HARAMA DÜŞÜREN ŞÜPHELİ ŞEYLER

Haram bellidir. Helal bellidir. Bunların arasında birde şüpheli şeyler vardır. Bunlara dikkat edilmez ve kaçınılmazsa, harama düşülür.

Günümüzde helal-haram birbirine karışıyor. Bazı şeyleri de haram iken helalleştiriyoruz. Dua ederken “ ver Allah’ım” diyoruz, “helalinden ver Allah’ım” demiyoruz.

Günümüzde temiz yaşamak, helal yiyip içmek ve temiz kalmak biraz dikkat istiyor.

Bir hadiste: “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi, yediğinin, içtiğinin helalden mi, haramdan mı olduğunu bilmeyecek ve aldırış etmeyecek” buyrulmuştur.

 

a)Helal-Haram:

Helal, dinde müsaade edilen güzel, faydalı ve zararı olmayan şeylerdir.

Haram ise; dinde yasaklanan çirkin, faydasız ve zararlı olan şeylerdir.

Haram ve helalde ölçü, fayda ve zarardır. Gaye, insanın korunması, insana ait değerlerin korunmasıdır.

İslam da anlamsız bir emir ve yasak yoktur. Bugün İslam da haram kılınanlar arasında insan yararına olan, helaller arasında da insanın zararına olan bir emir yoktur.

Kur’an da:

-“Temiz şeyler size helal kılınmıştır.” ( Maide Suresi:4 )

-“Size verdiğimiz şeylerin temiz olanlarından yiyin.” ( Bakara Suresi:172 ) diye emredilmiştir.

-“Peygamber, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten men eder. Onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar.” ( Araf Suresi:157 ) diye bildirilmiştir.

 

Helal haramda kurallar vardır:

-Bir şeyi helal, haram kılma yetkisi Allah’a ve Rasülüne aittir.

-Haram, fetva ile helalleşmez. Bizim helalleştirme yetkimiz yoktur.

-Harama götüren şey de haramdır.

-Çoğu haram olanın azıda haramdır.

-İyi niyet haramı helal kılmaz.

-Haram herkes için, her zaman ve her yerde haramdır.

-Haramda şifa yoktur.

-Harama sebep olmak, alet olmak da haramdır.

-Her haram da küfre giden bir yol vardır.

-Haram, helale karışınca onu haramlaştırır.

-Şüpheli şey, harama götürün.

-Haramı helal saymak, küfre götürür.

-Mahkeme kararı ile haram helal olmaz.

-Haramın tasviyesi ancak iade ve helalleşme ile olur.

Cenab-ı Allah bir şeyi helal veya haram kılarken insanın yararını gözetir. Nasıl ki, bir doktor hastasının iyi hali için bazı şeylere sınır koyuyor, bazı şeyleri serbest bırakıyorsa, dinimizdeki haram, helal kılma işi de böyledir.

Haramdan sağlayacak bir fayda yoktur. Haram artmaz, telef olur. İnsanın ağız tadını bozar, insanı adeta zehirler.

İnsan rızkını helalden talep eder, haramdan ve şüpheli şeylerden kaçınırsa, onun rızkı, kazancı helal olur. Haram alın yazısı değildir. İnsan kaderini kendisi tayin eder.

 

  b)Haramın Yansıması Nasıl Olur?

Haramın da, helalinde yansıması olur. İnsanın işine, aşına, eşine, nesline ve ahiretine yansır.

Peygamberimiz ( sav ): “İnsan yediğinden ibarettir” demiştir.

Atalarımız da: “Haram yiyenin harami evladı olur” “Dedesi koruk yemiş, torununun dişi uyuşmuş” demişlerdir.

Bazı günahlar insanın işine, eşine, evladına yansır. Başkasına zarar verenin kendi de yakınları da zarar görür.

Allah şöyle buyurur:

-“İnsanların işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu.” (Rum:41)

-“Başınıza gelen musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.” ( Şura:30 )

İşlenen kötülükler kalbi karartır. Haram, insanın mayasını bozar. Karakterini bozar, sofrasında bereket, yüzünde nur bırakmaz.

