GERÇEK MÜ’MİNİN VASIFLARI

Kime Mü’min denir?

İman yö­nün­den in­san­lar üçe ay­rı­lır:

İmanın şart­la­rı­na tam ola­rak şüphe et­me­den ina­nan mü’min­dir.

İmanın esas­la­rın­dan bir kıs­mı­na veya ta­ma­mı­na inan­ma­yan ka­fir­dir. 

İman esas­la­rı­na tam ola­rak inan­ma­dı­ğı halde inan­mış gibi gö­rü­ne­ne mü­na­fık denir. 

Ger­çek mü’min, sa­de­ce iman esas­la­rı­na ina­nan değil, ge­re­ği­ni ye­ri­ne ge­ti­ren Müs­lü­man ol­ma­nın şartla­rı­nı ha­ya­tı­na ta­şı­yan kim­se­dir. 

Müs­lü­man­lık bir söz ve id­di­adan iba­ret de­ğil­dir. Müs­lü­man ol­ma­nın şart­la­rı­nı ve va­sıf­la­rı­nı ta­şı­ma­yanın id­di­ası bo­şu­na­dır. Böy­le­le­ri sa­de­ce dünya Müs­lüma­nı­dır. 

Hz. Ali (ra) Müs­lü­ma­nı şöyle tarif eder:

– “Mü’min, ne­şe­si yü­zün­de üzün­tü­sü kal­bin­de, göğsü geniş, nefsi hakir olan­dır. Bü­yük­len­me­yi hoş gör­mez, şöh­ret­ten nef­ret eder. Üzün­tü­sü uzun, en­di­şe­si uzak, sus­kun­lu­ğu çok, vakti do­lu­dur. Çok şük­re­den, çok sab­re­den­dir.”

Aliye İz­zet­be­go­viç de:

– “Müs­lü­man­lık, gö­rün­mek değil, ol­mak­tır. Allah’ın mut­lak ha­ki­mi­ye­ti­ni ta­nı­mak­tır” der. 

İnsan için in­san­la­rın ne di­ye­ce­ği çok önem­li­dir. İnsan­la­rın şe­ha­de­ti in­sa­nı cen­net­lik de eder ce­hen­neme de gön­de­rir. 

Bir in­sa­nın Müs­lü­man adını al­ma­sı çok önem­lidir. Kur’an’da: “O Allah ki size Müs­lü­man adını, verdi. Öyle ise namaz kılın zekat verin ve Allah’a sım­sı­kı sa­rılın” (Hac:78) diye em­re­di­lir.

Allah Re­sû­lu­nün Müs­lü­man ta­ri­fi de şöy­le­dir: 

– “Müs­lü­man, diğer Müs­lü­man­la­rın elin­den dilin­den emin ol­du­ğu kim­se­dir.” (Tir­mi­zi İman:12)

Kur’an’a göre Mü’min:

Kur’an-ı Kerim’de Ce­nab-ı Allah Müs­lü­man­dan şöyle söz eder:

– “Allah size Müs­lü­man adını verdi: Öyle ise namaz kılın, zekat verin ve Allah’ın buy­ruk­la­rı­na sım­sı­kı sa­rı­lın.” (Hac:78)

– “O mü’min­ler ki, bol­luk­ta da dar­lık­ta da Allah için har­car­lar, öf­ke­le­ri­ni ye­ner­ler, in­san­la­rı af eder­ler. Allah da güzel dav­ra­nış­ta bu­lu­nan­la­rı sever.” (Al-i İm-ran:134)

– “O ger­çek mü’min­ler, huşu için­de namaz kı­larlar. Boş ve fay­da­sız şey­ler­den yüz çe­vi­rir­ler. Zekat ve­rir­ler, if­fet­le­ri­ni ko­rur­lar, zi­na­ya düş­mez­ler, haddi aş­maz­lar, ema­ne­te ve ahit­le­ri­ne ri­ayet eder­ler, na­maz­la­rı­na devam eder­ler. Cen­ne­te varis olan bu mü’min­ler orada ebedi ka­lı­cı­dır­lar.” (Mü’minun:1-11)

