Hangi mal bizimdir?
      İnsanın sadaka, zekât olarak verdiği mal kendisinindir. Çünkü onlar onunla ahirete gidecektir. Cimrilik edip biriktirip sakladığı mal onun değil başkasınındır. Ölüm döşeğinde onu terk eder. İnsanın hayatta iken kullandığı, benim dediği, uğrunda dövüştüğü mal emanettir. Bu mal mirasçılarındır.
İnsanların götüreceği bir kefendir. O da onun malıdır.

İslam’ın reddettiği dünya hangisidir?
      İslam, dünyayı terk et demez. Çünkü ahiret, dünyada dünya ile kazanılır.
İslam insanı Allah’tan ve Allah’a kulluktan alıkoyan ahireti unutturan, insanı azdıran, sapıtan dünyaya karşıdır. Cimrilik yapılan dünyalığa karşıdır.
Bir kutsi hadiste şöyle ifade edilir:
-‘’Ey adem oğlu! Malım malım diyorsun, yiyipte çıkarıp attığın veya giyip eskittiğin vayahut tasadduk edipte önce gönderdiğinden başka senin malın mı var?’’ (Riyaz üs-salihin:1/485)
Demek ki İslam’ın reddettiği dünya, günaha girmesine sebep olan, yerinde kullanılmayan maldır.
İnsan dünyayı red etmeyecek dünya ile ahiret arasında denge kuracaktır. ‘’Hiç ölemeyecekmiş gibi dünya için çalış’’ denirken yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışılacağı unutulmamalıdır.
Peygamberimiz:’’Sizin hayırlınız ahireti için dünyasını, dünyası için ahiretini terk etmeyeniniz der’’ demiştir. (Ramuz-el Ehadis:363)

İnsanın yaptıkları nasıl tespit ediliyor?
      İnsan başıboş değildir. Emirler ve yasaklarla karşı karşıyadır. Bir de ahirette sorgu sual vardır.
İnsanın yaptıklarını tespit için görevli kiramen katibin denilen yazıcı melekler vardır. Bunlar her şeyi yazarak amel defterimizi oluştururlar.
Ayrıca insanların organları yaptıklarına şahitlik edeceklerdir. Her insanın parmak izi, sesi farklıdır.
Bu yazılanlar ahirette önüne konacak, onun inkarı mümkün olmayacaktır. (İsra:14-13+inşikak:7-13+Kehf:49+İnfitar:10-12)
Biz insanların sesini ve görüntülerini tespit edip saklarken Cenab-ı Allah aciz midir?

Ölmeden önce vasiyet etmek gerekir mi?
      Ölüm gelip çatmadan malı olan, borcu olan, alacağı olanın vasiyet etmesi gerekir.
Bir hadiste: Vasiyete değer bir şeyi bulunan müslümanın vasiyeti yanında bulunmadan iki gece geçirmesi doğru değildir.’’ (Buhari, Vesaya:1) buyrulur.
Sadece dünya borcu değil ibadet borçları da vasiyette yer almalıdır.
Kur’an’da vasiyet etmek emredilmiştir. (Bakara:180-240)

Ölüm nedir? Ölüme çare var mıdır?
      Ölüm, yalancı dünyadan ayrılıp gerçek hayata yönelmektir. Ölüm, uyanmaktır. Ölüm rüyanın bitmesidir.
Kur’an’da:’’Her canlı ölümü tadıcıdır.’’ (Ankibut:57)
-‘’Yer yüzünde bulunan her canlı ölecektir.’’ (Rahman:26)
-‘’Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile!’’ (Nisa:78) buyrulmuştur.
Kimse ölümden kaçamaz. İnsan fanidir. Daha doğmadan ölüme koşar. İnan için uzun ömür olur ama sonsuz olmaz.
Ayrıca kimse kimsenin yerine ölmez. Kimse kimseye ömür veremez, ömrünü kısaltamaz.

