Hz. Muhammed (S.A.V.)’e Uymadan Kurtulamayız

Yüce kitabımız Kur’an’da şöyle haber verilmiştir :

“Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, onu içinden ırmaklar akan cennete koyarız.Onlar orada temelli kalıcıdırlar. Allah’a Peygambere başkaldıranları da içinde temelli kalacakları cehenneme sokarız.” (Nîsa :13-14)

“Deki ; Allah’ı seviyorsanız, bana uyun.” (Ali İmran : 31)

“Allah ve Peygamber bir şeye hükmettiği zaman inananlara, başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah’a ve Peygambere baş kaldıran, şüphesiz açıkça sapmıştır.”(Ahzab :36)

Hz. Peygamberde şöyle der :” Bana itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.Bana isyan eden de Allah’a isyan etmiş olur.Emrime itaat eden, bana itaat etmiş olur. Emrime itaat etmeyen bana isyan etmiş olur.”(Ramuz :405/5, K.Sitte :16/457)

 

Necip Fazıl :

“Müjdecim, kurtarıcım, efendim, Peygamberim,

Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim.” demiştir.

Birde : “Beri gel serseri yol,

O’nun ümmetinden ol.”  diye   haykır-mıştır.

Peygambere uymak, sünnetini yerine getirmek, insanı cennete götüren amellerin başında gelir.Sünneti bırakarak, sadece Kur’an’a uymak bizi kurtarmaz. İslâm, kitaba, sünnete, sarılmaktır. İslâm bizden bunu bekliyor.

Peygamber (as) :”Sünnetime yapışan kimse, cennete gider.”buyurmuş. (Siret Ans. 6/79)

Sünnete sarılmalıyız.Çünkü İslâmî hayatın pratiği sünnetle yaşanır.Sünnetsiz ümmet olunmaz. Sünnetten yüz çeviren Peygamberden yüz çevirmiş olur.

Hz. Peygamberin müjdesine bakın:

“Ümmetimin ahlâkı bozulduğu bir zaman da benim sünnetimle amel eden, sünnetimden ayrılmayan kimseye yüz şehit sevabı vardır.” (Ahmed Hamdi Akseki ,İslâm :32)

Peygamberin, kendisini seven ve rüyasında gören kimselere de müjdesi var :

“Kim beni rüyada görürse, uyanıkken görmüş gibidir. Zira şeytan benim suretime giremez.” (Ramuz :421/1)

“Beni rüyada gören cehenneme girmez.” (Ramuz :421/3) buyuran Peygamberimizi çok sevelim, yolundan gidelim, her isteğini özenle yerine getirelim. Biz O’na ne kadar önem verirsek, O’da bize o kadar yakın olacaktır.

Allah Rasûlüne İsyan Eden Ziyandadır :

Kur’an’da :

Nisâ 115  : “Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygambere karşı çıkar ve inananların yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız ; o ne kötü bir yerdir.” buyrulur.

Muhammed 33 :” Ey iman edenler ! Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin.İşlerinizi boşa çıkarmayın.”

İsra  71 : “Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.”

Hûd 98   : “Firavun kıyamet gününde kavminin önüne düşecek ve onları çekip ateşe götürecektir. Ve varacakları yer ne kötü yerdir.” buyrulmuştur.

Firavun’un peşine düşenler Kızıldeniz’de boğulup gittiler. Musa (as)’a uyanlar, Kızıldeniz’den geçip gittiler.

İnsan mutlaka birine uymak durumundadır. Peygambere uymadı diyelim,bir başkasına uyacak.

Geçmişte Peygambere uymamak helâka sebep olmuştur.

Peygambere uymak, Allah’ın emridir. Uyulmazsa Allah’a isyana girer.

Peygamberimiz şöyle demiştir :” Bana uyan cennete girer ; Bana isyan eden benden yüz çevirmiştir.”(Buhari İ’tizam :2) Bir hadislerinde de : “Kişi sevdiği ile beraberdir.”demiştir.

