Hz. MUHAMMED (A.S) NASIL YAŞADI VE NELER YAPTI

Peygamber (as) insanlığa rehber olarak, örnek olarak gönderilmiştir. O, yol göstericidir.

O, alemlere rahmet için gönderilmiştir. Yüce bir ahlak üzere gönderilmiştir. Ahlakı tamamlamak için gönderilmiştir. O, rahmet peygamberi, şefkat peygamberi ve şefaat peygamberidir.

O, hayatında yalan söylememiş, kimseyi aldatmamış, “ Aldatan bizden değildir “ buyurmuştur. Çarşıda bir satıcıya uğramıştı. Buğday çuvalının içine elini daldırınca içinin ıslak olduğunu gördü.

-Bu ne? diye sordu.

-Yağmurdan ıslanmış cevabını aldı. Ona:

-Islak kısmını üste çıkarıp insanların görmesini sağlayamaz mıydın? Aldatan bizden değildir. (Müslim, iman: 154 ) buyurarak satıcığının sattığı malın olduğundan başka göstermesinin doğru olmadığını ifade etmiştir.

O, el öptürmeyen, kendisi için ayağa kalkılmasından, krallara yapılanların kendisine yapılmasından hoşlanmayan bir peygamberdir.

Ebu Hureyra (ra) anlatıyor:

Allah Rasulü ile çarşıya çıktık, bir şeyler aldı ve satıcıya “ parayı tam olarak al! “ dedi. Parayı, alan peygamberin elini öpmek istedi; eline atıldı. Allah Rasulü elini çekti ve “ Bu el öpme işi acemlerin kullarına yaptığı iştir. Ben kral değilim “ dedi. Eve dönerken elindekileri almak istedim, bana “ bir yükü sahibinin taşınması daha uygundur “ dedi, vermedi.

Bir şey sormak için gelen kadın titremeye başlamıştı, ona : “ Ne titriyorsun? Ben Kureyşli kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum” demiş, sakinleştirmiştir.

Allah Rasulü kendine hizmet ettirmemiştir. Bir seyahatte yemek hazırlığı yapılırken, herkes bir şeyler yaparken “ sen otur ya Rasulellah biz hazırlarız “ diyenlere “ bende odun toplayacağım “ demiştir.

Hiçbir zaman “ sen sen şunu yap, bunu yap “ diyerek emretmemiştir.

Cenab-ı Allah Muhammed kulunu üstün ahlak ile yaratmıştır. Doğruluğu, dürüstlüğü ile düşmanları bile saklanması gereken eşyalarını O’na emanet etmiş, O’na “ Güvenilir “ anlamında “ Muhammed’ü-l Emin “ demişlerdir.

Kul hakkına son derece önem verirdi. Şöyle buyurdu : “ Yalan yemin ile bir Müslümanın hakkını alan kimseye Allah cenneti haram eder ve cehennemi farz kılar. “

Dediler ki :

-Az bir şey olsa da mı?

-“Bir ağacın bir çubuğu dahi olsa “ buyurdu. (Muslim, iman :218 )

Müşriklerin zulmünden bıkan Müslümanlar Habeşistan’a sığınmışlardı. Müşrikler Herakliyus’tan Müslümanları geri istediler kral, Ebu Süfyan’a sordu:

-Muhammed size ne emrediyor? Ebu Süfyan:

-“Namazı, ifeti, vaadinde durmayı, emanete riayeti “ dedi. Tekrar sordu:

-O hiç yalan söylediği, sözünde durmadığı oldu mu? Ebu Süfyan?

-“Hayır “ deyince Herakliyus : “ işte o Peygamberdir “ dedi. Müslümanları himaye etti.

O, sade bir hayat yaşamıştır. Yerken, içerken, giyinirken, yatarken, kalkarken, bir işe başlarken hep sağdan başlamıştır. Gümüş yüzüğü vardı, onu sağ eline takardı.

Peygamber (as) bir adamın parmağında altın yüzük görür, onu çıkartıp fırlatır atar ve şöyle der: – “Sizden biriniz ateşli kora koşup, onu elinde mi taşıyor? Ben size bunu haram kılmadım mı?” Peygamber (as) oradan ayrıldıktan sonra oradakiler yüzüğü alıp gelir, o adama derler ki:

-“Al bunu ailen için harcarsın! “

O sahabi der ki:

-“Hayır! Peygamberin attığını vallahi almam.”