Ölüm neden gizli tutulmuştur?
      Nerede, ne zaman ne şekilde öleceğini kimse bilemez. (Lokman:34) İnsana belirli bir zaman tanınmıştır. Onu iyi değerlendirmesi istenmiş ve hayatın bir imtihan olduğu bildirilmiştir.
Ölümün vakti belli olsaydı, insan öleceği söylenilen hasta gibi olur; gün sayar bozuk moralle yaşardı. Çoğu insan boş vermişliğin içine girerdi. Her şeyden elini ayağını çekerdi. Bir ideali, hevesi olmazdı.
İmtihan olan hayatın hiçbir değeri kalmazdı. Ölüme hazırlık sürekli olmazdı.

Ecel değişir mi?
      Ölen her insan eceli ile ölür. Ecel gelince ne geri bırakılır ne de öne alınır. (A’raf:34+Nahl:61+Münafikun:11)
Kimse zamansız ölemez, erken gitti denmez, kimse kimsenin yerene de ölmez. Kimse kimseye ömür veremez. Ölmeyen eceli, gelmemiş rızkı bitmemiştirde ondan ölmemiştir. Ölümden kurtuldu ifadesi yanlıştır. İnsanın eceli başkasının elinde de değildir. Ölüm Allah’ın iznine bağlıdır. (Ali İmran:145)
Beddualar, yanlış seçimler hayatı zehir eder. Hayır dualar, sadaka, ana babanın gönül hoşnutluğu, insanı mutlu eder. Bu ömrün uzaması değildir.
Hastalığına çare arayan sağlıklı yaşar, aramayan da ağrılı acılı yaşar. Bunların ikisi de eceli ile ölür.
Herkesin takdir edilmiş bir ömrü vardır. Onu noksansız yaşar.

İnsanın imanlı gitmesi neye bağlıdır?
      Allah, peygamber göndermiş, kitap indirmiştir.
Bunlarla kurtuluş yolunu göstermiştir. Bunlara uymadan kurtulmak mümkün değildir.
Kurtulmak isteyenin imanı düzgün olmalı, günah, haram ve helal çizgilerine dikkat etmelidir.
İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür. Hayatın güzelliği, ölümü güzelleştirir. Yunus peygamberin dili ile:‘’Ya rabbi! Beni müslüman olarak yaşat, müslüman olarak öldür ve Salihler den et’’ diye dua etmemiz öneriliyor. (Yunus:101) Ayrıca:‘’Sana ölüm gelinceye kadar rabbine ibadet et’’ amri var. (Hıcır:99)
Kısacası imanlı gitmek imanlı yaşamaya bağlıdır. İmanın gereklerini yerine getirmeye bağlıdır.

 Ölüm anında neler yapılmalıdır?
      Helallaşılmalı, vasiyetinin olup olmadığı sorulmalıdır. Peygamber (as), son sözü ‘’La ilahe illallah’’ olanın cennete gireceğini ifade etmiştir. Onun için yanında Kelime-i tevhit ve kelime-i şahadet getirilir. Onunda demesi için zorlanmaz.

Ölecek olana Allah’a ibadet borcu ve kul borcu sorulur.
Peygamber(as): ‘’Ölmek üzere olanın yanında yasin okuyun, ölümü kolay olur’’ diyor. Ağlanıp sızlanma yerine yasin okunmalıdır. Öldükten sonra yanında kuran okunmaz.
Ölecek olana imanlı gitmesi ve günahlarının affı için dua edilir ve okunur.

Ölünün yanında neden Kur’an ve yasin okunmaz?
      Ölüm döşeğinde yatan için Kur’an okumak sünnettir. Bir hadiste peygamber (as) şöyle buyurmuştur:
-‘’Ölmek üzere olanın yanında yasin okunursa, Allah onun ölümünü kolaylaştırır. Ölen için yasin okunursa, azabı hafifler.’’ (Ramuz-el Ehadis:79/4)
Bir insan öldüğü andan itibaren yanında Kur’an veya yasin okunmaz. Çünkü o artık cünüp sayılır. Ama yanında dua edilir. Sessizce tevhit çekilir. Kur’an ve yasin başka odada okunur. Yıkandıktan sonra yanında da okunur.
Peygamberimiz şöyle buyurur:
-‘’Kardeşiniz için Allah’tan mağfiret isteyiniz ve kendisine sükûnet vermesini dileyiniz. O şimdi sorguya çekilmektedir.’’ (Riyaz üs-Salihin:2/301. Sayfa)

