HURAFELER

Hurafe, batıl, sahte dinde yeri olmayan şeydir. Bunlar, din dışı olduğu gibi akıl mantık dışı şeylerdir.

İnsanlar doğru bulmasa da, inanmasa da vaad, korku, ümit oluşturduğu için yayılma ve yaşama im-kanı bulur. Hani ne derler: “Fala inanma, falsız da kalma”

Hurafelerin kaynağı çok eksidir. İlkel insanlardan bugüne kadar yaşatılmışlardır.

Hayatın her alanında hurafelere rastlamak mümkündür. Çoğu insanı hurafeler yönetiyor. Hurafeler bir iki değil pek çok. Hiç biriyle de baş edilemiyor.

İtikadı düzgün, inancı sağlam Müslüman, bid’at işlemez, hurafelerden etkilenmez. Çünkü bunlar inanan kimseler için dinde yeri olmayan, aslı-astarı yok şeylerdir.

Yaşatılan hurafeler pek çok. Biz bunlardan en önemlilerinden bazılarını ele alacağız.

Anadolu’yu gezenler bilinmedik hurafelerle karşılaşılıyor. Mesela;

Diyarbakır’ın seyhmalan köyünde yatan şeyh Musa türbesinin yanında bulunan delik taş var. Bu taşta bir zamanlar hırsızlık yapanın tespiti yapılmış.

Şimdi ise kadınlar buradan zor zar geçiyor. Günahlarını af ettirmeye çalışıyor. Ayrıca kızlar evlilik için türbenin kapısını öpüyor, duvarlarına el sürüyor. Yaşlılar türbenin etrafında “Allah-ü Ekber Ya Allah” diyerek zikir yapıyor. İşte çok amaçlı bir türbe!

Kızlar kısmetlerinin açılması için Van Kalesine gidiyor. Çok eskiden yapılan kanalda: “O yanım keçe, bu yanım keçe, Allah’ım elime helal süt emmiş biri geçe” diyerek dilek tutuyor.

Çocuğu olmayan kadınlar, zilli babanın türbesinin etrafında göbek atarak dönüyor ve: “Alsana bir göbek, ver bana bir bebek” diyor. Türbeden bebek istiyor.

Halbuki kısmetin kapalı olması diye bir şey yok-tur. Birde kadının çocuğu yoksa başında kilit açılıyor.

2016 da Niğde Nevşehir taraflarına yolum düştü. Gördüm ki, belirli yerlerde ağaçları özellikle kurut-muşlar. Ağaçlarda yaprak yerine dilek boncukları, ipler asılı.

Ağaçta birde levha var “Dilek için boncuk ve ip almak isteyenler karşı büfeden temin edebilirler” yazmışlar. Akşam boncukları, ipleri topluyor, sabah onları tekrar satıyorlarmış.

Hurafelerle yerli yabancılar aldatılıyor.

“Kuru ağacın kendisine faydası olmamış ki, başkalarına ne fayda versin” dedim konuyu kitaplaştırarak yetkililere gönderdim.

Halkın dini duyguları, hayalleri istismar edilerek para kazanıyorlar. Buna göz yumuluyor.

Helal dinini bilmeyenler, para verip dilekte bulunuyor. İstediğini kuru ağaçtan istiyor ve imanına zarar veriyor.

* * *

Sınavlar için hazırlıklar yapılırken türbelere akın ediliyor. Orada sınavı kazanmaları için getirdikleri kalemleri, silgileri türbe duvarına sürüyorlar. Akıl almaz işler yapıyorlar.

* * *

Bilet alan, sayısal loto oynayanlar biletleri ve loto kuponlarını türbelerin kapısına, duvarına sürüyorlar.

* * *

Bir yandan dua ve dilek zincirleri dolaşıyor, misyonerlerin gönderdiği bu mektuplar ve mesajlar kısa zamanda şu kadar kimseye gönderilmezse, tehditler yağdırılıyor. İnsanımız üzerinde olumsuz etkiler yapan bu faaliyet, aslında korku yaratıyor. Zaman israfına neden oluyor ve hıristiyanlık propagandası yapılıyor.

Bu sinsi oyunlara gelinmemelidir. Bir Müslüman bilir ki, Allah izin vermeyince hiçbir şey olmaz. Ağaçta bir yaprak bile kımıldamaz.

