Haramı Helal Sayma Yetkimiz Var mı?

HARAMI HELÂL KILMA YETKİMİZ VAR MI?

Bir şeyin haram veya helâl kılınma yetkisi Cenab-ı Allah’a aittir. Bizim haramı helâl, helâli haram kılma yetkimiz yoktur. Bu yetki peygambere bile verilmemiştir.

-Günümüz devrimiz, şartlar diyerek hüküm değiştirilemez.

-Başkalarının yapması, etmesi, haramı meşrulaştırmaz.

-Kötüler örnek alınmaz.

-Bazı şeyler bahane olamaz. Meselâ; enflasyon faizi helâl kılmaz.

-Haram, zamana kişiye mekana göre değişmez.

-Bir şey haramsa bütün müslümanlara haramdır. Helâlse bütün müslümanlara helâldir.

-Bizim dine müdahale yetkimiz yoktur. Dine müdahale, insanın dinden çıkmasına neden olur.

Hz. Peygamber şöyle buyurur:

“Ümmetim yetmiş” fırkaya ayrılır. En fenası, dini işlerinde kendi fikri ile hüküm verir de haramı helâl, helâli haram sayar.” (Ramuz’el-Ehadis:256/4)

Cenab-ı Allah bize bazı şeyleri haram, bazı şeyleri de helâl kılmıştır. Meselâ; pekmez helâl, şarap haram, kuzu helâl, domuz haramdır.

Allah’ın hükmü değişmez, değişirse din değişmiş olur.

İçkiyi içmemiz, domuzu yememiz, faizin yayılması, içkinin adının değişmesi, miktarının fazla oluşu ile piyango, loto, toto, vakit geçirmek için tavla oyunu, havaların sıcaklığı ile açıklık vs. meşru olmaz.

İslâmi değerler, emirler, yasaklar değişmez, mazeret ileri sürülüp hakkında nâs (Ayet, hadis, icmanın fetvası) bulunan konularda içtihad caiz değildir.

Hz. Peygamber: “Kur’an’ın haram kıldığını helâl sayan, Kur’an’a inanmamıştır” (K. Sitte: 2/142, İ. Canan).

-Allah’ın kitabında helâl kıldığı, kıyamete kadar helâldir haram kıldığı da kıyamete kadar haramdır” (Râmuz : 495/8).

Kur’an’da 1-“Yoksa onların Allah’ın izin vermediği bir dini getiren ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Zalimlere can yakıcı azap vardır.” (Şûrâ : 21)

2-“Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak “Bu helâldir, şu da haramdır” demeyin. Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.” (Nahl:116)

3-“De ki : Allah’ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı…” (A’raf : 32)

4-“Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri, siz haram kılmayın ve sınırı aşmayın Allah sınırı aşanları sevmez.” (Mâidâ:87)

5-Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yeyin ve iman etmiş olduğunuz Allah’tan korkun.” (Mâidâ:88)

“De ki: Allah’ın size indirdiği rızkın bir kısmını haram, bir kısmını helâl mi kıldınız?” (Yunus:59)

Hz. Peygamber de şöyle bildiriyor:

-“Bir zaman gelecek, ümmetimden bazıları zina etmeyi, ipekli giymeyi, içki içmeyi def ve dümbeklerle eğlenmeyi helâl ve mübah sayacaklar…” (Tecrid-i Sarih Terc. 12/46)

-“Bir zaman gelecek ki, insanlar Kur’an okurlar, ibadet ederler, bid’atlerlede meşgul olurlar. Lâkin bilmedikleri cihadden müşrik olurlar. Okumalarına ve ilimlerine bedel rızık alırlar ve dünyayı din karşılığında yerler işte bunlar, kör deccalin evânesi olacaklardır.” (Râmuz:504/3) buyurur.

Buna göre insanların inancı zayıfladıkça dinden uzaklaşacaklar, günahı meşru, haramı helâl sayacaklardır.

Dinin kurallarını Allah koyar. Kul ister kabul eder, isterse kabul etmez. Eğer inanırsa, dini aynen kabul etmek zorundadır. İnanmazsa, zaten tartışma hakkı yoktur.