– “Na­maz­la­rın da de­vam­lı­dır­lar. Mal­la­rın­da ih­tiyaç sa­hip­le­ri­ne hak ta­nır­lar. Ceza ve mü­ka­fat gü­nü­ne ina­nır­lar. Rab­le­ri­nin aza­bın­dan kor­kar­lar. Irz­la­rı­nı ko­rur­lar, ahit­le­ri­ne sadık ka­lır­lar, şa­hit­lik­le­ri­ni dosdoğ­ru ya­par­lar, na­maz­la­rın­da ih­mal­kar dav­ran­maz­lar. İşte bun­lar cen­net­te ağır­la­nır­lar.” (Me­ariç 19-35)

– “Rah­ma­nın has kul­la­rı; yer­yü­zün­de te­va­zu ile yü­rür­ler, ken­di­ni bil­mez­ler laf at­tı­ğın da in­cit­me­den “selam” der­ler, har­ca­ma­la­rın­da israf da et­mez­ler, cimri­lik de. İkisi ara­sın­da bir yol tu­tar­lar. Allah’tan haram kıl­dı­ğı cana kıy­maz­lar. Zina et­mez­ler. Yalan yere şa­hitlik et­mez­ler. Boş söz­ler­le kar­şı­laş­tık­la­rın­da vakar ile geçip gi­der­ler, ken­di­le­ri­ne Allah’ın ayet­le­ri ha­tır­la­tıldı­ğın­da kör ve sağır gibi dav­ran­maz­lar. Onlar için ebedi ka­la­cak­la­rı cen­net var­dır.” (Fur­kan:63-76)

İslam inan­cı­na göre mü’minin va­sıf­la­rı:

– “Allah’ın adını anı­lın­ca kalp­le­ri tit­rer.” (Enfal:2)

– “Şirk koş­maz­lar.” (Fur­kan:68)

– “Na­mus­la­rı­nı ko­rur­lar.” (Fur­kan:68)

– “Ema­ne­te iha­net et­mez­ler.” (Ba­ka­ra:177)

– “Yalan söy­le­mez­ler.” (Mü(minun:8)

– “Boş şey­ler­den yüz çe­vi­rir­ler.” (Mü’minun:3)

– “Zi­na­ya yak­laş­maz­lar.” (Mü’minun:5)

– “Ana ba­ba­ya öf de­mez­ler.” (isra:23)

– Söz­le­rin­de du­rur­lar, ze­kat­la­rı­nı ve­rir­ler, yetim ma­lı­na do­kun­maz­lar, yolda ka­la­na yar­dım eder­ler. (Ba­ka­ra:177)

– “Mü’min­le­ri bı­ra­kıp da ka­fi­ri dost edin­mez­ler.” (Al-i İmran:28)

– “Yal­nız Allah’a da­ya­nıp o’na gü­ve­nirler.”(Tevbe:20)

– “Hakkı giz­le­mez­ler.” (Ba­ka­ra:42)

– “Yer­yü­zün­de vakur bir şe­kil­de yü­rür­ler.” (Fur-kan:63)

– “Ölçü ve tar­tı­yı doğru ya­par­lar.” (En’am:152)

– “Yalan şa­hit­li­ği yap­maz­lar.” (Fur­kan:72)

– “Adil dav­ra­nır­lar.” (Nisa:58)

– “Hak­sız yere cana kıy­maz­lar.” (Enam:151)

– “Ve­ri­len rı­zık­tan yerli ye­rin­ce har­car­lar.” (En-fal:3)

– “İyi­li­ği em­re­dip, kö­tü­lük­ten men eder­ler.” (Tevbe:171)

– “Bir­bir­le­ri ile iş­le­rin­de is­ti­şa­re eder­ler.” (Şu-ra:38)

– “Önce iman, sonra salih amel iş­le­yen­ler için cen­net var­dır.” (Hac:14)

Ger­çek Mü’min,

• İna­nan­la­rı kar­deş bilir

• Allah’ın em­ri­ne boyun eğer, sün­net­ten ay­rıl-maz. 

• Ko­nuş­tu­ğun­da güzel söz söy­ler.

• Hak­sız­lık­tan, zu­lüm­den ka­çı­nır.

