HASTA ZİYARETİ

İşim çok, vaktim yok dediğimiz, unutup terk ettiğimiz görevlerimizden biri de hasta ziyaretidir.

Toplumda ki, kardeşlik ve sorumluluk duygularının zayıflaması, hatta yok olmasından sonra insanların birbirlerini arayıp sormaları, sevinç ve üzüntülerini paylaşmaları olayı bitmiştir.

Son zamanlarda hayati kolaylaştıran icat, keşif ve gelişmeler, insanları birbirinden koparmıştır.

Komşunun evinin önüne ambulans bağıra bağıra geliyor, sağlıkçılar eve çıkıyor, evde tedavi ediyor veya hastaneye götürüyor, komşu tavrını bozmuyor.

Kapının önüne cenaze arabası geliyor, kim için geldi, kim vefat etti, sorulmuyor. Ziyaret, başsağlığı dileme ve cenazeye katılma gibi komşuluk görevleri yerine getirilmiyor. Hayat aynen devam ediyor.

İnsanımız bencil ve ferdi hayata alıştı. Komşu ikramları, komşu ziyaretleri yeni dönemde yok artık. Komşu yok, komşuluk yok.

Bir apartmanda oturanlar birbirini tanımıyor. Adres sorulsa bilmiyor.

Hasta ziyaretinin inancımızda önemli bir yeri vardır. Vacip derecesinde, peygamber efendimizin sünnetlerindendir.

Bir tanıdığımız, arkadaşımız, akrabamız hasta olunca fırsatını bulup ziyaretine gidilmelidir.

Eğer hastalık bulaşıcı ise, ziyaret ertelenmelidir. Böyle bir hastalık ise hasta sahipleri durumu açıkla-malıdır. Çünkü insanlara zarar vermemek vaciptir.

Bu durumda telefonla geçmiş olsun der, Allah’tan şifa dilenir, dua edilir.

Peygamberimiz (sav) bulaşıcı hastalıklar için koruyucu tedbirler almıştır. Karantina uygulamıştır. “Arslandan kaçar gibi kaçının” ifadesini kullanmıştır.

Hasta ile arada üç kulaç mesafenin tutulmasını istemiştir. Peygamber (as) Hastalığın bulaşma devri geçtikten sonra hasta ziyaretine, genellikle üç gün sonra gitmiştir.

“Sağlam olan deveyi hasta olan devenin yanına sokmayın” buyurmuştur.

Bazı hastalıkların aslında faydası da vardır. Vücut kırgınlığı olduğu zaman veya öksürük başlangıcın-da “şifayı kaptık” denmesi bundandır.

Allah kötü hastalıklardan korusun. Gelip geçici rahatsızlıklar insana şükrü, sabrı öğretir. Sağlığın kıymetini hatırlatır. Hastaların halinden daha iyi anlarız.

 

Kul hakkına dikkat edilmelidir.

İnsanların birbiri üzerinde hakları vardır. Hastalık söz konusu olunca bu daha da başka bir anlam taşır. Çünkü hasta olanın maddi, manevi ihtiyaç duyduğu şeyler olur.

Halife Hz. Ömer (ra) Basra Valisi Ebu Musa’ya mektup yazmış ve:

Hastaları ziyaret et!

Cenazelere katıl!

Halka kapını açık tut!

İhtiyaç sahipleri ile ilgilen” Allah onların yükünü sana yüklemiştir” demiştir.

Kul hakkına riayet, Cenab-ı Allah’ın ikramına ihsanına ve rahmetine vesile olur.

 

Hasta ziyaretinde Allah’ın rızası vardır.

Hasta ziyareti Allah rızası için yapılırsa, Peygamberimizin ifadesiyle; “Allah yolunda ayağı tozlananlara cehennem ateşi haram kılınmıştır”

Peygamber (as)ın haber verdiğine göre; hasta ziyareti yapanlara melekler, her adımına sevap yazar ve onun için dua ederler.

