GÖSTERİŞ HASTALIĞI

İnan­cı­mız­da riya, ikiyüz­lü­lük de­mek­tir. Bi­ri­ne başka di­ğe­ri­ne başka gö­rün­mek yanı mü­na­fık­lık­tır. 
Riya, ya­pı­lan ameli, baş­ka­la­rı­na gös­te­riş ya­pa­rak övün­mek­tir. 

Riya, Allah için yap­tı­ğı­nı açığa vurup baş­ka­sı­nın bil­me­si­ni, gör­me­si­ni is­te­mek­tir. 

Riya, ken­di­si için yap­tı­ğı­nı Allah için ya­pı­yor­muş gibi gös­ter­mek­tir. 

Riya, in­sa­nın en be­lir­gin has­ta­lı­ğın­dan bi­ri­dir. 
İnsan sa­mi­mi ol­maz­sa, şey­tan her an ona yak­laşıp ame­li­ni boşa çı­kar­mak için gu­rur­lan­dı­rır, “Sen şöy­le­sin, böy­le­sin. Senin bu du­ru­mu­nu baş­ka­la­rı da gör­sün” der gös­te­riş yap­tı­rır. 

İnsan­da sağ­lam bir inanç varsa, Allah için yapar. “Allah bil­sin” der. Yap­tı­ğı­nı gö­re­vi bilir, gu­ru­ra ka­pılmaz ve övün­mez. 

Ba­zı­la­rı var­dır ki, farzı, sün­ne­ti ye­ri­ne ge­ti­rir­ken gös­te­ri­şe ka­pı­lır. Sevap ka­za­na­yım der­ken gös­te­riş yapar, amel­le­ri boşa gider. Sevap ka­za­na­maz. Riya ve gös­te­riş­le iş ya­pa­na “Ri­ya­kar” denir. 

Hz. Ali (ra) Ri­ya­ka­rı ne güzel an­lat­mış:

– “Ri­ya­ka­rın üç vasfı var­dır demiş;

1- Yal­nız kal­dı­ğın­da tem­bel­le­şir.

2- Halk ara­sın­da olun­ca pek faal olur. 

3- Övül­dü­ğün­de fazla iba­det eder. Ye­ri­lin­ce iba­de­ti aza­lır” de­miş­tir. 

Bugün bir Allah dostu, cami de ağ­la­yan biri için şöyle de­miş­tir:

– “Acaba evin­de de böyle ağ­lı­yor mu?” 

Müs­lü­man yap­ma­dı­ğı­nı, yap­ma­ya­ca­ğı­nı söy­le­yip övün­me­me­li. Baş­ka­la­rı­nın öv­me­si­ni, tak­dir et­me­si­ni bek­le­me­me­li. Yap­tı­ğı­nı Allah için, Allah rı­za­sı için, seva­bı­nı Allah’tan bek­le­ye­rek yap­ma­lı­dır. 

Ce­nab-ı Allah Asr su­re­sin­de:

– “Asra yemin olsun ki, insan ger­çek­ten ziyan için­de­dir. Ancak iman edip iyi amel­ler iş­le­yen­ler, bir-bir­le­ri­ne hakkı tav­si­ye eden­ler ve sabrı tav­si­ye edenler müs­tes­na­dır” bu­yur­muş­tur. 

İnsa­nın nefsi övül­mek ister:

İnsan, unu­tul­ma, göz­den gö­nül­den uzak kalma kor­ku­su ile yaşar, her an öne çıkma ar­zu­su taşır başka­la­rı ken­di­sin­den bah­set­tin, övül­sün ister. 

Bu hal, islam ah­la­kı ile bağ­daş­maz. Pey­gam­ber (as)ın ha­ya­tı­na kı­sa­ca bak­tı­ğı­mız zaman; gurur, kibir, övün­me, öne çıkma, gös­te­riş yapma gibi kötü huy­lardan hiç biri yok­tur. O ken­di­si­ne “Kul Mu­ham­med” den­me­sin­den hoş­la­nır­dı. 

“Ame­li­mi ki­ra­men ka­ti­bin­den giz­le­me­ye gücüm olsa giz­ler­dim” de­miş­tir.

Bi­zans el­çi­si gel­di­ğin­de onu gör­mek is­te­di­ği gibi gö­re­me­yin­ce “Efen­di­niz kim?” diye sor­muş­tur. 

