HAYAT TARZIMIZ

Mezar taşlarına bakın hayat nedir? Ne kadar kısadır görün. Ne yazıyor:”Doğdu-öldü” iki kelime. Hayat aradaki çizgi.

Bu azıcık zamanda hayatı anlıyamıyor, değerlendiremiyoruz. Çoğumuz mezarda uyanacak:”Eyvah dünyamdan geçmişim” deyip kafasını tahtaya vuracak. Neden vurmasın dünyada daha bir çok yapacak işi vardı.

İşin doğrusu, müslüman olarak doğuyoruz, müslüman olarak yaşamalı, müslüman olarak ölmeliyiz.

Bazılarının adı “Müslüman”. Nüfus kaydı öyle. Caminin yolunu bilmez. Ama ölüsü camiye getirilir. Düşmanı olduğu camide namazı kılınır. Oradan yolculuk, Allah’ın huzurunda, ver bakalım hesabını verebilirsen.

Cenab-ı Allah bizi yarattı ve bize “Müslüman” adını verdi. (Hac Sûresi:78)

Öyle ise müslüman kimliğimizden korkmamalıyız. Birilerinin bize “müslüman” demesinden endişe etmemeliyiz. Bize iki yüzlü demelerinden, münafık demelerinden korkmalıyız.

Müslümanlığımızın ölçüsü, evimizin dükkanımızın duvarlarına astığımız levhalar olmamalı. Gerçekten inanıyorsak, şekilcilikten kurtulmalı, işimiz, aşımız, eşimiz islam ölçülerine uygun olmalı.

Dini bilmezsek olmaz. Köyün ileri gelenlerinden biri bir grup gençler mezarlığın yanından geçerken, “müslüman olmayanınız ver mı?” diye sorar. Yok derler, içinizde yasin bilen var mı? yok demişler. Fatiha, ihlas bilen var mı?, hayır demişler. O zaman demiş ki:

-Öyle ise iki elinizede taş alın, dört ayak üzerinde yürüyormuş gibi yapıp mezarlıktan öyle geçelim ki, mezarlıkta yatanlar bizden birşey beklemesin ve gönül koymasınlar, der.

 

  1. HAYAT TARZIMIZ NASIL OLMALI?

Üç türlü hayat tarzı vardır:Kafir hayatı, münafık hayatı ve müslüman hayatı. İnsan hangi hayatı yaşarsa, onun işini işlemiş olur.

Gayri meşru hayat, gayri meşru iş, yenilen içilen haram, evlât haramî, organlar isyanda bu hayat, bu hayat islamî bir hayat değildir.

Gıdası haramdan olan temiz bir hayat yaşayamaz. Kur’an’ın ifadesiyle:”Hayvandan da aşağı” bir hayat yaşar.

Kur’an diyor ki:

“Kalpleri vardır, gerçeği kavramazlar, gözleri vardır, doğruyu görmezler, kulakları vardır hakikati işitmezler. İşte onlar hayvan gibidirler. Hatta daha da sapıktırlar. İşte asıl gâfil onlardır.” (A’raf,179) “İnkar edenler geçici zevklerin  peşine takılarak hayvan gibi yeyip içerler. Onların varacakları yer cehennemdir.” (Muhammed,12)

 

“Allah aklını kulanmayanları pisliğe mehkum eder.” (Yunus,100)

Allah Rasûlü şöyle buyuruyor:

-“Kulların en hayırlısı, kendisinde şu özelliklerin bulunduğu kimsedir:

-İyilik yapınca sevinir.

-Kötülük yaptığında üzülür, istiğfar eder.

-Verilen nimete şükreder.

-Belaya uğradığında sabreder.

-Haksızlığa uğradığında bağışlar.”

Müslüman hayatı, Cenab-ı Allah’ın rızasına uygun yaşamalıdır. Şu kadar ömrün kaldı dense bile Kur’an ve sünnet çizgisinden ayrılmamalıdır.

Allah yanında ölçü önemlidir. Kafir ve münafık işi işlenmemeli, taklid hastalığından kendini korumalıdır. İzzeti başkalarının yanında aramamalıdır.

Müslüman zikirsiz, şükürsüz, duasız ve ibadetsiz ömür yaşamamlıdır. Her organına sahip olmalıdır.

Müslümanın hayatında günaha, harama, fitneye, bid!at ve hurefelere yer olamaz.

Müslüman, bu dünyada imtihanda olduğunu, ahiret yolcusu olduğunu, benim diye dört elle sarıldığı herşeyin emanet olduğunu biran bile unutmamalıdır. Yolculuğu nereye, yolun sonunda cennet mi gözüküyor cehennem mi? Bunun farkına varmalı ve hayatı keşkesiz, dolu dolu yaşamalıdır. Hayatın sonunda geriye bakıp:”Eyvah! Keşke!” dememelidir.

-Nefsin arzularını ve şeytanın süsleyip güzel gösterdiği şeyleri terk etmeden,

-Meşrulaştırılan günahları, haramları terk etmeden,

-İnandığımız gibi yaşamadan,

-Haramları bırakıp helal yiyip içmeden cennet yok.

