Ezan-ı Şerif

A) EZAN NEDİR?

Ezan, namaz vakitlerini bildiren, ilan şeklidir. Kurtuluşa davettir. İslam oluşumumuzun, bu diyarın İslâm beldesi oluşunun ilanıdır. Semboldür.

Ezan Allah’ın varlığını birliğini ve Hz. Peygamberin onun kulu ve elçisi olduğun ilan eder.

Cenab-ı Allah şöyle buyurur “Ey iman edenler Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman, hemen Allah’ın zikrine, zikri olan namaza koşun. Alış verişi bırakın. Bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.” (Cuma:9)

Hz. Peygamber de “Namaz vakti gelince ezan okuyunuz.” (Buhari Ezan:17) buyurur.

 

Ezanın Şartları Şunlardır:

–     Vakit girmiş olmalıdır.

–     Arapça okunladır. (Başka bir dilde mezhebimize göre okunmaz.)

–     Aslı, tertibi bozulmamalıdır.

–     Okuyanın erkek olması gerekir. Peygambere vahyolunduğu şekilde okunacaktır.

Ezan  okumak  sünnettir.   Erkeklere vacip

derecesinde sünnettir. Hele bugün önemi daha büyüktür. Kaza namazlarında önce gamet, vaktin değil namazın sünnetindendir.

 

B) EZANIN DİNLENİP TEKRAR EDİLMESİ LAZIMDIR

Ezan okunurken, dinlenir, müezzinle aynı anda tekrar edilir. Yalnız müezzin “Hayye alas-salah ve Hayye aleh Felah” derken “la havle vela kuvvete illabillah” denir. Sabah ezanında “Essalatü Hayrum minen-nevm” yerine “sadakte ve bererte” denmelidir. (Bak. K. Sitte 8/224)

Hz. Peygamber (a.s.) “Ezanı işittiğiniz zaman, müezzinin söylediklerini aynen söyleyin” buyurmuştur. (Buharı Ezan:7)

Ezanın sonunda da Allah’a hamdedilir, salavat getirip dua edilirse, o zaman duaların kabul olunacağı zamandır. Ezan bitiminde salavat getiren ve dua edene peygamberimiz, şefaatinin vacip olacağını müjdelemiştir.

(Bak. K. Sitte:7/2437)

–     Ezan okurken işi konuşmayı bırakmak gerekir. Sigara içilmez.

–     Ezan okuyana, ezan dinleyene selam verilmez.

Ezan bir davettir, icabet edilmesi gerekir. Çünkü ezanda “Haydin namaza gelin, kurtuluşa gelin” daveti vardır. Allah’ın bu davetine icabet farzdır. Namazı geciktirmek, tevbe istiğfar etmeyi gerektirir. Namazı terk ise, isyandır. Namaz, keffareti olmayan bir ibadettir.

Ezan okuyanın alacağı sevap büyüktür. Kur’an’da şöyle buyrulur “İnsanları Allah çağıran, iyi iş yapan” ve “ben müslümanlardanım) diyenden kimin sözü daha güzeldir?“(Fussilet:33)

Allah’a çağıran ses, insanın kulluğunu hatırlatır. Kendine gelmesini sağlar. En önemlisi de insanın hidayetine vesile olur.

 

C) EZAN DUASI

Ezan, huşu ile dinlendikten sonra dua yapılacaktır.

Peygamber (s.a.) bir hadislerinde şöyle buyurur:

“Kim ezandan sonra:”

“Allahümme Rabbe h’azihid dâvetit temma. Vessalatil kâime eti Muhammeden’il vesilete vel-fazılete vebashü mekâmen Mahmüden illezi va’adtehü inneke Iâ tüflihul miad” derse yani:

“Ey bu ezanın ve kılınacak olan namazın sahibi olan Allah! Peygamberin olan Muhammed’e vesileyi ve fazileti ver. Onu vaad ettiğin makamı mahmûd üzere dirilt” derse “ona kıyamet günü mutlaka şefaatim helal olur” demiştir.(Buhari Ezan:8)

Bu duayı bilmeyen, FATİHA SÜRESİNİ okur. Salavat getirir.

Yeni doğan çocukların adları konurken sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet getirilerek ismi ile çağrılır, hayırlı insan olması, hayırlı bir ömür yaşaması için dua edilir.

Göbeğin cami temeline, cami avlusuna gömülecek diye bir şey yok. Tabii ayak altına da, çöplüğe de atılmaz. Çocuğun camiye bağlılığı böyle şeylerle değil, iyi bir eğitim, güzel bir terbiye ile gerçekleşir., içkiyi bıraksın diye camiye su koyup içirmek de manasızdır.

 

D) EZANDAN ÜCRET ALINIR MI?

Dini hizmetlerden ücret alınmaz. Ama o işi başka yapacak yoksa ücretle müezzin, ücretle imam tutulabilir. Sebebi de tutulmaz, ücret ödenmezse, o iş aksar veya ehil olmayanlara kalır.