Nisâ Sûresi’nde :”Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu Peygamber, Sıddıklar,Şehitler ve Salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır” (Âyet :69) müjdesi vardır.

Allah Rasûlünün ifadesiyle :”Sözlerin en güzeli Allah’ın kitabı , yolların en güzeli Muhammed’in yoludur.” (Buhari, Edep :122)

“Bize Kur’an yeter.”sözü ile sünnetten , Hz. Peygamberin yolundan ayırmak isteyenlere Allah Rasûlünün ikazı biraz ağır. Şöyle uyarıyor :

“Dikkat edin ! Bana kitap verildi.Onunla beraber bir o kadar da hadis verildi.(Vahiy geldi) Dikkat edin, karnı doymuş bir adamın kalçasının üstüne oturup şöyle söylemesi yakındır. “Bizimle sizin aranızda Allah’ın kitabı var.Onda helâl olanı helâl, haram olanı haram biliriz.” Oysa zavallı bilmiyor ki, benim haram kıldığım şeyde Allah’ın haram kıldığı şey gibidir.” (Büyük Hadis Kül. :1/43)

“Sünnetimi canlı tutan beni seviyor demektir. Kim beni severse, cennette benimle beraberdir.”(Tirmizi,İlim :16) buyurur.

Peygambere uymayanlar,”Kıyamet günü pişmanlıktan ellerini ısırıp şöyle der :”Keşke o Peygamberle birlikte yol tutsaydım. Yazık bana ! Keşke falancayı dinlemeseydim, onu dost edinmeseydim.”(Furkan :27-28) diyeceği bildirilmiştir.

Uymayana da soruluyor :”Nereye gidiyorsunuz ?”diye.

            Peygambere Uymayanın Hali :

Ebu Cehiller, Ebu Lehebler Peygambere uymadı, cehennemi boyladılar.

Amcası Ebu Talib, hep Peygamberi korumuştu. Lâkin uymadı, kurtulamadı.

Kisra, Peygamberin mektubunu yırttı. Peygamber : “Parça parça ol.”dedi.O sırada Kisra’nın oğlu babasını parçalayıp öldürdü.

Peygamber, sol eliyle yiyene “Sağ elinle ye”dedi. Gururundan   “yiyemiyorum”  deyince, “yiyemez ol” dedi. O kişi bir daha sağ elini kullana- madı.

Bir zad önce sol ayakkabısını giymişti. Kendisine hafiften bir ses “öküz” dedi. Bir sünneti terk ettim, adım öküze çıktı deyip, düşüp bayıldı.

Beyazıd-ı Bistamiye bir kişiyi çok övmüşlerdi ;gidip görmek istedi. Onun Kıble tarafı- na tükürdüğünü gördü.O’na saygısı olmayanla   tanışmadan döndü.

Mescid kuşu Salebe , Peygambere uymayı bıraktı. Cenaze namazı bile kılınmadı.Kim Peygambere uymazsa helâk olur.

            Sahabeden birkaç örnek :

Abdullah b. Amr, kıpkırmızı bir elbise giyer. Peygamber: “Bu ne böyle ?”der. Derhal eve gider çıkarır, yakar.

Bir sahabi yüksekçe ev yapar.Mescidten yüksektir. Peygamber :”Bunu kim yaptı ?” der. Derhal katını yıkar.

Hacer b. Vâil, saç uzatmıştır. Peygamber : “Zübâb, zübâb = kötü, kötü” der.Hemen gidip kestirir.

Hz. Ömer (ra) oğlu Abdullah’a darıldı. Sebebi Peygamberin bir hadisi için tereddüt etmişti.Fikrinden vazgeçinceye kadar onunla konuşmadı.

            – Bir sahabenin yeğeni, faydasız bir oyun oynuyordu. Ona :” Peygamber bu oyunu yasak- ladı.”diyerek uyarmış, oynamaya devam edince de onunla konuşmamıştır.