Bir hadiste:

-“Kim bir hastanın halini sormaya giderse,

Ona bir melek şöyle seslenir “Sana ne mutlu! Güzel bir yolculuk yaptın. Kendin için cennete barınak hazırladın” (Tirmizi, birr:64)

Bir gün peygamberimiz Ashabı ile sohbet ederken şöyle bir olay anlatıyor:

“Bir Müslüman, Allah için sevdiği bir Müslüman kardeşine ziyaret için yollara düşer.

Görevlendirilmiş bir melek, yoluna çıkar, ona sorar, o da cevap verir:

Nereye gidiyorsun?

Falan kardeşimi, ziyarete gidiyorum.

O senin yakının mı?

Hayır

Peki niçin gidiyorsun?

Ben onu Allah için seviyorum” der.

Bunun üzerine melek ona:

Öyleyse Allah da seni seviyor” der. (ibn-i Han-bel:2/292)

Bir hadislerinde de Allah Rasulü şöyle buyur-muştur:

“Beş şey vardır ki, kim onlardan birini yaparsa, Allah’ın himayesinde olur:

Hasta ziyareti eden,

Cenaze defneden,

Savaşa katılan,

Saygı sevgi izhar etmek için önderinin yanına giden,

Evinde oturup başkalarına zararı dokunmayan, başkalarından zarar görmeyen” (Büyük Hadis Külliya-tı:1/2384)

Ebu Hureyra (ra), peygamber efendimizden şöyle nakletmiştir:

“Allahü Teala kıyamet gününde şöyle diyecektir: “Ey Ademoğlu! Ben hastalandım beni ziyaret etmedin, neden? Kul diyecek ki:

Ya Rabbi, ben seni nasıl ziyaret edebilirdim ki, sen âlemlerin Rabbisin? Allah O’na:

Falan kulum hastalandı da sen onu ziyaret etme-din. Sen onu ziyaret etseydin, beni Onun yanında bulacaktın. “Tekrar soracak:

Ey Ademoğlu! Ben Açıktım. Senden istedim, sen beni doyurmadın, neden? Kul:

Ya Rabbi, ben seni nasıl doyurabilirdim, sen alemlerin Rabbisin” diyecek. Allah:

“Falan kulum senden yemek istedi, sen onu doyurmadın. Onu doyursaydın beni doyurmuş olacaktın” buyurur.

Ey Ademoğlu! Senden su istedim de bana su vermedin, neden? Diyecek. Kul:

Ya Rabbi, sen alemlerin Rabbisin. Ben sana nasıl su verebilirdim? Der. Rabbi ona:

Falan kulum senden su istedi de sen ona su vermedin. Verseydin, şimdi onu benim yanımda bulacak-tın” buyuracak” (müslim, birr:43)

 

Hasta ziyaretinin önemi

Hasta ziyaretinin önemi büyüktür. Peygamber (as) birkaç gün göremediği kimselerin durumlarını sorar, eğer hasta ise ziyaret ederdi.

Ziyaretler, insanlar arasında sevgi saygı bağlarını kuvvetlendirir. Kardeşliği, birliği, beraberliği sağlar.

Dertler paylaşıldığı için ziyaret edilen yalnız olmadığı anlar, moral bulur. Bu da onun çabuk iyileşmesini sağlar.

Ziyaret eden, sevap kazanır. Bu konuda peygamber (as) şöyle buyurur.

-“Bir hastayı ziyaret eden için cennette yer hazırlanır” Tirmizi, birr 64)

– “Hasta ziyaretin de bulunan kimse dönünceye kadar cennet yolundadır” (müslim, birr:39)

– “Kim hasta kardeşini ziyaret ederse, dönünceye kadar melekler ona dua ederler” (R. Salihın:903)

 

Ziyaretten maksat nedir?

Hasta ziyaretinden maksat, oturup, çayını, kahvesini içmek, sohbet etmek elbette değildir. Maksat, üzüntüsünü paylaşmak ona maddi manevi yardımcı olmak, varsa ihtiyacı gidermektir. Bir sıkıntısı varsa sorup ona yardımcı olmaktır.

Peygamber (as) şöyle buyurur:

-“İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydalı olandır”

Hastanın ihtiyacını gidermeye bizim gücümüz yetmezse, vasıta olmak da görevimizdir.

