EDEP, ADAP, HAYA NE DEMEKTİR?

Edep, iyi, güzel, faydalı olan şeyleri kapsar. Bu cenab-ı Allah’ın insana bir lütfudur.

Edep, iyi ve güzel davranış, güzel terbiye, güzel ahlak anlamlarına gelir. Meselâ; edepli insan denince de terbiyeli, edepli kimse kasdedilmiş olur.

Dinimizde hayırlı insan, faydalı, güzel huylu, eliyle, diliyle başkalarına zararı dokunmayan kimsedir.

Bir islam büyüğü edebi şöyle ifade eder;

  • “Edep, insanın eline, diline, beline sahip olmasıdır” der.
  • İnsanın iyi insan, faydalı müslüman olması, edepli olmasına bağlıdır. Şair şöyle demiştir:

– “Edep iledir kemal-i âdem.

Edep iledir nizam-ı âlem.

Edep bir tâc imiş nur-u Hüda’dan

Giy, o tâcı ‘emin ol her belâdan”

Edep, sosyal hayatta insanın insanlara karşı olgun davranması, onlarla iyi geçinmesi demektir.

Edep, şairin dediği gibi insanın olgunlaşmasıdır. Edep, toplumda huzurun, düzenin sağlanmasıdır. Hayalı, edepli insan, zararda görmez, zararda vermez. Edepli insan, Kur’an’ın tarif ettiği kimsedir.

Hz. Aişe (ra) peygamber (as)ın ahlakı nasıldı? Diyenlere: “Onun ahlakı Kur’an’dı” cevabını vermiştir.

İnsanın iyi müslüman olması, iyi ortamlarda, iyi insanlarla beraber olması, edepli ve terbiyeli insan olmasını sağlar. Kötü ortamlar, kötü insanlar ise insanı edepsizleştirir.

Edep kelimesinin çoğulu âdâb’tır. Âdâp, sosyal hayatta dinin güzel gördüğü, toplumun ortaya koyduğu kurallardır. Bunlar toplum düzenini sağlamak ve korumak için konmuştur.

Edep, utanmayı, çekinmeyi gerektirir. Buna haya denir.

Haya, “utanmak” demektir. “ar” anlamına da gelir. Edep ve terbiyeye uymayan konularda rahatsızlık duymak, sıkılmak ve yüzün kızarması demektir.

Haya sahibi kimse, açıktan günah işlemez. Kötü söz söylemez. İşlediği hata ile övünmez, kötü düşünmez. Günah işleyince, meleklerin kötülüğü yazmasından ve kendini terk etmesinden çekinir.

Hayasızlık insanın kalitesini düşürür ve manevi yolda ilerlemesine engel olur. Yaptığı kötülükten vicdanı sızlamaz, üzüntü duymaz. Allah ondan merhameti de alır.

Peygamber (as): “utanmıyorsan dilediğini yap” demiştir.

Kaygusuz Abdul maneviyatı olmayan insan için şöyle demiştir:

  • “Şu âdem dedikleri,

El ayakta baş değil.

Âdem manaya derler.

Sûret ile kaş değil.”

Bir yerde haya kalkarsa, hayasızlıklar yayılır: Bunu Mehmet Akif şöyle ifade eder:

  • “Haya sıyrılmış inmiş öyle yüzsüzlük ki, her yerde.
  • Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde.”

Abdurrahim Karakoç ise;

“- Kovuldu ülkeden ar, namus, haya,

Asrileştik güya uyduk modaya.

Beden açık, yüz yedi kat boya,

Sûret dinsiz, tarak deli, aynacılık,”

Kollar açık etek dizde,

Gençler zağar oldu izde,

Medeniyet budur bizde,

Güler misin, ağlar mısın?

Açıklık ar haya noksanlığındandır. Örtü ise ar ve hayanın tezahürüdür. Normal insan kendini teşhir etmez .

Haya konusu da peygamber (as) şöyle buyurur:

– “Haya, hayır getirir.” (R. Salihın:685)

-Utanmıyorsan dilediğini yap.

-“Haya, imandandır.” (Seçme hadisler:68)

-“Allah kulunu helak edeceği zaman ondan utanma duygusunu alır.”