As­ha­bı­na su da­ğıt­mak­ta olan Pey­gam­be­ri­miz:

“Efen­di, hiz­met eden­dir” ce­va­bı­nı ver­miş­tir. 
Soru sor­mak için gelen ka­dı­nın he­ye­can­lan­dı­ğı­nı gö­rün­ce: “Sakin ol! Ben ku­reyş­li, kuru ekmek yiyen ka­dı­nın oğ­lu­yum” deyip onu sa­kin­leş­tir­miş­tir. 

Allah Ra­su­lü ken­di­si­ne hiz­met edil­sin, ken­di­si için divan du­rul­sun is­te­me­miş­tir. “Baş­ka­la­rı­nın kral­ları­na yap­tı­ğı­nı bana yap­ma­yın” de­miş­tir. 

Bir gün elin­de­ki yükü almak is­te­ye­ne pey­gam­ber (as): “Her­kes kendi yü­kü­nü kendi ta­şı­ma­lı­dır” demiş, ver­me­miş­tir. 

Bir se­fer­de yemek için ha­zır­lık ya­pı­lır­ken “Sen otur” di­yen­le­re “Bende odun top­la­ya­ca­ğım” demiş, odun top­la­mış­tır. Bun­lar bir­kaç ör­nek­tir. Ba­zı­la­rı var ki, ken­di­si­ni insanüstü bir var­lık ola­rak gö­rü­yor;

– Övül­me­si­ni is­ti­yor, ken­di­si­ne efen­di, hacı, hoca den­me­si­ni is­ti­yor. 

– Eli öpül­sün, ken­di­si­ne hiz­met edil­sin is­ti­yor. 

– Ken­di­si­ni pey­gam­ber­le is­ti­şa­re eden, ona namaz kıl­dı­ran bi­ri­si ola­rak ta­nı­tı­yor. 

– “Ben sizi nere de ol­sa­nız bi­li­rim, şah da­ma­rınız­dan daha ya­kı­nım” diyor. Fo­toğ­ra­fı­nı da­ğı­tıp cepte ta­şın­ma­sı­nı, zikir es­na­sın­da kar­şı­ya kon­ma­sı­nı is­ti­yor. 

Rah­met­li ho­ca­ma biri geldi elini öpmek is­te­di, hocam öp­tür­me­di. Adam “Son anda bana yar­dım eder misin?” de­yin­ce ona: “Defol beni de gü­na­ha sokma! Git tövbe et!” de­miş­ti. 

Os­man­lı pa­di­şah­la­rı, Cuma gün­le­ri ca­mi­ye gelip gi­der­ken ken­di­si için “Sen­den büyük Allah var!” de­dir­tir­ler­di. 

Yavuz Sul­tan Selim ca­mi­de iken hutbe oku­yan imam:

– Ha­ki­mü’l-Ha­ra­meyn (Mekke Me­di­ne’nin ha­ki-mi) de­miş­ti. 

Hasırı üze­rin­de otu­ran pa­di­şah, ayağa kal­kıp: “Ha­di­mü’l-Ha­ra­meyn (Mekke Me­di­ne’nin hiz­met­ka­rı) di­ye­rek cevap ver­miş­tir. 

“Biz bu mil­le­te efen­di ol­ma­ya gel­me­dik hiz­met-kar ol­ma­ya gel­dik” di­yen­ler şey­ta­nın tu­za­ğı­na düşme­miş­ler­dir. 

Pey­gam­ber (as) bu ko­nu­da şöyle bu­yu­rur:
-“Kibir gü­nah­la­rın ana­sı­dır. Ki­bir­den sa­kı­nın. Ki-bir, şey­ta­nı sec­de­den alı­koy­muş­tur” (Ra­mu­zu’l-eha­dis:173/5)

– “Ki­bir­li ve ken­din de ol­ma­yan şeyle övü­nen, cen­ne­te gi­re­mez” (Seçme Ha­dis­ler:86/22)

– “Kim du­yul­sun diye bir iş iş­ler­se, Allah onun de­ğer­siz ol­du­ğu­nu du­yu­rur. Kim gös­te­riş olsun diye bir iş ya­par­sa, Allah’da onun işini de­ğer­siz­li­ği­ni or­ta­ya çı­ka­rır” (Müs­lim, Züht:38)

