Gusül,  yıkanmak demektir. Belirli durumlardan sonra bedeni yıkamak demektir.

Önce Besmele çekilir, Niyet edilir, eller yıkanır, avret yeri yıkanıp temizlenir, sonra güzelce normal abdest alınır, daha sonrada bütün beden yıkanır.

Kur’an’da şöyle buyrulur. “Cünüp olduysanız boy abdesti alınız” (Maida:6)

 

A)        Kimler Gusül Abdesti Alır?

1-     Eşi ile cinsi temasta bulunan,

2-     Rüya görüp ihtilam olan,

3-     Elle boşalan yani inzal vaki olan herkes,

4-     Hayız ve nifas kanının kesilmesinden sonra,

5-     Ölen (Dinen şehit ise o elbisesi ile yıkanmadan gömülür.)

6-     İslâm’a yeni giren küfür kirinden temizlenmek için,

7-     Cuma günü erkekler,(Hz.Peygamber(a.s): “Her Cuma beliğ olan müslümana gusül vaciptir” buyurur.(Ramuz el Hadis :225/9)

8-     Erkek doktora muayene olan kadın,

9-     Koku sürünerek kendisine baktıran kadın,

10- Hac’da ihrama girmek için gusül abdesti alınır.

Cünüp  olan insan yıkanması lâzımdır. Çünkü cünüplük kirliliktir. Cünüp gezilmez. Cünübe bastığı toprak lânet eder. Güneş, cünüp göreceğim diye titreyerek doğar derler. Cünüp rızık aranmaz.

 

B)        Nasıl   Yıkanılır?

Guslün farzı üçtür:

Ağzı gargara etmek, burna su çekmek, Hanefilere göre ağız ve burun vücutla beraber yıkanması gereken yerlerdir. Onun için ağzın çok iyi gargar edilmesi gerekir. Yabancı bir madde varsa altına su geçirilmesi lâzım der. Ağızda diş çıkıyorsa mutlaka çıkarılır. Çıkmıyorsa, kaplama ve dolgu varsa bunların üzerlerinin ıslanması yeterlidir. Mesh ve yara üzerine meshetmek gibidir.

Ayrıca burna su çekilip, sümkürülerek burnun içinin ıslanması gerekir.

Ağza burna su sağ elle alınır. Burun sol elle temizlenir.

Bir de bütün vücudu yıkamaktır.

Peygamber (s.a.) : “Her kıl altında cünüplük vardır” buyurmuştur. Böylece bütün bedenin yıkanması gerektiğini belirmiştir. (Tırmizi Taharet:77)

Bir hadislerinde de şöyle buyurur :

“Cünüplükten yıkanının bedeninde kıl yeri kadar kuru yer kalsa, cünüplük devam eder, azabı da çoğalır. (Ramuz El Hadis:412/2)

Guslederken ;

–         Göz, kulak, göbek gibi çukurlukların içi yıkanacaktır. Kuru yer kalmayacaktır.

–         Takma diş çıkıyorsa, çıkarılacaktır.

–         Küpe delikleri ıslanacaktır.

–         Su geçirmeyen bir şey varsa, giderilecektir.

–         Diş aralarındaki kırıntılar ağza yapışmış kabuk gibi şeyler giderilecektir.

–         Oruçlu olunca herhangi bir şekilde ağızdan burundan kulaktan, göbekten ön ve arkadan vücudun içine su gitmemesine dikkat edilmelidir.

–         Başta saç diplerine suyun ulaşması dikkat edilecektir. Hz. peygamber (s.a.) şöyle buyurur : “Erkek gusülde saçını dağıtsın, ama kadına örgüsünü sökmek borç değildir. Saçın diplerini yıkaması yeterlidir.” (Ramuz El Hadis:82/10)

–         Sakal, bıyık ve kaş içlerine su gitmesi için iyice ovuşturulacaktır.

–         Tırnak aralıklarına da suyun gitmesi sağlanmalıdır.

–         Sünnet olmamış olan, kabuğun iç kısımlarını yıkamalıdır.

–         Peygamber (s.a.) : ”Yıkanılan yerde bevl etmeyiniz” buyurur. (Age:489/9) Banyoda ihtiyaç giderilmemelidir.

–         Banyoda fazla kalınmaz, oyalanılmaz.

–         Banyoda şarkı, türkü söylenmez ve konuşulmaz.

–         Çok su kullanılmaz. Başkasından yardım istenmez.

–         Kıbleye dönülmez.

–         Yıkanmadan yiyip içmek zorunlu ise, el ve ağız yıkanır öyle yenir veya abdest alınır.

–         Evin içinde de olsa açık gezilmez. Çabuk giyinilir.

–         Umuma ait yerlerde avret yerleri açılmaz. Başkasının avret yerlerine bakılmaz.

Hz. peygamber (s.a.) : “Çıplak olarak yıkananları melekler lanet eder” buyurmuştur. (Nesai, Gusül:2)

–         Parmaktaki yüzüklerin altı kuru kalmamalıdır.

–         Cünüp iken uyunacaksa abdest alınarak uyunmalıdır. Yoksa melekler onun etrafında eğleşmezler.