Haram iş işleyenin ölümü zor olur, imanlı gitmesine engeldir.

Haramdan oluşan vücut, helalden, ibadetten hoşlanmaz, zevk almaz, ibadet yapsa da ibadeti kabul olmaz. Peygamber ( as ) şöyle buyurmuştur: “Bir lokma haram yiyenin 40 gün duası ve namazı kabul olmaz”

Bir hadislerinde de: “Kim bir elbiseyi 10 dirheme alır da, içinde bir dirhem haram bulunursa, elbise adamın sırtında oldukça onun namazını Allah kabul etmez” buyurur. (İhya:4/125)

Peygamberin haber verdiğine göre: “Bir kimse haram malla hac eder de “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk” derse, Allah ona: “Sana lebbeyk de yok, haccında geri çevrilmiştir” der. (Ramuz el- Ehadis:418/6)

Hz. Peygamber (SAV), Hz. Enes’e: “Ey Enes! Helal kazan! Duan kabul olunur. Zira kişi, ağzına haram bir lokma götürürse, 40 gün duası kabul olmaz.” Tavsiyesinde bulunmuştur.

Bir defasında da Allah Rasülü şöyle demiştir:

“Allah yolunda sefer yapmış, üstü başı tozlu adam, ellerini açmış; “Ya Rab! Ya Rab! Diye yalvarıyor; hâlbuki yediği, içtiği haram duası nasıl kabul olunur?” (Riyazüs-Salihın:1883)

İmam-ı Azam Hazretleri: “Mideye giren lokmanın helal mi, haram mı olduğu bilinmedikçe, ibadet ne kadar çok olursa olsun hükmü yoktur” demiştir.

Kanuni Sultan Süleyman:

-“Kursağında haram lokma olanlara Allah ( cc ) zafer nasip etmez” demiştir.

Haramdan hayır yapılmaz. Yapılsa, hayır olmaz. Haramdan ikram alınmaz, yenmez.

Haram az da olsa insanın nesline yansır.

Şeyh Vefa Hazretleri’nin oğlunun Sakilerin su tulumlarını şişle delip seyretmesi, şikâyete mucip olmuştu. Kendisinde bir hata bulamayan baba, eşine bir hatasının olup olmadığını sormuş, günler sonra kadın, çocuğa hamile iken fakir komşusunun masasının üzerinde duran portakalla nefsini köreltmesi için örgü şişini batırıp emmesini hatırlamıştır. Vefa Hazretleri:

-“İşte portakala batırılan şiş, şimdi tulumlara batırılmıştır” diyerek olayı izah etmiştir.

 

c)Haram Ve Günah Neleri Yok Eder?

Günah ve haramın iyi yönde de etkisi olur kötü yönde de etkisi olur.

İyi bir kimse için: “Helal süt emmiş” “Haram yememiş ki, karnı ağrısın” denir.

Günahtan kaçınmak, helal lokma, temiz hayat yaşamaya ve mutlu sona neden olur.

Günahın, haram lokmanın hep olumsuzluklara neden olduğu görülmüştür.

İşlenen bir günahın etkisi, yansıması çok olur. Sadece işleyende kalmaz. İnsanın işine, eşine, aşına, evlatlarına yansır. Yani onlar da zarar görür.

Günah, insanın vicdanını rahatsız eder, kalbini karartır, acıma duygusunu yok eder.

Günah, insandaki utanma duygusunu yok eder, Peygamberimiz: “Utanmıyorsan dilediğini yap” buyurur.

Günah, Allah korkusu, kabir, sırat, mahşer gibi korkuları yok eder.

Günah, kıskançlık duygusunu yok eder.

Günah, kulluğu unutturur, organlarını isyan ettirir.

Günah işleyen, unutkan olur.

Günah, iyi düşünceleri yok eder, sevapları yok eder.

Günah, insanı kara yüzlü ve merhametsiz yapar.

Günah, yuva yıkar, cinayet işletir.

Günah, afat ve felaketlere neden olur. Kur’an da: “İnsanların işledikleri günahlar yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu” buyrulur. (Rum:41)

Peygamberimiz: “Hacer ul-Esved bembeyazdı. Onu insanların günahı kararttı” demiştir.