Bir gün bir adam pey­gam­ber (as)a sorar:

– Bir kimse Allah yo­lun­da cihad eder­ken bir de dün­ya­lık arzu etse, du­ru­mu ne olur” der. Pey­gam­ber (as) ona:

– Ona hiç­bir sevap yok­tur” ce­va­bı­nı verir. (Ebu Davut, Cihad:25)

Unut­ma­ya­lım, ya­pı­lan güzel amel­le­re engel olmak ve se­va­bı­nı boşa çı­kar­mak için şey­tan boş durmaz. İnsana nasıl ne ile yak­la­şıl­ma­sı ge­re­ki­yor­sa, zaafı­na göre yak­la­şır. 

Adam küçük bir çeşme yap­tı­rı­yor, cami veya okul yap­tı­rı­yor, büyük harf­ler­le adını yaz­dı­rı­yor veya bir yerde hayır da­ğı­tı­yor oraya ba­sı­nı ça­ğı­rı­yor. Bir yu­mur­ta yu­murt­la­yan ve ma­hal­le­yi ayağa kal­dı­ran tavuk gibi olu­yor. 

İbadet güzel ya­pıl­ma­lı­dır:

İba­det­ler Allah’ın emri ve inan­cı­mı­zın ge­re­ği­dir. On­la­rı ge­re­ği gibi yapan, bor­cu­nu öde­miş olur, ni­ye­tine göre de sevap ka­za­nır. Niyet, Allah rı­za­sı­nın dı­şın­da ise amel­ler boşa gider. 

İbadet Ce­nab-ı Allah’ın gör­dü­ğü, bil­di­ği dü­şü­nüle­rek ya­pı­lır­sa, baş­ka­la­rı gör­sün is­te­ği olmaz. 
Pey­gam­ber (as): “Ne­re­de olur­sa­nız olun Allah’a kul­lu­ğu güzel yapın ve cen­net­le müj­de­len­in” bu­yurmuş­tur. (Ra­ma­zu’l-eha­dis:276/13)

* * *

Ce­nab-ı Allah da şöyle bu­yu­rur:

– “Erkek olsun, kadın olsun mü’min ola­rak kim güzel amel iş­ler­se, ona mut­la­ka güzel bir hayat ya­şa­tırız. Mü­ka­fat­la­rı­nı da el­bet­te yap­mak­ta ol­duk­la­rın­dan daha gü­ze­li ile ve­ri­riz” (Nahil:97)

Yap­tı­ğı ile övün­mek, baş­ka­la­rı gör­sün, bil­sin is-te­mek, yal­nız­ken pek önem­se­me­di­ği­ni, bi­ri­le­ri­nin ya­nın­da güzel yap­mak, nor­mal­de yap­ma­dı­ğı­nı baş­kala­rı­nın ya­nın­da yap­mak, ken­di­si­ne “Hacı” den­sin diye hacca git­mek yap­tı­ğı yar­dı­mı sırf gös­te­riş olsun diye yap­mak ve onun­la övün­mek, iki de bir ab­dest­li­yim, namaz kı­lı­yo­rum, ca­mi­ye gi­di­yo­rum demek gibi söz ve dav­ra­nış­lar­dan uzak du­rul­ma­lı­dır. Böyle söz ve davra­nış­lar, ya­pı­lan güzel şey­le­rin se­va­bı­nı boşa çı­ka­rır. Kı­ya­met gü­nün­de kul, sevap bek­ler­ken Ce­nab-ı Allah ona:

– “Bun­la­rı kimin için yap­tıy­san, git se­va­bı­nı o ver­sin” di­ye­ce­ği bil­di­ril­miş­tir. 

Şöyle an­la­tır­lar:

Gece yol­cu­lu­ğu yapan biri sa­ba­ha yakın bir namaz­ga­ha uğrar mak­sa­dı iki rekat namaz kıl­mak­tır. Na­ma­za du­run­ca ar­ka­sın­da ka­pı­nın açıl­dı­ğı­nı his­se-der, bi­ri­le­ri namaz için geldi diye dü­şü­nür. Na­ma­zı­nı daha dik­kat­li kılar ve uza­tır da uza­tır. Or­ta­lık ay­dın­lanın­ca döner bakar ki, ar­ka­sın­da bir köpek ya­tı­yor. “Ey­va­ah” sa­ba­ha kadar kö­pe­ğe iba­det et­mi­şim” der. 