Ayrıca Allah’tan başkasından yardım istenmez-de, beklenmez de.

Peygamberimiz zamanında bir zalim vardı. Bazı kimseler “gidelim peygamberden yardım isteyelim, bu zalimden kurtarsın” dediler.

Peygamberimiz onlara: “Benden yardım istenmez. Yardım Allah’tandır” buyurdular.  Hz. Ömer (ra) halife iken peygamber (AS)ın biat aldığı (insanların İslam’a girişlerini kabul ettiği) ağacın dibine yardım görme amacı ile toplanıldığını görünce ağacı kestirmiştir.

* * *

Bir günde Hacer-ul-Esvedi öpmüş ve şöyle demiştir:” “Ey taş! Biliyorum sen bir taşsın ne fayda verirsin ne de zarar. Seni peygamber öptü diye öpüyorum”

 

1- Büyü Yapmak Yaptırmak:

Büyü ne demek?

Büyük, aldatmak, göz boyamak, oyalamak, şeyi hak diye göstermek demektir.

Ayrıca bazılarının kazanç kapısıdır.

Büyü de bazı gizli güçlerle ilgi kurarak büyü yapılır. Meselâ; insanlara acı çektirmek, sağlığını bozmak, akli dengesini bozmak iş ve aile düzenini bozmak amaçlanır.

Nemrut, İbrahim Peygambere büyü ile karşı çıkmıştır. Süleyman Peygamber büyücülerin malzemelerini toplayıp yok etmiştir. Yani büyünün tarihi çok eskidir. Peygamberimiz zamanında Lebid adında biri peygamberimize büyü yapmıştır.

Yapılan her büyü etki yapmaz. 1980 yılında Filipinlerde bir papaz bir isyancı gruba kurşun geçmemesi için büyü yapmıştır. Büyülü gençler polisle çatışmaya girmiş, hepsi de ölmüştür.

Müslümanın büyü ile büyücü ile ilgisi olmamalıdır.

Bir olumsuzluk için “büyü var”, “falan yaptırdı” dememelidir; suçu önce kendisinde aramalıdır.

Büyü malzemeleri şunlardır; Domuz yağı, ölü toprağı, düğümlenen ipler, kemik, sabun veya insana ait her şeyle büyü yapılır.

İslam’a büyü yapmak büyük günahlardandır. Cenab-ı Allah Kur’an da zamanında büyücüler büyü yapınca Musa (as)a:

“Sağ elindeki asayı at da onları yutsun. Onların yaptıkları sadece büyücü hilesidir. Büyücü ne yaparsa, iflah olmaz: (taha:69)

Bakara Sûresinin 102. Ayetinde ise büyü yapan büyücünün kafir olacağı bildirilmiştir.

Peygamber (as)da:

“Kim bir düğüm atar, ona üfürürse, sihir yapmış olur. Kim sihir yaparsa, şirke düşer. Cahiliye adetlerin-den nazarlık asan, astığı şeye havale edilir. Allah’ın yardımından mahrum olur” (Nesâi:4076)

Büyü küfre yakın bir haramdır. Yapanda yaptıran da küfre düşebilir. Ücretsiz yardım olsun diye büyü bozmada günah yoktur.

Büyü bozulur mu?

Peygamber (as) kendisine yapılan büyüyü Hz. Ali’nin yardımı ile bozmuştur.

Büyü bozmayı öğrenmek ve büyü bozarak insanlara yardımcı olmak helaldir.

Cenab-ı Allah iki sığınma duası indirmiştir. Peygamberimiz: “Kimse iki sığınma duası gibi tesirli bir dua ile sığınamaz” buyurmuştur. (Tirmizi Tıp:16)

Büyüden kurtulmak için Fatiha Suresi, Ayetel Kürsi, Felâk, Nâs Sureleri okunur.

Peygamberin ifadesiyle büyü yapmak, yaptırmak helâk edici yedi günahtan biridir. (R.S.1614)

 

2- Muska Yapmak Yaptırmak

Muska’nın kaynağı da çok eskilere dayanır. Hâlâ bazı kimseler ilaç yerine muska yazdırıyor. Çünkü muskada telkin vardır. Psikolojik etki vardır.

Peygamberimiz, hastaları yaylalara göndermiş, bitkilerden ilaç yapanlara havale etmiştir.