 

HARAMI HELÂL SAYMAK

Bir şey haram kılındıysa o, kıyamete kadar, her zaman, herkese haramdır. Çünkü Allah’ın hükmü değişmez. Değiştirilirse, din değişmiş olur.

Helâl olan bir şeyde harama dönüşmez. Çünkü her şeyi bilen Allah, fayda ve zarar ölçüsüne göre, bir de imtihan için helâl ve haram olan şeyleri bize apaçık bildirmiştir. Allah’ın dini İSLÂM, kıyamete kadar bâkidir. Çağ, menfaat gibi şeyler bahâne edilerek dinin emir ve yasakları hakkında yorum yapılamaz. Bana göre, aklıma göre, zamanımıza göre denilemez. O zaman Allah’ın dinine müdahale etmiş oluruz. Haramı kabul etmeyen, helâl sayan, küfre girer.

 

Kur’an’da:

“Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği bir dini getiren ortakları mı var? Eğer erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz zalimlere can yakıcı bir azab vardır.” (Şurâ : 21) buyrulur.

Din, değiştirilemez, azaltılıp çoğaltılamaz.

İşin birde çığır açma yönü var. Yanıltılan insanların vebâl yönü vardır.

Unutmayalım, günah, sadece işleyenlere ait değildir. O günahın işlenmesine sebep olan, o günaha bizzat ortak olur.

Allah’a ve peygambere uymayan, sapıklıktadır. Allah ve Rasûlüne uyanın yüzü kızarmaz, zarar görmez. Allah ve Rasûlünün emir ve yasaklarını yerine getirmek zor değildir, getirmemek, reddetmek zordur. Meselâ; içki içmek kolaydır, faiz yemek kolaydır, adını değiştirir yersiniz. Zaten bazı şeyleri, imanı tam olmayanlar bazı haramları değiştirdiler.

Hangi ülke olursa olsun müslümanlar arasında helâl haram farkı olmaz. (Faiz, hırsızlık gibi)

Kur’an’da: “Yeryüzünde temiz ve helâl olan şeyleri yiyin. Şeytanın adımlarına uymayın şüphesiz o sizin için apaçık düşmandır. (Bakara : 168)

-Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz olanlarından yiyin.” (Bakara : 172) buyrulmuştur.

Bilmemek mazeret olmaz. Bilecektir öğrenecektir. Hz. Peygamber:

-“Alimin günahı bir günahtır, cahilin günahı iki günahtır. Cahil, hem günah işlediği, hemde öğrenmediği için iki defa azab olunur.” (Râmuz:286/8)

-“Allah haramı haram, helâli de helâl kıldı. Allah’ın haram kıldığı kıyamete kadar haram, helâl kıldığı da kıyamete kadar helâldir.” (Râmuz:425/8)

-“Günahta insanlar kendilerini mazur görmedikçe asla helâk olmazlar”. (Râmuz:354/2)

-“Siz benim yanımdaki gibi kalsaydınız melekler sizi evlerinizde ziyaret ederlerdi. (Râmuz : 357/2) buyurmuştur.

-Izdıraplarımızın kaynağı, islâmı samimi olarak yaşamamaktır. Bize müdahale etmek, Allah’ın hükmünü değiştirmek düşmez. Bize Allah’ın emrine uymak, dini yaşamak düşer.

En büyük hatalarımızdan biri de öğrenmemek ve öğrendiğimizi yaşamamaktır.

 

HELÂLLEŞTİRDİĞİMİZ BAZI ŞEYLER

-“Domuzda Allah’ın yarattığı bir hayvandır. Yenmeyecek olsa onu yaratmazdı” deyip, daha lezzetli, daha yumuşak oluyor dediler, helâl saydılar.

-Günün şartlarına göre faiz haram değildir, “enflasyon oranında faiz helâldir” dediler. Dar’ülharpteyiz, faiz yenir dediler, faizi helâlmiş gibi gösterdiler.

-Alkole başka başka ad taktılar, “Bira helâldir, kola helâldir deyip az içersen faydalıdır” deyip alıp satmakta, içmekte sakınca görmediler.

-Her ay şansını denemek için piyango aldılar. (En büyük ikramiyenin çıkacağını bilse, müslüman, piyango almaz) millileştirdiler.

