HIRİSTİYAN VE YAHUDİLER CENNETE GİRECEKLER Mİ?

İnsan boşuna yaratılmamıştır. Hayat oyun ve eğlenceden ibaret değildir.

Her insanı bekleyen bir akıbet vardır. O da ölümdür. Her canlı ölümü tadıcıdır. Her insan mutlaka az yaşasa da çok yaşasa da mutlaka ölümü tadacaktır. Bazısı akşama kalmaz, bazısı da yarına yetişmez. Yani

Ne kadar yaşarsan yaşa,

Akıbet bir gün gelir başa.

Her insan, az veya çok ölüm korkusu ile yaşar. İnançsızlar veya inancı zayıf, ameli az olanlar, bu kor-kuyu daha çok çekerler. İnanan, inancının gereğini yapan bir insan ise ölümden korkmaz. Ölümü gülerek karşılar.

 

a) Dünya hayatının son durağı kabirdir.

Kabir, esas hayatın başladığı yerdir. Kabirde dünya kapıları kapanır, ahret kapısı açılır.

Ölümü unutanın vay haline!

Yunus diyor ki:

Gidenleri görmek misin?

Yer altına girmez misin?

Hak katına varmaz mısın?

Nice olur halin ey gafil!”

Ölümü yok sayanlar, ölünce toprak olup gideceğini sananlar, kabirde uyanacaklar. Kabir, onların dıştan gördüğü gibi değil, içerde azap var, sorgu var.

Peygamber (as) diyor ki;

“Cenaze defnedildikten sonra, onun iç in dua edin. Zira o sorgulanmaktadır” buyurur. (R. Salihin: 950)

Bir hadislerin de de: “Ölü, kabirde boğulmak üzere olan kimseye benzer. Dua bekler. Dua edilince sevinir.” (Ramaz’ul-Ehadis:368/10)

“Fatiha dilencisi değilim” diyenler, ardından dua edecek, okuyacak evlat yetiştirmeyenler. Bir de kabre hazırlanmayanlar, “Keşke” diyecekler ama “geçti, geç-ti” denilecek.

Peygamber (as) Hz. Osman’a şöyle demiştir:

“Gördüğüm manzaraları, hiç biri, kabir kadar dehşet verici ve ürkütücü değildi” (Tirmizi, Zühd: 2308)

Bir günde Ashabına şöyle anlatmıştır:

“Eğer ölülerinizi gömmekten kaçınmanız endişe-si olmasaydı, kabirde olup bitenleri, benim duyduklarımın bir kısmını size de duyurmasını Allah’tan dilerdim” (Müslim, Cennet:67/7)

Bir gün kabristan da iki kabir göstererek şöyle demiştir:

“Bunların ikisi de azap görüyor; biri idrar sıçramalarından, diğeri dedi kodu yapmaktan.”

Kabir azabını inkâr edenler, kabir azabı vardır. Sorgu varsa, azap da vardır.

Ölümün yok olmak olduğunu sananlar, kabir, ahret âlemi için son duraktır.

Bir hadislerinde peygamberimiz (sav) şöyle ifa-de etmiştir. Kabre konan kimsenin, orayı birer birer terk eden yakınlarının ayak seslerini duyduğunu söylemiştir. (Buhari, Cenaiz:86)

Bedir Savaşında öldürülen düşmanların adlarını söyleyerek: “Rabbinizin size haber verdiği şeylerin gerçek olduğunu şimdi gördünüz, değil mi? Diye seslenmiştir. Ashabı:

Onlar seni duyar mı ya Rasûlullah? Deyince:

Evet, tıpkı sizin beni duyduğunuz gibi duyarlar” cevabını vermiştir. (Müslim Cennet:77)

Cenaze kabre konunca hoca, sorgu başlamadan hatırlatma olsun diye telkin de bulunur.

Peygamberimiz (sav) her duasında: “Kabir azabından ve cehennem azabından Rabbim, sana sığınırım” demiştir. Demek ki, kabirde sorgu var, azap var:

 

b) İnsanların ölenler için yaptıkları onlara ulaşır mı?