• Sab­re­der, şük­re­der.

• Ha­ram­dan, gü­nah­tan ka­çı­nır.

• Kö­tü­ler­den uzak durur, doğ­ru­lar­la be­ra­ber olur.

• Nef­si­ni düş­man bilir şey­ta­na uymaz. 

• Gü­ve­ni­lir kim­se­dir.

• Ana baba, komşu, ak­ra­ba ve kul hak­kı­na ri­ayet eder.

• Asla yalan söy­le­mez sö­zün­de durur.

• Haya sa­hi­bi­dir: eline, be­li­ne, di­li­ne sahip olur.

• İba­de­ti ve iyi­li­ği sü­rek­li­dir.

• Dua ve tevbe is­tiğ­fa­rı terk etmez. 

• Mal top­lu­ma hırsı ta­şı­maz, ahi­ret ha­zır­lı­ğı yapar.

• Ni­me­tin­de, mu­si­be­tin­de im­ti­han için ol­du­ğu­nu bilir.

• İyi­li­ğe ön­cü­lük eder, iyi çığır açar.

• İnsan­la­rın ku­sur­la­rı ile uğ­raş­maz, kendi ku­surla­rı­na bakar. 

Bun­lar Müs­lü­ma­nın va­sıf­la­rın­dan ba­zı­la­rı­dır. “İman ettim” de­mek­le iş bit­mi­yor. “Müs­lü­ma­nım” di-yen bu mü’min olma kri­ter­le­ri­ni ta­şır­sa o zaman ger­çek mü’min olur. Salih bir kul olur. 

Ken­di­mi­ze so­ra­lım:

– Bu va­sıf­lar­dan ne ka­da­rı­nı üze­rim­de ta­şı­yorum?

Rab­bim bu va­sıf­la­rı inan­mış her ku­lu­na nasip et-sin in­şal­lah.

Müs­lü­man is­la­mı tem­sil eder:

Meh­met Akif bir şi­irin­de:

“Şe­ha­met dini, gay­ret dini ancak Müs­lü­man­lık­tır.

Ha­ki­ki Müs­lü­man­lık en büyük bir kah­ra­man­lık­tır” de­miş­tir. 

Müs­lü­man her işin­de İslami ki­şi­lik ve kim­lik­li ol­ma­lı­dır. 

Kime Müs­lü­man denir?

Müs­lü­man olmak neyi ge­rek­ti­rir? Her Müs­lü­man bu so­ru­la­rı ken­di­ne sor­ma­lı­dır.

Eğer Müs­lü­man ol­ma­nın şart­la­rı eksik ise Müslü­man olun­maz. 

Kim­lik­te “Müs­lü­man” yaz­ma­sı ve islam dışı ha-yat­tan sonra “Müs­lü­ma­nım” id­di­ası, kuru söz­den ibaret kalır. 

Allah Kur’an’da şöyle bu­yu­rur:

– “Allah uğ­run­da hak­kı­nı ve­re­rek cihad edin, o sizi seçti. Din hu­su­sun­da üze­ri­ni­ze hiç­bir zor­luk yükle­me­di. O, ön­ce­ki ki­tap­lar­da ve Kur’an’da size “Müslü­man” adını verdi. Öyle ise na­ma­zı kılan ze­ka­tı verin ve Allah’a sım­sı­kı sa­rı­lın. O, sizin mev­la­nız­dır. O, ne güzel yar­dım­cı­dır” (Hac:78)

Sa­de­ce “Adı Müs­lü­man” olmaz. O zaman şey­ta­nın işi ko­lay­laş­tı­rıl­mış, onu se­vin­dir­ecek iş ya­pıl­mış olur. 
Kur’an’da şu uyarı ya­pıl­mış­tır:

– “İnsan­lar, “îman ettik” de­mek­le im­ti­han edilme­den bı­ra­kı­la­cak­la­rı­nı mı zan­net­ti­ler?” (An­ke­but:2) buy­ru­la­rak iman­dan sonra salih amel­le­rin in­sa­nı kurta­ra­ca­ğı ifade edil­miş­tir. 