–         Cünüplükten yıkanırken illa çamaşırlarıyla yıkanacağım diye ısrar edilmemelidir. Çünkü; çamaşır kirli olabilir. Yıkanırken çamaşırı ile yıkandı diyelim onu biraz sonra nasıl olsa çıkarmayacak mı? Sonra her gün defalarca tuvalete girilmiyor mu? En uygunu banyo yapılan yerin perde ile veya kabinle daraltılmasıdır.

 

C)       Sünnet Üzere Gusül Nasıl Alınır?

Bize önder ve rehber olarak gönderilen peygamber (s.a.) Efendimiz gusül abdestini şöyle almıştır:

–         Önce Euzu Besmele çekilir. Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmuştur : “Bütün hallerde Allah zikredilir.” (Prof. Dr. V. Zuhayli İslâm Fıkhı Ans:1/288)

Her şeyin başı besmeledir. Besmelesiz işin hayrı yoktur. Banyoda Euzu besmele çekilir. Çünkü; sığınmadır.

–         Niyet etmek : Niyetsiz amel olmaz. Bir hadis de : “Ameller niyete göredir” buyrulur. Yıkanmak da sevaplı bir iştir. Oda ibadettir. Kur’an’da : “Yıkan emri” vardır. Yıkanmamak günahtır.

–         Eller yıkanır. Avret yerleri yıkanır. Beden de başka pislik varsa giderilir.

–         Normal abdest alınır. Peygamberimiz : “Abdest gusülden önce alınır” buyurur. (Ramuz El Hadis:415/1)

Abdest alırken ağza alınan su iyice gargara edilir. Burna çekilen suda iyice çekilip temizlenir. Bunlar üçer defa yapılır. Çünkü; peygamberimiz : “Temizlik üçtür” buyurur.

–         Baştan sağ omuzdan ve sol omuzda üçer defa su dökülüp bütün vücut iyice kuruyer kalmayıncaya kadar ovulur.

Ayakların bastığı yerde su bulunuyorsa ve sıçramışsa en son ayaklar durulanır. Fazla eğleşmeden çıkılır.

–         Su ölçülü kullanılır. Ne az ne de çok kullanılmaz.

–         Soyunurken, giyinirken acele edilir. Açık gezilmez.

–         Gölde, nehirde yıkanan bir örtü içinde yıkanır.

–         Yıkanılırken kıbleye dönülmez.

–         Yıkanırken konuşulmaz ve başkasından yardım istenmez.

–         Yıkanırken işenmez.

Nasıl yıkanılmış olur?

Yıkanan yıkandığından emin olmalıdır. Vücudunda kuruyer kalmadığına inanmalıdır.

 

D)        Sünnet Olan Gusüller

1-     Cuma günü, üzerine Cuma farz olan erkeklere gusül abdesti almak sünnettir.

2-     Bayram namazı üzerine vacip olan erkeklere gusül abdesti alması sünnettir.

3-     Hacta ve umrede ihrama girmeden önce gusül abdesti almak sünnettir.

4-     Güneş ve ay tutulmasında 2 rekat namaz kılmadan önce gusül abdesti almak sünnettir.

5-     Hanefi mezhebinin dışındaki üç mezhebe göre müslüman ölüyü yıkayanın abdest alması sünnettir. Hanefi mezhebine göre müslümanın dirisi de ölüsü de necis değildir. Çünkü peygamber (s.a.) : “Ölüyü yıkamaktan dolayı gusül yoktur” buyurmuştur. (İslâm Fıkhı Ans:1/292) Ölü boy abdesti aldırılır. Sebebi de dünya kirinden arınmak için.

6-     Delilikten sonra gusül abdesti almak,

7-     Baygınlıktan sonra gusül abdesti almak sünnettir.

8-     Sarhoşluktan sonra gusül abdesti alınır.

9-     Mübarek gecelerde gusül abdesti almak sünnettir.

10- Yağmur duasına çıkmadan önce gusül abdesti almak sünnettir.

11- İsyan ve günahtan sonra pişmanlık duyup tevbe istiğfar etmeden önce gusül alıp tevbe etmek sünnettir.

 

E)        Cünüp İken Yıkanmak Geciktirilebilir mi?

–         Kendinizi çağdaş kabul eden bazı yarı aydın kimseler, yıkanmayı gereksiz bulduklarını söylüyorlar.

Bazılarının tutumu sırf inançsızlık temeline dayanıyor. Aslında yıkanmak kadar güzel bir şey olabilir mi? hele sağlıkçıların tavsiyesi varken, inat etmenin bir manası olamaz. Yıkanmak asla anlamsız değildir.

Yıkanması gerekenin yıkanmayı inanmasa bile sırf sağlık açısından geciktirmemelidir. Birşeyi Cenab-ı Allah emrettiyse, Hz. peygamber (s.a.) yaptıysa, yapın dediyse onda büyük hikmetler ve faydalar vardır.

Büyüklerimiz yıkanmadan iş yapmamaya, uyumamaya, bir şey yiyip içmemeye gayret göstermişlerdir. “Abdestsiz yapılan işin hayrı yoktur” demişlerdir.

Yıkanmayı terk etmek veya geciktirmek asla doğru değildir. Velilerin, evliyaların ve salih kimselerin, insanlığa hizmet eden, başkalarına hayrı dokunan kimselerin geçmişi araştırıldığında bazı farklılıklar görülecektir. Bunların başında ana babasının helal süt emzirdiği, abdestli ve besmeleli büyüttüğü görülecektir.