Yapılan ibadetin, okunan Kur’an’ın ve sadakanın sevabı ölmüşlerimize bağışlanabilir. Onlar da bundan istifade eder ve sevinirler. Bu işi yapan da, yaptığının faydasını görür.

Biri peygamber (as)a geliyor ve soruyor:

Anam babam öldüler, onlara nasıl iyilik yapabilirim” diyor. Hz. Peygamber (as) ona:

“Onlara dua edebilirsin, rahmet dileyebilirsin, vasiyetlerini yerine getirebilirsin, dostlarına hürmet edip ikramda bulunabilirsin, akrabaları ile ilgilenip, onlara karşı yapman gereken görevleri yapabilirsin” buyuruyor. (Ebu Davut, Edep:130)

Biri de annem için sadaka versem ona ulaşır mı ya Rasûlullah? Diye soruyor. Ona da:

“Evet ulaşır, sen sadaka ver” diyor (Buhari, vesaya:19)

Ölenin borcu olsa ve ödense borçtan kurtulur mu? Kurtulur. Bir evlat bir kötülük yapsa, ölen üzülür, kemikleri sızlar mı? Sızlar, o kötülük ona ulaşır mı? Ulaşır.

Her türlü iyilik de ölen yakınlarımıza ulaşır.

Mezar taşına “Fatiha” yazılır. Fatiha okunsun da mezardaki istifade etsin diye.

Ölenin cenaze namazı kılınır, ona dua edilir, faydası dokunsun diye.

Mevlid okutturulur. Okunan Kur’an, getirilen tekbir ve salavatlardan istifa etsin diye.

Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur:

“Kabirdeki boğulmak üzere olan kimseye benzer. Yakınlarından dua bekler, yapılırsa sevinir.” (Ramuz’ul-Ehadis:368/10)

Haşr Sûresinin 10. Ayetinde nasıl dua edeceğimiz konuşunda örnek veriliyor:

“Rabbimiz bizi, bizden önce ölen kardeşlerimizi mağfiret et.”

Bir cenaze geçer. Hz. Ömer (ra) “Vacip oldu der. İkinci bir cenaze geçer, vacip oldu” der. Ne vacip oldu ya Ömer! Derler.

İlk geçenin kötülüğünden bahsettiniz ona cehennem vacip oldu. Diğerinin iyiliğinden bahsettiniz ona da cennet vacip oldu” der. Şehadet önemli.

Ölenin ardından hayırla yâd edilip, edilmesi bile ölene ulaşıyor. Onun için hayırla yad ederiz.

Sadaka-i Caniye olan işler vardır. O işler en hayrın etkisi devam ettiği müddetçe ölene sevap yazılır durur. Amel defteri kapanmaz.

Allah İsra Sûresi 24.de evladın ana babası için dua etmesini istiyor.

Muhammed suresi 19. Ayetinde: “Habibim, hem kendinin, hem de mü’minlerin günahlarının bağışlanmasını dile” buyruluyor. Ulaşmasa Allah niye emret-sin!

Hayatında kötü çağır açana da açtığı çığran etkisi devam ettiği müddetçe ardından günah yazılır durur.

Peygamberimiz şöyle diyor:

“Haksız yere öldürülen her insan için Adem’in ilk oğluna günah yazılır. Çünkü o adam öldürmenin çığırını açmıştır.”

Peygamber (as) vefatından önce Bâki mezarlığına gitmiş oradakilere dua etmiştir. Biz de zaman zaman mezarları ziyaret eder, onlara dua eder; Yasin, Fatiha okuruz.

Dört mezhebe göre yapılan iyilikler ölenlerin ruhuna bağışlanır ve onlara ulaşır.

Ölenin ardından feryat etmek, isyan derecesinde bir şeyler söylemek, ölenin azabını arttırır.

 

c) Cennet Cehennem

Öldükten sonra insanlar dirilip çekildikten sonra durumuna göre ya cennete gidecekler, ya da cehenneme gideceklerdir.

Kur’an’da: “Cennet takva sahipleri için hazırlanmıştır.” (Al-i İmran:133)

“Cehennem, kafirler için hazırlanmıştır.” (Al-i İmran:131) buyrulur. Demek ki, hazır. Miraçta da görmüş.