Cenaze kabire konulunca telkin var mıdır?
      Cenaze kabire konulunca Kur’an okunur, dua edilir. İnsanlar dağılırken hoca efendi ölüye hitaben iman esaslarını hatırlatır.
Telkinden maksat sorgu başladığı için Münker ve Nekirin sorularının cevabını hatırlatmaktır.
‘’Peygamberimiz ölülerinize La ilahe illallah’ı telkin edin’’ buyurmuştur. (Müslim, Cenaiz:1)
Bak:Ömer Nasuh-i (Bilmen İlmihal:262+Diyanet vakfı, İlmihal:367+Prof. Dr. Hamdi Döndüreni, İlmihal 406+ Ramuz-el E-hadis:292/9+Riyaz üs-Salihin Sh. 277-278)

Ölen geride kalanlardan haberdar olur mu?
      Yaşayanlar ölenlerin halini bilemez ama ölen bir insan geride kalanlardan bilgi alır. Yapılan telkini duyar selamı alır, yapılan hayır haserattan haberdar edilir. Geride kalanların iyi haline sevinir, kötü haline üzülür.
Peygamber (as) mezarlıkta selam vermiştir. Müşrik ölülerine de: ‘’Allah’ın size vaat ettiklerinin doğruluğunu gördünüz mü? demiştir’’

Ölüye fayda veren işler nelerdir?
      Borçlarının ödenmesi, sadaka-i cariyesinin olması, ardından okunması, onun adına hayır yapılması, onun için dua edilmesi ölene fayda verir. Geride kalan yakınlarının kötü yaşaması da ona zarar verir.

Kadın mı erkek mi olduğu belli olmayana ne yapılır?
      Kadın mı erkek mi olduğu tam olarak bilinmeyen için cinsel organına bakılır, anlaşılamazsa nasıl yaşadığına bakılır. Yine de tam öğrenilemezse onu tanıyanların beyanına ve galip zanna göre hareket edilir. Yıkanması ona göre yapılır. Cenaze namazı ona göre kılınır.

Cenaze başka yere nakil edilebilir mi?
      Her hangi bir sakınca yoksa cenazenin öldüğü yerde gömülmesi daha uygundur. Nakil cenazeye de, yakınlarına da eziyet olur. İnsan illa doğduğu yere değil, uygun olan yere gömülür.
Müslüman mezarlığına nakil, yol geçecekse, sel yatağında ise, baraj yerinde ise nakil yapılır. Vücut dağıldıysa kemikler toplanır nakil edilir.

Cenaze töreninde hangi yanlışlıklar yapılmamalıdır?
      Cenaze töreni ölüye son vazifedir. Nutuk atmanın, slogan atmanın, alkışlamanın bandonun ölüye faydası olmadığı gibi zarar verir. Çelenk, fotoğraf, konvoy oluşturup korna çalmak, sesli matem, bağırıp çağırmak bunlar faydasız şeylerdir. Hatta açıktan tekbir bile getirilmez.

Kimlerin cenaze namazı kılınmaz?
      Bazı insanların cenaze namazı kılınmaz:
-İnançsızlığı kesin olanın,
-Müslümanla savaşırken ölenin,
-Eşkiyanın, teröristin,
-Vasiyeti olanın,
-İnsan şeklini almamış ceninin cenaze namazı kılınmaz.
Peygamberimiz İslam’ı reddeden bir yakını için:’’Eğer Allah yasaklamazsa, ona dua edeceğim’’ dedi ve tevbe suresinin 113. Ayeti nazil oldu. Siyaseten bir münafığın cenaze namazını kıldırmıştı. Tevbe suresinin 80-84. Ayetleri nazil oldu.