Geçmişte besmeleli ve abdestli yapılan işlerin sağlam ve uzan ömürlü olduğu görülmüştür.

Üç kıtaya hükmeden Osmanlı ordularının en önünde hamam çadırları gitmiştir. Hiçbir asker cünüp olarak cepheye gitmemiştir. Hakimiyetin uzun oluşunu, zaferden zafere koşulmasının sebeplerinden bir budur.

Selimiye Camii yapılırken işçinin sırtındaki taşı koymayıp getirip, tekrar götürdüğünü gören Mimar Sinan, inşaatı durdurur, önce hamam yaptırır.

Cünüplükten kurtulmak için acele edilmelidir. İlk fırsatta yıkanılmalıdır.

Dinimizde ölçü şudur: Bir namaz vakti geçmeden yıkanılacaktır.

Yıkanmayı geciktirmenin hem sağlık yönü vardır, hem de manevi yönü vardı.

İslâm peygamberi (s.a.) şöyle buyurur :

–         “Kişi işlediği günahlardan dolayı rızkından mahrum olur.” Buna göre yıkanmayı geciktirmemek gerekir. Çünkü yıkanmamak fakirliğe sebep olur.

İ.Gazali derki : “Cünüp olan çabuk yıkanmalıdır. Çünkü insanın yanında bulunan hafaza melekleri ve Kiramen Katibin melekleri incinir.”

Peygamberimiz (s.a.) hadislerinde şöyle der :

–         “Melekler, cünüp, köpek ve resim bulunan eve girmezler.” (Büyük Hadis Külliyatı:1/131)

Hz. Aişe (r.a.) şöyle der : “Allah Rasulü cünüp yemek ve uyumak isteyince avret yerlerini yıkar, namaz abdesti gibi abdest alırdı.” (Age:1/129)

Bir soru üzerine de : “Abdest al, uyu, sabaha gusledersin” buyurmuştur. (Ramuz el Hadis:259/2)

Bu hadislere göre bir şey yemek zorunda kalan ve uyumak zorunda kalan, yıkaması gereken yerini yıkayacak, abdest alacak ondan sonra yiyip içecek ve uyuyacaktır.

Keyfi yıkanma geciktirilmemelidir. Aksi halde maddi ve manevi zararı olacaktır.

 

F)        Yıkanması Gerekene Haram Olan Şeyler

Cünüp olana, Ay hali görene ve nifastan sonra yıkanılmadan bazı şeyler haram kılınmıştır. Bunlar şunlardır:

1-   Namaz Kılamaz : Hangi namaz olursa olsun, namaz kılamaz. Tilavet secdesi yapamaz.

Kur’an’da : “Namaz kılmak için cünüp iseniz boy abdesti alın. Su bulamazsanız teyemmüm edin” emri vardır. (Mâide:6)

“Gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın.” (Nisâ:43) buyrulur. Çünkü cünüplük kirliliktir, o halde Allah’ın huzuruna çıkılmaz.

2-   Kâbeyi Tavaf Edemez : Kâbe  yüce Allah’ın evidir. Onu tavaf da Allah’ın huzuruna çıkmaktır. Allah’ın huzuruna kirli çıkılmaz.

3-   Kur’an’ı Elleyemez : Kur’an’da : “O Kur’an’a ancak iyice temizlenmiş olanlar el sürebilir.” (Vakıa:79) buyrulur. Ancak onu bir yere taşımak, ortadan kaldırmak isteyen, bir bezle tutabilir, bir çantada veya torbada taşıyabilir.

Cünüp olan, Kur’an’ı elleyemez, bakamaz, okuyamaz, okunan Kur’an’ı isteyerek dinleyemez.

Hayızlı ve nifaslı olan kadın, kuranın elleyemez, bakabilir ve ancak dua olan âyetleri okuyabilir. Bir de Kur’an öğreticisi ise, o vazifeyi yapacak yoksa, o zaman âyetleri bölerek veya kelimeleri atlayarak öğretir, öğrenmenin geri kalmaması için böyle yapılır.

Sadece Maliki Mezhebindeki zayıf bir görüşe dayanarak diğer üç mezhebin saliklerine : “Hayızlı ve nifaslı olan Kur’an okuyabilir” denirse yanlış olur. Dinde kolay yolu gösteriyorum düşüncesiyle müsamaha kapısını aralamak olmaz. Bu taviz olur. Dini kolaylaştırmak bizim görevimiz değildir.

Dua âyetlerini okuyabilir, ama dua ayeti ile dua ayeti olmayan ayetleri kaç kişi ayırt edebilecek? Bir çoğu Ayetel Kursiyi okumaya kalkıyor. Fatiha sûresini okumaya kalkıyor. Okuyan temiz değilse sevap kazanmaz, günaha girer.

Kur’an’a saygı duymak lazım. Kur’an’a saygı duyan aziz olmuştur. Saygı duymayanlarda zelil olmuştur. Cünüp olan, içinde ayet ve hadis olan bir kitabı bile elleyemez ve okuyamaz. Bir hadiste : “Kur’an’a temiz olan dokunur.” (Büyük Hadis Kül:1/129)

Bu konuda islâm peygamberi şöyle buyurmuştur :

–         “Aybaşı olan, cünüp olan Kur’andan herhangi bir şey okuyamaz.” (Prof. V. Zuhayli, İslâm Fıkhı Ans:1/357+Prof. Dr. İ. Canan, Hadis Ansiklopedisi:10/28)

İbn-i Abidin de (s.112) “Hayızlı Kur’an hocası tam bir ayet okuyup öğretemez. Öğretmeye mecbursa yarımşar ayet öğretir.” denmektedir.

