Evlilik

EVLİLİK NEDİR?

Evlilik, iki cinsin aile yuvası kurmak ve neslin devamını sağlamak için meşru yollarla bir araya gelmesidir.

Allah’ın emri, Peygamberin sünneti olarak insanın korunması ve neslin devamı için evlenme durumunda olan evlenecektir. Gücü yetmeyene de yardımcı olunacak, evliliğe giden yollar kolaylaştırılacaktır.

Atalarımı : “Allah ev yapana, düğün edene yardım eder” demişlerdir. Bu maksatla atalarımız vakıf kurmuşlardır. Gençlerin ihtiyaçlarını karşılayıp onları evlendirmişlerdir.

Evlilik kutsal bir beraberliktir. Allah adına söz vererek “evet” demektir.

Başlangıçtan itibaren evlilik kutsallığına gölge düşürülmeyecek şekilde kurulmalı; nişanlar, nikâhlar ve düğünler inancımıza kültürümüze, ahlâk ve edebe uygun biçimde yapılmalıdır. Toplumun temeli olan aile yuvalarının huzur duyulan mekânlar olabilmesi için evlilik kararı çok dikkatli verilmeli ve evliliğe zarar verecek davranışlardan kaçınılmalıdır.

Evlilik dinin bir emridir. Nisâ Sûresinin 3. ayetinde evlilik emredilmiş, Nur Sûresinin 32. ayetinde evliliğe elverişli olanların evlendirilme emri vardır.

Hz. Peygamber : “evlenmiş, evlenin, evlendirin, nikâh ve evlilik benim sünnetimdir” demiştir.

Mezhebimize göre; nefsine hakim olamayana, harama düşme tehlikesi olana farzdır. Evini geçindirecek olana evlenmek farzdır.

İslâm, nikahsız birliği asla hoşgörmemiş ve zina suçu saymıştır. Bugüne kadar nikâhı ve evliliği benimsemeyen toplumlar, ayakta duramamıştır. Mutlu huzurlu toplumlar ve dengeli nesiller, sağlam ailelerin eseri olmuştur.

Bugüne kadar bir toplumu dejenere etmek isteyenler, o toplumda nikâhı kaldırmaya ve aile yuvalarını yıkmaya çalışmışlardır. Bugün medyanın, nikâhsız hayatı özendirme çabası bundandır. Müstehcenliği ve cinselliği ön plâna çıkarması aile hayatını yıkmak içindir.

Hz. Peygamber : “Sizden evlenmeye gücü yeten evlensin” buyurmuştur. (Buhari  Nikâh : 3)

Gücü yetmediği için evlenemeyen günaha düşmemek için oruç tutacaktır. Peygamberimiz böyle tavsiye etmiştir.

Kişi evlenmekle iffetini, namusunu korur, insanı ve toplumu tehdit eden ahlaksızlıklar önlenir. Sağlıklı bir şekilde neslin devamı sağlanır. Yanlızlıktan kaynaklanan ruhsal bozukluklar önlenmiş olur. En önemlisi de Allah’ın ve Peygamberin emri yerine getirilmiş olur.

Evlilik ve aile bilhassa kadının sığınağı ve barınağıdır. Kadın ancak evlilikle ve yuvada korunabilir. Demek ki evlilik insanın korunması, onurunun ayaklar altına alınmaması için güzel bir nedendir.

Evlilik lüzumludur : Hz. Peygamber : “Kim evlenirse dinin yarısını tamamlamış olur” demiştir. Bir hadislerinde de şöyle buyurur : “Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse, hemen evlensin. Zira evlilik, gözü haramdan sakındırır, iffeti korur. Kimin evlenmeye gücü yetmezse, oda oruç tutsun. Çünkü oruç, şehveti köreltir” (Bülüğul Meram : 3/235)

Evlilik, insana has bir özelliktir. İnsan tek başına yaşayamaz. İnsan, ayrı iki cins olarak yaratılmıştır. (Bak :Kıyamet Sûresi  : 39, Zariyat Sûresi : 49)

Evliliğin güzel bir beraberlik olması için “Hayırlı olsun, mübarek olsun” deyip dua etmek eşler için yapılacak manevi bir destektir. Gerçekten evlilik, tebrike değer bir olaydır.

“Bekârlık sultanlıktır” diyenler, evliliğin ne olduğunu bilmeyen veya evliliği götürecek güçte olmayan veya gayri meşru hayatın içinde olan kimselerdir.

 

MEŞRU OLMAYAN EVLİLİK

1.Aralarında kanbağı bulunanların evliliği,

2.Aralarında süt bağı bulunanların evliliği,

3.Buluğ çağına gelmeyenin evliliği,

4.Akli dengesi yerinde olmayanın evliliği,

5.Aralarında denklik olmayanların evliliği,

6.Baskı ve zorlama ile yapılan evlilikler,

7.Erkeklik veya kadınlık görevini yapmaya engel özrü olanların evliliği.

8.İddeti dolmayan kadının evliliği,

9.Nikâhlı kadının evliliği,

10.Aynı cinsten olanların evliliği ve insanın başka bir canlı ile evliliği,

11. Gizli, geçici, hileli evlilik, evliliğini gizleyerek yapılan evlilik.

12.Adâleti gözetmeyen erkeğin bir başka kadınla evliliği.

13.Müşrik kadınla yapılan evlilik. (Bakara :221)

14.Zina eden, gizli dost tutananların evliliği (Maidâ :5)

15.Bir müslüman kadının müslüman olmayan bir erkekle yaptığı evlilik. Kur’an’da : “Mü’min kadınları, müşrik erkeklerle evlendirmeyin” (Bakara : 221) “Müslüman kadın inkârcılara helâl değildir.” (Mümtehıne  : 10) buyrulmuştur.