Ölenin borçları nasıl ödenir?
      Eğer borç, kula ise ödenir. Helallaşılır. Borç Allah’a ise oruç, yemin, adak, zekât ve bilmeden öldürülenin kaffareti ödenir. Her namaz için bir fidye miktarı verilir.
Eğer ölen ve yakınları fakirse affı için dua ederler. Az bir para ile devir-ıskat yapılmaz. Gerçekçi olunmalıdır. Fidye fakirin hakkıdır. İhtiyaç sahibi olmayan alamaz.

Ölü için mevlit okutmak şart mıdır?

Mevlit, dinin bir emri değildir. 7-40-52. Günleri ölü mevlidi diye bir şey yoktur.
Ölü evinde helva dağıtmak şart değildir. Ölü evinde ev halkının hazırladığı yemek yenmez.
Mevlit okutmak bir vazifede değildir. Hali vakti yerinde olan mevlit okunursa hayra vesile olan yönleri de vardır.

Cenaze evinde sohbet olur mu?
      Cenaze evinde orada toplananlara ölüm ve ölenden ders almalarını sağlamak için sohbet yapılabilir. Peygamberimiz her fırsatta öğüt vermiş. Nasihat etmiştir. Cenazenin başında konuşma yaptığı, ahiretle ilgili bilgiler verdiği de olmuştur.
Bir şeye karşı çıkmadan o işin hayramı sebep olduğuna veya şerremi sebep olduğuna bakılır.
Cenaze başında bağırıp çağıranlara, Bid’at işleyenlere, ölmeyecekmiş gibi yaşayanlara bir şeylerin söylenmesi daha güzel olmaz mı? Hepimiz öleceğiz. Ayağınızı denk alın dense daha faydalı olmaz mı?
Peygamberimiz ‘’Din nasihattir’’ demiştir.

Ölenlerin ardından yapılanlar ona ulaşır mı?
      Kur’an ölüyede diriyede şifadır. Peygamberimiz ölenler için dua edip Kur’an okumuş ve okuyun demiştir. Cenazenin ardından cenaze namazı kılmıştır. Mescidi temizleyen kadının mezarına gidip dua etmiştir.
Ölenin cenaze namazı kılınır. Mezar taşına Fatiha yazılır. Borçları ödenir ardından hayır yapılır. Ölenler hayırla yad edilip, hayırla anılır. Hatim indirilir. Yasin okunur, mevlit okutulur.
Ahzab suresinin 56. Ayetinde peygamber(as)’a selavat getirilmesi emredilmiştir. Her ezanın ardından ezan duası yapılır. Peygamberimiz: ölülerinize yasin okuyun azabı hafifler’’ der. (Ramuz el-Ehadis:79/4)
Peygamberimiz son zamanlarında kabristana gitmiş oradakiler için dua etmiştir.
Biri peygambere gelmiş aralarında şunlar geçmiştir,
-Anam öldü, onun için sadaka versem olur mu?
-Olur.
-Anam babam hac yapmadı. Ben yapıversem olur mu?
-Olur. Onların borcu olsa ödemeyecek miydin? Cevabını vermiştir.
Atalarımız ölenlere hatim indirten ve kimsesizlere yasin okutan vakıflar kurmuşlardır.
Ölülerimizi hep rahmetle anarız. Mezarlıktan geçerken, üç ihlas bir Fatiha okur inananların ruhuna bağışlarız.
Şöyle bir hadis vardır: ‘’İnsan ölünce üç şeyin dışında ameli kesilir: Devam eden sadaka, faydalanılan ilim, dua eden salih evlat.’’ (İslam fıkhı Ans:3/428)
Canab-ı Allah Kur’an’da şöyle dua etmemizi istiyor:
-‘’Rabbimiz bizi ve bizden önceki müslümanları bağışla.’’ (Haşr:10)
Ölenin ardından yapılanlar fayda vermeyecekse bütün bunlar niye yapılır?
Bazı nasipsizlere inanmak insanı nasipsiz yapar. Çünkü Allah insana inandığı gibi muamele edecektir.