Halil Gönenç Hoca Efendi de : “Hayızlı Kur’an Kursu hocası yardımcısı varsa, görevi yardımcısına bırakır. Eğer görev aksayacaksa, kendi göreve devam eder. Kelime kelime veya yarımşar ayet öğretebilir” der. (G.M.F.:1/137)

Prof. Dr. İbrahim Canan : “Hayızlı ve nifaslı olan kimse, Kur’an okuyamaz. Okunan Kur’an’ı dinleyebilir.” Hz. Aişe (r.a.) : “Ben adetli iken Allah Rasulü bana yaslanır Kur’an okurdu. Ben de dinlerdim” der. (Buhari Hayz:2) “Hayızlı olan cünüp olan Kur’an okumanın dışında Allah’ın adını anabilir.” (Hadis Ans:10/300) der. Çünkü; Allah’ı içinden çıkarıp atmak mümkün değildir.

İslâm’da her şey yerine oturmuştur. Değiştirmek, yeni şeyler ortaya atmak bize düşmez. Bir şey söylemek, basit bir şey değildir. Ona uyanların vebâli ne olacak? Kötü çığır açılırsa, ana uyanların günahı kadar çığır açana yazılır.

Hayızlı ve nifaslı kadına Kur’an okuyamaz demek, kadını küçültmek değildir. Hor görmek asla değildir. Dinin koyduğu kuralları kimse değiştiremez. Çünkü din değişmez esaslardır. Değişirse din bozulur. Hıristiyanlık ve Yahudilik böyle bozulmuştur.

Adetli, doğum sonrası kanın Kur’an okuyup ibadet edememesi, onun kirli oluşundandır.

4-   Camiye Giremez : Bu konuda Peygamberimiz (s.a.) şöyle buyurmuştur :

–         “Hayızlı ve cünüp olana mescide girmesini helal kılmıyorum” (İslâm fıkhı ans:1/360) + (Prof. Dr. H. Döndüren, İslâm İlm:171)

Ümmü Seleme (r.a.) : “Allah Rasulü Mescidin avlusuna girerek, yüksek sesle <Şurası mescid, cünüp ve hayızlıya helal değildir> dedi” der. (Prof. Dr. İ. Canan, Hadis Ans:16/195)

Cami içinde uyuyup ihtilam olan, dışarıya çıkabilmek için teyemmüm abdesti alır.

Cünüp hayızlı ve nifaslı camide sohbet edemez. Camide sohbet dinleyemez.

Önemli bir husus da müslüman olmayan necistir. Camiye giremez. Ancak etkilenip müslüman olma ihtimali varsa, uygun kıyafetle, izin alarak camiye girer diyenler vardır.

Kur’an da müslüman olmayan necis kabul edilir. (Tevbe:28)

5-   Hayızlı ve Nifaslı Oruç Tutmaz : Cünüp olursa, oruç tutar. Hayız ve nifaslı orucunu kaza eder. Kan geldiği müddetçe eşi ile ilişkiye giremez. (Ö.N. Bilmen Büyük İslâm İlm:77)

 

G)       Gusletmesi Gereken Neler Yapabilir :

–         Dua ayetlerini okuyabilir.

–         Zikreder, tesbih çeker, salavat getirir, tekbir getirir, Kelime-i Şehadet getirir, Kelime-i Tevhit getirir, Euzu Besmele çeker.

–         Selâm verir, selâm alır.

–         Yıkanma sakıncalı ise geciktirebilir.

–         Su bulamazsa teyemmüm eder.

Gusülden önce yasak olan şeyler gusülden sonra helâl olur.

 

H)        Gusül Abdestinin Ne Gibi Faydaları Vardır?

–         Guslü gerektiren haller sonunda damarlarda sarsıntı olur. Vücutta yorgunluk ve gevşeklik meydana gelir. Vücutta yeniden denge sağlamak için yıkanmak gerekir. Aybaşı – lohusalık hallerinde kalp, organlar ve kan dolaşımı yorgunlukları ancak yıkanmakla dinlenir. (H. Döndüren, İslâm İlm:172)

–         İnsanda boşalma sırasında vücut büyük bir enerji harcar. Kalb hızlı atar, kan dolaşımı hızlanır, solunum hızlanır. Ancak vücudun yıkanması ile normale döner.

–         Vücudun statik elektriği ancak yıkanarak dengelenir. Çünkü suyun insan vücudunu temizleme, yumuşatma özelliği vardır. Ayrıca ter attığımız deliklerin tıkayan yağlardan temizlenmesi, ancak yıkanmakla olur.

–         Gusül, vücuda zindelik verir. Ağzın, borunun temizlenmesini sağlar. Kirli ortamlarda çalışanlar için hava kirliliği olan yerlerde yaşayanlar için yıkanmanın önemi büyüktür.

–         Yıkanmamış vücutla insan kendini iyi hissetmez. Üzerinde kirlilik psikolojisi hisseder. Yıkanan, psikolojik açıdan ve fiziki yönden rahatlar.