16.Ailesini geçindirebilecek işi ve parası olmayanın, hanımını dövecek, zulmedecek olanın, çocuklarını yetiştiremiyecek olanın, evli ise, eşi razı olmayanın evliliği haramdır. Birde adam huysuzca, içkici, kumarcı ise, ar-namus anlayışı yoksa, maksadı nefsi tatminse, o erkeğede evlilik haramdır.

 

EVLİLİĞİ GEÇİKTİRMEMEK

Evlilik için bir yandan hazırlık yapılmalı bir yandanda dua edilmelidir. “Rabbım, bize gözümüzün nuru eş ve zürriyetler ver” (Furkan : 74) demelidir. Hayırlı nasip, iffetli ve ahlâkı güzel eş istenmelidir.

Büyüklerde duacı olmalı ve “içinizdeki bekârları evlendiriniz” (Nur : 32) emrini yerine getirmelidir.

Dinimiz, bekâr yaşamayı uygun görmez. Bugün bazı nedenlerle evlenmekten kaçanlar olmaktadır. Bunlar :

-Zinayı flörtü meşru sayan kimseler, evliliği fuzuli görmektedir. Bunlar, evlenerek sorumluluk altına girmek istemezler.

-Toplumda evlenecek, güvenilecek doğru dürüst insan mı var? Diye düşünenler. Bunları kaldırımların ve sokakların manzarası korkutmaktadır. Yaygın ahlâksızlık onları ürkütmektedir.

-Evlenirsem ailemi geçindiremem endişesi taşıyanlar. Rızık endişesi, bunları evlenmekten alıkoymaktadır.

-Çocuklarımı yetiştiremem, terbiye edemem, mânen mesul olurum diye düşünenler, evlenmekten kaçmaktadır.

Bugün hiçbir şey evliliği geciktirmemeli ve engellememelidir. İnsan isterse tertemiz bir hayat yaşama, tertemiz eş bulma şansını elde edebilir. Bugün günaha girerim diye titreyen insanlar da vardır. Sonra herkesin bir rızkı vardır. Gelen, rızkı ile gelir, bereket getirir, rızkı veren Allah’tır. Bir de her ana baba isterse sadaka-i cariye olacak evlât yetiştirebilir.

Evlilikte acele edilmesi demek, apartopar gözü kapalı evlilik yapmak değildir. Sağlıklı karar vermek sağlam aile yuvaları kurmak gerekir.

Evlilikten kaçmak insanı günaha sokar. Günaha girmek için evlilik emredilmiştir. Henüz evliliğe gücü yetmeyen kendini kötülüklerden alıkoymak için namaz kılacaktır, oruç tutacaktır. Kendini müstehcenliklerden alıkoyacaktır. Elle tatmin yoluna gitmeyecektir. Fıkıhcılar zevk için istimnayı haramdır demiştir. Hz. Peygamber : “Elini nikah eden ve sapık ilişkilerde bulunanların kıyamet gününde Allah yüzlerine bakmaz” demiştir. (Ramuz el-Ehadis : 296/2)

Başka bir hadislerinde de : “Elle boşalan lânetlidir” buyurmuştur. (Prof. Dr. H. Döndüren, Aile ilmihali : 121)

Demek ki bir müslüman, günaha düşmemek için evlenecektir. Geçim, terbiye gibi yersiz endişeler evliliği geciktirmek veya terk için sebep olamaz. Hz. Ömer (ra) : “Nikahsız rızık arayana şaşarım” demiştir. Atalarımız da : “Nikâhta keramet vardır” demişlerdir.

Evet evlilik geciktirilmemelidir. Hz. Peygamber (SAV) : “Üç şey geciktirilmez; vakti gelince namaz, hazır olunca cenaze, dengini bulunca kız” buyurmuştur. (Tirmizi Salat : 1/171)

Bir başka hadislerin de de şöyle buyurmuştur :

“Bir kimsenin çocuğu evlendirilecek çağa gelince, gücü yetişiyorsa evlendirsin. Evlendirmez ve çocuk da kötü bir şey yaparsa mes’uliyet babaya aittir.” (Râmuz el-Ehadis :411/7)

Buna göre çocuğun evliliği geciktirilerek günaha girmesine müsaade edilmeyecektir. Evlilik yaşı gecikince :

-Gayri meşru çoçuk dünyaya getirenlerin sayısı artıyor.

-Gençler ahlâksızlığa, sapıklığa yönelerek günaha giriyor ve ahlâksızlık, meşru olmayan ilişkiler artıyor. Bu durumda genç yaşta anne olanların sayısı da artıyor.

Evlenmeyyaşı geçince, evlenme şansını kaçıranların sayısı artıyor. Aile yuvası önemini yitiriyor.

-Evlenemeyenler, hayatın acı ve tatlı yönlerini birbirleri ile paylaşamadıkları için ruhî rahatsızlıklar ortaya çıkıyor, davranış bozuklukları görülüyor, öldürme, intihar gibi olaylar böyle kimselerde daha çok görülüyor.

Evliliği geciktiren sebeplerin başında ekonomik sıkıntı başta geliyor. Boşanma oranlarının yüksek olması, bazılarını korkutuyor. Düğün masraflarının fazla oluşu ve müstehcenlik, ahlâksızlık evlenmeyi geciktiriyor.

Evlenecekler için;

-Kengi güçleri ile ayakta durubilecekleri yaş önemlidir.

-Erkek askerliğini yapmış olmalıdır. Meslek sahibi olmalıdır.

-Kız evin yükünü taşıyacak, çocuğu eğitecek güçte olmalıdır.

-Yaş farkları çok olmamalıdır.

-Öğrenci için nişan bile yapılmamalıdır. Askere gitmeden nişan da, düğün de yapılmamalıdır.

