haline!
6.Temizlik durağıdır. Cünüp gezenin vay haline!
7.Durakta ana baba haklarından sorulur. Ana babasını razı edemeyenin vay haline! (M.Z. Kotku, Ehl-i Sünnet Akaidi)
* * * * * * *
Ö) Niçin dirileceğinizi hiç düşündünüz mü?
Öldükten sonra hesaptan önce hayvanlar dahil her canlı dirilecektir. Boynuzsuz koyun boynuzlu koyundan hakkını alacak. Hesaplaşma olacak. Mazlum, zalimden hakkını alacaktır. Kötü, yaptığının cezasını çekecek, iyi de iyiliklerinin mükafatını görecek. Adalet tecelli edecek herkes hak ettiğini bulacak.
Kıyamet günü sorgu var ceza var. Kuran da şöyle haber veriliyor:
“Yapmış olduklarını dilleri, elleri ve ayaklarının aleyhlerine şahitlik edeceği gün onlar için çok büyük bir azap vardır.” (Nur:4)
-“Onlar kıyameti de yalan saydılar. Biz ise, kıyameti inkar edenler için alevli bir ateş hazırladık.” (Furkan:11)
-“İnsanların hesaba çekilecekleri gün yaklaştı. Hal böyle iken onlar gaflet içinde yüz çevirdiler.” (Enbiya:1)
-“Görmez mi ki insan biz onu meni den yarattık. Birde bakıyorsunuz ki apaçık düşman kesilmiş. Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve:“Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek” diyor. Dedi ki:”Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü o her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.” (Yasin:77-79)
-“O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır. O gün bir takım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir. Yine o gün bir takım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kafirlerdir, günahkarlardır.” (Abese:34-42)
-“ O günahkarlar Rableri huzurunda başlarını öne eğecekler.” Rabbimiz gördük duyduk şimdi bizi dünyaya gönder de iyi işler yapalım “diyecekler” (Secde:12)
-“Onlar ateşin karşısında durdurulup” ah, keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak “dediklerini bir görsen!” (Enam:27)
-“O gün zalim kimse pişmanlıktan ellerini ısırıp şöyle der: “Keşke o peygamberle birlikte yol tutsaydım. Yazık bana, keşke falan sapığı dost edinmeseydim.” (Furkan:27-28)
-“İnkar edenler zaman zaman keşke bizde Müslüman olsaydık , diye arzu ederler” (Hicr:2)
-Biz size yakın bir azap ile sizi uyardık o gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkarcı kişi:” Keşke toprak olsaydım!” diyecektir. (Neke:40)
Bir hadiste bildirildiğine göre, “Kıyamet gününde öncelikle beş şeyin sorgulaması yapılacaktır:
1-Hayatı nerede ve nasıl geçirdin?
2-Bilgini nerelerde kullandın?
3-Malını nereden kazandın?
4-Malını nereye harcadın?
5-Gençliğini, sağlığını ne şekilde yıprattın?”(Tirmizi,Kıyamet:2532)
Bir başka hadiste de şöyle haber verilir:
-“Allah azabı en hafif olan cehennemliğe sorar:
-“Eğer dünya her şeyi ile senin olsaydı, şu azaptan kurtulman için verir miydin? O kişi:
-“Evet” der.
-“Senden çok daha azı istenmişti!” (İ.Canan Hadis Ans:14/223) denilir.
-“Her insanın amelini boynuna doladık. İnsan için kıyamet gününde açılmış olarak önüne konacak bir kitap hazırlarız. Oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter deriz.”(İsra:13-14)
İnfitar suresinde de: “Şunu iyi bilin ki, üzerinizde muhafızlık eden sizi her an gözetleyen yazıcılar vardır. Siz ne yaparsınız onu görür ve yazarlar.”(Ayet:10-12) buyrularak insan uyarılmıştır.
-Kitabı sol tarafından verilenler: Keşke bana kitabım verilmeseydi. Hesabımı hiç görmemiş olsaydım. Keşke ölümle yok olup gitmeseydim. Malım bana bir yarar sağlamadı, gücüm tükenip gitti. Allah, cehennemin muhafızlarına emreder: “Tutun onu, ellerini boynuna bağlayın, sonra onu alevli ateşe atın.” (Hakka:1331)
“-Kimin kitabı sağından verilse kolay bir hesapla hesaba çekilecek, ve sevinçli olarak ailesine dönecek.
Kiminde kitabı arkasından verilirse derhal yok olmayı isteyecek; alevli ateşe girecektir. Zira o dünyada ailesi için mal mülk sebebiyle şımartılmıştı.” (İnsikak: 7-13)
-“Kitap ortaya konmuştur; suçluları orda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsüz. Vay halimize! Derler bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın yaptıklarımızın hepsini sayıp dökmüş. Böylece yaptıklarının karşılığını da bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf: 49)
Mezar taşına ağa, bey, paşa, şeyh şu bu gibi unvanlar yazmaya gerek var mı?
Koca dayağından, hanım dırdırından, kayınvalide kahrından gibi kin intikam sözleri boş laflar.
Mezarlığın kapısındaki şu mısralar beni çok etkilemişti:
Yoklansın, mezarda kafası her ölenin.
Farkı var mı, bakalım hüküm darla kölenin.
Çıkmışsa ilâhi emir bahane bol.
Toprakta başlar, toprakta biter bu yol!
“Kimler geldi, neler neler istediler,
Hepside dünyayı bırakıp gittiler,
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
Ya işte! O gidenlerde senin gibiydiler.
* * * * * * *
p)Cennet cehennem şu anda var mı biliyor musunuz?