–         Bugün cünüp anlarda çekilen fotoğraflarda yoğun statik elektriğin etkisi açıkca görülmektedir. Yıkanması gereken, yıkanmayınca, fotoğrafları koyu kırmızı olduğu görülmektedir.

–         Cilt sağlığı açısından da yıkanmanın önemi büyüktür. Bir hadiste : “Her kıl altında cünüplük vardır.” (Ebu Davut, Taharet:248) buyrulmuştur. Tıp alimlerinin açıklamalarına göre yıkanmayı gerektiren hallerde vücut yağ salgılar, bu yağ her kıl deliğine hücum eder. Kısa zamanda katılaşır. Eğer kısa sürede yıkanılırsa yağ erir. Değilse insana sıkıntı verir.

–         Bir hadislerinde de peygamber (s.a.) derki : “Allah’tan korkun ve guslü güzel yapın. Zira gusül size yükletilen emanet ve tevdi edilen sırlardır.” (İ. H. El Heytemi, İslâm’da Haram Helâller, Sayfa:347) Evet yıkanmakta çoklarının bilmediği faydalar vardır. Hiç başka bir bilgi olmasa bile kirlilik anında çekilen fotoğraflarla yıkandıktan sonra çekilen fotoğrafların farkı yeterlidir.

 

SORULAR VE CEVAPLAR

1- Ağız İçinde Kuruyer Kalırsa Ne Olur?

Normal abdest alırken ağız içinde kuruyer kalırsa, abdeste mani değildir. Fakat gusül abdestinde ağızda kuruyer kalırsa, gusle manidir. Hanefilere göre ağız içinin yıkanması farzdır.

Ağızdaki yemek artıkları, yapışan meyve kabukları iyice gargara yapılıp çıkarılmalıdır.

Diş dolgusu ve diş kaplaması böyle değildir. Dolgunun altına veya kaplamanın altına su gitmesi mümkün değildir. Kaplamanın ve dolgunun üzerinin ıslanması yeterlidir. Bu meshin üzerine veya sargının üzerine mesh gibidir.

Eğer takma diş çıkıyorsa çıkarılır, çıkmıyor veya zor çıkıyorsa, çıkarılmadan ağız gargara edilir.

Diş kaplatılırken veya doldurulurken temiz olunursa, her hangi bir şüphe de kalmaz.

Bugün nice hoca efendilerin ağzında dolguda vardır, kaplamada vardır.

Şüphe ve vesveseye kapılmamak lâzım.

 

2- Gusülden Sonra Gelen Akıntı Olursa Ne Yapılır?

Gusülden sonra gelen akıntılar guslü bozmaz, abdesti bozar. Şöyle bir kural vardır. Guslü bozan herşey abdesti bozar, abdesti bozan şey guslü bozmaz.

İlişkiden ve ihtilamdan hemen sonra yıkanılacak olursa, akıntı gelebilir. Bunun için bir müddet beklenmelidir. Ama bu beklemede uzatılmamalıdır. Uzun süre beklemek insana sıkıntı verir, huzursuz eder.

Dinde yıkanmayı geciktirmenin sınırı şöyledir. Bir namaz vaktidir. Yani vakit geçmeden yıkanılacaktır.

Yıkanmadan akıntı varsa, onun gelmesi sağlanmalıdır. Bu nasıl olur?

1-     Biraz yatılabilir.

2-     Bir müddet yürünebilir.

3-     Önce tuvalete gidildikten sonra yıkanılabilir.

Peygamber (s.a.) şöyle buyurur:

–         “Menide gusül, mezi de abdest vardır.” (İslâm Fıkhı Ans:1/271) Gusül yaptıktan sonra gelen akıntı sadece abdesti bozar, gusül abdestinin yenilenmesi gerekmez.

Bir hadiste : “Birinizin gusül aldıktan sonra zekerinden bir şey çıkarsa, sadece abdest alsın” buyurmuştur. (Büyük Hadis Külliyatı:1/131)

 

3- Göze Takılan Lens Gusle Manimidir?

Göz içi, yıkanması gereken bir yer değildir. Lens takana : “Gusle manidir, sen cünüp geziyorsun” demek mümkün değildir.

Lens kısaca abdeste de gusle de mani değildir. Göz kanalının ve kapakların dış kısmının yıkanması yeterlidir.

 

4- Büluğ Çağı Hangi Yaştır?

Bu durum erkek ve kadına göre değişir. Kadın daha erken kan görebilir. Bir de herkese göre değişir.

Kadınlar 9 yaşından itibaren kan görebilirler.

Erkek çocuklarda ihtilam olmaları ile Büluğ çağına girerler. Büluğ yaşı, şu yaştır denemez. Eğer 15 yaşından önce bir belirti varsa o yaş büluğ yaşıdır. Değilse 15 yaşına gelen kız ve erkek belirti olmaza da büluğa ermiş sayılırlar. Yani dinde mükellef olurlar.

 

5- Özür Kanı İnsanı Eşi İle Olmasına Mani midir? Hangi Kan Özür Kanıdır?

Özür kanı ilişkiye mani değildir. Ama hangi rahatsızlıktan geldiği bilinmediği için dikkatli olmak gerekir.