-Evliliği zorlaştıran engeller ortadan kaldırılmalıdır. Seve seve, güle oynaya çıkılan yoldan çabuk dönülüyor. Nişandan dönülüyor, nikâhtan dönülüyor veya kurulmuş yuva yıkılıyor.

Gençler hakime:”Boşanmak istiyorum” diyor. Hakim soruyor :

-Sebep? Cevap : -“Şiddetli geçimsizlik!” daha birkaç ay, birkaç yılda ne oldu bu gençlere? Ömür boyu diye çıkılmamışmıydı bu yola. Törenler, bazı evliliklerden daha uzun sürüyor.

-Evliliğe gençler kendi kendilerine karar vermemelidir.

-Fedakârlıklar, anlayışlar iki taraflı gösterilmelidir. Bazı aileler fırsat bu fırsat diyerek ne koparırsa kâr biliyor. İlk soğuk esintiler böyle başlıyor.

Yapılan nişan, düğün israfları yuva yıkıyor. Bunun için Cenab-ı Allah : “İsraf etmeyin. İsraf edenler şeytanın kardeşleridir” buyurarak israf edenleri kınamıştır. Allah Rasûlü de : “Nişan ve düğünün hayırlısı külfetsiz olanıdır” buyurmuştur.

İsraf içinde düğün yapanlar örnek alınmamalıdır. Düğün yapanlarda kötü çığır açmak, kötü örnek olmaktan kaçınılmalıdır.

Bazen üç-beş parça eşya yüzünden işin başında aileler birbirine düşüyor. Evlenmek için ağır borç altına giriliyor. Banka kredisi kullanılıyor; günaha ve harama bulaşılıyor.

Her şeyin en iyisi değil, biraz ölçülü gidilse, aileler için düğünler yıkım olmayacak, yıllarca sürecek sıkıntı içine girmeyecek, daha huzurlu bir hayat yaşanacaktır.

Bir de evliliği güçleştiren ve ömrünü kısaltan âdetler var ki, bunlardan vazgeçilmedikçe mutlu aile yuvaları kurulamaz.

Evlilik için, erkekteki ayrıcalığı kaldırmak gerekir. Yanlış olan anlayış: fedakârlığı hep kadın yapacak, erkek kazaklık yapacak. Namus, iffet, ahlâk hep kadında aranacak, erkeğe gelince “o erkek” denilecek. Hayır. İki tarafta ahlâklı, namuslu olacak. Evlilik tek taraflı yürümez.

 

KİMİNLE EVLİLİK?

Her insanla evlilik olmaz. Dünyanın en ahlâksız insanı bile oğlunu, kızını everirken; iyi olsun, ahlâklı olsun, namuslu olsun ister. “Kim olursa olsun, fark etmez” demez. Evlenecek olanlar da hep karşı tarafın iyi olmasını ister. Bazıları da vardır ki, herhangi bir şey alırken gösterdiği hassasiyeti, evlenirken, eş olarak alacağı kimse için göstermez.

Büyüklerimiz, uzun ömürlü ve mutlu aile yuvalarının kurulabilmesi için edep dairesinde kızlarına koca aramışlardır. Bazıları usulüne uygun teklif götürmüşlerdir. Veya dolaylı olarak aracı koymuşlardır. Bunda yadırganacak bir durum da yoktur. Çünkü; uygun olmayan biri ile evlenilmez, felâket olur.

Kur’an’da kimlerle evlenilemeyeceği açıkça bildirilmiştir.

-“İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Putperest erkeklere de kız vermeyin. Onlar cehenneme çağırır..:” (Bakara Sûresi : 221)

-Kocasından ayrılmış bir kadın 4 ay 10 gün beklemeden evlenemez. (Bakara Sûresi : 228+234)

-Her konuda adâleti yerine getiremeyen erkek, birden fazla kadınla evlenemez. (Nisâ Sûresi : 3)

-“Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt kardeşleriniz, eşlerinizin anaları, üvey kızlarınız, oğullarınızın eşleri, iki kız kardeşi birden nikâh altında bulundurma, size haram kılındı.” (Nisâ Sûresi : 23)

-“Evli kadınlar size haramdır. Namuslu zina etmemiş olanlar size helâl kılındı.” (Nisâ Sûresi : 24)

-“İffetli, gizli dostlar tutmamış kadınlarla evlenin” (Nisâ Sûresi : 25)

-“Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, ehli kitaptan olan iffetli kadınlarla namuslu olmaları zina etmemeleri şartı ile gizli dostlar edinmeyenlerle evlenin” (Mâida Sûresi : 5)

-İnanmış kadınlar kafirlere verilmeyecektir. İnanan inanmayana helâl olmaz…. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın…” (Mümtehıne Sûresi : 10)

-“Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez; zina eden kadınlada ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenir. Bu, mü’minlere haram kılınmıştır.” (Nur Sûresi : 3)

-Bir erkek zina ettiği kadının yakınları ile de evlenemez. Ayrıca şehvet duyduğu, şehvetle dokunup öptüğü bir kadının yakınları ile de evlenemez.

-Hz. Peygamber (SAV) : “Nesepce haram olan süt yoluyla da haramdır” buyurmuştur. (Müslim, Radâ : 1)

-Süt, iki yıl içinde ister memeden ister kaptan emilmiş olsun fark etmez. Emme ile süt akrabalığı doğar. Süt annenin beyi süt baba olur, çocuklar da süt kardeş olur. İki yaşından sonra emme de süt akrabalığı olmaz.

Dinimizin emrine göre inançlı, ahlâklı kimselerle evlenilecektir.

Bir insan için dini hayat yaşamak, Allah’tan korkmak, günahtan, haramdan kaçınmak çok önemlidir. Hayırlı evlat için kadının temiz yaşaması, güzel giyinmesi, helâl lokma yemesi lâzımdır.