-“Edepsizlik, çirkin söz nerede olursa orayı çirkinleştirir.” (Tirmizi Birr:47)

-“Haya ile iman bir arada bulunur. Biri giderse, diğeri de gider.” (Suyûti: 1/53)

-“Haya hayır getirir.” (Buhari, Edep:77)

-“Allah Resûlüne soruyorlar:

– Ya Resûlüllah, haya dinden midir?

Allah Resûlü cevap veriyor:

  • “Evet, hatta dinin tamamıdır. Haya, haramdan sakınmaktır…” buyurur. (Seçme hadisler:65)

Bir hadislerinde de:

“-Haya imandandır. Hayası olmayan kimsenin imanı yoktur.” Demiştir. (Age:69)

İnsanın dünyası için de ahireti için de edep, en lüzumlu şeydir. Edepsizlik, insanı hayvanlaştırır. İnsanın hayvandan farkı edeptir.

 

B- EDEBİN ÖNEMİ

Ziya Paşa’nın ifadesiyle:

Edeb ehli mazlumdur, zalim olmaz.

Edepsiz ilim öğrenen âlim olmaz.

Ehl-i irfan meclisinde aradım kıldım taleb,

Her hüner makbul imiş illa edep illa edeb.

Edep bir tâc imiş nûr-i Hüdâ’dan

Giy ol tâcı emin ol her belâdan

Edepsiz olgunluk ve incelik gibi vasıflar olmaz. İnsanda faziletler, edep ölçüsünde görülür. Edeptir insanı muhafaza eden, koruyan. Değilse, haya kirliliğinden toplum rahatsız olur. Utanmanın olmadığı, yerde insan bozulur, toplum bozulur. Aileler yıkılır.

Utanması olmayanlar için atalarımız;

  • “Ar damarı çatlamış”
  • “Kadını er değil, ar zabteder” demişlerdir.

Toplum düzeninde, insanların bir biri ile ilişkilerinde edep şarttır. Yoksa insanlar arasında güven olmaz. Utanması olmayan hep kendi çıkarını gözetir. Ondan her türlü kötülük beklenir. Haya ise hayır getirir, insanda acıma, merhamet duygusunu geliştirir. Başkasına kötü davranmayı kendi aleyhinde kötü davranmak olarak görür.

İmam-ı Gazali şöyle demiştir:

  • “Bir kadın edepten daha güzel elbise giymemiştir. Bir erkek de edepten daha güzel bir servet edinmemiştir.”
  • Utanma duygusunu Allah canlılar arasında yalnız insana vermiştir. Bu duygudur insanın şerefini, ırzını ve namusunu koruyan.
  • Edep sınırını aşan bazı kimseler “sen kalbe bak!” der. Kalbe Allah bakar.

Haya, edep olmayınca, sıkıntılı bir hayat olur. Bela üstüne bela gelir. Hem sıkıntı çeker hem de etrafına sıkıntı verir. Başkalarına kötü örnek olur ve kötülük telkin eder.

Rasûlullah bir gün zekât olarak toplanan koyunların yanına gitmişti. Koyunların yanında, onlara bakmak üzere ücret mukâbili tutulmuş olan bir çoban bulunuyordu. Efendimiz, çobanın orada yarı çıplak vaziyette dolaştığını görünce hemen yanına çağırdı ve:

  • “Bizim için kaç gün çalıştın biz de ne kadar alacağın var?” diye sordu.

(Peygamber Efendimizin bu suâli üzerine) işten uzaklaştırılacağını anlayan çoban, büyük bir endişe içerisinde;

  • “Niçin yâ Rasûlâllah? Yoksa hayvanların bakımını ve gözetimini güzel yapamıyor muyum?” diye sordu.
  • Allah Rasûlu ise, (îmandan bir şûbe olan hayâ hakkındaki hassâsiyetini şu sözleriyle ifâde etti):
  • – “Hayır ondan değil! Lâkin ben, aramızda çalışan insanların yalnız kaldıklarında bile, Allah Teâlâ’dan hayâ eden kişiler olmasını arzu ediyorum! Yalnız kaldığında Allah Teâlâ’dan hayâ etmeyen kişinin yaptığı işi istemiyorum!”
  • Edebi, hayası olmayanın, topluma faydası olmaz.
  • Yunus şöyle ifade eder:
  • “Edebim elvermez.