İba­det­ler ancak Allah için ya­pı­lır:

Ce­nab-ı Allah için ya­pı­lan her güzel amel in­sa­nı Allah’a yak­laş­tı­rır. İşe başka dü­şün­ce ka­rı­şır­sa, o iş in­sa­nı Allah’tan uzak­laş­tı­rır. 

Kur’an’da: “De ki; Şüp­he­siz benim na­ma­zım, kur­ba­nım, ha­ya­tım ve ölü­müm hepsi alem­le­rin Rab’ı Allah için­dir” (En’am:162)

-“Mü­na­fık­lar na­ma­za kalk­tık­la­rı zaman üşe­ne­rek kal­kar­lar, in­san­la­ra gös­te­riş ya­par­lar. Allah’ı pek az anar­lar” (Nisa:142)

-“Kim izzet ve şeref is­ti­yor­sa, bil­sin ki, izzet şeref Allah’ın ya­nın­da­dır. O’na ancak güzel söz­ler ula­şır. On­la­rı da Allah’a amel-i salih ulaş­tı­rır. Kö­tü­lük­ler­le tuzak kuranlara ge­lin­ce, onlar için çetin bir azap vardır. Ve on­la­rın tu­za­ğı bo­zu­lur.” (Fatır:10)

– “Sen dini Allah’a has kı­la­rak ihlas ile kul­luk et” (Zümer:2) buy­rul­muş­tur. 

Bir sa­ha­bi pey­gam­ber (as) a “Ben hem ken­dim için aynı za­man­da baş­ka­la­rı için, bir de Allah için iş yap­sam olur mu?” de­yin­ce pey­gam­ber (as): “Bir şey yal­nız Allah için olur” der. 

Arap­lar hem put­la­ma hem de Allah’a iba­det ediyor­lar­dı. Bu ayet nazil oldu. 

Bir şey Allah için­se, baş­ka­sı için olmaz. Baş­ka­sı için­se Allah için olmaz. Allah için ya­pı­lan baş­ka­sı için ya­pıl­maz. Bazı şey­ler Allah’la kul ara­sın­da bö­lüş­türül­mez; tak­sim edil­mez. Edi­lir­se, şirk olur. 

Allah’a kul­luk­ta başka şey ka­rış­tı­rıl­maz. Her namaz­da “Ancak sana kul­luk ede­riz. Ancak sen­den yardım uma­rız” deriz. 

Bir kutsi ha­dis­te:

– Ben ancak rızam için ri­ya­sız ya­pı­lan amel­le­ri kabul ede­rim” bu­yu­rur. (Hasan Hüsnü Erdem, ilahi ha­dis­ler:21)

Allah’ın rı­za­sı­nın dı­şın­da­ki ya­pı­lan işler için Allah’ın bir vaadi yok­tur. 

İslam or­du­la­rı düş­man­la sa­va­şır­ken Han­za­la, düş­man­la öyle bir kah­ra­man­lık­la sa­va­şı­yor ki, ağır yara aldı. Onu gö­ren­ler:

– Han­za­la şehit olu­yor ya Ra­sû­lel­lah! De­di­ler. 

Allah Ra­su­lü:

– Hayır, Han­za­la şehit ol­mu­yor” dedi. 

Ora­da­ki­ler Han­za­la’ya

– Ra­su­lul­lah, “Han­za­la şehit ol­mu­yor” dedi, de­diler. Han­za­la:

– Evet ben “Kah­ra­man” de­sin­ler diye sa­va­şı­yordum” ce­va­bı­nı verdi ve ru­hu­nu tes­lim etti. 

Bir adam pey­gam­ber (as)a ge­le­rek:

– Ey Allah’ın el­çi­si, ben hem Allah rı­za­sı hem de şöh­ret ka­zan­mak mak­sa­dıy­la sa­vaş­sam, ne var? Diye sorar. 

Pey­gam­ber (as) Ona:

– Sana hiç­bir şey yok­tur ce­va­bı­nı verir. O kişi tek­rar sorar. “Allah Ra­su­lü: “Allah ancak ken­di­si için ya­pı­lan amel­le­ri kabul eder” der. 