Cennet, cehennem şimdiden hazırlanmıştır. Kur’an’da “Hazırlanmış cennete koşun” buyrulur.

“İman edip iyi ve yararlı işler yapanlar, cennetlik olanlardır. Onların arada ebedi kalacaklardır.” (Baka-ra:82)

İnanmayanların, dinlerini alaya alanların yeri de cehennemdir.

“Onlar orada kanla, irinden başka bir şey yemezler.” (Hakka:36)

“Zakkum ağacı günahkarların yemeğidir. O midelerinden maden eriği gibi suyun kaynaması gibi kaynar. Cehenneme atılırlar başlarına kaynar su dökün ve deyin ki, hani sen üstündün şerefliydin?” (Duhan: 43-50)

“Cehennemdekiler kaynar su ve irin tadarlar.” (Nebe:27) buyrularak cehennem ehlinin neler yiyeceği haber verilmiştir.

Bir ayette de: “Cehennem ehlini ateş her taraftan yakar. Derileri her piştiğinde, azabı tatmaları için onlara başka deriler giydiriniz.” (Nisa:56)

“Eğer susuzluktan feryat edip yardım isteseler, erimiş maden gibi bir suyla onlara yardım edilir. O su, yüzleri haşlayıp eritir. O ne kötü bir içecektir?” (Kehf: 29) diye haber verilir.

 

d- Ölümden sonra geri dönüş gelip-gitme yoktur.

Batıl dinlerde insanlar öldükten sonra ruh geri gelir, başka bir bedene girer inancı vardır.

Kur’an’da ölenler için: “Onlar geri dönmeyeceklerdir” buyrulur. (Enbiye:95)

Ahirette hesap vermeyi inanmayanların iddiası bu. Ölüm yok desek ölüm yok olmaz.

Öldükten sonra ruh bedenden ayrılır. Berzah alemine gider. Orada hesap gününü bekler, gelip gitmez. Çağırsan da gelmez. Allah başlangıçta herkesin ruhunu ayrı yaratmıştır.

Ruhları geri dönüşünü Kur’an red eder.

“Onlar azabı görünce; keşke dünyaya geri gönderilseydik de iyi ameller işleseydik diye pişman olurlar.” (En’am:27+A’raf:53)

“Rabbim, bizi tekrar geri döndür de yaptıklarımızın yerine iyi şeyler yapalım, diye feryat ederler. Onlara: “Size yeteri kadar ömür vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi? Denir. (Fatır:37)

“Onlar için yeniden dirilecekleri güne kadar Berzah vardır” (Mü’minün:100)

Eğer iddia edildiği gibi ruh geri gelseydi, katledilene sorulmaz mıydı: “Seni kim öldürdü? Diye.

Her ruh, kendi bedenin de, kendi hesabını verecektir.

 

e) Yahudi ve Hıristiyanlar cennete girer mi?

Peygamberimizin bildirdiğine göre; Cennet, inanan ve Salih amel işleyenlerin yeri, cehennemde inkâr eden ve sapıtanların yeridir.

Peygamberimiz (sav): “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, “ buyurmuştur. (Müslim İman:93) Cennet’in kapısında “Lâilâhe illallâh” yazılıdır.

Kur’an’da şu ayetlerde gayr-ı Müslimlerin cennete giremeyeceği bildirilmiştir.

“Allah inanıp, iyi işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennete koyar. İnkar edenler ise dünyada faydalandırılır. Hayvanların yediği gibi yerler onların yeri ateştir.” (Muhammed:21)

Deniliyor ki, icat keşifler yapmış şu veya bu adam cennete girmeyecek mi?”

Kur’an’da: “İnkâr edenlerin ve Allah yolundan alıkoyanların işlerini Allah boşa çıkarmıştır.” (Mu-hammed:1)

“Rablerini inkar edenlerin işleri, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. Yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler.” (İbrahim:18)

İnanmayan ne yaparsa, yapsın onun ahiret sevabı olmaz. Onun yaptığı iş dünyalıktır. Dünyada adının anılması, itibar görmesi veya gelir temin etmesi, onun mükafatıdır.

Meselâ; inanmayan şehit olmaz.