Pey­gam­ber (as) Veda Hut­be­sin­de Müs­lü­man­la­ra son tav­si­ye­le­rin­den biri de şöyle ol­muş­tur:

– “Rab­bi­niz Allah’a karşı so­rum­lu­luk­la­rı­nı­zı unut­ma­yın namaz kılın, oruç tutun, ze­ka­tı­nı­zı verin ve böyle cen­ne­te girin.”

İslam, sa­de­ce Ra­ma­zan Müs­lü­man­lı­ğı, ile olmaz. Mevlüt oku­nur­ken veya ce­na­ze­de bir örtü de­ğil­dir. Ko­ru­na­ma­yan hac, hi­le­li eksik zekat, sa­de­ce be­de­nin kıl­dı­ğı namaz de­ğil­dir. İslam, Kur’an’dır. Pey­gam­be­rin sün­ne­ti­dir. 

İslam, isyan günah ve haram kar­şı­sın­da “Ben Müs­lü­ma­nım!” di­ye­bil­mek­tir. 

İslam, kul­luk gö­re­vi­ni nok­san­sız ya­pa­bil­mek­tir. 
İslam, islam ah­la­kı­na ve Kur’an ah­la­kı­na sahip ol­mak­tır. 

Ha­ki­ki Müs­lü­man­lık, is­la­mı doğru an­la­mak­tır. 

Kur’an’da

– “İnsan­la­rı Allah’a ça­ğı­ran, iyi iş yapan ve “Ben Müs­lü­man­lar­da­nım” di­yen­den kimin sözü daha gü­zeldir?” (Fus­sı­lat:33) buy­ru­lur. 

Kı­sa­ca­sı Müs­lü­man ola­rak, iman­dan sonra Kur’an’a ve sün­ne­te göre amel et­me­yi, Allah’ın em­retti­ği gibi dos­doğ­ru ol­ma­yı ge­rek­ti­rir. 

Gayr-i müs­lim­le iliş­ki­ler nasıl ol­ma­lı­dır?

Gayr-i müs­lim, iman esas­la­rı­na uy­ma­yan ve islamın şart­la­rı­nı ka­bul­len­me­yen kim­se­dir. 

Mü­na­fık, inan­ma­dı­ğı halde küf­rü­nü giz­le­yen ve inan­mış gibi dav­ra­nan kim­se­dir. İmanla küfür ara­sında bo­ca­lar durur. Bun­lar, kalp­le­rin­de has­ta­lık olan, ikiyüzlü kim­se­ler­dir. 

Müs­lü­man­lar kar­deş­tir, dost­tur, bir­bi­ri­nin yardım­cı­sı­dır. Mü­na­fık­lar­dan gayr-i Müs­lim­ler­den dost edi­ni­le­mez, on­la­ra sı­ğı­nı­la­maz, on­lar­dan yar­dım isten­mez, on­la­rın hi­ma­ye­si al­tı­na gi­ri­le­mez. Yar­dım alan emir­de alır. 

Müs­lü­ma­nın ka­fir­ler­le iliş­ki­le­rin­de kır­mı­zı çiz­giler ol­ma­lı­dır. Çünkü küfür tek mil­let­tir. İslam ve Müslü­man düş­ma­nı­dır. Tarih bo­yun­ca iman­la küf­rün müca­de­le­si devam et­mek­te­dir. 

Müs­lü­man­lar izzet ve şe­re­fi ken­di­le­rin­de kendi inanç­la­rın­da ara­ma­lı­dır. 

Pey­gam­ber (as)

– “Kim kime ben­zer­se on­lar­dan­dır”
– “İnsan dos­tu­nun dini üze­re­dir” bu­yur­muş­tur. 
Ka­fi­re “rah­met­li” den­mez rah­met di­len­mez. Onun iyi­li­ği­ne şe­ha­det edil­mez. Pey­gam­be­ri­miz am­cası Ebu Ta­li­be af ve mer­ha­met di­le­mek­ten neh­ye­dil­miş­tir. 

Kur’an’da: “Ce­hen­nem eh­lin­den ol­duk­la­rı açık­ça belli ol­duk­tan sonra Allah’a ortak ko­şan­lar için af dile­mek pey­gam­be­re ve mü’min­le­re ya­raş­maz. (Tev-be.113) ayeti nazil ol­muş­tur. 