Cennette cehennem de şu anda mevcuttur. Peygamberimiz (sav) miraçta cenneti de cehennemi de görmüştür. (Necm: 13-15)
Nerede olduklarını Rabbim bilir. Şöyle buyurur:
-“Takva sahipleri için hazırlanmış cennete koşun.” (Al-i İmran: 133)
-“Kafirler için hazırlanmış olan cehennem ateşinden sakının” (Al-i İmran: 131)
* * * * * * *
r)Cennetle müjdelenen sahabiler kimlerdir?
Hz Ebu Bekir (ra)
Hz Osman (ra)
Hz Ömer (ra)
Hz Ali (ra)
Hz Talha (ra)
Hz Zübehir b. Avvam (ra)
Hz Sad b. Ebi Vakkas (ra)
Hz Sad b. Zeyd (ra)
Hz Abdurrahman b. Auf (ra)
Hz Ebu Ubeyda b. Cerrah (ra)
s)Cennet de Cehennem de Sonsuzdur.
“İman eden ve Salih ameller yapanlara Firdevs Cennetleri verilecektir. Onlar orada ebedî olarak kalacaklar; çıkmak/ ayrılmak da istemeyeceklerdir.” (Kehf, 107-108)
Cennet hayatını ebediliğine ilişkin olarak Hicr suresinde de şöyle buyrulmaktadır. “Onlar Cennet’ten çıkarılacak da değillerdir.” (Hicr, 48)
Cennetin ebediliğine, Tür 59’da açıklandığı üzere nimetlerinin bitmez tükenmezliği ile de işaret edilmektedir:
“Size açıkladıklarımız bizim vereceğimiz rızıklardır. Onlar bitip tükenecek de değildir.”
* * * * * * *
ş)Kafir cennete girecek midir?
Cennetin kapısında Lâilâhe illallah- Eşhedü enlâ ilahe illallah” yazılıdır. O kapıdan ancak Müslümanlar girer.
Kâfirin yaptıklarının karşılığı dünyadadır. Onun kazancı itibarı ve iltifat, dünyada verilir. Bu onun mükâfatıdır.
Peygamberimiz: “İman etmedikçe cenneti giremezsiniz” buyurur. (Müslim, iman: 93)
Bu konuda birkaç ayet şöyledir:
-“Rablerini inkâr edenlerin işleri fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu bir küle benzer. Yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler.” (İbrahim Suresi: 18)
-“…Onların işlerini Allah boşa çıkarır.” (Muhammed: 1)
-“…Onlar mutlaka cehenneme gireceklerdir.” (Münâfıkın: 16)
-“Ehli kitap:” Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası cennete girmeyecek” dediler. Bu onların kuruntusudur. (Bakara suresi: 111)
-“Sizden kim dininden döner ve kafir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahrette de boşa gider. Onlar cehennemde ebedi kalırlar.” (Bakara suresi: 217)
-“Onların bütün işleri boşa gitmiştir ve onlar ateşte ebedi kalacaklardır. (Tevbe: 17)
-“Ey Muhammed “ onlar için 70 kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecektir. Allah onları hidayete erdirmez.” (Tevbe: 80)
-“Akraba dahi olsalar Allah’a ortak koşanlar için af dilemek peygambere de yakışmaz, Müslümanlara da yakışmaz.” (Tevbe: 113)
t)Cehennemdekiler neler yerler biliyor musunuz?
Bu konuda Kur’an şöyle bildiriyor:
-“İnatçı zorbaya cehennemde irin içirilecektir.” (İbrahim: 16)
-“Zakkum ağacı günahkarların yemeğidir.” (Duhan: 45-46)
-“Ahirette günahkarlar kanlı irinden başka bir şey yemeyeceklerdir.” (Hakka:36-37)
-“Cehennemdekiler kaynar su ve irin tadarlar.” (Nebe: 27)
-“Elbette zakkum yerler.” (Vakıa:52)
-“Azgınlar cehennemde çağlar boyu kalırlar. Orada bir serinlik ya da susuzluk gideren bir içecek tatmazlar. Ancak dünyada yaptıklarına karşılık kaynar su ve irin tadarlar.” (Nebe 23-26) buyrulmaktadır.
* * * * * * *
u)Cehennemin ateşi dünyadan götürülür biliyor musunuz?
Abbasilerin ünlü halifesi Harun Reşid zamanında yaşamış olan Behlül Dana (VIII. Yüzyıl) dönemin evliyasındandı. Zaman zaman aklında zoru olan kimselere has tavırlar takınır, herkezde bundan dolayı kendisini deli sanırdı. Ama bunu maksatlı yapardı. Behlül Dana Harun Reşid’in yakınında bulunur, çeşitli sebebler hasıl ederek onu uyarırdı. Bir gün Behlül, üstü başı toz toprak içinde uzun bir yolculuktan gelmiş olamanın belirtileri ile Harun Reşid’in huzuruna çıktı. Harun Reşid sordu:
-Bu ne hal Bühlül, nereden geliyorsun?
-Cehennemden geliyorum ey hükümdar.
-Ne işin vardı senin cehennemde?
-Ateş lağzım oldu da ateş almaya gittim.
– Peki getirdin mi bari?
-Hayır efendim getirmedim. Cehennemin bekçileriyle görüştüm, onlar “Sanıldığı gibi burada ateş bulunmaz , herkez ateşini dünadan kendisi getirir.” Dediler.
* * * * * * *
Ü- Cennettekiler cehennemdekilere soracaklar:
-Sizi yakıcı ateşe sokan nedir?
Cehennemdekiler cevap verir.
-Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksulu doyurmuyorduk, sapıklarla beraber oluyorduk .ahireti yalanlıyorduk, sonunda ölüm geldi cattı.” (Müddessir:41-47)


Bu yazıyı 1.855 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.