Bir hadiste: “Kul, işlediği günah yüzünden rızkından mahrum olur” buyrulur. ( Ramuz el-Ehadis:98/7 )

-“Günah kalbi karartır her günah, siyah bir nokta oluşturur. Terk edilip Tevbe edilmezse, bütün kalbi karartır. ( Age:26/9 )

Kur’an da:

-“Onların yaptıkları günahlar kalplerinde pas oluşturur.” (Mutaffifin:14)

-“Onların kalplerini mühürleriz. Onlar gerçekleri görüp, işitemezler” (Araf:100) buyrulur.

Tarih boyunca Cenab-ı Allah günahkârları cezalandırmıştır.

Günah işleyen bir kimse güzel bir ölümle ölmez. Ahirette de vay haline!

Hasta ziyaretine giden Malik bin Dinar, karşılaştığı manzarayı şöyle anlatır:

-“Baktım, hastanın eceli yakın, kendisine kelime-i şahadet arz ettim, ama ne kadar çabaladıysam, bir türlü söyleyemedi. Durmadan:

-On, on bir…”diyordu.

Sonra bana döndü. Kekeleyerek:

-“Ey üstad, önümde ateşten bir dağ var! Ne zaman kelime-i şahadeti söylemeye teşebbüs etsem, bu ateş bana hücum ediyor” dedi.

Arkadaşlarından, bu zatın daha önceleri ne işle meşgul olduğunu sordum:

-“Malını ribaya verir, faizini yer; ölçü ve tartıda da hile yapardı” dediler. ( Atar, s:91 )

 

d)Şüpheli Şeylerden Kaçınmak:

Helal kazanç istemek ve helal kazanç için çalışmak, her müslümana farzdır.

Cenab-ı Allah, her şeyi insan için insan yararına yaratmış, zararlı olanları haram, faydalı olanları helal kılmıştır. Arada bir de şüpheli şeyler vardır. Harama düşmemek için şüpheli şeylerden kaçınılması emredilmiştir.

Peygamber ( as): “Şüpheli şeylerden uzak duran dinini ve ırzını korumuş olur” buyurmuştur. ( R.S:588 )

Şeytan, insana şüpheli olan şeyleri telkin eder, onları güzel ve cazip gösterir. Çünkü insanı günaha sokmak için yeminlidir.

Âdem ile eşini şeytan aldatmıştır. Kabil’ e kardeşi Habil’i öldürmeyi o öğretmiştir. Her haramın, her günahın arkasında şeytan vardır.

Peygamber ( sav ) şöyle buyurmuştur:

-“Kim içinden hayra davet eden bir ses duyarsa, bilsin ki o meleğin sesidir, ona uysun. Kimde içinden şerre davet eden bir ses duyarsa, ona uymasın zira o, şeytanın sesidir ona uymasın” buyurmuştur.

Atalarımız: “Arayan mevlasını bulur, arayan belasını bulur” demişlerdir.

İnsan, şüpheli şeylerden kaçınıp korumadıkça, temiz kalamaz.

Cenab-ı Allah: “Helal şeylerden yiyiniz ve Salih amel işleyiniz” buyurur. (Müminun:51) Salih amel için helal lokma şarttır.

Saad (ra) Peygamberimize:

-“Ya Rasulallah! Allah’ın dualarımı kabul etmesi için bana dua et” diyor. Peygamberimiz:

-“ O halde yediğin, içtiğin helal olsun. O zaman duan kabul olur” buyurmuştur.

Bir gün bir adam ellerini açmış dua ederken Peygamber (as): “Şu adama bakın yediği haram, içtiği haram duası nasıl kabul edilir” demiştir.

Bir hadiste de:

-“Kim bir elbiseyi 10 dirheme alır da onda bir dirhem haram bulunursa, o elbise ile o adamın namazını ve duasını Allah kabul etmez” buyurmuştur.

Şüpheli şeylerden kaçınmayan, haramdan korunamaz.