Aslında cehennemde ateş yok. Herkes, kendi ateşini kendi götürecek.

Behlül Dana perişan halde geliyor. Harun Reşit:

-“Nereden böyle?” diyor.

-“Cehennemden geliyorum.”

-“Ne işin vardı orada?”

-“Ateş almaya gitmiştim.”

-“Alabildin mi?”

-“Hayır, vermediler. Burada ateş olmaz. Herkes kendi ateşini kendi getirir, dediler.” diyor.

Cennette de her istediğin yok herkes istediğini kendi götürecek.

Bir gariban yaz günü bir esnafa:

-“Bana bir ayran içir.” diyor. Esnaf diyor ki:

-“Git su iç.” (Bu birkaç defa tekrar ediyor.)

Esnaf bir ayran söylüyor. Adam içip gidiyor.

Esnaf ölüyor. Cennette meleklere bana şunu şunu getirin diyor. Melekler bir bardak ayran getiriyor.”Şunu şunu getirin” demiştim diyor. Melekler:”Sen buraya bunu gönderdin, başka bir şey göndermedin ki.” diyorlar.

 

  1. B) MÜSLÜMAN OLMAK NEYİ GEREKTİRİR?:

Kurtuluş için iman yetmez. İmanın gereği amel gerekir. İmanı koruyacak imanı yaşatacak güzel ameller olmadan iman korunamaz. Farzların, vaciplerin, sünnetlerin ihyası gerekir. Kulluk görevleri yerine getirilmeden, Allah’a kul olunmaz. Sünnetler ihya edilmeden Muhammed (as) a ümmet olunmaz.

Müslüman mıyız? Tabi ki evet. Peki Müslüman olmak neyi gerektirir? Müslümanlık kuru sözden ibaret olur mu? İmanın şartları var, islamın şartları var.

İmanın geçerli olması için iman esaslarının noksansız kabulü, itikad düzgünlüğü , küfre götüren hallerden korunmak , dinde olan bir şeyin inkârından kaçınmak, bid’at ve hurefelerden uzak durmak ve imanın gereğini yapmak gerekir.

İman etmek Kur’an’a ve sünnete bağlılığı gerektirir.

Kur’an’da şöyle buyruluyor:

-“Kim Allah’a ve Peygamberine baş kaldırır ve yasaklarını aşarsa, onu temelli kalacağı cehenneme sokar.Alçaltıcı azab onadır.” (Nisa:14)

-“Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamberine itaat edin ki, amellerinizi boşa çıkarmayın.” (Muhammed:33)

Allah Rasûlünün son sözleri:

-“Size iki şey bırakıyorum; Kur’an ve sünnetim. Onlara uyarsanız yolunuzu saptırmazsınız” olmuştur.

Allah soracak:

-Gönderdiğim kitaba (mektuba) uydun mu?

-Senden istediklerim vardı onları yaptın mı?

Rasülüme tabi oldun mu? Cevabımız ne olur dersiniz?

Müslüman ahlakında, aile hayatında, iş hayatında müslüman olmalıdır. Çünkü Allah “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” diye emretmiştir. ( Hud:112)

Müslüman heran kötülüğü arzulayan ve kötülüğü isteyen nefsine hakim olur. Nefsine hakim olamayan dünyada da, ahirettede rezil olur, perişan olur, pişman olur.

Müslüman, heran peşini bırakmayan şeytanın tuzağına düşmez. Ona fırsat vermez, ümitlendirip kapı aralamaz.

Şeytan insana iyi şeyler telkin etmez, hep tuzak kurar. Son anda bile imanını çalmaya çalışır.

Müslüman şeytanın tuzağına karşı uyanık olur. Onu düşman bildiği için tuzağına düşmez.

Müslüman kendini mezara hazırlar, mahşer gününe hazırlar. Cenab-ı Allah:”Ahiret için azık hazırlayın” (Bakara:197) diye emrediyor.

İnsan nasıl yaşarsa, ölümü ve ölüm ötesi hayatın devamı olacak. Peygamber (as):” Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz, öyle haşrolunursunuz” diyor.

Müslüman, boş ve manasız hayat yaşamaz. Ciddi işlerle meşgul olur. Yaptığını güzel ve tam yapar. Bir işten sonra hemen başka bir işe geçer yaptığını Allah rızası için yapar.

En önemli işlerden biride müslüman, islamı doğru öğrenmeli, doğru yaşamalıdır. İnancına bid’at ve hurafe karıştırmamalıdır. İmanlı ölmek için çabalamalıdır.

Müslüman her günün sonunda kendini hesaba çekmeli ve şu soruları sormalıdır:

-Bugün Allah için ne yaptım?

-Allah için neleri terk ettim?

-Organlarımı hangi günahlardan korudum?

-Ahiretlik ne gibi bir işim oldu?

-Rızkımı helalden mi haramdan mı yedim?

-Bugün kiminle oldum?

-Bugün hayır kapısını mı çaldım, şer kapısını mı?