Edepsizlik edene.

En güzel cevap susmak,

Edebi elden gidene.”

Edepsiz olanlar ibretlik insanlardır. Şerlikleriyle başkalarına ders verirler.

Hz. Ali (ra)a sormuşlar.

  • Neden bu kadar edeplisin?
  • Edepsizlerden edep öğrendim” demiş.

Edepli olmanın büyük faydaları vardır;

  • Edepli kimse sözlerinden ve davranışlarından utanıp vicdan azabı çekmez. Yüzü kızarmaz.
  • Hayat ölçüsü Kur’an ve sünnettir.
  • Faydalı iş yapar.
  • Başkalarına saygı gösterdiği için başkalarından saygı görür.
  • Allah katında derecesi yüksektir. O Allah’ı sevdiği için Allah’da onu sever.
  • Hayatını güzel yaşadığı için akıbeti ve ahireti hayr olur.

 

C- EDEPSİZİN AYIBI ÇOK OLUR

Hz. Âli (ra) böyle diyor: “Edepsiz olan kimsenin ayıpları çok olur.”

Edepsizin işi hep kötülüktür. İnsanlardan da utanmaz, Allahtan da korkmaz. Atalarımız: “Kork Allah’tan korkmayandan” demişlerdir. Bir de: “Allah’ı olmayanın ahlakı olmaz” demişlerdir.

Edebi, ahlakı olmayan hep hainlik yapar, şerlik yapar. Onda acıma duygusu olmaz. Bu yüzden ondan insanlar ve hayvanlar zarar görür. Hep şeytani işler peşinde koşar.

Bakın, toplumda insanlara zarar veren, aldatan, cinayet işleyen, her türlü kötülüğü yapan kimselerde inanç ve merhamet noksanlığı vardır. Onda kötülüklerden alıkoyan duygu ve düşünceler yoktur.

Edebi, utanması olmayan, namus ve iffetini kaybeder. Onun kendi yakınları da iffetli olmaz. Peygamber (as): “Siz iffetli olun ki, kızlarınız ve hanımlarınızda iffetli olsun” buyurur. Çünkü, işlenen iyilikler de kötülükler de insanın yakınlarına yansır. Atalarımız:

“Dedesi koruk yemiş, çocuğun dişi uyuşmuş” demişlerdir.

İyi yaşamak, iyi örnek olmaz insanın kendisi için kazanç olduğu gibi yakınları içinde büyük kazançtır. Peygamberimiz (sav) şöyle tavsiye ediyor:

-“Siz iffetli olursanız, kadınlarınızda iffetli olur. Ana babanıza ihsan ve ikram da bulunursanız, çocuklarınızda size ihsan ve ikramda bulunur.”

İnsanın imanını; ahlakını ve iffetini koruyabilmesi, edep ve hayalı olmasına bağlıdır. İnsan, şerefini, haysiyetini, toplumdaki saygınlığını edebi ile korur.

İçinde edep olmayan sözde, edepten uzak her işte hayr olmaz.

İbni Mâce de nakledilen bir hadiste Peygamber (as) şöyle buyurmuştur.

  • “Allah bir kulu helak etmek istediğinde, ondan hayayı alır. Haya ondan alınınca, onu en fena ve nefret edilen bir insan bulursun. Onu en fena bir insan bulunca, ondan emanet de alınır. Ondan emanet alınınca, onu en hâin kimse bulursun:; onu en hâin bulunca, ondan rahmet çekilip alınır. Ondan rahmet alınınca, onu kovulmuş ve lânetlenmiş bulursun. Onu kovulmuş lânetlenmiş bulunca da, islam bağı ondan alınır. İslamla ilişkisi kesilir.” (Seçme hadisler:56/72)
  • İşte edepsizliğin sonu bu!