Hz. Ebu Bekir (ra) bilmeden yediği şüpheli bir şeyi istifra ettikten sonra şöyle demiştir:

-“Ya Rabbi! Bilmeden yedim, çıkarabildiğimi çıkardım. Çıkaramadığım için beni affet” diye yalvarmıştır.

İnancımıza göre bir şey haramsa, azı da haramdır. Bir şey haramsa, ona götüren şey de haramdır.

Peygamberimiz ( sav ) şöyle buyurmuştur:

-“Helal olan şeyler bellidir. Haram olan şeyler de bellidir. Fakat haramla helal arasında bazı şüpheli şeyler vardır ki, onların helal mi haram mı olduğunu çok kişi bilmez. Kim günah olduğu sezilen şüpheli şeyleri terk ederse, o kimse haramdan korunur” sözleriyle haramdan korunmanın yolunu göstermiştir.

Eğer huzurlu değilsek, organlarımız, evlatlarımız bize isyan ediyorsa, işler yolunda gitmiyorsa, nefsimiz haram arzusu taşıyorsa, iki yakamız bir araya gelmiyorsa, yediğimize, içtiğimize dikkat edilmelidir.

Yediği içtiği temiz olmayanın yaşayışı temiz olmaz. Atalarımız: “Çiğ yemedim ki, karnım ağrısın” demişlerdir.

Âşık Seyrani der ki:

-“Allah’ın emrine Muti im dersen,

Rasülün emrine itaat eyle,

Haram helal demez bulduğun yersen,

Müminlik sözünden feragat eyle.”

İnsan bilmediğine şüpheyle bakmazsa, imanın tadını alamaz, güzel şeyler yapamaz. Hataları çoğalır. Onların her biri kalpte siyah nokta oluşturur. Zamanla kalbin tamamını karartır.

Peygamberimiz şöyle tavsiye etmiştir:

-“Özellikle küçük günahlardan sakının. Küçük günahları işleyenler, küçük odun parçaları toplayan kimselere benzer. O odunların birleşmesiyle büyük ateş yanar.”

Kur’an da: “Rabbinden korkan ve kötülükten uzak duran kimsenin varacağı yer cennettir” buyrulur. ( Naziat:41 ) Onun için Peygamber ( as ): “Şüpheli şeyi bırak, şüphe vermeyene bak” demiştir. ( Riyazüs-Salihın:593 )

Gizli ve şüpheli işlerimizden kurtulmak için:

-Affettirecek Tevbe, ardından da,

-Günahları silip süpürecek sevaplı işler,

-Sadaka vermek ve “Rabbimiz! Nefsimin hatalarından ve şüpheli şeylerden koru” duası gerekir.

Cenab-ı Allah da:

-“Büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere koyarız” müjdesini vermiştir. (Nisa:31)

Müslüman dini bilirse, dinini yaşaması kolaylaşır. Dinini bilemezse, haramı, helali de bilemez. Burada altın yüzük takan, onunla namaz kılandan bahsetmek istiyorum.

Erkeklere yasaklanan şeylerden biri de altın yüzüktür. Allah Rasülü, gümüş yüzük takardı. (Ramuz el-Ehadis:550/15)

“Yüzüğü sağ eline takardı. (Age:550/12)

Hz. Ali ( ra ) şöyle der:

-“Allah Rasülü bana altın yüzük takmayı, ipek elbise giymeyi, rükû ve secde de Kur’an okumayı, sarı renkte elbise giymeyi yasakladı.” (İ. Canan, Hadis Ans:7/52)

Peygamber (as) bir adamın parmağında altın yüzük görür, onu çıkartıp fırlatır atar ve şöyle der:

-“Sizden biriniz ateşli kora koşup, onu elinde mi taşıyor? Ben size bunu haram kılmadım mı?”

Peygamber ( as ) oradan ayrıldıktan sonra oradakiler yüzüğü alıp gelir, o adama derler ki:

-“Al bunu ailen için harcarsın!”

O sahabi der ki:

-“Hayır! Peygamberin attığını vallahi almam.” (Riyazüs-Salihın:189)

Burada Hz. Peygambere uymanın güzel bir örneğini görüyoruz.