-Safrancı, tavlayı, kumara götüren oyunları eğlence kabul ettiler, “vakit geçiriyoruz” dediler, günlük işlerden saydılar.

-Şunu veriyor, bunu veriyor diye müstehcen basını almakta, satmakta, desteklemekte herhangi bir mahsur görmediler.

-Çağdaşlık adına hoş olmayan kılık kıyafetlere girdiler.

-Yolda belde cinsiyet tanımadan, yakın uzak demeden şapur-şupur öpüştürdüler. Bizi nelere alıştırmadılar ki.

-Helâl-haram tanımadan köşe dönmeyi akıllılık ve beceriklilik kabul ettirdiler.

-Yahudiler Allah’ın hükmünü değiştirdikleri için lânetlenmişlerdir. Bir şey aleyhimize de olsa, doğru olanı yapmak zorundayız. Herhangi bir işte:

-Kötüler örnek alınmaz. Başkalarının yapması birşeyi meşrulaştırmaz.

-Niyet iyide olsa, hükmü değiştirmez.

-Kalp temizliği haramı helâl kılmaz.

-Haram olan şeyin helâl olacağı bir makam olamaz, mekân olamaz ve zaman olamaz.

Sevgili peygamberimiz : -“Bir zaman gelecek ki, ümmetimden bir takım kimseler türüyecek. Bunlar zina etmeyi, ipekli giymeyi, şarap içmeyi, çalgı eşliğinde eğlenmeyi helâl ve mübah sayacak. Bir takım merhametsiz, acımasız kimselerde dağ yamaçlarına ev yapacaklar, onlara ait koyun sürüsü ile çoban sabahları yanlarına gelecek, akşamları gidecek. İnsanlar fakire: “Bugün git yarın gel diyecekler” (Buhari Tecrid-i Sarih 12/46) diyor.

-“Ümmetimden bazıları şaraba başka adlar takarak içecekler. Bir zümrede faizi helâl sayacak” diyor.

Bazı insanları haramdan vazgeçiremezsiniz. Lağım kurdunu bulunduğu yerden ayırırsanız yaşamaz, hatta elmayı oyup içine koysanız bile gene yaşamaz.

Haramlar, ıslak elbise gibidir; ilk anda ürperti verir. Haram terk edilmezse, alışılır gider.

Hz. Ömer (ra) şöyle demiştir :

-“Namaz kılmaktan çivi gibi olsanız, oruç tutmaktan da yay haline gelseniz, midenizde haram lokma varsa beklediğinize ulaşamazsınız.”

Evet, bu söz gerçeğin ta kendisidir. Midemizde haram lokma olursa ibadetimizin zevkine varamaz layık olan sevabına erişemeyiz.

Sadece borçtan kurtulma söz konusu olur, hepsi o kadar. Sevap çokluğu, bahis mevzu olamaz elbette. Bunun içindir ki âlimlerimiz helâl lokmayla iktifa edip haramlara düşmeme konusunda çok titiz davranmışlar, bize de aynı titizliği tavsiye buyurmuşlardır.

Hadis-i şerifin ikazı ise unutulacak gibi değildir.

-Kimin bedeninde haram lokmadan kaynaklanan et, yağ parçası olmuşsa, mahşerde o et ve yağ parçaları cehennem ateşi karşısında eritilir, bedenden böyle eritilerek alınır.

 

HARAM İŞLEMEYE İZİN VAR MI?

Hayrıda şerride, helâlide haramıda yaratan Ce-nab-ı Allah’tır. Allah, herşeyi yaratmasına rağmen günaha ve harama asla razı olmaz, işlemek içinde izin vermez.

Kul, günah işleyip, haram yiyip: “Bu benim kaderimmiş” de diyemez. Her şeye akıl ve iradesi ile karar veren, kulun kendisidir. Ancak günaha zorlanan, zorla günah işletilen, istemediği halde günaha düşen, günah işlemeye haram yemeye mecbur kalan, başka bir alternatifi olmayan kimsenin durumu başkadır. Bu da ne zaman böyledir:

a) Tehdid ciddi ise; yani hayati tehlike varsa geçerlidir. Kur’an’da : “Kim iman ettikten sonra Allah’ı –Kalbi iman ile dolu olduğu halde inkâra zorlanan başka-Fakat kim kalbini kâfirliğe açarsa, işte Allah’ın gazabı bunlaradır. Onlar için büyük bir azab vardır.” (Nahl Sûresi. 106) buyrulmuştur.