Şu kanlar özür kanıdır :

1-     Aylık rahatsızlıklarda 3 günden az gelen kan,

2-     On günden fazla gelen kan,

3-     İki âdet arasında 15 gün geçmeden gelen kan,

4-     Doğumdan sonra 40 günden fazla gelen kan,

5-     Dokuz yaşından küçük kızlarda gelen kan,

6-     Âdetten kesildikten sonra yaşlı kadından gelen kan,

7-     Hamilelerden gelen kan özür kanıdır,

8-     İçten devamlı gelen kan özür kanıdır.

 

6-   Misafirlikte İhtilam Olursa Ne Yapılır?

Misafirlikte veya eve misafirler geldiği zaman eğer karşı tarafta şüphe uyandıracak bir durum olursa, yıkanması gereken, fitneye sebep olmamak için yıkanmaz. Yemek yemesi gerekiyorsa, ellerini ve ağzını yıkar yer. Fırsat buluncada hemen yıkanır.

Kötü zan ihtimali zayıf da olsa böyle yapılır.

Hatta bazıları, şüpheye sebep olmamak için abdest alıyor, namaz kılıyormuş gibi yapılır, diyor.

Eğer Ramazan ayında ise, sahura kalkar, yer içer ve oruca niyetlenir. O hali ile oruç tutabilir.

 

7-   Rahme Alet Koydurmak Guslü Gerektirir mi?

Kadın, önce ehil bayan doktor aramalıdır. Eğer ciddi bir rahatsızlık var ve ehil kadın doktor yoksa o zaman erkek doktora gidebilir.

Erkek doktorun rahmi görmesi, dokunması nedeniyle gusül gerektirir.

Bir husus da kadın koku sürünerek sokaklarda kendine baktırırsa, o kadının da gusül abdesti alması gerekir.

Hz. peygamber (s.a.) : “Her göz zanidir. Şurası muhakkak ki, kadın, koku sürünerek erkeklerin cemaatine uğrarsa o da zaniyedir.” (İ. Canan Hadis Ans:7/2145) buyurmuştur.

Kadının koku sürünerek erkek cemaate uğraması, bir nevi zina olarak vasıflandırılmıştır. Çünkü bu hal erkeklerin şehvetini tahrik edecek ve onların bakışlarını kendisine çekecektir.

Nur Sûresinin 31. ayetinde erkeğinde kadının da gözlerini harama bakmaktan sakındırmaları emredilmiştir.

Bir hadiste de üzerinde koku olan kadının namaza camiye gelmemesi emredilmiştir. (Age:7/2146)

Herhangi bir fitneye sebep olunmaması esastır.

Kadının camiye gitmesi yasak değildir. Ama bugünkü izdihamda kadının camiye gelmesinden ne beklenmektedir? Yarın biri de kadın imam olsun derse ne olacak?

Sonra Cuma kadına farz değildir. Bu tür istekler nereye kadar gider?

Kadının edep dairesinde camide vaazlardan yararlanacak ise, gitmesinde fayda vardır. İzdiham varsa, dikkat çekilecekse ve günaha girilecekse, kadının camiye gelmemesi daha uygundur. Kadının mescidi evidir.

Kadın erkeklerin kahvesine de gelsin demekte nasıl iyi niyet yoksa, bu günkü ortamda camiye gelsin demekle de iyi niyet olduğunu zannetmiyorum.

 

8-   Cünüpken Tıraş Olunur Mu, Tırnak Kesilir mi?

Tırnak ve kıllar insanın bir parçasıdır. Bunlar pis yerlere atılmayacağı gibi, cünüp olarak da kesilip atılması uygun görülmemiştir. Çünkü insan kutsaldır. İnsana ait ne varsa kutsaldır. İ. Gazali yıkanmadan insana ait bir parçanın atılmasını uygun görmez.

Temizlenmeden tırnak kesmek ve tıraş olmak haram kılınmamıştır. Ahirette vücutla beraber o parçada geri dönecektir. O parça da döndüğünde cünüp olarak geri dönecektir. Uygun görülmemesinin sebebi budur.

 

9-     Kadın da Erkek de İhtilam Olur mu?

Olur. Rüya görür, meni dışarı çıkabilir de çıkmaya bilir de. Eğer çamaşırda ıslaklık görülürse gusül abdesti gerekir.

Rüya gören kadın, ekseriyete göre ıslaklık görsün görmesin yıkanması uygundur. Çünkü kadında meni içerde kalabilir. Bir hadiste : “Kadın elbisesinde ıslaklık görse gusül gerekir. Oda erkek gibidir” buyrulmuştur. (İ.Canan, Hadis Ans:10/277)

 

10- Gusül Abdesti İle Namaz Kılınır mı?

Abdestte önemli olan abdest organlarının kuruyer kalmayacak şekilde yıkanmasıdır. Abdest alınmasa bile gusül abdesti alındı ve başa da mesih edildiyse abdestli sayılır. Namaz kılınır, Kur’an okunur, Kâbe tavaf edilir.

Gusül abdesti normal abdest gibidir.

 

11- Tuvalette Gusül Yapılır mı?

Gusülde esas olan bedende kuruyer kalmayacak şekilde bedenin yıkanmasıdır.

Başka uygun bir yer yoksa tuvalette de yıkanılabilir. Çünkü bir an önce cünüplükten kurtulmak gerekir.

Tuvalette yıkanan, ayaklarını iyi durulamalıdır. Çünkü pis su sıçramış olabilir.