Bir hadiste: “Bir hayrın işlenmesine sebep olan o hayrı bizzat işlemiş gibi olur” buyrulmuştur.

Bir kutsi hadiste de “Bir iyilik işleyene; bire ondan bire 700 misline kadar sevap vardır” buyrulmuş-tur.

Bir ayette de: “İyiliğin karşılığı iyiliktir” (Rahman Suresi:60) buyrulur.

Hasta ziyaretinin bir faydası da hastadan ibret almayı sağlar.

Bir hadiste şöyle buyrulmuştur.

-“Dört şey vardır ki, zahiri fazilet, batını ise farzdır!

1- Salihlerle oturup kalmak fazilet, onlara uymak farzdır.

2- Kur’an okumak fazilet, onunla amel etmek farzdır.

3- Kabirleri ziyaret etmek fazilet, kabre hazırlanmak farzdır.

4- Hastayı ziyaret etmek fazilet, ondan vasiyet ve ibret almak farzdır

Ziyaretin bir faydası da tebliğ fırsatıdır. Ona güzel şeyler telkin etmek, imanla gitmesine sebep olabilir.

Hasta ziyaretine giden Malik Bin Dinar, karşılaş-tığı manzarayı şöyle anlatır: “Baktım, hastanın eceli yakın, kendisine kelime-i şahadet arz ettim, ama ne kadar çabaladıysam, bir türlü söyleyemedi durmadan:

On, on bir…” diyordu

Sonra bana döndü. Kekeleyerek:

“Ey üstat, önümde ateşten bir dağ var! Ne zaman kelime-i şahadeti söylemeye teşebbüs etsem, bu ateş bana hücum ediyor” dedi.

Arkadaşlarından, bu zatın daha önceleri ne işle meşgul olduğunu sordum: “Malını ribaya verir; faizini yer; ölçü ve tartıda hile yapardı” dediler. Hastalık insana bir uyarıdır. Hayatın sonunu gösterir. Hastalık, çok güzel ibret alınacak şeydir. İnsana ders verir. Ölümü hatırlatır. İmanla gitme konusunda uyarır.

 

Ziyarette edep ve adap nedir?

Ziyaretteki adap çok önemlidir. Bazı hususlar dikkat edilmelidir.

Ziyaretin zamanına dikkat edilmelidir.

Bayan hastanın karşısına bir erkeğin (yakınlık derecesi ne olursa olsun) oturması uygun olmaz.

İhtiyaç giderecek bir hediye ile gidilmelidir.

Hasta ve hasta sahipleri açısından ziyaretin uzatılmaması lazım. Adam hasta ziyaretine gitmiş kahve içmiş, çay içmiş, meyve yemiş ve demiş ki: “Ben gideyim artık. Bana bir vasiyetin var mı? Demiş. Hasta: “Bir daha hasta ziyaretine gidersen, çok oturma” demiş.

Hastanın bazı korku ve endişeleri varsa, giderilmelidir. Ona moral verilmeli, iyi olacağı söylenmelidir. Hastaya korku verecek moral bozacak şeyler söylen-memelidir. Ölümden ölmekten bahsedilmemeli, has-tanın kafasını şişirecek konuşmalar yapılmamalıdır. Adam kendinden bahsediyor, böyle olmaz.

Hastanın ve ev halkının bir ihtiyacı olup olmadığı sorulmalıdır. Varsa giderilmeye çalışılmalıdır.

Uygun bir şekilde helâlleşilmelidir.

Temele demişler ki:

-Falan arkadaşın ağır hasta morale ihtiyacı var bir şeyler söyle.

Temel arkadaşının yanına gitmiş ona:

Hiç üzülme, nasıl olsa öleceksin” demiş.

Atalarımızı; “Dağ adamı hasta eder sağ adamı” demiş. Ziyaret adabına uymayan, hastaya üzüntü ve sıkıntı verir.

Hastaya şifa dilemek, ümit vermek onun özel hallerini araştırmamak gerekir.

Ayrıca üzüntü içinde olan ev halkına da geçmiş olsun denmeli, onlar ada güzel şeyler söylenmelidir.