Bu durumda para ile ezan okuyan müezzin, para ile namaz kıldıran imama kardeşimiz, çok çalışmalı, namaz vakitlerinin dışında da tebliğ, cihad, iyiliği emredip kötülükten sakındırma görevine devam etmeli ki, aldığını hak etsin. Ayrıca görev yaptığı camiyi, avlusunu pırıl pırıl yapmalı, cami cemaatine, mahallenin çocuklarına dinlerini öğretmeye çalışmalı ki, aldığı maaş helal olsun.

Namazın, ezanın dışında “benim görevim değil” derse maaşı helâl olmayacağı düşüncesindeyim. Genel kanaat da budur.

Hz. Peygamber “Müezzinlik yaptığın zaman ezandan dolayı ücret alma” (İslâm Fıkhı Ans.: 1 /428)

İslâm’da Ruhban sınıf yoktur. Ezan memuru, namaz memuru olmamak gerekir. Bu görevlerin dışında gösterilecek gayret, alınan parayı helal kılacaktır.

 

E) ALLAH EZAN SESİNE HASRET BIRAKMASIN

Ezan, müslüman olduğumuzu ilan eder. Namaz vakitlerini haber verir, müslümanları camiye çağırır. Müslüman olmayan, İslâm’a soğuk bakanlar üzerinde de derin izler bırakır. Bugüne kadar dinledikleri ezan sesinin tesirinde kalarak, İslâm’a ısınmış, müslüman olmuş sayısız yerli, yabancı, sanatçı, müzisyen ve ilim adamı vardır.

Minareye, camiye bugüne kadar Rusya’da, Bulgaristan’da, Yunanistan’da ve İslâm düşmanı, müslüman Türk düşmanı ülkelerde karşı olunmuştur. Yıktırmak, müsaade etmemek, ezan okutmamak, cami kapatmak şeklinde sürüp gelmiştir. Ama bugün dünyada dinlere özgürlük tanınmasıyla, Rusya’nın Kızıl meydanında büyük bir cami, Roma’nın göbeğinde otuz dönüm üzerinde bir cami yapılmış, bütün Avrupa’da kiliseler satın alınıp, havralar satın alınıp camiye çevrilmiş, bazı bölgelerde, hoparlörle ezan okunmasına müsaade edilmişken, bizde ezan sesinden rahatsız olanlar vardır. Camiye, içine sığdıramayanlar vardır. Ölülerinin oraya geleceğini unuturcasına düşman olanlar vardır.

Ezandan rahatsız olup, şikayet ederek hoparlörle ezan okutmayan yerler vardır.

Zaman zaman “camiye sıra koyalım” teklifinde bulunanların yanında “ezanı Türkçe okuyalım”, “Namaz Türkçe kılınsın” diyen kimseler, ezanımıza, camimize, namazımıza hülasa dinimize göz dikmişlerdir.

Atalarımız “Ezandan şeytan rahatsız olur” derlerdi. Onun yanı sıra demek ki, insanlarda rahatsız oluyor. Böyleleri için:

Allah Kur’an da : “Namaza çağrıldığınız zaman onu eğlenceye alaya alırlar.” buyurmuştur. (Maide:58)

Büyüklerimiz, bizim önce kulaklarımıza ezan okudular, hayatları boyunca ezanın davetine icabet ettiler, sonra da:

“Şu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli,

Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli” düşüncesiyle, memleketi istila eden düşmanla savaştı, sonra da şeflik dönemi .uygulamaları ile zulüm gördü, eziyet gördü ezan sesini, dalga dalga bu semalarda okunmasını sağladı.

Bu ülke ezandan rahatsız olanların yeri değil, % 99’u müslüman olan ülke. Ezan sesi duymak isteyenlerin, ezan sesi ile uyanmak isteyenlerin, ezanı duyup namaza kalkmak isteyenlerin ülkesi bu ülke. Cepheye çocuğunu gönderirken : “Bak oğul şu ezan sesi susacak olursa, emdiğin süt haram olsun” diye yavrusunu ölüme gönderenlerin kem iğini sızlatmayalım.

O veya bu nedenle, ezan sesinin kısılması doğru değildir. Bu milleti gönülde yaralar. İnananları gönülden incitir.

 

 

Ne şarkıdır ne de gazelBir ilahi nidadir o!

Okunuyor, bak ne güzel

Ruhumuza gıdadır o!

Bu ses ile sancak sancakDalgalanır imanımız.

Bu ses ile yavrum ancak

Temizlenir vicdanımız.

Cemal Oğuz ÖCAL


Bu yazıyı 3.294 kişi okudu.

1 Yorum

  1. Şimdi;

    Ezanın Şartları Şunlardır:

    – Vakit girmiş olmalıdır.

    – Arapça okunladır. (Başka bir dilde mezhebimize göre okunmaz.)

    – Aslı, tertibi bozulmamalıdır.

    – Okuyanın erkek olması gerekir. Peygambere vahyolunduğu şekilde okunacaktır.

    Bu maddelerin birisi hariç diğerlerine tamam. Neden arapça okunması şarttır? Yani ben anlamıyorum ne demek istediğini türkçe okunsa kötü mü olur? İncil her dilde var, ama bizim kitabımız yok. o yüzden islam hep yanlış anlaşılıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.