İnançsızlık, ahlâksızlık, imparatorlukları bile yıkmıştır. Bugün bir kadının kendi iffetini koruması için kuvvetli bir imana sahip olması lâzımdır.

Hz. Ömer (ra) Peygamber (SAV)’e sorar :

-Hangi maldan edineyim? Allah Rasûlü cevap verir :

-Her biriniz şükreden kalp, zikreden bir dil ve ahiret işinize yardımcı olacak mü’mine bir kadın edinin” (Prof. Dr. İ.Canan Hadis Ans. 17/189)

Bir hadislerinde de : “ Dünya caziptir. Allah onu başkalarınan alıp size verecek ve nasıl amel edeceğinize bakacak. Dikkatli olun. Dünyada saliha olmayan kadından sakının. Zira İsrailoğullarında ilk fitne kadından çıkmıştır. Kötü kadınlar içinde şöyle demiştir. “Kadından daha zararlı bir şey bırakmadım” (Buhari Nikâh : 17) buyurarak kötü kadının verebileceği zararı hatırlatmıştır.

Daha isterken nasıl bir kız isteneceğini de şöyle bildirmiştir : “Kendinize denk olmayanlarla değil, denk olanlarla evlenin. Kendinize denk olanların kızlarını isteyin” buyurmuştur. (İ.Canan Hadis Ans : 17/209)

Denklik hangi konularda aranmalıdır?

-İnanç ve ahlakta.

-Nesep, güzellik, yaş, boy, ve ilimde

-Zenginlikte,

-İş ve meslekte,

-Sağlıklı olmakta.

Kız tarafınada Allah Rasûlü’nün bir uyarısı vardır:

“Dininden ve ahlâkından hoşnut olduğunuz biri sizden kız isterse, verin. Yoksa yeryüzünde fitne ve bozgun olur” der. Erkeklere de :”Kadınların hayırlısı ile evlenin” ikazında bulunmuştur.

Tesettürü, inancı ve ahlâk anlayışı şekilcilikten öteye gitmeyenlerle evlenilmemelidir. “Biz konuştuk şartlarımızı söyledik” deniliyor. Konuşmakla olmuyor. Sonradan olmuyor. Allah’a başta verdiği sözü tutmayan kula verdiği sözü tutar mı?

Hz. Ömer (ra) bazı müslümanların hıristiyan kadınlarla evliliğine razı olmamıştı. “Haram mı?” denilince: “Hayır, ama huylarından, eski alışkanlıklarından tamamen vazgeçememelerinden korkarım” demiştir.

Birgün Hz. Ömer (ra) sokaklarda dolaşırken duvarın ötesinden ses duyar : “Kızım süte su kattın mı?” Kız cevap verir :”Ömer ne dedi ana!”, “Ömer nereden bilecek?”

-“O bilmiyor, görmüyorsa, Allah’damı bilmeyecek, görmeyecek?”

Bu konuşmaları dinleyen Halife, camiye gelmiş, bu kızı anlatmış ve “Bu kızı alacak yok mu? demiştir. Kimse çıkmayınca oğlu Abdullah’la evermiş, bu evlilikten Ömer Bin Abdülaziz gibi bir mübarek insan dünyaya gelmiştir.

Eş seçerken en büyük tercih sebebi, Allah’tan korkan, helâl haramı gözeten insan olmalıdır.

Hz. Ömer (ra) zamanında kadı Şüreyh vardı. Bir genç kendisine, evlenmek istediğini, evleneceği kızda bazı şartlar aradığını ayrıca bu konuda kendisini irşad etmesi gerektiğini bildirir.

Kadı Şüreyh :

“Rasûlallah : “müslümanın evi cennettir” buyurmuştur. Bir evin cennet olabilmesi için kadının islâm terbiyesi alması gerekir” dedikten sonra başından geçen şu olayı anlatır :

-Gençliğimde bir kıza talip oldum. Kısa sürede evlendik. Fakat beni bir hüzün sardı. Bu kadın köylü idi. Üstelik tahsilide yoktu… Fakat eşim beni utandıran şu sözleri söyledi :

-“Efendi ben bir köylü ile, sen ise bilgili biriyle evlenmen gerekirdi. Böyle olmadı. Şu anda bana düşen seni mes’ut etmektir. Şimdi bana sevdiğin, sevmediğin, isteyip istemediğin kimseleri anlat”

Kadı Şüreyh :

-Benim ve senin tarafından dindar olmayanları istemem dedim.

Bir günde evime döndüğümde evimde bir yaşlı kadın gördüm, eşimin annesi olduğunu anlayınca hürmette kusur etmedim.

Kayınvalidem bana eşimden memnun olup olmadığını sordu.

Ben : -Allah razı olsun hoşuma gitmeyen bir şeyle karşılaşmadım. Bana ve Allah’a karşı kusur etmedi” dedim.

Kayın validem bunun üzerine bana şöyle dedi :

-Oğlum elbette memnun olacaksın ben onu Dindar ve Allah korkusu ile yetiştirdim”

Şüreyh, gence dönerek : -“Bir insanın mutluluğu için islami terbiyenin gerekliliğine inanıyordum. Bir defa daha bunun doğruluğuna inandım Oğlum, kontrolü elden kaçırma; kadın iki yerde şımarır, biri kendisini sevdiğini yüzüne söylediğin zaman, ikincisi de çocuk dünyaya getirdiği zaman” der.

Bir öğretmen arkadaşım malına aldanıp, araştırıp sormadan kızını bir gence vermişti. “Dört ayak üzerine düştü, anahtarları kaptı” diyenler oldu. Bana sordular, ben inancı, ahlâkı nasıl? dedim, gülüştüler.