Hz. Ali (ra) şöyle der:

-“Bir gün Peygamberimiz bir elinde altın diğer elinde ipek olduğu halde geldi ve:

“Bu iki şey ümmetimin erkeklerine haramdır.” Dedi. (İ. Canan, Hadis:17/1084)

Altın, erkeğin fıtratına aykırıdır. Altın erkeğin kadınsı hisler taşımasına neden olur.

Allah dostu büyüklerimiz altın yüzük takmamış, altın eşya kullanmamıştır. Hatta altın yüzüğü nişanda bile takmamışlardır.

Bir nişan merasiminde Sami Efendi Hazretleri erkeğe altın yüzüğü takmamış ve:

-Evlat, biz altın yüzüğü hanımlara bıraktık” demiştir.

Altın yüzüklü biri Peygamber (as) a ziyarete gelir. Peygamberimiz ona iltifat etmez, onunla ilgilenmez ve ona:

-“Elinde ateşten bir kor olduğu halde bana mı geldin?” der. (Nesei:8/170)

Prof. Dr. Hamdi Döndüren Hoca Efendi, “İslam İlmihali” adlı eserinde şöyle der:

-“İpekli elbise ve altın yüzükle bir erkeğin kıldığı namaz her ne kadar sahih ise de, yasak olan bir şeyi üzerinde bulundurduğu için günah işlemiş olur. Sebebi de Peygambere uymadığı için. Eğer başka elbise varsa, o namazı iade etmesi gerekir.”

 

e)Haram İnsan’a Neler Kaybettirir:

  Hz. Ömer (ra) derki:

-“Bir kimsenin kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayınız. Konuşunca, doğru söylüyor mu? Emanete riayet ediyor mu? Dünya işlerinde haram helal hassasiyeti gösteriyor mu? İşte bunlara bakın.”

İnsanın dilinin, kalbinin ve hayatının temiz olması, helal lokma yemesine bağlıdır. Helal lokma midede havuzdaki temiz su gibidir. O havuzdan etrafa da temiz su gider.

Ahi Baba’nın ustalığa yükselen gence nasihati şöyledir:

“Ey oğul! Harama bakma, haram yeme, haram içme! Doğru, sabırlı, dayanıklı ol! Yalan söyleme! Büyüklerinden önce söze başlama! Kimseyi kandırma! Kanaatkâr ol! Dünya malına tamah etme! Yanlış ölçme, eksik tartma! Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil! Kendin muhtaç iken bile başkalarına verecek kadar cömert ol.”

Helal her lokma, insanın midesini, düşüncesini temizler. İmana güç verir vesvesesiz, zevkle ibadet etmeyi sağlar.

Haram lokma zehir gibidir. İnsanda olumsuz etkiler yapar. İbadetten, itaatten zevk aldırmaz. Gaflet ve isyanı arttırır. Dua ve ibadetin kabul olmamasına neden olur. Haram insanın mayasını bozar. Haram yiyenin harami evladı olur. Ölümü kolay ve güzel olmaz. Onu cehennem melekleri teslim alır.

Dünyada da ahirette de mutlu ve huzurlu olabilmek için günahın küçüklüğüne bakmamak, bu da günah mı olur? Dememek, menfaatine uymasa da korunmak esastır.

Buhari de geçen bir Hadiste Allah Rasülü şöyle buyurmuştur:

-“Mümin günahını, altında oturduğu sanki her an üzerinde düşme tehlikesi olan bir kaya gibi görür, devamlı korku içinde yaşar. Kâfir ve münafık ise günahını burnuna konan sinek gibi görür.”

Haram, insanı mutsuz eder. İyilik yapmasına engeldir. Sevaplı iş işleyemez. Yardım edemez.

Rabbim helalinden yedirsin içirsin. Haramdan korusun. Ne aldatan etsin, nede aldanan. Şüpheli şeylerden kaçınanlardan etsin. Kur’an’da ve sünnette haram olduğu bildirilen şeyleri helalleştirenlerden etmesin. Bilmeden bize bulaşan haramlar içinde bizi affetsin.                                                    


Bu yazıyı 1.581 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here