 

12- Âdetli Kadın Sohbet Yapabilir mi?

Adetli kadın, cünüp kadın gibi değildir. O mazeretlidir. Sohbet yapabilir. Ayet meali söyleyebilir. Hadis meali söyleyebilir.

Âdetli olan Kur’an Kursu öğretmeni, Yardımcısı yoksa, yerini dolduracak biri yoksa, görevine devam eder. Kelime atlayarak veya ayetler bölünerek görevini yapar, Kur’an öğrenimi durmaz. Akaid, fıkıh, hadis, siyer dersleri okutabilir.

Âdetli kadın camiye giremez, camide görev yapamaz.

Âdetli kadın, dua eder, zikir yapar, ilâhi okur, mevlid okur, tekbir getirir, salavat getirir, Euzu besmele çeker, Kur’an okuyamaz. Namaz kılamaz.

 

13- Cünüp Çocuk Emzirilir mi?

Abdestli çocuk emzirmek güzel birşeydir. Ancak bu “cünüp çocuk emzirilmez” demek değildir. Emzirilir. Yıkanma imkanı yoksa normal abdest alınabilir, değilse teyemmüm alınabilir. Ama çocuk emzirilecekse, meme ucu yıkanarak emzirilir.

Cünüp insan kirlidir. Kanı kirlidir, sütü kirlidir, imkan varsa mutlaka yıkanılmalıdır.

 

14- Cünüp Kadın, Hayızlı Kadın Ev İşi Yapabilir mi?

Gusül abdesti alması gereken kadın, ev işi yapabilir, ağzını yıkamak şartı ile yiyip içebilir ve çocuk emzirebilir. Ancak gusül yapma imkanı varsa hemen gusül yapmalı, guslü tehir etmemelidir.

Atalarımız cünüpken iş yapmamaya, üzerlerine güneş doğdurmamaya dikkat etmişlerdir. Mimar Sinan’ın abdestsiz ve besmelesiz taş taş üstüne koymadığı nakledilir. Osmanlı Ordusunda hamam olarak kullanılan çadır en önde gider ve hiçbir asker, cünüp, düşmanla savaşmamıştır. Tabi bunun çok büyük faydalarının görüldüğünü büyüklerimiz anlatır.

Besmelesiz abdestsiz işin hayrı olmaz. Bereketi de olmaz.

Eğer mazeret yoksa, abdestsiz ve cünüp çocuk emzirmemeye dikkat edilirse iyi olur. Cünüp olan anne o hali ile emzirme durumunda kalırsa meme uçlarını yıkamalıdır. Ondan sonra emzirmelidir.

 

15- Ayhali İle İlgili Temel Hükümler Nelerdir?

“Ay hali süresi, 3 günden az 10 günden fazla olamaz.” Az veya çok olursa özür kanına girer. Bu üç ve on gün arasında devamlı da gelmeyebilir. Âdet kaç günse o kadar beklenir. Kan kesilmezse bile gusledilip ibadete devam edilir.

Kanın rengi ne olursa olsun muayyen günler gelen kan âdet kanıdır.

 

16- Muayyen Günler İbadet Etmediği İçin Kadın Sorumlu Olur mu?

Olmaz. Çünkü âdet kanı gelince ibadeti bırakmak da Allah’ın emridir. Allah’ın emrine uyulur, manevi sorumluluk olmaz. Âdet bitince yıkanıp ibadete dönmek de Allah’ın emridir.

 

17- Ay Hali Geciktirilebilir mi?

Oruç tutmada, Bayrama bir iki gün kalmış veya keffaret orucunu ard arda tutması lazım, bir de hacta tavaf edecek, etmezse haç görevi olmayacak, o haliyle tavaf edemez. Kadın hapla, iğne ile hayız kanını geciktirebilir mi?

Bir kadının hayızlı duruma gelmesi için kan görünmesi lazım, günün gelmiş olması esas değildir.

Ramazan orucunu tamamlamak, yolculuk halinde, hacta yani kadın isterse ay halini geciktirebilir.

Yalnız, keffaret orucunu, ay hali ile ara vermekte  bir sakınca yoktur. Çünkü bunda zaruret vardır. Ay halinin bitiminden itibaren hemen oruç tutmaya devam etmelidir. Bir günde olsa ara verirse baştan tutması gerekir. 60 + 1 gün bir kadın ay halini geciktiremez, geciktirmesinde sakınca vardır. Çünkü hayız kanı pistir. Vücuttan atılması lazımdır ki, uzun süre vücutta tutulursa, vücuda sağlık açısından başka etkileri olabilir.

Yemin keffareti 3 gündür. Ard arda tutulması gerekir. Bunu rahatsızlığı olmayan günlere göre ayarlar.

 

18- Hayızlı Kadınla İlişkiyi Kesmek Doğru mu?

Enes Bin Malik şöyle anlatır:

“Yahudilerde bir kadın âdet gördüğü zaman, onu evden çıkarırlardı. Onunla beraber yenilip içilmez. Oturulup kalkılmaz, onun yaptığı yenmez. Hatta onun dokunduğu şeyin pis olduğuna inanılırdı.”