Kızımız bir ay sonra bavulunu alıp baba evinin kapısını çaldı. Sebep? Delikanlı yıkanmıyormuş. Neden bunu bize söylemedin? Demişler. Genç : “Bana sormadınız ki, siz malıma baktınız” demiş.

Kadı Merv’in bir kızı vardır. Zengin makam mevki sahipleri ister vermez. Kime vereceğine dair kararsızdır. Birgün bahçeden sorumlu hizmetlisinden üzüm ister. Fakat üzüm çok ekşidir. Kızar, ona der ki:

-Uzun zamandan beri buradasın üzümün ekşisini tatlısını daha ayırt edemedin”

Bunun üzerine bahçıvan:

-Efendim ben üzümün ekşisini, tatlısını bilemem. Siz beni üzüm yetiştirmek görevi verdiniz, üzüm yemekle görevlendirmediniz” der. Beyefendi bunları duyunca eşi ve kızı ile konuşup kızını bu bahçıvana verdi. Bu evliliktende Abdullah Bin  Mübarek gibi mübarek insanlar dünyaya gelmiştir.

 

AKRABA EVLİLİĞİ:

            Bazı ailelerde kız yabana gitmesin diye, bazı ailelerde de mal başkasına gitmesin diye rizk altına girilmektedir. Prof. Dr. Vehbe Zuhayli : şöyle bir hadis nakleder :

“Yakın akraba ile evlenmeyin çocuk zayıf doğar” (İslâm Fıkhı Ans : 9/15)

Gülhane Askeri Tıp Akademisi öğretim üyesi Doç. Dr. Metin Özata, Akraba evliliklerinde iştah geni bozukluğu sonucu, ölümcül aşırı şişmanlık hastalığına yol açtığını açıklamıştır. (3.11.2001 Zaman)

“Arabistan’da yayınlanan Mecelle Dergisi’nin araştırmalarına göre; akraba evliliğinden doğan çocukların %50’sinin sakat doğduğu ortaya çıkmıştır.

Washington Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Nilson Nill, akraba evliliğinden doğan çocuklarda görülen hastalıkların başında şeker, kan kanseri, kalp ve hemofilinin geldiğini açıklamıştır.

Bir de akraba evliliğinin ölüm oranını arttıran en büyük faktör olduğu bildirilmiştir” (10.09.1997 Türkiye)

 

CEMAAT FARKLILIĞI EVLİLİĞE MANİDİR?

Hangi mezhepten olursa olsun dört hak mezhebin mensupları birbiri ile evlenebilir. Eşler, uyum için mezhep değiştirebilirlerde.

Tarikat farklılığında evlenmeye mani değildir. Yeter ki, sapık tarikat olmasın. Uyum sağlama bakımından eşler birbirinin tarikatına da geçebilir. Değilse, eşler kendi cemaatinden de ayrılmayabilir. Çünkü hak tarikatlar arasında fark yoktur. Önemli olan, bir insanın uyum sağlaması ve islâmı yaşayabilmesidir.

Burada şunu da ifade edelim ki; islâm’da mânevi babalık, mânevi ağabeylik, mânevi annelik mânevi ablalık olmaz. Kanları karıştırarak kan kardeşliği de olmaz. Yani bu yollarla haramlık ortadan kalkmaz. Bu sözlerle kimse günaha girmemelidir.

Birbirlerine kan verenler arasında da kan kardeşliği de doğmaz, akrabalık da oluşmaz.

 

ALEVİ İLE EVLENİLİR Mİ?

Alevi demek Hz. Ali (ra)’i seven, onun gibi yaşayan kimse demektir. Aleviler, tarih boyunca birçok şeyi kendileriyle paylaştığımız kardeşlerimizdir.

Sünni, alevi konusu hep fitre konusu yapılmak istenmiştir. Bu oyuna gelinmemelidir.

Alevi demek, Hz. Peygamberin damadı olan Hz. Ali’ye daha yakın kimse demektir. Hz. Ali’yi seven, Hz. Ali gibi yaşayan bir kimseye kim ne diyebilir? Hz. Ali (ra) İslâm’ın dışında bir kimse değildir ki.

Bir insan, imanın şartlarına inanıyor ve islâm’ın şartlarını kabul ediyor, red etmiyorsa, adı alevi de olsa, tahtacı da olsa, çingene de olsa, laz da, kürt de olsa, o müslümandır, onunla evlenilir.

Geçen iki genç geldi.

-“Biz evlenmek istiyoruz” dediler.

-“Hayırlı olsun” dedim. Kız :

-“Ama bu alevi” dedi. Delikanlıya sordum :

-“Sen Allah’ı, Peygamberi, Kur’an-ı, islâmı kabul ediyor, inanıyor musun?” dedim.

-“Evet” dedi.

-“Gidin ailelerinize bildirin. Allah mutlu etsin” dedim.

 

MÜSLÜMAN OLMAYANLA EVLENİLEBİLİR Mİ?

-Müslüman olan bir erkek, müslüman olmayan hıristiyan veya yahudi bir kadınla evlenebilir. Ama kadının müslüman olma ihtimâli yoksa, o zaman evlenemez. Çünkü; o yuva devam etmez, doğacak çocuklarda zarar görür…

-Başka dinden olan bir kadın, müslüman olsa da, hemen hemen hepsi şeklen müslüman oluyor, imanları, müftülükte başlarına aldıkları yarım yamalak örtü gibi oluyor. Eski inanç ve kültürlerinden kopamıyorları.

-Müslüman olan bir kadın, müslüman olmayan bir erkekle asla evlenemez. Erkek, islâmı benimserse, kadını sıkıntıya sokmayacaksa, o zaman evlenebilir. Erkek, müslüman olmazsa nikâh geçersizdir.

Kur’an’da :

-“Ey mü’minler” iman etmedikçe müşrik kadınlarla evlemeyin… müşrik erkeklerde iman etmedikçe, onlarla mü’min kadınları nikâhlamayın” (Bakara : 221) buyrulmuştur.