Mezar satın almak doğru mudur?
      Ailece bir arada gömülmek arzusu ile mezar satın alınıyor. Dinimiz açısından bunun bir sakıncası yok.
Din alimlerimiz insanın nerede nasıl öleceği, bilinmediği için mezar satın alma yerine mezara hazırlanmayı daha uygun bulmuşlardır.
Kabrini kazmaya giden birine Hz. Ebu Bekir (Ra) şöyle demiştir: ‘’Kabrini kendine hazırlama, kendini kabire hazırla!’’
Ahiret hazırlığı denince, kefen satın alma, mezar satın alma zannedilmemelidir. Kefeni hacca gidene verip orada zemzemle yıkanması için birilerine eziyet verilmemelidir.
Mezarların dışından ziyade içi güzel olmalıdır.

Kabir azabı var mıdır?
      İnsan dünyada yaptıklarının hesabını kabirde vermeye başlayacaktır. Peygamber: ‘’Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur’’ buyurur. (Tirmizi zühal:4)
Bir defasında peygamberimiz iki kabirin yanından geçerken:’’İkisi de azap görüyor: Biri küçük abdest sıçramalarından diğeri de dedikodu yapmaktan’’ demiştir.
Kabirde sorgu var mı? Var. Öyle ise azapta vardır. Bu azap bedene değil ruhadır.
Hz. Ömer (ra) açıkta bir kafatası görür. Onun toprağa gömülmesini ister ve bunlar azap görmez azabı ruhlar görür’’ der.

Kabirde sorgu nasıl olur?
      Münker-Nekir kabirde soru soracak olan meleklerdir.
-Rabbin kim?
-Dinin nedir?
-Kitabın nedir?
-Peygamberin kimdir?
-Kıblen neresiydi? Gibi sorular soracak; inanan Allah’a itaat eden Kur’an’a uyan peygamberine tabi olan, yönünü kıbleye çeviren cevap vermekte zorluk çekmeyecektir.
Peygamber (as) şöyle demiştir:
-‘’Kabirde ölü boğulmak üzere olan kimseye benzer. Herkesten dua bekler ve dua edilince sevinir’’ (Ramuz el-Ehadis:368/10)

Bedenden ayrılan ölünün ruhu nereye gider?
      Ruh bedenden ayrıldıktan sonra, ortalıkta dolaşmaz, çağırılınca gelmez. Bedenden bedene geçmez.
Ölüm olayından sonra ruhun dünya ile ilişkisi kesilir. Tekrar dönüp gelmezler. (Yasin:31)
İyi bir hayat geçirmeyenler öldükten sonra ‘’Rabbim beni geri gönder’’ dediklerinde ‘’Onların ağzından çıkanlar boş laftan ibarettir. Onlar için dirilecekleri güne kadar berzah vardır’’ buyurulur. (Mü’minun 99-100) Eğer ruh çağırılabilseydi, katledilen insanın ruhu çağırılır. Seni kim öldürdü? Denirdi?
Falancanın ruhu imdada koşmaz…
Ruh bedenden bedene de geçmez. Allah insanları sesleri, parmak izleri ve genleri ile farklı-farklı yaratırken ruhlarını da ayrı yaratmıştır. Her ruh kendi bedeninde hesap verecektir.

Kabir ziyareti yapılmalı mı?
      Ölümü ve ahireti hatırlamak, öleni sevindirmek için yapılması faydalıdır. Kabir başında okunan üç İhlas bir Fatiha yapılan dua ölüye fayda verir.
Yalnız kabir ziyareti günaha girmeden ve mezarda yatanın kemiklerini sızlatmadan yapılmalıdır. Kabir başında taşkınlık yapılmaz. Bid’at işlenmez.
Kadın, nikah düşmüş olsa da eşini ziyaret eder. İslam dışı adetlerin yaşandığı ilk zamanlarda peygamberimiz kadınların kabir ziyaretini yasaklamıştı. Daha sonra izin vermiştir. Eğer kadın giyimi, davranışları ile günaha girecekse, kabire gitmemelidir. Ölene sıkıntı vermemelidir.

