Günahların Cezaları

Her günahın mutlaka zerre kadar da olsa cezası vardır. Tövbe edilip terk edilmeyen günahı Allah cezalandıracaktır.

Bir adam:

  • Ya Resülellah! Zerre kadar hayır işleyen hayrını muhakkak görür mü? Zerre kadar şer işleyen de şerrini muhakkak görür mü? Diye sorar.

Peygamber efendimiz:

  • “Evet” buyurur.

Adam: “Vah kötülüklerim” diyerek oradan ayrılır. O zaman Resulullah (SAV): “Bu adam iman etti” der.

Hasan-ı Basri şöyle der: “Kim zerre ağırlığında bir hayır işlerse, onu görür. Kim de zerre ağırlığında bir şer işlerse, onu görür.” Zilzal suresinin 7-8. Ayetleri nazil olunca Müslümanlardan bir adam: “Yeter bana; zerre kadar bir hayır yahut bir şer işlersem, onu göreceğim. Bundan sonra ders alınacak bir şey kalmadı artık” der.

Günah işleyen ibadet etse, ibadeti kabul olmaz. Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur:

  • “Bir kimse hakkı olmayan bir para ile hacca giderse, “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk” derse, Allah ona: “Sana lebbeyk yok. Haccında kabul değildir.” Der.” (Ramuzu’L-Ehadis: 418/6)

Hiç kimse başkasının günahını çekmez. Herkesin çektiği, işlediği günahın cezasıdır. Ancak birinin günahında payı olan, işlenmesine neden olan da günahı işleyen gibi ceza görür. Değilse kimse kimsenin günahından sorumlu olmaz. Allah Kur’an’da: “Gerçekten hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez” buyuruyor. (Necm: 38)

Bazı günahlar insanın imanına da zarar verir. İnsanın küfre girmesine neden olur.

Bazı günahların cezası hem dünyada verilir hem de ahirette verilir. Bazen de dünyada çekilen cezalar, günahlara kefaret olur. Mesela; iftira sonucu çekilen eziyet gibi.

Günahta ısrar, tövbe etmemek büyük cezadır. Uyarılara kulak asmayanları Allah hep cezalandırmıştır.

Musa Peygambere biri şöyle der:

  • Ben isyan ettim. Çok günah işledim. Allah beni cezalandırmadı. Hani benim cezam? Der.

Allah Musa Peygambere vahyeder:

  • Ey Musa! Ona şöyle: “Biz onu ibadetten ve bütün güzel işlerden alıkoymadık mı? Ondan tövbe etme arzusunu almadık mı? Bundan daha büyük ceza mı olur?”

Gerçekten ibadetsizlik, kul için büyük cezadır. Çünkü ahirette aftan, şefaatten ve merhametten mahrum olacaktır. Cehennem azabı ile cezalandırılacaktır.

Nasıl olsa Allah beni affeder, deyip günah işlemek, sonuçtan emin olmak da cezayı gerektirir. Ümitsiz olmak da aynı şeydir. Ben kötüyüm Allah beni affetmez demenin de dinimizde yeri yoktur.

Allah Kur’an’da:

  • “Kim beni anmaktan yüz çevirirse, şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak. Biz onu kıyamet günü kör olarak hasredeceğiz.” (Taha: 124) buyurur.

Geçmişte günahkârları nasıl cezalandırdığını da şöyle bildiriyor:

  • “Onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik. Kimini korkunç bir ses yakaladı. Kimini yerin dibine batırdık. Kimini de suda boğduk. Biz onlara zulmetmiyor, onlar kendilerine zulmediyorlardı.” (Ankebut: 40)

İnsan, işlediği günah yüzünden her güzellikten mahrum olur. Sıkıntıya düşer. Rızkı daralır. Bu ona dünyadaki cezadır.

Peygamberimiz: “Kişi işlediği günahlar yüzünden rızkından mahrum olur.” (İbn-i Mace Mukaddime: 10) der.

Günah insanın kalbini karartır. Vicdanını sızlatır. Yüzünün nurunu alır. Ondan merhamet duygusunu yok eder.

Kulun günahtan günaha girmesi, o kulun kulluk defterinden silindiğini ve Allah’ın o kulu terk ettiğini gösterir.

Günah işlemek, insan yaratılışına uygun değildir. Allah insanı isyan etsin, günah işlesin diye yaratmamıştır. Kul günah işlerken Allah’a isyan halindedir.

Günah, insana güzel iş işletmez ve ona iyilik yapmak nasip olmaz.

Yavuz Sultan Selim Mısır seferine giderken bağ ve bahçeliklerden geçer. Gebze’de mola verir. Yeniçeri Ağasına:

  • “Canım meyve istedi. Askerlere sor yanında meyve olan var mı? Der.
  • Padişahın canı meyve istemiş yanında meyve olan var mı? Deyince askerler:
  • Padişahımız bizi harami mi sanır” der.

Padişah:

  • “Eğer halkın bahçesinden koparılmış bir tek elma, armut, üzüm olsaydı, mısır seferinden vazgeçecektim. Çünkü haram yiyen askere Allah zafer nasip etmez.”

İnsan, haram yer, günah işlerse, karşılığında gelecek olan bela ve musibetlerden şikâyet etme hakkı olmaz.

İşlenen her günah bela ve azaba davetiye çıkarır. Hiçbir ceza, musibet, bela sebepsiz değildir.

Nuh Kavmi, Ad Kavmi, Semud Kavmi, Lut kavmi gibi kavimler işledikleri günahlar yüzünden helak olmuştur. Son zamanlarda Pompei halkı, Titanik’teki zevk insanları, bugünkü sel, deprem, katliamlar, hortumlar hep hak etme sonucudur.

Bu afat ve felaketleri iyi okuyamıyoruz, ibret alıp ders çıkaramıyoruz. Bizim bunda payımız ne? Diyen olmuyor.


Bu yazıyı 276 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here