(Riyaz üs-Salihın:189)

 

Peygamber (as) besmelesiz iş yapmazdı. Unutsa bile: “Bismillahi evvelihi ve ahirihi “ derdi.

Yemeklerden önce ellerini yıkar, sonunda şükreder, hamd ederdi.

Suyu üç yudumda içer sıcak yiyip içmez, yemeğe bir miktar tuz ile başlardı. Sofradan doymadan kalkar, acıkmadan da yemezdi.

“Yerken sağ elinizle yiyin. Bir şey içerken sağ elle için. Çünkü sol elle şeytan yer ve içer.” (Müslim, Eşribe:105)

Sol elle yiyen adama peygamber (as): “ Sağ elinle ye!” Dedi.

O : – “Yapamıyorum” deyince de:

-“Yapamaz Ol! “ buyurdu. (Adam gururundan böyle demişti. Bir daha sağ elini ağzına götüremedi)  (Riyaz üs-Salihın:159)

Allah Rasulü yatarken sağ tarafına yatar sağ elini sağ yanağının altına koyardı. Düzenli yatar düzenli kalkardı.

Lüks rahat yataklarda yatmazlardı. Bir gün Hz.Aişe (ra) Kendisine rahat bir yatak hazırlamıştı. O gün teheccüt namazına kalkamadı. “ Benim yatağımı eski haline getirin “ dedi. “Bu yatak rahat, gece kalkmama mani oldu “ diye ilave etti.

Bir gün Hz. Ömer (ra) , peygamber hasır üzerinde yatmış, hasrın O’nda iz bıraktığını görüp ağlamıştı. Peygamber ona:

-“Neden ağlıyorsun ?” Hz. Ömer:

-Sizin şu halinize ağlıyorum. Krallar ve imparatorlar, rahat yataklarda yatarken, siz hasır üzerinde yatıyorsunuz.” Dedi. Bunun üzerine Peygamber (sav) Hz. Ömer’ e:

-“Ağlama! Dünya nimetleri onların, ahiret nimetleri de bizim olsun, razı değil misin? Dünyanın Allah katında sinek kanadı kadar değeri yoktur.” Demiştir. Allah Rasulü yatarken dua etmeden yatmazdı. Fatiha, Ayete’L Kürsi, İhlâs, Felâk ve Nâs surelerini okur, üzerine üfler ve Allah’a sığınarak yatardı. Son sözlerinin dua ve sure olmasını isterdi.

Ebu Zer (ra) şöyle nakleder:

-“ Yatağa girdiğinizde 33 defa Allahü ekber, 33 defa Sübhanellah, 33 defa elham dülillah” deyin buyurmuştur. (Age:1488)

-“Sizden biri bir yerden Allah’ı zikretmeden kalkarsa, eksik iş yapmış olur. Bir kimsede yattığında Allah’ı zikretmezse, yine eksik iş yapmış olur.” (Age:822) buyurmuşlardır.

Aile hayatına büyük önem verirdi. Aile fertlerine karşı çok merhametli idi. Kaba, kırıcı davranmamıştır. Kızların gömülmesine, sırlarının ifşasına, kaba davranıp şiddet uygulanmasına asla uygun görmemiştir. Hayatında kimseye el kaldırmamıştır. Ailesini hiçbir zaman ihmal etmemiştir.

Bir sahabi : “ Hangi maldan edinelim? “ diye sorunca Peygamber (as):

-“Zikreden dil, şükreden kalp, dini yaşamakta yardım eden mü’mine kadın. “ cevabını verir. (Seçme hadisler 176/69)

-“ En hayırlınız, ailesine en güzel davrananınızdır.” (ibn-i mace, Nikâh:50 )

-“ En hayırlınız, kadınlarınıza karşı en iyi davrananınızdır.” (seçme hadisler: 181/77 )

Peygamber (as) ‘ ın ibadet hayatı devamlı idi. “ Azda olsa devamlı olanı makbuldür” derdi.

“Elimden gelse amelimi Kiramen Kâtibinden gizlerdim” demiştir.