Ölenlerden yardım beklenir mi?
      Kabirde yatanın dünya ile tasarrufu bitmiştir. Onlardan hiçbir şekilde fayda görülemez. Onun için yardım istenmez, çocuk istenmez. Şifa beklenmez, ‘’İmdat!, falan yetiş!’’ denmez.
Kabire bir şey bırakılamaz, bir şeyde alınmaz.
Kabirde yatanlar hayattakilerden bir Fatiha beklerken onlara ne verebilir?
Kabirde yatandan ancak ibret alınır.
Kabirde namaz kılınmaz.
Kabirin taşına toprağına yüz sürülmez. Saygı duruşunda durulmaz. Kabirde yatana şikayet olmaz.

Kıyamet nedir? Ne zaman kopacaktır?
      Kıyamet, dünya ve dünyadakilerin ölümüdür. Kur’an’da:’’Kıyamet mutlaka gelecektir. Onda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu inanmazlar.’’ (Mü’minin:59) buyrulmuştur. Bir ayette de şöyle ifade edilir:
-‘’Kıyamet vakti gelecektir. Bunda şüphe yok, Allah kabirdekileri diriltip kaldıracaktır.’’ (Ha     7)
Kıyametin vakti gizlenmiştir. Kıyametin zamanını Allah bilir. Kıyametin vakti bildirilseydi bazı insanlar gaflete dalar, bazıları da dünya olan ilgisini tamamen koparırdı. Dünyalık bir çalışma olmazdı.
İnsan bilmediği ve bilemeyeceği şeylerle meşgul olmamalıdır. Zaman kaybı olur.

Ahiretin varlığı nasıl anlaşılır?
      Ölüm sondur. Ahiret yoktur. Sorgu, hesap yoktur demek inançsızların ifadeleridir.
Ahiret, dünyanın karşılığı ve dünyanın sonudur. Akşam yatıp sabah kalkıldığı gibi, toprağa atılan tohumun yeşermesi gibi dirilişten sonra ahiret hayatı başlayacaktır.
Akıl ahiretin varlığını söyler. İlk insanlarda bile ahiret inancı vardır. Ölülerini buna göre gömmüşlerdir.
Başlangıçta her şeyi yoktan var eden Allah:’’Parmak ucuna varıncaya kadar tekrar yaratmaya kadiriz.’’ Diyor. (Kıyamet:4)
Adaletin gerçekleşmesi, yapılanların karşılık bulması, iyilerin mükafatlandırılarak, kötülerin cezalandırılması için ahiret vardır ve ahiret gereklidir.
Ahiret inancı olmazsa dünya düzeni sağlanamaz.

Cennet cehennem şu anda mevcut mu?
      Her şeyi biz tam olarak bilemeyiz ama Kur’an’ın ve peygamber (as)’ın bildirdiğine göre cennette cehennemde yaratılmış şu anda mevcuttur.
Kur’an’da şöyle bildirilmiştir:
-‘’Kafirler için hazırlanmış olan cehennem ateşinden sakının’’ (Al-i İmran:131)
-‘’Takva sahipleri için hazırlanan cennete koşun.’’ (Al-i İmran:133)
Peygamber (as) miraçta cenneti de, cehennemi de görmüştür. (Necm:13-15)
Nerdedir? Denirse onu Allah bilir.

Cehennemdekilerin yiyeceği nedir?
      Bu konuda Kur’an şöyle bildiriyor:
-‘’İnatçı zorbaya cenhennemde irin içirilecektir.’’ (İbrahim:16)
-‘’Zakkum ağacı günahkarların yemeğidir.’’ (Duhan:45-46)
-‘’Ahirette günahkarlar kanlı irinden başka bir şey yemeyeceklerdir.’’ (Hakka:36-37)
-‘’Cehennemdekiler kaynar su ve irin tadarlar.’’ (Nebe:27)
-‘’Elbette zakkum yerler.’’ (Vakıa:52)
-‘’Azgınlar cehennemde çağlar boyu kalırlar. Orada bir serinlik ya da susuzluk gideren bir içecek tatmazlar. Ancak dünyada yaptıklarına karşılık kaynar su ve irin tadarlar.’’ (Nebe 23-26) buyrulmaktadır.

