Hz. Peygamber temizliğe çok dikkat ederdi. Saçlarını devamlı yıkarlar ve tararlardı.”Saçı,sakalı olan ,onlara baksın.” derdi.Saçı darmadağın olan kimse için :”Bu adam saçını düzeltecek bir şey bulamamış mıdır ki ?” demiştir.

Hz.Enes (ra): “Hz.Peygamberin saçları kulaklarının orta hizasına kadar uzamıştır.” (Peygamberin Şemali,Ali Yardım: S.91)

Hz.Aişe (ra) : “Rasûlüllahın mübarek saçları kulak yumuşaklarını geçmezdi.” (S.91)

Humeyd (ra)’da :”Hz.Peygamber ,saçlarını icab ettiğinde ve zaman zaman yağlayıp tararlardı.” (S.96)

Hz.Ebubekir (ra) :” Peygamber ,saçını kına ve ketem ile boyardı.” diyor.(S.106) (Ketem: bir çeşit ot)

Saçların beslenmesi için zeytinyağı ile yağlardı.

Abdullah b.Mugaffel (ra) anlatıyor :

“Hz. Peygamber ,devamlı olarak saç ve sakal bakımı ile meşgul olmayı tasvip etmeyip; icap ettiğinde yapmayı tasvip ederdi.”(S.96)

-“Saçlarınızı boyayınız, fakat (yaşlılar için) siyaha boyamaktan sakınınız. Boyaların en güzeli kına ve civittir.”(Tıbbı Nebevi Ans: 2 / 546) demiştir.

Tevrat’ta :”Ağarmış saçını siyaha boyayan kimse mel’undur. “(S.107) deniyor.

Bir hadiste :  

-“Saç ve sakallarınızdaki beyaz kılları yolmayınız. İslâm uğruna saç sakal ağartan için onlar,kıyamet günü ,onun için nur olur.” (S.108) buyrulur.

Buna göre saç ve sakaldaki beyazlıklar boyamakla, yolmakla yok edilmeyecektir.Saç ve sakal güzel görünme maksadıyla siyaha boyanmayacaktır.

Hz. Peygamber (as) ,saçı sakalı ağardığı zaman :”Benim saçımı, sakalımı Hûd Sûresi ağarttı.”demiştir.

Bu da şöyle olmuştur:

Hz. Ebubekir ,Peygambere :

-“Anam babam sana feda olsun Ya  Rasûlallah ! Artık sizde de ihtiyarlık belirtileri görünmeye başladı.” demişti.

Peygamber eliyle sakalını tutunca Hz. Ebubekir, ağladı.Peygamber (as) :”Evet öyle.Beni Hûd Sûresi ihtiyarlattı.” dedi.

Bu Sûre ;

-Kavimlerin helâkından

-Ahiretten,

-Azabtan-sevaptan bahsettiği için peygam- berimiz Hûd Sûresi’nden çok etkilenmiş, böyle demiştir.

Değerli kardeşlerim,

Hz. Peygamberin sakalına “Sakal-ı Şerif” denir.Hz.Peygamber 23 yıllık peygamberlik hayatında tıraş olurken Ashab-ı Kiram, bir telini bile yere düşürmemiştir.

Bu kadar camide bu kadar Sakal-ı Şerif nereden çıktı ,denilemez.Hz. Peygamberin kutsal emanetleri bile bizde, sakalı niye olmasın ? O, yeryüzünde  en çok sevilen insandır.

“Sakal-ı Şerifi öpmek şirktir.” diyenler oluyor.

Hz. Peygamberin bir parçası olan Sakal-ı Şerife saygı göstermek ve öpmek asla şirk değildir. Burada Peygambere tapınma yoktur.İbadet etme yoktur. O’na tanrılık yakıştırılması da yoktur. Bu O’na sevgidir, bağlılıktır, aşktır.Bunu sevenler bilir.

Allah Rasûlü , saçına ,sakalına çok iyi bakardı.Hz. Peygamberin şemaili kitaplarında geçtiği gibi İbn-i Abbas’tan rivayet edildiğine göre ; müşriklere benzememek için saçlarını alnının üzerine salıverirdi. Zira müşrikler saçlarını ikiye ayırıp bir yarısını sağa ,öteki kısmını da sola salıverirlerdi.

Daha sonra saçlarını ,iki tarafa salıverdiği de olurdu.

Allah Rasûlünün sakalında çok az ak vardı. Bunun 15 civarında olduğu nakledilmiştir. Peygamber (as) ,sık sık tıraş olurdu, tarardı ve bakımını yapardı.Yanında tarak, misvak taşırdı. Kapı çalsa, saçını ,sakalını düzeltir, ondan sonra kapıyı açardı.

Ashabını da ,derli toplu olmaları,saç sakal bakımı yapmaları konusunda uyarırdı.Saçı sakalı dağınık mescide giren birine “ düzelt de öyle gir.” demiştir. Adam düzeltip girince de “Böyle mi güzel, şeytan gibi karma karışık gelmeniz mi daha iyi ?” demiştir.


Bu yazıyı 1.257 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