Ebu Hu­rey­ra (ra) Pey­gam­ber (as)dan şöyle naklet­miş­tir:

– “Kı­ya­met gü­nün­de ilk sor­gu­la­na­cak­lar­dan biri şehit olmuş bir kim­se­dir. Hu­zu­ra ge­ti­ri­lir. Allah ona ver­di­ği ni­met­le­ri ha­tır­la­tır ve bun­la­rın kar­şı­lı­ğın­da “Ne yap­tın?” diye sorar. 

O kişi:

– Ya Rabbi senin rızan için sa­vaş­tım ve şehit oldum” der. Allah ona

– Hayır, sen “cesur” de­sin­ler diye sa­vaş­tın. Sana “cesur” dendi denir ve ce­hen­ne­me atı­lır. 

Sor­gu­ya çe­ki­lecek ikin­ci kişi hu­zu­ra ge­ti­ri­lir. O kişi Kur’an oku­yan bi­ri­si­dir. 

Allah ona ih­san­la­rı­nı ha­tır­la­tır ve sorar:

– Sen bun­la­rın kar­şı­lı­ğın­da ne yap­tın?

O kişi:

– İlim öğ­ren­dim, öğ­ret­tim Kur’an oku­dum” der. Allah Ona:

– Sen “alim” de­sin­ler diye bun­la­rı yap­tın. Güzel oku­yor de­sin­ler diye Kur’an oku­dun” der. Ve­ri­len emir üze­ri­ne ce­hen­ne­me atı­lır. 

Üçün­cü biri hu­zu­ru­na ge­ti­ri­lir. Allah ona ver­di­ği ni­met­le­ri ha­tır­lat­tık­tan sonra sorar:

– Sen bu ve­ri­len­le­rin kar­şı­lı­ğın­da ne yap­tın?

O kişi cevap verir:

– Yan Rabbi, ben bana ver­di­ğin ni­met­le­rin ço­ğu-nu senin rızan için da­ğıt­tım” der. 

Allah ona:

– Sen ri­ya­kar­sın. Sana “cö­mert” de­sin­ler diye dağıt­tın. Sana “cö­mert” de dendi, mü­ka­fa­tı­nı aldın” der. Ve­ri­len emir ile ce­hen­ne­me atı­lır” bu­yur­du. (Ri­ya­zü’s Sa­li­hın:1648)

Adam te­hec­cü­de kalk­mış oğ­lu­nu da kal­dır­mış. Namaz kıl­mış­lar oğul demiş ki:

– Baba bak biz kal­kı­yo­ruz, baş­ka­la­rı­nın ışığı yan­mı­yor” de­yin­ce oğ­lu­na: “oğlum böyle di­ye­ce­ği­ne keşke sende kalk­ma­say­dın” demiş.

– Dik­kat edil­mez­se, riya şirke kadar gider. Çünkü ame­li­ni baş­ka­la­rı için yap­mış­tır. Yap­tı­ğı­nın se­va­bı da olmaz. 

Riya şirk­tir:

Gös­te­riş mak­sa­dıy­la ya­pı­lan amele in­san­lar ortak kı­lın­dı­ğın­dan Allah Ra­su­lü:

– “Riya şirk­tir” bu­yur­muş­tur. (ibn-i Mace Fi-ten:16)

– “Din ada­mı­nın, mevki sa­hi­bi için amel­de bulun­ma­sı gizli şirk­tir” (Ra­ma­zu’l eha­dis:215)

– “Sizin için en çok kork­tu­ğum şey küçük şirk­tir bu­yu­run­ca ken­di­si­ne:

– Küçük şirk nedir Ey Allah’ın el­çi­si? Denir. 

– Ri­ya­dır. Kı­ya­met günü ri­ya­ka­ra Allah “git yap-tı­ğı­nı kimin için yap­tıy­san mü­ka­fa­tı­nı ondan al” di­yecek­tir” bu­yu­rur. (Müs­ned:5/428)

Bir kutsi ha­dis­te de şöyle buy­rul­muş­tur:
– “Ben or­tak­la­rın or­tak­lı­ğın­dan müs­tağ­ni­yim. Her kim bir iş yapar da o da ortak ko­şar­sa, o kim­se­yi koş­tu­ğu or­tak­la baş başa bı­ra­kı­rım” (Müs­lim, Zühal:46)
Ri­ya­da ay­rı­ca yalan gü­na­hı da var­dır. 