Bir sahabe de altın yüzük takmıştı. Peygamberimiz “Bunu size yasaklamadım mı ?” deyip çıkarıp attı. Peygamber ayrılınca getirirler, “Al bozdur,çocuklarına harcarsın” dediler. Almadı : “Vallahi Peygamberin attığını almam.”dedi.

 

Gerçek iman sahiplerinin Allah ve Resûlüne bağlılıkları şöyleydi :

İslâm’ın ilk devirlerindeki Müslümanlar, Allah’a ve O’nun elçisine son derece bağlıydılar. Allah’ın emirlerini , Rasûlünün sünnetini, kâfirler istemese de güç ve takâtlarının üstünde bir gayretle yerine getirirlerdi. Yani Allah’ın dinini canla başla tebliğ ederlerdi.

Müslümanlar, Allah’a ve Peygambere bağlılıkları yüzünden büyük sıkıntılara uğramışlar, eza ve cefa çekmişlerdir. Bu uğurda mallarını, mülklerini terk edenlerin, işkence sonucu şehit olanların sayısı çoktur. Denilebilir ki, tarih, Peygamberine Ashab kadar bağlı olan bir topluluk kaydetmemiştir.

Bu konuda birkaç örnek vermek yerinde olur sanırım :

Allah’ın Elçisi, Bedir Savaşı için Muhacirlerin ve Ensarın fikrini öğrenmek ister. Ensardan Mikdad (ra) :

“Biz Musa Peygamberin kavminin söylediği gibi “Sen ve Harun gidin, savaşın, biz burada oturacağız” diyenlerden değiliz. Biz senin sağında, solunda, önünde, arkanda düşmanla çarpışırız.” derken , Sa’d İbn-i Muaz da :

“Ey Allah’ın Elçisi ! Biz sana inandık. Bize getirdiğin Kur’an’ın hak olduğuna şehadet ettik. Nasıl dilersen öyle yap. Sen bize denizi gösterip dalsan,biz de seninle beraber dalarız.Bir tekimiz bile geri dönmez.”der.

İslâm Peygamberinin ölümü üzerine Müslümanların ne derece sarıldıklarını tarihler kaydeder. Ayakta duramayan, konuşamayan, bay- gınlık geçiren, Medine’de oturamayıp, göç edenler…Bütün bu insanlar, Peygamberin cahiliye devrinin katılığından kurtarıp, örnek nesil haline getirdiği, canlarından,mallarından ve evlâtlarından daha çok Allah’ı ve Resûlünü sevenlerdi.

Peygamber Efendimizin hicret edeceği gece ölümü göze alıp O’nun yatağında yatacak kadar Peygamberi seven Hz. Ali (ra): “Biz Allah’ın Rasûlünü mallarımızdan, çocuklarımızdan, ana babalarımızdan, susayanın soğuk suyu sevmesinden daha çok severdik.”demiştir.

Hubab adlı bir Müslümanın, Âs isimli müşrikte alacağı vardır. Âs, Peygamberi inkâr etmedikçe borcunu ödemeyeceğini söyler. Hubab : ”Hayır, Vallahi ne sağlığımda ne ölümüm de nede tekrar dirildiğim zaman Muhammed’i inkâr ederim.” der.

Ebu Dücane (ra),Uhut Savaşı’nda Peygamberin önüne gerilmiş, bütün oklar kendisine isabet etmiştir. Bu savaşta Peygamberin öldüğü yayılmıştı.Ensardan bir kadın savaşta kocasının, oğlunun ve kardeşinin ölüm haberi üzerine savaş yerine gelmişti. Allah’ın Elçisini sordu :”Şurada” dediler. Oraya gitti, Peygambere nakledildiğine göre “Anam, babam sana fedâ olsun, sen sağsın ya.”dedi.