Ahirette insan kendi eşini mi seçmek durumundadır?
      Dünyada kim kimi sevdiyse, kim kime tabi olduysa ahirette onunla beraber olacağı bildirilmiştir.
Allah iyi kimselere: ‘’Siz ve eşleriniz mükafatlandırılmış olarak cennete girin’’ diyeceğini bildiriyor. (Zuhruf:70)
Yasin suresinde de ‘’onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlara kurulurlar’’ (Ayet:56) buyrulur.

Kişi ahirette eşini tekrar istemiyorsa tekrar seçmek durumunda değildir. Kendisine kötü davranan eşini seçmeye mecbur olması cennetin havasına uymaz.

İnançsız Cennete girer mi?
      Dünyada icat keşifler yapan, insanlara hizmet eden inançsız bile olsa cennete girer diyenler oluyor.
Cennete girmek için bir şeyler icat etmek yeterli değildir. İşte Ebu talip Peygambere yaptıkları bile onu kurtaramadı.
Peygamber (as): ‘’İman etmedikçe cennete giremessiniz’’ buyurmuştur. (Müslim, iman:93)
Kuranda da şöyle bildirilmiştir:
-İnkar edenlerin işleri fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. Yaptıklarından bir şey elde edemezler. (İbrahim:18)
-İnkarcıların işlerini Allah boşa çıkarır. (Muhammed:1)
-O kafirler mutlaka cehenneme gireceklerdir. (Münafikun:16) İnanmayan yaptığının mükafatını makam, övgü veya para gibi karşılık olarak dünyada alır. Ahirete bir şey kalmaz.
Şu anda Allah’ın insanlardan inanmalarını istediği din İslamdır, islamdan razı olur.
İnançsıza dua edilmez. Cenaze namazı da kılınmaz. (Tevbe:84+Bakara:111+Bakara:217+Mümtehıne:4+Tevbe:113)
Bulüğ çağına gelmemiş ölen kafir çocukları mükellef olmadıkları için hesaba çekilip cezalandırılmazlar. (İsra:15+En’am:164) Onlar ana babalarından dolayı sorumlu da olmazlar.

Ölüm istenir, intihar edilir mi?
      Ölüm istenmez, canı Allah vermiştir, Allah alır. İnsanın kendini veya başka birini öldürme hakkı yoktur. Öldürme yaşama hakkını ihlaldir.
Allah kuranda:’’Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın’’ (Bakara:195) buyuruyor.
Petgamber(as):
1-‘’Sizden biriniz ölümü’’ istemesin. Zira ölünce ameli kesilir. Müminin hayatta kalması hayrını arttırır. (R. Salih’in:2/587)
2-Sizden biriniz hastalığından dolayı ölümü temenni etmesin. Eğer isteyecekse şöyle desin:’’Allah’ım, yaşamak benim için daha hayırlı ise beni yaşat, ölmek hayırlı ise beni öldür.’’ (İslam Fıkhı Ans.:3/13, v.Zuhayli)
3-‘’Sizden kimse ölmeyi arzulamasın. Zira ölmeyi isteyen kimse eğer iyi biri ise belki daha çok hayır ve iyilik yapar. Şayet kötü ise olur ki tevbe eder. Allah’ın rızasını kazanmaya çalışır.’’ (Buhari, Merda:19) buyurarak ölümün istenmemesi gerektiğini bildirmiştir.
İntihar büyük suçtur. Allah Kur’an’da: ‘’Kendinizi öldürmeyin’’ (Nisa:29+En’am:151) diyor. İntihar eden büyük günah işlemiş olur. Sebep ne olursa olsun sabır edilecektir. Çare intiharda aranmayacaktır.