Ebu Talip ile Ebucehilin durumu bir olmaz. Edisonla Darvinin, Froitin durumu da elbette bir olmaz.

Kur’an’da “Kafir olarak ölenin işi boşa gider. Onlar ebedi cehennemliktirler” (Bakara:217)

“Onların ahrette ateşten başka bir şeyleri olmayacaktır. Dünyada yaptıkları da boşa gitmiştir.” (Hud:16) diye bildirilmiştir.

İnsan inanmayınca işi zordur. İbrahim (as) inanmayan babası Azer’i, Nuh Peygamber inanmayan oğlunu, Lut Peygamber inanmayan karısını, Peygamberimiz inanmadığı için Ebu Talibi kurtaramamıştır. Bugün inanmayan da kurtulamayacaktır.

Cennet, mü’minin mükafatıdır. Cehennemde kâfirin cezasıdır.

İnanan deyince, İslam kast edilmektedir.

Kur’an’da:

“Allah nezdinde hak din İslam’dır.” (Al-i İm-ran:19)

“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, bilsin ki, kendisinden böyle bir din asla kabul edilmeyecek ve o ahrette ziyan edenlerden olacaktır.” (Al-i İmran:85)

İsa’da Allah’ın Peygamberi, Hıristiyanlık da Allah’ın dini denilerek insanlar saptırılmaya çalışılıyor. İslam geldikten sonra diğer dinlerin hükmü kaldırılmıştır. Biz önceki peygamberlerin peygamberliğine inanırız. Hıristiyanlıkta İncil bile korunamamıştır. Her önüne gelen bir İncil yazmıştır. Şu anda elde Matta, Markos, Luka, Yuhanne İncilleri vardır. Ayrı ayrı kişiler tarafından yazılmış birbirine benzemezler. İşte insanlar böyle bir dine çağrılıyor. İsa, Allah’ın oğludur demeye davet ediliyor.

Hıristiyanlık teslis inancına sahip, şirk dinidir. Papaz, cennet için yetkilidir.

İsa zamanındaki Hıristiyanlar, İsa Peygambere tabi oldukları için onların imanı geçerlidir. (Baka-ra:62) İslam geldikten sonra Hıristiyanlığın hükmü kaldırılmıştır.

Kendilerine ateş dokunmayacağına iddia eden Yahudiler için Kur’an’da şöyle buyrulur.

“İsrailoğulları: sayılı birkaç gün müstesna, bize ateş dokunmayacaktır” dediler. Deki onlara: siz Allah katından bir söz mü aldınız ki, Allah sözünden caymaz. Yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeylerimi söylüyorsunuz?” (Bakara:86)

“Yahudiler Yahut Hıristiyanlar hariç hiç kimse cennete giremeyecek” dediler. Bu onların kuruntusu-dur. Sen onlara “doğru söylüyorsanız delilinizi getirin” de” (Bakara:111)

Hıristiyanlar ve Yahudiler müşriktir. Şirk ise en büyük günahtır. Kur’an’da:

“Şüphesiz Allah Meryem oğlu Mesihtir,” diyenler and olsun ki, kâfir olmuşlardır…” (Maida: 17)

72.ayette Allah bunlara cenneti haram kılmıştır buyrulur.

Maida 73. Ayetinde:

“And olsun Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler kafir olmuşlardır. Halbuki bir tek Allah’tan başka tanrı yoktur.”

Yahudiler içinde Kur’an’da:

“Yahudiler, Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar, İsa Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir…” (Tevbe:30)

“Eğer ehl-i kitap, iman edip kötülüklerden sakın-salardı. Herhalde kötülüklerini örter ve onları nimeti bol cennete sokardık.” (Maida:65)

“Ehl-i kitap ve müşriklerden olan inkarcılar, içinde ebedi olarak kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte halkın en şerlileri onlardır.” (Beyyine:6)

Sonuç olarak: Cennete mü’minler girecektir. Cenab-ı Allah’ı göreceklerdir ve konuşacaklardır.