Mü’min, kafir olanı asla dost edi­ne­mez. Kur’an’da: “Ey iman eden­ler! Ya­hu­di ve Hris­ti­yan­la­rı dost edin­me­yin. Onlar bir­bir­le­ri­nin dost­la­rı­dır. İçi­niz-den kim on­la­rı dost edi­nir­se, o da on­lar­dan­dır. Allah zul­me­den kim­se­le­ri doğru yola eriş­tir­mez.” (Mai-da:51)

– “Ya­hu­di ve Hris­ti­yan­la­rın he­ves­le­ri­ne uyar­san and olsun ki Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardım­cı olur.” (Ba­ka­ra:120)

– “Ey iman eden­ler! Siz­den önce ken­di­le­ri­ne kitap ve­ri­len­ler­den di­ni­ni­zi alaya ve eğ­len­ce­ye alan­la­rı ve in­kar­cı­la­rı dost ola­rak be­nim­se­me­yin. İna­nı­yor­sanız Allah’tan sa­kı­nın” (Maida:57)

– “Mü’min­ler, mü’min­le­ri bı­ra­kıp ka­fir­le­ri dost edin­me­sin­ler. Kim böyle ya­par­sa, Allah ka­tın­da bir de­ğe­ri yok­tur. Ancak on­lar­dan sa­kın­ma hali müs­tesna­dır.” (Al-i İmran:28)

İşte Allah’ın hükmü budur. Pey­gam­ber (as) Müs­lü­man ol­ma­yan Hu­bey­bin yar­dım tek­li­fi­ni red et­miş­tir. “Asla bir müş­rik­ten yardım ala­mam” de­miş­tir. 

Allah’ın em­ri­ne göre mü’min kadın kafir er­kek­le ev­le­ne­mez. 

Ha­li­fe Hz. Ömer (ra) ço­cuk­la­rın ge­le­ce­ği açı­sından mü’min er­ke­ğin ehl-i ki­tap­tan bir ka­dın­la ev­lenme­si­ni ya­sak­la­mış­tır. 

Kur’an’a göre ana ba­ba­nın is­la­ma uy­ma­yan is­teği­ni ev­la­dın yapma so­rum­lu­lu­ğu yok­tur. 

Dün­ya­da kim ki­min­le oldu ise, ahi­ret­te de onun­la be­ra­ber ola­cak, onun­la be­ra­ber hesap ve­re­cek­tir. 

Pey­gam­ber (as): “Kişi sev­di­ği ile be­ra­ber­dir” Ce-nab-ı Allah da: “Fi­ra­vu­nu adam­la­rı ile be­ra­ber he­sa­ba çe­ke­riz” bu­yur­muş­tur. 

Sonuç ola­rak;

Mü’min­ler, “Ben Müs­lü­ma­nım” ik­ra­rın­da bu­lun-ma­lı ve Müs­lü­man­lar­dan yana tavır ta­kın­ma­lı­dır. 

Önem­li bir hu­sus­ da Mü’minin yap­tı­ğı işin kime ya­ra­dı­ğı­dır. Çünkü her­kes yap­tık­la­rı­nın he­sa­bı­nı Allah’a ve­re­cek­tir. Her insan ha­ya­tı­nın so­nun­da Hakk’a yü­rü­ye­cek­tir. Biri se­ve­rek yü­rü­yecek, biri is­te­me­ye­rek yü­rü­yecek, di­ğe­ri de öy­le­si­ne yü­rü­ye­cek­tir. 

Meh­met Akif şöyle de­miş­tir:

Müs­lü­man­lık ne­re­de!

Biz­den geç­miş in­san­lık bile. 

Adem al­dat­mak­sa mak­sat

Al­da­nan yok na­fi­le!

Kaç ha­ki­ki Müs­lü­man gör­düm­se,

Hep mak­ber­de­dir. 

Müs­lü­man­lık bil­mem amma, 

Ga­li­ba gök­ler­de­dir.”


Bu yazıyı 58 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.