Uyuz devesini okuyup üfleyen birine:

Ne yapıyorsun? Demiş.

Devemi tedavi ediyorum, cevabını vermiştir.

Bunun üzerine peygamber (as)

Üfürüğüne birazda katran karıştır” demiştir.

İslam’da Muska yoktur. Maddi hastalıklar için ilâç, manevi hastalıklar için okuma vardır.

Şifa Allah’tandır. Muskadan, muskacıdan şifa beklenmez.

Peygamber (as): “Ey Allah’ın kulları tedavi olunuz. Allah hiçbir dert vermemiştir ki, dermanını da yaratmamış olsun” buyurur. (Buhari, Tıp:1)

İnanç zayıflığından olacak, kırık çıkık için bile muska yaptıranlar, efsuncuya koşanlar oluyor. 1966 yılında Kayseri’de ev sahibimiz buz nedeniyle kayıyor ayakları kırılıyor. Ziyaretine gittiğimizde içerde ağır bir koku ve bir adam oturuyordu.

Ne oldu? Dedik.

Ayakları kayınca kırılmış, ayaklarına hayvan gübresi sarmışlar. “Neden hastahaneye gitmedin?” deyince oturan adam kızdı. Kim olduğunu sorduk.

Efsuncu (üfürükçü) olduğunu söyledi.

Neticede ayaklar mikrop kapmış, devlet hastane-sinde ikisini de kestiler.

Muska, bize eski mısırlılardan, Romalılardan gelme bir adettir. Muskalara tılsımlı işaretler koyanlar oluyor, ayet yazanlar oluyor, bazılarının içi boş oluyor. Bazılarına da anlamsız şeyler yazılıyor.

Muska, İslam alimlerince de caiz görülmemiştir.

Bir de cevşen var. Savaşın kızıştığı bir anda Peygamberimize; Cebrail zırhını bırakarak şu duayı oku” demiş ümmetin içinde zırhtan daha koruyucu bu duadır” demiştir. Bu duayı taşıyan zarar görmez” diye ilâve etmiştir. (İslam Ans. Cevşen Maddesi)

Bu olay, hadis kitaplarında yer almamıştır. Aklen de, İslami ölçülere göre de uygun görülmemiştir.

 

3- Nazar ve Kurşun Dökme:

Nazar, bazı insanların hasetle, kıskançlıkla baktıklarında gözlerinden çıkan ışınların karşı tarafta etki yapmasıdır. Yapısı zayıf insanlar ve cansız varlıklar zarar görür.

Nazar haktır kalem suresi 51. Ayette “Neredeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi” buyrulur.

Peygamber (as): Nazar, göz değmesi haktır” demiştir. (Müslim:2187)

Nazar hakmış diyerek mavi boncuk, kemik, boynuz, at nalı, kaplumbağa kabuğu asmak, iğne, sarımsak bulundurmak, kurşun dökmek caiz değildir. Korunmak için; eve gelenin ayakkabısı, elbisesi kesilmezse nazar değermiş, bu inanç yanlıştır.

Yani Müslüman olanlar biad alırken peygamberimiz bir kişinin elini tutmuyor. Sebebi sorulunca, “Onun kolunda nazarlık vardı” buyuruyor.

Nazardan korunmak için Fatiha, Ayetel kürsi, Nâs, Felâk sureleri okunur.

Kalem suresinin son iki ayeti de tavsiye edilmiştir.

Nazar değen hasetle bakmamalı, “Maşallah” “Barekellah” demelidir. Çünkü dinimizde zarar vermek günahtır.

Nazar değenin duş alması, abdest alması tavsiye edilir.

Peygamber (as): Nazar deveyi kazana insanı me-zara götürür” demiştir. Ramuzel-ehadis 224/6

 

4- Gaybdan Haber Vermek:

Bilgi ve inanç noksanlığından yararlanarak gizlilikten ve gelecekten haber vereceğini iddia edenler oluyor.

Gaybı Allah’tan başka kimse bilmez. Kur’an’da: Gökte ve yerde gaybi Allah’tan başka kimse bilemez. (Neml:65) buyrulur.

“Kimse yarın ne kazanacak nere de ne zaman ölecek bilemez” ((Lokman:34) buyrulur.