Edepsizliğe kılıf aranmaz. Edebe uygun olmayan bazı hareketler için;

  • O eskidendi şimdi zaman bunu gerektiriyor.
  • Kötüler örnek alınarak, herkes böyle! Âdet bu! Denmez.
  • Yozlaşmış bir harekete uyulmaz. Ne derler, ayıp olmaz mı? Denilerek sapıklara uyulmaz.

Rasûlullah zamanında bir adamın utangaç birine: “Böyle yapma! Dediğini duyunca;

  • O nu bırak, haya imandandır” buyurmuştur. (Buhari, iman:24)

İmanı olan insan, haya sahibi insandır. İslam neyi, nasıl emrediyorsa öyle yapar.

Edep ilimden önce gelir. Edebi olmayan bilgisini kötüye kullanır.

Edepli, ilim ehli ise, ilmini yaşayarak faydalı olma yolunda kullanır. İnsanlar ondan istifade ederler, bilmediklerini ondan öğrenirler.

Edepli zanaatkâr işini doğru dürüst yapar. Edepli sanatkâr edep öğretir. Toplum nizamına, toplum ahlakına faydalı olur.

Edepli yönetici, görevinde ihmal ve hainlik etmez.

Edepli evlat, ana babasına evlatlık görevini yapar, onlara saygısızlık etmez.

 

D- İYİLİĞİN KAYNAĞI

Her hayrın, her iyiliğin kaynağı dindir. Bize filozofların tavsiyeleri, görüşleri değil, Allah’ın elçisi Muhammed Mustafa’nın sözleri ve kurtuluş reçetesi Kur’an-ı Kerimin emirleri, yasakları gerek.

Ahlakı ve utanmayı Kur’an ve sünnet öğretir, emreder. İyilik yapana, hayalı davranana mükafat vaad eder. Her faydasız, her zararlı olanı yasaklar. Kötü iş yapana da ceza göreceğini bildirir.

Ahlakını, edebini yitirmiş kimsenin de “Belhüm adel” buyurarak hayvanda da aşağı olduğunu bildirir.

İnsanın ahlakını, iffetini, namusunu ve şerefini din muhafaza eder.

Kanunlar emretmez. Örf âdet ve gelenekler “Yap, yapma!” demez. Ceza ve mükafat vermez. Kural koyan dindir. Din günah, haram helal ölçülerini koymuştur.

Hz. Ömer (ra)ı değiştiren cahiliye toplumundan cennetlik insanlar çıkarıp asr-ı saadet yaşatan islam dini değil midir?

J.J Ruso: “İnanmadan da bir insanın doğru dürüst ve faziletli olabileceğine inanıyordum. Ne kadar çok yanılmışım” der.

Ashab-ı Kiramı bu hale getiren Kur’an’a ve Hz. Peygambere bağlı kalmalarıydı.

İnanç ve Allah korkusu insan üzerinde en etkili güçtür. İnsanı nefsine ve menfaatine göre değil, hak ve doğruluk üzerine hareket ettirir.

Bunun örnekleri çoktur. Meselâ; Hz. Ömer zamanında anasının ısrarı üzerine süte su kattırmayan o kızın inancı ve Allah korkusudur. “Ömer görmüyorsa, Allah da mı görmüyor ana!” demiştir.

Genç çoban Hz. Ömer’in ısrarına rağmen efendisinin bir tek kuzusunu satmamış “Efendine kurt yedi, kayboldu, öldü…. Dersin” sözü üzerine “O na öyle derimde ya Allah’a ne derim” cevabını vermiştir.

Hiçbir gücün insana yaptıramadığını din yaptırır. Meselâ; 18saat oruç tutturur, malından zekat, sadaka verdirir. Ahiret için yatırımlar yaptırır.

Dünya nizamını, din sağlayabilir. Önce insanı düzeltir, sonra dünya kendiliğinden düzeliverir.

Edebin, kaynağı dindir. Huzur ve kurtuluş islamdadır.

Şair şöyle der:

“Dinin yoksa neyin vardır?

Var tabutun kendin kaldır.

Din dayanak Hakk’tan kula,

Dinsiz adam heder ola!”


Bu yazıyı 115 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.