Bütün bun­lar­dan an­lı­yo­ruz ki, riya ameli boşa çı­ka­rır.

Bu ko­nu­da pey­gam­ber (as) şöyle haber ver­miştir:

– “Her kim yap­tı­ğı bir hayrı şöh­ret ka­zan­mak için baş­ka­la­rı­na du­yu­rur­sa, Allah onu rezil eder. Her kim bir mevki edin­mek için bir ha­yır­lı işini halka gös­te­rir, riya­kar­lık eder­se, Allah’da kı­ya­met günü onun bütün giz­li­lik­le­ri­ni teş­hir eder.”

İnan­cı­mı­za göre ya­pı­lan bir hayrı, sağ elin yap­tığı­nı sol el gör­me­yecek, yani teş­hir­ci­lik ya­pıl­ma­ya­cak-tır. 

Ya­hya bin Muaz (ra) şöyle de­miş­tir:

– “Ki­şi­nin iba­de­ti­nin halk ta­ra­fın­dan gö­rül­me­si, ri­ya­nın be­şi­ği­dir”

Ce­nab-ı Allah Kur’an’da kul­la­rı­nı şöyle uya­rı­yor:

– “Ey iman eden­ler! Allah’a ve ahi­ret gü­nü­ne inan­dı­ğı halde ma­lı­nı gös­te­riş için har­ca­yan kimse gibi, başa kakan ve in­cit­mek su­re­tiy­le, yap­tı­ğı­nız hayır­la­rı­nı­zı boşa çı­kar­ma­yın. Böy­le­si­nin du­ru­mu, üze-rin­de biraz top­rak bu­lu­nan düz ka­ya­ya ben­zer ki, sağa­nak bir yağ­mur isa­bet etmiş de onu silip sü­pür­müş düz kaya ha­li­ne ge­tir­miş. O kim­se­ler ka­zan­dık­la­rın­dan hiç­bir şey sa­hi­bi ol­maz­lar. Allah ka­fir­le­ri doğru yola ilet­mez” (Ba­ka­ra:264)

Ri­ya­kar­lar, in­san­la­rın en şer­li­le­ri­dir. Onlar yalan­cı, men­fa­ati­ne düş­kün kim­se­ler­dir. On­la­ra gü­ve­nile­mez. 

Mâun Sû­re­sin­de Allah, 

– “Ya­zık­lar olsun o namaz kı­lan­la­ra ki, onlar namaz­la­rı­nı cid­di­ye al­maz­lar. Onlar gös­te­riş ya­pan­lar­. Hayra da mani olur­lar” bu­yu­ra­rak gös­te­riş ya­pan­la­rı kı­nı­yor. 

Pey­gam­ber (as)da

– İnsan­la­ra başka başka yak­la­şan­lar, in­san­la­rın en şer­li­le­ri­dir bu­yur­muş­tur. (Bu­ha­ri, Me­na­kıp:1)

Ne­ti­ce ola­rak;

İnsan, her an Allah’ın hu­zu­run­da ol­du­ğu­na inanır­sa ve mü­ka­fa­tı­nı Allah’tan bek­ler­se, gös­te­riş yap-ma­ya ih­ti­yaç duy­maz. 

Önem­li olan bir husus da baş­ka­la­rı­nı teş­vik için, baş­ka­la­rı­nın da yap­ma­sı ar­zu­su ile açığa vur­du­ğu ameli ile ri­ya­yı ka­rış­tır­ma­mak­tır. 

Rab­bim rı­za­sı­na uygun ya­şa­mak nasip etsin. 

Çıkan sonuç şudur:

İnsanı ri­ya­ya sevk eden duygu, dü­şün­ce ve davra­nış­lar­dan ka­çı­nıl­ma­lı­dır. Yoksa ya­pı­lan işin hiç­bir fay­da­sı ol­ma­ya­cak­tır. 

Nok­san bil­gi­den, Allah rı­za­sı için ya­pıl­ma­yan amel­den ve gös­te­riş has­ta­lı­ğın­dan biz­le­ri ko­ru­sun

Rab­bim. 


Bu yazıyı 29 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.