-Bugün dua mı aldım, beddua mı?…

 

  1. C) PİŞMAN OLMAMAK İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?:

Pişman olmamak için ibadette, iyilik yapmakta gayretli olmak gerekir. Cenab-ı Allah “Hayırda yarışın” diye emretmiştir. (Maida:48)

Pişman olmamak için yaptığı her işi en güzel biçimde ve sağlam yapmak, hak hukuka riayet etmek lâzım. (Bakara:195)

Pişman olmamak için israftan, ifrattan ve itikad bozukluğundan kaçınılmalıdır.

Her gün yeni bir gündür. Her anını değerlendiren pişman olmaz.

Helalden meşruluktan ayrılmayan “keşke” demez.

 

  1. D) KİME BENZİYORUZ?:

-Düşüncemiz çağdaşa,

-Giyimimiz Batılıya,

-Yaşayışımız inançsıza,

-Eğlencemiz hıristiyana,

-Evlerimiz kralların evlerine,

-Ölümler cahiliye ölümlerine,

-Elbiselerimiz ilân tahtasına benzeyince, biz, biz olabilirmiyiz? Kime benzeriz?

Bize dediler ki, maddi manevi varlığınızdan sıyrılıp, Batılı gibi olursanız, adam olursunuz.

İslamı bırakır hıristiyan olursanız, kalkınırsınız, ilerlersiniz.

Örf, âdetlerinizi bırakırsanız, çağdaş olursunuz.

 

Taklid içine girdik, başkalarına benzemeye çalıştık. Ama ne başkası olduk ne de kendimiz kaldık, kişiliğini, kimliğini kaybeden zavallılar olduk. Taklid sevdası bize birşey kazandırmadı.

İnsanın kime benzediği önemlidir. Allah Resulü:”Kim kime benzerse, onlardandır.” (Ebu Davut Libas:4) buyurmuştur.

Şekil benzerliği ruh benzerliğine ve inanç benzerliğine götürür.

Başkalarına benzemeye çalışan insan, kimlik bunalımı yaşar. Bazıları Türk-ilsam kimliğini böyle kaybetmiştir.

Adı müslüman, caminin yolunu bilmez. Hatta cami düşmanı. Soruyorsun: Müslüman mısın? “Evet”, “Neyinle müslümansın?” cevap yok.

Bir Alman Türk işçisine sormuş:

-Hangi dindensin?

-İslam Dininden.

-Peki sizin dininizde hiç ibadet yok mu?

Cenab-ı Allah Kur’an’da emrediyor:

-“Benden korkun. Ancak müslümanlar olarak ölün.” (Al-i imran:102)

-“YaRabbi, bizim canımızı müslüman olarak al” diye dua etmemizi istiyor. (A’raf:126)

Bazıları da “müslüman” derler diye çekiniyor.

Bırakın “müslüman” desinler. Ya “münafık” derlerse ne olacak? İnsanların şehadeti çok önemlidir.

Müslümana başkalarını temsil yakışmaz. Başkalarını taklid bir müddet insanın görünüşünü süsler, ama içini boşaltır.

Cenab-ı Allah Yahudi ve Hıristiyanlara benzemememiz için Kur’an’da uyarılarda bulunmuştur. İslam Peygamberi benzeşmeyi reddeder. Güneşe tapanlara benzememek için üç kerâhat vakti olduğunu bildirmiştir. Ayrıca hicrette Yahudilere benzememek için sadece 10 muharrem oruç tutulmasını yasaklamıştır. “Kim kime benzerse onlardandır” buyurmuştur.

Başkalarına benzemek Müslümanı aşağılar. Gençlerin giydiği tişörtteki resimler ve yazılar hiç de yakışmıyor. Yazıların çoğu kötü anlama geliyor. Çoğunun anlamını bilmediği yazılardan bazıları bakın şu manalara geliyor:

Satan: Şeytan.

Only one night: Sadece bir gece.

Follow me: Beni takip et.

Kiss me: Beni öp.

Touch me: Bana dokun.

Bu ve bunun gibi yazıları bir bayanın üzerinde görmekten utanıyorum.

 

Çok yozlaştık Cenab-ı Allah:” Bir topluluk kendisindeki özellikleri değiştirmedikçe, Allah onlarda bulunanı değiştirmez” buyuruyor. (Rad:11)

 

Bir ayette de bizi şöyle uyarıyor:

 

-“Mü’minleri bırakıp kafirleri dost edinenler, onların yanında güç ve şeref mi arıyorlar. Bilsinler ki izzet yalnız Allah’a aittir. Kafirlerle beraber oturmayın. Yoksa sizde onlar gibi olursunuz.” (Nisa:139-140)

 

-“Mü’minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin . Kim bunu yaparsa, onun Allah yanında hiçbir değeri yoktur.” (Al-i imran:28)

 

Çirkin benzemeler, bizi biz olmaktan çıkarır. Özümüzü, ruhumuzu ve üstünlüğümüzü kaybetmemize neden olur.

 

Başkalarına benzemekten  Rabbim bizi korusun. Müslüman olarak canımızı alsın.

 


Bu yazıyı 497 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here