Bu durum peygamberimize hatırlatılınca Bakara Sûresinin 222. ayeti nazil oldu. Ayette sadece cinsel yönden yaklaşmak yasaklanıyordu. Hz. peygamber de:

“Âdet gören kadınlarla yiyiniz, içiniz, onlarla beraber bir evde oturup kalkınız, cinsi münasebette bulunmayınız” buyurdu.

Bilindiği gibi âdet kanı pistir. Cinsi ilişkide bulunulacak olursa,kadın ve erkekte hastalığa neden olur. Ayrıca dinen haram işlenmiş, günaha girilmiş olur.

Bir hadiste : “Her kim eşi ile ay hali devam ederken cinsi ilişkide bulur ve bu ilişki sonucu kendisi veya doğacak çocuk cüzzam hastası olacak olursa, o kimse kendisinden başkasını suçlamasın” (Tıbb-ı Nebevi Ans:1/30-31)

Âdetli kadının temiz olmayan sadece âdet kanıdır. Teri, tükrüğü, âdet kanı gibi değildir. Pişirdiği yenir, artığı temizdir. Hz. Aişe, hayızlı durumda lokmayı ısırıp peygambere verdiği onun da yediğini anlatır. Aynı kaptan su içtiklerini söyler. (Delilleriyle İslâm İlh.179, H. Döndüren)

Cünüp insan müslümansa, necis (pis) değildir.

Peygamberimiz bir gün Ebu Hureyre (r.a.) rastlar. O peygamberi görünce yol değiştirmiştir. Peygamber ona sen ne yaptın? Diye soruncu “Cünüp iken sizinle olmak istemedim Ey Allah’ın Rasulü” cevabını vermiştir.

Bunun üzerine peygamberimiz (s.a.) şöyle demiştir : “Sübhanellah, Müslüman pis olmaz” (Büyük Hadis Külliyatı:1/130)

 

19- Güneş Enerjisi İle Isınan Su İle Abdest Gusül Olur mu?

Bazı fetvalarda güneşle ısıtılan sudan abdest olmak tenzihen mekruh olduğu ifade edilmiştir.

“Mekruhtur” diyebilmek için su kabı paslanabilecek ve oksitlenecek durumda olması lazımdır. Birde o  yerde sıcaklık fazla ise, su fazlaca ısınıyorsa o zaman mekruh olur. Çünkü sıcaklık fazla ve kap paslanır, oksitlenirse, suyun özelliği bozulur. Hatta zararlı hale gelir. Çeşitli cilt hastalıklarına sebep olur.

Kap paslanmaz cinsten ise oksitlenme yoksa sıcaklık da normalse, o sudan abdest alınması mekruh olmaz. Abdest de alınır, gusülde alınır.

Demir,tunç, bakır cinsi paslanır, oksitlenir. Sıcak olan bölgelerde ise, o suyu kullanmak mekruh olur.

Hz. Aişe validemiz peygamberin kullanacağı suyu güneşte ısıtmıştı. Hz. peygamber : “Öyle yapma çünkü güneşte ısınan su alaca hastalığına sebep olur” demiştir.”

Kap, ağaç, toprak, cam, gümüş gibi küf ve pas olmayan kap ise, bu kap da ısınsa da kullanmakta hiçbir sakınca yoktur. Bizim ülkemizde sıcaklık fazla sayılmaz.

Meselâ gölde, nehirde, havuzda, boruda, ısınmış suyu kullanmakta da hiçbir sakınca yoktur.

 

20- Kına, Oje, Ruj, Lens Gusle Manimidir?

Yıkanması gereken organda azıcık da olsa kuruyer kalırsa,abdeste de olmaz, gusülde olmaz.

Altına su geçirmeyen ne olursa olsun sakız olur, oje olur, ruj olur, boya olur. Hepsi abdeste ve gusle manidir.

Oje, ruj tabaka oluşturur, altına su geçirmez.

Gözdeki lens gusle mani değildir. Rahme konula alet de böyledir. Göz yıkanması gereken yer değildir.

Yıkanacak olan, önce tırnaklarındaki ojeyi, dudaklarındaki ruju temizlemesi gerekir. Ayrıca rujda domuz yağı da vardır.

Saçın boyanmış olması da gusle mani değildir. Çünkü saç diplerinin yıkanması yeterlidir.

 

21- Elbise İle Yıkanılır mı?

Açıkta yıkanılmaz. Yıkanırken görünmemek esastır. Açıkta yıkanılıyorsa ve herkesin yıkandığı hamamda, havuzda, nehirde, gölde yıkanılıyorsa, avret yerlerini örten peştamal gibi bir örtü ile yıkanılır.

Evimizde yıkanırken banyo çok genişse, yıkanılan yer çevrilir daraltılır. Peygamberimiz yıkandığı yeri çevirip daraltmıştır. Yıkanırken de hanımına “arkanı dön” demiş öyle yıkanmıştır. (İ. Canan, Hadis Ans:10/295)

Yıkanırken kimse yok denmemelidir. İnsandan ayrılmayan melekler vardır. Peygamberimiz : “Allah haya sahibidir. Hayayı sever. Onun için sizden biri yıkandığında kapalı yerde yıkansın” buyurur. (B. Hadis Külliyatı:1/128) Bir başka hadiste : “Açık yerde gusletmeyin siz kimseyi görmeseniz de, görülürsünüz” demiştir. (İ.Canan Hadis Ans:16/580)


Bu yazıyı 24.604 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