-“Müslüman kadınlar inkârcılara helâl değildir” buyrulmuştur. (Mümtehıne : 10)

Bazı kız ve kadınlarımız, dış ülkelerde yabancılarla evlenirken, tepki görmezken, Hristiyan olan kadınların müslümanlarla, hatta bilhassa Türk’lerle evlenmesi şiddetle yasaklanmıştır.

Yabancı evlilik, yabancı inanç ve kültürlerin aile yapımızda büyük tahribat yaptığı muhakkaktır. Bu yüzden bir çok aile yuvası yıkılmıştır.

Dikkat edeceğimiz bir husus da; gencin ailesine bakıp, çocuğa bakmıyoruz. Aile dindarsa gencin inancına bakılmıyor. “Dindar aile” diyoruz. Aile önemli, ama genç daha önemli. Bunun için çocuklarımızı dindar yetiştirelim, dindar ailelerin, dindar gençlerine talip olalım.

Ben onu yola getiririm iddiasıyla yola çıkmak yanlış, ya o seni yola getirirse.. Bu çok olur. “Kadının fendi, erkeği yendi” oluyor.

Delikanlı öyle biri ile evleniyor ki, ne namaz kalıyor ne niyaz… Veya öyle biri ile evleniyor ki, bacı onu hizaya getiriyor, Allah’a kul olduğunu hatırlatıyor.

Bacı öyle biri ile evleniyor ki, eve geliyor, anasına “Hani benim namaz örtüm, hani benim seccadem” diyor. Bir de bacımız iyi güzel, evleniyor kabak çekirdeği gibi açılıveriyor. Çiçek açılınca da yapraklar dökülüyor, sararıyor, soluyor.

 

DİNDAR OLMAYANLA EVLENİLİR Mİ?

İki insanın bir arada yaşayabilmesi, birbirlerine görevlerini yapabilmeleri için, aşkın, sevginin ötesinde yaptırıcı, bağlayıcı ve fedakârlık yaptıracak duygu ve düşüncelere ihtiyaç vardır.

Bugün aile yuvalarının ve evlilik müessesesinin korunmaya ihtiyacı vardır. Çünkü baskılar ağır, tahrikler ağır, geçim, sıkıntısı şiddetli, insanımız, birçok şeyle imtihan oluyor.

J.J. Ruso : “inanmadan da bir insanın faziletli olabileceğini sanıyordum, ne kadar çok yanılmışım” diyor.

İnanmayan insan için, bazı şeyleri yapmanın anlamı yoktur…

Diğer dünya ülkeleri arasında milletimizin farklı yönleri var. Bunlardan biri aile bağları sağlam. Bunu araştıranlar, bunun Müslüman-Türk milletinin inanç ve ahlâk anlayışından ileri geldiğini belirtmişlerdir.

Bugün örtünmüş, beş vakit abdest alıp, beş vakit namaz kılan bir kadın, kötülüğü özenmiyecek, kötü düşünceye ve kötülüğe her halde vakit bulamaycaktır.

Bugün boşananların niçin, ne gibi sebeplerle boşandığı herkes tarafından bilinir. “Eşim dindar-ahlâklı çıktı, hayal kırıklığına uğramadım” diyene rastlanmamıştır…

Aile yuvasının uzun ömürlü olabilmesi için, hep menfaate dayalı yürümez. Başka şeylere ihtiyaç vardır.

Hz. Peygamber şöyle buyurur :

1.-“Kadınların hayırlısını tercih edin, kendinize denk olanlarla evlenin, kendinize denk olanların kızını isteyin” (K. Sitte 17/1968)

2.-Kur’an’a göre; dindar biri, inançsızlıkla evlendirilemez. (Nur : 26)

3.-Hadis : “Sırf güzellikleri sebebiyle kadınlarla evlenmeyin. Güzelliklerinin onları alçaltmasından korkulur. Malları sebebiylede evlenmeyin. Zira mallarının onları alçaltmasından korkulur. Dindar olanlarla evlenin, yemin olsun; burnu kesik, kulağı delik siyah dindar köle, dindar olmayandan daha hayırlıdır.” (K. Sitte 17/6570)

Herşey elden çıkabilir, herşey solabilir, herşeye doyulabilir. Ama ahlâk, huy güzelliğine ve dindarlığa doyulmaz.

Bir kayınvalide damadına:

-“Nasıl kızımdan memnun musun? “diye sorar:

-“Evet, Allah razı olsun beni hiç üzmedi, yüzümü kara çıkartmadı, memnunum” cevabını verir. Kayın valide:

-“Tabi ki memnun olacaksın. Ben onu dindar ve Allah korkusu ile yetiştirdim” der.

Evlilikte farklı insan arayışı içinde olmalıyız.

Bugüne kadar kadında çok şey aramışız, ama erkekte hiçbir şey aramamışız. Evin direği olacak, evin geçimini temin edecek, eşinin, çocuklarının iffetini, namusunu koruyacak bir erkekte elbette bazı şeylar aranmalıdır.

Günümüzde, zenginlik, yakışıklılık aranıyor, başka şey aranmıyor.

Kur’an’da : “Allah yanında en değerliniz, hiç şüphe yok ki, ondan en çok sakınanınızdır.” ( Hucurat : 13) buyruluyor.

Allah’tan korkanın, ahlâkı güzel olur. Geçimi iyi olur. Mal, mülk mutlu etmeye yeterli değildir. Çoğu zaman mutsuzluk getirir.

Peygamber (SAV) : “Dininden ve ahlakından hoşnut olduğunuz bir erkek, sizden kızınızı isterse, ona nikâhlayınız, yoksa fitne ve fesat çıkar” buyurur.