Açlık grevinde veya canlı kalkan olarak ölenin durumu nedir?
      Bile bile ölüm istenmez. Ölümün üstüne gidilmez. Ölüme karşı tedbir almakla mükellefiz.
Mesela; Savaşta:Ben şehit olacağım diye ortaya çıkılmaz, düşman üzerine yürünmez. Böyle olursa şehit olunmaz. ‘’Ne şehit ne gazi pisi pisine gitti niyazi olur’’
Bakara suresi 195. Ayet:’’Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın‘’ buyruluyor.
-Tedbir almayan intihar etmiş olur.
-Hız sınırını aşan, kazada ölen intihar etmiş olur.
-Bile bile sigara içip hastalanıp ölen intihar etmiş olur.
-Açlık grevi yapıp ölen intihar etmiş olur.
-Çok yemekten ölen intihar etmiş olur.
Bu konuda baskı yapmak özendirmekde cinayettir. Cinayete ortaklıktır.

İnfaz memurunun durumu nedir?
      İnfaz memuru adı üstünde adaletin memurudur. İnfazı gerçekleştirmekle günah işlemiş olmaz. Bu nedenle cezada görmez.
Bu görevini yaparken öfkesini işe karıştırırsa o zaman günah işlemiş olur. Acıma duygusunu da işe karıştırmayacaktır. O zaman da adaletin yerini bulmasını engellemiş olur.
İnfaz memuru adalet adına hakimin kararını yerine getiren bir memurdur. O yapmasa başka biri yapacaktır.

Hastalık nedeni ile Ashley tedavisi büyümeyi durdurma talebi istenebilir mi?
      Bir hastanın iyileşme şansı olmasa bile onun bazı haklarını elinden almak dinen uygun değildir.
Bu gün nice iyileşmez denilen hastaların şifa bulduğu bir gerçektir.
Sağlıkda, hastalıkda veya engelli olmakda bir imtihandır. Bu gün herkes hasta olabilir. Düşüp sakat kalabilir. Diğer yandan tıp sürekli gelişiyor…
Hasta yakınları açısından da çok düşündürücü bir durum onun için iyi düşünülmeli, doğru karar verilmelidir.

Yaşlı veya iyileşmeyecek bir hastalıktan dolayı bir insanın hayatına son verilebilir mi?
      Bir insanın yaşama hakkı vardır ama ölüm hakkı yoktur. Dinen de yoktur, hukukende yoktur. Cinayet sayılır. Bazı ülkelerde serbest olması öldürmeyi meşrulaştırmaz.
Hayat acısıyla tatlısıyla hayattır. Her insan hastalanıp, ihtiyarlar. İnsan, varlık sebebi olan insanı ihtiyar ve hasta diye öldüremez. Gençler düşkünlere hizmet edecek ve sevap kazanacaktır. Çekilen sıkıntılar, ağrılar, acılar günahlara kefaret olur.
Bir insanın acı çekmesi veya çok yaşlı olması öldürülmesi için bir gerekçe olamaz. İnsanın kendisi istese bile bu arzusunu yerine getirmek insani görev sayılamaz. Bazıları ‘’ölüm’’ demiyor ‘’ötenazi’’ diyerek sevimsizliği gidermek istiyor.
Bazı batı ülkelerinde insani ölüm derneği exit kurulmuş ölümünü isteyenlere kolay ve kesin ölüm için yardım etmektedir. Veya doktorundan yardım isteyene doktor yardımcı olmakta ve suçlu sayılmamaktadır.
İnancımıza göre ölüm istenmez. Kendini öldürmek intihardır. Başkasını öldürmek, ölmesine yardım etmek ve sebep olmak cinayettir.

Babam mallarını iki erkek kardeşe verdi. Kız kardeşimize bir şey vermedi. Biz ona versek babamın vasiyetini bozmuş ve günaha girmiş mi oluruz?
      Babanız büyük haksızlık ve adaletsizlik etmiş. Siz kardeşinize vermeklede haksızlığı gidermiş ve babanızı büyük azaptan kurtarmış olursunuz.
Eğer kardeşinize vermeseniz, sizde hak ve vebal altında kalırdınız.
Miras malı temiz değilse, mirascı onu temizlemekle mükelleftir. Mesela; malda hak varsa, verecek helallaşacaktır. Zekatı verilmedi ise zekatını verecektir. Çünkü o malda ihtiyaç sahiplerinin hakkı vardır.


Bu yazıyı 6.484 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