Eğer gayb bilinseydi. Gömülü hazineler var, faili meçhuller var. Veya kendine zarar verecekler var, onları bilirdi.

Bir zamanlar televizyonda medyum Keto ile Medyum Memiş tartışıyordu. Medyum Memiş, Med-yum Ketoya bir tokat attı ve dedi ki:

Sen gaybı bilseydin, benim sana tokat atağımı bilir kendini korurdun.

Hunlar 91 yıllarında mallarını yağmalayan Çinlilerden mallarını geri istedikleri zaman, Çin yetkilileri verip vermeme konusunu falcılara sormuş olanlar da” vermeyelim, savaşta Hunlar yenilecek” demiştir. Çıkan savaşta Çinliler yenilmiş, yetkililer falcıları toplayıp öldürmüşlerdir.

Bir hadiste şöyle buyrulur:

“Gelecekten haber veren kimseye varıp bir şeyler soran ve onun dediğine inananın 40 gün namazı kabul olmaz. (R. Salihın:107)

Bazıları “Dediği çıktı”, “Benim için büyü yapıldığını bildi” diyor. Onlar kime ne söyleneceğini bilir veya el çabukluğu yapar. Genellikle her kes için söylenecek sözü söylerler.

 

5- Fala Bakmak Baktırmak

Böyle şeylere insanımızın ilgisi fazla oluyor. İs-lamdan önce falcıya sormadan iş yapılmazdı. Onların sonucu bildiklerine inanılırdı.

Krallardan biri ava çıkar. Hava biraz bulutlanınca rastladığı çobana:

Bugün yağmur yağacak mı? Diye sorar. Çoban bir gökyüzüne, bir de keçinin kuyruğuna bakar:

Yağmayacak efendim” der.

Kral ava devam ederken bir yağmur… Saklanacak bir yer yok. Sırılsıklam ıslanır ve:

Yağ yağmur yağ akıl hocası çoban, barometresi keçinin kuyruğu olana bu azdır” der.

**

Fransız kıralı savaşa girecektir müneccime neti-cenin ne olacağını sorar.

Müneccim ordunun çokluğuna bakıp:

Siz kazanacaksın” der.

Savaş Fransa’nın aleyhine neticelenir. Kral:

Savaşın neticesini bilemedin, ne zaman öleceğini bil” der.

Müneccim “Müsaade edin gece yıldızlara bakayım” diyerek izin ister.

Sabahleyin Krala:

Benim ölümüm sizin ölümünüzden üç gün önce olacak efendim” deyince Kral: Git gözüme görünme, kendine dikkat et der bir miktarda para verir.

Araplar’da fal okları vardı Kur’an’da:

“Fal okları ile kısmet aramanız size haram kılın-dı” buyrularak yasaklandı. (Maida: 3)

Ey inananlar! İçki, kumar, putlar, fal okları şüphesiz şeytan işi pisliktir. Bunlardan kaçının ki, saadete ulaşasınız. (Maida:90) uyarısı yapıldı.

Peygamber (as) da: “Falcılık ücreti; fuhuş ile kazanılan para gibidir.” (R. Salihin:1075) buyurur.

Gazetelerde, dergilerde ayni fal “benim falım” di-ye binlerce insan tarafından okunur.

Halk arasında “Fala inanma, falsızda kalma!” di-ye bir söz var. Bu, insanların faldan vazgeçmediğini ifade ediyor. Falcıya soruyor, fincan açıyor, el açıyor, yayın organlarındaki fallarını takip ediyor. Güvercine, tavşana kağıt çektiriyor. Eğlence olsun diye kısmet tutuyorlar.

Dinde imanın ve nikahın şakası olmaz.

Akaid kitapların da falcıya gitmek, sözlerini tas-dik etmek, gaibden haber vermek küfürdür, diye ge-çer.

 

6- Ruh Çağırma Tenasüh

İlkel insanlar, kötü ruhların zararından korunmak için çok şey yapmışlardır. Meselâ; Mısır’da ruh geri gelecek diye cesetler mumyalanmıştır.

İlkel insanlar davul, zurna ile kötü ruhları kov-muşlardır.

İyi ruhların yardımını görmek için mezarda mum yakılmış, çaput bağlanmıştır.

Hind toplumunda ruh bedenden bedene dolaşır inancı vardır.