Peygamber, ilk Müslümanlarla Erkam’ın evinde otururken Hz. Ebu Bekir, Peygambere, müşriklere İslâm’ı anlatmak arzusunda olduğunu bildirdi.  Peygamber az daha zamanı var, dediyse de Ebu Bekir’i kıramadı. Ebu Bekir, müşriklere, putlardan vazgeçip Allah’a inanmalarını telkin eder. Müşriklerin saldırısı ile Ebu Bekir, kanlar içinde kalır ve bayılır. Evine götürürler. Ayılır ayılmaz, “Allah’ın Rasûlü ne halde ?” diye sorar, tekrar bayılır. Ayıldıktan sonra ne yiyip içeceğini sorarlar. O, gene Peygamberi sorar. İyi, derler. Peygamberi görünceye kadar bir şey yiyip içmeyeceğini söyler. Gene Erkam’ın evine gider, Peygamberi görür.

Adl ve Karre kabilelerinden birkaç kişi gelerek (yalandan) dini, Kur’an’ı öğretmeleri için Peygamberden birkaç kişi isterler. Peygamberimiz Asım b. Sabit’in başkanlığında altı kişi gönderir. Racî denilen yere geldiklerinde saldırı olayı olur. Üçü orada şehit olur, diğerleri ise dağa çıkarlar. Teslim oldukları takdirde öldürmeyeceklerini söylemeleri üzerine onlarda teslim olur.Teslim olur olmaz  ellerini bağlarlar. Yolda biri ellerini çözerek kaçarken şehit edilir.Geriye Hubeyb ile Zeyd adlarında iki kişi kalır.Zeyd’i Bedir’de babası öldürülen biri intikam almak için satın alır. Öldüreceği zaman Kureyş’in ulularını çağırır.

Ebu Süfyan, Zeyd’e sorar :

Senin yerine Muhammed’in öldürülmesini ister miydin ?

Zeyd şu cevabı verir :

Değil benim yerime öldürülmesi, ezâ veren bir dikenin O’na batmasını bile istemezdim.

Hubeyb de arkadaşının şehit edilmesinden sonra Bedir’de öldürülenlerin yerine işkence ile öldürüldü. Yalan söyleyip canlarını kurtarmayı düşünmediler.Ebu Süfyan, bu olaydan sonra : ”Arkadaşlarının Muhammed’i sevdiği kadar başka birinin sevildiğini görmedim.”demiştir.

Mekkeliler beni Haşim’e  “ Muhammed’i bize teslim ediniz , sizi memnun ederiz.”demişlerdi. Reddettiler. Kureyş, bütün ilişkiyi kesti, bu uğurda her türlü ezâ ve cefâya katlandılar.İmam-ı Azam, Peygamberin mezarının bulunduğu yere ayağını uzatmamıştır.İmam-ı Şafi, Medine’de atına binmemiştir.

Kısacası Müslümanlar, Allah’ın Elçisine böyle bağlıydılar.Aslında bu bağlılık, O’na ümmet olmanın  ve şefaatine nâil olmanın bir gereğidir.

Şu anda adını duyup ta derlenip toplanmayan, üzerine salavât getirmeyen azdır.

Sonuç olarak insanlar için düşünülen, en mükemmel gibi görünen her şey Allah’ın gönderdiği, Elçisinin bizlere tebliğ ettiğinin yanında eksiktir. Kaplumbağanın hayatını devam ettiren koruyucu kabuğu ters döndüğü zaman nasıl kendine ölüm tuzağı oluyorsa, İlahî vahyin dışında insanlık için gerekli olduğu iddia edilen şeyler de insanlığın helâkına  sebep olabilir.

Yüce Rabbımız :”Eğer Peygambere itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz.”(Nur Sûresi:54) “Ey inananlar ! Andolsun ki, sizin için Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok ananlar için Rasûlullah en güzel örnektir.” (Ahzâb:21) “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin,Rasûlüne itaat edin, ta ki ilâhi rahmete kavuşturulasınız.”(Nûr Sûresi :56) buyurarak insanlığa kurtuluş yolunu göstermiştir.

 


Bu yazıyı 581 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.