“Cehennem ehli, cennetteki yerini görür ve: “Keşke Allah bana da hidayet verseydi de ben de orada olsaydım” der. Cennet ehli de cehennemdeki yerini görür: “Allah bana hidayet etmeseydi halim ne olurdu” der şükreder” (Ramuz’ul-Ehadis:342/1)

Hayatın sonunda “Keşke” dememek, pişman olmamak için, İslam inancına sahip olmak, ömrü boşa geçirmemek, hükmü geçmiş akla mantığa hitap etme-yen inançlarla uğraşmamak ve Müslüman olarak can vermek gerekir.

Keşke dememek için her insan şu soruların cevabını bulmak zorundadır.

Niçin yaratıldım?

Çabalar hak için mi batıl için mi?

Yolculuk nereye; cennete mi, cehenneme mi?

 

f) Kur’an’da kimlerin ne zaman keşke diyeceğini bize şöyle haber veriliyor:

Amel defteri soldan verilen: “Keşke bu kitap bana verilmeseydi” diyecek (Hakka:25)

Azabı tadan: “Eyvah” Malım bana fayda vermedi” diyecek. (Hakka:28)

Şirk koşan, amelleri boşa çıkınca: “Keşke şirk koşmasaydım” diyecek. (Kehf:42)

Dünyada inanmayan öldükten sonra: “Keşke inananlardan olsaydım” diyecek. (Şuara:102)

Şeytana uyan, şeytani işler yapan, şeytana: “Keş-ke aramızda doğu ile batı kadar mesafe olsaydı” diyecek (Zuhruf:38)

Cehennem ateşinin karşısında inkârcı: “Keşke bir daha dünyaya gönderilsem de inananlardan olsam” diyecek (En’am:27)

Ahirete inanmayan ölünce: “Keşke, toprak olarak yaratılsaydım” diyecek (Nebe:40)

Hazırlıksız olan: “Keşke dünya da iken buraya bir şeyler gönderseydim” diyecek. (Fecr:24)

İnanmayan ölünce: “Keşke bende inansaydım” diyecek. (Hicr:2)

Peygamberin sünnetini terk eden: “Keşke bende peygamberle beraber yol tutsaydım” diyerek, ellerini ısıracak (Furkan:27)

Ahlaksız, inançsız insanları dost edinen: “Keşke falancayı dost edinmeseydim” diyecek. (Furkan:28)

Cehennem ateşini gören: “Keşke Allah’a ve peygamberine itaat etseydim” diyecek. (Ahzab:66)

Bu ayetlerden anlaşılıyor ki, inanmayana ahiret mükafatı olan cennet yok. Cennet, inananların yaptığı güzel işler karşılığı mükafat olacaktır.

Sonuç olarak bütün Hıristiyan alemi, haçlı orduları ile yapamadığını misyoner ordularıyla yapmak, bütün dünyayı Hıristiyanlaştırmak istiyorlar.

Misyonerler Hıristiyanlaştırmak için, hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyorlar. Dinini bilmeyenleri ve zaafları olanları rahatlıkla kendilerine çekebiliyorlar.

Bu konuda Müslümanların uyanık olması, onların da dinini tebliğ etmesi lazımdır. Ayrıca Hıristiyanlarla ilişkilerin de dikkatli olması gerekir.

Müslümanlar bırakılıp onlar dost edinilmeyecektir. (Al-i İmran:28)

İman etmedikçe onlarla evlenilmemektedir. (Ba-kara:221)

Yahudi ve Hıristiyanlar dost edinilmeyecektir. (Maida:51)

İnsan kime benzerse, İslam’a göre onlardandır. Kiminle beraber olursa onunla haşr olunacaktır.

Hıristiyan ve Yahudilere ve inanmayana rahmetli denmez. Onun için dua edilmez. (Tevbe:113+84+80) onlara hiçbir şekilde taviz verilmez. Onlara asla güvenilmez.

Allah katında din İslam’dır. (Al-i İmran:19) Yahudilik ve Hıristiyanlık, modası geçmiş, hükmü kaldırılmış, şirk dinidir.

Rabbime şükürler olsun, bizi İslam’la ve imanla şereflendirmiştir. Rabbim hiçbir Müslümanı hidayet-ten imandan, İslam’dan ayırmasın ve Müslümanlar olarak can veren kullarından etsin.


Bu yazıyı 13 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.