Ruhlar çocukları götürmesin diye cenaze çıkan evde çocuklar bağlanırdı.

Ruh çağırma, haber alma seansları düzenlenirdi.

Peygamber (as): “Ölüler duyar ama cevap veremezler.” (Müslim cenaiz:26) buyurur.

Kur’an’a göre ruh bedenden ayrıldıktan sonra berzah alemine çekilir kıyameti bekler. Hiçbir ruh geri gelmez. (Enam 27-28+Fatır:37+Mü’minun:99-104) istese de gelmez, çağırsan da gelmez. Cenab-ı Allah onu teslim almıştır.

Ayrıca başlangıçta herkesin ruhu ayrı yaratılmıştır. Tenasüh, ahreti sorguyu inkara dayanır.

 

7- Uğur Uğursuzluk Aramak:

Bazı şeylerde uğur aramamak, bazı şeylerde uğursuzluk kabul etmek, İslam’da yeri olmayan bir inançtır.

Eşyada, sayılarda, renklerde, hayvanlarda ve bazı insanlarda uğur uğursuzluk olmaz. Eğer bir olumsuzluk varsa, bu insanın kendisindendir. (Bak. Ya-sin:18)

Esnaf, ilk aldığı parayı uğur parası kabul eder ve yere atar veya uğuruna inandığı kimseden uğur parası ister. Ama helal para düşünen azdır.

Uğur için üzerinde bir şey taşıyan oluyor.

Uğurlu-uğursuz günde yoktur, gecede yoktur.

Hayırda şerde Allah’tandır.

Peygamber (as): “Sayılardan, renklerden hüküm çıkaran bizden değildir” buyurmuştur.

Bir hadislerinden de: “Uğursuzluk inancı, sizi yolunuzdan alıkoymasın” demiştir.

“Uğursuzluk çıkarmak şirktir” (Tirmizi siyer:47)

Baykuşun ötmesinde, sabah önümüzden kedi geçmesinde ne uğursuzluk olabilir. 13 rakamı insana ne yapar? Renkler insana nasıl zarar verebilir?

Bazı uğursuz sayılan davranışlar şunlardır:

Paslı çivi bulmak.

Merdivenin altından geçmek.

Önden kara kedinin geçmesi

Tuzun dökülmesi, terliğin ters dönmesi.

Süpürgeyi çiğnemek

Dumanın bacadan eğri çıkması

Gece aynaya bakmak, tırnak kesmek.

Elden ele bıçak, sabun vermek

Bardak, tabak kırılması.

Akşam eve acı, turşu girmesi

Salı iş yapmak, sırttaki elbiseye düğme dikmek. Müslümanlar böyle şeylerle oyalanıyor, işte!”

 

8- Türbelerde İşlenen Hurafeler

Türbelerde hurafe işlemeyi çok seviyoruz. Hasta olan, sıkıntısı olan, sınavı olan, çocuğu olmayan, dilek-te bulunmak isteyen türbeye koşuyor, türbeden medet umuyor. Yardım bekliyor.

Türbe ziyaret edilir, Fatiha okunur, ondan beklenti içine girilmez. Ondan ibret alınır.

Türbede adak kesilmez

Türbelere çaput bağlanmaz.

Türbede şifa aranmaz. Yardım istenmez, çocuk istenmez.

Birçoklarını ölüler idare ediyor.

Türbelerin taşı toprağı öpülüyor, duvarına yüz sürülüyor.

Türbenin etrafında dönülüyor.

Bir şey adamak, borç altına girmek olur. Adakta sevap yoktur. Adağın yerine getirilmesi, verilen sözün yerine getirilmesi olur.

Türbeye gittim dua ettim, duam kabul oldu de-menin küfür olduğu kabul edilmiştir.

Türbeler neredeyse tapınılan yerler haline gelmiştir. Orada yatan bizden Fatiha beklerken biz ondan medet beklememeliyiz. Kur’an’da: “Yardım Allah’tandır” (Al-i İmran:126) buyrulur.

“Falan türbenin yardımı oluyor demek şirktir.

 

9- Kulak Çınlaması

Kulak çınlamasının kötülüğe yorulması veya başka manalar çıkarılması doğru değildir.

Bu konuda peygamber (as) şöyle buyurur.