Kâfirler, Ammar ile babası Yasir’i, anası Sümeyye’yi dinlerinden dönmeleri için zorladılar. Sümeyye’nin ayaklarından develere bağlayıp ters yönde hareket ettirdiler. Yasir’i şehid ettiler. Ammar işkenceye dayanamadı. Onların istediği şekilde konuştu. Hz. Peygamber bunu duyunca : “Ammar başından ayağına kadar imanla doludur. İman onun etine kanına karışmıştır.” Buyurur. Ammar’a da: “Seni yine zorlarsa, istediklerini söyle” dedi.

Bu olay zor anlarda sadece dil ile bazı şeylerin söylenebileceğine delildir. Böyle hallerde sorumlu olunmaz.

b) Hayati tehlike varsa; Kur’an’da: “Allah size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmeden ve haddi aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.” (Bakara Sûresi:173) buyurur.

c) Mecburiyet varsa; İslâm’da zorluk yoktur. Zaruret, mahzuru ortadan kaldırır. Bir insan elinde olmayan nedenlerle günah işlemek zorunda kalırsa, bununla beraber onu helâl ve meşru saymazsa, dinen günah işlemiş sayılmaz.

d) Zorlama varsa; meselâ zorla içki içirilen günaha girmez. Hayati tehlike varsa, mal, ırz, namus tehlikede ise istenilen rüşveti vermekte vebal yoktur. Zorla tecavüze uğrayan günah işlemiş olmaz. Yalnız karşı tarafı tahrik edip ümitlendirmiş olmamalıdır.

e) Hile ve saptırma yolu ile işlenen suçlar günaha girer. Dar’ul-harp bahanesi ile, enflasyon gerekçesiyle faiz meşru olmaz, helâlde olmaz. Bekâr, bekârım diye zina edemez, evlenecek veya oruç tutacak, günaha bulaşmayacak. Yabancı ülkede yaşayan için haram helâle dönüşmez. Mal, müslüman olmayanın diye müslümana helâl olmaz. Onun için dinde haram olan bir şey için geçerli sebep olmadan bahane aranmamalıdır.

 


Bu yazıyı 3.237 kişi okudu.

Paylaş

1 Yorum

  1. Muhterem Mustafa Öselmiş Bey,
    Malumunuz, tedavüldeki paranın "altın" olduğu veya altın karşılığında Banknot (kağıt para) basıldığı dönemlerde, enflasyon yoktu/.
    Enflasyon, paranın değer kaybı olduğu malumdur.
    Sene başında tanesi 1.000 Tl olan bir ürün, sene sonunda 1.100 Tl olmuşsa, "Enflasyon" %10'dur.

    Diğer bir ifade ile, paranın değeri de %10 azalmıştır. Yani %10 değer kaybetmiştir.
    Birine 1.000 TL borç veren kimse, borç alana: "Sene sonunda enflasyon seviyesi ne ise, onu ilave ederek ödersin" derse ve sene sonunda da Enflasyon %10 ise, borçlunun 100 Tl Enflasyon farkı ödemesi, Faiz olmaz.
    Sene başında 1.000 TL'ye aldığı bir ürün için sene sonunda 100 TL fazlalıkla, 1.100 TL ödeyeceğinden, enflasyon karşılığı olarak aldığı 100 TL, sadece parasının değerini korumuştur.

    Genelde Faiz, enflasyonun seviyesinin üzerinde alınan miktardır.
    Misalimizde, 1000 TL borca karşılık 125 TL alırsa, bunun 25 TL'si, Faizdir.(125-100 TL/Enflasyon=25 TL faiz'dir.)
    Farklı düşünecek olursanız, lütfen görüşünüzü belirtiniz.
    Selamlarımla
    Tel: 0532 416 34 84

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.