Demek ki en önemli şey huy ve ahlâk güzelliğidir. İnançtır. Din, insanı ve aileyi ayakta tutar, diri tutar, eşleri birbirine bağlar. Yuvayı yıkacak şeylere de mâni olur.

Peygamber (SAV) şöyle demiştir :

“Dünyanın en hayırlı nimeti saliha kadındır” (Müslimrada:64)

Evlenmek isteyip de evlenemeyen kardeşlerimize de şunları söyleyelim :

-“Hemen büyü var deyip çıkmayın. Nasibi kapalı” demeyin.

-Hayatta her şey takdiri ilâhi dairesinde olur.

-Kardeşlerimiz her şeyin hayırlısını dilesinler. Benim için bu hayırlıymış desinler. Allah’a : “Ya Rabbi! Benim için hayırlısını ver” diye dua etsinler. Bugün çok kötü evlilikler var. Cinayetler işleniyor, kötülük isteniyor, ah vahlar oluyor, acılar çekiliyor. Onun için; olmayan evliliklerde de bir hayır vardır, denmelidir.

Bir de evlenip de nice pişman olanlar var. Hayırlısını dileyelim Allah’tan.

NAMAZ KILMAYANLA EVLENİLİR Mİ?

            Amel imandan cüz değildir. İman ayrı, amel ayrıdır. Ama imana sahip olabilmek, onu yaşatabilmek için, hatta ispat için amel gerekir.

Biri sormuş : -Namaz kılmayan kâfir olur mu? diye.

Sorulan : -Olmaz ama, kâfir de namaz kılmaz” demiş. Benzememek çok önemlidir.

Namaz kılmayanın neden namaz kılmadığına bakılır. Eğer inançsızlıktan ve düşmanlıktan dolayı namaz kılmıyorsa kız verilmez. Böyle biri ile de evlenilmez.

Eğer inanıyor, ama namaz kılma alışkanlığı yoksa, tembellik gösteriyorsa, dine, namaza herhangi bir soğukluğu ve düşmanlığı yoksa, inkâr etmiyorsa, ona kız verilebilir ve onunla evlenilebilir.

Namazı terk ayrıdır, kılmamak ayrıdır, karşı olmak ve inkâr etmek alay etmek ayrıdır. Kılamayan, günakâr olur. Karşı olan ise, kâfir olur.

İnanmayan, inkâr eden inasının kestiği bile yenmez.

Haram helâl tanımadığından ikramı da, eve getirdiği de yenmez.

 

EVLENME YILDÖNÜMÜ KUTLAMAK

Yaşgünü, doğum günü veya evlilik yıldönümü insan hayatında unutulmayan günlerdir.

İnsan hayatında dönüm noktası olan günleri unutmamak hediyeleşip, tebrikleşmek ve dualaşmakta fayda vardır. Bazı iyi şeylere de vesile olabilir. Aile bağlarını da kuvvetlendirir.

Meselâ ; Peygamberimizin “Mevlid Kandili” adı ile doğum yıldönümünü kutluyoruz. Hatimler yapıyoruz, yasinler okuyoruz selâm gönderiyor, salavatlar getiriyoruz.

Önemli olan bu kutlama programlarında yapılan davranışlardır. İçki varsa, dans varsa israf varsa, haram olan müzik varsa, günaha sokan eğlence şekli varsa, böyle doğum günü evlilik günü kutlanmamalıdır.

Kötülüğe değilde iyiliğe çığır açılıyorsa, iyi örnekler sunuluyorsa, hayra vesile oluyorsa, güzel şeyler okunup aile saadeti için hayır dualar yapılıyorsa, neden kutlanmasın. Herşeyin bir günaha girmeme yolu vardır.

Mumlar sönüyorsa, hoş geldin güle güle derken günaha giriliyorsa bu şekilde kutlama yapmamakta fayda vardır.

 

EVLİLİK HAYATINDAKİ SORUNLAR

Hayat ne zaman vardır?

Hayat, aile, neslin varlığı, kadın ve erkek birlikte, uyum içerisinde düşünülürse o zaman vardır.

Kadınla erkek bir bütünü oluşturan iki yarımdır. Hz. Âdem’in, Hz. Peygamberin en büyük yardımcısı eşleri olmuştur. İlk islâm’ın gelişinde, en büyük destekçi Hz. Hatice olmuştur.

Demek ki, hayatta acı tatlı şeyler paylaşılırsa o zaman güçlükler kolaylıkla aşılacaktır.

Mutlu bir aile hayatı, en güzel dünya nimetlerindendir.

Evlilik hayatında, kadınla erkeğin diyaloğu çok önemlidir. Birbirlerine karşı haklarıda vardır, görevleri de vardır. Bunlar aksarsa aile düzeni bozulur.

Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurur :

1.-“En hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlarınızdır” (Tirmizi Radâ : 11)

2.-“Kadınların üzerinizde hakları vardır sizinde onlar üzerinde hakkınız vardır” (Tirmizi Radâ : 11)

3.-“Hangi kadın, kocası kendisinden memnun olduğu halde ölürse, o kadın cennete girecektir.” (Tirmizi Radâ : 10)

4.-“Kadınlar hususunda Allah’tan korkun. Çünkü siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız” (İbni Mace, Manasık : 84)

5.-“Sizden biriniz kadına buğz etmesin; hoşlanmadığı huyları varsa, ona karşılık memnun olacağı huyları da vardır.”

6.-Ey ümmetim! Kadınlara hayırla muamele etmenizi tavsiye ederim. Çünkü onlar, sizin emriniz altındadır; fazla tahakküme hakkınız yoktur” (Riyazüs Salihın)

Bu hadislerde iki tarafında hakları ve görevlerine işaret edilmiştir. Bu haklar ve görevlere riayet edilecek olursa, hiçbir tatsızlık olmayacaktır.