Kulağı çınlayan beni hatırlasın. Bana selavat ge-tirsin. “Beni hayırla anana Allah rahmet etsin” desin (Ramaz’ul-Ehadis:53/13)

Birde rüyalar kötüye yorulmamalıdır. İnsan çeşitli sebeplerden dolayı rüya görür. Rüya gören ona anlatıyor, buna anlatıyor bu ne demek diyor, yorumlanmasını istiyor.

Şunu ifade edeyim ki, dinde rüya delil olmaz ve rüya ile amel edilmez. Rüyaya bakıp iyi şeyler terk edilmez. Rüyadan kötü manalar çıkarılmaz.

Rüyada hayra yormak esastır. Rüya ile yaşanırsa, hayat alt-üst olur. “Hayırdır inşallah” der geçeriz.

 

10- Adak Adamak

Adak, dini bir iş değildir. Olur olmaz şeyler için adak adanıyor. Bu, durup dururken üzerine borç almaktır. Adak yerine getirilmezse vebal olur, yerine getirilirse, borç ödenmiş olur. Sevap kazanılmaz.

Adak kaderi değiştirmez. Kötülüğü defetmez, Adak edilen hayvandan, adayan ve bakmakla mükellef olduğu kimseler yiyemez. Yerse, parasını fakirlere verir.

Adağın kanı oraya buraya sürülmez. Arabaya sürülüyor. Çocuğun alnına sürülüyor.

Bunlardan başka daha birçok hurafeler vardır.

Özel günlerde, hıdırellez günü, yılbaşı gecesi yapılanlar

Bazı şeyleri tanrı edinme, bazı şeyleri putlaştırma.

Ataizm, satanizm, tabiatçılık gibi hurafeler.

Irkçılık, sünneti terk, haramı helallaştırma gibi sapıklıklar. Bunların dinimizde yeri yoktur.

 

NETİCE OLARAK;

Tarih boyunca insan kendini yanlış inanç ve düşüncelerden alıkoyamamıştır. Günümüzde bile en tahsilli kimseler bile kendilerini hurafelerden alıkoyamıyor. Hakim olması, şekil vermesi gereken şeylerin etkisinde kalıyor.

Çare nedir? Çare dinin iyi öğrenilmesi ve doğur şekilde yaşanmasıdır.

Hurafeler cahiliye adetidir. İlkel insanların işleridir. Bunlar çirkin ve zararlı işlerdir. Ancak istismarcıların işlerine yarar. Bu yüzden hurafelere inanılmaması lazımdır.

Kuru ağaçtan, ölmüş insandan, kendi elimizle yaptığımız mavi boncuktan, küçük küçük uğur fillerinden yardım beklenmez. Cahiliye Arapları kendi elleriyle yaptığı hamurdan, helvadan, putlara tapar açkınca yerdi. Biz de mi öyle yapalım?

En kültürlümüz, haramla ve necis şeylerle tedavi yoluna gidiyor. Neden? Bunlar çok şey biliyor, ama dinini bilmiyor ondan.

Dini bilmeyenler, bid’at ve hurafeleri dinden zannediyor. Akıl, mantık dışı işler, yapıyor. En kötüsü, kötü örnek oluyor kötü çığır açıyor.

Peygamber (s.a.v) Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Kim benden sonra terk edilmiş bir sünnetimi diriltirse onunla amel eden herkesin ecri kadar o kimseye sevap verilir, hem de onların sevabından hiçbir şey eksiltilmeden. Kim de Allah’ın ve Resulü’nün rızasına uygun düşmeyen bir kötü bid’at icat ederse onunla amel eden insanların günahları kadar o kişiye günah yükletilir, hem de onların günahlarından hiçbir şey eksiltilmeden.” (Müslim, İlim, 6; Tirmizi, İlim, 16)

Son olarak; Allah’tan başkası için yapılmayan şeyler vardır: onlar;

1- Kulluk, ibadet, secde, kurban kesmek

2- Rızkı, eceli onun bunun elinde aramak.

3- Yardım beklemek, güvenip, dayanmak

4- Yaratıcı gavs, ekber demek.

5- Allah için yapılanı başkası için yapmak.

6- Allah’ın sıfatlarını başkasında görmek gibi… Rabbim bizi her türlü sapıklıktan korusun.


Bu yazıyı 26 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.