Hz. Peygamber’in ashabından Abdullah b. Amr, devamlı olarak gündüzlerini oruçla, gecelerini ise ibadetle geçiriyordu. Onun bu durumunu Allah Resulü haber aldığında şöyle buyurdu:

“Senin gündüzleri oruç tuttuğunu geceleri ise namaz kıldığın haberi bana ulaştı. Böyle yapma! Şayet böyle yaparsan gözlerin çöker, bedenin yorulur. Şüphesiz bedeninin sende hakkı vardır. Ailenin sende hakkı vardır. Onun için bazı günler oruç tut, bazı günler tutma; gecenin bir bölümünde namaz kıl, geri kalan kısmında uyu. “ Abdullah b. Amr’ın bu şekilde davranmakta ısrar etmesi üzerine Hz. Peygamber ona Hz. Davud (as)’ın orucunu, yani bir gün oruç tutup bir gün tutmamayı, yedi günde bir hatmetmeyi, bunda da aşırıya kaçmamayı tavsiye etmiştir. Abdullah b. Amr’ın ihtiyarlayıp gücünü yitirdiğinde tavsiyelere uymadığı için pişman olduğu nakledilmektedir. (Buhari, Tehecüd, 20)

Abdullah bin Abbas (ra) şöyle anlatır:

  • “ Ben Allah Rasulü ile beraberdim, bana : “ Sana bazı şeyler öğreteyim “ dedi ve devam etti:
  • Sen Allah’ın emir ve yasaklarını koru ki, Allah da seni korusun. Sen Allah’ın emir ve yasaklarına riayet et ki, O’nun yardımını göresin. Bir şey istediğinde yalnız Allah’tan iste.

Şunu bil ki sana yardım konusunda herkes bir araya gelse, Allah’ın senin için takdir ettiğinden başkasını veremezler. Sana zarar verme maksadıyla insanların hepsi bir araya gelse, Allah’ın takdirinden başkasını yapamazlar.” (Tirmizi Kıyame: 5)

Allah Rasulü insanlarla ilişkilerinde bize güzel mesajlar vermişlerdi. Çünkü O’nun hayatında önce insan vardır.

Hz. Aişe (ra) der ki:

-“Rasûlallah (sav) kızı Fatma’yı alnından öperdi. O geldiğinde ayağa kalkardı. “                                            (Age: 544 / 3 )

-“Allah Rasulü bir gün torunu Hasan’ı öpünce yanındaki adam:

-“ Benim on tane çocuğum var, onların birini öpmedim” der. Bunun üzerine Allah Rasulü o adama şöyle der:

-“ Merhamet etmeyene merhamet edilmez. Allah senin kalbinden merhameti söküp aldıysa ben ne yapayım. “ (Seçme hadisler: 169/57 )

Rasulüllah (sav) engellileri dışlamamış, üretken olmalarını sağlamıştır. Onlara görevler vermiştir. Müezzin tayin etmiş, dışa gidince yerine vekil bırakmıştır. Muaz Bin Cebeli engelli olmasına rağmen yemene vali tayin etmiştir.

Allah Rasulü’nün komşuluk ilişkileri çok sağlamdı:

-“ Allah’a ve ahiret gününe inanan komşusuna ikram etsin. “ (Buhari, Edep: 31 )

-“Komşusu şerrinden emin olmayan kimse cennete giremez.” (Age: 69)

-“Hiç biriniz kendisi için istediğini başkası içinde istemedikçe olgun Müslüman olamaz.”   (Buhari, İman:7)

Rasûlallah (sav) akraba ilişkilerinde de çok hassas davranırdı:

-“ Allah’a ve ahiret gününe inanan, akrabasını görüp gözetsin.“ (Buhari, İlim: 37 )

-“ Akraba ile ilişkisini kesen, cennete giremez.”

-“Rızkının bollaşmasını, ömrünün uzamasını isteyen, akrabası ile ilgilensin.”

(Buhari, Edep:12)

-“ İhtiyarlığında ana babasının rızasını kazanıp cennete girmeyenin burnu sürtülsün.”