Unutmayalım, aile yuvasının huzurunun, devamının talimatı islâm’dır, reçetesi islâm’dır. İslâm’ı silip attığınız zaman ne saygı, ne sevgi kalır, ne hak, ne görev kalır, ne de aile kalır. Dağılmış yuvalar kalır. Sokağa atılmış çocuklar kalır.

Kadın bozulursa aile bozulur, aile bozulursa millet bozulur.

Aile yuvasında eşler sorun çıkarmamaya dikkat ettikleri kadar, sorunları aşmaya da dikkat etmelidir. Sorun olmaması mümkün değildir. Yeter ki sorunlar büyütülmesin.

 

BİRKAÇ ÖĞÜT

Hz. Peygamber (SAV) kızı Fatıma gelin olup evden ayrılırken ona şöyle demiştir:

-“Kızım kendini devamlı temiz tut. Rabbine her an zikret. Beyin sana baktığı zaman senden memnun olsun, ferahlık duysun.

Kızım! Kocan sana baktığı zaman gözlerini ondan ayrırma; böyle yaparsan sevgin fazla olur. O başka tarafa bakarken sen onun yüzüne bak. Güzel bakışlarınla, güzel yüzünle, bir ay nafile oruç sevabı kazanırsın.

Kocanın yanında sessiz ve ilgisiz durma! Onun hoşlandığı şekilde güzelce söyle ki, sana sevgi duysun. Kocanın hatalarını başkalarına söyleme. Eğer söylersen, Allah sana gücenir…”

Ashabdan Hâris(ra)’ın kızı Esmâ gelin olurken annesi ona şunları söylemiştir:

-“Kızım, başka bir eve gidiyorsun. Sen kocana yer ol ki, o da sana gök olsun. Sen ona hizmetçi ol ki o da sana köle olsun. Kocana yumuşak davran. Öfkeli halinde yavaşça yanından ayrıl. Öfkesi geçinceye kadar görünme. Ağzını, kulağını, muhafaza et. Kocanın fena sözlerini duyma. Sakın ona cevap verme, karşı gelme, güzel sözlü ve güler yüzlü ol.”

Hz. Ömer (ra)’ın küfeye kadı olarak tayin ettiği Şureyh şöyle anlatır:

“Beni Temim Kabilesinden geçiyordum, bir kadın gördüm yanında kızı vardı. İstedim. Hemen veriverdiler. Fazla araştırmadan cahil bir kadın aldığım için çok pişman oldum. Sözümden dönemedim de. Evlendik. O gece bana eşim :

-Efendim, damadın Allah rızası için iki rekât namaz kılarak hanımının hayırlı olmasını niyaz etmesi sünnettir dedi. Namaza durdum, selâm verince baktım ki, o da namaz kılıyor. Namazdan sonra bana dedi ki:

-Efendim, ben huyunuzu bilmem. Sevdiğiniz ve memnuz olacağınız şeyleri bana söyleyin ki, size hizmette kusur etmiyeyim. Takdir-i ilâhi böyleymiş.

Gün geçtikçe ona olan sevgim arttı. Birkaç yıl sonra eve geldiğimde bir kadın gördüm. Hanımıma :

-“Kim bu?” dedim.

-“Kayınvalideniz” dedi. Hal hatırını sordum. Bana :

-“Hanımından memnun musun?” dedi.

-“Allah razı olsun çok güzel terbiye etmişsiniz, çok memnunum” dedim. Bunun üzerine :

-“Tabiki memnun olacaksın evladım; ben onu Allah korkusuyla, islâm ahlâkı üzerine yetiştirdim” dedi.

Avf Bin Milham’ın kızı evlenecektir. Annesi Ümame kızına şunları söyler :

-“Bak yavrum! Beni iyi dinle ki, kocanla aran açılmasın.

1.Her zaman haline razı ol, şikayet etme.

2.Kocana itaat et itiraz etme.

3.Kocanın gözüne çirkin görünecek herhangi bir şeye müsaade etme.

4.Çirkin kokudan uzak dur.

5.Yemek, vakti gelince mutlaka hazır olsun.

6.Kocanın uyku düzenini bozma, uykusuzluk öfkelendirir.

7.Evin mal ve eşyasını temiz tut, muhafaza et.

8.Eşinin akraba ve yakınlarına hizmette kusur etme.

9.Eşinin sırlarını sakın kimseye söyleme, duyurma.

10.Eşinin Allah’a isyan olmayan isteklerini yapmaktan asla çekinme”

Bir annenin gelin olan kızına öğüdü de şöyle:

-“Kızım! Beni iyi dinle ki geçinmeye muvaffak olasın yuvan bozulmasın.

-Sana beyin giyecek, yiyecek olarak ne getirirse kabul et, daha fazlasını isteme.

-Beyinin yap dediğini yap, yapma dediğini de yapma.

-Tertip düzene çok dikkat et.

-Kılık kıyafetine dikkat et, beyine güzel görün.

-Eşinin şeref ve namusunu, itibarını dikkatle koru.

-Beyi’nin razı olmadığı bir şeyi yapma, ondan bir şeyi saklama. Aranızda olanları başkalarına anlatma.”

Bir de Nasreddin Hoca’nın kızına nasihati var : Kızı ata binmiş evden ayrılırken ardından koşmuş, atı durdurmuş ve:

-“Bir çift sözüm var, sakın ipliği iğneye geçirince, dikiş yaparken ipin ucunu düğmelemeyi utuma…” demiş.

Aile yuvalarının uzun ömürlü olabilmesi için Kur’an rehberdir. İslâm Peygamberi önderdir. Ayrıca büyüklerimizin tavsiyeleri de bize güç kaynağı olmalıdır.

 


Bu yazıyı 1.220 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here