Hastalığın çekilen acıların günahlara kefaret ola-cağını, şükredilir, sabredilirse sevaba dönüşeceği anlatılmalıdır.

Çok konuşmamaya, yüksek sesle konuşmamaya dikkat edilmelidir.

Lokman hekime sormuşlar: “Hastalarımıza ne yedirelim ne yedirmeyelim?

“Hastalarınıza acı söz yedirmeyin de ne yedirir-seniz yedirin” demiş. Peygamberimiz şöyle demiş:

“Hastanız sizden bir şey isterse, onu yedirin” (Büyük Hadis Kulliyat:1/2386) Ayrıca istemediği bir şey içinde “Zorlamayın” demiştir.

Önemli bir hususa hastanın şifa bulması için ona dua edilmeli ve kendisinden de dua istenmelidir. Has-tanın duası kabul olur.

Hz. Aişe (ra) şöyle der:

-“Peygamber hasta ziyaretine gittiğinde şöyle dua ederdi: “Ey insanların Rabbi, bu hastaya şifa ver. Şifa senden öyle bir şifa ver ki, hiçbir hastalık bırakmasın (Buhari, Tıb:5743)

Peygamber (as) ziyaret konusunda şöyle demiş-tir:

“Sizden biri bir hastaya ziyarete gittiğinde selam versin. Hastanın halini hatırını sorsun. Onun için şifa ve sağlıklı ömür dilesin ve ondan kendisi için dua etmesini istesin. Zira hastanın duası meleklerin duası gibidir. (Ramuzu’l ehadis 45/1)

Buradan hastanın duasının kabul olacağını anlıyoruz. Bu bakımdan hasta iyi bakılmalı, gönlü kırıl-mamalı ve hayır duası alınmalıdır. Hastanın sevinmesi için ona dua edilmelidir. Hasta, bizim için imtihandır.

-Hasta ziyaretine gelen eğer bir çare biliyorsa o konuda yardımcı olmalıdır. Hastalığa şifa olmayacak yollara başvurulmamalıdır.

Cenab-ı Allah haram olan bir şeyde şifa yaratmamıştır. Alkol, domuz, kan, idrar gibi haramla tedavi yoluna gidilmemelidir.

Hastaya zarar verecek bir şey tavsiye edilmemelidir.

Bazen de hasta ziyareti geciktirilmemelidir. Ömrün ne zaman biteceği bilinmez. Yaşlı ve hasta baba ile işi çok, vakti yok olan evladın hikayesi ile bitirelim:

Baba; Evladım, seni çok özledim, nerelerde sin? Diye telefon açıyor.

Baba çok isim var vaktim de yok,

Evladım, seni çok arıyorum ulaşamıyorum.

Toplantıda oluyorum baba.

Evladım, gelsen beraber yemek yesek.

Arkadaşlarla programlarımız oluyor gelemem.

Sesini alamıyorum oğlum.

Şimdi kapatıyorum, ben seni ararım

Evladım, seni ne zaman göreceğim.

İşim çok baba, belki bir ara uğrarım.

Evladım, seni rüyamda görüyorum. Ne zaman görüşeceğiz?

Şimdi araba kullanıyorum, seni sonra ararım.

Evladım ne zaman arasam işin yoğun oluyor. Görüşemeyecek miyiz?

Off baba yaa! Diyor telefonu kapatıyor.

Yatalak olan baba ağırlaşmıştır. Evladını göremeden ruhunu teslim eder.

Gene bir iş için babasını arar. Telefonu komşusu açar.

Genç ona: “Babama şöyle işim çok gelemeyeceğim” der.

Komşu;

“Baban dün gece vefat etti: “Oğlumun işi yoğun-dur, ona haber vermeyin. Beni siz defnedin” son sözleri oldu” der.

Hasta yaşlı baba ile evladın görüşmesi dünyada türlü gerçekleşemez. Görüşmeleri ahrete kalır.

Siz ananıza babanıza böyle yapmayın. Olur mu?

Allah herkese hayırlı evlat versin.


Bu yazıyı 32 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.