(Müslim, Birr:9)

İşi zorlaştırmazdı:

-“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.” (Buhari, İlim:12)

-“Kolaylık gösterin, güçlük göstermeyin, müjdeleyin, ürkütmeyin, öfkelendiğiniz zaman susun.” (Ramuz el-Ehadis: 510/6 )

Hz. Aişe (ra) şöyle der:

-“ Allah Resulü, iki durumdan birini seçmek durumunda kalırsa dine aykırı değilse, mutlaka kolay olanı seçerdi “ (Buhari, Edep: 80 )

-“Rasulallah bir yere görevli gönderdiği zaman “ namazı hafif kıldır, hutbeyi kısa ve sözü az et “ derdi “ (Ramuz el-Ehadis: 528/6 )

Allah Rasulü çok merhametliydi. Hiçbir canlıya zulmedilmesine göz yummamıştır. Eziyeti, zulmü yasaklamıştır.

Abdullah bin Mesut şöyle anlatır:

Hz. Peygamber’le birlikte oldukları bir yolculuk esnasında yaşanan olayı nakletmektedir. Buna göre, yolculuk sırasında orada bulunanlar iki tane yavrusuyla birlikte bir kaya kuşu görmüşler ve yavruları yakalamışlardı. Bunun üzerine anne kuş gelip onların yanında çırpınmaya başlamıştı. Tam o sırada Allah Resulü onların yanına geldi ve yapılanlar karşısında “ Bu kuşu yavrularından dolayı üzen kim? Hemen yavrularını ona geri verin! “ buyurdu. Hz. Peygamber, aynı kişilerin bir karınca yuvasını da bilinçsizce ateşe verdiklerini görünce bunu kimin yaptğını sormuş ve onlara : “ Ateşle azap etmek ancak ateşin Rabbine mahsustur! “ şeklinde uyarıda bulunmuştu.    (Ebû Davud, Cihad, 112 )

Rahmet Peygamberi, hayvanlara merhamet etmenin de Allah’ın affına vesile olacağı ile alakalı şu kıssayı anlatmıştır : “ Yolculuk yapan bir adam çok susamış ve yolda rastladığı bir kuyuya inip oradan su içmişti. Kuyudan çıkınca orada bir köpekle karşılaştı. Susuzluktan dilini sarkıtmış olan zavallı hayvan, nemli toprağı yalıyordu. Yolcu kendi kendine, “  Bu hayvan da benim gibi çok susamış. “ dedi ve tekrar kuyuya inip ayakkabısına su doldurdu. Sonra ayakkabısını ağzı ile tutup kuyudan çıktı ve köpeği suladı. Bu yaptığından dolayı Allah, o kulundan hoşnut oldu ve onu bağışladı”. Bu kıssayı dinleyen sahabilerin hayvanlar için yapılan iyiliklere de sevap olup olmadığını sormaları üzerine Allah Rasulü, “ Her canlıya yapılan iyilikte bir sevap vardır.” Buyurdu. (Buhari, Müsakat, 9; Müslim, Selam,153)

Allah Resulü bir gün ensardan birine ait bir deveyi görmüş ve zavallı hayvanın içler acısı hali dikkatini çekmişti. Çünkü aç bırakılan deve çok bitkin bir halde idi. Resul-i Ekrem’in şefkatle onu okşaması üzerine sakinleşen hayvan inliyor, gözlerinden de yaşlar akıtıyordu. Hayvanın bu halinden etkilenen Allah Resulü (s.a.s) , hemen onun kime ait olduğunu öğrenmek istedi. Medineli bir sahabi kendisine ait olduğunu söyleyince Allah Resulü, ona sitem ederek şöyle buyurdu: “ Sana verdiği şu deve hakkında Allah’tan korkmuyor musun? Bu hayvan bana, senin onu hem aç bıraktığını hem de yorduğunu şikâyet etti!” (Ebu Davud, Cihad, 44)

Peygamberimizin çok hoşgörülü ve af edici idi. Asla kin gütmezdi.

-İnsanlara yumuşak davranmayan hayırdan mahrum olur “ (ibn-i Mace, Edep: 9 ) demiştir.

O kimseyi azarlamaz, kimseye kızmazdı. Rabbi ona:

-“Sen af yolunu tut. İyiliği emret, kötülükten sakındır. Cahillerden yüz çevir “ diye emretmişti. (A’raf: 199)

O, kimleri affetmedi ki Kendisini öldürmek isteyenleri, Müslümanlara zulmedenleri, yakınlarını öldürenleri affetti. Mekke’nin fethinde kendini Mekke’den sürüp çıkaranlara:

-“ Ey Mekkeliler! Benim size ne yapacağımı düşünüyorsunuz? “dedi. Mekkeliler:

-“ Biz size çok kötülük yaptık. Sen bize iyilik et. Sen af edicisin “ dediler.

Mekke Fatihi onları affettiğini bildirdi.

Enes Bin Malik: On yıl Peygambere hizmet ettim, yapmadığım bir iş için “ Neden yapmadın? “ Yanlış yaptığım bir iş için : “ Neden böyle yaptın ?” demedi demiştir.

Bir adam Allah Rasulü’ne gelerek:

-“ Bana öğüt ver!” demiş, peygamber (as) ona:

-“Hiddetlenme! Demiştir. Adam gene:

-“Bana öğüt ver!” demiş, Peygamber (as) tekrar ona:

-“ Kızma!” buyurmuştur. (Riyaz üs-Salihın: 48 )

Bir Sahabi şöyle diyor:

-“ Kavmi O’nun yüzüne vurmuş, kanatmışlardı. Allah Rasulü, bir yandan yüzünün kanını siliyor bir yandan da Allah’ım sen onları bağışla; zira onlar bilmiyorlar.” Diyordu.” (Age:36)

Allah’ın elçisi dualarında “ Maddi manevi bütün pisliklerden Allah’a sığınırım “ demiş, tertemiz bir hayat yaşamıştır.

O, temizliğe çok önem vermiş, sağlığı, koruma yollarını öğretmiştir. İbadetler için temiz olmayı şart koşmuştur.

“ Ey Allah’ın kulları, tedavi olun Allah her hastalık için şifa yaratmıştır. İhtiyarlık ve ölüm hariç “ (Tirmizi, Tıb:2 ) buyurarak tedaviyi önermiştir. Haramla tedaviyi yasaklamıştır.

İlk mikroptan, hastalıkların buluşma yollarından ilk bahseden O’dur.

-“ Hastaya yaklaşmakta tehlike vardır “ (Ebu Davut:3923 )

-Hastalığın kendiliğinden bulaşması yoktur. “ (Ramuz el-EHadi: 481/13 )

Hz. Ali’ye:

-“Ya Ali, tırnaklarını kes, zira içinde zararlı yaratıklar vardır. Orada barınırlar. “                 A.Karabulut. Tıbbı Nebevi:2/525)

-“Yiyecek içecek kaplarının ağzını kapatın “ (Müslim, Eşnibe: 96 ) buyurarak mikroptan bahsetmiştir.

Karantinayı ilk uygulayan peygamber (as) dır.  Dünya sağlık örgütü karantinayı 1952 yılında uygulamaya başlamıştır.

-“ Hasta olan hayvanı, sağlam olan hayvanın yanına koymayınız. “  (Buhari, Tıp:31)

-“ Bir yerde veba (taun) olduğunu işitirseniz oraya gitmeyiniz. Bulunduğunuz yerde veba meydana çıkıyorsa oradan ayrılmayınız.“ (Buhari, Tıp:30) buyuran Peygamber (as) 14 asrı aşkın bir zamanda karantina uygulamıştır. Ayakta idrar yapmayı 14 yüzyıl önce yasaklamıştır. Sineğin bir kanadında zehir, diğer kanadında panzehir olduğunu Hz. Peygamber haber vermiştir.

O, dünya sevgisine ölçü getiren bir Peygamberdir. Dünya ahiret dengesini sağlamıştır. Gözünü dünyaya dikip ahireti unutmayı hoş görmez.

Allah Rasulü adildi. Allah Ona:

-“Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın emrini uygulama konusunda suçluya karşı acıma duygusu sizi alıkoymasın.“ (Nur: 2 ) diye emretmiştir.

Beni mahzun kabilesinden itibarlı bir kadın, hırsızlık yapmıştı. Onun affı için devreye birçok insan girdi. Peygamber (as) onlara şöyle dedi : “ – Sizden öncekiler aralarından soylu kimseler hırsızlık yaptığı zaman ona cezalandırmazlardı. Bu yüzden helâk oldular. Allah’a yemin ederim ki, kızım Fatıma hırsızlık yapsaydı elbette onu da cezalandırırdım.” (Buhari, Enbiya 54 )

Peygamber (as) asla taviz vermezdi. Davasından vazgeçmesi için cazip teklifler de bulundular, tehdit ettiler, amcasını devreye soktular, O: “ Sağ elime güneşi, sol elime ayı verseler Vallahi bu davamdan vazgeçmem“ dedi Allah’tan başka kimseden korkmazdı. Mağarada Hz. Ebubekir: “ Geldiler! “ deyince. “Korkma! Allah bizimle beraberdir “ dedi.

Kusurları ifşa etmezdi. Kusurunu kimsenin yüzüne vurmazdı. Bir hata görse “ bazıları şöyle şöyle yapıyor” der, o hatayı düzeltirdi.

Enes B.Malik’in rivayetine göre bir adam, Resul-i Ekrem’e giderek haddi gerektiren bir günah işlediğini ve dolasıyla kendisine had cezası vurulmasını istemişti. Resulullah o kimseye ne günah işlediğini sormadı. Bu esnada namaz vakti girdi. O adam, cemaatle birlikte namaz kıldı. Namaz bittikten sonra o kişi, Resulullah’a aynı şeyleri tekrar söyledi. Resulullah ona:

-“ Sen şimdi bizimle beraber namaz kıldın değil mi ? “  dedi . O da “ Evet “ dedi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem:

Şüphesiz ki, Allah senin günahını mağfiret etmiştir!” buyurdu.

Böylece Resulullah, günahını açıkça belirtmeyen bu adama “ ne işlediğini “ sormayarak o kimsenin günahını bilinmesine mani oldu.

Ashabı ile otururken bir yellenme olayı oldu. O şahsın abdest alarak ortaya çıkmaması, mahcup olmaması için Allah Rasulü : “ Kalkın hep beraber abdest alalım ve namazımızı kılalım “ der. O şahsın ortaya çıkmasını önler.

Allah Resulü moral bozmazdı “ Bana kötü ve üzücü şeylerden bahsetmeyin “ derdi.

Rasulallah (sav) olayları, rüyaları hep iyiye yorar, asla ümitsiz ve karamsar olmazdı. Bu konuda şunları söylemiştir: Büreyde (ra) şöyle der:

“Allah ‘ın elçisi bir şeyi kötüye yormazlar, iyiye yorarlardı. “ (Ramuz el-Ehadis: 545/15). “ Adam, insanlar helak oldu dediğinde (kendini üstün görerek böyle derse) kendisi onların en fazla helak olanıdır. “ (Age: 56/10)

“Temenni ettiğiniz şey, (ümit ettiğin ) bir misli fazlasıyla sana verilecektir. “ (Riyan üs-Salihın:1925)

“ Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder, günah işleyen bir topluluk yaratır, onlar istiğfar eder de Allah’ da onları af ederdi.” (Age: 426 )

 

“Ölürken Allah’a husn-ü zan ederek ölün” (Age: 444)

Kendisi moral bozacak şeyler söylemezdi, söyleyenide dinlemezdi.

“ Sizden biri kendisinden üstün olanı görünce ona bakmasın. Kendisinden aşağıda olana baksın. “ (Buhari, Rikak: 30 ) derdi.

Morali ve sağlığı bozacak şeylerden uzak durulmasını isterdi.

Enes (ra) anlatıyor:

“ Allah Rasulü son derece zayıflamış bir hastayı ziyaret etti, ona: “ Bir şey için dua ediyor muydun? “ dedi. O da : “ Evet Allah’a ahirette vereceği cezayı dünyada vermesi için dua ediyordum “ dedi. Allah Rasulü ona : “ Böyle deme! Şöyle desen olmaz mıydı? “: “ Rabbim bana dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve cehennem azabından koru. “

Rasulullah (sav) hataları düzeltirdi. Allah ona uyarma, ikaz etme, koruma görevi vermişti. Tatlı söyle, yumuşak söyle, güzel söyle diye de emretmişti.

Allah Rasulü hataları düzeltirken asla kırmazdı, üzmezdi, utandırmazdı. Hatasını düzeltir, ardından da dua ederdi.

Genç bir adam bir gün Resulullah’ın yanına gelerek kendisinden zina etmek için izin istedi. Bunu duyan oradaki sahabiler ise ona tepki gösterdiler. Resullulah, gence yaklaşarak şöyle bir soru yöneltti : “ Sen annenle zina edilmesini ister misin? “ Genç, ”Vallahi hayır! Canım sana feda olsun ki istemem.” Cevabını verdi. Peygamberimiz, “ Diğer insanlar da anneleriyle zina edilmesini istemez, Kızınla zina edilmesini ister misin? “ diye sordu. Genç yine “ Hayır “ dedi ve sırasıyla kız kardeşiyle, halasıyla, teyzesiyle de zina edilmesini isteyip istemediğini sordu. Genç kesinlikle istemeyeceğini söyleyince Resulullah, diğer insanların da kendi yakınlarıyla zina edilmesini istemeyeceklerini söyledi ve elini gencin başına koyarak onun için, “Allah’ım onun günahlarını bağışla, kalbini kötülüklerden temizle ve ırzını koru! “ diye dua etti. Bu olay sonrasında bu genç bir daha böyle bir davranışa meyletmedi. (İbn Hanbel, V,257)

Allah Resulü ayıp araştırmaz, ayıplamaz ve hakaret etmezdi. Şöyle buyururdu:

“ Kim Müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah’ da ahirette onun ayıbını örter.” (Riyaz üs-Salihın:231 )

“Bir kimse, birini bir günahtan dolayı ayıplarsa kendisi o günahı işlemeden ölmez. “ (Tirmizi, Kıyamet: 53)

“Bir kimseye şer olarak kardeşine hakaret etmesi yeter. (Riyaz üs-Salihın: 1605 ) buyurmuşlardır.

Allah Resulü sorunları çözen bir peygamberdi. Adam, Ramazanda eşi ile beraber oluyor ve büyük üzüntü ile Peygamber (as) ‘a : “Yandım, mahvoldum” diyor. Peygamberimiz ona:

“ Ne oldu anlat “ dedi. Adam : “ Oruçlu iken hanımıma yaklaştım, beraber oldum “ dedi, aralarında şu konuşma geçti : “ Bir köle azat edebilir misin? “ , “Hayır” , “ İki ay oruç tutabilir misin? “ , “ Hayır “ , “60 fakiri doyurabilir misin? “ , Hayır, bir şeyim yok. O sırada biri bir sepet hurma getirmişti. “ Al bu hurmaları fakirlere dağıt. “  “ Benden fakirini bilmiyorum “ . “Öyleyse hurmaları ailene götür, yedir “ buyurdu (Buhari Savm: 30 )

Bir adamın siyah çocuğu olmuştur. Eşinden şüphelenir ve Peygamber (as) a durumu anlatır.

Peygamber (as) sorar, O da cevap verir:

-Senin develerin var mı?

-Var

-İçinde başka renkte olanı var mı?

-Var

-Öyleyse çocuğunda soyundan birine çekmiş olabilir” der. Adam rahatlar.

Resulullah (sav) her konuda sahabenin ümmetinin sorunlarını çözmüştür. Hatta peygamber olmadan Hacerü-l Esvedin yerine konmasında kabileler arasında kavgayı önlemiştir. Kabilelerden birer kişiyi örtünün ucundan tutturmuş, konacağı yere gelince kendisi tutup yerine koymuştur.

Allah bizleri O’nun ahlakı ile ahlaklanmak nasip etsin. Yolundan, sünnetinden ayırmasın.

Sallallahü aleyhi vesellem

Sallallahü aleyhi vesellem

Sallallahü aleyhi vesellem

 

YA RASÛLALLAH

 

Gül yüzünü rüyamızda

Görelim ya Rasûlallah!

Gül bahçene dünyamızda

Girelim ya Rasûlallah!

 

Sensin gönüllerin sultanı,

Getirdin yüce Kur’an-ı,

Uğruna tendeki canı,

Verelim ya Rasûlallah!

 

Aşkınla yaşarır gözler,

Hasretinle yanar özler,

Mübarek razvana yüzler,

Sürelim ya Rasûlallah!

 

Veda edip masivaya,

Yalvarıp yüce Mevla’ya,

Şefaati Mustafa’ya

Erelim ya Rasûlallah!


Bu yazıyı 475 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.